MİLLİ BİRLİK VE KARDEŞLİK PROJESİ KONULU GENEL GÖRÜŞME ÖNERGESİNİN ÖN GÖRÜŞMESİ

İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda "Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi" konulu Genel Görüşme önergesinin ön görüşmesinde bir konuşma yaptı.

İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın konuşması şöyle:

"Sayın Başkan
Değerli Milletvekilleri

Konuşmama başlarken sizleri en samimi duygularımla selamlıyor, bu görüşmenin ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.

Değerli milletvekilleri,

Demokratik açılım konusunda neden "Genel görüşme" istediğimizi açıklamak için söz almış bulunuyorum.

Yüce Mecliste tarihi oturumlardan birini daha gerçekleştiriyoruz. Bu Meclis, en olumsuz koşullarda kurulmuş, Kurtuluş Savaşını yönetmiş ve milletimizi zafere ulaştırarak Cumhuriyetimizi ilan etmiştir. Ülkemizin en hayati meseleleri, kurulduğu günden beri bu çatı altında tartışılmıştır. Bu vesileyle Meclisimizin ve Cumhuriyetimizin kurucusunu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü vefat gününde bir kez daha rahmet ve minnetle anıyoruz.

(Ayrıca, muhalefetin "Genel Görüşme önergesinin 10 Kasım'da yapılmasına yönelik itirazını da anlamakta güçlük çektiğimi ifade etmek isterim. Bugün, Atatürk'ün işaret ettiği "Yurtta sulh, cihanda sulh" çağdaş uygarlık hedefinin bir parçası olan "Milli Birlik ve Beraberlik Projesi"ni görüşmek için buradayız. Onun kurduğu Cumhuriyeti güçlendirerek çok daha ileri noktalara taşımanın gayretiyle bu önergeyi görüşmekteyiz.)

Değerli Milletvekilleri,

Açılımın sahibi ve adresi olarak hep Yüce Meclisi işaret ettik. Muhatabımızın millet ve milletin temsilcileri olduğunu vurguladık. Konunun milli iradenin ve demokrasinin tecelligâhı olan Meclisin çatısı altında tüm boyutlarıyla tartışılacağını ve çözüm yollarının bulunacağını söyledik.

Yüce Meclisin mehabetine yakışır şekilde bu görüşmeyi gerçekleştireceğimizden ve konuyu aziz milletimizin beklentileri doğrultusunda seviyeli bir üslupla tartışacağımızdan kuşku duymadığımı belirtmek isterim.

Ayrıca, şunu da ifade etmek isterim ki, biz demokratik açılımı baştan beri sadece AK Parti iktidarının meselesi olarak görmedik. Bunu partiler üstü bir milli mesele olarak gördük. Bu nedenle de her fırsatta muhalefet partilerinin katkılarını almak istedik. Onlara açık çağrılar yaptık, randevu taleplerinde bulunduk. Ancak maalesef bazı muhalefet partilerimiz bu taleplerimizi geri çevirdiler.

Buna rağmen, biz bu meselenin Meclis çatısı altında tartışılarak iktidarı ve muhalefetiyle milletin temsilcilerinin görüşlerini almak istedik. Nitekim, Genel Görüşme anayasal sistemimizde hükümeti denetleme yollarından biri olduğu halde, Yüce Meclisi bilgilendirmek ve muhalefetin görüşlerini dinlemek maksadıyla bu önergeyi hükümet olarak biz verdik.

Unutmayalım ki, çoğulcu demokratik rejimlerde muhalefetin görevi iktidarı sadece eleştirmek değildir. Muhalefet, toplumsal sorunları çözmeye yönelik görüş ve önerilerini kamuoyuna sunmak göreviyle de karşı karşıyadır.

