Yükleniyor...

Acilardan gerekli dersler alinmali

 

Davutoğlu, TRT Haber kanalının özel yayınında soruları yanıtladı.

Srebrenitsa’da bugün defnedilen 136 kişiye Allah’tan rahmet dileyen Ahmet Davutoğlu, anma törenine dördüncü kez katıldığını anımsattı.

Dünyadaki çok az anma merasiminin böylesine vakur, anlamlı, birbirine saygı ve derin bir anlayış içinde gerçekleştiğini kaydeden Başbakan Davutoğlu, "Burada aslında sadece 20 yıl önce katledilen 8 bin kardeşimizi anmıyoruz. Biraz önce de konuşmada da vurguladım. Bazen bu mezar taşlarının arasında yürüdüğümüzde her birisinin başlı başına bir kahraman olduğunu hissedersiniz ve her birinin vefatı aslında insanlığın vefatı anlamına gelmiştir" ifadesini kullandı.

Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Birleşmiş Milletler’in gözleri önünde 8 bin kardeşimiz katillere teslim edildi ve bütün bir insanlık bu suçun vebali altında 20 yıldır günah çıkarmaya çalışıyor. Yani burada sadece suçlu olanlar bu katiller değildi. Ona sessiz kalan uluslararası toplum da suçluydu. Yeni krizlerin önlenmesi için geçmişte yaşananlardan ders almak lazım. Yani eğer BM koruması altında olduğuna inanarak buraya gelen insanları BM koruyamamışsa, eğer o zaman uluslararası alanda sorumluluk sahibi insanlar bunlara ses çıkarmamışsa, eğer vicdanlar kararmışsa yeni krizlerin engellenmesi ümidi de kalmaz. Buraya her sene gelip de geçmiş hatalar üzerinden sadece konuşmak yetmez. Gelecekte benzer olayların olmaması için de bir dayanışma göstermek gerekir."

Başbakan olduktan sonra buraya ilk gelişi olduğunu ve çok geniş bir heyetle geldiklerini, Parlamento’da grubu bulunan bütün partilerin temsilcilerinin heyette bulunduğunu ve 78 milyon kişiyi temsil ettiklerini belirten Davutoğlu, "Şunu burada hep göstermeye çalıştık her zaman olduğu gibi. Türkiye her zaman zulmün, baskının, katliamların, haksızlıkların, adaletsizliklerin karşısında oldu" diye konuştu.

Türkiye’nin, Bosna halkıyla, Boşnaklarla tarihi bağları bulunduğunu vurgulayan Ahmet Davutoğlu, "Ama bu bağların yanında önem verdiğimiz temel husus, işte şu vakur insanların, eşlerini, babalarını, belki dedelerini şu anda defneden insanların hakkını, hukukunu korumak, dünyada ahlakın da ahlaki siyasetin de bir gereğidir. Bütün bunları eğer biz hakkıyla yerine getirirsek yeni krizler ortaya çıkmaz" şeklinde konuştu.

Başbakan Davutoğlu, "Ama bunların gereği yapılmazsa tabi önümüzdeki dönemde, şimdi Suriye’de olduğu gibi, bugün ramazanda Suriye’de de binlerce insan yakınlarını defnediyor ya da kaybettiği yakınlarının cenazesine ulaşma imkanı dahi yok. Yine benzer olayların Arakan’da, Irak’ta, dünyanın her bir köşesinde yaşandığını dikkate alırsak, hepimizin üzerine düşen büyük görevler var" değerlendirmesinde bulundu.

"Birilerinin işlemiş olduğu suç, bütün bir millete mal edilemez"

Sırbistan Başbakanı Aleksandar Vuçiç’e, savaş dönemine ait olan "Her bir Sırp’a karşılık 100 Müslüman’ın öldürüleceği" şeklindeki sözleri nedeniyle gösterilen tepkiye ilişkin değerlendirmesi sorulan Davutoğlu, "Devlet adamlarının büyük bir sorumluluk içinde hareket etmesi lazım. Bu sözün herhangi bir vicdanda karşılık bulması mümkün değil. Yani ona gösterilecek tepki de normaldir. Vuçiç, Sırbistan Başbakanı olarak burada bulunmakla aslında bir şekilde bu suçun, ortaya çıkan suçun da hem sorumluluğunu üstlenmiş hem de bu suçla ilgili bir özür beyanında da bulunmuş oluyor" şeklinde yanıt verdi.

