AK SİTELER AK SİTELER
Diğer Resmi Ak Siteleri
Kadın Kolları

Kadın Kolları

Kadınlarımızla yarınlar daha aydınlık olacak.

WEB SİTESİNE GİT
Gençlik Kolları

Gençlik Kolları

AK Gençlik, kökü mazide, gözü istikbalde olan gençliktir.

WEB SİTESİNE GİT
AK Parti İletişim Merkezi (AKİM)

AK Parti İletişim Merkezi (AKİM)

Görüşleriniz bizim için önemli.

WEB SİTESİNE GİT
AK İcraatlar

AK İcraatlar

Birlikte başardık!

WEB SİTESİNE GİT
Yaşlılar Koordinasyon Merkezi

Yaşlılar Koordinasyon Merkezi

Yaşlılar toplumun kutup yıldızıdır.

WEB SİTESİNE GİT
Engelli Koordinasyon Merkezi

Engelli Koordinasyon Merkezi

Yeter ki gönüller engelli olmasın. İnşallah her engel aşılır.

WEB SİTESİNE GİT
TBMM Grup Başkanlığı

TBMM Grup Başkanlığı

WEB SİTESİNE GİT
AK Kütüphane

AK Kütüphane

AK Kütüphane

WEB SİTESİNE GİT
Tükiye Bülteni

Tükiye Bülteni

Tükiye Bülteni

WEB SİTESİNE GİT
Siyaset Akademisi

Siyaset Akademisi

Siyaset Akademisi

WEB SİTESİNE GİT
26-12-2018 15:37:14

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, TÜBİTAK ve TÜBA Ödül Töreni'ne katıldı

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ve Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Ödülleri Töreni'ne katıldı.

Erdoğan, burada yaptığı konuşmasında, Türk ve dünya bilim literatürüne katkıları dolayısıyla ödüle layık görülen tüm bilim insanlarını, emekleri ve gayretleri için kutlayarak ve teşekkürlerini sunarak başladı.

Genç bilim insanlarının gözlerinden yansıyan heyecanın, azmin, gururun ve cesaretinin ülkenin geleceği adına büyük umutlar aşıladığına işaret eden Erdoğan, bilim hayatlarının daha başlarındayken üniversitelerine, ailelerine ve Türkiye'ye güzel iftihar tabloları yaşattıkları için kendilerine teşekkürlerini iletti. Erdoğan, TÜBİTAK ve TÜBA'yı da ülkenin bilimsel araştırma havuzunun genişlemesine yaptıkları katkılardan ötürü tebrik etti.

Bu yıl milli akademi TÜBA'nın 3 farklı alanda 47 ödülü bulunduğunu belirten Erdoğan, TÜBA Akademi Ödüllerini Moğolistan, Romanya, Singapur ve Amerika'dan 4 bilim insanının kazandığını dile getirdi. TÜBA Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanı Ödüllerini ise bu yıl 24 farklı üniversiteden 36 gence takdim edeceklerini bildirdi.

Erdoğan, ayrıca bu sene biri merhum Halil İnalcık Özel Ödülü olmak üzere 7 eserin de TÜBA Bilimsel Ödülü'ne layık görüldüğünü ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bugünkü programla birlikte TÜBA tarafından ödüllendirilen bilim adamı ve eser sayısı toplamda 688'e yükseldi. Bu sene İslam bilim tarihi alanında yazdığı eşsiz eserlerle dünya çapında üne sahip olan bir hocamızı, bir ulu ilim çınarımızı kaybettik. 30 Haziran 2018'de ahirete irtihal eden Prof. Dr. Fuat Sezgin Hocamız, sadece ülkemizin son yıllarda yetiştirdiği en başarılı, çalışkan ilim insanlarından biri değildi, o aynı zamanda yüreği bu ülke için çarpan, bu ülkenin istikbali için fikir çilesi çeken, emek veren, üreten gerçek bir vatanseverdi.

