|

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM Grup Toplantısında konuştu

Genel Başkan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Grup Toplantısı'nda konuştu.

Erdoğan, 18. gününe ulaşılan Ramazan-ı Şerif'i tebrik etti, Allah'tan, kendilerini, ramazana kavuşturduğu gibi bayrama da sağlık, esenlikle ulaştırmasını temenni etti.

AK Parti olarak son 14 yılda, milleti her alanda tarihi nitelikteki reformlarla, özlemini çektiği yatırımlarla buluşturduğunu belirten Erdoğan, eğitimi, önceliklerinin ilk sırasına aldıklarını kaydetti.

Türkiye'yi eğitim, sağlık, adalet ve emniyet şeklinde dört temel taş üzerinde inşa edeceklerini söylediklerini anımsatan Erdoğan, 2002'de 7,5 milyar lira olan Milli Eğitim Bakanlığı bütçesini 11 katlık artışla bu yıl 85 milyar liraya çıkardıklarını vurguladı.

Erdoğan, ders kitaplarını öğrencilere ücretsiz verdiklerini, tablet bilgisayar ve akıllı tahtalarla eğitimin teknolojik altyapısını, adeta sıfırdan ele aldıklarını,  270 bin yeni derslik inşa edip 561 bin yeni öğretmen atayarak hem kalabalık sınıfları hem de boş geçen dersleri ortadan kaldırma gayretinde olduklarını bildirdi.

"Darbe döneminin icadı 8 yıllık kesintisiz eğitim yerine, ülke şartlarına uygun 4 + 4 + 4 sistemini ikame ettiklerini" dile getiren Erdoğan, 81 ilin tamamını üniversiteye kavuşturduklarını, 2002'de 76 olan üniversite sayısını 184'e çıkardıklarını kaydetti.

Erdoğan, yurtlardaki yatak kapasitesini, 182 binden 601 bine yükselterek öğrencilere evlerinin konforunda eğitim imkanı sağladıklarını, harçları kaldırmakla kalmadıklarını, aylık 45 lira olan kredi burs rakamını lisans öğrencileri için 425 liraya, yüksek lisans için 850 liraya, doktora için bin 275 liraya çıkardıklarını söyledi.

CUMHURİYET TARİHİNİN EN BÜYÜK REFORM ALANLARINDAN BİRİ DE SAĞLIK

Cumhuriyet tarihinin en büyük reformunu gerçekleştirdikleri alanlardan birinin de sağlık olduğuna işaret eden Erdoğan, hastane ve yataklı tedavi kurumu sayısını bin 156'dan 4 bin 636'ya, aile sağlığı merkezleri sayısını 9 binden 17 bine, hastanelerde 19 bin olan nitelikli yatak sayısını 153 bine, doktor, hemşire ve yardımcı personel olarak sağlık kurumlarında hizmet verenlerin sayısını 378 binden 875 bine çıkardıklarını bildirdi.

Türkiye'de süratle tıp fakültelerinin sayısını artırmanın gayretinde olduklarını, sağlık üniversitelerinin ilk adımını attıklarını dile getiren Erdoğan, "Sağlık bilimleri üniversitelerini kuralım ki sadece doktor değil hemşire, sağlık memurunu da yetiştirelim istedik." dedi.

Şehir hastaneleri projesini hayata geçirdiklerine dikkati çeken Erdoğan, Yozgat, Isparta, Mersin, Balıkesir şehir hastanelerini hizmete açtıklarını, inşası süren 20 şehir hastanesinin tamamını 1,5 yıl içinde açacaklarını, hazırlıkları süren 8 hastanenin inşasına da en kısa sürede başlayacaklarını anlattı.

İNSANA ODAKLI TÜRKİYE

AK Parti'nin, insana odaklı bir Türkiye'yi hedeflediklerini belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Aynen Kanuni'nin diliyle 'Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.' Sağlıklı bir nefesi, bir devletin fedasına amaçlayan, o uğurda adımlarını atan bir medeniyet anlayışı AK Parti'de var. Şu ana kadar bunun uygulamasını yapan bir başka iktidar olmadı. Biz bu adımları atıyoruz, atmaya da devam edeceğiz. Olgunlaştırarak, geliştirerek daha da atacağız. Ülkemin insanı hiçbir zaman bu hastane kapılarında mağdur olmayacak, edilmeyecek. Bu hedefimize her geçen gün daha da yaklaşıyoruz."

HIZLI TREN HATTI UZUNLUĞUNU 12 BİN KİLOMETREYE ÇIKARACAĞIZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ulaşım alanındaki hizmetlere de değindi. Erdoğan, bölünmüş yol uzunluğunun 79 yılda 6 bin 100 kilometre olduğunu, buna 19 bin 134 kilometre ilaveyle 25 bin kilometrenin üzerine çıktıklarını söyledi.

Karayollarında 50 kilometre olan tünel uzunluğunu 355 kilometreye ulaştırdıklarını vurgulayan Erdoğan, bin 213 kilometre hızlı tren hattıyla millete raylı sistem konforu yaşattıklarını belirtti. Erdoğan, mevcutlara ek olarak Ankara-Sivas, Ankara-İzmir, Bursa-Bilecek, Konya-Karaman başta olmak üzere yeni hatların inşasının sürdüğünü ifade ederek, 2023'e kadar hızlı tren hattı uzunluğunu 12 bin kilometreye çıkarmayı hedeflediklerini bildirdi.

