|

Genel Başkanımız ve Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Konuşma Metni

Genel Başkanımız ve Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Konuşma Metni

Sevgili Gençler,

Değerli kardeşlerim,

Türkiye’nin 81 vilayetinden, İzmir ve çevresi illerden bu coşkuya ortak olan değerli yol arkadaşlarım,

Sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum.

Sizlerin şahsında, Türkiye’nin tüm gençlerini, Türkiye’nin coşkusunu, heyecanını selamlıyorum.

Böyle bir gençliğe sahip olmaktan, böyle AK gençlere sahip olmaktan gurur duyuyor, iftihar ediyorum.

Konuşmamın hemen başında, 3 gün sonra kutlayacağımız Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nın tüm gençlerimize, ülkemize, milletimize kutlu olmasını diliyorum.

Sevgili gençler…

Biz, 14 Ağustos 2001’de partimizi kurmadan önce, bu yola çıkmadan önce, kendimize dostlar edindik, yoldaşlar edindik, kardaşlar, arkadaşlar edindik.

Bu yolu hep birlikte yürüyeceğimiz, yılmadan, yıkılmadan birlikte mesafeler katedeceğimiz, birbirimize el vereceğimiz, omuz vereceğimiz yol arkadaşları edindik.

Buradan tüm samimiyetimle söylüyorum…

Aradan geçen 9 yıl boyunca, böyle genç yol arkadaşlarım olduğu için, böyle vefalı dostlarım, kardeşlerim olduğu için Allah’a hamdettim.

Rabbim, yolumuzu her daim açık etsin.

Rabbim dostluğumuzu, kardeşliğimizi daim etsin.

Sizin heyecanınız, sizin coşkunuz, sizin dinamizminiz bizim rehberimiz oldu.

Sizin geleceğiniz, bizim derdimiz oldu, tasamız oldu, kaygımız oldu.

Hazreti Mevlana, “DERT ADAMI YOLLARA DÜŞÜRÜR” diyor… Biz, gençlerin derdini derdimiz bildiğimiz için, Türkiye’nin çocuklarının geleceğini garantimiz bildiğimiz için bu yollara revan olduk.

Gençler tecrübesiz dediler…

Gençlere siyaset emanet edilmez dediler…

Gençlere idarecilik verilmez dediler…

Hayır dedik… Biz ülkemizin gençlerine sonuna kadar güveniyor, sonuna kadar inanıyoruz dedik ve gençlerimizin her alanda yolunu açtık.

Sevgili gençler… Sizlerden çok rica ediyorum… Açın, Selçuklu tarihini okuyun… Açın, Osmanlı tarihini okuyun… Açın, Cumhuriyet tarihini okuyun…

13 yaşında sultanlar olduğunu göreceksiniz… 15 yaşında kumandanlar olduğunu göreceksiniz… 17 yaşında fatihler olduğunu göreceksiniz… 20 yaşında mimarlar, dünyaya mal olmuş şairler, sanata, bilime yön vermiş delikanlılar olduğunu göreceksiniz…

Hani diyor ya Arif Nihat Asya:

DELİKANLIM, İŞARET ALDIĞIN GÜN ATANDAN

YÜRÜYECEKSİN... MİLLET YÜRÜYECEK ARKANDAN!

SANA SELAM GETİRDİM ULUBATLI HASANDAN...

SEN Kİ, BURÇLARA BAYRAK OLACAK KUMAŞTASIN;

FATİH’İN İSTANBULU FETHETTİĞİ YAŞTASIN!

ELDE SENSİN, DİLDE SEN, GÖNÜLDESİN BAŞTASIN...

FATİHİN İSTANBULU FETHETTİĞİ YAŞTASIN!

Evet gençler… Tıpkı atalarınız gibi, tıpkı mirasını devraldığınız dedeleriniz gibi, sizler de tarih yazacak, sizler de tarihi değiştirecek yaştasınız.

İşte onun için kendinizi iyi yetiştirin.

Okuyun, araştırın, ülkemizdeki ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip edin.

Gelecek elbette sizlersiniz… Geleceği şekillendirecek olan elbette sizlersiniz…

Ama geleceği şekillendirecek olan gençlik, kendini geleceğe iyi hazırlamalı, okuyarak, araştırarak, düşünerek ve neticelendirerek kendini ilim ve irfanla donatmalı.

