Algi operasyonu yapanlar küresel vizyondan rahatsiz
Davutoğlu, Mersin’de devam eden 6. Büyükelçiler Konferansı’nda yaptığı konuşmada, Mersin’in Kürt, Türk, Sünni ve Alevisiyle toplumun bir yansıması olarak bugünkü sosyo kültürel yapıyı aktardığını belirterek, Mersin’i anlatmak için doğrudan denizi anlatmak ve Tarsus’u unutmamak gerektiğini dile getirdi. Davutoğlu, Tarsus’un, bütün Ortadoğu’nun erdeminin doğuya-batıya doğru yürürken bir anda durak yaparak büyük bir kültürel dönüşüme zemin olduğunu belirtti.
Mersin’de ise Tarsus’tan farklı olarak modern bir tarihin izlerinin olduğunu vurgulayan Davutoğlu, Süveyş’in açılmasının birçok açıdan Mersin’i etkilediğini ve buranın Afrika’ya kadar ilerleyen ticaret güzergahının merkezi olduğuna dikkati çekti.
Mersin’i bugüne taşıyan çerçeveyi Anadolu’nun Akdeniz’e açıldığı bir alan ve Akdeniz’deki en önemli 10 limandan biri olarak önemli bir ticaret merkezi olarak çizen Davutoğlu, Akdeniz stratejisinin en önemli ayaklarından birinin Mersin’in bu özelliklerinden kaynaklandığını ifade etti.
Mersin’in Avrasya’yı Afrika’ya, Karadeniz’i Akdeniz ve Süveyş’e bağlayan bir liman olarak hayal etmek gerektiğini kaydeden Davutoğlu, kentin bu anlamda çok ciddi bir potansiyeli olduğunu ifade etti. Türkiye’nin yükselen bir güç olarak dünyanın ekonomi politiğinde ağırlığını hissettirdiğinde, bunun her alana bir yansıması olduğunu anlatan Davutoğlu, buna paralel olarak da Mersin’in önemli bir sıçramanın eşiğinde olduğunu gördüklerini belirtti.
"Anadolu’da olacaksınız, üç tarafınız denizlerle kuşatılmış olacak ve siz deniz ticareti düşünmeyeceksiniz" diyen Davutoğlu, hangi stratejik perspektifle kentlere anlam yüklendiğinin önemli olduğunun altını çizdi.
Yerelden ulusala, bölgesele ve küresele olan her adımı planlamak gerektiğinin önemine değinen Davutoğlu, "Türkiye’nin küresel bir aktör olmasını benimsemişseniz, geri adım atmayacaksınız. Bugün Türkiye ile ilgili algı operasyonu yapmaya çalışanlar, aslında Türkiye’nin ortaya koyduğu küresel vizyondan rahatsız olanlardır" diye konuştu.
Türkiye’nin dış politikasının 15 sene önceki gibi olmasını isteyenlerin olduğunu belirten Davutoğlu, kendilerini böyle bir defansif anlayışa kimsenin götüremeyeceğini ifade etti. Davutoğlu, Türkiye’nin küresel vizyonunu daha büyük bir perspektifle ortaya koyması gerektiğini vurguladı.
Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Kuzey Akdeniz gelişmiş olacak; Akdeniz’in güneyi, Kuzey Afrika ve doğusu krizler içinde olacak. Bu iki dünya yan yana yaşayamaz. Biz o iki dünyanın da içindeyiz, bizim sözümüz dinlenmeden de Akdeniz’de kalıcı barış sağlanamaz. Biz bunun parçasıyız. Onun için bir taraftan Akdeniz’de, Akdeniz’in kuzeyinde, Avrupa’da ekonomik krizler yaşayan bir kuşak varken; Akdeniz’in güneyinde büyük devinimler yaşanırken, Türkiye’nin ortaya koyacağı siyasi perspektif başlı başına önem taşımaktadır. Nihayetinde Akdeniz’de bir barış havzası oluşacaksa bundan en çok istifade edecek biziz."