O, 94 yıllık ömrünün kahir ekseriyetini, medeniyetimizin ilmi birikimini gün yüzüne çıkarmaya adayan bir fikir işçisiydi. Hocamız, 'Amacım Müslümanlara, İslam bilimlerinin gerçeğini tanıtmak, benlik duygularını törpüleyen yanlış yargılardan onları kurtarmak' diyen bir münevverdi. Hayatıyla, eserleriyle, çalışkanlığıyla, vatanperverliğiyle geride hoş bir sada ve eserler bırakan Fuat Sezgin Hocamızın adının yaşatılmasını boynumuzun borcu olarak görüyoruz. O da maalesef bu ülkede çile çeken, çile çektirilen, bunun neticesinde de Almanya'ya gitmek zorunda kalan bir insandı. Ama o orada da durmadı, orada da bu vatan hasretiyle çalıştı, sonunda eserlerinin büyük bir kısmını da yine adına kurulan vakıfla birlikte, Gülhane Parkı'ndaki yerini de, kabri bir tarafta, müzesi her şeyiyle orada bu çalışmalar devam ediyor. Onu unutmayacağız, onu unutturmayacağız."

"HALİL İNALCIK HOCAMIZI DA RAHMETLE VE ÖZLEMLE YAD EDİYORUM"

Bu amaçla 2019'u Türkiye genelinde Prof. Dr. Fuat Sezgin yılı ilan ettiklerini vurgulayan Erdoğan, sene boyunca düzenlenecek etkinliklerin hem Sezgin'in hayatının hem de onun ömrünü adadığı İslam kültür ve medeniyet hazinesinin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacağına inandığını ifade etti.

Erdoğan, bilhassa da genç kuşakların, Sezgin'in gayretinden, cesaretinden ve çalışkanlığından alacağı pek çok örnek olduğunu düşündüğünü aktararak, "Bu vesileyle 2016'da ebediyete uğurladığımız Halil İnalcık Hocamızı da rahmetle ve özlemle yad ediyorum. Yüce Mevlam, ülkemizin bu güzide iki ilim adamına rahmet ve mağfiret eylesin diyorum." dedi.

TÜBİTAK tarafından seçilen bilim insanlarına da ödüllerinin tevdi edildiğini belirten Erdoğan, "Ülkemiz genelinde yapılan incelemeler ve elemeler sonucunda TÜBİTAK tarafından 3 farklı kategoride 18 başarılı bilim insanı ödüle layık görüldü. TÜBİTAK'ın 5 temel bilimler, 3 mühendislik bilimleri ve 4 sosyal bilimler alanındaki 12 teşvik ödülü, bunun yanında 3 özel ödülü ve 3 bilim ödülünü de bugün sahipleriyle buluşturuyoruz." diye konuştu.

TÜBİTAK tarafından 1966'dan beri farklı sahalarda ödül verilen araştırmacı ve bilim insanı sayısının 773'e yükseltildiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, TÜBA ve TÜBİTAK tarafından ödül verilenlere ülke ve millet adına teşekkürlerini iletti. Erdoğan, "Kendilerinden çok daha büyük başarılara, araştırmalara, akademik ve ilmi çalışmalara imza atmalarını beklediğimizi de özellikle belirtmek istiyorum." ifadesini kullandı.

"BİLİMSEL ÇABALARIN EKSİK VE YARIM KALACAĞI UNUTULMAMALIDIR"

Erdoğan, "Bilim ve teknolojiden mahrum bir kalkınma çabasının menzile varması mümkün değildir. Bilim, kültür ve sanat adamlarına destek olmayan bir devletin beklediği atılım sürecine girmesi ham hayal olarak kalacaktır. Kültür ve medeniyet kökleriyle, manevi hazinelerinden kopup yürüyen bilimsel çabaların da eksik ve yarım kalacağı unutulmamalıdır." değerlendirmesinde bulundu.  

Türkiye'nin her açıdan müstesna bir kültür, ilim ve tarih havzasının tam üzerinde olduğunu belirten Recep Tayyip Erdoğan, şunları kaydetti:

"Asırlardır farklı kültürleri, medeniyetleri ve inançları bünyesinde başarıyla mezcetmiş bir coğrafyanın kavşak noktasında yer alıyoruz. Merhum Fuat Hoca'nın araştırmalarının da ortaya koyduğu insanlık tarihine yön veren pek çok keşfin ilk nüvelerinin oluşturulduğu bir maziye, geçmişe sahibiz. Aynı şekilde merhum Osman Turan Hocamız, ecdadımızın Selçuklu döneminin sayfalarını insanlığın istifadesine sunmuştur. Yine merhum Halil İnalcık Hocamız bu maziyi, Osmanlı dönemini eserleriyle gayet güzel bir şekilde ortaya koymuştur."