Üstad Necip Fazıl Gençliğe Hitabe’sinde diyor ya…

“KÖKÜ EZELDE VE DALI EBEDDE BİR SİSTEMİN, AŞKINA, VECDİNE, DİYALEKTİĞİNE, ESTETİĞİNE, İRFANINA, İDRÂKİNE SAHİP BİR GENÇLİK…

‘KİM VAR? ‘ DİYE SESLENİLİNCE, SAĞINA VE SOLUNA BAKMADAN FERT FERT ‘BEN VARIM! ‘ CEVABINI VERİCİ, HER FERDİ, ‘BENİM OLMADIĞIM YERDE KİMSE YOKTUR! ‘ FİKRİNİ BESLEYİCİ BİR DÂVA AHLÂKINA KAYNAK BİR GENÇLİK…

İşte her birinizin, bu şuurla, bu hissiyatla geleceğe yürümesini arzu ediyor, bunun için gece demeden, gündüz demeden çalışıyoruz.

Bizim bir davamız var sevgili gençler…

Bizim davamız demokrasi davası…

Bizim davamız, Türkiye’yi büyütme davası…

Bizim davamız, milletimizi yüceltme davası…

Biz, Türkiye’nin istikrarını, Türkiye’nin refahını, Türkiye’nin huzur ve emniyetini kendimize dava olarak belirledik.

Biz farklıyız değerli gençler…

Biz bu yola koltuk sevdasıyla çıkmadık.

Biz bu yola makam sevdasıyla çıkmadık.

Biz, kendi şahsi çıkarlarımız için, kendi ikbalimiz, kendi istikbalimiz için bu yola çıkmadık.

73 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının derdi bizim derdimizdir.

780 bin kilometre kare vatan toprağında nefes alıp veren her bir kardeşimizin davası bizim davamızdır.

Türkiye’nin meseleleri bizim meselemizdir.

Hani, Yunus Emre diyor ya…

BİZ KİMSEYE KİN TUTMAYIZ

AĞYAR DAHİ DOSTTUR BİZE

DÜŞMANIMIZ KİNDİR BİZİM

KAMU ALEM BİRDİR BİZE

Yunus’tan alarak ilhamı, gönüller fethetmeye, gönüller yapmaya, dargınlıkları bitirmeye, kardeşlikleri pekiştirmeye geldik biz.

Biz ayrımcılığı ortadan kaldırmaya, farklılıkları gidermeye, husumetleri yok etmeye, sevgiyi, aşkı, hakkı ve hukuku çoğaltmaya geldik.

İşte onun için, biz koltuğuna yapışıp kalan siyasetçilerden değiliz.

Biz, gençlerden korkan, gençlerden çekinen, yerini gençlere bırakmaktan kaçınanlardan değiliz.

Şunu her zaman aklınızda bulundurun sevgili gençler… Bu makamlar, bu koltuklar bize aziz milletimizin emanetidir.

Vakti zamanı geldiğinde, o emaneti gerçek sahibine, millete, gençlere teslim etmekten, devretmekten asla kaçınmayız.

Bakınız değerli arkadaşlarım… Önceki hafta Türkiye Büyük Millet Meclisi, 1982 Darbe Anayasası üzerinde tarihi nitelikte bir değişiklik gerçekleştirdi.

Öncelikle şunu söylemek istiyorum… Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, Anayasa Değişikliği görüşmeleri esnasında sergilenen o tavırlar sizi ürkütmesin, sizi asla siyasetten uzaklaştırmasın.

Orada sergilenen nezaketsizlik, orada sergilenen sorumsuzluk, orada sergilenen iftira, karalama, çamur atma seviyesizliği sizi siyasetten soğutmasın.

İşte o manzaradan dolayı siz gençler önemlisiniz.

İşte o manzarayı değiştirmek, siyasetin dilini dönüştürmek, siyaset kültürünü daha da modernleştirmek için, hoşgörüyü, birbirini anlama, birbirini dinleme kültürünü yerleştirmek için inadına siz gençler görev ve sorumluluk yüklenmelisiniz.

Karanlıktan şikayet etmeyin, karanlığa bir mum da siz yakın.

