301 isçimiz hayatini kaybetti
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, "Kurtarma faaliyetleri bittikten sonra bizler buradan çekilip gitmiyoruz. Psikososyal destek ile birlikte Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na varıncaya kadar buradaki kardeşlerimizin yanında yer alacağız" dedi.
Yıldız, yaptığı basın açıklamasında Soma’da hiç temenni edilmeyen olay yaşandığını, herkesi hüzne boğduğunu, Türkiye’nin kalbinin Soma’da attığı bir kazanın yaşadığını belirtti.
Kazanın herkesi çok üzdüğünü, derinden sarstığını, yoğun duygular yaşardığını ifade eden Yıldız, "301 kardeşimizi, işçimizi kaybettik. Hükümetimiz olarak daha ilk başında, hadise olduğu anda buraya intikal ederek bir koordinasyon merkezi kurduk, bütün bakanlıklarımızın ilgili kurumlarıyla beraber bir hale geldik kesintisiz 24 saat çalışıldı. Çünkü canlarımız orada yatıyor idi. Ne kadar erkenden kurtarabilirsek o kadar daha iyi olacağına karar vermiştik ve zamanın aleyhimize işleyeceğini biliyor idik. Buradan hayata tutunan ve kurtardığımız işçi kardeşlerimize, ’Allah onlara sağlık versin’ diyoruz. Bütün çoluk çocuğuyla hep beraber olmasını temenni ediyoruz" diye konuştu.
Geniş bir koordinasyon yapıldığını, ambulansından itfaiyesine, iş makinelerine varıncaya kadar geniş makine ekipmanı kurulduğunu, helikopterinden uçağına varıncaya kadar devletin bütün sektörleriyle olay yerinde yer aldığını bildiren Yıldız, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Güvenlik hariç bin 300 personelimiz görev yaptı. Dışarıdan bir çok ziyaretçimiz yüreğiyle beraber geldi. Birlik ve beraberliğin çok iyi bir örneğini sunmuş oldular. Çok zor şartlarda bu kadar hızlı çalışıydı, kurtarma ekipleriyle yoğun bir çaba sarf edildi. Kimse emeğini esirgemedi. Koordinasyonun bundan sonra da devam edeceğini söylemem lazım. Kurtarma faaliyetleri bittikten sonra bizler buradan çekilip gitmiyoruz. Psikososyal destek ile birlikte aile ve Sosyal politikalar bakanlığından sağlık bakanlığına varıncaya kadar buradaki kardeşlerimizin yanında yer alacağız."
İlk iki gün hayatlarından çok fazla şey ümit ettikleri işçilerden üçüncü gün geldiğinde artık daha fazla ümidi kestikleri bir noktaya geldiklerini kaydeden Yıldız, "İçeride ummadığımız yerde yangınlar çıktı, 250 metre boyunca konveyör yandı. Karbonmonoksit gazının olumsuz şartlarıyla beraber kurtarma ekiplerini riske etmeksizin, onların da sağlığını düşünerek önemli bir faaliyette bulunuldu. Tersine hava akımları oluşturuldu. İşin tekniği üzerinde defalarca toplantılar yapıldı, haritalar ve uygulamalar üzerinden değerlendirildi. Bu işin riski vardı ve riski bir nevi bütün riskleri göze alarak arkadaşlarımın çok yoğun bir şekilde çalıştıklarını ve emeklerini esirgemediklerini gördüm" diye konuştu.
Bakan Yıldız, kazanın sebepleriyle alakalı adli ve idari soruşturmaları başlattıklarına dikkati çekerek, şunları ifade etti:
"Savcılarımızdan, bilirkişilerimizden, iş müfettişlerimizden bir grupla buranın ilk gözetimleri yapıldı. Ulaşabildikleri yere kadar gittiler. Ulaşamadıkları noktalarla alakalı tekrar ikinci bir gözlem daha yapacak çalışma müfettişlerimiz. Gerçek nedenini teknik açıdan, idari açıdan ve birçok açıdan değerlendireceğiz. Önümüzde madencilikle alakalı, sektörün, madencilik dünyamızın buradan çıkartacağı çok ama çok fazla ders var. Bizim için acı bir tecrübe oldu. Amacımız şudur, şu ana kadar kurtarılan 485 tane işçimizden sonra bütün gerçekleriyle beraber, ister kamu, isterse özel sektör olsun, ucu nereye dayanıyor olursa olsun bununla alakalı soruşturmalar hem teknik açıdan hem idari açıdan hem de hukuki açından bunlar yapılacaktır. Bundan sonra yine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımızın sigorta işlemleri yürütülmekte işçi kardeşlerimizle alakalı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımızın acil yardım ve incelemelerini yürütmekte. Sağlık Bakanlığımızın psikososyal destek çalışmaları aynı şekilde devam edecek."