Erdoğan, 12 bin 500 kilometre civarında olan mevcut demiryolu ağını da 2023'te 25 bin kilometreye ulaştırmayı amaçladıklarını anlattı.

DÜNYAYA CEVAP

İstanbul Boğazı'nı Marmaray ve Avrasya Tüneli ile denizin altından ilk kez, Yavuz Sultan Köprüsü ile üzerinden 3. kez birleştirdiklerini anımsattı.

Erdoğan, şunları kaydetti:

"Acaba asırlarca önce boğaz altından böyle bir hat geçecek denilseydi buna inanır mıydık? Ecdadımız inanmış. Hatta ecdadımız proje de yapmış, eskiz çalışmalarını arşivlerden gördük. Bunu gerçekleştirmek bize nasip oldu. Azmettik ve 'Ecdadımız Fatih karadan denizleri yürüttüğüne göre biz de onun torunları olarak denizin altında bu işi başaracağız' dedik ve başardık.

İstanbul-İzmir otoyolu kapsamında inşa ettiğimiz Osmangazi Köprüsü de hizmete girdi. Tekirdağ-Balıkesir otoyolunun bir bölümünü oluşturan 1915 Çanakkale Köprüsü'nün bu yıl 18 Mart'ta temelini attık. Buranın yapımı gerçekleşecek. Bunlar neyi getiriyor; bunlar bir yerlere cevap. Sadece ülke için değil aynı zamanda dünyaya cevap. Uyuyan, yan gelip yatan bir Türkiye yok; çalışan, gayret eden ve muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkma azminde olan bir Türkiye var."

Erdoğan, toplantıyı takip eden gençlerden dinlediklerini döndüklerinde şehirlerinde anlatmalarını istedi. Yapılanların unutulmaması için devamlı anlatılması gerektiğini belirten Erdoğan, iktidara geldiklerinde 26 olan havalimanı sayısının bugün 55'e çıktığını, uçak fiyatlarının bazı yerlerde otobüs fiyatlarının altına düştüğünü söyledi.

Vatandaşının yanında olan ve "Her şey Türkiye için" diyen bir iktidar bulunduğunu ifade eden Erdoğan, ülke genelinde 197 olan organize sanayi bölgesi saysını 299'a çıkardıklarını, 2023'e kadar 65 yeni organize sanayi bölgesini daha faliyete geçirmeyi hedeflediklerini dile getirdi.

KARGAYA DA HAKARET OLMASIN AMA

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "yalan yanlış" konuştuğunu ifade eden Erdoğan, Kılıçdaroğlu'nun "Hala 7 milyon işsiz var" şeklindeki açıklamasını anımsatarak, şunları kaydetti:

"Ya ayıptır ya.. Senin bir defa kılavuzun karga. Kargaya da hakaret olmasın ama böyle bir durum var. Türkiye, böyle bir konumda olsa şu anda yakaladığı büyümeye bakın. Türkiye, evelallah ufak tefek yurt dışı spekülasyonlarına rağmen, o zaman da söyledik 'bu tamamen siyasi bir müdahaledir, bunları aşacağız' dedik, kalkınmanın temel alt yapısı olan enerji alanındaki yatırımlarımızla, elektrik üretimimizi 10 bin 500 megavattan 25 bin megavata yükselttik. Bunlar refah düzeyinin işaretleridir. Buna iyi dikkat edelim. Hedefimiz gelecek 10 yılda, 10 bin megavatı güneş, 10 bin megavatı rüzgara dayalı yenilenebilir enerji kaynağını inşallah harekete geçirmektir."

Erdoğan, 2002'de 195 olan baraj sayısına bir kısmı enerji ve sulama, bir kısmı sadece sulama amaçlı 423 yeni tesis ilave ettiklerini, hidroelektrik santral sayısını da 49'dan 540'a çıkardıklarını dile getirerek, Hükümetin çalıştığını söyledi.

Barajların birçoğunu teröre rağmen yaptıklarını aktaran Erdoğan, yakında açılışı yapılacak devrim niteliğindeki Ilısu Barajı için şehir taşıma işlemlerinin sürdüğünü, işlemler biter bitmez tarihin bir taraftan bugüne, diğer taraftan yarına taşınacağını dile getirdi.

"Lafla bu işler olmuyor." diyen Erdoğan, ülkeyi ekonomide 3 kat büyüterek güçlü, müreffeh bir Türkiye yolunda önemli adımlar attıklarına işaret etti.

BAĞIMLI OLMA ZİNCİRİNİ KIRDIK

Erdoğan, yılda 36 milyar dolar olan ihracatı, 147 milyar dolara çıkardıklarını anlatarak, "Geldiğimizde, IMF'ye olan borcumuz neydi? O günün rakamlarıyla söylüyorum, 23,5 milyar dolar. 2013'te ne yaptık? IMF'ye olan borcumuzu sıfırladık. Bu, bize nasip oldu. Niye, bizden öncekiler bunu yapamadı? Bunlar bağımlılıktı. Biz, bu bağımlı olma zincirini kırdık ve ekonomi alanında IMF ile olan bu ilişkiyi de kestik, attık." ifadelerini kullandı.   

Merkez Bankasında göreve geldiklerinde 27,5 milyar dolar olan döviz rezervini bugün, 106-107 milyar dolara çıkardıklarını belirten Erdoğan, 2002'de bütçenin yüzde 43'ünü faiz harcamalarının oluşturduğunu, geçen yıl bunun yüzde 8,6'ya düştüğünü bildirdi.

