AB üyelik süreci için eylem plani
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, "Avrupa Birliği sürecinin masaya yatırıldığını ve bu konuda çok önemli kararlar alındığını rahatlıkla söyleyebilirim. Avrupa Birliği’ne yeni ama takvimleştirilmiş yani süreç içinde, belirli zaman dilimleri içinde gerçekleştirilecek bir eylem planı yapılıyor” dedi.
Arınç, Başbakanlık Merkez Bina’da, Bakanlar Kurulu Toplantısı’nın ardından gazetecilere açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.
Oldukça uzun bir toplantı gerçekleştirildiğini ifade eden Bülent Arınç, bazı konuların önemine binaen etraflı bir biçimde görüşüldüğünü dile getirdi.
Yeni eğitim öğretim yılının bugün başladığını anımsatan Bülent Arınç, "Milyonlarca öğrencimiz için, onların öğretmenleri için, velileri için, anneleri, babaları, kardeşleri için, ülkemiz, milletimiz için hayırlı bir yıl olmasını diliyorum. Hepimiz öğrencilik yaptık. Hepimizin çocukları var, torunları var. Büyük bir neşeyle bu yılki eğitim öğretim yılına başladılar. Kazasız, belasız Allah zihin açıklığı versin de diyerek bütün öğrencilerimiz için hayırlı bir yıl olmasını temenni ediyorum" diye konuştu
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın bazı okullardaki törenlere ve açılış gününe katıldığını ve buralarda bazı bilgiler verdiğini belirten Arınç, şöyle devam etti:
"Ben de bizleri izleyenler ve siz gazeteci arkadaşlarımız için kısa bir tekrar yapmak istiyorum. Biliyorsunuz ülkemizin nüfusu genç bir nüfus. 76 milyon nüfusumuzun hemen hemen yarısı 30 yaşın altında. 30 yaşın altında olanlarda da bugün eğitim öğretim yılına başlayan 16 milyon gencimiz var. Ana sınıfında 534 bin 921, birinci sınıflarda 1 milyonun üstünde, ikinci sınıflarda 1 milyonun üstünde, hazırlıklar dahil olmak üzere 15 milyon 775 bin 69 olarak söyleyebilirim. Ama genelde 16 milyonu bulacak sayıda bir genç nüfusumuz bugün eğitim öğretim yılına başladı. Binlerce derslikte bu yılı geçirecekler. 859 bin 699 öğretmenimizin mevcut olduğunu söyleyebilirim, son ataması yapılacak 40 binde dahil olmak üzere. Şu anda 819 bin 699 öğretmenimiz var. 40 bini eklediğiniz zaman 859 bin 699 yapıyor. Hükümetimiz döneminde atanan öğretmen sayısı mevcut 417 bin 950, 40 bin ilave edersek 457 bin 950 öğretmen. Yani tüm zamanlar içinde mevcut 859 bin öğretmenimizin 457 bin 950’si hükümetlerimiz döneminde ataması yapıldı. Bundan sonra da ihtiyaca binaen öğretmen atamaları da devam edecek. biliyorsunuz atamalarımızın cuma günü yapılması elektronik sistem içinde herkesin beklentisi olarak devam ediyor."
Temel eğitimden ortaöğretime geçiş verilerini de paylaşan Arınç, "Yine 40 bin öğretmen kadrosunun alanlar bazında dağılımı da yapıldı, ilan edildi. Onlar da bilgileriniz dahilindedir. Bazı branşlarda biraz daha yüksek sayıda, bazı branşlarda ihtiyaca binaen daha az sayıda kontenjanlar da açıklanmış oldu" dedi.
Arınç, okul ve çevreleri için alınacak bazı tedbirlerin de kamuoyuyla paylaşıldığını aktardı.
AB üyelik süreci
Toplantıda bazı bakanların sunum yaptığını bildiren Arınç, "Öncelikle bugünkü çalışmalarımızın temelini ve daha çok vakit ayırdığımız için birinci planda önem verdiğimiz konu, Avrupa Birliği konusu oldu" diye konuştu.
Arınç, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun bu konuda bir çalışma yapılması talimatı verdiğini, Avrupa Birliği Bakanı Volkan Bozkır’ın da Avrupa Birliği katılım süreci çalışmaları hakkında etraflı bir sunum yaptığını söyledi.
