|

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 24 Temmuz TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmanın metni

Değerli milletvekili arkadaşlarım, kıymetli misafirler, hanımefendiler, beyefendiler; sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum.

Grup Toplantımızın partimiz, ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.

Bir kez daha 27. Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışmalarında sizlere başarılar diliyorum.

Sözlerimin hemen başında, komşumuz Yunanistan’da Başkent Atina yakınlarında çıkan yangında ilk açıklamalara göre 49 kişinin öldüğünü, 157 kişinin yaralandığını üzüntüyle öğrendiğimizi ifade etmek istiyorum. İhtiyaç duyulması halinde her türlü yardıma hazır olduğumuzu Yunan makamlarına ilettik.

Bu elim hadise dolayısıyla, ülkem ve milletim adına ölenlerin yakınları başta olmak üzer tüm Yunan halkına şahsım, milletim adına başsağlığı diliyoruz.

Değerli arkadaşlar; seçimlerin akabinde milletimize verdiğimiz sözleri tutmak için yoğun bir çalışma içerisine girdik. Yemin törenimizin hemen ardından bakanlarımızı kamuoyuna açıkladık, bakan yardımcılarımızın bir kısmının atamasını yaptık, diğer üst düzey yöneticilerle ilgili çalışmalarımızı önemli ölçüde tamamladık, tamamlıyoruz, peyderpey atamalarını da gerçekleştireceğiz.

Bakanlarımız kendi sorumluluk alanlarıyla ilgili kısa, orta ve uzun vadeli eylem planları hazırlıyor. Seçim sürecindeki taahhütlerimizi de kapsam dairesinde kısa vadeli programımızı hemen uygulamaya geçireceğiz.

Ve 100 günlük program çalışmamız devam ediyor. Olağanüstü hali kaldırmış olmamız, bu çerçeve attığımız önemli bir adımdır. Söz verdik, sözümüzü yerine getirdik, seçimin ardından bu adımı atacağız dedik ve bu adımı attık. Çünkü her zaman söylediğimiz gibi, ne aldanan olacağız, ne aldatan olacağız dedik ve bu gerçeği uygulamaya bir kez daha geçirmiş olduk.

Terörle mücadelede ihtiyaç duyulan yeni düzenlemeler inşallah Meclisimiz tatile girmeden hayata geçecek.

Aynı şekilde, bedelli askerlik talebiyle ilgili kanunu da bu hafta Meclisten geçirerek o konuda da sözümüzü tutmuş olacağız. Yine seçim kampanyasında dediğimiz gibi, seçim sonrası bu konuyla ilgili yetkili Bakanlıkla çalışmalarımızı yaparız ve bununla ilgili adımı da atarız dedik ve bu adımı attık, inşallah hafta sonu itibarıyla bunu da bitirmiş olacağız. 

Batı ülkelerinde askerlik için personel bulunamadığı bir dönemde, biz yığılmaları önlemek için sürekli bedelli askerlik kanunu çıkartmak zorunda kalıyoruz. Bu durum askerlik meselesini yeni ve daha köklü bir anlayışla ele almamız gerektiğini gösteriyor. Gereken hazırlıkların ve planlamaların yapılmasının ardından, Türkiye’yi bir daha bedelli kanunlarına ihtiyaç duyulmayacak bir askerlik sistemine inşallah kavuşturmuş olacağız.

Türkiye’nin yürüttüğü mücadeleleri, sınırlarımız içinde ve dışında gerçekleştirdiğimiz operasyonları yükümlüler eliyle yapma imkanımızın kalmadığı açıktır. Bununla birlikte, milletimizin askerlikle bağının tümden kopmasını da doğru bulmuyoruz. Bu millet asker bir millettir ve onun ruhundaki o hassasiyeti, o inceliği de kaybetmek istemiyoruz. Hem tüm vatandaşlarımıza temel askerlik eğitimini nazari ve tatbiki olarak verebileceğimiz, hem de Türk Silahlı Kuvvetlerinin insan gücünü uzmanlığa dayalı hale getireceğimiz bir sistem üzerinde çalışıyoruz.

Terörle Mücadele Kanununda yapacağımız değişikliklerde, olağanüstü hal sonrasında güvenlik güçlerimize ve valilerimize ilave imkanlar sağlanıyor. Böylece, terörle mücadelenin herhangi bir zafiyete uğramadan devam etmesini hedefliyoruz.

