|

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM Grup Toplantısı‘nda konuştu

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu.

Erdoğan, sözlerine toplantının ülke, millet, demokrasi ve gelecek için hayırlara vesile olmasını Allah'tan temenni ederek başladı.

Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ebedi azaptan kurtuluş olan mübarek Ramazan-ı Şerifi tebrik eden Erdoğan, geçen çarşamba akşamı Manisa'nın Saruhanlı ilçesinde meydana gelen 5,1 büyüklüğündeki depremden dolayı bölgede yaşayan vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini iletti.

Erdoğan, depremde can kaybının bulunmadığını, bazı binalarda hasarların meydana geldiğini belirterek, AFAD, Kızılay, ilgili kuruluşların ve hükümetin, vatandaşlara destek olmak için hemen bölgeye gittiğini, hemen çalışmalarına başlamaları sebebiyle oradaki acının az da olsa dindiğini ama en büyük tesellinin can kaybının yaşanmaması olduğunu vurguladı.

Dün vefat eden merhum Alparslan Türkeş'in yakın çalışma arkadaşlarından Ahmet Er'e Allah'tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı dileyen Erdoğan, kendisiyle en son 7 Mart'ta telefonla görüştüğünü ve kendisine şifa dileğinde bulunduğunu aktardı.

336 TERÖRİST ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ

Erdoğan, Türkiye'nin, terör örgütleriyle yürüttüğü mücadelesinde çok önemli mesafeler kat ettiği bir dönemden geçtiğine işaret ederek, "Sadece son iki ayda yurt içi ve dışında 336 teröristi etkisiz hale getiren güvenlik güçlerimiz maalesef asker, polis ve güvenlik korucusu olarak 43'te şehit vermiştir. Terör örgütünün geçmişte hiç girilmemiş, girilememiş inlerine girip hem rekor düzeyde silah, mühimmat ele geçiren hem de teröristlere dağları, mağaraları dar eden kahraman güvenlik güçlerimize şahsım, milletim adına şükranlarımı sunuyorum." ifadesini kullandı.

Şehitlere Allah'tan rahmet, yakınlarına ve millete başsağlığı dileyen Erdoğan, şehit ve gazilerin bu fedakarlıklarının boşa gitmeyeceğini, Türkiye'nin çok geniş bir alanda yürüttüğü istiklal ve istikbal mücadelesini mutlaka zaferle sonuçlandıracağını bildirdi.

TAM OLARAK BİN 44 GÜN SONRA BİR KEZ DAHA...

Erdoğan, salonda bulunanlara, "En son 22 Temmuz 2014'te, sizlerle bu salonda birlikte olmuştuk. Yaklaşık 34 ay, tam olarak da bin 44 gün sonra bir kez daha burada, bu salonda sizlerle beraber olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum." dedi

16 Nisan halk oylamasının getirdiği yeniliklerden birisinin de "cumhurbaşkanının parti üyeliğinin ve parti faaliyetlerine iştirakı"nın önünün açılmış olduğuna işaret eden Erdoğan, şöyle devam etti:

"Anayasa değişikliğinin, 25 milyon 157 bin gibi demokrasi tarihimizin rekoru olan 'evet' sayısıyla kabul edilmesinin ardından biz de bu hakkımızı kullanmış oluyoruz. 2 Mayıs tarihinde davete icabetle AK Parti Genel Merkezine giderek, partimize üye olduk. Ardından 21 Mayıs'ta toplanan üçüncü olağanüstü büyük kongremizde delegelerimizin teveccühüyle genel başkanlık görevine seçildik.

Dün, genel merkezimizde Merkez Karar Yönetim Kurulu toplantımızı yaparak, Merkez Yürütme Kurulumuzu da belirledik. Bugün de grup toplantımızı gerçekleştirmek üzere Meclisteyiz, durmak yok yola devam. İnşallah bundan sonra partimizin tüm çalışmalarında beraber olacağız ve bundan sonra işimiz çok daha zor bunu da özellikle ifade etmek durumundayım. Özellikle MYK ve grup toplantılarımıza mümkün olduğu kadar iştirak etmeye çalışacağım. Ancak bilindiği gibi 'cumhurbaşkanı' sıfatıyla yürütmem gereken pek çok görev de bulunuyor. Bu sebeple şahsen katılamadığım toplantılara da ihdas ettiğimiz özellikle genel başkan vekilliğiyle birlikte onları da Sayın Binali Yıldırım kardeşim başkanlık ederek yürütecektir."

