Yükleniyor...

AK Parti kadrolari dimdik ayakta

 

Davutoğlu, AK Parti’nin Altındağ ilçe kongresindeki konuşmasında, Altındağ deyince akla bu toprakların maneviyatı Taceddin-i Veli ve Hacı Bayramı-ı Veli ile bu topraklarda istiklalin ve milli iradenin sembolü olan ilk milli meclisin geldiğini belirtti. 

Hacı Bayram-ı Veli’nin burada maneviyatın tohumlarını attığını ifade eden Davutoğlu, 23 Nisan 1920 günü Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşlarının da Ankara’yı yeni bir devletin başkenti yapmak üzere Hacı Bayram-ı Veli’den meclis binasına yürüdüklerini anlattı.

"Bu topraklarda maneviyatımızın, inancımızın tohumunu eken her ulu erene selam olsun. Bu topraklarda, Altındağ’da, İstiklal Marşı’nı yazan Mehmet Akif Ersoy’a selam olsun" diyen Davutoğlu, Akif’in "Allah, bu milleti bir daha İstiklal Marşı yazmak zorunda bırakmasın" sözünü hatırlattı. 

 Davutoğlu, "Hiç merak etme ey yüce Mehmet Akif. Bu topraklarda bundan sonra ebediyete kadar sadece senin yazdığın İstiklal Marşı ve o marşa ilham veren al bayrak olacak" ifadesini kullandı. 

Bugün Altındağ’dan önce birkaç programa daha katıldığını ve her yerde büyük bir heyecan ve büyük bir coşkuyla karşılaştığını kaydeden Davutoğlu, şunları söyledi:

"AK Parti kadroları dimdik ayakta ve 2015’e hazırlanıyor. Diğer partiler kış uykusuna yatmışken, kendi aralarında ihtilaflarla uğraşırken, kim istifa etti, niçin istifa etti tartışmaları yaşarken, acaba başka kimler istifa edecek diye neredeyse istifa toto oynarken AK Parti kadroları coşku içinde şölen gibi kongreler yapıyor. Daha il kongreleri başlamadı ama ilçe kongrelerimiz bile il kongreleri gibi coşkulu ve heyecanla geçiyor. Bütün kongrelerimize katılan tüm AK Partilere selam ediyorum."

Altındağlıları özellikle selamladığını dile getiren Davutoğlu, Altındağ’ın her zaman AK Parti’yi desteklediğini, partileri gibi hep yüzlerini ak çıkardıklarını vurguladı. 

"Altındağ’a yüzde 70’ten aşağısı yakışmaz"

Davutoğlu, Altındağ’da yerel seçimlerde ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yüzde 64-66 oy oranına ulaştıklarını hatırlatarak "Madem ki maneviyatımızın merkezi Altındağ’dır, madem ki istiklalimizin merkezi Altındağ’dır, Altındağ’a yüzde 70’ten aşağısı yakışmaz. Ondan yukarısı Allah kerim" dedi. 

Mamak ile Altındağ’ın kaderini birbirine bağlayan iki hususiyet olduğunu anlatan Davutoğlu, Altındağ’ın bir farkı olduğuna dikkati çekti. Davutoğlu, Mamak’ın Anadolu’dan gelen insanlarla Anadolu ile Ankara’nın birleşmesine zemin teşkil ettiğini, aynı şekilde Altındağ’ın da çok ciddi bir iç göç ve buna bağlı olarak gecekondulaşma yaşadığını kaydetti. 

Mamak’ın Ankara’nın merkezinde olmadığını, daha sonra geliştiğini ancak Altındağ’ın Ankara’nın tarihi merkezi olarak gecekondulaşma yaşadığını, Altındağ’ın çok ciddi bir restorasyona ihtiyacı olduğunu kaydeden Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Aynı şekilde Mamak Cezaevi, Altındağ’da Ulucanlar Cezaevi vardı. Her iki cezaevi de her iki ilçemize hiç hatırlanmaması gereken bir mazi bıraktı. Şimdi AK Parti ne yaptı? Şimdi AK Parti’nin siyaset felsefesinin de iki özelliğini burada zikredeceğim. AK Parti gecekondulaşmaya ya da bir şehirde iki farklı hayat tarzına, şehrin bir kesiminin konfor içinde olduğu, diğer kesiminin altyapı eksikliği dolayısıyla temiz su bile elde edemediği geçmişi kökten temizledi. Mamak’ta çöplük kalktı ve tarih oldu. Altındağ’da da gecekondulaşma alanları kentsel dönüşümle değişti ve Altındağ kendi tarihiyle tekrar buluştu. Ben değerli başkanımıza Veysel Bey’e teşekkür ediyorum, Hamamönü’ndeki restorasyon dolayısıyla."

