Uzlaşmanın baş şartı herkesi dinlemek, karşılıklı tartışmak
AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, "AK Parti başkanlığı isterken, Uzlaşma Komisyonunda bunun altını doldurmak, süreç içerisinde de ikna edici tarzda bunu dile getirmekle mükelleftir. Muhalefet de istemiyorsa veya kimler istemiyorsa, niçin başkanlığa itiraz ettikleri, tezlerinin ne olduğu konusunda rasyonel, halkı ikna edici, fikirlerini temellendirici yaklaşım sergilemeleri gerekir" dedi.
Bostancı, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle Parlamento Muhabirleri Derneğini (PMD) ziyaret etti.
Dernek başkanı Göksel Bozkurt ve yönetim kurulu üyeleri tarafından karşılanan Bostancı, yanında getirdiği çiçeği derneğin Genel Sekreteri Tülay Ağaoğlu'na verirken, "Tülay aynı zamanda benim öğrencim. Geçmişte de bugün de her zaman, çiçek gibi gazetecilik yapan bir arkadaşımız, gününüz kutlu olsun" diye konuştu.
Bazı sosyologların 1954 tarihinde ABD'nin artık enformasyon toplumu olduğundan bahsettiklerini belirten Bostancı, "Bundan bahsederken enformasyon alanında görev alan insanların büyük bir kısmının kadınlar olduğu, erkek nüfusunu geçtikleri hususunun altını çizmişlerdi. Gerçekten de enformasyon, iletişim sektörü kadınların hem daha fazla ilgi duydukları, gösterdikleri hem de erkeklerden daha iyi oldukları iletişim becerilerine uygun olduğu için... Ben de hocalık yaparken gördüm, iletişim fakültelerinde her zaman kızların oranı erkeklerden daha fazlaydı. Bunun aynı zamanda mesleğe de yansıyor olması, son derece normal" dedi.
Göksel Bozkurt da Meclis'teki kadın gazetecilerin oranının yüzde 65 olduğunu, 7 kişilik PMD yönetimindeki kadın üye sayısının da 4 olduğunu söyledi.
Bostancı, bir kadın gazetecinin, "Bu oran milletvekillerine de yansısaydı" sözlerine, "Siyasette de kadınların oranı gitgide yükseliyor. Bunun nedeni kadınların daha fazla kamusal hayatta yer almaları, görünür hale gelmeleri, iş dünyasına girmeleri. Bütün bunların neticesi siyasete yansıyor" diye konuştu.
"1961, 1982 anayasalarını darbeciler yapmıştı, şimdi siviller yapmak istiyor"
Bostancı, Anayasa Uzlaşma Komisyonu ile ilgili bir soru üzerine, şunları söyledi:
"Anayasadan herkes şikayetçi mi? Şikayetçi. Siyaset, 33 yıldır bu konuda itirazlarını bildiriyor. Hepimizin ortak olduğu husus, darbe dönemi anayasasına karşı olmak değil mi? Bu da son derece olağan. Çünkü sivil siyaseti temsil edenler darbe döneminin anayasası ile iş görüyorlarsa bu onlar için, herhalde yüzleşmeleri gereken bir durum. 1961 Anayasası'nı da darbeciler yapmıştı, 1982'yi de darbeciler yaptı. Şimdi de siviller yeni anayasa yapmak ve darbe anayasasından kurtulmak istiyorlar. Bütün partilerin yeni anayasaya ilişkin zihni hazırlıkları da var. 1982 Anayasası'na karşıysak ne olması gerektiğine ilişkin hem zihni hem de başka türlü hazırlıkların olması gerekiyor. Yani bunca yıl anayasa üzerine hepimiz konuşuyorsak, partilerin zaten yeni anayasa tekliflerine ilişkin hazırlıkları vardır. Problem ne? Problem belli konularda uzlaşma, anlaşma. Uzlaşma ve anlaşma yapmadan yeni anayasa yapmak mümkün mü? Hayır, mümkün değil, uzlaşacağız.
'Buna karşıyız, ona karşıyız' tarzındaki yaklaşım, uzlaşmanın baş şartı olabilir mi? Uzlaşmanın baş şartı herkesi dinlemek, karşılıklı tartışmak. Her partinin muhakkak, tek başına anayasayı yapamayacaksa, diğerleri ile uzlaşmak gerekliliğine ilişkin bir yaklaşımının olması gerekir. Peki nasıl anayasa yapacağız? Vatandaş odaklı, devleti öncelemeyen, insanı önceleyen, özgürlükleri ve temel hakları vurgulayan, Türkiye'nin ulaştığı demokratik düzeyi ve bundan sonra ulaşmak istediği hedefleri ifade eden anayasa olması gerektiği hususu ortak bir talep. Bunlar konusunda problem olmadığı anlaşılıyor. Temel problem, sisteme ilişkin. Başkanlık mı, değil mi? Burada da yaklaşımın şöyle olması gerekir; başkanlığı AK Parti isterken, elbette niye başkanlık? AK Parti Uzlaşma Komisyonunda, bunun altını doldurmak, kamuoyu ile iletişimini kurmak, süreç içerisinde de ikna edici tarzda bunu dile getirmekle mükelleftir. Muhalefet de istemiyorsa veya kimler istemiyorsa, niçin başkanlığa itiraz ettikleri, tezlerinin ne olduğu konusunda rasyonel, halkı ikna edici, fikirlerini temellendirici yaklaşım sergilemeleri gerekir."