Demokrasilerin olmazsa olmazı muhalefettir. Zira, iktidar her rejimde muhalefet ise sadece demokrasilerde vardır. Ancak çağdaş demokrasilerde muhalefet sorunun değil, çözümün bir parçasıdır. Sadece sorunun parçası olan ve toplumsal meseleler konusunda hiçbir projesi ve gelecek tasavvuru olmayan muhalefetin kimseye faydası yoktur.

Temenni ederim ki, bu görüşme vesilesiyle muhalefetimiz, Demokratik Açılım konusunda şu ana kadar hükümetimizden esirgediği yapıcı önerilerini, alternatif projelerini ve çözüme yönelik katkılarını da bizimle paylaşır.

ERTELENDİKÇE BÜYÜYEN BİR SORUNU ÇÖZMEYE ÇALIŞIYORUZ

Değerli milletvekilleri,

Biz, asırlardır kardeşçe birlikte yaşayan, cephelerde omuza omuza savaşan, acıyı ve mutluluğu paylaşan bir milletiz. Aziz Türk milletinin kardeşlik duygularını zayıflatmak, evlatlarını birbirine düşürmek, birlik ve dirliğimizi bozmak için bin bir türlü oyunlar oynanmıştır. Ancak, milletimizin birlikte yaşama arzusu, engin sağduyusu, basiret ve feraseti sayesinde her defasında bu oyunlar bozulmuştur.

Başlattığımız tarihi açılımın anlam ve önemini kavrayabilmek için birliğimize kasteden bu oyunları ve bugün nasıl bir meseleyi çözmeye çalıştığımızı bilmemiz gerekiyor. Özellikle son çeyrek asırda kanlı ve tahrip edici bir hale gelen, buna karşın çözümü sürekli ertelenen, ertelendikçe de daha karmaşık ve içinden çıkılamaz hal alan ciddi bir terör meselesiyle karşı karşıyayız.

Bu meselenin tanımlanması ve kaynakları konusunda ne düşünürsek düşünelim, üzerinde herkesin birleştiği, hepimizi yaralayan bir gerçek vardır. O da bu meselenin ülkemize ve insanımıza her bakımdan kaybettiren, on binlerce insanımızın canına mal olan, kaynaklarımızı ve enerjimizi tüketen yakıcı bir mesele olduğu gerçeğidir.

Artık, bu gerçekle yüzleşilmesi ve milletimize yıllardır acı çektiren bu sorunun palyatif tedbirlerle değil, gerçek ve kalıcı müdahalelerle çözüme kavuşturulması gerekmektedir.

Biz, diğer tüm kronik meselelerde olduğu gibi, terör meselesinin de cesaret, samimiyet ve kararlılıkla çözülebileceğine inanıyoruz.

Bu anlayışla, yıllardır devam eden terörün sonlandırılması, temel hak ve özgürlükler alanının genişletilmesi ve birlik ve dirliğimizin pekiştirilmesi amacıyla demokratik açılım çalışmalarını başlattık.

KATILIMCI BİR YÖNTEMİ BENİMSİYORUZ

Değerli Milletvekilleri,

Demokratik açılımı, devletin tüm kurumlarını ve milletin tüm kesimlerini içine alacak şekilde, bir devlet politikası olarak ve mümkün olan en geniş katılımla yürütmeye çalışıyoruz.

Süreç içerisinde, ortak aklın ortaya konması ve sorunun çözümü konusunda geniş bir mutabakat sağlanabilmesi için, ilgili tüm devlet kurumlarının temsilcileriyle, siyasi partilerle, meslek odalarıyla, sivil toplum örgütleriyle, bilim adamları ve gazeteci-yazarlarla bir dizi görüşmeler ve toplantılar yaptık.
Biz Demokratik Açılımı başlattığımız andan itibaren, hiç bir illegal oluşumu muhatap almayacağımızı açıkça ilan ettik.

Görüşmelerde bulunduğumuz kurum, kuruluş ve kişiler bu sorunun mutlaka çözülmesi gerektiğini ancak, bu iş yapılırken bizim de her fırsatta üzerinde durduğumuz hassasiyetlere dikkat edilmesi gerektiğini ifade etmişlerdir.