Kendilerine destek veren tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür eden, başta Cumhurbaşkanı Abdullah Gül olmak üzere birçok kişi ve heyetin bölgeyi ziyaret ettiğini hatırlatan Yıldız, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Her birinin yüreğinde, gözünde o üzüntüyü, hüznü, paylaşmayı hep beraber hissettik. Bizler acıda buluştuğumuzda hep beraber olduğumuz bu yapıyı hayatımızın diğer noktalarında yaymak zorunda olduğumuzu hissettik. Çok yoğun bir duygu içerisinde güçlü olmaya çalışarak ve o gücümüzü de bütün hizmetlere tahvil ederek, dönüştürerek bu işlemleri yapmaya çalıştık. Ben emeği geçen arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Başta vefat eden helal lokma peşinde burada maden işi yapan 301 işçi kardeşime Allah’tan rahmet diliyorum, kederli ailelerine sabırlar temenni ediyorum, çocuklarına sağlıklı ve uzun bir ömür temenni ediyorum."
Bakan Yıldız, çalışmalarını bundan sonra soruşturmalar ve üretimin yapılması, yapılmaması, maden ocağının ne tarzda bulunacağıyla alakalı çalışmalara teksif edeceklerini kaydetti.
Yıldız, gazetecilere yaptığı açıklamada, çalışmaların hukuki zeminde devam edeceğini belirterek, "Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş müfettişlerinin hazırladığı raporlar doğrultusunda devam edecektir. Özel sektöre düşen bu zemini hazırlamaktır. Ancak yine savcılarımızın gözetimi altında burada işlem yapmaktır ve bu süreç devam edecektir" dedi.
Ortaya bir çok iddianın atıldığını, faciada hayatını kaybeden işçilerle ilgili AFAD’ın web sitesinde bilgilendirme yapıldığını kaydeden Bakan Yıldız, "Kurtarma çalışmaları devam ederken doğru isimleri aktarmaya çalışırken o isimleri 3 gün önce açıklamayız. AFAD’ın sitesinde bütün isimleri bulacaksanız onların hepsi gerçek. Bize yapılan iftiraları ispat etsinler. Her bilgi açıklanır. Şimdi biz diyoruz ki özel sektör bir hata yaptıysa ne eksik yaptıysa ortaya çıkacak bununla alakalı bir şey saklanması mümkün olabilir mi? Biz hukuk devletinde yaşıyoruz, ciddi bir iş yapıyoruz burada. Onu itham edenler kendilerine dönüp baksınlar haleti ruhiyelerini tekrar gözden geçirsinler" ifadesini kullandı.
İçeride kurtarılmayı bekleyen herhangi işçi olmadığını dile getiren Yıldız, şunları kaydetti:
"Bu yaşayan bir mekanizma şu anda. Lastik gibi çektiğinizde orada duran değil, bıraktığınızda geri gelen bir sistemdir. Metan gazı zehirlenmeleri, yangınlar olabilir. Bunlara karşı alınacak tedbirler vardır. Üretim olduğunda bu sistem kendini besliyor. Üretim olmadığında bu sistem geriye gidiyor. Bu şartlarda bütün bunlar aydınlanıncaya kadar burada üretimin durdurulacağını tahmin ediyorum."
İşçi ailelerine yardım konusunu da değerlendiren Taner Yıldız, "Sosyal yardımlaşmadan valilikler aracılığıyla bütün vatandaşlarımızın ihtiyaçları karşılanıyor. Bununla ilgili talebi olanlara anında yardımlar yine yapılacaktır. Önümüzdeki günlerde genel yardımlarla alakalı yalnızca kamu kurumlarının yaptığı değil, başta sayın Başbakanlığımız olmak üzere her faaliyet kamuoyu ile paylaşılacaktır. Bunu da bütün vatandaşlarımızın müsterih olacağı şekilde söyleyebilirim" dedi.
Bakan Yıldız, borcu olan işçilere yardım yapılıp yapılmayacağı sorusunu da "Vefat eden işçilerimizin kendi bünyesinde elektrik borcunu şirket ’sildik’ diyebiliyor. Tekil olan işlemlerin dışında buradaki işçilerimizin mağdur olmayacağını söyleyebilirim. Kimse sıkıntı, endişe duymasın" diye cevapladı.
