|

Başbakan Yıldırım’ın 6 Haziran tarihinde TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşması

Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz, Ramazan’ınız mübarek olsun.

Değerli yol arkadaşlarım, aziz vatandaşlarım, hepinizi sevgiyle, saygıyla, muhabbetle selamlıyorum.

Sözlerimin başında, geçtiğimiz günlerde Londra’da yine bir terör saldırısı meydana geldi, hayatını kaybeden insanlar oldu. Terörü en şiddetli şekilde amasız, fakatsız lanetliyoruz. Buradan İngiltere yönetimine ve halkına bir kez daha baş salığı diliyorum. İngiltere’nin ve terörist saldırılara uğrayan her ülkenin yanındayız, çünkü biz bu acıyı bütün ülkelerden daha fazla biliriz.

Eylemi yapanların kimliğine bakarak bu işlerden Müslümanları sorumlu tutma gayretleri maksatlıdır. Daha öne defalarca ifade ettik, terörün dini olmaz, milliyeti olmaz, terörist teröristtir, alçaktır, zalimdir, terör hepimizin, bütün insanlığın ortak düşmanıdır. Hep birlikte teröre karşı ortak bir mücadele başarı için vazgeçilmez. Batılı ülkelerde giderek yaygınlaşan İslam düşmanlığı ve ırkçı yaklaşımlar maalesef teröre uygun zemin hazırlıyor. Yapılması gereken, terörü çifte standarda düşmeden toptan mahkum etmek ve ortak bilinçle mücadeleyi sürdürmektir. Toplumların, devletlerin, bütün insanlığın her türlü ırkçı, ayrımcı eğilimlerden özellikle kaçınması gerekiyor.

Değerli kardeşlerim, Türkiye bugün barış, kardeşlik esasına dayalı, dostlukları güçlendiren, düşmanlıkları azaltan bir dış politika sürdürüyor. İnsana kalp ve gönül, fikir, vicdan düşman olmak için değil, yeryüzüne dost olmak için verilmiştir. Bizim inancımızın esası dostluktur, adalettir. İç ve dış siyasetimiz de inancımızdan, akidemizden bağımsız değildir.

Bugün dünya üzerinde Ortadoğu’yu en iyi bilen, en iyi analiz eden, bölgede ne olup, ne bittiğini en iyi gözlemleyen ülke Türkiye’dir. Nitekim bölgedeki bütün ülkelerle, bütün unsurlarla sürekli iletişim kanallarını açık tutan, barışın imkanlarını zorlayan ülke de Türkiye’dir. Bizim bölgeye sırtımızı dönüp olup biteni görmemek, yangını uzaktan seyretmek gibi bir lüksümüz yoktur. Suriye, Irak, Yemen, Libya krizleri bitmeden, önümüzde Körfez’de yeni bir kriz meydana çıktı. Bildiğiniz gibi Körfez İşbirliği Konseyi’nin bazı ülkeleri Katar ile diplomatik ilişkilerini kesme ve bu ülkeye yönelik bazı yaptırımlar uygulama kararı aldılar. Bu gelişmeyi Türkiye olarak üzüntüyle karşılıyoruz. Bölgemizin barış ve istikrara ihtiyacı olduğu bir dönemde stratejik işbirliğimiz olan Körfez İşbirliği Konseyi üyelerinin kendi aralarında yaşanan sorunlara diyalogla, sükunetle çözüm üretmelerini temenni ediyoruz. Bildiğiniz gibi bu meselenin çözümü için Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere, Hükümetimiz ilgili ülkeler nezdinde ve diğer ülkeler nezdinde diplomatik temasları başlatmış bulunuyor. Hükümet olarak her seviyede çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Beklentimiz ve arzumuz, Körfez İşbirliği Konseyi üyelerinin aralarındaki bu meseleyi müzakere ve iletişim yoluyla tatlıya bağlamalarıdır. Bölgede yaşanan terör olayları, arzu ettiğimiz bu birlik ve beraberlik ruhunu her gün daha da gerekli ve zorunlu hale getirmektedir. Yaşadığımız toprakların bizleri birbirimize kardeş kılan değerlerini unutmamız icap ediyor. Mübarek Ramazan ayına yakışan dostane bir diyalogun geliştirilmesi için Türkiye olarak aktif tutumumuzu sürdürmeye devam edeceğiz. Devletlerarası ilişkiler asılsız haberler yüzünden yara almamalıdır.