Erdoğan, Başbakan Yıldırım'ın, demokrasi tarihe altın harflerle yazılacak bir süreci başarıyla yürüttüğünü vurgulayarak, kendisine bugüne kadar yaptığı tüm çalışmalar için teşekkürlerini iletti.

Erdoğan, milletvekillerine seslendi.

AK Parti'yi, 14 Ağustos 2001'de kurduklarında millete, "Türkiye'nin sorunları çözümsüz değildir", "Çareyi başka bir yerde değil, doğrudan milletimizde arayacağız" dediklerini anımsatan Erdoğan, millete zorlaştıran değil kolaylaştıran, iten değil kucaklayan, bölen değil birleştiren, haklı zayıfları haksız güçlülere karşı koruyan bir yönetim anlayışı vadettiklerini belirtti.

Toplumsal merkezi, siyasi merkeze taşıma sözü verdiklerini vurgulayan Erdoğan, bunun Türkiye'nin siyasi hayatında bir ilk olduğunu, bu anlayışla açıkladıkları parti programında yer alan hususların tamamını hayata geçirmenin çabasını gösterdiklerini ifade etti.

Erdoğan, programlarında yer alan hususlardan yapamadıklarının ve yapmaları gerekenlerin bulunduğuna işaret ederek, yeni yönetim sistemiyle bunları gerçekleştirme imkanı sağlayacaklarını bildirdi.

GERÇEK MANADA DEMOKRASİYİ, CUMHURİYETİ GETİREN AK PARTİ'DİR

AK Parti'nin, kendini sürekli geliştirmesine, yenilemesine, gençleştirmesine rağmen, çizgisinde en küçük bir sapmaya meydan vermediğini anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"2001'den bugüne yaşadıklarımıza, yaptıklarımıza baktığımızda gördüğümüz şudur: Bu ülkeye gerçek manada demokrasiyi, cumhuriyeti, refahı da getiren AK Parti olmuştur. Birileri kabul etmeyebilir ama ben sosyal hayatın da bir matematiği olduğuna inananlardanım. İki kere iki dörttür. AK Parti, demokrattır, bunun için milli iradeyi, sandığı, milletin tercihlerini hep en üstte tutmuştur. AK Parti, cumhuriyetçidir. Bunun için bir kişiye, zümreye hizmet, PKK gibi eli kanlı, FETÖ gibi milletimizin değerlerini istismar eden örgütlere değil, sadece ve sadece cumhura dayanmış, millete teslim olmuştur.

AK Parti, millidir, yerlidir, bunun için attığı adımlarda, yaptığı icraatlarda şu veya bu gücün, şu veya bu ülkenin değil, sadece milletin ne dediğine, halkın ne istediğine bakmıştır. AK Parti, kucaklayıcıdır. Ülkemizin bütünlüğüne, milletimizin birliğine husumet göstermeyen herkesi, kökenine, meşrebine, inancına, kılığına ve diğer tüm farklılıklarına bakmaksızın kendisinin doğal parçası olarak görmüştür. Bunun için her fırsatta, hedefimiz 80 milyon vatandaşımızın tamamının gönlünü kazanmak diyorum. Buna gayret edeceğiz."

TÜM DÜNYAYA ÖRNEK ÜLKE

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti'nin, tüm mazlumların, mağdurların hamisi olduğunu ifade ederek, hükümetleri döneminde dünyanın neresinde gözü yaşlı, gönlü kırık, eziyet çeken, zulme uğrayan mazlum varsa, hepsine el uzattıklarını bildirdi.