Erdoğan, yatırımlara ayrılan kaynağı, 70 milyardan 700 milyarın üzerine çıkardıklarını, kaynakları çeşitlendirdiklerini bunun da ülke kalkınmasına büyük katkılar sağladığına işaret etti.

İş adamlarının önündeki bütün engelleri kaldırarak özel sektörü ekonominin lokomotifi haline getirdiklerine dikkati çeken Erdoğan, şöyle konuştu:

"Savunma sanayisinde yüzde 80 dışa bağımlı bir ülkeden bugün kendi gemisini, silahını, füzesini, tankını, helikopterini yapan, bununla yetinmeyip ürettiklerin yurt dışına ihraç eden bir ülke konumuna geldik. Ama ana muhalefet bundan rahatsız, onu da söyleyeyim size. Savunma sanayisinde sen kalkacaksın, kendi silahlarını üreteceksin, rahatsız, hele hele bir de bunun ihracına başlayacaksın, hepten rahatsız. İstediğiniz kadar rahatsız olun bunları ithal eden bir Türkiye'den ihraç eden bir Türkiye'ye geldik, geleceğiz."


Erdoğan, ülkenin kıt kaynaklarını faiz lobilerine yağmalatmak yerine IMF'ye borcunu ödeyen, Merkez Bankasının kasasını güçlü kılan ve Hazineyi güçlendiren, böylece tam bağımsız bir ülke olma yolunda ilerleyen bir Türkiye inşa ettiklerini dile getirdi.

Hak ve özgürlükler konusunda geçmişte telaffuzu dahi imkansız düzenlemeleri cesaretle AK Parti'nin hayata geçirdiğini ifade eden Erdoğan, "Terör örgütleri ve onların gerisindeki güçlerle kararlı bir şekilde mücadele ederek, vatanımıza kem gözlerle bakanların heveslerini kursaklarında bıraktık. Demokrasiye sıkı sıkıya sahip çıkarak kirli pazarlıklarla iktidar hayalleri kuranları her seferinde Allah'ın izniyle sandığa gömdük. Bu aziz millet bizi yolda bırakmadı." dedi.

Erdoğan, darbecilerin, yönünü millete çevirdiği namlular üzerinden ikbal devşirmeye çalışanların 15 Temmuz'da başarısızlığa uğratıldığını söyledi.

Son 14 yılda Türkiye'ye, bulundukları yeri borçlu oldukları millete hizmetten başka hiçbir hedeflerinin olmadığını belirten Erdoğan, "Her gece yastığa başımızı koyduğumuzda nefsimizi sürekli hesaba çekerek, kendimizi her daim yenileyerek bugünlere geldik. Karşımızda ciddi bir muhalefet olmadığı için hep kendimizle yarıştık. İnşallah bundan sonra da aynı anlayışla ilerleyeceğiz." diye konuştu.

BÜYÜMENİN YÜZDE 5 OLARAK GERÇEKLEŞMESİ GÜVENİMİZİ DAHA DA ARTIRMIŞTIR

Türkiye'yi her alanda muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak için mücadele ettiklerini anlatan Erdoğan, bu uğurda var güçleriyle çalışmaya devam edeceklerini vurguladı.

Felaket tellallarının tüm çabalarına rağmen güzel gelişmelerin haberini almaya devam ettiklerini belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İhracatta, üretimde ve istihdamda yaşanan yükselişi son olarak dün açıklanan büyüme rakamlarıyla taçlandırmış olduk. Bu yılın ilk çeyreğindeki büyüme oranımız yüzde 5 olarak gerçekleşti. Tabii bu milliyetperver, vatansever halkımız için bir mutluluk vesilesi ama aksi olanlar için de tam aksi. Bu büyüme oranı yüzde 2,4 olan AB ortalamasının iki katından bile fazladır. Aynı dönemde G7 ülkeleri yüzde 1,8 ve OECD yüzde 2 büyümüştür. İlk verilere göre yüzde 5'lik büyüme oranıyla G20 ülkeleri arasında Çin ve Hindistan'ın ardından üçüncü sırada bulunuyoruz. Aramızda çok fazla fark da yok. Onları da yakalayacağız.  Daha iyi noktaya geleceğiz. Onu yakalayacak güç bizde var evvelallah. Ekonomistlerin ve IMF gibi kuruluşların yüzde 3-4 arasında bekledikleri büyümenin yüzde 5 olarak gerçekleşmesi geleceğimize olan güvenimizi daha da artırmıştır."

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, Türkiye'nin ilk 5 aylık ihracatının yüzde 8,9 artış kaydettiğini, istihdamda başlatılan seferberlik noktasında 2 milyon kişilik bir artış elde edildiğini söyledi. 

Muhalefet partisinin bu gelişmeleri hiç dile getirmediğine dikkati çeken Erdoğan, "Uluslararası yatırımlarda da yılın ilk 4 ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre az da olsa bir artışla 3,6 milyar dolar seviyesini yakaladık. Yatırım davetimize üretimi, istihdamı, ihracatı artırma çağrımıza olumlu cevap vererek böyle bir büyüme oranını yakalamamızda emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum." dedi.  

ŞİMDİ NE YAPACAKLARINI MERAK EDİYORUM

 Erdoğan, Türkiye ekonomisinin artık ufak tefek sarsıntılarla dengesinin bozulmayacak kadar büyük ve güçlü olduğunu, özellikle geçen yıl gördüklerini anlattı. 

