AK SİTELER AK SİTELER
Diğer Resmi Ak Siteleri
Kadın Kolları

Kadın Kolları

Kadınlarımızla yarınlar daha aydınlık olacak.

WEB SİTESİNE GİT
Gençlik Kolları

Gençlik Kolları

AK Gençlik, kökü mazide, gözü istikbalde olan gençliktir.

WEB SİTESİNE GİT
AK Parti İletişim Merkezi (AKİM)

AK Parti İletişim Merkezi (AKİM)

Görüşleriniz bizim için önemli.

WEB SİTESİNE GİT
AK İcraatlar

AK İcraatlar

Birlikte başardık!

WEB SİTESİNE GİT
Yaşlılar Koordinasyon Merkezi

Yaşlılar Koordinasyon Merkezi

Yaşlılar toplumun kutup yıldızıdır.

WEB SİTESİNE GİT
Engelli Koordinasyon Merkezi

Engelli Koordinasyon Merkezi

Yeter ki gönüller engelli olmasın. İnşallah her engel aşılır.

WEB SİTESİNE GİT
TBMM Grup Başkanlığı

TBMM Grup Başkanlığı

WEB SİTESİNE GİT
AK Kütüphane

AK Kütüphane

AK Kütüphane

WEB SİTESİNE GİT
Türkiye Bülteni

Türkiye Bülteni

Türkiye Bülteni

WEB SİTESİNE GİT
Siyaset Akademisi

Siyaset Akademisi

Siyaset Akademisi

WEB SİTESİNE GİT
02-12-2019 19:18:09

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, termik santrallere filtre takılmasının ertelenmesini de içeren kanunu veto etti

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, termik santrallere filtre takılmasının ertelenmesini de içeren kanunu veto etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, termik santrallere filtre takılmasının ertelenmesini de içeren 7193 sayılı "Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun"u bir kez daha görüşülmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığına gönderdi.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın, kanunu, bir kez daha görüşülmesi için Anayasa'nın 89 ve 104'üncü maddeleri uyarınca bugün TBMM'ye geri gönderdiği ifade edildi. 

Açıklamada, söz konusu kanunun geri gönderilme gerekçesi olarak, şunlar kaydedildi:

"Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca 21.11.2019 tarihinde kabul edilen, 7193 sayılı 'Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun' incelenmiştir.

Bu kanunda, diğer düzenlemelerin yanında, Elektrik Üretim Anonim Şirketi veya bağlı ortaklık, iştirak, işletme ve işletme birimleri ile varlıklarına, Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun kapsamında oluşturulacak kamu üretim şirketlerine ve kamu üretim şirketlerine ait üretim tesislerine, bunlardan özelleştirilenlere ve daha sonra özelleştirilecek olanlara, çevre mevzuatına uyum kapsamında gerçekleştirecekleri yatırımlar ile çevre mevzuatı açısından gerekli izinleri tamamlamaları amacıyla 31.12.2019 tarihine kadar tanınan sürenin nihayetinde 30.6.2022 tarihine kadar uzatılması öngörülmektedir.

Değişiklik öngörülen düzenleme ilk olarak 14.3.2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun geçici 8'inci maddesinde yer almıştır. Maddede belirtilen şirketlere çevre mevzuatına uyum kapsamında gerçekleştirecekleri yatırımlar ile çevre mevzuatı açısından gerekli izinleri tamamlamaları amacıyla 31.12.2018 tarihine kadar süre verilerek, bu sürenin üç yıla kadar uzatılabileceği yönünde Bakanlar Kuruluna yetki tanınmıştır. Anayasa Mahkemesinin 22.5.2014 tarihli ve E.2013/65, K.2014/93 sayılı kararı ile anılan düzenlemenin iptal edilmesi üzerine 4.6.2016 tarihli ve 6719 sayılı Kanunun 25'inci maddesiyle geçici 8'inci madde yeniden düzenlenmiş ve bu defa şirketlere tanınan süre 31.12.2019 olarak belirlenmiştir.

Enerji ihtiyacının sürekli olduğu ve artarak devam ettiği, enerjinin ve dolayısıyla enerji sektörünün ülkemizin hedefleri ve gelişimi için hayati önem arz ettiği hususları göz önüne alındığında, elektrik üretim tesislerinin varlığının korunmasının ve desteklenmesinin devletin temel politikalarından biri olması gerektiği şüphesizdir. Nitekim 6446 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 2013 yılından 2019 yılı sonuna kadar çevre mevzuatının gerektirdiği yükümlülükleri yerine getirmeyen şirketlere yaklaşık 7 yıl süre tanınması da bu yaklaşımın bir tezahürüdür. Verilen sürenin, yatırımcı şirketler bakımından hem finansal hem teknik gereklilikleri karşılama konusunda yeterli olduğu açıktır.