Ayrıca, ihtiyaç duyulan her zaman ülke genelinde veya belirli yerlerde olağanüstü hal ilan etme yetkimiz vardır. Türkiye’nin onda 1’i kadar dahi terör tehdidi altında olmayan ülkeler, en küçük bir kargaşada bizdekinin 10 katı ağırlığında tedbirler uyguluyor. Böyle bir ortamda hiç kimsenin ülkemizi terörle mücadele için çıkardığı kanunlar yüzünden eleştirmeye hakkı olamaz. Bizim için önemli olan, kimin ne dediği değil, ülkemizin ve milletimizin neye ihtiyacı olduğudur. Bu anlayışla çalışmalarımızı yürüttük, yürütmeye devam edeceğiz.

Güvenlik güçlerimizin bir süredir sınırlarımız içinde ve dışında gerçekleştirdiği başarılı operasyonlar, doğru yolda ilerlediğimizin en büyük ispatıdır. Ülkemizi tehdit eden terör örgütlerinin yeni merkezi haline dönüşen Suriye’yi adım adım güvenli hale getiriyoruz. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatları yaklaşık 4 bin kilometrekare alanı Suriyeli kardeşlerimizin güvenle yaşayabilecekleri hale getirdik. Şimdi Amerika’yla vardığımız mutabakat çerçevesinde, Münbiç’te yeni bir dönemi açıyoruz, aynı şekilde diğer bölgeler için de hazırlıklarımızı yapıyoruz.

Hudutlarımız dibinde tek bir terörist kalmayana, tüm Suriyeli kardeşlerimiz huzur içinde evlerine dönene kadar bu ülkedeki operasyonlarımız devam edecektir. Devletimiz ve milletimiz için beka meselemiz olarak gördüğümüz bu konuda hiç kimse bize engel olmaz. Gerçek dostlarımız bu mücadelemizde yanımızda olanlardır. Türkiye’ye yönelik böylesine büyük ve açık bir tehdide rağmen teröristlerin yanlarında yer alanları da asla unutmayacağımızı belirtmek isterim.

Değerli arkadaşlar; kendi ülkemiz ve sınırlarımızla birlikte, bölgemizin güvenliği de bizi yakından ilgilendiriyor. Bu coğrafyada çekilen her acının sızısını yüreğimizde hissediyoruz. Zulme uğrayan her kardeşimizle biz de tarifsiz sıkıntılar yaşıyoruz. Hiç şüphesiz bölgemizdeki en mazlum coğrafya Filistin’dir. İsrail’in Kudüs ve Gazze başta olmak üzere, Filistin coğrafyasında gerçekleştirdiği saldırılar tam anlamıyla bir insanlık suçudur. Kendi topraklarını savunmaktan başka hiçbir suçları olmayan sivil Filistinlilerin üzerine tankıyla, topuyla, uçağıyla, füzesiyle, keskin nişancısıyla giden İsrail, terör devleti olduğunu bir kez daha gösterdi. Asıl vahim olanı ise, dünyanın İsrail tarafından katledilen yüzlerce ve yaralanan onbinlerce Filistinliyi görmezden gelmiş olmasıdır, buna karşılık olaylarda hayatını kaybeden tek bir İsrail askeri için neredeyse herkes harekete geçmiştir. Dikkat ederseniz, ortada bir savaş yoktur, ortada sadece İsrail yönetiminin Filistinlilere yönelik saldırıları ve uyguladığı insanlık dışı vahşet vardır. İsrail, kadın, çocuk, yaşlı demeden önüne geleni vurarak, yaralayarak, öldürerek, hele hele kadınları yerlerde sürükleyerek, insanların evlerini başlarına yıkarak Filistinlileri yaşadıkları yerlerden ayrılmaya zorluyor.