"İman tohumunun bir eseridir"

Davutoğlu, "Kıyasen söylüyorum, nasıl Fatih semti, Suriçi İstanbul’un tarihi kimliğinin merkeziyse Altındağ’da Ankara’nın tarihi kimliğinin merkezidir" değerlendirmesinde bulunan Davutoğlu, "Hacı Bayram-ı Veli Cami’nin etrafındaki güzel çalışmalar Osmanlı, Selçuklu birikimini ve bizim o tarihi mimari eserlerimizi ortaya çıkaran çalışmalar cumhuriyetimizin doğduğu meclise doğru da yayılır ve Ulusu’da kapsar. Biz istiyoruz ki Altındağ’a gelen herkes Türkiye’de Selçuklu-Osmanlı-Türkiye Cumhuriyeti çizgisininayak izlerini her yerde görsün" diye konuştu. 

Altındağ’ın hem manevi hem de maddi şifa olduğunu ifade eden Davutoğlu, bir hatırasını da anlattı:

"Suriye Ulusal Koalisyonu Başkanı eski Emevi İmamı Muaz el Hatip, Ankara’yı ziyaret ettiğinde iki sene önce birlikte Hacı Bayram-ı Veli’ye gittik. Çilehaneye girdik ki ben her zaman o çilehanede çok manevi dersler almışımdır. Ne zaman gitsek ziyaret ederiz, Muaz el Hatip’in gözlerinden yaşlar döküldü. Dedi ki: ben yüksek lisans tezimi Akşemsettin üzerine yapmıştım. Dedim ki: şurası Akşemsettin’in hocasıyla çilehaneye girdiği yer. Dedi ki: benim dedemi Sultan Abdülhamit Şam’a ’manen sahip ol’ diye göndermiş. Şimdi tarih döndü geldi, giden el Hatip’in torunu Muaz el Hatip, Akşemsettin’in huzuruna geldi. Bunu niye zikrediyorum biliyor musunuz? Hiçbir şey tesadüf değildir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin başkentinin Ankara olması da tesadüf değildir ve Hacı Bayram-ı Veli’nin Anadolu topraklarına ektiği tohumun bir eseridir. İman tohumunun bir eseridir."

Davutoğlu, konuşmasında, değerlere sahip çıkmak için AK Parti siyasetini kurduklarını belirtti.

AK Parti kadrolarına seslenen Davutoğlu, "Hepimiz, her gün niyazda ve kıyamda durarak ’Rabbim, Hacı Bayram-ı Veli’nin huzuruna gittiğimizde bizi mahcup eyleme’ demedikçe AK Partili olamazsınız’ diye konuştu. 

Salondakilerin ’Bu gençlik seninle gurur duyuyor" sloganları üzerine Başbakan Davutoğlu, "Benim bu gençlikten beklediğim tek şey, Hacı Bayram-ı Veli’nin emanetine sahip çıkmasıdır, çıkacak mısınız’ diye sordu. Salondakiler, "Evet" karşılığını verdi.

Hacı Bayram-ı Veli Cami’nin etrafındaki restorasyon için teşekkür eden Davutoğlu, bu alan ve Birinci Meclis etrafındaki her bir taşa sahip çıkılmasını tarihi emanet olarak nitelendirdi.

"Yeni ve yükselen Türkiye’nin müjdecisi olmak durumundasınız"

Ankara’daki hastanelerin büyük çoğunluğunun Altındağ’da bulunduğunu, eskiden şifa bulmak isteyenlerin de Anadolu’dan Ankara’ya geldiğini belirten Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Eskiden gecekondularda kalır, zor şartlarda o hastanelere giderlerdi. Şimdi o hastanelerin hepsi modern, çağdaş hastaneler haline geldi. Altındağ’da, artık Ankara’ya şifa bulmak için gelenler ağırlanıyorlar ve o gecekondulaşmış şartlarda değil, kentsel dönüşümle en iyi imkanlarda Ankara ile buluşuyorlar. Bu idealle bizim Ankara’ya hizmet etmemiz lazım. 23 Nisan 1920 Meclis’i eğer Altındağ’da yeni, müstakil cumhuriyetin müjdecisi olmuşsa, Altındağlılar siz de yeni ve yükselen Türkiye’nin müjdecisi olmak durumundasınız. Altındağ’da önce bu ses yükseldi ve dedi ki: ’Egemenlik kayıtsız, şartsız millete aittir’, Birinci Meclis. Biz de AK Parti olarak dedik ki o Birinci Meclis’in ilanından bu yana bütün vesayetçi ya da diktacı dönemler geçtikten sonra, biz de dedik ki: Birinci Meclis’in ruhunu AK Parti temsil ediyor, bundan sonra da söz de karar da sadece ve sadece millete aittir ve millete ait olacaktır."