Bununla birlikte, insan sağlığı ve çevrenin korunması da devletin başta gelen anayasal ödevi ve herkesin insani görevidir. Nitekim Anayasa'nın 56'ncı maddesinde, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Çevreyi geliştirmenin, çevre sağlığını korumanın ve çevre kirlenmesini önlemenin devletin ve vatandaşların ödevi olduğu hususu da hüküm altına alınmıştır. Devletin çevreyi koruma ödevi gerekli mevzuatın yürürlüğe konması ve mevzuata uygunluğun denetlenmesi suretiyle yerine getirilir.

Vatandaşlar ise bu mevzuatın gerektirdiği yükümlülükleri yerine getirmekle sorumludur. Ülkemizin enerji ihtiyacının karşılanması zarureti, insan sağlığı ve çevrenin korunması amacının önüne geçmemelidir. Günümüz şartlarında çevre kirliliğine yol açmadan, özellikle hava, su ve toprak kalitesini bozmadan da enerji üretiminin gerçekleştirilmesi mümkündür. Hal böyle iken evvelce elektrik üretim şirketlerine tanınan ve esasen yeni mevzuata uyum sağlama ihtiyacından kaynaklanan yaklaşık 7 yıllık geçiş süresi uyum için yeterli olmasına rağmen incelenen kanunla bu sürenin nihayetinde 2,5 yıl kadar daha uzatılması devletin insan sağlığı ve çevreyi koruma ödevi ile bağdaşmayacaktır. Devletin bu meseleye hem yatırımcıyı hem vatandaşını koruyacak bir anlayışla yaklaşması, düzenlemeleri buna göre gerçekleştirmesi gerekmektedir.

Bu sebeple, incelenen Kanunun 50'nci maddesinin yeniden değerlendirilmesinde fayda görülmektedir. Yayımlanması yukarıda açıklanan gerekçelerle uygun görülmeyen 7193 sayılı 'Dijital
Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun', 50'nci maddesinin Türkiye Büyük Millet Meclisince bir kez
daha görüşülmesi için Anayasa'nın 89 ve 104 üncü maddeleri uyarınca ilişikte geri gönderilmiştir."

Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı'nın (TANAP) açılışının gerçekleştirildiğini anımsatan Çelik, "Bu, Türkiye'nin nasıl bir enerji köprüsü olduğunu, enerji üzerinden nasıl bir barış köprüsü olduğunu gösteren çok önemli bir projedir. Avrupa ile Asya'yı birbirine bağlayan stratejik bir denklemdir bu." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın açılışta TANAP ile Türkiye'nin enerji ihtiyacının yanı sıra Avrupa'nın enerji arz güvenliğinin de sağlanmış olacağını belirttiğini ifade eden Çelik, "Bir kere daha görülmektedir ki burada ortaya konulan bu yaklaşım çerçevesinde Avrupa'ya gidecek enerji koridoru, Türkiye'nin bu güvenli yaklaşımı sayesinde Avrupa'nın enerji ihtiyacını karşılayacak şekilde değerlendirilmiştir." diye konuştu.

Çelik, TANAP ile doğal gazın, Türkiye'de 20 il, 67 ilçe ve 600 köyden geçerek Avrupa'ya ulaştığına işaret ederek, şöyle devam etti:

"Avrupa'nın bir kere daha Türkiye'den ayrı düşünülemeyeceği, Avrupa'nın bir kere daha hem güvenlik ihtiyacının hem ekonomik ihtiyaçlarının, özellikle enerji arzı ihtiyacının Türkiye'ye bağlı olduğu ve Türkiye'nin buna pozitif katkı yaptığı net bir şekilde görülmüştür. Tabii bunun, yapımı halen devam eden Trans Adriyatik Doğal Gaz Boru Hattı'na (TAP) bağlanmasıyla Avrupa gaz sevkiyatının başlaması TAP'ın tamamlanmasıyla gerçekleşecek. 2020 yılında da TAP'ın tamamlanması bekleniyor. Biliyorsunuz, TANAP'ın temeli 2015'te Cumhurbaşkanımız, Azeri mevkidaşı ve Gürcü mevkidaşı tarafından atılmıştı. Bu kadar kısa zaman içerisinde tamamlandı, hayata geçti. Dolayısıyla projelerden biri bitiyor, biri başlıyor. Özellikle enerji konusunda dünyadaki savaşları dikkate alırsak burada Türkiye'nin nasıl olumlu bir yaklaşım içerisinde olduğu da net bir şekilde görülmüş oluyor."

