AK Parti’nin zaferini engelleyemezler
AHaber ve ATV kanallarının ortak canlı yayınında gündeme dair soruları yanıtlayan Başbakan Davutoğlu, Fethullah Gülen hakkında kırmızı bülten çıkartılmasına ilişkin soru üzerine, şöyle konuştu:
"Hukuk devletinde kimsenin imtiyazı yoktur. Kimseye pozitif veya negatif anlamda ayrımcılık yapılmaz. Herhangi bir işlemle ilgili yargı böyle bir talepte bulunduğunda bunun belli bir prosedürü var. Bu taleple birlikte bu prosedür uygulanır ve gereken neyse yapılır. Yani Türkiye’de herhangi bir şahıs, isim rastgele çok sık rastlanan isimlerden, Mehmet Kaya diye bir isim varsa yani Kaya soyadı çok rastlandığı, Mehmet adı da çok rastlandığı için söylüyorum, yapılacak işlem ne idiyse Fethullah Gülen’e de aynı işlem uygulanır. Ne eksiği, ne fazlası. Bu toplumda, bu ülkede, bu hukuk devletinde kimsenin negatif ayrımcılığa tutulmasına izin vermeyiz, kimsenin pozitif bir ayrımcılıkla imtiyazlı görünmesine de tahammül göstermeyiz."
Bu konuda normal sürecin işletileceğine işaret eden Davutoğlu, "Sonuçta herkes de hesabını verir. Aksi takdirde yurt dışında olmak veya şu vasfı, bu vasfı taşımak dolayısıyla kimseye farklı bir muamele yapılamaz" ifadesini kullandı.
Davutoğlu, "Kırmızı bültenin muhatabı olacak. Muhatap da ABD. ABD’nin nasıl bir tepki göstereceğini düşünüyorsunuz?" sorusuna, "Ülkeler arasında bu konuda ahdi anlaşmalar vardır. Bunun gereği neyse ABD’den de onu yapmasını bekleriz" cevabını verdi.
"Bu konunun ikili ilişkilerde yeni bir sıkıntı kaynağı oluşturacağını düşünüyor musunuz?" yönündeki sorusunu Davutoğlu, "Zannetmiyorum. Bu konularda objektif uluslararası hukuk kuralları neyse o işler" diye yanıtladı.
"Evrensel demokrasi değerlerine dayalı sistemlerde olmayan hiçbir şey Türkiye’de olmayacak"
Başbakan Davutoğlu, "TİB merkezinde dinlemelerin nasıl yapıldığı bir türlü çözülemedi ve dolayısıyla binanın gömülmesinin planlandığına dair bir haber çıktı. Böyle bir şey sözkonusu mu?" sorusu üzerine, şunları söyledi:
"Burada bir tedbir alacağız çünkü maalesef TİB, bu anlamda birçok suçun geçmişte işlendiği, haksız dinlemelerin, yasadışı dinlemelerin yapıldığı, insanların özel hayatlarının tehdit edildiği, mahremiyetinin yok edildiği birçok uygulamaya şahit oldu. Orada artık sağlıklı olarak bu fonksiyonun yürütülmesi mümkün değil. Çok açık bir şekilde söylüyorum, böyle bir kurum ki bu kurum zaruri, nihayet iletişim çağında böyle bir yapıya ihtiyacımız var ama bu kurumun yeniden yapılandırılması da zaruridir. Bu yeniden yapılandırılmada kesinlikle örgütlü bir şekilde bu iletişim imkanlarını kullanarak vatandaşlarımızın hukukunu zedeleyen ya da devlet güvenliğine halel getiren hiçbir faaliyetin olmayacağı şekilde tedbirler alınacak.
Siber güvenlik de dahil olmak üzere her türlü çalışma yapılacak. Bir daha hiçbir şekilde herhangi bir devlet kurumunda ki geçmişte bu anlamda o kurumda olanlar gerçekten vahimdir. Bunu öz eleştiri olarak da söylüyorum, maalesef yanlış yaklaşımlar ve yapılanmalarla bu istismar edilmiştir, oradaki atmosfer ve şimdi buna dönük olarak da her türlü tedbir alınacak. Bir daha böyle bir network ile ağ ile iletişim imkanları kullanılarak devlet otoritesi üzerinden, eskilerin ’Big Brother’ dediği türden ya da Orwell’in meşhur romanında olduğu türden birileri bir masaya oturup, giden bütün telefonları dinleyip sonra da o irtibatlar üzerinden tehdit, şantaj, mahremiyeti yok etme türü faaliyetlere girmesine izin vermeyecek şekilde yeniden yapılandırılacak. Bu bizim halkımıza taahhüdümüzdür. Buna kesinlikle izin verilemez. Bir daha yasal olmayan hiçbir dinlemenin yapılmayacağı bir ortam oluşacak."