Bizim, AK Parti olarak, siyasete üslup ve seviye kazandırma mücadelemize sizler de omuz verin.

Bu ülkede gerilimden beslenmeyen bir siyasetin mümkün olduğunu biz gösterdik, göstermeye devam edeceğiz.

Bu ülkede hakaret etmeden, iftira atmadan, çamur atmadan, haksız ithamlara başvurmadan siyaset yapılabileceğini biz ispat ettik, inatla ispat etmeyi sürdüreceğiz.

Bu ülkede, belli sınıfların, belli çıkar gruplarının, imtiyazlıların adına değil, millet adına siyaset yapılacağını biz gösterdik, göstermeye de devam edeceğiz.

Çetelere karşı onurlu duruş sergiledik, dik bir duruş sergiledik.

Mafyatik örgütlenmelere, hukuk dışı örgütlenmelere karşı göğsümüzü siper ettik.

Biz dedik ki: Siyaset millet için yapılır, milletle birlikte yapılır, gücünü milletten alarak yapılır.

Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir dedik, yetki de, karar da milletindir dedik, millet ne derse o olur dedik.

İşte en son, Anayasa Değişikliği süreci, bizim bu samimiyetimizi bir kez daha ortaya koydu.

Biz risk aldık.

Biz elimizi taşın altına koyduk.

Biz, değişim adına her türlü hakareti, her türlü iftira ve ithamı göğüsledik.

Sonuçta, milletin emanetini yere düşürmedik, milletin bize verdiği yetkiyi boşa çıkarmadık, milletimize hamdolsun hayal kırıklığı yaşatmadık.

AK Parti Grubu, bugüne kadar hiçbir parti grubuna nasip olmayan dayanışma örneği gösterdi.

AK Parti Grubu, kardeşliğinden, birlik ve bütünlüğünden asla taviz vermedi.

Diyorum ya… Önce arkadaş edineceksin, sonra yola çıkacaksın… Ben, 6 Mayıs gecesi, bir kez daha böyle arkadaşlarım olduğu için, bir kez daha yola böyle dostlarla çıktığım için grubumla, tüm teşkilatımla gurur duydum.

Böyle bir grubun, böyle bir teşkilatın neferi olmaktan dolayı iftihar ettim.

CHP, MHP, BDP tek ses oldular, blok oldular, elele verdiler ve değişimin önünü kesmek için mücadele ettiler.

Birbirinin zıddı gibi görünenler, o iki hafta boyunca Meclis’te tam bir uyum sergilediler.

Dikkatinizi çekiyorum… Türkiye’nin neresine gidersiniz gidin, bunlara ait tek bir dikili taş bulamazsınız.

Bunların üst üste koyduğu tuğla bulamazsınız.

“Şu da bizim eserimizdir” diyebilecekleri tek bir eser göremezsiniz.

Bunların tek yapabildiği, her şeye, ama har şeye kesin bir inançla muhalefettir.

Değişim söz konusu olduğunda, dönüşüm söz konusu olduğunda, Türkiye’nin ilerlemesi, büyümesi, gelişmesi söz konusu olduğunda, bunlar hemen ittifak yapar, değişimin önünü kesmeye çabalarlar.

Çünkü Türkiye değişirse bunlar da değişmek zorunda kalacak.

Türkiye gelişirse, bunlar koltuklarını terk etmek zorunda kalacak.

Türkiye ilerledikçe, demokrasinin standartları yükseldikçe, siyasetin tarzı değiştikçe, bunlar tedavülden kalkacak.

Korkuları işte bu yüzden… Muhalefetleri bu yüzden… Değişime dirençleri bu yüzden…

Allah aşkına, 21’inci Yüzyılda yaşıyoruz, bilgi çağında, iletişim çağında, internet çağında, hız çağında yaşıyoruz.

Böyle bir çağda, böyle bir zamanda, bir siyasi lider düşünün ki, Ankara’dan dışarıya çıkamıyor.

Hakkari’ye gidemiyor, İzmir’e gelemiyor, Iğdır’ı ziyaret edemiyor, Edirne’nin dertlerini dinleyemiyor.