Türkiye'nin kredi notuyla ilgili spekülasyonların, ülkenin gerçek durumundan ziyade, siyasi saiklere bağlı olduğunu açıkça söylediğini vurgulayan Erdoğan, "Eğer büyüme oranı beklentilerin altında çıksaydı hemen kredi notunu düşürmek için harekete geçecek derecelendirme kuruluşlarının şimdi neredeyse yarı yarıya yüksek çıkan büyüme oranı karşısında ne yapacaklarını merak ediyorum. Onu da göreceğiz. Biz kendimizin ne olduğunu gayet iyi biliyoruz. Ülkemizin potansiyeline ve milletimizin kabiliyetine olan güvenimiz tamdır. Bugüne kadar bizi hiç yanıltmayan bir dinamizmle ülkesine ve geleceğine sahip çıkan milletimizin her bir ferdine şükranlarımı sunuyorum." diye konuştu.

BU ÜLKE NE ÇEKTİYSE SİYASET VE TOPLUM MÜHENDİSLERİNDEN ÇEKMİŞTİR

Erdoğan, stratejik yatırım alanları başta olmak üzere geniş bir yelpazede verilen teşvikleri sürdürerek büyüme eğilimini daha da yukarılara taşımak için çalışmaya devam edeceklerini söyledi.

Hem mali disiplinden hem de yatırımlardan taviz vermeden büyümenin mümkün olduğunu defalarca ispatladıklarını anlatan Erdoğan, bu başarıyı tekrar tekrar göstermeyi sürdüreceklerini dile getirdi.

Erdoğan, büyüme oranı başta olmak üzere ekonomide gerçekleştirilecek büyük atılımlarla 2023 hedeflerine ulaşmaya kimsenin engel olamayacağını vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Yaptıklarımızın tamamı elbette önemlidir. Bunlar tarihi nitelikte başarılardır. En büyük reformların başında vesayetle mücadelenin geldiğine inanıyorum. Her zaman söylediğim gibi bu ülke ne çektiyse siyaset ve toplum mühendislerinden çekmiştir. Bu millete en büyük zulmü dilinden halk ve halkçılık kelimelerini eksik etmeyen müstebitler yapmıştır. Değerlerimize, tarihimize, kültürümüze yabancı bir hayat tarzını yıllarca çağdaşlık kılıfı altında milletimize dayatanlar cumhurla Cumhuriyet arasındaki bağı koparmışlardır. Bu sahte projelerle ülkenin imkanları bir avuç seçkine peşkeş çekilirken millet fakirleşmiş, temel insani ihtiyaçlarını karşılamaktan dahi aciz duruma düşmüştür. Milletin temsilcisi olması gereken siyaset de maalesef aynı çarpık düzenin bir parçası haline dönüşmüştür. Ülkemizde vesayetin selasını vermek de onun izinden giden siyaset anlayışını tarihe gömmek de bu kadroya, AK Parti'ye nasip olmuştur.  

Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, kuruldukları günden beri milletle bütünleştiklerini ve karşılarında hiçbir gücün duramadığını söyledi.

Bu süreçte en büyük hakaretler ve en ağır saldırıların, ayrıcalıklarını kaybeden kesimlerden geldiğini ifade eden Erdoğan, "Çok rahatsız oldular. Öyle rahatsız oldular ki sürekli saldırdılar." diye konuştu.

Erdoğan, zahirde elit, hakikatte lümpen olan bu çevrelerin, ellerindeki tüm imkanları kendilerini karalamak için seferber ettiğini, yol, hastane, okul, cami, hangi hizmeti yapmaya kalktılarsa hemen karşılarına dikildiğini ifade etti.  

4. YILINI DA KUTLASALAR, 40. YILINI DA KUTLASALAR...

Recep Tayyip Erdoğan, havalimanı, baraj, köprü inşa etmek istediklerinde birden bire çevre hassasiyetlerinin kabardığına işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Zannedersin ki çevreci. Biz milyonlarca ağaç dikiyoruz. Onlar ise, 'Bunlar çevreci değil, çevre düşmanı'... Hep böyle saldırdılar. Bu Geziciler değil mi, 10-12 tane ağacı bir yerden bir başka yere taşırken isyan edenler. Çünkü bunlarda ağaç taşıma kültürü de yok. O da ayrı bir beceri, bunlar beceri isteyen işler. Artık Batı'da bakıyorsun devasa ağaçları bir yerden bir yere nakledebiliyorlar. Hatta bu işin ihracatını yapanlar böyle yapıyor, hem besliyor, yetiştiriyor ondan sonra ihracatını bu şekilde yapıyor. Ama bunlar, bundan anlamaz. Bunlar başka yerde geziyor. Bunlar böyle Gezici ama alışacaklar. 4. yılını da kutlasalar, 40. yılını da kutlasalar yine buna alışacaklar. Bunlar İstiklal Caddesi'nde istiklalimiz ve istikbalimiz için yürümüyorlar. İstiklal Caddesi'nde bölücü terör örgütünün temsilcileriyle el ele, kol kola yürüyorlar. Bunların yaptığı bu.

Eğitimde darbe dönemlerinin yol açtığı haksızlıkları düzeltmeye çalıştığımızda, 'Laiklik elden gidiyor' diyorlardı, ortalığı böyle ayağa kaldırdılar. Biz dış politikaya yeni bir vizyon kazandıracak adımları atarken onlar 'eksen kayması' tartışmaları üzerinden birilerine mesajlar veriyorlardı. Gidip oralarda bizleri şikayet ediyorlardı, söylemedikleri hiçbir şey kalmadı. Kültürde, sanatta, fikir ve yazı hayatında kendileri dışında kimseye hayat hakkı tanımamak için yapmadıkları çirkefliği bırakmadılar."