 Değerli kardeşlerim, aziz vatandaşlarım; ülkemizde terörle mücadele kararlı bir şekilde devam etmektedir. Gerek yurt içinde, gerek yurt dışında terör örgütlerine nefes aldırmadan operasyonlarımızı sürdürüyoruz. Vatandaşlarımızın huzuru için öncelikle sınırlarımızı daha güvenli hale getiriyoruz. Aldığımız tedbirler sayesinde sınırlarımız dışından ülkemize gelen terör unsurlarının sayısında önemli bir azalma gözlenmektedir. Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde kış ayı boyunca sürdürdüğümüz operasyonlarla bölücü terör örgütüne ağır bir darbe indirdik. Güney sınırlarımızı emniyete almak amacıyla başlattığımız sınır güvenliği çalışmaları büyük oranda tamamlanmış durumdadır. Bildiğiniz gibi Rakka’da Amerika Birleşik Devletleri oradaki terör unsurlarıyla birlikte başlattığı operasyon devam ediyor. Bu konuyla ilgili defalarca ikazlarımıza rağmen müttefikimiz, dostumuz birleşik devletler ne yazık ki terör gruplarıyla bir başka terör gurubunu yok edeceğini düşünerek bir iş birliğine gitti. Türkiye olarak bu işbirliğinin doğuracağı sonuçlardan ülkemizin zerre kadar zarar görmesine asla izin vermeyeceğiz bunu başından beri açıkladık. Terör ister içeride, ister dışarıda ülkemizi, milletimizi, vatandaşımızın can ve mal güvenliğini nerede tehdit ederse etsin anında gereken karşılık verilecektir. Aynı zamanda bu harekat devam ederken Rakka operasyonu sonrası ortaya çıkan durumu da yakından izliyoruz, gerekli tedbirleri alıyoruz. Türkiye olarak Cerablus’da, Rai’de, El-Bab’da yürüttüğümüz mücadelenin bölgenin istikrarı ve barışı için ne kadar isabetli bir iş olduğu geçtiğimiz günlerde görüldü. Evet, gençler ara ara bizi dinlendiriyor tezahüratlarıyla teşekkür ederiz.

Ülkemiz için tehdit oluşturan hiçbir duruma müsaade etmeyeceğiz. Rakka’da ya da o bölgede herhangi bir noktada güvenliğimizi tehdit eden bir durumla karşılaşırsak gereken cevabı anında veririz.

Bir kez daha ifade etmek isterim ki, terör örgütlerine destek müttefiklikle bağdaşmıyor. Bölgedeki terör örgütlerine karşı hiçbir ayrım yapmadan ortak bir dille mücadele edilmesi şarttır. Türkiye’nin hassasiyetleri ve kırmızı çizgileri bellidir, bunlar asla değişmeyecektir.

Değerli kardeşlerim, yine geçtiğimiz Pazar günü daha önce mahkeme kararıyla iptal edilen Iğdır’da il genel meclisi seçimleri yenilendi bildiğiniz gibi. 4 Haziran’da gerçekleşen seçimlerin sonuçları belli oldu ve 11 meclis üyesinin 7.sini AK Parti adayları kazandı. Biri Milliyetçi Hareket Partisi, üç tanesi de HDP. Daha önce dağılım nasıldı? Bir AK Parti, dört MHP, altı HDP. 2014’te AK Parti’nin Iğdır’daki oyu yüzde 19, 2017’de yüzde 42. İşte sonuç, bu sonuç bazılarına şaşırtıcı gelebilir, ama şaşırmamıza gerek yok, çünkü biz halkoylaması öncesi de Iğdır’a gittik. Iğdır’da vatandaşlarımızın gözlerindeki parıltıyı gördük. Terör örgütünün baskısından, zulmünden kurtulan vatandaşlarımız devletiyle, bayrağıyla, ülkesiyle birliği, beraberliği en iyi şekilde sergilediler. İşte bu seçimlerin sonucu da bunun bir ispatıdır teşekkür ediyoruz. Bütün Iğdırlı hemşerilerimize, vatandaşlarımıza duydukları güven için teşekkür ediyoruz.