Arınç, şunları belirtti:
"Avrupa Birliği sürecinin masaya yatırıldığını ve bu konuda çok önemli kararlar alındığını rahatlıkla söyleyebilirim. Avrupa Birliği’ne yeni ama takvimleştirilmiş yani süreç içinde, belirli zaman dilimleri içinde gerçekleştirilecek bir eylem planı yapılıyor. Bunun hazırlığı yapılmıştı, taslağı üzerinde çalışmalar gözden geçirildi. Bu eylem planı hazırlığı mademki takvimleştirilmiş olarak ifade ediyorum, bugünkü günden itibaren 2014 sonuna kadar, takriben 3,5 aylık bir takvim içerisinde bir eylem planı, 2015 Ocak’tan, muhtemelen haziran ayında yapılacak seçimlere kadar ikinci bir eylem planı, 2015 seçimlerinden sonra 2019’a kadar da bir eylem planı olarak dikkat çekici bir çalışma üzerinde duruyoruz.
AB Bakanımız Volkan Bozkır, bugün akşam saatlerinde de yurt dışında yine AB ile ilgili bir çalışma yapmak üzere ayrıldılar. Bizim eylem planımız üzerinde müzakere sürecini dikkate aldığımızı, siyasal ve stratejik süreci dikkate aldığımızı, algı ve iletişim sürecini dikkate aldığımızı ifade edebilirim. Yani 3 aşamalı eylem planı içinde bugüne kadar 2005’ten beri devam eden müzakere sürecinde yeni argümanlarımız ne olacaktır, siyasal ve stratejik süreçlerde eksikler, noksanlıklar nelerdir ve bunun brüksel Türkiye’ye bakıldığı zaman, Türkiye’den Brüksel’e, Avrupa Birliği’ne bakıldığı zaman görüntü ne noktadadır ve her iki merkezdeki algıların ve iletişim sürecinde yaşanan olumsuzlukların giderilmesine yönelik eylem planımızı, yapısal reformları da 2015-2019 arasına sıkıştırabileceğimiz bir acil eylem planına dönüştürüyoruz. Bu süre içinde ilgili bakan arkadaşlarımızın Brüksel ile ilişkileri Brüksel’de AB sürecindeki aktörlerin de Türkiye’ye yönelik çalışmaları ayrıca planlanmış olacaktır."
“Kullanacağımız üsluptan, dilden pozitif yaklaşımımızı göreceksiniz”
“Kendi içimizde de şüphesiz reform izleme gurubu toplantılarının yeni bir süreç olarak ele alınması, AB fonlarıyla ilgili çalışmalar, bakanlıklar arası koordinasyonun güçlendirilmesi, Avrupa Parlamentosu ile ilişkilerimizin yeniden gözden geçirilmesi ve diğer konularda tartışıldı” bilgisini veren Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Epeyce dikkat çeken bir çalışma oldu. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim: özellikle son yıllarda Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin soğumaya dönüştüğü ve fasılların açılıp kapatılması konusunda müzakere faslında çok büyük engellemelerle karşılaşıldığı ve Türkiye kamuoyunun AB sürecine olan desteğinin giderek göreceli olarak zayıfladığı konuları, herkes tarafından konuşuluyor ve yazılıyordu. 62. Hükümetimiz, Sayın Ahmet Davutoğlu başbakanlığındaki hükümetimiz, konuyu baştan bugüne kadar tekrar değerlendirmek suretiyle tam üyeliğe yönelik müzakere sürecimizin pozitif anlamda desteklenmesi, AB hedefinden vazgeçmediğimizi, mevcut sorunların da diyalogla, uzlaşmayla mutlaka olumlu olarak çözülebileceğini dikkate alarak bu çalışmaları yaptı. Kullanacağımız üsluptan, dilden, pozitif yaklaşımımızı göreceksiniz. Hazırladığımız ve ilan edeceğimiz eylem planında bu konuya yeni pozitif olarak baktığımızı göreceksiniz. Yaşanan son olumsuzlukların karşılıklı diyalogla ve süreç içerisinde kolaylıkla çözülebildiğini hep beraber tekrar göreceğiz. Bugünün bence en flaş konusu: Türkiye’nin AB sürecindeki yeni, olumlu ve pozitif yaklaşımının mutlaka üyeler tarafından da rahatlıkla benimsenecek bir noktaya evrilmesidir, götürülmesidir.”