Nitekim geçtiğimiz günlerde İsrail Parlamentosunda kabul edilen Yahudi ulus devlet kanunu, bu ülkenin gerçek niyetini tüm açıklığıyla ortaya koymuştur. Filistin halkıyla Kudüs’ü ziyaret eden Müslümanlara ve Hıristiyanlara yönelik tüm haksız uygulamalar, baskılar, tecritler bu kanun ile meşrulaştırılmaktadır. Gasp ettiği toprakları yerleşim yerleri adıyla masumlaştırmaya çalışan İsrail, bu kanunla yaptığı hırsızlığa kendince bir kılıf icat etmiştir. Karşımızda kendi tanımladığı bir topluluk dışında hiç kimsenin hakkını, hukukunu, hatta varlığını tanımayan bir devlet vardır. Bu düzenleme, İsrail’in dünyadaki en Siyonist, en faşist, en ırkçı devlet olduğunun hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatıdır.

İsrail’in bu düzenlemeden sonra, Siyonizm, faşizm ve ırkçılık ile bunların sonuçları konusunda söyleyecek hiçbir sözü kalmıştır. Hitlerin ari ırk saplantısıyla İsrail yönetiminin bu kadim toprakları sadece Yahudilere ait sayan anlayışı arasında hiçbir fark yoktur. Dünyayı büyük bir felakete sürükleyen Hitlerin ruhu, İsrail’in bazı yöneticileri arasında yeniden hortlamıştır. İsrail Cumhurbaşkanının da isabetle ifade ettiği gibi, bu, dünya Yahudilerine bir anavatan sunmaktan ziyade, tüm Yahudileri tehlikeye atan bir adımdır. Dünyada yönetim ilkelerini dini referanslara dayandıran devletleri en şiddetli şekilde eleştiren, hatta fiili müdahalede bulunanların İsrail’in Yahudi şeriatını esas alan bu kanuna ses çıkartmamaları da ayrı bir ikiyüzlülüktür.

Kardeşlerim; bu durumda İsrail’in attığı bu adımla kalmayacağını, yine kendi dini referansları gereği bölgeyi ve tüm dünyayı kana, ateşe, acıya boğacağını varsaymamız gerekiyor. Bugün yaşananlara susanlar, yarın yaşanacak daha büyük acıların, dökülecek kanların müsebbipleri olacaktır. Türkiye olarak, İsrail yönetiminin tüm haksızlıklarına, uyguladığı tüm zulümlere karşı çıkmayı, Filistin halkının yanında olmayı sürdüreceğiz.

İslam dünyasını, Hıristiyan alemini, dünyadaki demokrat ve özgürlükçü tüm devletleri, kurumları, sivil toplum kuruluşlarını, medya mensuplarını İsrail’e karşı harekete geçmeye davet ediyoruz.

Değerli arkadaşlar; günümüz dünyasında bağımsızlığın, güçlü olmanın, hedeflerine ulaşmanın yolu, elbette her şeyden önce imandan, inançtan, azimden, çalışmadan geçiyor. Tabi bunlara bir de siyaseti, diplomasiyi, ekonomiyi eklemek gerekiyor. Başarınızın büyüklüğünü, inancınızın büyüklüğü belirler derler. Bugün Türkiye her alanda bölgesinin ve dünyanın itibarlı bir ülkesi haline gelmişse, bunda en büyük pay milletimize olan inancımızdır.

Bundan çeyrek asır önce Türkiye’yi yerle yeksan etmeye yetecek nice saldırıyı, nice tuzağı, nice oyunu işte bu sayede bozduk. Hem milletimize ve kendimize inandık, güvendik, duruşumuzdan asla taviz vermedik, hem de ülkemizi büyüttük, kalkındırdık, zenginleştirdik. Bilhassa son 5 yılda maruz kaldığımız her saldırıyla birlikte, ekonomik bir hançerin de sırtımıza saplanmaya çalışılmasının sebebi budur.

Biz ülkemizin sadece siyasi özgürlüğünü değil, ekonomik özgürlüğünü de korumanın mücadelesini verdik. Elbette krizlerin faturasını ödedik ve ödüyoruz. Tüm milletimiz emin olsun ki, kazandıklarımız karşısında bu faturanın hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. İnşallah çok yakında ekonomik olarak da çok büyük kazanımlar elde edeceğiz. İşte sizler de görüyorsunuz, ne yaparlarsa yapsınlar, Türkiye’nin büyümesini, kalkınmasını, gelişmesini engelleyemiyorlar; milli gelirle 17’nci, satın alma paritesine göre 13’üncü durumdayız. Şöyle sağlam bir hamleyle bu sıraları hızla ileriye taşımamızın önünde hiçbir mani yoktur.