Evet, değerli yol arkadaşlarım, aziz vatandaşlarım yine geçtiğimiz hafta sonu Süper Ligde üç tane yeni takımımız oldu. Bunlardan birisi Sivas, diğeri Malatya, bir diğeri de benim de milletvekili olduğum İzmir’in Göztepe takımı. Her üç takımımızda da Süper Lig’de başarılar diliyorum. Ayrıca şampiyon olan Beşiktaş’ı da tebrik ediyorum. Tabi bu arada 1. PTT Ligine çıkan takımlarda var onları da unutmayalım. İstanbulspor, Ankaragücü, Büyükşehir Erzurumspor bu takımlarımızı da tebrik ediyorum, başarılarının devamını diliyorum.

Türkiye ekonomisi yaşanan küresel ve yerel şoklar karşısında yine güçlü bir performans sergiledi. 2013 yıllarında yaşanan Gezi olayları, 17–25 Aralık darbe girişimine rağmen Türkiye o yıl yüzde 8,5 büyümeyi başardı. 2014 yılında yaptığınız iki seçime rağmen cumhurbaşkanlığı seçimi, yerel seçim yüzde 6.1 oranında büyümeyi gerçekleştirdi. Aynı şekilde 2015’de de iki seçim geçirmemize rağmen, zor bir yıl olmasına rağmen yine büyümeye Türkiye devam etti. Terör fitnesini yayan, şer odaklarına rağmen de 2015’de yine yüzde 6.1 oranında büyüdük.

2016’ya geldiğimizde 15 Temmuz kanlı darbe girişimini yaşadık. Ülkemizin siyasi tarihinde yaşadığı en ağır saldırıdır 15 Temmuz. Allah’a şükür olsun ki, bu darbe girişimine ve teröre rağmen yoğun mücadelemiz ve aldığımız tedbirler sayesinde 2016’yı yüzde 2.9 büyümeyle kapattık. Hatırlayın, o günlerde değerlendirme kuruluşları Türkiye için zehir zemberek açıklamalar yaptılar ve bunun etkilerini de üçüncü çeyrekte gördük. Üçüncü çeyrekte Türkiye küçüldü, ancak son çeyrekte alınan tedbirlerle toparladı, yine dünya ortalamasının iki katında bir büyümeyi gerçekleştirdik.

Son dönemde ekonomide yaşadığımız olumlu yönde gelişmelerle birlikte bu sene inşallah hedefimiz olan yüzde 4.2’nin üzerine çıkacağız. Piyasaları canlandırmak için birbiri adına üretim ve teşvik tedbirlerini aldık, yürürlüğe soktuk. Kredi Garanti Fonu teminatıyla 277 bin firmaya 181 milyar kredi temin ettik ve iş alemimizin finansmana erişimindeki sıkıntıyı ortadan kaldırdık. Böylece mevcut borçlar yeniden yapılandırıldı, ayrıca nakit ihtiyacı olan işletmelerimizin bu ihtiyacı giderildi. Bununla da kalmadık 10 milyon mükellefin devlete olan vergi, SSK prim borçlarını yeniden yapılandırdık böylece 120 milyar tutan bir yükümlülüğü tarihlere, gelecek yıllara yayarak vatandaşın üzerindeki yükü aldık.

Son bir yıl içinde yapacağız dediğimiz vaatlerimizin, icraatlarımızın yüzde 85’ini başarıyla tamamladık, yüzde 20’sinin çalışmalarını da sürdürüyoruz. Ekonomideki iyiye gidiş devam edecek. İhracatımızda yükselme istikrarlı bir şekilde devam ediyor.

2016 yılını 142.5 milyar dolarla kapatmıştık, Mayıs sonu itibariyle ihracatımız yıllık bazda 147 milyar doları gösteriyor. Türk Lirası bu yıl dolar karşısında en fazla değer kazanan para birimlerinden biri oldu. Ocak ayı başında yaşanan dalgalanmadan sonra dolar-Türk Lirası kur, alınan tedbir ve halkoylaması sonrası artan olumlu havayla birlikte düşüşünü sürdürmeye devam ediyor, şu anda 3,5 TL seviyesinde. Aynı dönemde ülkemizin risk primi, burası çok önemli, geçen senenin son aylarında 300 seviyesine çıkan Türkiye ülke risk primi şu anda 194 seviyesine gerilemiştir, yüzde 50’den fazla bir iyileşmeden bahsediyoruz. Bu, son 2 yılın en düşük seviyesidir.