Değerli milletvekilleri,

Baştan beri şunu söylüyoruz. Bu ülkede aklı başında olan hiç kimse, Anayasanın değiştirilmesi teklif edilemez esasları olan devletin bütünlüğünü, resmi dilin Türkçe olduğunu, bayrağın ay yıldızlı bayrak olduğunu ve milli marşın "İstiklal Marşı" olduğunu tartışamaz.
Yüce Meclisin huzurunda bir kez daha ifade edelim ki, demokratik açılım üniter yapımızı, birlik ve bütünlüğümüzü bozacak hiçbir unsur ihtiva etmemektedir. Aksine, bu bir Milli Birlik ve Kardeşlik Projesidir.

Değerli milletvekilleri,

AK PARTi, bu ülkenin her bölgesini ve kesimini temsil eden bir Türkiye partisidir. Bu konuda da maalesef rakipsizdir.
İşte tam da bundan dolayı, Türkiye'nin birlik ve beraberliğinin en büyük güvencesi ve sigortası partimiz ve hükümetimizdir.

Ayrıca, biz baştan beri, Kürt kökenli vatandaşlarımızı terör örgütünden ayrı tuttuk ve bu vatandaşlarımızın da en büyük temsilcisi olduğumuzu her fırsatta ifade ettik.

Değerli milletvekilleri,

Demokratik açılımın hedeflerinden biri, her türlü görüşün barışçıl şekilde ifade edilebildiği, çözüm önerilerinin karşılıklı hoşgörü içinde tartışılabildiği, çoğulcu ve özgürlükçü bir ortamın sağlanmasıydı.

Bu hedefin büyük ölçüde gerçekleştiğini görmek bizi ziyadesiyle memnun etmektedir. Yaklaşık dört aydır, her platformda açılım tartışılmaktadır. Belki de tarihimizde ilk kez, önceden tabu olarak görülen meselelerimiz bütün yönleriyle konuşulmaktadır.

Aydınlar, sivil toplum örgütleri, meslek kuruluşları, basın mensupları, siyasi partiler, vatandaşlarımız, kısacası toplumun tüm kesimleri büyük bir olgunlukla ve karşılıklı anlayışla kronikleşmiş sorunları tartışmaktadır.

Bu durum, fırtınalı günler yaşayan genç demokrasimizin geldiği aşamayı göstermesi bakımından son derece olumlu bir gelişmedir.

Elbette farklı görüşler, korkular ve kaygılar olacaktır. Demokratik toplumlarda farklılıkların olması son derece normaldir. Burada önemli olan, birbirimizin hak ve hukukuna saldırmadan, karşılıklı anlayış ve hoşgörü içerisinde medeni insanlar olarak meselelerimizi tartışabilmektir.

Bazı olumsuz ve yıkıcı tavırlara rağmen, milletimizin sağduyusu sayesinde bunu önemli ölçüde başardığımızı söyleyebiliriz.

Değerli milletvekilleri,

Biz istiyoruz ki, Meclisimiz toplumda oluşan bu karşılıklı anlayış ve şefkat dilinin gelişmesine öncülük yapsın. Buradaki konuşmalar, topluma kin, nefret ve düşmanlık değil, birlik, kardeşlik ve şefkat duyguları yaysın. Milletimize yıkıcı, olumsuz ve karamsar mesajlar yerine, olumlu ve kucaklayıcı mesajlar verelim. Milletin, temsilcilerinden istediği kavgayı ve düşmanlığı körüklemeleri değil, sevgi ve kardeşliği teşvik etmeleridir.

Milletimizin bu isteğine uygun hareket ettiğimizde, inanın Yüce Meclis üzerine düşen görevi hakkıyla yerine getirmiş olacaktır. Gelin, bu milli meselede parti menfaatlerimizi ve siyasi hesaplarımızı bir kenara bırakalım. Milletimizi tüm renkleriyle kuşatan, hiçbir kişiyi ve kesimi ötekileştirmeyen, kardeşlik duygularımızı pekiştiren bir siyasi şefkat dilini hep birlikte inşa edelim.