Haziran ayı sonu itibarıyla yıllık ihracatımız 161,5 milyar dolara ulaştı. Malum bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 7,4’lük bir büyüme oranıyla geçtiğimiz yıldaki seviyeyi koruduk. Bireysel emeklilik sisteminin fon büyüklüğünün 81 milyarı geçmesi, katılımcı sayısının 7 milyonu bulması da önemli bir gelişmedir.

Diğer taraftan, ücretli çalışanların milli gelirden aldıkları pay geçtiğimiz yıl, küsuratı söylemiyorum, yüzde 39 ile tarihimizin en yüksek oranına ulaştı. Emeklilerimize vermeye başladığımız bayram ikramiyeleri ve diğer sosyal yardım ödemelerimizle bu oran daha da yükselecektir.

Biliyorsunuz çalışanlarımızdan yıllarca kesilen ve maalesef kayda değer bir katma değere dönüştürülemeyen… Gençler; şimdi şu söyleyeceklerimi unutmayın, bu çok önemli ve bunu tüm gençlere anlatmanız lazım. Nedir o? Bakınız gençler, çalışanlarımızdan yıllarca kesilen ve maalesef kayda değer bir katma değere dönüştürülemeyen Tasarruf Teşvik ve Konut Edindirme Yardımı ödemelerini kim gerçekleştirdi? Biz gerçekleştirdik. Ve konuşuyorlar, bunlar öyle ufak, basit rakamlar değil, korkunç rakamlar. Yani doların çok düşük seviyede olduğu bir dönemde biz Tasarruf Teşvik Fonu kesinleri için 4,5 milyon kişiye o zamanın rakamıyla 15 milyar lira, Konut Edindirme Yardımı için de 8 milyonu aşkın kişiye 3,5 milyar lira ödeme yaptık, yani 18,5 milyar lira. Ya bunu biz yaptık; neredeydi bu CHP, nerede diğerleri? Hiçbiri yok. Onlar memuru, işçiyi, sömürdüler, onlardan yaptıkları kesintiyle maaş ödediler. Biz geldik ve bu devletin memuruna, işçisine olan borcu biz ödedik.

Kardeşlerim; bunları halkımıza anlatmamız lazım. Hafıza-ı beşer nisyan ile maluldür, bunu bilelim. Şurada 15 yıl geçti, bütün bu yapılanların hepsi ne oldu? Unutuldu. İşte bunları biz, et tekraru ahsen velev kane yüz seksen diyeceğiz, anlatacağız, anlatın, çekinmeyin.

Bakınız, istihdamda 28,5 milyon kişiyle tarihi bir zirvede bulunuyoruz. İş gücüne katılım oranımız öylesine hızla artıyor ki, bu büyük istihdam rakamına rağmen işsizlik yüzde 10’lar seviyesinde, inşallah yakında bunu da tek haneli rakam indireceğiz.

Turizmde gerçekten çok hareketli ve bereketli bir sezon yaşıyoruz. Hemen gelen turist sayısına bir bakalım şöyle, turizm gelirlerinde inşallah rekor kıracağız.

Merkez Bankası rezervlerimiz bayağı düşmüştü, şu an itibarıyla 102 milyar dolara çıkarak yeniden bir toparlanma başlamış vaziyette.

IMF’e olan 23,5 milyar dolarlık borcumuzu 2013 yılı itibarıyla biliyorsunuz sıfırladık, son taksit 2013’te ödendi ve bir karanlık dönemi sona erdirdik. Bunları biz yaptık. Bizden önceki iktidarlar hepsi borçlandı, IMF’in kapısında delikli kuruş için para istediler, ama biz bunların hepsini sildik, süpürdük.

İç borçlanma vademizin halen yüzde 70 civarında olması, piyasaların Hazinemize olan güveninin işaretidir.

Şimdi 9 Temmuz’daki yemin töreninin ardından resmen yürürlüğe giren yeni yönetim sistemimizle, her alanda olduğu gibi ekonomide de hedeflerimize kararlılıkla yürüyebileceğimiz bir zemine kavuştuk. Türkiye potansiyeline ve hedeflerine yakışmayan bu finans fotoğrafından inşallah en kısa sürede çıkacaktır. Nice sıkıntıların üstesinden gelen, nice zaferlere imza atan Türkiye bunu da başaracaktır.