KÖTÜ MÜ YAPTIK?

Erdoğan, dün akşam İstanbul Tarabya'da sanatçılar ve sporcularla iftarda bir araya geldiğini anımsatarak, Taksim'deki AKM'yi anlattığını söyledi. 

 Türkiye'de opera binası bulunmadığını, Ankara'da görünen yerin ise opera binası değil, ufak bir tiyatro salonu olduğunu dile getiren Erdoğan, Türkiye'ye yakışır opera binasını ilk kez Cumhurbaşkanı Külliyesi'nde yaptıklarını anımsattı. Erdoğan, mimarlara, "Gidin tüm dünyadaki opera binalarını inceleyin." dediklerini, inceleyip, bu binayı inşa ettiklerini anlattı.

Erdoğan, asıl olanın İstanbul'a böyle bir opera binasını kazandırmak olduğunu dile getirerek, bunun için de en başından itibaren "AKM'yi yıkalım çünkü depremden zarar görmüş bina konumunda. Burayı halletmemiz gerekir." dediklerini söyledi. Erdoğan, "Hemen isyanlar. Aynı şeyi Muhsin Ertuğrul'da da yaptılar. Biz 17 ayda oradaki Harbiye Kongre Merkezi'ni inşa ettik. 3 bin kişi alıyor. Yanına Muhsin Ertuğrul'u yaptık. Gösteri üstüne gösteriler. Ne oldu? Şu anda eski Muhsin Ertuğrul'un iki kat büyüklüğünde bir Muhsin Ertuğrul kazandırdık İstanbul'a. Kötü mü yaptık?" diye sordu.

ÖLÜM TARLALARI VE KURU KAFA KULELERİNİ SEMBOLLEŞTİRDİLER

Erdoğan, sözünde duran bir kadro olduklarını, ne aldatan ne aldanan olduklarını kaydetti. Erdoğan, AKM'de projenin tamamlandığını, yanındaki, arkasındaki boşluğu da katarak dev bir opera binasını Taksim Meydanı'nda inşa edeceklerini bildirdi.

Ortada muhteşem proje bulunduğunu vurgulayan Erdoğan, projeyi inşa ederek, İstanbul'daki bu açıklarını gidereceklerini, Taksim'e 3 dev projeyle zenginlik kazandıracaklarını bildirdi.

Erdoğan, şöyle devam etti:

"Önümüzü kesemezler. Bu millete hizmet yolunda bizim önümüzü kesemezler. Biz bu millete hizmet ettikten sonra, bu vatana hizmet ettikten sonra önümüzü kesemezler. Bunlar terör örgütlerine gösterdikleri sempatinin onda birini kendi insanına göstermediler. Sarıldıkları ideolojilerinin içinde şiddet, zulüm ve baskıdan başka bir şey bulamazsınız. Hep bunu yaptılar. Sembolleştirdikleri tarihi şahsiyetlerin geçmişlerine baktığınızda göreceğiniz tek şey var -isim vermeyeceğim siz anlarsınız- ölüm tarlaları ve kuru kafa kuleleridir. Bunları sembolleştirdiler. Yaptıkları hep budur. Senelerece devrimci şiddet güzellemeleriyle eli kanlı teröristleri, gençlerimize rol model olarak sundular. Yaşamak ve yaşatmak yerine ölmek ve öldürmek üzerine mesajlar vererek körpe zihinleri iğfal ettiler. Bakıyorsunuz beyefendi çıkıp konuşuyor; barış, sevgi. Lafla barış, sevgi olur mu? Bal bal demekle ağız tatlanır mı? Balı yersen ağız tadlanır.

Bunların kirli yüzlerinin farklı tonlarına terörle mücadelemizde, Gezi olaylarında, 15 Temmuz darbe girişiminde, son yıllarda yaşadığımız her kritik hadisede bunlara şahit olduk. Terör örgütüne arka çıkarak, 'katil devlet' bildirileri yayınlayanlar bugün de nerede ve nasıl öldüğü meçhul bir kadın terörist üzerinden yine aynı oyunu oynuyorlar. Her gün askerimizin, polisimizin, sokakta yürüyen vatandaşlarımızın hayatına kast eden eli kanlı teröristleri allayıp, pullayıp öne çıkardıkları bir isim üzerinden aklamaya çalışıyorlar. Buna karşılık aynı çevrelerin karne günü PKK'lı teröristlerce şehit edilen Aybüke öğretmenle ilgili ciddi bir tavrına, üzüntü beyanına, bir tepkisine şahit oldunuz mu? Terörist cenazesinde birbirini ezen sözüm ona milletvekilleri, yazarlar, aydınlar, gazeteciler, Aybüke öğretmenimiz için, terör örgütünün katlettiği diğer masumlar için kıllarını kıpırdattılar mı? Aynı kesimlerin terör örgütü tarafından dağa kaçırılan gençler ve bu gençlerin gözü yaşlı anneleri için bir kez bile seslerini yükselttiğini duydunuz mu? Elbette hayır. Daha hayatının baharında tüm ümitleri ve heyecanıyla birlikte toprağa verilen Aybüke kızımız için yüreği yanmayan taş kalplilerin dertleri kesinlikle insan değildir, insan hakları hiç değildir. Bunların tek derdi var terör örgütlerinin kalemşörlüğünü yapmaktır. Bunların tek gayesi teröristleri ve onların kanlı eylemlerini toplum nezdinde aklamaya çalışmaktır."