"Herhangi bir internet sitesinin güvenlikle ilgili, devlet sırları ile ilgili bir yayın yapması durumunda erişimin engellenmesi, TİB’den alınıp yeni düzenlemeye göre ilgili bakanlara ya da Başbakan’a verilecek. Buna muhalefetin itirazları var. Yanıtınız nedir?" sorusunu yanıtlayan Davutoğlu, bu konularda dünyanın her yerinde uygulanan tabirler bulunduğunu ifade etti.
Davutoğlu, bazı kişilerin dünyada uygulanan tedbirleri bilmeden Türkiye’de çok kısıtlayıcı tedbirler uygulanıyormuş gibi bir düşünceye yöneldiğine dikkati çekerek, "Dünyada olmayan, evrensel demokrasi değerlerine dayalı sistemlerde olmayan hiçbir şey Türkiye’de olmayacak. Bunu taahhüt ederiz ama dünyada bu konularda bazı tedbirler alınıyorsa, devlet güvenliği bağlamında ya da insan hakları, insan kişisel özel hayatının güvenliği bağlamında o tedbirleri de alacağız" diye konuştu.
"AK Parti’nin zaferini engelleyemezler"
Davutoğlu, CHP milletvekili Birgül Ayman Güler’in, "30 Mart seçimlerinde cemaatle işbirliği yapıldı" yönünde açıklama yaptığının hatırlatılması üzerine, bu açıklamanın çok önemli olduğunu söyledi.
CHP’nin eskiden beri antidemokratik girişimlerle yakın akrabalığı, dostluğu olduğunu anlatan Davutoğlu, şöyle konuştu:
"Belki en yakın örneği budur. CHP ve bazı başka partiler, kendileri halktan destek alamayacaklarını bildikleri için 17 Aralık, 25 Aralık ve 30 Mart arasında bir fırsat doğduğunu düşündüler. Bu fırsat, ’birileri AK Parti’yi yıpratsın, biz önce oyunu seyredelim, sonra o birileri ile işbirliği halinde seçim başarısına yönelelim...’ Zaten bu da gizli saklı değil. Hatırlarsanız, yine bu paralel yapı tarafından açık bir şekilde, ’Her yerde AK Parti adayları dışında en güçlü kimse onunla işbirliği yapılacak, o desteklenecek’ diye yayınlar yapıldı."
"Bu genel seçimlerde de devam eder mi?" sorusuna Davutoğlu, "Eder, zaten şu anda bazı, bu tür işaretler var. CHP ile HDP arasındaki bazı paslaşmalar, ilginç paslaşmalar... Diğer parti yapılanmaları içinde ortaya çıkan durumlar... Bunu yapmaya çalışacaklar ama şimdi güzel olan şey şu, çatı aday diye bir örneği var. Hepsi bir aday etrafında birleştiler ve o adayın cumhurbaşkanlığını engelleyeceğini düşündüler, ama olmadı. Şimdi de hepsi toplanınca bütün partiler birleşse dahi bir AK Parti etmiyor. Hangi kombinasyonla, nasıl bir işbirliği yaparlarsa yapsınlar nihai kertede AK Parti’nin zaferini engelleyemezler" yanıtını verdi.
"17 Aralık, kullanılan bir manivelaydı"
Başbakan Davutoğlu, "4 Bakanla ilgili komisyon karar alacaktı ama 5 Ocak’a ertelendi. Bu konudaki düşünceniz nedir?" sorusunu yanıtlarken, şu değerlendirmeyi yaptı:
"7 Şubat 2012, 17-25 Aralık 2013, 19 Ocak 2014 ve 28 Mart 2014, Dışişleri dinlemesi, MİT dinlemesi, bütün bu süreç, bir kere bir darbe teşebbüsüdür. Bundan kimsenin şüphesi yoktur, olmamalıdır. Eğer bunlardan hani sadece 17 Aralık dosyasını aldıklarında ’yolsuzluğa karşı mücadele’ diye bir şey çıkartıyorlar. Peki, MİT tırlarına baskının yolsuzlukla ne alakası var? Dışişleri Bakanlığını dinlemenin ne alakası var? MİT Müsteşarını yerinden ederek o zamanki Başbakanımızı, şimdiki Cumhurbaşkanımızı hedef almanın ne alakası var? 17 Aralık, bütün bu kontekste kullanılan bir manivelaydı. Bu manivela üzerinden AK Parti’nin meşruiyeti sarsılmaya çalışıldı."