AK Parti Grup Başkanvekili Bostancı, "Uzlaşamama halinde, anayasanın değiştirilmesi için 330 sayısını bulmak amacıyla AK Parti'ye 13 milletvekilinin desteği formülünden" bahsedildiğinin söylenmesi üzerine, "Muhtemelen bunu satranç sporunu iyi bilenler, çeşitli varyasyonları hesap ederek geliştirmişlerdir. Siyaset çok öyle gitmez. Siyasetin şu anda odaklandığı - Uzlaşma Komisyonu var - uzlaşmasını temenni etmek ve bu istikamette anayasa çıkartmasını beklemek şeklindedir. Rahmetli Demirel, 'doğmamış çocuğa don biçilmez' diye laf kullanırdı. Siyaset varsayımlar üzerine yürümez" değerlendirmesinde bulundu.
"Başkanlık sistemi anayasayı kilitlerse, başkanlık sistemini erteleme ya da başka bir formül bulma alternatifiniz var mı?" sorusuna Bostancı, "Bu da bir varsayım. Uzlaşma Komisyonu çalışırken bakacağız, niye uzlaşıyor, nerede uzlaşmıyor, bütün bu konular nasıl müzakere ediliyor? Daha bunlar olmadan ön alıcı değerlendirme yapmak doğru olmaz" yanıtını verdi.
Bostancı, "Bu Parlamentodan yeni anayasa çıkıp çıkmayacağının" sorulması üzerine, bir siyasi partinin tek başına anayasayı yapacak olsa dahi, diğer partilerle görüşmesi gerektiğini vurguladı.
Naci Bostancı, "Biz görüşeceğiz ve o uzlaşmayı arayacağız. Biz dediğim kim? Sivil siyaseti temsil eden herkes. 'Bu Parlamentodan çıkmazsa hiç bir Parlamentodan çıkmaz' anlamını çağrıştırır; bu sorun, bu yaklaşım ya da Parlamentoya ilişkin ümitsizlik. Bu olmayacaksa ne zaman olacak, nasıl olacak, gönlümüze göre Parlamento teşekkül edince mi olacak? Sonuçta, siyasetin görevi problem çözmek, bugün çözecek problemini. Eğer 33 sene sonra anayasa üzerine bu kadar laf ettikten sonra, sivil siyasetin temsilcileri anayasa yapamazlarsa, bu biraz ayıp olur galiba, değil mi?" sözlerini sarfetti.
"Gazetecilik dolayısıyla değil, başka tür davalar üzerinden yürüyor"
Bir gazetecinin, "10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününde Can Dündar ve Erdem Gül gibi tutuklu olduğu için mesleğini yapamayan gazeteciler olduğunu anımsatarak, buna ilişkin değerlendirmesini sorması üzerine Bostancı, şu ifadeleri kullandı:
"Gazetecilere ilişkin çeşitli değerlendirmeler yapılıyor. 31 gazeteciden bahsediliyor, bunun 27'si cezaevlerinde. Her birine ilişkin açılan dava da gazetecilik dolayısıyla değil, başka tür davalar, hukuki soruşturmalar üzerinden yürüyor. Can Dündar ve Erdem Gül meselesi mahkemede. İnşallah en kısa zamanda tahliye olmalarını, beraat etmelerini ben de isterim. Ayrıca Erdem benim öğrencimdir; Erdem'i kişisel olarak çok severim, çok taktir ederim. Meclis çalışmalarında da hukukumuz teşekkül etmişti. Zaman zaman görüşür, konuşurduk. Ümit ederim en kısa zamanda evlerine ve işlerine dönerler."
Naci Bostancı, "milletvekili dokunulmazlıkları konusunda AK Parti'nin tavrının sorulması" üzerine, "Dokunulmazlıklar konusunda yeni bir hukuki düzenleme var mı? Yok. Mevcut hukuk ne diyorsa o çerçevede süreçler işler. Bunu işletmek de herkesin boynunun borcu. Fezlekeler bir gelsin, değerlendirmesi yapılır" dedi.