Ahmet Davutoğlu, bundan üç sene önce Dışişleri Bakanı olduğu dönemde, Sırbistan Parlamentosu’ndan Srebrenitsa konusunda çıkacak özür konusunda, Sırbistan ile Bosna Hersek arasında bir mekik diplomasisi uyguladığını ve Sırbistan Parlamentosu’nun özür beyanına katkıda bulunduğunu hatırlattı.

Başbakan Davutoğlu, "İslam kültürünün en önemli özelliklerinden biri suçu kolektifleştirmemesi, birilerinin işlediği suç dolayısıyla bütün bir toplumu ona mal edip, ona karşı bir tavır sergilememesidir. Bizde kolektif suç yoktur. Herkes kendi hesabını verecektir. Dolayısıyla hiçbir millete karşı, Boşnaklarda bugün gördüğüm bence en vakur tavır, Sırplara ve diğer şeylere karşı herhangi bir önyargılı dışlama içinde olmamaları ve birçok yerde birlikte çalışmaya devam etmeleri" ifadelerini kullandı.

İslam kültürüne, inancına yakışanın da bu olduğunu vurgulayan Başbakan Davutoğlu, "Birilerinin işlemiş olduğu suç, bütün bir millete mal edilemez. Yeni bir dönem inşa edilecekse de bu temeller üzerinde inşa edilmesi lazım" dedi.

Vuçiç ile daha önceki bir telefon görüşmesinde, Srebrenitsa’ya gelmesinin doğru olacağını ve bu yolla aradaki ilişkilerin yumuşatılmasının sağlanacağını ve geçmiş beyanlarla ilgili olarak da bir tashih imkanı doğacağını ifade ettiğini aktaran Davutoğlu, "Onun Sırbistan’ı temsilen buraya gelmesi, burada bulunması bu anlamda önemlidir" değerlendirmesi yaptı.

"Yeni bir Balkanların inşası için bu acılar üzerinden gerekli dersler alınmalı"

Acılı Boşnak halkının da bu beyanı dolayısıyla tepki göstermesini de doğal karşılamak gerektiğine işaret eden Ahmet Davutoğlu, "Ümit ederiz herkes bunlardan ders alır ve bir daha kolektif suç gibi burada 8 bin kardeşimizi sanki doğuştan suçluymuş gibi katledenlere karşı ırkı, mezhebi, dini ne olursa olsun herkes omuz omuza durur" diye konuştu.

Başbakan Davutoğlu, şunları söyledi:

"Bu anlamda hepimizin yeni bir Balkanlar inşa etmesi için bu acılar üzerinden gerekli dersleri alması lazım. Saraybosna’da barış olmadan Bosna’da olmaz. Bosna’da olmadan Balkanlar’da olmaz. Balkanlar’da olmadan Avrupa’da olmaz. O bakımdan biz bütün bu bölgelere asırlarca çok kültürlü barış düzenini sağlamış bir ülke, bir neslin çocukları, torunları olarak da vazifemiz hem Boşnakların haklarına, burada katledilenlerin hukukuna sonuna kadar sahip çıkmak, özellikle de bilge lider Aliya İzzetbegoviç’in hukukuna ve onun bıraktığı mirasa sahip çıkmak, ama aynı zamanda da gelecek dönemlerde bu acıların yaşanmaması için bütün Balkan milletlerinin birlikte yaşayabileceği bir ortamı sağlamak."

Davutoğlu, 12 yıl içinde yaşananların Balkanlardaki kültürel ve beşeri mevcudiyeti tahkim ettiğini belirtti.

Balkanları, 2005 yılında özel bir ziyaret çerçevesinde tek tek gezdiğini ve tamir edilmesi gereken külliyeleri, camileri, o son mirası tespit ettiklerini vurgulayan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Hepsinin tamirini gerçekleştiriyoruz. Hiçbiri sahipsiz değil. İkincisi, beşeri mevcudiyeti korumak. Boşnakları Bosna’da, Arnavutları Arnavutluk’ta, Kosova’da, bütün buradaki beşeri unsura sahip çıkmak... Ona da sahip çıkıyoruz. Herhangi bir olay olduğunda bütün bu unsurların dönüp baktığı yer Ankara. Üçüncüsü, bu unsurlar burada yaşarken, evladı Fatihan; belli ülkelerin topraklarında yaşıyorlar. O ülkelerle kuracağınız ilişkiler onların geleceğe daha huzurlu bir şekilde ulaşabilmesi için bir şart. Bu çerçevede bütün ülkelerle yaptığımız temaslarda bu beşeri unsurun ve kültürel varlığın korunması en önemli gündem maddesi. Dördüncüsü, ülkeler arası ilişkilerde kilit rol oynamak. Bosna Hersek, Sırbistan, Türkiye üçlü mekanizmasını ilk Dışişleri toplantısını 2010 yılında yaptığımızda kimse bu neticenin hasıl olacağını beklemiyordu.