Türkiye'yi geleceğe çok güçlü taşıyacak her türlü birikimin milli hazinede bulunduğuna işaret eden Erdoğan, "Uzun zamandır bu hazinenin kapağını açıp istifade edemiyoruz. Son iki asırdır, sadece ülke olarak değil, İslam dünyası olarak da ilmi çalışmalarda, üretimde, sanayide, bilimsel araştırmalarda, kültür ve sanatta yeterli inkişafı, başarıyı yakalayamıyoruz. Elbette bunda milletimizin ve İslam dünyasının son asırlarda maruz kaldığı emperyalist saldırıların çok büyük etkisi vardır." değerlendirmesinde bulundu. 

Erdoğan, İslam coğrafyasının son dönemde büyük oyunun malzemesi yapıldığına dikkati çekerek, "Kaynakları sömürülmüş, toprakları parçalanmış, sınırları petrol, altın, elmas ve çıkar hesapları üzerinden yeniden çizilmiştir. 1. Dünya Savaşı sonrası inşa edilen, 2. Dünya Savaşı sonrasında ise tahkim edilen yeni küresel sistem, İslam alemini adeta çeperlere itmiştir. Bu yeni sistemde Müslümanlara ne kendi gelecekleri ne insanlığın ortak meseleleri hakkında söz söyleme hakkı tanınmamıştır." diye konuştu. 

"GEÇİCİ ÜYELERİN HİÇBİR KIYMETİ YOK"

Toplam 1,7 milyar nüfusa sahip İslam dünyasının Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde bir tane bile daimi üyesinin bulunmamasını, bu çarpıklığın bir sonucu olarak nitelendiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Onun için 'Dünya 5'ten büyüktür.' diyorum. Dünyadaki dağılımı da bu 5 ülkenin adil değil. Ne kıtalar ne inançlar ne etnisiteler noktasında. Dudaklarının arasından çıkan bir cevap her şeyi bitiriyor. 194 üye var, 5 daimi üye, yanına da 15 geçici üye sıkıştırmışlar, onunla dünyayı aldatıyorlar. 15 geçici üyenin hiçbir kıymeti harbiyesi var mı, yok. Elini kaldır, indir. Herhangi bir değeri yok. Her şey o 5 daimi üyenin içinde bir üye, o bir üye bile bunu tıkayabiliyor. Bu, hani adalet üstüne kurulmuştu, dünyadaki adaleti sağlamak üzere kurulmuştu. Kesinlikle böyle bir şey yok. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde de Birleşmiş Milletler'de de adalet diye bir şey beklemeyin, aramayın. Yok böyle bir şey. Çatışma, gerilim, eğitimsizlik, fakirlik, dışa bağımlılık adeta dünyamızın kaderi haline getirilmeye çalışılmıştır. Bu sistemi inşa edenler, ne yazık ki büyük oranda başarılı da olmuşlardır. Bugün İslam dünyasına şöyle bir baktığımızda enerjisini ilmi, akademik, kültürel çalışmalara sarf etmek yerine daha çok iç çatışmalarla tüketen bir manzaraya şahit oluyoruz. Yakın çevremize baktığımızda gelir dağılımından adalete, diplomasiden, demokrasiye, ekonomiden hak ve özgürlüklere kadar birçok alanda sorunlarla boğuşan bir coğrafyayla karşılaşıyoruz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı fotoğrafta kendi ülkesinin bekasını, küresel silah tüccarlarına haraç ödeyerek sağlamaya çalışan devletlere rastladıklarına işaret ederek, sadece güvenlik konularında değil teknolojide, mimaride, sanayide, diplomasi ve ekonomide de dışa bağımlılığın, bugün İslam dünyasının en acı gerçeği olduğunu söyledi. 

Adeta bir "öğrenilmiş çaresizlik" sendromuyla karşı karşıya olduklarını ifade eden Erdoğan, bu durumun değişeceğine yürekten inandığını vurguladı.   "Bunu sizlerle beraber yapacağız." diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Türkiye son 16 yıldaki hamleleriyle, asırlardır kendisine ve medeniyetine giydirilmeye çalışılan bağımlılık gömleğini parçalamıştır. Bu dönemde ülkemiz, ekonomiyle beraber sanayi, ticaret, ulaşım ve teknolojide de çok büyük mesafe katetmiştir. Gerçekleştirdiği hamlelerle milletimizin inancı artmış, kendine olan özgüveni artmış, yeniden kendine güveni gelmiştir. 16 yıl önce savunma sanayinin sağladığı imkan yüzde 20'lerdeyken hamdolsun bugün yüzde 65'e tırmandık. Şu anda ithal eden değil, kapıya kul olan değil, artık hem ülkemin hem de ihracatı yapmak suretiyle kendi ayakları üzerinde duran bir Türkiye savunma sanayi var. Tüm bunları da demokrasi ve özgürlükler alanında gerçekleştirdiğimiz sessiz devrimlerle başardık. Türkiye'nin son 16 yılda yakaladığı başarının sırrı, devleti ile milletinin kaynaşmasını en üst düzeye çıkarmış olmasıdır. Ülkemizin başarısının gerisinde, ilmi çalışmaların önünü açması, bilim insanlarını desteklemesi, diğer hususlarda birlikte bu alandaki baskı ve kayırmacılığa da son vermesi yatıyor. Burada emeğiniz büyük. Bunun artarak devamını bekliyoruz."