TERÖRLE MÜCADELEDE KARARLILIĞIMIZ DEVAM ETMEKTEDİR

Değerli milletvekilleri,

AK PARTi olarak, iktidara geldiğimiz günden bu yana, terörün kabul edilemez, mazur görülemez, tahammül edilemez olduğunu devamlı vurguladık. Hükümet olarak, bu konuda kararlı olduk ve terörle mücadelede en ufak bir zafiyet göstermedik, bundan sonra da göstermeyeceğiz.

Terörle mücadele eden güvenlik güçlerimize, sınır ötesi operasyon yapma yetkisi dahil, gerekli her türlü imkanı sağladık. Bugüne kadar da güvenlik güçlerimiz terörle mücadelede üzerlerine düşen görevi fedakârca ve başarılı bir şekilde yerine getirmişlerdir. Kendilerine milletçe şükran borçluyuz.

Ancak, terörle mücadelenin sadece güvenlik tedbirleriyle başarıya ulaşamayacağı, meselenin diğer boyutlarının da başarılı bir şekilde ele alınması gerektiği artık herkes tarafından kabul edilen bir gerçek haline gelmiştir.

Başlattığımız Demokratik Açılım, terörü tüm boyutlarıyla ve bir bütün olarak ele almaktadır. Dolayısıyla, açılım süreci terörle mücadeledeki zafiyetin değil, tersine kararlı ve azimli mücadelenin bir sonucu ve gereği olarak anlaşılmalıdır.

Değerli milletvekilleri,

Terörle mücadele ederken, binlerce şehit verdik. Binlerce güvenlik görevlimiz gazilik mertebesine ulaştı. Ülkemizin birlik ve bütünlüğünü, bu mücadeledeki kararlılığımızı şehit ve gazilerimizin fedakârlıklarına borçluyuz. Bu vesileyle, bir kez daha tüm şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi de minnetle anıyoruz.

Şehitlerimizin geride bıraktıkları emanetleri ve gazilerimizi başımızın tacı olarak görüyoruz. Onların istismarına ve incitilmesine asla müsaade etmeyeceğimizi de bir kez daha ifade ediyoruz.

Evet, terör, tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de bizlere büyük acılar yaşatmıştır. Millet olmanın gereği bu acıları paylaşmayı ve birlikte yas tutmayı başarabilmektir. Biz bunu yaptık ve yapıyoruz.

Ancak artık acıların da bitmesini istiyoruz. Şehit ve gazilerimize yenileri eklenmesin diyoruz. Daha fazla ana ve babanın yürekleri dağlanmasın istiyoruz. Paylaşılacak yeni acılar, yası tutulacak yeni kayıplar istemiyoruz. Kısaca, artık YETER diyoruz.

Değerli milletvekilleri,

Kronikleşen terör, bir süre sonra belli kesimlerin varlığından ekonomik, kurumsal veya siyasi rant devşirdikleri devasa bir sektör haline gelmektedir. Bu kötülük sektörünü besleyen, terörün sonlandırılmasına yönelik her adımı boşa çıkarmak için canla başla çalışan bir çatışma lobisinin varlığını da milletimiz bilmektedir.

İşte demokratik açılım, sadece teröristle mücadeleyi değil, teröristi üreten ve onu sürekli hale getiren bu çatışma lobisiyle de mücadeleyi esas alan bir süreçtir. Demokratik açılımı, bir bölünme projesi olarak sunmaya çalışıp topluma sürekli bölünme fobisi pompalayanlar, bilerek ya da bilmeyerek bu çatışma lobisinin değirmenine su taşıyorlar.