Erdoğan,  "Aybüke kızımız genç yaşında çıktı, oralara geldi. Niye? Hizmet için geldi. Yavrularınıza ilim, irfan öğretmek için geldi. Bu yavrumuz aldığı maaşı ile orada kalkıp ufak bir laboratuvarı da hazırladı. Derdi, çünkü sizin yavrularınıza hizmetti. O aşkla oraya geldi ama bu yavrumuzu orada katlettiler. Kim? Bu terör örgütü. Onun için ben inanıyorum ki Güneydoğulu, Doğulu kardeşlerim, bundan sonra siyasi iradesini çok daha farklı bir şekilde, bu terör ve terör örgütüne karşı, bu ülkeye ve kendilerine hizmet eden, hizmet ehli AK Parti'ye verecektir. Ben buna inanıyorum." diye konuştu.

"Çünkü bizim derdimiz bu, bizim bir aşkımız var, heyecanımız var. Bizim aşkımız, bu vatana hizmettir, bizim aşkımız, heyecanımız bu millete hizmettir." diyen Erdoğan, yaradılanı Yaradandan ötürü sevmek suretiyle geleceğe yürüdüklerini kaydetti.

Erdoğan, Aybüke'nin babası ile görüştüğünü anımsatarak, annesine, ailesine, milli eğitim camiasına ve tüm millete başsağlığı diledi.

BU NE BÜYÜK CEHALET

Hastanelerde hastaya hizmet edecek doktorun tekme tokat ölesiye dövüldüğünü belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu ne büyük cehalettir, böyle saçmalık mı olur? Yapılan bir yanlış varsa ilgili mercilere bunu bildirirsin, bu büyük cehalet. Ondan sonra o doktorumuzun hizmet aşkı kalır mı? Milletçe biz bu noktada hizmet ehli olan öğretmenlerimiz, sağlık görevlilerimiz, aklınıza ne gelirse hepsine... El ele vereceğiz, omuz omuza vereceğiz ve Türkiye'yi geleceğe böyle taşıyacağız. Şimdi de FETÖ'den bölücü terör örgütüne kadar Türkiye düşmanı bütün çevrelere, özellikle bunların hizmetkarlık yapmalarının sebebi işte budur. Devletin askeri, polisi, güvenlik korucusu şehit edildiğinde masum insanlar alçakça katledildiğinde havaya bakıp ıslık çalarken, teröristlerin arkasından ağıtlar düzenlere yazıklar olsun.

Terör örgütü saflarına katılan her gencin acı akıbetinde, gazetecisinden milletvekiline tüm bu kat devrimcilerin sorumluluğu vardır. AK Parti'nin son 14 yıldaki en önemli başarılarından biri de işte bu maskeli baloyu sona erdirmesidir. Bitecek bu, bitecek. Burada öyle durmak yok, ara vermek yok, şu istasyonda takılalım yok. Bu işi bitireceğiz Allah'ın izniyle, üzerine üzerine gideceğiz. Çünkü bu milletin huzuruna, mutluluğuna kastedenlere bu işin hesabını soracağız. Onun için de bu mücadelede ara vermek yok, devam. İnşallah bundan sonra da sıfatı ve konumu ne olursa olsun, ülkesine ve milletine karşı ihanet içine girenlerin maskelerini düşürmeye devam edeceğiz."

AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, bölgedeki krizler, çatışmalar ve gerilimlerin maalesef, mübarek ramazan günlerinde durulmak bir yana, tırmanarak devam ettiğini söyledi.

Suriye'de ve Irak'ta, neredeyse her gün sivillerin zarar gördüğü saldırıların haberlerini aldıklarını belirten Erdoğan, "Kendileri için daha güvenli bir hayat kurmak üzere, derme çatma teknelerle Akdeniz'e açılan mültecilerin kitleler halinde boğulması neredeyse rutin haberler haline geldi. Ülkemizde de PKK'lı teröristlerin çoğunlukla da tam iftar saatinde güvenlik güçlerimize yönelik saldırılarında verdiğimiz şehitlerin acıları yüreklerimizi dağlıyor." dedi.

Recep Tayyip Erdoğan, bütün bunlar yetmezmiş gibi bölgede Katar'a yönelik mesnetsiz iddialarla başlatılan yaptırımlar krizi ile karşı karşıya kaldıklarını söyledi.

Türkiye olarak bu meselede tavırlarını en başından beri net olarak ortaya koyduklarını belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bölgemizde terör örgütlerine ve onları birer maşa gibi kullanan güçlere karşı, birliğe, beraberliğe ve dayanışmaya her zamankinden fazla ihtiyaç duyduğumuz bir dönemden geçiyoruz. Özellikle Irak'taki, Kuzey Irak Yerel Yönetimi ile ilgili yapılan açıklama gerçekten bizi derinden üzmüştür. Böyle bir reform arayışı içerisine girmek, Kuzey Irak'ın bağımsızlığı ile ilgili adım atmak Irak'ın toprak bütünlüğüne tehdittir ve yanlış bir adımdır. Temenni ederdik ki bunlar, yapılacak işler istişare yolu ile yapılsın. Çünkü, bu bölgede Kuzey Irak Yerel Yönetimi yalnız değildir. Kuzey Irak Yerel Yönetimi ile birlikte Musul'da Araplar, Kerkük'te Türkmenler... Bütün bunlar hep birlikte yaşıyorlar.