"ÖZGÜRLÜĞÜN OLMADIĞI YERDE ÖZGÜNLÜK DE OLAMAZ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir dönem darbecilerin, cuntacıların, vesayet güçlerinin adeta eşik bekçisi, meşruiyet mekanizması gibi görünen üniversitelerin, hayata geçirilen reformlarla tarihi bir değişim yaşadığını belirterek, "Uzun yıllar çatışmalarla, siyasi kavgalarla, ideolojik kamplaşmalarla anılan Türk üniversiteleri, ilk defa bizim dönemimizde bilim üretim merkezleri haline geldi. Bu görevlerini yerine getirebilecekleri imkanlara da kavuştu." ifadelerini kullandı.  

"Kapısına ikna odalarının kurulduğu bir üniversite atmosferinden ne bilim ne alim ne de dünya çapında araştırmacılar çıkar." değerlendirmesini yapan Erdoğan, öğrencilerin yetişmesiyle, eğitimiyle değil başörtüsüyle, sakalıyla, kılık kıyafetiyle uğraşan bir üniversitenin ne ülkeye ne de millete bir faydası olacağını söyledi. 

Liyakat ve ehliyet yerine hizip dayanışmasının hakim olduğu bir üniversiteden bilim dünyasına katkı beklemenin beyhude olduğunun altını çizen Erdoğan, "Öğrencilerin vakitlerini laboratuvar ve kütüphaneler yerine kavgalarla geçirdiği bir üniversite atmosferinde Fuat Sezgin'ler, Aziz Sancar'lar hayat bulamaz. Hepsinden önemlisi  özgürlüğün olmadığı yerde özgünlük de olamaz." diye konuştu.  

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu anlayışla son 16 yılda sadece ekonomide, siyasette, diplomaside değil, üniversitelerin demokratikleşmesinde, özgürleşmesinde de önemli adımlar attıklarını aktardı. 

Üniversiteleri, kültür hayatını çölleştiren, bilimin gelişmesine engel olan o yasakçı, hizipçi, fanatik, cilası iyi ama içi kof zihniyetin cenderesinden kurtarmak için 16 yıldır büyük çaba harcandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Uzun yıllar öğrenci olaylarıyla yasaklarla ikna odalarıyla kimi örgütlerin baskılarıyla anılan üniversiteler, artık tarih oldu. Atılan adımlar sayesinde üniversitelerimiz, gerçek anlamda bilim ve akademik çalışma yapabilecekleri imkanlara kavuştu." diye konuştu.

Bugün üniversitelerde teröre bulaşmadığı, şiddeti kutsamadığı sürece her türlü fikrin, eleştirinin yapılabildiği bilimsel araştırmalara her türlü desteğin verildiği bir özgürlük ortamının tesis edildiğini ifade eden Erdoğan, gençlere verilen burs, kredi, yurt imkanlarını inşa ve ihya etmenin gayreti içinde olduklarını söyledi. Erdoğan, mastır ve doktoraya ciddi anlamda burs ve kredi desteği verildiğini hatırlattı.

Akademideki gelişmelerin de insana, insan kalitesine, eldeki imkanların ne şekilde değerlendirildiğine bağlı olduğunu aktaran Erdoğan, araştırma görevlisinden profesörüne, uzmanından rektörüne kadar tüm unsurlarıyla üniversiteler geliştikçe, özel sektörde ve kamuda görev yapan araştırmacıların üretkenliği arttıkça Türkiye'nin hak ettiği yere geleceğini vurguladı.