Siz bir tuşla dünyanın öbür ucuyla iletişim kuruyorsunuz…

Siz, bir veb sayfası açıp dünyanın diğer ucundan bilgi alıyor, haber alıyorsunuz.

Siz hızlı tren çağını yaşıyorsunuz, 3 G çağını yaşıyorsunuz, küresel bir dünyanın gereklerini yapıyorsunuz.

Ama onlar, henüz Ankara’dan çıkma basiretini gösterebilmiş değil.

Bakın ben buraya Bayındır ilçesinden, Menemen ilçesinden, oradaki toplu açılış törenlerinden geldim.

Onun öncesinde Manisa’da toplu açılış töreni gerçekleştirdim.

Manisa’ya Yunanistan’dan geldim.

Onun öncesinde Ankara’da Rusya Devlet Başkanını ağırladım, Rusya ile aramızdaki vizeleri de kaldıran tam 17 anlaşma imzaladım.

Bitti mi… Hayır… Şimdi buradan Bakü’ye geçiyoruz, orada enerji alanında önemli bir anlaşmaya imza koyacak, Bakü’de yapılan Atatürk anıtını açacağız.

Oradan Gürcistan’a, Batum’a geçecek, orada görüşmeler, açılışlar yapacağız.

Oradan İspanya’ya, Madrid’e geçecek, Avrupa Birliği Latin Amerika ve Karayipler Zirvesi’ne katılacağız.

Biz yollardayız… Biz milletimizle kucaklaşıyoruz, illerimizle, ilçelerimizle kucaklaşıyor, oralara hizmet taşıyoruz.

Biz ülke ülke dolaşıyor, Türkiye’nin ticaretini, Türkiye’nin itibarını artırmanın mücadelesini veriyoruz.

Biz, bölgesel barış için, küresel barış için ter döküyoruz.

Biz, vatandaşlarımızın, soydaşlarımızın dertlerini kendi derdimiz görüyor, o dertlere şifa bulmak için memleket yollarını, dünya yollarını arşınlıyoruz.

Ama onlar ne yapıyor… Tek gidebildikleri yer Anayasa Mahkemesi…

Biz Manisa yollarındayız, İzmir yollarındayız, onlar Anayasa Mahkemesi’nin yolundalar.

Biz Menemen’in, Bayındır’ın yollarındayız, onlar Mahkeme kapılarındalar.

Biz Yunanistan, Azerbaycan, Gürcistan, İspanya yollarındayız, onlar yollara hendek kazmanın gayretindeler…

Herkes yolunu kendi çizer, herkes yolunu kendi belirler. Biz kendimize milletin rotasını, milletin istikametini seçtik.

Varsın onlar mahkemelere gitsin, biz milletimize gidiyor, milletimizin hakemliğine
başvuruyoruz.

İşte 12 Eylül 2010’de sandık bir kez daha milletimin önüne gelecek.

Milletim, kendi istikametini, kendi rotasını bir kez daha sandık yoluyla kendisi belirleyecek.

12 Eylül 1980 darbesinin 30’uncu yıl dönümünde, aziz millet 12 Eylül Anayasası’ndaki en büyük, en kapsamlı, en demokratik değişime kendisi karar verecek.

Bir 12 Eylül sabahı, Türkiye tank sesleriyle, postal sesleriyle uyanmıştı.

30 yıl aradan sonra yine bir 12 Eylül sabahı, inşallah millet, aydınlık bir Türkiye’nin, demokratik, ileri, güçlü bir Türkiye’nin kapılarını aralayacak.

Sevgili gençler…

Değerli AK Gençlik,

Değerli kardeşlerim…

Şu hususa özellikle dikkatlerinizi çekmek istiyorum…

Türkiye ne zaman şaha kalktıysa, Türkiye ne zaman atılıma geçtiyse, Türkiye ne zaman zincirlerinden, prangalarından kurtulma gayreti içine girdiyse, kirli bazı oyunlar, kirli bazı senaryolar tedavüle girdi.

Faili meçhullerle, güvenlik güçlerimize yönelik alçakça saldırılarla, provokasyonlarla, tahriklerle Türkiye karartılmak istendi.

Biz, AK Parti iktidarı olarak, yedi buçuk yıl boyunca bu kirli senaryoları boşa çıkarmak için yoğun gayret sarfettik.