"Bahçeli’ye bir kez daha hatırlatıyorum"

Mobilya merkezi Siteler’in de Altındağ’da olduğunu hatırlatan Davutoğlu, ilçenin tarihi mirasını koruyarak geleceğe yürümek zorunda olduğunu kaydetti. Ulucanlar Cezaevi’nin de ilçede yer aldığını anımsatan Davutoğlu, şunları söyledi:

"O cezaevi çok büyük ıstıraplara şahit oldu. Ulucanlar Cezaevi’nden geçmeyen sağcısı, solcusu, İslamcısı, milliyetçisi, devrimcisi hiç kimse kalmadı. Herkes oradan bir şekilde geçti. Necip Fazıl’dan Nazım Hikmet’e, Bülent Ecevit’ten Leyla Zana’ya daha önceki dönemlerde nice ulu canlar, bu toprakların değerini savunmak isteyen nice ulu canlar orada idam edildiler, hesaba çekildiler." 

Dün Hacıbektaş’ta Dersim konusunda yaptığı konuşma üzerine MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin yaptığı açıklamayla ’Dersim konusunda özür dilemesini’ istediğini ifade eden Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Bahçeli’ye bir kez daha hatırlatıyorum: Sayın Bahçeli, devlete sahip çıkmak, devletle milleti buluşturmaktır. Yoksa devlet adına zorbalık yapan bazı gruplara sahip çıkmak değildir. Kim, devlet gücünü kullanarak bu topraklarda herhangi bir vatandaşa, herhangi bir insana zulüm ederse biz onun karşısındayız, ondan beriyiz, ondan uzağız. Aslında bu iki farklı anlayışı gösteriyor. Bizim anlayışımız şu: Devletin bekasını teminat altına almanın yolu, devletin halkın bütün kesimleriyle barışık olması, devletin millete ait olmasıdır. Yolu budur. Devletin amir milletin memur olması değil. Milletin amir, devletin ve devlet yöneticilerinin memur olmasıdır ancak o zaman bu devleti bekasını savunabiliriz, bu ülkenin bütünlüğünü savunabiliriz. Ama şunu dersek: ’Eğer bu devleti yönetenler devletin geleceği için bir zulüm yapmışlarsa buna göz yumalım’ derlerse işte biz buna göz yummayız. Kim zulüm yaparsa ne adına yaparsa yapsın biz onun karşısında dururuz. Hala eğer belli bölgelerde sıkıntılar varsa bu yanlış devlet anlayışından kaynaklanan sıkıntılardı. Halka yukarıdan bakan, birini tehdit gördüğünde onu tasfiye etme, yok etmeye çalışan anlayışlar devlete beka getirmez."

Birinci Meclis’in bulunduğu Altındağ’dan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş’a ve diğer siyasetçilere seslenen Davutoğlu, "Birinci Meclis nasıl bu ülkenin her bir ferdini temsil eden bir kompozisyonla kurulmuşsa yani Sünnisi ve Alevisiyle Türküyle Kürdüyle Çerkeziyle Tatarıyla Balkanlardan, Kafkaslardan gelen muhaciriyle Anadolusuyla hep birlikte kurulmuşsa Türkiye’de de bundan sonra bu millet arasında hiçbir fitneye izin vermeyeceğiz. Birinci Meclis’in ruhunu ilelebet yaşatacağız" diye konuştu.

"Ulucan’ın idam sehpaları ayrım gözetmedi"

Ulucanlar Cezaevi’nin buna şahit olduğunu dile getiren Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Ulucan duvarları ve Ulucan’ın idam sehpaları ayrım gözetmedi. Ulucan’ın duvarlarında, o soğuklarda, Mamak’ta okuduğum gibi,  Muhsin Yazıcıoğlu ’Üşüyorum’ dedi. Birçok sağcı ve solcu, değişik ideolojilere mensup kişiler Ulucanlar’ı tattı, Kemal Tahir gibi, Necip Fazıl gibi. Şu isim ona bir şeyler hatırlatır, Bahçeli’ye, Osman Yüksel Serdengeçti gibi. Hepsi Ulucanlar’dan geçti. ’Onları oraya, Ulucanlar’a, bir nevi işkence ortamına sokanlar, bunu devlet adına yapmışsalar yanlış yapmışlardır’ demek bizim görevimizdir. 1937’de Dersim’de yapılan yanlışı unutturmaya çalışacaksın, sonra 3 Mayıs 1944’te İstanbul’da tabutluklara sokulan Türkçü, milliyetçi aydınlara sahip çıkacaksın ve Türkçüler bayramını 3 Mayıs’ta kutlayacaksın, böyle olmaz. Karşı çıktığın zaman zulmün hepsine karşı çıkacaksın. Yoksa rahmetli Türkeş de hesabını sorar, ’Nasıl bu tek parti rejimine sahip çıkıyorsun’ diye hesabını sorar. Çünkü o tabutluklarda o da vardı. Ulucanlar Cezaevi’nde, 12 Eylül’den sonra şehit edilen Mustafa Pehlivanoğlu da vardı, yanında yaşı büyütülüp yine idama götürülen Erdal Eren de vardı. Birinin sağcı birinin solcu olması bir fark getirir mi? İkisi de gencecik fidandı, hepsine, onlara yapılan haksızlıklara eğer biz hep birlikte ’haksızlık’ demezsek bu ülkede birliği, beraberliği sağlayamayız. İşte bizim siyaset farkımız bu."

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.