"YENİLİKÇİ FİKİRLERİ TEŞVİK EDİYORUZ"

İlim tahsilini meslek edinenlerin zorlu, sabır ve gayret gerektiren uzun bir yola revan olduğunu anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ülkemizin yöneticileri olarak görevimizin sizleri desteklemek, sizlere araştırmalarınızı yapabileceğiniz, hiç çekinmeden sorularınızı rahatça sorabileceğiniz bir iklimi tesis etmek olduğuna inanıyoruz. Bunun en önemli şeyi ilk etapta fiziki mekanlar, fiziki mekanlarla birlikte tüm gelişmiş teknolojinin sizlerin emrine verilmesidir. Bu anlayışla bilim insanlarımızın çalışmalarına büyük destekler veriyor, yenilikçi fikirleri teşvik ediyoruz. TÜBİTAK, sosyal bilimler de dahil olmak üzere bilimin her alanında akademisyenlerin, özel sektör ve projelerine geri ödemesiz destekler veriyor. Günümüz dünyasında bağımsızlığın ilk şartı teknolojiyi tasarlayan, geliştiren, üreten ve ihraç eden ülke konumuna ulaşmaktır. Ülkemizin milli teknoloji hamlesinin başarıya ulaşması teknoloji üreten bir toplum haline dönüşmemizle mümkündür."

Erdoğan, 16 yıllık dönemde bilim insanlarının sunduğu 20 bin 155 projeye 10 milyar liranın üzerinde akademik araştırma, geliştirme katkısı verildiğini belirterek, "Hedefimiz Türkiye'yi kendi vatandaşları için değil, dünyadaki tüm bilim insanları için çekim merkezi haline getirmektir." dedi.

Stratejik alanlardaki projelere katkı sağlamak üzere Türkiye'ye gelecek üst düzey araştırmacılara çok cazip teşvikler sunan uluslararası lider araştırmacılar programının bu hedef doğrultusunda hazırlandığının altını çizen Erdoğan, en başarılı çocuklara, parlak beyinlere, üretkenliklerini daha da artırabilecekleri, fikirlerini somut projelere dökebilecekleri ekosistemler sunulduğuna dikkati çekti. Türkiye'nin hemen hemen her yerinde kurulan Ar-Ge ve tasarım merkezleri teknoparklarının bu çabanın somut örneği olduğunu dile getiren Erdoğan, bin 384 Ar-Ge ve tasarım merkeziyle 81 teknoparkın bulunduğunu, bunların sayılarının artırılmaya devam edileceğini bildirdi.

"TÜBİTAK VE TÜBA'YA ÖNEMLİ GÖREVLER DÜŞÜYOR"

Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Artık fiziki güvenliğinizi siber güvenlikle dijital sanayiyle yerli yazılımla yapay zekayla tahkim etmiyorsanız kendi kendinizi kandırıyorsunuz demektir. Hudutlarımızın korunmasına gösterdiğimiz hassasiyeti ülkemizin ürettiği verilerin korunmasına aynen göstermek durumundayız. Bugün siber saldırılar ve açıklar, devletin güvenliği ile kişi mahremiyetini ihlal eden en büyük tehditlerdendir. Geliştirdiğimiz 'Ahtapot' yazılımı, bir kuvvet komutanlığımızın karargahına yapılan siber saldırıyı başarıyla engelledi ve gerçekleşecek bir NATO tatbikatına dahil edildi. Türkiye artık bilimsel araştırmalarda sınır tanımıyor. Uzaydan kutuplara kadar her noktada çalışmalar yürütüyoruz. İki hafta önce 20 yıllık bir hayali gerçekleştirip Uzay Ajansı'nı kurduk. Böylece ülkemizi uzay araştırmaları ve teknolojisinde süper lige taşıyacak tarihi bir adım attık."

Bilim ve teknolojide kayda değer bir sıçrama yapmak için çok çalışılması gerektiğine işaret eden Erdoğan, savunma sektöründe gösterilen başarının yazılım, finans, sağlık, enerji ve diğer kritik teknoloji alanlarında da yakalayıp ekonomik bağımsızlığın perçinlenmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye'deki bilim ve eğitim kuruluşlarından beklentinin düşünen, merak eden, araştıran, soruşturan ve sürekli daha ileriye gitmeyi hedefleyen bir anlayışın topluma yerleştirilmesi olduğunu ifade eden Erdoğan, bu konuda TÜBİTAK ve TÜBA'ya önemli görevler düştüğünü kaydetti.

Gayretleriyle emekleriyle birikimleriyle eserleriyle bilim dünyasına, Türkiye'ye ve insanlığa katkılar sağlayanlara şükranlarını sunan Erdoğan, ödül alan bilim insanlarını tebrik etti.