Sırbistan ve Bosna Hersek’te seçimler vardı, hükümet oluşmamıştı. Bosna Hersek’e o dönemde Dışişleri Bakanı olduğumda 12 kez resmi ziyarette bulundum. Gayriresmileri bir kenara koyuyorum. Hep gündemimizin en önünde oldu. Makedonya’ya hakeza sayısız ziyaretlerde bulundum. Şu anda Türkiye’nin vakıf olmadığı, nüfuz edemediği herhangi bir gelişme yok. Bir şekilde barışçıl yönden ilişkilerini kullanarak müdahil olmayacağı hiç bir husus da yok."

"Türkiye bu tarihi sorumluluğun gereğini kim ne derse desin yapar"

Davutoğlu, bölgede çok kapsamlı bir stratejinin, orta ve uzun vadede perspektiflerinin çok güçlü olduğunu dile getirdi.

Bölgede kurulan üniversitelerden Türkiye’ye getirilen öğrencilere, eğitim altyapısına kadar hepsinin Türkiye’nin Balkanlara geri dönüşü olarak görüldüğünü ifade eden Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Birileri bundan rahatsız oluyor ve birçok yayınlar yapılıyor. Türkiye bu tarihi sorumluluğun gereğini kim ne derse desin yapar, yapmaya devam edecek. Sadece Diyanet İşleri Başkanlığımızın yaptığı faaliyetlere bile baktığınızda bu sahiplenmeyi görürsünüz. Bütün kurumlarımız, Yurtdışı Türkler Başkanlığı, Diyanet, TİKA, Yunus Emre... Bütün önemli kültür merkezlerimizde Yunus Emre merkezlerimiz var. Türkçe öğreniyor buradaki gençler. Ekonomik yatırımlarımız aynı şekilde.

Şu anda Bosna-Hersek’in en önemli iki firması, Türk firmasıdır. 150 milyon avroluk kredi açtık. Sırf Srebrenitsa ve Doğu Bosna’ya dönüşleri teşvik edici projeler için. 15 bin ton et, Bosna-Hersek’ten alıyoruz ki buradaki tarım gelişsin hem de Türkiye’nin et ithalatı söz konusu olduğunda bunu güvendiğimiz bir ülkeden alıyoruz. Dolayısıyla çok kapsamlı kültürel bir altyapı var."

Bosna Hersek ile Türkiye arasındaki ticari ilişki 

Geçtiğimiz yıl Bosna Hersek’ten yapılan ithalatın yüzde 38, ihracatın ise yüzde 17 oranında arttığını vurgulayan Davutoğlu, ciddi bir artışın yaşandığını ancak buradaki en önemli problemin yürütme erkinin yavaş işlemesi olduğunu dile getirdi.

 Dayton sisteminin getirdiği çok parçalı bir otoritenin söz konusu olduğunu ifade eden Davutoğlu, "Dolayısıyla yürütme erki yavaş işliyor. Bürokrasi yavaş. Bunun getirdiği zorluklara rağmen çok sağlam ekonomik bir altyapı oluştu" dedi.

Davutoğlu, Türkiye’nin 78 milyon nüfusuyla Saraybosna’nın, Srebrenitsa’nın arkasında olduğunu, Türkiye hep böyle güçlü kaldıkça Bosna’nın kaygı edeceği bir gelişmenin yaşanmayacağını vurguladı. 

Bütün  Boşnaklara teşekkür borçlu olunduğunun altını çizen Davutoğlu, "Çünkü Avrupa’nın merkezinde bizim kültürümüzü, medeniyetimizi ve inancımızı binlerce şehit vermek pahasına yaşadılar, müdafaa ettiler. Onlar bize değil, biz onlara teşekkür borçluyuz. Çünkü buradaki her mezar taşı bizim için ecdattan bugüne gelen mirasın şehitlik işaretidir. Hem şehittirler, hem şahittirler. Onun için Bosna halkının, Bosnalı kardeşlerimizin yanında olacağız. Buradan bu Kur’an sesleri, bu ezan sesleri hiç eksik olmayacak inşallah" dedi.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.