Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi
 
önceki anketleri görmek için tıklayınız...
 


GENÇLİKTE YILLARDA ÇABUK GEÇERMİŞ MEĞER

"Küsmedim ama ne aynalara, ne hayata ne de kendime. Ne zaman ki aynanın yüzünde benden başka, sırrında gizlediği gerçek beni görünce, hayatı anladım. Yaşadığımı o zaman fark edebildim. Hiç üzmedi beni yüzümdeki, bedenimdeki değişiklikler.Onlar olmasa ruhumdaki değişmeyenleri göremeyecektim belki de. Hatta aynada bile olsa seyretmek bu farklılaşmayı hoş geliyor bana. Hayat yolculuğumun serüvenini izliyorum bir film gibi. Hafızamda yer alan ilk çocukluk yıllarımdan bu güne getirdiğim ömür gemisinin çalkantılı yolculuğunu yeniden, yeniden yaşıyorum. Kah sekiz yaşında bir çocuk olup elma şekercisinin peşinden koşuyorum, kah yirmi yaşında, gençliğimin doruğunda pembe düşlerden uyanıyorum. Sonra kırk yaşlara geçiyorum. Hani şu kimsenin yaşımı sormasını istemediğim, sanki söylersem gerçekten yaşlanacakmışım zannettiğim yıllar. Sonra ellili ve altmışlı..Birer-birer değil de onar-onar geçmiş gibi su olup akan zamanlar. Bu kadar ömür süreceğimi düşünmezdim önceleri. Ömür daha bir kısa gelirdi. Gençlikte, yıllarda çabuk geçiyormuş meğer..

ZAMAN AYNA OLUP ASILMIŞ DUVARA Ya şimdi? Yıllar değil onar-onar, günler birer-birer bile geçmiyor. Gün bir türlü geceye dönmez, gece güne kavuşmaktan kaçar gibi. Her şey beklemekle geliyor.Gece olmasını, uykunun gelmesini, sabahı, güneşi, yazı, kışı, baharı hep bekliyorsun. Önceleri öylemiydi ya? Her şey kendiliğinden ve çabucacık oluverirdi. Sabahları kahvaltı sofrasını bile toplamaya fırsat bulamadan giyinmiş yola koyulmuş olurdum. Caddeye varırvarmaz bir dolmuş gelir atlayıverirdim.Acele adımlarla işyerime varınca soluklanmaya bile zaman bulamaz bir sürü iş yığılıverirdi önüme.O hengame arasında başımı kaldırıp bakınca saatin akşamın altısını gösterdiğini görür ben kendimi yine dönüş yolunda bulurdum. Eve girer girmez mutfağa dalar, açlıktan kıvranmaya başlayan çoluk çocuğuma yemek hazırlığına girişirdim. Uzun bir uğraştan sonra bir solukta yenen akşam yemeği, bulaşık, çay, meyve vs. Tam işim bitti artık oturabilirim dediğimde saatin onbir olduğunu görür, yatıp uyumanın daha karlı olacağını düşünürdüm. Derin, aralıksız, bol rüyalı bir uyku özlemiyle yatağıma kavuşurdum. Ertesi gün yine aynı şeylerle başlar, zaman nasıl su olup beni, yaşamı, dünyayı içine alıp akıp giderdi anlayamazdım.

FARKINA VARAMADAN NE ÇOK YILI BÖYLE YAŞAMIŞIM. ZAMAN ŞİMDİ BİR AYNA OLUP DUVARA ASILMIŞ, BANA ORADAN BAKIYOR...


Turuncu Dergisi, Kader Güngör



Ak Parti Yaşlılar Koordinasyon Merkezi
YKM El Kitabı