Arınç, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın da Askeri Ceza Kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair bir tasarıyı gündeme getirdiğini belirterek şunları kaydetti:
“Esasen seçimler öncesinde, yani cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi ve hatta 30 Mart öncesinde bu kapsamlı biçimde gündeme gelmiş ancak ön sıralarda yer almamıştı. Sayın Bakanımızın bu konudaki endişeleri Anayasa Mahkemesinin Askeri Ceza Kanunu’nun bazı maddelerine yönelik iptallerini de dikkate alarak yeni ve çağdaş bir askeri ceza kanunun yapılanmasına gidilmesidir. Bu konuda bazı bakan arkadaşlarımız kendi görüşlerini ifade ettiler. Askeri mahkemeler, Askeri Ceza Kanunu, asker şahıslar, askeri suçlar, bu konuların net olarak ortaya çıkabilmesi ve kamuoyunda da bazı istifhamların giderilmesi yönünde daha kapsamlı bir çalışma yapılması konusunu Sayın Başbakanımız talimatlandırdılar. Bundan sonra benim başkanlığımda bazı bakan arkadaşlarımla ve bürokratlarla bir araya gelerek taslağın, yani daha doğrusu tasarıya dönüşmemiş olan taslağın üzerinde acilen bir çalışma yapacağız ve belki önümüzdeki Bakanlar Kurulu toplantılarında da bu çalışmaları tekrar gündeme getiriceğiz.”
Arınç, Bakanlar Kurulunun ardından yaptığı açıklamada, geçen toplantıların, iş güvenliği ve iş kazalarının yoğun tartışıldığı günlerde yapıldığını belirtti ve İstanbul’daki kazada 10 yurttaşın hayatını kaybetmesinin milleti eleme sürüklediğini dile getirdi.
Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun, bu konuda bakanlıkların çalışmaları ile belediyelerin ve meslek kuruluşlarının yapması gerekenlerin etraflıca görüşülmesi, yetki karmaşasını önleyecek, kusur kimdeyse bunu rahatlıkla tespit edecek, iş kazalarını asgari düzeye indirecek çalışmalar yapılmasına ilişkin talimat verdiğini ifade eden Arınç, şöyle devam etti:
"Ayrıca kendileri bakanlar veya bakanlıklarla yapacağı ilk toplantının Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında olacağını ifade etmişti. Geçtiğimiz günlerde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ev sahipliği yaptığı, tarafların tamamının temsil edildiği faydalı, yararlı bir çalışma yapıldı. O çalışma sonucu elde edilen veriler Bakanlar Kurulunda görüşmeye açıldı. Önümüzdeki Bakanlar Kurulunda da bu çalışma sonuçlandırılacak. Yani, eylem planı dediğimiz ve Sayın Başbakanımız tarafından da açıklanacağını ifade ettiğimiz çalışmanın ön görüşmesini bugün yaptık. Yararlı, faydalı olduğunu gördük. Bunu sonuçlandıracağız ve bütün taraflarla birlikte belki eylem planı tekrar masaya yatırılacak, ondan sonra da herkes bu konularda eksiklik nedir, fazlalık nedir, yanlışlık nedir, bunu tekrar görmüş olacak."
Arınç, kanunları çıkarmanın yetmediğinin görüldüğünü, iyi uygulanması halinde iyi sonuçlar alınacağını ifade etti. İş sağlığı ve güvenliği konusunda çıkarılan onca kanuna rağmen bugün başıboşluk ve denetimsizlik yaşanabildiğini kaydeden Arınç, "İnsan hayatı tehlikeye giriyorsa bunun sorumlularının tek tek ortaya konulması, elbette giderilmesi ve tekrarından mutlaka kaçınılması gerekir. Bakanımızın yaptığı çalışma, bir ön çalışma olarak değerlendirildi. Kısa zamanda sonuçlandırılmış olacak" diye konuştu.
Arınç, Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un, geçen hafta ILO ve G20 toplantılarına hazırlık çalışmalarına katıldığını hatırlatarak Kurtulmuş’un kendi sorumluluk alanındaki AFAD ile ILO ve G20 toplantılarındaki konuşmaları ve çalışmaları hakkında bilgiler sunduğunu bildirdi.
G20 toplantısına gelecek yıl Türkiye’nin ev sahipliği yapacağına işaret eden Arınç, bunun ön hazırlık çalışmasının bizzat Kurtulmuş’un katılımıyla yapılmasının önemli olduğunu söyledi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in, Türkiye’deki yoğun gündemi dolayısıyla bu toplantıların bir bölümüne katılamadığını ifade eden Arınç, "Sayın Başbakan Yardımcımız, bu çalışmalarda, aynı zamanda hükümetimizi de temsil etmiş oldu" diye konuştu.