Biz barış içerisinde bu bölgede bütün bu adımların atılmasını ve Irak'ın bütünlüğünü hep savunduk ve savunmaya da devam ediyoruz. Ama biz bunları savunurken maalesef zaman zaman orada ipin ucunun da kaçtığını gördük. Bugüne kadar nasıl bu görüşmeleri, istişareleri her konuda yaptık, yapıyorsak burada da aynı şekilde bunun yapılması gerekirdi. Bu bizi üzmüştür, Dışişleri bu konuyla ilgili açıklamaları da yapmıştır. Bu kritik süreçte böyle bir adım atılması kimsenin yararına değildir."

Erdoğan, Katar'a ve Katar vatandaşlarına yönelik yaptırımların uzandığı yerlere bakıldığı zaman, çok ciddi bir yanlışın içine düşüldüğünü gördüklerini ifade etti.

Erdoğan, bir ülkenin halkını yiyecek ve iceceğinden, seyahatine, ticaretinden ibadetine kadar her alanda tecrit etmeye kalkmanın insani ve İslami olmadığını belirtti.

Pek çok terör örgütüyle aynı anda mücadele eden, bu nedenle son 35 yılda 40 bin vatandaşı ve güvenlik görevlisini kaybeden Türkiye'nin terör konusunda çok fazla hassasiyeti bulunduğunu ifade eden Erdoğan, Türkiye'nin dahi kesinlikle kabul etmediği yöntemlerin, teröre destek ithamıyla bağımsız bir ülkeye karşı uygulanmaya çalışılmasının kabul edilemeyeceğini bildirdi.

Erdoğan, şunları söyledi:

"Üstelik Katar, teröre destek veren değil tam tersine bölgemizde çok ciddi yıkıma ve acıya yol açan terör örgütü DEAŞ'a karşı Türkiye ile birlikte en kararlı duruşunu gösteren ülkedir. İftira kampanyalarıyla Katar'ı adeta bir suçlu gibi göstermenin bölgeye hiçbir faydası yoktur. Türkiye olarak bu ülkede, biz bir defa neyin ne olduğunu gayet iyi biliriz. Ama PKK'nın yavruları olan PYD'ye ve YPG'ye sahip çıkanlar, bu verdikleri kararlarla bedeli ödenmeyecek yanlış adımlar atıyorlar. PKK'yı, PYD'yi, YPG'yi birbirinden ayıramazsınız. YPG de PYD de bunların her ikisi de PKK'nın düşük çocuklarıdır; bunu böyle biliniz." 

Bunu, ilgili her yerde söylediklerini belirten Erdoğan, "Yanlış yapıyorsunuz, iyi terörist, kötü terörist olmaz. Bunların her ikisi de kötüdür. Bunlarla sizin beraber olmanız hele hele Amerika’ya hiç yakışmaz." dediklerini aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Amerika olarak biz sizlerle NATO’da beraber miyiz? Beraberiz. Stratejik müttefik miyiz? Müttefikiz. O zaman Rakka operasyonunu biz beraber yaparız, niçin siz terör örgütleriyle bunu beraber yapıyorsunuz? Gelin bunu beraber yapalım. Bir ülkeyi terör örgütlerine maddi, yardımda bulunmak, aynı zamanda ayni yardımlarda bulunmakla suçlayacaksınız ama öte taraftan kalkıp PYD'ye, YPG’ye silah aktaracaksınız. Bunu ne ile izah edeceğiz. Bunlar bilinmiyor mu, görülmüyor mu? Her şey ortada. Şu anda PYD'ye, YPG'ye verilen silahların benim ülkeme tehdit oluşturmadığını bana kim garanti edecek?" diye konuştu.

Dostların acı ama gerçekleri söylediğini belirten Erdoğan, 15 Temmuz'da, kimlerin darbelere karşı olduğunu çok iyi bildiklerini ifade ederek, "Şu anda Körfez'de oynanan oyunun içerisinde de bu aktörlerin rol almadığını kimse iddia edemez." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mısır'da Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'yi darbeyle indirenin bilindiğine işaret ederek, bu kişinin ülkenin Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı olduğunu kaydetti.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

 "Kimdi bu zat? Mursi'nin savunma bakanıydı, aynı zamanda genelkurmay başkanıydı ve darbeyi yapan o. Ama ondan sonra el bebek gül bebek, eller üzerinde kaldırıldı ve taşınıyor. Eğer demokrasi, darbeler sistemiyse bunu bize tanımlayın da biz de bilelim. Ama yok değil, halkların bu noktadaki iradesinin tecellisiyle bunun halkların iradesinin tecellisiyle yakından uzaktan alakası yoktur. Şayet Türkiye ve Katar'ın desteği olmasaydı, Suriye'deki muhaliflerin DAEŞ ve zalim rejime karşı direnebilmesi mümkün değildi. Katar'ı sadece doğal kaynakların zenginliğinden ibaret bir ülke olarak görmemek gerekiyor. Her şeyden önce Katar İslam dünyasının son dönemde yaşadığı sıkıntılar karşısında  bağımsız duruş sergileyebilen, kendi politikalarını oluşturabilen bir ülkedir. Bu bakımdan Katar, bölge ve dünya siyasetinin iki buçuk milyon nüfusundan ve 11,5 milyon kilometrekare yüzölçümünden çok daha fazlasını ifade ediyor. Öz önemli, biz buraya bakarız. "

FRANSA CUMHURBAŞKANI VE KATAR EMİRİ İLE ÜÇLÜ OLARAK GÖRÜŞME YAPACAĞIZ

Bu meselenin mümkün olan en kısa sürede çözüme kavuşturulmasının bölgedeki tüm ülkeler ve halkaların yararına olacağına dikkati çeken Erdoğan, "Bunun için de çok ciddi bir telefon diplomasisi  sürdürdük, sürüyoruz. Bugün de bir telekonferansla Fransa Cumhurbaşkanı ve Katar emiri ile üçlü olarak görüşme yapacağız, gelişmeleri tekrar değerlendireceğiz." diye konuştu.