Yangının sebebi
Taner Yıldız, bir gazetecinin şirket sahiplerinin kömür kızışması nedeniyle yangın çıktığı iddiasını da şöyle değerlendirdi:
"Ben hükümetimizi temsilen buradayım. Özel sektörün hukuki danışmanlığını ben yapmıyorum. Onun yaptığı açıklamalar, bundan sonraki soruşturmalardaki dikkate alınacak açıklamalardır. Dikkat etmemiz gereken konu şu başından beri bilerek ve seçerek söylüyorum ben aynı zamanda elektrik mühendisiyim; ’Trafo patladı başka gerekçelerle oldu, olmadı’ bunların hiçbirisi şimdi asıl kullanılacak cümle değil demiştim. Bu konularda temkinli olmak lazım. Yalnızca gazete haberleriyle bu iş sonuçlandırılmaz. Bütün bu çalışmaları dikkatli şekilde, savcılarımızın soruşturmayı devam ettirdiği ortamda, iş müfettişlerimizin raporlarını hazırladığı bir ortamda ’şundandır’ diye kullanmam. "
Maden Kanunu üzerinde çalışılıyor
Maden ocaklarıyla ilgili mevzuat çalışması olup olmadığı yönündeki soruyu yanıtlayan Taner Yıldız, son 3 yılda mevzuata uymadığı için 114 ocağın kapatıldığını dile getirdi.
Yıldız konuşmasını şöyle sürdürdü:
"114 tane maden ve kömür ocağı yalnızca istediğimiz vasıflara uygun olmadığı için kapatıldı. Denetim mekanizması çalışıyor. 2 ay kadar önce bir kaza oldu, bir işçi hayatını kaybetti. ’Hemen denetimlere başlayın’ dedim, zaten ocak kapalıydı dediler. Kaçak çalışan ocakta kaza oldu. Bizler denetimlerimizi devam ettireceğiz, bu denetimlere rağmen oluşan kazaların bütün detaylarına da gideceğiz. Maden kanunuyla ilgili değişiklik taslağı üzerinde uzun zamandır çalışıyordur. Ekleyeceğimiz de olacaktır. Önümüzdeki günlerde bunu kamuoyunda izleyeceğiz."
Ailesinin kayıp dediği madenci arama çalışmalarına katılmış
Madendeki işçi sayısı, kurtarılan ve ölen işçi rakamları dikkate alındığında ocaktaki 1 işçi daha olması ihtimalinin bulunup bulunmadığı sorusunu yanıtlayan Taner Yıldız, "AFAD kayıpların ailelerine sırayla telefon açtı. Faciadan kurtulup, anne ve babasına telefon edemeden kurtarma çalışmalarına katılan işçi kardeşimizi gördük. ’Niçin aramadın’ dediğimiz de kurtarma faaliyetlerine yoğunlaştığını söyledi. ’Kardeşim haber verseydin’ dedik, şu anda evinde olduğunu söyledi" karşılığını verdi.
Evine hiç gitmeden 3 gün boyunca maden ocağında bekleyen bir işçi eşinin duruma ilişkin bilgi isteyen gazetecinin sorusu üzerine Bakan Yıldız "Kendisiyle görevlendirdiğim arkadaşlar 7-8 kez konuştular. Tabi ki o kardeşimize yardımcı olmamız lazım. Çok etkilendi haklı olarak. Çok fazla üzüntü duydu. Kendisini daha sonra ziyaret etmeyi düşünüyoruz. Kendisini yalnız bırakmayacağız" dedi.
Kimlik tespitine ilişkin çalışmaları anlatan Taner Yıldız, "Bütün işçilerimizin kimlik tespiti yapıldı, DNA karşılaştırması yapıldı, son iki kişi de İzmir’e gitmişti. Onlar da toplamda 7 kişi ailesine teslim edilmek üzere sırada. DNA tespiti o kişiyi bekliyoruz. Arkadaşlar bire bir takip ediyor. Kimliği tespit edilmeyen herhangi bir işçi kardeşimiz yok. Bugün itibariyle herhangi bir aksaklık olmazsa ailelerine teslim edeceğiz" dedi.