Öğrenci yurtları
Gençlik ve Spor Bakanı Çağatay Kılıç’ın, özellikle Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) kapsamında, yeni eğitim öğretim yılına başlayan üniversiteler ve yüksekokullara kaydını yaptıran, şu anda sırada bekleyen, yedeğe alınan kapasiteler, bu kapasitelerin nasıl artırılacağı konusunda ayrıntılı bilgi verdiğini anlatan Arınç, esasen 62. Hükümet Programı’nda, bu konuda fevkalade önemli bilgiler bulunduğunu belirtti.
Gençlik ve Spor Bakanlığının bütçesinin 2002’ye göre 15, KYK’nın bütçesinin 11 kat artırıldığını kaydeden ve artık 380 bin öğrenci kapasitesinden bahsedilebildiğini söyleyen Arınç, ihtiyacı karşılayacak bazı çalışmaların yapıldığını, öğrencilerin tek, iki, üç yataklı odalarda, modern, çağdaş tüm imkanlara kavuştuğunun söylenebileceğini kaydetti.
Reel olarak, 60 bin kişi civarında bir açığın bulunduğunu belirten Arınç, bunların da yeni kiralanacak yurtlarla ve bazı devlet misafirhanelerinden istifade edilmek suretiyle ocak ayına kadar büyük ölçüde kapatılabileceğini düşündüklerini anlattı.
Arınç, şöyle devam etti:
"Kaldı ki sizler de öğrencilik yaptınız, belki o dönemlerde vardı, belki şimdi var, öğrenci geliyor, hem üniversiteye kaydını yaptırıyor hem de ondan sonra KYK’ya kaydını yaptırabiliyor. Biz, verdiği bilgileri 11 ayrı bakanlıkla on-line (çevrim içi) sistem içinde değerlendiriyoruz, ondan sonra sıraya göre kendisini kaydediyoruz. O kaydettiğimiz kişiler, çok güzel bir örnek olduğu için söylemeliyim, annesiyle babasıyla üniversiteye kaydını yaptırmaya geldiğinde çocuk, belki çok az bir kısmıdır ama dikkat çekicidir, annesini, babasını otobüsle memleketine uğurladıktan sonra tekrar yurda geliyor ve kaydını sildirebiliyor. Asıl amacı, başka yerlerde ev tutarak kalmaktır veya başka arkadaşlarıyla birlikte bunu bir ihtiyaç olarak karşılamaktır. Buna da saygı duymak gerekir. Yani kayıtlarını yaptıran herkesin KYK’ya kesinlikle, mutlaka girmek amacıyla yaptırdığını da düşünmemek lazım. Kaydını yaptırıyor, geçici kaydı asla da dönüştürülebiliyor ama bir ay sonra ayrıldığını görüyoruz, ev tutmuş da olabilir, bir başka sebeple oradan ayrılmış da olabilir. Dolayısıyla bugün 60 bin civarında görülen boşluğun kendi içinde regülasyona uğramak suretiyle tamamen sıfır noktasına gelebileceğini de görebileceğiz. Bugünkü kapasitelerin artırımı... Eğer özel sektör elindeki imkanlarla bina yapmış biz de onunla sözleşme yapmışsak, asgari 15 yıllığına kiralayabiliyoruz, içini donatıyoruz ve bugünkü yurtlarımız gibi fevkalade verimli bir şekilde öğrencilerimiz orada kalabiliyor."
Arınç, belediyelere de yurt yapma konusunda görevler verildiğini ancak bugün başlamaları durumunda, onların bu sene için faaliyete geçmelerinin mümkün olmadığını ifade etti.
Bazı yerlerde, 3 kişilik odaların 4 kişiye çıkarılmak suretiyle kapasitelerin artırıldığını bildiren Arınç, ranzalı sisteme tekrar geçilmesinin düşünülmediğini belirtti.
Arınç, "Artık, karyola ve baza sistemine geçtikten sonra ranza sistemine, ben hukukta okurken, 13 ranzalı, yani 26 kişinin kaldığı bir odada üç yıl geçirmiştim ama artık öğrencilerimizin ranza sisteminden uzaklaştığını hepimiz biliyoruz. Sayın bakanımızın çalışmaları da elbette diğer bakanlıklar tarafından da desteklenecektir. Öğrencilerimizin, kredi ve yurtlara olan ihtiyacı, zannediyorum ki tamamen karşılanmış olacaktır 2015 yılı başına kadar" diye konuştu.
Arınç, bunların dışında ülke, bölge ve gündemdeki diğer konuların da toplantıda görüşüldüğünü bildirdi.