|

Zalimin Zulmü: Mescid-i Aksa

Ortadoğu’nun şımarık çocuğu İsrail Mescid-i Aksa’yı kapatarak bir kez daha haddini aştı. Bir kez daha’nın altını çiziyorum. Çünkü bu ilk değil.

Peki neler olmuştu?

1969’da Denis Michael Rohan adlı Avusturyalı  bir Yahudi Mescid-i Aksayı  kundaklamaya teşebbüs etti.

1980’de Meir Kahane adlı Yahudi Mescid-i Aksa’nın bir köşesine patlayıcı madde koyarak patlatmaya çalıştı.

1982’de yine patlatılmaya çalışıldı.

1983’de gizli bir tünel olduğu ortaya çıktı.

1986’da Yahudili bazı parlamenterler askerlerin koruması eşliğinde Mescid-i Aksa’ya girmek istediler.

1990’da Mescid-i  Aksa’ya yapılan saldırıda otuz Filistinli hayatını kaybetti.

2000 yılında Ariel Şaron’un girilmesi yasak olan Mescid-i Aksa’yı asker ve polis korumaları eşliğinde ziyaret etmesi provokasyon çağrısı olarak nitelendirildi. Protesto gösterileri sonucunda ayaklanma çıktı ve beş yıl süre devam etti.

Mescid-i Aksa’nın yanı sıra 1994 yılında Hazreti İbrahim’in mezarının bulunduğu İbrahim Camisinde de Baruh Goldstien isimli koyu sağcı Yahudi’nin yirmi dokuz Filistinliyi öldürmesi sonucu İsrail, camiyi ikiye bölmüştü.

Nedir bu hırs, bu öfke? diye soracak olursak; iki İsrailli yöneticinin sözlerini hatırlatmak gerekir.

Birincisi; İsrail’in kurucusu David Ben Gurion’un “ Kudüssüz İsrail’in anlamı yok , tapınaksız  Kudüs’ün bir anlamı yok.” sözleriyle Mescid-i Aksa üzerinde bir güce sahip olunmak istenmesi

İkincisi; İsrail cumhurbaşkanı Reuven Rivlin’in  şu sözleri “ İsrail toplumunun hasta olduğunu kabul etmemiz ve bu durumu tedavi etmenin zamanı geldi.”

Mescid-i Aksaya sessiz kalmayıp neden sahip çıkmalıyız?

Bu günlerde müslümanlar olarak hepimizin aklından bu soru geçmesi gerekir.

“Üç mukaddes mescidden biri Mescid-i Aksa
Bize ümmet demez Resul mezardan kalksa…”

Bu soruya istinaden yıllar önce Kudüste rehberlik yapan Filistinli Kardeşimiz Samer Siam ile yapılan herşeyi özetleyen şu röportajı paylaşmadan geçmeyelim;

“Anneler babalar daha iyi anlarlar, onlar kaç çocukları olursa olsun hiç biri arasında ayrım yapamaz, eşit severler. Ama bir gün çocukalrından biri hastalandığında ya da başına bir sıkıntı geldiğinde tüm ilgilerini onun üzerine yoğunlaştırırlar. İşte bizim içinde Mekke de Medine de Kudüs de bizim için çok önemlidir. Üçünü de severiz ama Kudüs şimdi hastadır. “miraç” mucizesi günü Mescid-i Aksa’da tüm peygamberler Resullullah’ın imamlığında toplanıp namaz kılmışlardır. Mescid-i Aksa bereketin merkezidir.”

Ve devam eden şu sözleri daha bir dikkat çekicidir.

“Tarihe baktığımızda da göreceksiniz ki Kudüs kimin elindeyse o devlet dünya’ya hükmeden devlet olmuştur. İşte bunlar gibi çoğu sebepten Mescid-i Aksayı sevmeliyiz.Yalnız bırakmamalıyız. Bizim Kudüs’ü yeniden fethedecek yeni bir Selahattin  Eyyubi’ye, yeni bir Fatih’e ihtiyacımız var. Ben inanıyorum ki bu Fatih Türkiye’den çıkacaktır. Buaraya yapılan yardımların neredeyse hepsi Türklerin yardımlarıdır.”

İşte Filistinli kardeşimiz böylesi güzel tasvir etmiş.

Bir de yine bu soruya istinaden Akif İnan’ın Mescid-i Aksa şiirinin son dörtlüğünü paylaşmadan geçmeyelim:

“Mescid-i Aksayı gördüm düşümde
Götür müslümana selam diyordu,
Dayanamıyorum bu ayrılığa ,
Kucaklasın beni İslam diyordu.”

Merve İNAN
AK Parti Genel Merkez Gençlik Kolları
Tanıtım ve Medya Başkanlığı Komisyon Üyesi

  • Kadın Kolları
  • Gençlik Kolları
  • AKIM
  • Yaşlılar Koordinasyon Merkezi
  • Engelliler Koordinasyon Merkezi
  • Akparti Siyaset Akademisi
  • Kütüphane
Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Merkezi : Söğütözü Caddesi No : 6 Çankaya / ANKARA . Tel: 0312 204 50 00 (Pbx) Faks : 0312 204 50 44