Türkiye'nin, geçen yıl yaptığı 6,5 milyar dolarlık insani kalkınma yardımıyla tüm dünyaya örnek bir ülke olduğunu bildiren Erdoğan, "Başkası yok. Suriye ve Irak'tan ülkemize gelen 3 milyon kardeşimiz için yaptıklarımız da bu konuda kıllarını kıpırdatmayan ülkelere biz insanlık dersi verdik." dedi.

Erdoğan, AK Parti'nin, ülkenin zenginliklerini milletin tamamına aktardığına vurgu yaparak, "Türkiye, aynı Türkiye, imkanlar aynı imkanlar olduğu halde kişi başına düşen milli gelirin 3 bin 500 dolardan, 11 bin dolara çıkması bunun en büyük ispatıdır." diye konuştu.

DEVRİMCİYİZ DİYE KONUŞANLARA SESLENİYORUM

AK Parti'nin, aynı zamanda muhafazakar olduğuna işaret eden Erdoğan, milletin tarihine, kültürüne, değerlerine saldırılmasına, düşmanlık edilmesine, tahribine karşı çıktığını, bu değerlere sımsıkı sahip çıktığını kaydetti.

Erdoğan, bununla beraber AK Parti'nin, devrimci bir parti olduğunu, Batı'nın "AK Parti, bir siyasi sessiz devrim gerçekleştirmiştir." dediğini aktardı.

Erdoğan, Türkiye'nin, cumhuriyet döneminde en cesur, en ileri, en kapsamlı, en etkili değişimleri AK Parti hükümetleri döneminde yaşadığına işaret ederek, hak ve özgürlükler konusunda hiçbir dönemde atılamayan adımların, kendilerinin döneminde atıldığını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"Devrimciyiz diye konuşanlara sesleniyorum, hangi adımı attınız söyleyin? Hak ve özgürlükler konusunda AK Parti'nin attığı adımları, acaba AK Parti'den önce hanginiz attınız? Siyasi partilere yaşam hakkı vermediniz. Biz parlamentoda kahir ekseriyetle var olmamıza rağmen, bizi bile kapatmaya yeltendiniz. Hatta partinizin başındaki zat, 'Ankara'da da savcılar varmış' diye, onlara sığındı. Savunacağı yerde, sığınmaya yeltendi. Niye, çünkü AK Parti'nin varlığı, onları ciddi manada ürkütüyordu.

Aynı şekilde, bu ülkede kılık kıyafet noktasında bizim yavrularımızı üniversitelerin kapısından kovanlar, siz olmadınız mı? Okulların kapısında anneleri ağlatan siz olmadınız mı? Hüngür hüngür kızlarımızı sokaklarda sürüyen siz olmadınız mı? Nerede özgürlüğünüz? Devletin içinde kadınlarımızı, başı açık, başı örtülü olarak sınıf sınıf ayrımlara tabi tutan siz olmadınız mı? Nerede eğitim, inanç, düşünce, fikir özgürlüğü? Öyle özgürlük, benim sınıfıma dahil olanlarla olur mantığı, özgürlük tanımında yoktur. Böyle bir şey olamaz. Ama bizim şu anda böyle bir sorunumuz yok. Türkiye'de de herkes şu anda özel-devlet, her yerde başı açık, başı örtülü, el ele, kol kola dayanışma içinde yürüyorlar. Demek ki oluyor. Bu milletin fertlerini, bu milletin bireylerini, birbirine düşman ettiğiniz sürece, bu millet size bu ülkede iktidar vermez, vermeyecektir."

Erdoğan, milletvekillerine seslendi.

Geçmişte yapılan hizmetlerin katbekatının kendi dönemlerinde gerçekleştirildiğini, bu anlamda  AK Parti'nin milleti devletiyle buluşturduğunu belirten Erdoğan, yatırım yaparken "Buradan bizim partimize oy çıkmadı, yapmayalım." diyerek hareket etmediklerini ve ayrım yapmadıklarını ifade etti.