Değerli milletvekilleri,

Biz özellikle etnik milliyetçiliğe dayanan terörün çözümünde demokratikleşmenin önemli olduğunu düşünüyoruz.
Demokrasi, özgürlük ve güvenliğin birbirini gerektiren değerler olarak kabul edildiği bir yönetim modelidir. Bu iki değer, birbirine karşıt değildir. Tersine özgürlük, ancak güvenliğin sağlandığı bir ortamda mümkündür. Güvenliğin tam olarak sağlanması da, herkesin kendisini devletin eşit vatandaşı olarak hissettiği, "öteki" olarak görmediği bir özgürlükçü düzenin varlığına bağlıdır.

İşte biz, Demokratik Açılımla özgürlük-güvenlik birlikteliği ve uyumunu pekiştirmek istiyoruz. Hedefimiz, herkesin ama herkesin terör ve şiddetten arındırılmış bir coğrafyada kendini güvende ve özgür hissettiği, huzurlu, mutlu ve müreffeh bir ülkeyi adım adım inşa etmektir.

AÇILIM, BÜYÜK VE GÜÇLÜ TÜRKİYE İÇİNDİR

Değerli milletvekilleri,

Demokratik açılımı başlattığımız andan itibaren, daha ilk basın toplantımızda hedefleri açıkça ortaya koyduk. Buna rağmen, açılımın hedeflerinin belirsiz olduğu, binilen geminin rotasının belli olmadığı söylendi. Bu nedenle, Yüce Meclisin huzurunda bu hedefleri yeniden hatırlatmakta fayda görüyorum.

Her şeyden önce, Demokratik Açılım, Büyük Türkiye'nin ayağındaki prangalardan kurtulmasını sağlayacaktır.

İktidara geldiğimiz tarihten itibaren hedeflediğimiz Büyük Türkiye, milletimizin her ferdinin daha müreffeh, daha eşit ve daha özgür olarak yaşadığı bir ülkedir.

Büyük Türkiye, komşularıyla sıfır sorun politikası izleyen, bölgesinde güvenliğin ve barışın teminatı olan ve küresel meselelerde belirleyici siyasi aktör olarak kabul edilen bir ülkedir.

Büyük Türkiye, başta Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi olmak üzere, uluslararası organlarda yer alan ve dünya politikasında söz sahibi olan ülkedir.

Büyük Türkiye, kısa bir süre önce G-20 zirvesinde diğer büyük ülkelerle küresel meseleleri tartışan ve karar mekanizmasında yer alan ülkedir. Biz bu günleri çok özlemiştik. İlk defa görüyoruz.

Saygıdeğer milletvekilleri,

Küreselleşme tarihte hiç olmadığı kadar iç ve dış politikayı birbirine yaklaştırmış, birbirini belirleyici hale getirmiştir.

Dış politikadaki başarı, içerideki temel sorunların halledilmesine huzur ve barış ortamının konsolide edilmesine bağlıdır.

Bu bağlamda, demokratik açılımın en önemli amaçlarından biri de terörün sonlandırılarak güven ortamının pekiştirilmesidir.

Terör, ülkemizin bölgesel ve küresel bir siyasi aktör olarak dünya barışına ve huzuruna yaptığı katkıyı olumsuz yönde etkileyen bir sorundur. Bu sorunun çözümü, iktidarı ve muhalefetiyle hepimizin özlediği büyük ve güçlü Türkiye'nin önündeki en önemli bariyerin kaldırılması anlamına gelecektir.

Diğer yandan, Türkiye'nin yapıcı ve aktif dış politikası sayesinde terör örgütünün uluslararası arenada giderek yalnızlaştırıldığı ve bununla paralel olarak etkisizleştirildiği de bir gerçektir.

AÇILIMIN HEDEFLERİ

Değerli Milletvekilleri

Demokratik Açılım sürecinde birbirine bağlı iki somut sonucun gerçekleşmesi hedeflenmektedir. Birincisi, terörün sonlandırılması ya da minimum seviyeye indirilmesi, ikincisi de demokrasimizin geliştirilerek, standardının yükseltilmesidir.