İslam aleminin Ramazan Bayramı'nın anlamı ve ruhuna uygun şekilde girmesini temenni eden Erdoğan, böyle bir ayda Körfez'de bu olayların patlak vermesini izah etmenin mümkün olmadığını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, millete ve tüm siyaset dünyasına şöyle seslendi:

"Efendim işte, 'Şu kadar küçük nüfusuyla, şu kadar küçük bir yeriyle, devasa, yüz milyona kafa tutmak, karşı çıkmak, bunlar olacak şeyler midir?' Ya kafa tutan diye bir şey yok ki. Hakkında adeta bir idam kararı verilen bir ülke söz konusu. Gıdası, ilacı aklınıza ne gelirse, her şeyini kesmek suretiyle böyle bir sıkıştırmayla yok uçuş alanlarını kapatmakla karşı karşıya kalan bir ülke var. Bunlar düne kadar, bu kadar birbirleriyle samimi hatta akrabalık bağları olanlar bile var aralarında, bu kadar ileri derecede ve ondan sonra kalkıp bunu yapacaksızın. Bu olacak iş değil. Onun için geçen söyledim, bugün yine söylüyorum, 'Hadimul Haremeyn Eş Şerifeyn, Suudi Arabistan Kralı, Körfez'in büyüğü olarak bu işi çözmelidir, bu iş için atılması gereken adımlara öncülük etmelidir' diye özellikle düşünüyorum."

AK Parti'nin bu yazı iyi değerlendirmesi, il ve ilçe kongreleriyle ilgili hazırlıkların tamamlanması ve sürecin yıl sonuna kadar nihayete erdirilmesi gerektiğini anlatan Erdoğan, başarılı teşkilatların yoluna devam edeceğini, metal yorgunluğu gösteren tüm il, ilçe teşkilatlarının yenilenmesi veya takviye edilmesi gerektiğini ifade etti.

Bakanların 180 günlük kısa vadeli eylem programlarının hazırlıklarını bu ay içerisinde bitirip, önümüzdeki aydan itibaren uygulamasına geçeceklerini aktaran Erdoğan, kısa vadeli eylem programının hazırlığı ve uygulama başarısının, 2019'a kadar olan takvim için büyük öneme sahip olduğuna işaret etti.

MEVCUT İÇTÜZÜK BİTMİŞTİR

Mecliste de cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi uyum yasaları başta olmak üzere, gündemdeki öncelikli meselelerle ilgili yasama faaliyetlerinin sıkı bir şekilde takip edilmesi gerektiğini kaydeden Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Burada da yine Sayın Başbakan ve grup üyelerine diğer arkadaşlarımıza özellikle söylüyorum, İçtüzük değişikliğiyle ilgili, girişimlerimizi sürdürmekte fayda var. Ana muhalefet katılmamış, hayırlı olsun.  Onda da bir hayır var, katılmasın. Şu anda AK Parti ve MHP el ele verirler ve bu içtüzüğü hayırlısıyla bitirip, parlamentomuzun daha işlevli güçlü hale gelmesi sağlarlar. Çünkü, mevcut İçtüzük bitmiştir, tükenmiştir, bununla parlamento çalışmaz, çalıştırılmaz, bunu görüyoruz. Dolayısıyla süratle artık bunu bitirmemiz lazım."

"Yılladır hep konuştuk ama İçtüzük sorununu halletmedik." diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:

"Şu anda grup başkanvekili, grup başkanımız, diğerleri hepsi karşımda, buradalar ve diyorum ki hiç bu işi geciktirmeyelim. Zaten aldığımız mesafe var ve bu konuda hemen atılacak son adımları da atalım ve İç tüzüğü halledelim ve parlamentomuzu daha aktif hale getirmiş olalım. Çünkü bizim üretime ihtiyacımız var. Yasal üretimleri çok daha hızlı bir şekilde yapmaya ihtiyacımız var. Bu konuda netice alamasak bile gündemimizdeki hususları titizlikle hayata geçirmekte kararlıyız. Tüm arkadaşlarımızdan hazırlıklarını buna göre yapmalarını bekliyorum. Bu hafta sonu nasıl ki tatil yok diyorlarsa, İçtüzük çıkana kadar tatil olmamalı ve bu iş bitmeli. Bu konuda hemfikir miyiz? İsterseniz burada demokratik bir işlev yapabiliriz, kabul edenler etmeyenler deriz, kabul edilmiştir."

  • Kadın Kolları
  • Gençlik Kolları
  • AKIM
  • Yaşlılar Koordinasyon Merkezi
  • Engelliler Koordinasyon Merkezi
  • Akparti Siyaset Akademisi
  • Kütüphane
TBMM AK PARTİ GRUP BAŞKANLIĞI : TBMM 06543 Bakanlıklar - ANKARA . Tel: 0312 420 50 00