Kurdaki bu olumlu gelişme, kredi risk primlerindeki düşüş, tahvil piyasalarında, para piyasalarında da gözleniyor, Borsa İstanbul 99 puan ile tarihi bir zirveyi yakalamış durumda. Bütün bu göstergeler yabancı yatırımcıların ülkemize güvenini bir kez daha teyit ediyor.

Kurdaki olumlu seyir ve aldığımız tedbirlerin etkisiyle enflasyonda da aşağı doğru düşüş eğilimi başlamıştır. Sıkı para politikası ve kapsamlı tedbirler ile maliye politikalarının desteğiyle yılsonunda enflasyonu tekrar tek haneli oranlara geriletmeyi hedefliyoruz, bunu başaracağımıza inanıyoruz. Bu konuda Hükümet olarak yapısal alanda reformlar başta olmak üzere sürece destek vermeye devam edeceğiz.

Başlattığımız istihdam seferberliğiyle beraber yılbaşından bu tarafa tam 1 milyon 200 bin işsize yeni iş bulduk, iş alanı oluşturduk. Hedefimiz, işsizliği de tek haneye düşürmektir.

Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı dün bir toplantıda yine attı tuttu, verdi veriştirdi; ne diyor? Efendim, Türkiye’de 7 milyon işsiz var, 5 milyon genç işsiz var. Hükümet ne yapıyor, bunlara ne tedbir alıyor? Şimdi Kılıçdaroğlu’nun hesap kitaptan anlamadığını biliyorduk da, bu kadar geniş aldığını bilmiyordum.

Değerli kardeşlerim, aziz vatandaşlarım; ben size işin doğrusunu söyleyeyim, Türkiye’de 27,5 milyon çalışan var. Açıklanan işsizlik oranı ne? Yüzde 12.6, yani çalışan nüfusun yüzde 12.6’sı. Çarptığınız zaman ne ediyor? Yaklaşık 3,5 milyon. Kılıçdaroğlu ne diyor? 7 milyon. Hadi yüzde 10 fazlayı anladık da, yüzde 100 sapma olur mu kardeşim? Hesap uzmanısın sen ya. Geçmişte bu hesaplarını denetlediği firmaların neden battığını iyi anlıyoruz. Ona lüzum yok, 92-98 yıllarında sen SSK’nın başındaydın, borçsuz devraldığın kurumu 2,5 katrilyon zararla teslim ettin. Onun için senin bu hesapların da o günkü icraatını bir anlamda teyit ediyor.

Değerli kardeşlerim, ayrıca diyor ki, 5 milyon genç işsiz var. Toplam işsiz sayısı 3,5 milyon… Doğru, genç işsizlerimizin sayısı biraz fazla, yani toplam içinde yüzde 20’yi buluyor, bu yüksek bir oran. Şimdi istihdam seferberliği başlattığımız gibi, gençlerimiz için de bir istihdam eylem planı hazırlıyoruz, çalışmalar bu ay sonuna kadar tamamlanacak ve yürürlüğe koyacağız. Bundan sonraki önceliğimiz, işsizliği bir yanda azaltırken, bir yandan da genç işsizliğe yönelik acil tedbirleri hayata geçirmek. Gençleri Kılıçdaroğlu ne çok düşünüyormuş meğer. Be kardeşim, eğer gençleri düşünseydin, avaz avaz kampanyada 18 yaşında seçilmesine hayır diyeceğine evet derdin de o zaman senin gençler konusunda samimi olduğunu bu millet görseydi.

Onun için değerli kardeşlerim, iktidar olmak ciddiyet ister, iktidar olmak ülke meselelerine hakim olmayı gerektirir. Muhalefetin sırtında yumurta küfesi yok, istediği şeyi istediği yerde söyleyebiliyor. Yine dünkü konuşmasında diyor ki, efendim, kıdem tazminatı kalkacak, işçinin geleceğini karartacaklar. Sayın Kılıçdaroğlu, çalışma hayatının iyileştirilmesi için her türlü tedbiri alan iktidar AK Parti iktidarıdır. Gerek kıdem tazminatı, gerek çalışma hayatıyla ilgili alacağımız tüm kararları olgunlaştırmadan önce mutlaka sosyal taraflarla biraraya geleceğiz ve onlarla uzlaşma, ortak nokta bulma yolunu sonuna kadar sürdüreceğiz; bu bir.