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile Ankara’da detaylı görüşmeler yaptıklarını dile getiren Davutoğlu, şu anda Kıbrıs konusunda Türk tarafından gösterilen iyi niyetli çabalardan kimsenin şüphesi olmadığını vurguladı. Bu konuda kalıcı bir barışı temin etmek ve zarar veren statükonun sonunu getirmek gerektiğini kaydeden Davutoğlu ayrıca, Rum tarafında bir irade eksikliği varsa alternatif yolları da hep beraber düşünmek gerektiğini belirtti. Davutoğlu, "Kıbrıs adasına gelecek barış, Doğu Akdeniz’e gelecek daha kapsamlı bir barışın ilk adımı olur. Ama şunu da söyleyeyim on sene önceki KKTC yoktur. Ekonominiz iyiyse başınız dik olur. Müzakerenizi daha sağlam yaparsınız" değerlendirmesinde bulundu.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Anadolu ile Kıbrıs’ı kalıcı bir şekilde birleştirecek su projesinin de hayata geçeceğini kaydetti.
Bakan Davutoglu, konferansın ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Davutoğlu, Ankara’daki Büyükelçiler Konferansı’ndan sonra Şanlıurfa, Adana ve ardından Mersin’deki toplantıya katıldıklarını söyledi. Şanlıurfa’da Suriye’nin komşuları ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiseri Antonio Guterres ile bir toplantı gerçekleştirdiklerini anımsatan Davutoğlu, ’’Cenevre-2 Konferansı öncesi yoğun bir diplomatik trafik içindesiniz. Telefon görüşmelerinizle ilgili bilgi verir misiniz?" şeklindeki soru üzerine şunları söyledi:
’’Paris toplantısının ardından yoğun şekilde Cenevre-2 toplantısının hazırlıklarını sürdürüyoruz. Paris toplantısında 11 ülke bir araya gelmiştik ve kendi aramızda bir iş bölümü söz konusuydu. Yine o çerçevede, özellikle Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar arasında da muhalefin hazırlanması babında ortak çalışmalar yürüttük. Bu çerçevede de iki gün önce ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ile görüşmüştük. Dün akşam tekrar detaylı bir görüşme yaptık. Bugün de biraz önce Katar ve Suudi Arabistan dışişleri bakanları ile görüştük. Biz 11 ülke olarak, Suriye Ulusal Koalisyonunun ve muhalefetin Cenevre’ye katılmasını arzu ediyoruz. Ancak bu arada olan bazı gelişmeler maalesef Suriye rejimi ve rejimi destekleyen ülkeler açısından Cenevre-1’in ruhuna uygun olmayan bazı açıklamalar söz konusu oldu. Bunlar Suriye halkında ciddi tepkiye sebebiyet verdi.
Suriye rejimi Dışişleri Bakanı Muallim, Ban Ki-Mun’a yazdığı cevabi mektupta katılacaklarını ancak gündemin terörizm olacağını iletti. Bu, Suriye ile ilgili Cenevre’de alınan temel prensip kararlarına aykırı. Aslında bu ’katılmayacağım’ demektir. Hem ön şart olmaksızın ’katılacağım’ diye aylarca bir propaganda yapacaksınız hem de toplantıdan kısa bir süre önce Ban Ki-Mun’a yazılan cevabi mektupta, terörizm gibi nihai bir sonuç olan ama şimdi sebep olan, rejim saldırılarına atıfta bulunmayan ve Cenevre-2’ye zemin teşkil eden, Cenevre’deki en temel yani tam yetkiye sahip bir geçiş yönetimi kurulması kararına tamamen taban tabana zıt bir cevap vereceksiniz. Bunun ortaya çıkmasından sonra tabii çok ciddi tepkiler oldu."