Buradan uluslararası yatırımcıları, ülkemizdeki yatırımcıları, tüm finans çevrelerini Türkiye’nin geleceğine güvenmeye davet ediyorum. Bu ülke kendisine itimat edip yatırım yapan hiç kimseyi hayal kırıklığına uğratmamıştır. Türkiye’ye bugün yatırım yapanlar, yarın en çok karlı çıkanlar olacaktır. Devlet olarak tüm yatırımcılara, tüm finans çevrelerine her türlü kolaylığı göstermeye, her türlü desteği vermeye hazırız, Cumhurbaşkanlığımız bünyesinde sırf bu amaçla özel ofisler kuruyoruz. Büyük yatırımcıların muhatabı artık doğrudan Cumhurbaşkanlığı olacaktır. Bu yıldan başlayarak ekonomideki hedeflerimize doğru adeta koşar adımlarla yürüyeceğimize yürekten inanıyorum.

Değerli arkadaşlar; Türkiye yönetim sistemi değişikliğini 16 Nisan 2017 halkoylaması ve 24 Haziran 2018 seçimleriyle tamamlamıştır. Bundan sonra önümüzde kısa vadeli tek bir seçim takvimimiz var, bu da 2019 Mart’ındaki mahalli idareler seçimidir. AK Parti olarak 18 Ağustos’ta Olağan Büyük Kongremizi yapıyoruz, kongrenin ardından mahalli seçimlere yönelik çalışmalarımızı hemen başlatacağız. Atalarımızın dediği gibi, her alanda olduğu gibi siyasette de erken kalkan yol alır, bunu unutmayacağız. Biz partimizi kurduğumuzdan beri her seçime ilk günkü heyecanla, ilk günkü azimle, kararlılıkla hazırlandığımız için bu başarıları elde ettik.

24 Haziran seçimlerinde Cumhurbaşkanlığında ve milletvekilliğinde aldığımız oyları il-il, ilçe-ilçe, belde-belde, hatta sandık bazına kadar inerek şu anda analiz ediyoruz. Özellikle 1 Kasım’a göre oy kaybettiğimiz yerleri ve bunların sebeplerini tüm detaylarıyla anlamaya çalışıyoruz. Adaylardan teşkilatlara, seçim kampanyasından söyleme kadar bütün unsurları göz önüne alarak çıkardığımız sonuçları bir sonraki seçim için ders haline dönüştürüyoruz. Başka partiler kendi iç kavgalarıyla, çekişmeleriyle, olağanüstü kongreleriyle uğraşabilirler, bizim böyle bir lüksümüz yok. Milletimiz bizden hizmet bekliyor, eser bekliyor. Milletimiz bizden dertlerine derman olmayı bekliyor. Cumhurbaşkanlığında şahsımıza teveccüh gösteren 26 milyon 330 bin, Mecliste partimizi tercih eden 21 milyon 338 bin vatandaşımıza borcumuzu ancak bu şekilde ödeyebiliriz.

Şimdi ben buradan milletimize sesleniyorum, partimizin tüm teşkilat mensuplarına sesleniyorum, eğer milletimizin verdiği mesajları doğru şekilde almaz, eksiklerimizi ve hatalarımızı düzeltmeden sandığa gidersek değerli arkadaşlarım, bu bize yakışmaz. Biz bugüne kadar milletimizle birlikte yol yürüdüğümüz, hep onunla beraber hareket ettiğimiz için daima zirvede kaldık.

Şunu unutmayın: Şahsım başta olmak üzere, hiçbirimiz layüsel değiliz. Hesaba çekilmeden kendimizi hesaba çekmeyi bilmeliyiz. Milletimize hesap vereceğimizin bilinciyle geçirdiğimiz her an, kendimizin de, ülkemizin de faydasınadır. Mahalli seçimlere işte bu anlayışla hazırlanmak zorundayız. Ve kimse bulunduğu makamların kendileri için ilanihaye kalacakları bir makam olarak kabul etmemeleri gerekir ve bunun için de yerel yönetim seçimlerinde bir defa bu hassasiyeti kimse gözünden kaçırmasın. Bilmelidir ki, ben burada 1 yıl, 2 yıl, 3 yıl, bazıları belki 4 yıl görev yapmış olabilir, 4 dönem görev yapmış olabilir, ama şu anda değişmesi gerekiyorsa, eğer bu partinin yetkili kurulları bu konuda bir karar veriyorsa, eğer o da bir dava adamıysa, demek ki benim yetkili kurulum böyle bir karar vermiştir, hayırlı olsun der, o da arazide çalışmaya başlar. İşte şu anda diğer partilerin halini görüyorsunuz değil mi? Biz onların durumuna asla düşümeyiz, bunlar bize asla yakışmaz.