İkincisi; buradan açıkça söylüyorum, çalışanlarımızın hiçbirinin kazanılmış hakkına halel gelmesine izin vermeyiz, buna kıdem tazminatı da dâhil.

Türkiye’nin geleceği için, Türkiye’nin önündeki hedefleri yakalaması için mutlaka birçok alanda reform yapmaya ihtiyacı var. Reformlar mevcudu geriye götürmek değil, mevcudu daha da ileriye taşımak, ülkenin aydınlık yarınlarını yakalamak içindir. Onun için çalışanlarımız merak etmesinler, bu ve buna benzer tezviratlara itibar etmesinler.

Evet, demin atlamışım, bir de Türkiye Ziraat Kupası var, onu da Konyaspor kazandı, tebrik ediyoruz.

Değerli arkadaşlar, bu hafta Meclis gündemimizde üretim, teşvik ve reform paketi var, öyle değil mi? İnşallah bu önemli bir düzenleme, bu düzenlemeyle beraber üretim artışı daha fazla olacak, organize sanayi bölgelerindeki yatırımlar daha da hızlanacak, yeni iş, aş alanları oluşacak.

Bu tasarı içerisinde bir husus var, Zeytin Kanunuyla ilgili bir düzenleme. Maalesef daha düzenleme Mecliste görüşülmeden yine muhalefet buradan bir istismar alanı aramanın peşine düştü. Neymiş, zeytin alanları yok edilecek, zeytinlikler ortadan kaldırılacak. Ben vatandaşlarıma gerçeği buradan, milletin kürsüsünden anlatmak istiyorum.

Geçtiğimiz 15 yıl içerisinde, Veysel Hoca, zeytin ağacı sayısı 100 milyondan 172 milyona çıktı mı, yüzde 72 artış sağlandı mı? Zeytin tarihinden bu güne kadar 100 milyon zeytin ağacı varlığımız var, AK Parti iktidarlığında bu sayı nereye çıkmış? 172 milyona çıkmış. Yüzde 72 artış, öyle mi? Peki, zeytin üretiminde dünya ikincisi yapan Türkiye’yi kim? AK Parti iktidarı. 640 bin tondan 890 bin veya daha fazla, gerçek rakamı şu anda tam hatırlamadım, ama orada da 1 milyon tona kadar arttırdık. İşte zeytinciliğe önem vermek lafla değil, yaptığınız icraatlarla ortaya çıkıyor.

Peki, getirilen düzenleme ne? Zeytin alanı olarak bilinen yerlerde maalesef geçmişte birtakım yanlış uygulamalar, hukuksuz uygulamalarla sanayi tesisleri yapılmış ve dolayısıyla o zeytin alanları artık kullanılmaz hale gelmiş. Bir; bununla ilgili bir düzeltme yapmak.

İkincisi de, sanayi bölgesindeki zeytin alanları, 3 kilometre yakınına kadar asla hiçbir tesis yapılmayacak, ancak 3 kilometreden daha fazla mesafede bu tesisler kurulabilecek. Bu da nasıl olacak? Bunun 11 kişilik bir kurulu var o kurula gelecek, değerlendirmeler yapılacak, eğer orada müspet bir karar alınırsa bu sefer ilgili bakanlığa gelecek. İlgili bakanlık olur verirse bu şekilde olacak. Eğer bu işin yapılmasında üstün kamu yararı varsa bu gerçekleşecek. Zeytin mi daha önemli yoksa yapılacak tesis mi daha önemli Türkiye’nin geleceği açısından? Meseleyi doğru açıdan görmek lazım, bir kaşık su da fırtına koparmamak lazım. Muhalefetin derdi üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek. Bizim derdimiz ise, ülkenin sorunlarına çözüm üretmek. Bunun için her şeyi vatandaşımızla dürüstçe evirip çevirmeden konuşacağız, her şeyi paylaşacağız. Ama vatandaşımız istemiyorsa da onun istemediğini de zorla yapacak halimiz yok. Biz gerçekleri anlatıyoruz ve ona göre adımlarımızı atıyoruz.