Maden faciasına ilişkin çalışmaların başka yöne döndüğünü de dile getiren Yıldız, "Şu anda daha devam edenler var proses kurtarma çalışmalarıyla beraber başka yöne dönüyor, zemin hazırlanıyor herhangi bir delili karartmaksızın yalnızca iklim hava şartları, karbonmonoksit seviyesi, ısı, sıcaklık ne kadar teknik konular üzeride çalışılıyor. Bu olay herhangi bir evin yanması gibi değil. Bunu yangının yer altında söndürülmesinin birçok yöntemleri var suyu basarsınız orada sönmüş olur ama orada bizim canlarımız var. O kurtarma çalışmasını yapamazsınız o zaman yangını söndür insan kalsın derseniz. Bu alternatiftir, biz bu alternatifi seçmedik; insanımızı kurtarmayı sonra yangının söndürülmesi alternatifini seçtik."
Maden köşe bucak arandı
Cenazelerin ailelere teslimi konusundaki soruya Taner Yıldız, "Şu anda 7 ailemiz var 7 tane cenazemiz var hangisiyle olduğu eşleştirilecek daha fazla beklemek gibi problemi olmaz. Ailelere teslim edeceğiz herkesten fazla biz isteriz ve doğru cenazeleri doğru ailelere vererek defin işlemleri de en kısa sürede tamamlanacak. Az bir ihtimal ama bir sıkıntı yaşamayalım diye, ailelerin müracaat etmeme ihtimaline karşı o labirent köşe bucak arandı. Geniş bir ekip oraya girdi, herhangi bir cesede, bir varlığa rastlanmadı. Biriken su noktalarında da kontroller yapıldı. Çift mekanizmayla bunu yönettik. Ailelerin talebi olur da kayıtsız kalmış olabilir miyiz diye AFAD koordine etti. 20 aile cenazelerini aldıkça kendi evlerine dönmüş oldular" yanıtını verdi.
Madenin yeniden üretime açılıp açılmayacağı sorusu karşısında Yıldız, "Bu iş müfettişlerinin ve çalışma bakanlığının konuları arasındadır maden işçilerinin konuları arasındadır. O yüzden üretime ne kadar kapalı açık olacak söylemem doğru değil" dedi.
Yerli kömür üretimi
Bölgenin büyük oranda kömürle kaplı olduğunu anlatan Yıldız, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bir Enerji Bakanı için en kestirme yol ithal kömürü sipariş etmesidir. Şu anda 80 dolar verirseniz istediğimiz limana zahmetsizce getirirler. Biz ithalatımızı azaltmak için çalışıyoruz. Buradan çıkan kömür, sanayiye, evlere ve elektrik üretimine, Soma elektrik santraline gidiyor. Elektriğimizi yerli kömürden üretmiş oluyoruz ama ’ne pahasına olursa olsun’ demek değil bu. Yerli kömürü kullanmamız, istihdamı artırmamız lazım. Bu bölgede 11 bin kişi çalışıyor ama hiçbir işçi kardeşimizin iş güvencesi ve sağlığını riske edilmesini istemeyiz. Yaptığımız çalışmalar bununla ilgilidir. Bizim yerli kömürden elektriği üretebilmemiz lazım. Bakın 2 milyon ton 2 milyon aileye fakir fukara kömürü dağıtıyoruz. Nereden dağıtıyoruz bunları, buradan diğer yerlerden çıkan kömürle dağıtıyoruz. Bu işlemin sonu yerli kömürün durdurulması değil, sağlıklı sıhhatli iş imkanı ve zemini oluşturabilmektir. İşçilerin bundan sonra böyle sıkıntılara düşmemesini sağlamaktır."
İşçi rakamlarıyla ilgili belirsizlik olduğu iddialarını yanıtlayan Taner Yıldız, konuşmasını şöyle sonlandırdı:
"Belirsizlik bizden kaynaklanan bir belirsizlik değil eğer bir insan kalkıp da yüzlerce insan var diye çok rahat konuşabiliyorsa ve sosyal medyadan etkilenenler buna inanıyorsa o kadarını da biz almayalım. Herhangi bir kastı olana söyleyecek cümlemiz yok. Biz işçilerimizle ilgilendik. Verdiğimiz her rakamın teyidini alarak yaptık. Bu manada hassas çalışan arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. 301 kardeşimizi burada kaybettik çok ağır bir vaka. Allah’tan hepsine rahmet diliyoruz kederli ailelerine hükümetimiz adına sabırlar temenni ediyoruz. İnşallah bu tür kazaları bir daha yaşamayız."
Soru ve cevaplar
Gazetecilerin sektöre ilişkin yasal düzenlemeyle ilgili sorusu üzerine TBMM’de araştırma önergesi verildiğine dikkati çeken Yıldız, bunu desteklediklerini söyledi.