Benzer sorunlarla karşılaşmış olan diğer ülkelerin tecrübeleri göstermiştir ki, terörü sonlandırmanın yolu terör örgütünün silah bırakmasından geçmektedir.

Dağdan inişlerin özünde işte bu silah bırakma vardır. Eğer eli silahlı bazı kişiler, silahlarını bırakıp ülkeye geliyorlarsa bu terörle mücadelenin hedeflediği durumlardan biridir.

Buradan hiç kimse kendisi için bir zafer görüntüsü çıkarmaya kalkışmasın. Toplumun çok büyük bir kısmının duygularını rencide edici siyasi şovlar bu meselenin çözümüne değil, ancak çözümsüzlüğüne katkı sunabilir. Biz bunları asla onaylamıyoruz. Tekrarını da kimse aklından bile geçirmesin.

Dağdan inenlerin görüntüsünden mutlaka bir başarı hikayesi çıkarılacaksa, bu demokratik açılımın, milli birlik projesinin ve bin yıldır birlikte yaşayan milletimizin bundan sonra da birlikte yaşama iradesinin başarısıdır.
Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Herkes kanunların öngördüğü usul ve esaslara uymak zorundadır. Bu konuda hiç kimsenin ayrıcalığı ya da üstünlüğü bulunmamaktadır.

Şunu bir kez daha Yüce heyetin önünde ifade etmek isterim; eve dönüş yapan bu vatandaşlarla ilgili bütün işlemler hukuk kuralları çerçevesinde yapılmıştır.
Bu sürecin bundan sonra sağlıklı bir şekilde işleyebilmesi ve yeni sorunlara sebebiyet verilmemesi için herkesin daha sağduyulu davranması ve aklıselimle hareket etmesi gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri,

Demokratik açılımın diğer temel hedefi de demokratikleşmedir. Zira biz, terörün de etnik milliyetçiliğin de panzehirinin demokratikleşme olduğuna inanıyoruz.

Esasen bu açılım, özellikle son on yıldır hız kazanmış olan büyük demokratikleşme atılımının aşamalarından biridir. Bu atılımın bizim iktidarımız öncesinde başladığını, başta dil yasaklarının kaldırılması olmak üzere, idam cezasının kaldırılması, gözaltı sürelerinin kısaltılması ve DGM'lerin sivilleştirilmesi gibi önemli adımlardan bazılarının bizden önceki hükümetler tarafından atıldığını belirtmeyi siyasi kadirşinaslığın bir gereği olarak görüyorum.

Hükümetlerimiz döneminde atılan ve atılacak olan demokratikleşme adımlarını da, önergemizin kabulü halinde, iki gün sonra sizlere anlatma fırsatı bulacağım.

Son olarak, bir kez daha belirtmeliyim ki, demokratik açılım toplumun sadece belli bir kesimine yönelik değildir. Hedef, herkesin daha özgür ve müreffeh bir Türkiye'de yaşamasını sağlamaktır. Bu nedenle demokratik açılımın sloganı "herkes için daha fazla özgürlük"tür.

Değerli Milletvekilleri,
Bu süreçte biz, pozitif siyaset anlayışıyla ve iktidar sorumluluğuyla hareket ediyoruz.
Bu nedenle kimseye kapımızı kapatmıyoruz.
Çözümsüzlüğü savunarak negatif siyaset yapmanın hiç kimseye faydası olmadığını söylüyoruz.
On binlerce canı bizden alan, her gün sofralarımızdan lokmalar eksilten bu sorunu bugün çözmezsek, milletimize ödeteceğimiz bedelin yarın çok daha ağır olacağını biliyoruz.

Bu nedenle, ülkemizin ve insanımızın yararına olan bu girişimin amaç, yöntem ve kapsamıyla Mecliste enine boyuna görüşülmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Demokratik Açılımın Mecliste görüşülmesine dair verdiğimiz önergenin kabulünü talep ediyor, hepinize selam ve saygılar sunuyorum."