Değerli kardeşlerim, referandumun hemen arkasından belirlediğimiz takvim çerçevesinde çalışmalarımızı yoğun bir şekilde devam ediyoruz. Ramazan’ın bugün 11’nci günündeyiz. Ramazan içerisinde daha fazla vatandaşımızla bir araya gelmek, bu manevi ayın havasını birlikte teneffüs etmek için gece gündüz demeden gayret gösteriyoruz. Her akşam farklı bir yerde, ülkemizin farklı kesimleriyle iftar sofralarında buluşuyoruz.

İlk olarak İstanbul’da fetih kutlamaları kapsamında İstanbullu hemşehrilerimizle bir araya geldik. Ardından Milli Eğitim Bakanımızın 81 ilden davet ettiği öğretmenlerimiz, şehit yakını, gazi öğretmenlerimizle iftar sofrasında buluştuk. İşçi işveren ve memur sendikalarının yönetici temsilcileriyle yine birlikte iftar ettik. Dün de AK Partimizin kuruluşundan bugüne kadar birlikte görev yaptığımız milletvekillerimizle iftar sofrasında beraber olduk. AK Partililer olarak bizler aşılmaz duvarlar ardında yapılan bir siyasete hiçbir zaman prim vermedik. Her zaman vatandaşlarımızla, toplumun farklı kesimleriyle, sivil toplum kuruluşlarıyla bir olduk beraber olduk. Ramazan’ın bereketli iklimi içinde milletimizle olan muhabbetimizi daha da artırıyoruz.

Özellikle Ramazan ayı boyunca siz değerli kardeşlerimden, yol arkadaşlarımdan bir isteğim var. Daha çok vatandaşımızla bir araya gelin, iftar sofralarında lokmanızı ihtiyaç sahibi kardeşlerimizle paylaşmayı ihmal etmeyin. Şehit ailelerini, gazilerimizi ziyaret etmeyi unutmayın. Yetimleri, yoksulları ziyaret edin. Adaleti tesis etmek, paylaşmaktır. Toplumsal düzenin esası da adaletle paylaşmaktır. Bu anlamda Ramazan ayı bize büyük imkanlar sunuyor. Nerede kalbi kırık, gönlü mahzun insanlar varsa onlara ulaşacağız. Veren eli alan el ile mutlaka buluşturmak durumundayız. Geçtiğimiz 15 yıl boyunca olduğu gibi bundan sonra da asıl meselemiz, mazlumların dertleriyle dertlenmek.

Sözlerime son vermeden önce bir hususu daha sizlerle ve aziz milletimle paylaşmak istiyorum. Bildiğiniz gibi FETÖ darbe girişimine karışanların davaları başladı. Şu anda 27 ilimizde 132 dava açılmış, duruşmalar devam etmekte.

Ne diyorduk? FETÖ davaları devam ediyor. Gençler bize fırsat vermiyor maşallah.

FETÖ davaları devam ediyor. Biz AK Parti olarak şahsım da dahil olmak üzere bu davalara müdahiliz. Duruşmalar yapılıyor, duruşmalarda sanıklar bir tiyatro sergiliyor. Efendim, sanki onların dünyadan haberi yokmuş, bu darbeyi başka bir ülkeden gelip yapmış gitmişler veya yapmaya çalışmış gitmişler, yalanın bini bin para. Akıl hocaları onlara öğütler veriyor, onların cesaretini sürdürmelerini rüya tabirleriyle devam ettirmeye çalışıyor. Ne yaparsa yapsınlar, hangi yalanlara başvurursa başvursunlar, o uçakları alıp Gazi Meclisin üzerine bomba yağdıranlar, Gölbaşı Özel Harekat’ta 53 polisimizi şehit edenler,  TÜRKSAT’ı basanlar, oradaki kardeşlerimizi şehit edenler, Genelkurmay’daki vatandaşlarımızın üzerine mermi yağdıranlar, Şehitler Köprüsünde insanları gözünü kırpmadan öldürenler, 249 şehidimizi verdiğimiz ve 2194 gazimizin olduğu bu alçak girişimi gizlemeyecekler, mutlaka ve mutlaka hesabını verecekler.