"Gelecek yıl 10 milyar metreküp Avrupa'ya ihraç edilecek"

TANAP'ın 6,5 milyar dolara mal olduğunu, Şahdeniz Doğal Gaz Sahası'nda üretilen Azerbaycan'ın doğal gazının, Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşınmasının enerji denkleminde yeni bir aşamaya geçilmesi olduğunu anlatan Çelik, "Gelecek yıl 10 milyar metreküp Avrupa'ya ihraç edilecek, kalan 6 milyar metreküp ise Türkiye için ayrılacak. Ek yatırımlarla TANAP'ın kapasitesinin önce 24, ardından 31 milyar metreküpe çıkması planlanıyor." şeklinde konuştu.

Ömer Çelik, tüm bu stratejik yatırımlarla Türkiye'nin hem dünyada hem de bölgesinde önemli bir güç, önemli bir enerji koridoru ve enerji merkezi olduğunu gösterdiğini ifade ederek, "Aynı zamanda da bölgesel barışa, bölgesel istikrar ve refaha verdiği önemi de göstermektedir. Önemli bir gelişme olacak yeni yılda, ocak ayında Rusya ile TürkAkımı doğalgaz boru hattının açılışı yapılacak. Törene Sayın Putin de katılacak." bilgisini verdi. 

"Her bir tuğla şiddeti arttıran bir adımdır"

İsrail Savunma Bakanı Naftali Bennett'in, işgal altındaki Filistin'in Batı Şeria bölgesindeki El-Halil kentinde yeni bir yerleşim yeri kurulması için projenin başlatılma planını onayladığını anımsatan Çelik, projenin çok kötü bir neticesi olduğunu ve Filistinlilere ait El-Hisbe'deki konutların yıkılması gerekeceğini söyledi.

Çelik, Filistinlilere ait konutların yıkılmasıyla zor şartlarda yaşayan insanların daha zor koşullara mahkum edileceğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Hem de uluslararası hukuka aykırı bir şekilde, iki devletli çözüm projesinin mantığına aykırı biçimde yeni yerleşim yerlerini hayata geçirecekler. Daha önce söylemiştim, bu işgal altındaki kanunsuz bölgelere yapılan her yeni yerleşim, yerine konulan her bir tuğla şiddeti arttıran bir adımdır. Buraya konulan her bir tuğla, iki devletli çözüm projesini ortadan kaldıran bir yaklaşımdır. Bu mahallenin kurulmasıyla El-Halil'deki Harem-i İbrahim'in çevresindeki yerleşim birimleri de coğrafi olarak birleştirilmiş olacak.

Bu coğrafi birleştirme ne anlama geliyor? Harem-i İbrahim'in içinde bulunduğu Eski Şehir bölgesinde yaşayan Filistinliler zaten zor durumdalar, zaten İsrail askerinin zulmü altında, sürekli taciz ve hakaret altında yaşıyorlar. Onların hayatları daha da sıkıntılı hale gelecek. El-Halil'de yaklaşık 100 tane kontrol noktası var, bu yeni aşamayla birlikte de maalesef burada uygulanan zulüm artmış olacak. Daha önce Sayın Cumhurbaşkanımız ifade etmişti, ABD Başkanı'nın Kudüs'ün başkent yapılmasıyla ilgili olarak, şimdiye kadarki Amerikan politikasını terk etmesi ve bunun neticesinde bir tablonun ortaya çıkması maalesef İsrail'i olumsuz yönde cesaretlendirmiştir. Bazıları bunun iki devletli çözüme katkıda bulunacağını söylüyordu. O zaman Cumhurbaşkanımızın uyarıları bunun tam tersi yönde bir etki yaratacağı yönündeydi, bu bir kere daha görülmüştür."

İsrail'in, daha marjinal bir politika izlemeye başladığına değinen Çelik, şu değerlendirmelerde bulundu:

"1967'de İsrail'in işgal ettiği Batı Şeria'da 252, işgal altındaki Doğu Kudüs'te 13 yasa dışı Yahudi yerleşim birimi vardır. Bu yerlerde 600 binden fazla maalesef yerleşimci yaşamaktadır. Filistinlilerden gasp edilen yerlerdir bunlar. Tüm uluslararası toplum bunu yasadışı ilan ederken, bu yasa dışı ilan ettiği konularda uluslararası toplumun güçlü bir adım atmaması neticesinde giderek buradaki zulüm şiddetlenmektedir."

Çelik, İsrail ile Filistin arasındaki barış görüşmelerinin anlamını ortadan kaldıracak gelişmelere imza atıldığını, yapılanların açık bir işgal ve zulüm olduğunu, uluslararası toplumun sesini daha çok yükseltmesi gerektiğini vurguladı.