Danıştay Saldırısını asla unutmayın sevgili gençler.

Danıştay saldırısı sonrasında yapılan açıklamaları unutmayın.

Saldırı sonrasında atılan manşetleri, yapılan yorumları unutmayın.

Cenaze törenlerinin nasıl siyasi istismar zemini yapıldığını, milletin nasıl korkutulduğunu, tedirgin edildiğini unutmayın.

Biz bu oyunları bozduk. Çetelerin üzerine cesaretle gittik, bunların kirli birer senaryo olduğunu ortaya çıkardık.

O kirli ilişkileri, o kirli işbirliklerini tek tek açığa çıkardık, çıkarmaya da devam ediyoruz.

Şurası son derece önemli… Bizim başlattığımız Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi, Türkiye’deki işte bu kirli oyunlara son verecek, şeffaflığı getirecek, kardeşliğimizi pekiştirecek, Türkiye’yi büyütecek bir projedir.

Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi, yıllardır terörden, ayrımcılıktan, husumetten, istismardan beslenen kirli odakların emellerine son verecek bir projedir.

Alevi ile Sünni’yi birbirine kırdırıp, bundan nemalanmak isteyenler çıktı.

Türk ile Kürdün kardeşliğine fesat tohumları ekmek isteyenler oldu.

Azınlıkları bu ülkeden kovmak, göç ettirmek isteyenler oldu.

Etnik ayrımcılıktan, inanç farklılıklarından, gelir dağılımındaki adaletsizlikten kendisine siyasi ya da ekonomik çıkar sağlamanın peşine düşenler oldu.

Ülkeyi gerici, ilerici, laik, anti-laik gibi kamplara bölmek, bu ayrımcılıktan çıkar devşirmek isteyenler oldu.

Hamdolsun, Türkiye bu oyunların hiç birine gelmedi, bu kirli tuzakların hiç birine düşmedi.

Şimdi bizim yaptığımız, işte bu istismar zeminlerini ortadan kaldırmaktır.

Biz, 73 milyon vatandaşın her birinin, devlet karşısında birinci sınıf vatandaş olması gerektiğine inanıyor, bunu tesis etmenin mücadelesini veriyoruz.

Biz, Yunus’un dediği gibi, “Yaradılanı, yaradandan ötürü seviyoruz”

Çanakkale’de nasıl birlikte şehit olduysak, Kurtuluş Savaşını nasıl omuz omuza verdiysek, İzmir’i nasıl birlikte istiklaline kavuşturduysak, bugün de istikbalimizi hep birlikte inşa edeceğiz.

Bu istismarcılara karşı çok dikkatli olmanızı istiyorum sevgili gençler…

Bu tuzaklara gelmeyin, bu tahriklere asla boyun eğmeyin.

Özellikle AK gençliğin, AK Parti gençliğinin, vakarıyla, ferasetiyle, ağır başlılığıyla, nezaket ve hoşgörüsüyle diğer tüm gençlere örnek olmasını istiyorum.

Kahramanmaraş’ta bu ülkenin gençleri heba oldu.

Çorum’da bu ülkenin gençleri heba oldu.

12 Eylül öncesinde bir çok ilimizde gençlerin hayatları bir hiç uğruna söndü.

30 yıldır ülkemizin doğusunda, güneydoğusunda gencecik fidanlarımızın cansız bedenleri toprağa düşüyor.

Peki kim kazandı?

Kahramanmaraş’ta, Çorum’da, 12 Eylül öncesi olaylarda, Gazi Mahallesi olaylarında kim kazandı?

Terörden kim kazandı?

İstismarcılar kazandı, silah tüccarları kazandı, Türkiye’yi yokluğa, yoksulluğa, geri kalmışlığa, ümitsizliğe sevketmek isteyenler kazandı.

Peki kim kaybetti? Gençler kaybetti, anneler kaybetti, biz kaybettik, siz kaybettiniz.

Soruyorum; Daha fazla kaybetmeye tahammülümüz var mı?

Annelerimizin göz yaşı dökmesine tahammülümüz var mı?

Gençlerin ölümüne tahammülümüz var mı?

Enerjimizin heba olmasına, kaynaklarımızın tüketilmesine tahammülümüz var mı?