Değerli kardeşlerim,  şimdi ben şehit yakınlarından ve gazilerimizden özellikle bir şey istiyorum; onların bu duruşmalardaki ifadelerine, yalanlarına dolanlarına bakarak asla ve asla üzülmesinler. Ne söylerse söylesinler, hangi ifadeyi değiştirirse değiştirsinler, bu yaptıkları alçak terörün sonucunu, cezasını en ağır şekilde alacaklar, bundan kaçış yok. Ama unutmayalım, sabredeceğiz, Türkiye bir hukuk devleti. Yarın, bir gün Avrupa’da, orada-burada, bunlar Türkiye’de adaletin tecellisine rıza göstermiyorlar, dışarıda hak aramayı kafalarına koymuşlar, oraya giderken, efendim, biz ifademizi vermek istedik, buna mani olundu, adil yargılama yapılmadı gibi bahanelerin arkasına sığınmalarını önlemek için biraz sabır istiyorum. Bunların yalanlarına dolanlarına şimdilik sabır gösterelim, ama bilesiniz ki bu söyledikleri onları kurtarmaz, hesabını en ağır şekilde vereceklerdir.

Değerli kardeşlerim, Türkiye’nin medeniyet yolculuğunda bizim tek bir davamız var, tek bir rüyamız var, tek bir idealimiz var, bu ülkeyi büyütmek, 2023 2035, 2053, 2071 hedeflerine giden yolda gereken adımları atmaktır. Bu yolda hiçbir zaman karamsar olmadık ve ucuz popülizme, yeise kapılmadık.

Türk siyasetinde çıtayı en yükseğe çıkarma iddiasındaydık, geçtiğimiz 15 yılda çıtayı en yükseğe taşıdık mı gençler? "Evet" 12 seçimde bu aziz millet her seçimde desteğini arttırarak AK Parti’ye güvenini tazeledi mi? "Evet" Bizim ufkumuz milletimizin aydınlık ufkudur.

Her vatandaşımız şundan emin olsun: Bundan sonra da milletimizin çizdiği yoldan zerre kadar sapmayacağız. Gelinen noktada Türkiye geleceği için son derece önemli bir kavşaktan alnının akıyla dönmüştür. Bundan sonra da önümüzde yeni bir takvim var, yeni bir süreç var. Önümüzdeki günlerde Hükümetimiz ve Cumhurbaşkanımızın liderliğinde gelecek 180 günlük eylem planını milletimizle paylaşacağız. Evet, yeni bir demokratik hamle, yeni bir kalkınma hamlesi kapımızda, hiç kimse rehavete kapılmasın ve herkes yeni sürece hazır olsun. Bu süreçte milletimizin ortak iradesi doğrultusunda her alanda ileri adımlar atmaya, demokrasi standardımızı daha da yükseltmeye kararlılıkla devam edeceğiz.

Tabi 2019 seçimlerine gelmeden içtüzük başta olmak üzere uyum yasalarını da çıkarmayı hedefliyoruz. Bu amaca yönelik olarak önümüzdeki hafta içtüzükle ilgili adımları atacağız. Amacımız, Meclisin daha verimli çalışması ve zaman kayıplarının önlenmesidir. İçtüzüğün imkânlarını kötüye kullanmak sadece Meclis çalışmalarını engellemiyor, aynı zamanda vatandaşımızın beklediği, arzu ettiği düzenlemelerin de gecikmesine vesile oluyor. Bu yeni sayfanın Türkiye için, milletimiz için hayırlar getirmesini Cenabı Mevla’mdan niyaz ediyorum.

Sözlerimi tamamlarken, bütün insanlık için mübarek Ramazan hürmetine bölgede ve dünyada barışın, kardeşliğin daim olmasını diliyorum.

AK Parti Grubu olarak sizleri sevgiyle, saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun.

  • Kadın Kolları
  • Gençlik Kolları
  • AKIM
  • Yaşlılar Koordinasyon Merkezi
  • Engelliler Koordinasyon Merkezi
  • Akparti Siyaset Akademisi
  • Kütüphane
TBMM AK PARTİ GRUP BAŞKANLIĞI : TBMM 06543 Bakanlıklar - ANKARA . Tel: 0312 420 50 00