Havalimanı sayısını 25'ten 59'a çıkardıklarını anımsatarak, "Hakkari bize milletvekili vermedi diye, Selahattin Eyyubi Havaalanı yapımını ertelemedik." diyen Erdoğan, havaalanını da açılışını da gerçekleştirdiklerini bildirdi.

Erdoğan, Yüksekova ve Cizre'ye şehir olma sözü verdiklerini belirterek, "Bu bir kentsel dönüşüm, değişimdir. Yani yeni bir şehir ihdas etmiyoruz." ifadelerini kullandı. 

Hakkari'nin Yüksekova'ya, Şırnak'ın da Cizre'ye taşınacağını bilgisini paylaşan Erdoğan, valiliklerin ve bazı kurumların da taşınacağını aktardı.

Bu sayede illerin süratle gelişme imkanı bulacağını, farklı ve güçlü bir şehir olmanın fırsatını yakalayacağını ifade eden Erdoğan şunları söyledi:

"Uzun yıllar, kiminin hak ve özgürlükleri kısıtlandı hatta tümüyle elinden alındı, kimi sahipsiz bırakıldı, geleceğinden ümidini kesti, kimi en basit insani ihtiyaçlarını karşılayacak imkanlara sahip olamadı, kimi benzer başka sebeplerle ama toplumun önemli bir bölümü devletine karşı hep mesafeli durmuştur. Öyle ki vatanları, bayrakları, mukaddesleri söz konusu olduğunda canları dahil her şeylerini feda etmekten çekinmeyen insanlar, devlet dendiğinde başlarını yere eğer olmuşlardır. 

AK Parti işte bu büyük yanlışı ortadan kaldırmış, 'insanı yaşat ki devlet yaşasın' demiştir. Bu ifadede tezahür eden uygulamalarıyla devleti milletiyle buluşturmuştur. 15 Temmuz bunun en somut örneğidir. Milletimiz o gece, devletinde sembolleştirdiği özgürlüğünü, bayrağını, ezanını, inancını, geleceğini korumak için adeta kıyam etmiştir. Bu çok anlamlıdır. Bir çağrıya ülkemizin dört bir köşesinden, milletimizin meydanlara dökülerek bu cevabı vermesi çok anlamlıdır. Dünyada bunun benzeri yoktur. Milletimle iftihar ediyorum, gurur duyuyorum. 'Yürüyeceksin, millet yürüyecek arkandan' ve yürüdü. Öyle yürüdü ki 249 şehit verdik, 2 bin 193 gazimiz oldu ama hiç olmazsa bu FETÖ'nün, alçak FETÖ'nün, kahpe, arkasındaki iz sürücülerine bu ülke teslim edilmedi."

SÜRATLE İADE EDİLMELERİNİ İSTİYORUZ

Darbe girişimine ilişkin Ankara ve İstanbul'da duruşmaların başladığına işaret eden Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bu duruşmalarla birlikte bizler tabii, tüm şehitlerimizin ve gazilerimizin ailelerine inşallah bu mahkeme kararlarıyla, bir defa hakların, iadeiitibarların  sağlanmasını temin edeceğiz. Aynı zamanda da dünyada bunları korumaya kalkan ülkelere 'Daha ne istiyorsunuz, buyurun size yargı kararları' deyip bunları da onların önüne koyacağız. Üzerlerine düşeni yaparlar veya yapmazlar, önemli değil. Ama şimdi de dünyaya sesleniyorum buradan. Eğer sizler iadei itibara  yardımcı olmazsanız, bilesiniz ki yarın birgün sizlerin de bizim elimize düşenleriniz olduğu zaman istediğinizde bunları bizden alamayacaksınız. Bunu bilin.

Çünkü terörle mücadele lokal değildir, mevzi değildir. Terörle mücadele uluslararası bir mutabakatın uygulamasıdır. Uluslararası bu mücadeleyi vereceksek, biz de sizden bizim ülkemize ait, ki bunları inşallah vatandaşlıktan da çıkaracağız, bunları süratle bize iade etmenizi istiyoruz.  Ettiniz ettiniz, etmediğiniz takdirde kusura bakmayın, 'men dakka dukka'. Biz de bunları yaparız."

