AK Gençligin Vicdan ve Insanlik Cephesi: Filistin
İnananlar kardeştir. Bu yüzden Müslüman gencin aklı kardeşinden ayrı olamaz ve kalbi de onun acılarını hissetmeden atamaz. Biz bugün Filistin’e her zamankinden daha sıkı sarılarak hem kardeşlik hukukumuzu yerine getiriyoruz, hem de birlik ve beraberliğimizi dünyevi ihtiraslara kurban etmiyoruz.
Filistin, bizim miraç yolculuğumuzun başlangıç noktasının topraklarıdır. Bugün gençlik olarak aklımız ve kalbimiz miraç için Kudüs’e uğramadan yol almak isterse eksik kalır. Sırtımızı Filistin’e
dönersek, Kudüs’ü, Gazze’yi ve bu topraklarda İsrail tarafından işlenen insanlık suçlarını görmezlikten, duymazlıktan gelirsek miracımız eksik kalır.
Efendimiz (sav) Kudüs’te, Mescid-i Aksa’da bütün peygamberlerle buluşup, onlara imam olarak namaz kıldırmıştı. Böylece dini önderliğin İsrailoğulları’ndan alınıp yeni bir ümmete, yeni bir peygambere ve yeni bir Kitab’averilmiş olduğu tüm dünyaya duyurulmuş oldu. İşte bizim için Filistin davası sadece siyasi sınırlar içinde cereyan eden ve iki halk arasındaki devlet sorunu değildir.
Filistin bugün bizler için inancımızın gereğince hissettiğimiz bir sorundur. İnancımızla beraber insanlık onurumuzdur. Evrensel insan hakları adı altında ne kadar özgürlük kıstası varsa bu açılardan da
savunmamız gereken başlıca bir sorunumuzdur. Filistin hem inancımız gereğince hem de aklımız ve kalbimiz gereğince sorunumuz olduğundan asla ve asla sadece bir dış politika unsurumuz değildir. Kalbimiz kadar iç meselemizdir. Kalbimiz ne denli hoşgörülü ise, kalbimiz ne kadar temizse ve insanlık için ne kadar hassassa, Filistin de o denli kalbimizdedir; içimizdedir. Kalbimiz katılaşmışsa, kirlenmişse ve duyarsızlaşmışsa ne yazık ki Filistin içimizde değildir. Siyasi argümanlara ve ideolojik konumlandırmalara göre sadece bir dış politika argümanıdır.
Biz gençlik olarak Filistin’i kalbimizde hissediyoruz.
1897 yılında İsviçre’de, Basel kentinde, Theodor Herzlliderliğinde toplanan 1. Siyonist Kongre’den günümüze, İsrail’in Filistin topraklarını haksız işgal ettiğini ifade ediyoruz. 1947’de İngiltere’nin Filistin sorununu BirleşmişMilletlere devretmesiyle, bir yıl içinde, 1948’de, İsrail devletinin kurulmasına zemin oluşturdu. 5 Haziran 1967’de, İsrail, “Altı Gün Savaşı’nda” Gazze ve Golan tepelerini Mısır ile Suriye’den aldı ve Batı Şeria ile Doğu Kudüs’ü işgal etti. Böylece İsrail Orta Doğu haritasını değiştirerek iki misli büyümüş oldu.
İsrail’in her yıl artırarak devam ettirdiği insanlık dışı uygulamalarına AK Gençlik olarak bizim de sessiz kalmamız mümkün değildir. Bize düşen görev Genel başkanımız, Başbakanımız ve halkımızın oyuyla seçilecek Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın cesurca ilerlediği bu yolda, onun ekibinde yer alan her bir büyüğümüze alttan gelen yeni nesiller olarak katkı sunabilmektir. Belki bizim nesil, 2001 yılında İsrail’in Cenin Mülteci Kampında 1500’ü aşkın Filistinliyi katletmesini yaşı itibariyle o günlerde fark etmemiş olabilir ama bugün için bu yapılanları fark etmememiz mümkün değildir. Zira İsrail, aynı vahşiliği bugün de kumsalda oynayan çocukları katlederek sergilemeye devam etmektedir.
Birinci Dünya Savaşı’nda cephemiz olan Filistin bugün bizim vicdani ve insanlık cephemizdir. Miracımızın yolu üzerindedir. Büyük ideallerimizin önünde yer alan sorunumuzdur. Milli birliğimizi tesis etmek için yara bandımızdır. 2023 ve 2071 hedeflerimizi gerçekleştirmemiz yolunda önemli bir meselemizdir. AK Gençlik olarak her zamanda, koşulda ve ortamda İsrail’in Filistin halkına yönelik zalimane tavrını dillendireceğimizin sözünü veriyoruz. Başbakanımızın dediği gibi: “Biz susarsak, biz susturulursak, bilin ki kaybeden sadece Gazze değil, kaybeden Türkiye’nin bağımsızlığı olur.” İşte biz gençler bu yüzden susmayacağız. Manevi ve maddi miracımız için adalet demeye, insanlık demeye ve mazlumun yanındayız diye konuşmaya, azimle çalışmaya devam edeceğiz.
Emre Çalışkan - Genel Merkez Gençlik Kolları Siyasi ve Hukuki İşler Başkanı