Ve partimdeki toplantıda da söylediğim gibi değerli arkadaşlar, bize gururlanmak, bize kibir asla yakışmaz. Biz tevazuu hiçbir zaman elden bırakmayacağız, mütevazi olacağız ve Mevlana’nın dediği gibi toprak gibi olacağız. Bunu başardığımız anda neticeye ulaşırız, bunu başarmadığımız zaman, kusura bakmayın, evet, gururların gerçek sahibi olan Allah’tır ve o zaman da tokadı ilahi gelir ve verilen makamlar tek tek geri alınır. Bu bakımdan geçtiğimiz yıl milletimizin sesine kulak vererek bu yolda ilk adımları atmıştık. 2019 Mart’ı için de yine milletimizin sesine kulak verecek, kimlerin devam edeceğini, kimlerin değişeceğini buna göre belirleyeceğiz. Elbette ki ehliyet, liyakat, bunlar bizim için bu tür görevleri belirlemede öncelikli biliyorsunuz temsil noktasında aradığımız niteliklerdir.

Sizlerden partimizin mahalli seçimler için en doğru kararları verebilmesine katkı sağlamanızı istiyorum. Böylece ülkemizin önünde hem genelde, hem de yerelde 4-5 yıllık bir icraat dönemi başlatmış oluyoruz. Arkadaşlarım, şu anda 7 aylık önümüzde bir süreç var ve bu süreç içerisinde büyük ihtimalle Pazar günü Meclisimiz kapanıyor ve ondan sonra artık bütün arkadaşlarım seçim bölgelerine dönüyorlar, dolayısıyla seçim bölgelerinde o andan itibaren de Mart’ın hazırlıklarına başlamış olacağız. Bizim için durmak yok…

Evet, Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşması demek, istiklalimize ve istikbalimize güvenle bakabilmemiz, evlatlarımıza 2053 ve 2071 vizyonları için sağlam bir altyapı bırakmamız demektir.

Gençler; şimdiden 26 Ağustos Malazgirt anma törenlerine hazırlanın. 25-26 Ağustos inşallah Malazgirt’te olacağız ve Malazgirt’te inşallah yeniden Alp Arslan’ın o maneviyatıyla buluşacağız ve ona hazırlıklarınızı yapın, teşkilatımız zaten bu konuda her türlü hazırlığı yapıyor.

Bizler Cumhurbaşkanlığında, sizler Mecliste, belediye başkanlarımız kendi şehirlerinde ve tüm arkadaşlarımız gençlik kollarıyla, kadın kollarıyla hep birlikte arazide el birliği içinde Türkiye’yi büyütmek, güçlendirmek, geliştirmek için çalışacağız. Rabbimizin inayeti, milletimizin desteğiyle inşallah bunu da başaracağız.

Bu duygularla sizlere verimli bir Meclis haftası diliyorum.

Biz de yarın BRICS Zirvesine katılmak üzere Güney Afrika’ya gidiyoruz, ardından Zambiya’ya geçiyoruz, Cumartesi gecesi bu seyahatten dönecek, Pazartesi günü de Milli Güvenlik Kurulumuzun olağan toplantısını gerçekleştireceğiz.

Hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum, kalın sağlıcakla.

  • Kadın Kolları
  • Gençlik Kolları
  • AKIM
  • Yaşlılar Koordinasyon Merkezi
  • Engelliler Koordinasyon Merkezi
  • Akparti Siyaset Akademisi
  • Kütüphane
TBMM AK PARTİ GRUP BAŞKANLIĞI : TBMM 06543 Bakanlıklar - ANKARA . Tel: 0312 420 50 00