16 Nisan'da kabul edilen yeni yönetim sisteminin de ülkeye kazandırılan devrim mahiyetinde bir başka reform olduğuna değinen Erdoğan, AK Parti'nin bu reformcu, devrimci yönü olmazsa bunca yıl iktidarda kalamayacağını ve milletin umudu olmayacağını vurguladı.

Erdoğan, değişim ve değişime olan inanç ve bağlılıklarının milletle bütünleşmelerine fırsat verdiğini belirterek, 21 Mayıs'ta seçilen MKYK'da 20'li yaşlarında iki kız ile 40 yaş ve altında 16 kişi bulunduğunu, yaş ortalamasının 47 olduğunu hatırlattı.

Meclis grubunda ise yaş ortalamasının 52 olduğunu belirten Erdoğan, tecrübe ile dinamizmin uyumunu gösteren bu manzaranın "AK Parti'nin niçin bunca yıldır her seçimden galip çıkabildiğini" gayet güzel ifade ettiğini anlattı.

Diğer partilere de bunun örnek olması temennisinde bulunan Erdoğan, her seçimde, her fırsatta bu yenilenmeyi sürdürerek, millete hizmet yolunda daha uzun yıllar hep birlikte çalışmayı umduğunu ifade etti. 

Erdoğan, milletin kendilerine güvenip destek verdikçe sorumluluklarının da arttığına dikkati çekti.

Hafıza tazelemesi yapılacak olunduğunda milletin AK Parti'ye 2002'de yüzde 34 oy verdiğini, 2007'de yüzde 47 ile destek verdiğini belirten Erdoğan, 2011'de yüzde 50 ile desteğini sürdüren halkın 7 Haziran 2015 yılında yüzde 41 ve 1 Kasım 2015 yılında ise yüzde 49.5 ile destek verdiğini hatırlattı.

Aynı şekilde mahalli idareler seçimlerinde de milletin belediye başkanlıklarını AK Parti'ye emanet ettiğine işaret eden Erdoğan, "Milletimiz bizi hiç mahcup etmedi. Cumhurbaşkanlığı seçiminde de yine tercihini bizden yana kullandı. Bunun yanında 367 garabeti, 27 Nisan bildirisi, kapatma davası, gezi olayları, FETÖ ve PKK ile mücadele başta olmak üzere karşılaştığımız her kritik hadisede milletimiz yanımızda yer aldı. 15 Temmuz'la birlikte artık can borcumuzun da olduğu milletimize olan şükranımızı ancak kendisine daha iyi hizmet sunarak ifade edebileceğimize inanıyorum." ifadesini kullandı.

Erdoğan, önümüzdeki sürenin çok iyi değerlendirilmesi gerektiğini, ilk etapta tüm bakanlardan 180 günlük kısa vadeli bir eylem planı istediğini belirtti.

Bu programın, vatandaşın birikmiş sıkıntılarını hızla çözmeye dönük olacağına değinen Erdoğan, şöyle devam etti:

"2019 seçimlerine kadar bu çalışmaların yürütüleceği bir eylem planı istedik. 2023  hedeflerimiz zaten asıl başarı çıtamız olarak geçerliliğini sürdürüyor. Onu da güncellememiz gerekiyor. Buna ilave olarak 2035 yılını hedef alan yeni bir çalışmaya daha başladık. Bu aynı zamanda gençlerimize emanetimiz olan 2053 vizyonumuzun alt yapısını oluşturacaktır. Meclis grubumuza da bu süreçte çok önemli görevler düşüyor. Her reform idari tasarruflarla yapılabilecek yönlerinin yanında asıl olarak yasa ve anayasa değişikliği demektir. 3 Kasım 2019 seçimleriyle birlikte yürürlüğe girecek Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine hazırlık için çok sayıda uyum kanununun çıkartılması gerekiyor. Meclisin mevcut gündemi zaten yoğunken bir de üzerine reformların ve yeni yönetim sisteminin yükü binecek. Milletimiz için, ülkemiz için, geleceğimiz için bu yükü hep birlikte omuzlayacağız."