Yıldız, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı olarak bununla alakalı bütün hazırlıkların şeffaf şekilde paylaşacağına değinerek, "Salı günü Bakanlar Kurulu’nda da nasip olursa bununla alakalı ilk bilgilendirme toplantısını yapmış olacağız" dedi.
Bakan Yıldız, ocakta yaşanılanları doğru olmak kaydıyla kamuoyuyla paylaştıklarını aktararak, şunları belirtti:
"Her bir vatandaşımızın, bir eksik olmak kaydıyla, kalbi, yüreği, gönlü buradaydı. Şeffaflığın gücü elimizdeki en önemli sermayeydi bu acının içerisinde. Bütün her şeyi doğru bir şekilde paylaştık. Emin olmadığımız bir bilgiyi, AFAD’tan, koordinasyon merkezinden teyit almadığımız hiçbir bilgiyi paylaşmamaya gayret ettik. Buna itina gösterdik. Tek bir elden bu çalışmanın, tüm ekibimizle beraber, bunun sonuçlandırılması için gayret gösterildi."
Bakan Yıldız, gazetecilerin Suriyeli işçi çalıştırıldığıyla ilgili sorusuna da şu yanıtı verdi:
"Yaptıklarımızı anlatmakta güçlük çektiğimiz bir ortamda bize lütfen yapmadıklarımızı savunma ihtiyacı hissettirmeyin. Bu bizim yüreğimize çok ağır gelir. Şimdiye kadar hiç bu konulara girmedim. Bu konuyla alakalı anlamaktan yana sıkıntısı olmayan bizlerin konuşmayacağı şeyler olmadığı için değil, çok fazla konuşacağımız şey. Hatta o kadar çok konuşacağımız şey var ki benim jargonum bile müsait değil buna. Bu kadar insanların aklıyla, izanıyla, fikriyle, kanaatleriyle oynanmaz. Burada can pazarı yaşandı. Neyin üstünden politika yapmak istiyorsanız gidin orada politika yapın ama burada yapmayın. Biz bir yere gitmiyoruz. Bizimle ilgili derdi olan varsa bizi her tarafta bulur arkadaşlar gelir söyler. Havada, karada, köyde, beldede bulur, söyler. Şu acının içinde bu kadar ağır iftiraların yapılması ancak bunu yapanları küçültür. Bakın göreceksiniz millet onları affetmeyecek. Nasıl bir kalptir ki, bu nasıl vicdandır ki ki bu 100 tane Suriyeli, hatta yaşları küçük olan çocuğun üzerine beton dökülür ancak bunun üzerinde burası kapatılmaya çalışılır. Bunu hangi vicdan, hangi insanlık söyler. Bu nasıl kuralsızlık, kutsalsızlıktır, böyle bir şey yapılabilir mi? Bizi yalnızca kanun bağlamıyor. Bizi dünya ve ahiretteki değerlerimizi bağlıyor. Bunları buradaki hiçbir arkadaşım kabullenemez."
"Suriyeli çocuklarla alakalı hassasiyeti olan varsa gitsinler Esed’in binlerce öldürdüğü çocuklar için orada karşı çıksınlar" diyen Yıldız, şöyle devam etti:
"Orada yapamadıklarını gelip de bu ocaktan almaya kalkışmasınlar. Bu maden ocağını da kötü emellerine alet etmesinler. Burada biz kendimizden daha fazla bu ülkeyle ilgili heyecan duyduğuna inandığımız ve bizim kazandığımızdan daha helal paralar kazandığına inandığımız madencilerimizi kurtarmakla meşguldük. Biz iftiraları, bize yapılan ithamları şu bağrımıza gömdük ama bu sessizliği çoğu zamanda içimizdeki bu fırtınayı da sessizlik olarak ifade etmeye kalktık. Ama zannetmesinler ki biz bu hislerle alakalı söyleyeceğimiz çok şey olmasın. 4 günden beri sosyal medyada Suriyeli çocukların burada çalıştığını ama buna rağmen 100-150 civarında bunların üzerinin kapatıldığı söyleniyor. Bu nasıl insanlık dışı bir hadisedir. Benim ufkumda böyle insanlık tipi yok. Biz burada yaptıklarımızı anlatıyoruz. Kamu ve özel sektörün bütün yaptıklarının lehine ve aleyhine kamuoyu ile paylaşma yeridir burası. Biz dürüst davrandık ve vatandaşımıza borcumuzdur. Bunu yapmaya da devam edeceğiz"