Düşmanlarımızı sevindirmeye, karanlık senaryo sahiplerini umutlandırmaya artık tahammülümüz var mı?

Öyleyse bu işi çözeceğiz.

Terörle mücadelemizden taviz vermeyecek, ama eş zamanlı olarak demokrasiyi, kardeşliği pekiştirerek bu işi çözeceğiz.

Bu işi siz çözeceksiniz, biz çözeceğiz, hep birlikte çözeceğiz.

143 bin yeni derslik yaptık, daha fazlasını yapacak ve bu işi çözeceğiz.

69 yeni üniversite açtık, gerekirse daha fazlasını açacağız, üniversitelerimizi dünyayla yarışır hale getirecek ve bu işi çözeceğiz.

2002’de 193 olan yükseköğrenim öğrenci yurt sayımızı 256’ya, kapasiteyi 188 binden 230 bine çıkardık, daha da fazla yurt açacak, imkanları daha da artıracağız.

Bu arada İzmirli gençlere de bir müjdeyi vermek istiyorum: İzmir Buca’da 1.000 öğrenci kapasiteli bir yurt projemiz vardı. Arsa problemi çözüldü, bu yurdumuzun da inşaat ihalesine 3 ay içinde çıkıyoruz.

2002’de 45 Lira olan burs ve öğrenci kredisi miktarını 200 Lira’ya çıkardık ve isteyen herkese ödüyoruz.

2002 yılında 451.550 öğrenciye öğrenim kredisi verilirken, 2010 yılında burs ve öğrenim kredisi alan öğrenci sayısı 961.227’ ye ulaştı.

İmkanlar arttıkça, bunu azami derecede öğrencilerimize yansıtmaya devam edeceğiz.

11 bin 300 kilometre bölünmüş yol yaptık, daha fazlasını yapacağız.

420 bin yeni konutun inşaatını başlattık, daha fazlasını inşa edeceğiz.

Türkiye’nin ekonomisini büyüttük, itibarını büyüttük, daha da büyüteceğiz.

Türkiye’nin kardeşliğini pekiştirdik, daha da pekiştirecek ve Allah’ın izniyle bu işi çözeceğiz.

Gençler… Siz yanımızda olduğunuz müddetçe bizim çözemeyeceğimiz mesele yok.

Siz yüreğinizi bu yola koyduğunuz sürece bizim aşamayacağımız engel yok.

Hayalleri yedi buçuk yılda gerçeğe dönüştürdük, sizin çabalarınızla daha nice hayaller gerçeğe dönüşecek.

Şimdi, bugünden itibaren, şu andan itibaren, sokak sokak dolaşıp, Anayasa Değişikliği paketini tüm Türkiye’ye anlatmanızı istiyorum.

Anayasa değişikliğinin Türkiye’yi, şehirlerimizi, ekonomimizi, milletimizin ve ülkemizin kaderini nasıl değiştireceğini anlatmanızı istiyorum.

Değişime karşı çıkanların, aslında demokrasiye, aslında millete karşı çıktıklarını anlatmanızı istiyorum.

Milli Birlik ve Kardeşlik Projemizi anlatmanızı istiyorum.

Sabırla, sağduyuyla, aklı selimle, nezaketle ve hoşgörüyle gerçekleri Türkiye ile paylaşmanızı istiyorum.

Bir kez daha söylüyorum: Sizin gibi bir gençliğe, sizin gibi bir kadroya sahip olduğum için Allah’a hamdediyorum.

Bana sizin gibi yol arkadaşları nasip ettiği için Rabbime hamdediyorum.

Allah, yolunuzu açık etsin, Rabbim bahtınızı açık etsin.

Ben sizlerden razıyım, sizler de bizden razı olun.

Hepinizi sevgiyle selamlıyor, sizleri Allah’a emanet ediyor, kalın sağlıcakla diyorum.

  • Kadın Kolları
  • Gençlik Kolları
  • AKIM
  • Yaşlılar Koordinasyon Merkezi
  • Engelliler Koordinasyon Merkezi
  • Akparti Siyaset Akademisi
  • Kütüphane
Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Merkezi : Söğütözü Caddesi No : 6 Çankaya / ANKARA . Tel: 0312 204 50 00 (Pbx) Faks : 0312 204 50 44