BAŞARI ÇITASINI SÜREKLİ DAHA YUKARI TAŞIMAK MECBURİYETİNDEYİZ

Erdoğan, yeni Türkiye'nin inşasında omurga görevini yine AK Parti'lilerin üstleneceğini söyledi.

AK Parti'nin milletin bağrından çıktığını ve bugüne kadar gücünü milletten almış bir parti olduğunu vurgulayan Erdoğan, milletle irtibatın zayıfladığı gün AK Parti'nin bittiği gün olacağına dikkati çekti.

Erdoğan, şu görüşlere yer verdi:

"Genel başkanından mahalle, köy temsilcisine tüm AK Partililer bu anlayışla  hareket etmiştir. Milletvekillerimiz tüm illerimizde milletimizle partimiz arasında en güçlü bağların başında gelmişlerdir. Meclisteki yoğun mesainizi biliyorum. Sizlerin bu mesai ile birlikte seçim bölgelerinizdeki her bir vatandaşın gönlünü kazanacak çalışmaları yürütebileceğinize inanıyorum. Özellikle ramazan ayı ve bayramı, arkasından gelecek yaz tatilini, sonbahara girerken idrak edeceğimiz Kurban Bayramını çok iyi değerlendirmeliyiz. Siyasette ciddi bir rakibimiz olmadığı için hizmetler konusunda, projeler konusunda bir anlamda kendimizle yarışıyoruz. Başarı çıtasını sürekli daha yukarı taşıyoruz, taşımak mecburiyetindeyiz."

DURMAK YOK YOLA DEVAM

Erdoğan, 16 Nisan halk oylaması ile bu zamana kadar yakalanan başarı çıtasının daha da üzerine çıkmanın bir mecburiyet olduğunu anlattı.

AK Parti'nin 2011 yılında ve 1 Kasım seçimlerinde aldığı en yüksek oy oranlarının dahi artık yeterli olmayacağına vurgu yapan Erdoğan, "Her ne kadar Cumhurbaşkanlığı sistemi ile milletvekilliği sandığı ayrı ayrı kurulacak olsa da her ikisinde de yüzde 50'nin üzerine çıkamadan milletimize arzu ettiğimiz bir hizmet veremeyiz. Öyleyse bugüne kadar yaptıklarımızın daha fazlasını yapmak, daha çok çalışmak mecburiyetindeyiz." ifadesini kullandı.

Erdoğan, vakit kaybetmeden kolların sıvamasını, milletle olan rabıtanın güçlendirilmesini istedi.

Sandıkta yüzde 50'nin üzerine çıkabilmek için milletin tamamının kucaklanması gerektiğine vurgu yapan Erdoğan, bunun için 80 milyonun tamamına ulaşılmasının önemine değindi.

Erdoğan, milletvekilleri, teşkilatlar, kadın ve gençlik kollarının, belediye başkanlarının yanında tüm gönüldaşlarla geceyi gündüze katarak çalışacaklarını belirterek, şunları kaydetti:

"Gayret bizden tevfik Allah'tandır. Bu yıl sonuna kadar il, ilçe, belde teşkilatlarımızın tamamını güncelleyecek, yeniden gözden geçireceğiz. Çünkü ortada bir metal yoğunluğu var, bunu aşmamız lazım. Onun için de çok daha dinamik, çok daha gayretkeş ekiplerle inşallah 2019'a hazırlanmamız gerekiyor. Bakanlıklarımızın hepsi de çalışma programlarını hazırlayarak bir taraftan 2019'u diğer taraftan da 2023'ü güncellemek durumundadır. Durmak yok yola devam. Ben sizlere güveniyorum."

  • Kadın Kolları
  • Gençlik Kolları
  • AKIM
  • Yaşlılar Koordinasyon Merkezi
  • Engelliler Koordinasyon Merkezi
  • Akparti Siyaset Akademisi
  • Kütüphane
TBMM AK PARTİ GRUP BAŞKANLIĞI : TBMM 06543 Bakanlıklar - ANKARA . Tel: 0312 420 50 00