AK Parti Türkiye’nin ana gövdesidir
AK Parti Dış İlişkiler Başkanlığı’nca Diyarbakır’da bir otelde düzenlenen "İl Dış İlişkiler Toplantısı"nda konuşan Aktay, hem Gezi hem de 17 Aralık hadisesi esnasında Türkiye’nin aleyhine işleyen çok yoğun bir propaganda olduğunu gördüklerini, bunu giderecek Avrupa’da AK Parti’nin sesi olması için Brüksel’de temsilcilik açtıklarını anımsattı.
"Bir diktatör seçime girme riskini göze almaz"
"17 Aralık ve Gezi hadisesinde Avrupa’da, uluslararası alanda bizi gerçek anlamda temsil eden ciddi bir birimin eksikliğini hissettik. Düne kadar müttefikimiz, dostumuz zannettiğimiz insanların özellikle Gezi hadiselerinden itibaren nasıl bizim aleyhimize çalışmaya başladığını neredeyse haince bir Türkiye manzarası çizmeye çalıştığını gördük" diyen Aktay, şunları söyledi:
"Türkiye’de adeta bir diktatörün varolduğunu anlatmaya çalıştılar insanlara. Tabi Türkiye’de olan manzara bu değildi. Ferguson olaylarında ABD’de neredeyse 200 şehre yayılmış protesto gösterilerini, ciddi boyutta ölümleri ve polislerin aşırı şiddetini görünce Gezi hadiseleri çerez kalıyor. Demokratik ülkelerde normal olarak rastlanabilecek hadiseler adeta Türkiye’nin diktatörleşmesinin bir işareti gibi gösterilmeye çalışıldı. Oysa seçimler oluyor. Bir diktatör seçimlere müdahale etmeyi garanti altına almamışsa kolay kolay seçime girme riskini göze almaz."
"İşte diktatör budur"
Aktay, Mısır’da Muhammed Mursi’nin seçimlere girdiğinde yüzde 52 civarında oy aldığını, Abdülfettah es-Sisi’nin ise tüm durumu uygun hale getirdikten sonra seçime girerek yüzde 97 oy aldığını dile getirerek, "Hiçbir riskin olmadığı seçim ortamları oluşturmak. İşte diktatör budur" diye konuştu.
Türkiye’de ise farklı bir manzara çizilmeye çalışıldığına işaret eden Aktay, şöyle dedi:
"Bu manzaranın işlenmesinde düne kadar Türkiye’de iyi sanılan hizmetlerden dolayı, allanıp pullanmış faaliyetlerinden dolayı büyük bir teveccüh görmüş insanlar bir süre sonra, belki de AK Parti’nin katkıları ve yardımları ile oluşturdukları imkanları aleyhimize birer cephanelik gibi sürmeye başladılar. Bugün özellikle paralel medyanın yurt dışındaki temsilcilikleri ki hakikaten normalde takdir edilesi bir yaygınlık ve faaliyet yoğunluğu var, her dilde ve her ülkede yayın yapma kapasiteleri ve örgütlenmeleri var. ’160 ülkede okullarımız var’ diye övünüyorlar ya şimdi o okullar birer aleyhte Türkiye’yi karalama propaganda üssü gibi çalışıyor. AK Parti’ye yurt dışındaki muhalefetin tarzına göre yer yer ihanete varan boyutları da oluyor."
Aktay, "AK Parti’yi karalamak, Türkiye’yi karalamaktır. Evet muhalefet partileri de vardır ama AK Parti Türkiye’nin ana gövdesidir. AK Parti’ye yurt dışındaki muhalefet bizatihi Türkiye’nin aleyhine işleyen bir muhalefettir" şeklinde konuştu.
"Arap Baharı Türkiye’nin tercihi değildi"
"Arap Baharı Türkiye’nin tercihi değildi. Türkiye, ’olsun’ demedi ama olduğunda da Türkiye destekledi. Oluş biçimi itibarıyla Arap Baharı’nın gerçekleşmesini motive eden faktörlere baktığınızda Türkiye’den çok fazla etkilenildiği söylenilebilir" ifadelerini kullanan Aktay, Türkiye’nin çabalarının takdir edildiğini kaydetti.
Aktay, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde Davos’ta sergilediği onurlu dik duruşun tüm Arap Baharı ülkelerinde ciddi fikri ve duygusal dalgalanma konusu olduğunu ifade etti.
Mavi Marmara hadisesinin bunu biraz daha beslediğine dikkati çeken Aktay, şunları aktardı:
"Bu hadise ile sadece Türkiye’nin hükümeti değil, sivil toplumu ve halkı da Filistin davası konusunda kanını dökmüş oldu, şehit vermiş oldu. Bu yüzyıl önce Arap ülkelerinden, Ortadoğu’dan bir şekilde çekilmiş, kovulmuş, belki yenilerek itilmiş olan Türkiye’nin, tekrar bu coğrafyaya geri dönüşünün resmi idi. Tüm bu hadiseler Türkiye ile Arap Baharı arasında çok anlamlı bir duygusal iletişimin kanallarını açtı. O nedenle Arap Baharı ülkelerinin en büyük etkilenim kanallarından birisinin Türkiye olduğunu söyleyebiliriz. Oysa son zamanlarda aynı Arap Baharı ülkelerinde çok ciddi problemler yaşanmaktadır."