Her türlü yolsuzluğun karşısında olduklarına işaret eden Davutoğlu, "Bu, bir darbe teşebbüsüdür, kim ne derse desin. Bu darbe teşebbüsünün hedefindeki kişi, en öncelikli hedef olarak gösterilen Sayın Cumhurbaşkanımız, yolsuzluklara karşı mücadelesi dolayısıyla bütün kaynakların oluşmasını sağlayan yeni dönemin başbakanıdır. 12 yıllık dönemde nereden geldi bu kaynaklar, çalışmamız ve gayretimiz dışında?" diye konuştu.
Komisyonun kurulması için herkesin talepte bulunduğunu ama komisyonu AK Parti’nin kurduğunu bildiren Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Eğer AK Parti’nin çekindiği bir husus olsaydı, komisyonun kurulmasına baştan izin vermezdi. ’Ne olacaksa ortaya çıksın’ diye bu komisyon kuruldu. Bu komisyon, o zamandan beri çalışıyor. Ben, hükümet görevini devraldıktan sonra da herhangi bir şekilde bu komisyonun faaliyetlerine müdahil olmadım. Bunu defalarca söyledim, şimdi de söylüyorum. Hiçbir şekilde bu komisyonun çalışmalarının objektif yürümesine kimse müdahale etmemelidir. Ben etmedim. Yasak konduğunda bunu da açıklamıştım. Bırakalım bu komisyon kendi prensipleri etrafında çalışsın ve sonuçta neye ulaşırsa, o ulaştığı sonuç üzerinden tablo ortaya çıksın.
Burada açık ve net tutumumuz budur. Burada herhangi bir şekilde ikircikli ya da bazı olayların bir şekilde örtülmesi gibi bir tavır yok. Komisyon, kendi kuralları içinde meclis iç tüzüğüne göre çalışmalarını sürdürüyor. Erteleme olayı ise yeni bazı evraklar, belgeler sunulduğu için ertelendi. Bu komisyonun ulaşacağı sonucu hep beraber görmemiz lazım ama tekrar söylüyorum, komisyon ne sonuç alırsa alsın, ne sonuca ulaşırsa ulaşsın, bu 17 Aralık’ın, 25 Aralık’ın, 7 Şubat’ın, 19 Ocak’ın, 28 Mart’ın bir darbe teşebbüsü ve halkaları olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz. Şimdiden Kılıçdaroğlu ve birileri, ’Komisyon, şu yönde karar alırsa bu darbe teşebbüsü olma durumunu ortadan kaldırır’ gibi argümanlar... Şimdiden söylüyorum, burada bir darbe teşebbüsü vardır."
Daha önce de "Kardeşimiz olsa yolsuzluk yapanı affetmeyiz" dediklerini hatırlatan Davutoğlu, şunları kaydetti:
"Bilgilendirilmiş, delillendirilmiş şekilde önümüze bir yolsuzluk dosyası konulursa kardeşimiz olsa onu affetmeyiz. Benim için temel ilke budur. Cumhurbaşkanımız, görevi devraldığım gün, o da kendi teyiden söyledi. Onun da hassasiyetle üzerinde durduğu bir husustur, benim de durduğum bir husustur ama daha bu çalışmalar bitmeden, ’zaten şunlar suçluydu’ demek de doğru değil, ’suçsuzdu’ da demek doğru değil. Ben tutup da buradan komisyonun çalışmalarına müdahil olmadım, olmayacağım. Netice çıkar ortaya, hep beraber bunu değerlendiririz. Bunlar, o gün ve daha sonra da konuşulacak konulardır ama bizde yolsuzluğa müsamaha olmaz, kim olursa olsun. Ama yolsuzluk görüntüsü vererek bir darbe teşebbüsünü örtme çabasına da kusura bakmasınlar hiçbir şekilde ne tahammül gösteririz ne de böyle bir şeyin karşısında geri adım atarız."