"Suriye muhalefeti meseleye olumlu bir perspektifte bakıyor"
ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin de Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile görüşmeler yaptığını belirten Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Biz de bunları Suudi Arabistan ile tekrar değerlendirdik. Suriye muhalefeti ile görüşmelerimiz sürüyor. Bakanlığımızdan da bir ekip İstanbul’da Suriye muhalefeti ile temas halinde. Aslında Suriye muhalefetinin tutumu ilkeseldir. Bu konuda bir ilerleme olmasını ümit ediyorduk. Birisi insani yardım koridorlarının açılması ki şu ana kadar Rusya’nın bütün taahhütlerine rağmen bir mesafe alınmadı. İkincisi de gerek İran, gerek Rusya ile yaptığımız temaslar, gerekse Paris toplantısında geçici bir ateşkesin sağlanması ve Halep bölgesinde varil bombaları ile sürdürülen katliamların durdurulması. Bu noktada da istediğimiz hususlar gerçekleşmedi. Bununla birlikte ve buna rağmen, Suriye muhalefeti meseleye olumlu bir perspektifte bakıyor. Siyasi çözüm yönünde bir karar alınabilmesi için şu anda kendi aralarında toplanıyorlar. Dolayısıyla telefon diplomasisinin arka planında, temelde hem Cenevre-2’ye katılacak ülkeler arasındaki görüş ayrılıklarını gidermek, hem de Suriye muhalefetini bu katılım konusunda teşvik etmek var.’’
"Suriye rejimi terörle işbirliği yapıyor"
Davutoğlu, bir gazetecinin, "Bazı Batılı ülkelerin, Suriye muhalefetinin Cenevre-2’ye katılmaması durumunda muhalefete yardımların kesileceğine dair bilgiler var" şeklindeki sözlerine, ’’Paris’te bunlar ele alındı. Hepimiz güçlü bir şekilde Suriye muhalefetinin Cenevre-2’ye katılması konusunda teşvik ettik ’’ diye yanıt verdi.
’’Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) ve Özgür Süriye Ordusu (ÖSO) arasındaki çatışmaların Türkiye sınırına yansıması var mı?’’ sorusu üzerine de Davutoğlu, bunların son derece manidar gelişmeler olduğuna dikkati çekti. Davutoğlu, şöyle konuştu:
’’Dikkat ederseniz, Suriye muhalefetini terörle itham edenler, şu an büyük bir ikilem içindedir. Önce Suriye rejimi karadan saldırıya cesaret edemediği için Suriye muhalefet mevzilerini bombalıyor ve sivil halk Halep’te, Rakka’da. O bombalama sonrasında da o yerlere IŞiD unsurları giriyor. Yani açık bir işbirliği ile karşı karşıyayız. Suriye muhalefeti ise bir taraftan rejimin acımasız bombardımanına direnirken, bir taraftan da İŞID ile mücadele ediyor. Yani hala Suriye muhalefetini terörle özdeşleştirmeye çalışanların bu tablodan gerekli dersi almaları lazım. Maalesef tabii bu gelişmeler Türkiye için de güvenlik riski ihtiva etmesi dolayısıyla takip ediyoruz.
Harran’da dün Akçakale’den gelen vatandaşlarla görüştüğünü hatırlatan Davutoğlu, "Pek çok vali, koordinatör vali ve diğer yetkililerle de görüşme yaptım. Bu konuları ele aldık. Gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Bu konuda açıkçası uluslararası toplum da Suriye meselesi ile ilgili ülkeler de bir sınavla karşı karşıyadır. Suriye rejimine karşı tavır alamayanlar terörü bahane ediyorlardı. Şimdi görüldüğü gibi Suriye rejimi terörle işbirliği yapıyor, Suriye muhalefeti ise her iki cephede onlarla mücadele ediyor. Bu tablonun Cenevre öncesinde çok doğru okunması lazım" diye konuştu.
"Seslerle Anadolu" gösterisi
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, büyükelçilerle Mersin Devlet Opera ve Balesinin (MDOB) "Seslerle Anadolu" gösterisini izledi.
Etkinlikte, MDOB’un orkestra, koro ve bale sanatçıları, Anadolu ezgilerini içeren aryalarıyla sahne aldı.
Protokol üyelerinin ayakta alkışladığı gösterinin ardından sahneye çıkan Davutoğlu, ekibi tebrik etti.
Dünyanın her köşesinden büyükelçilerin bu salonda bulunduğunu belirten Davutoğlu, şöyle konuştu:
"Çok yoğun bir haftanın sonrasında bizi ihya ettiniz, çok özel bir akşam yaşattınız. Ülkemizin her köşesinden o kadar güzel takdimlerde bulundunuz ki her türkünüzde bizi o bölgelere götürdünüz. Büyükelçiler Konferansının son faaliyeti bu. Bütün büyükelçilerimizin kulaklarında sizin tınınız, o güzel sunuşunuz kalacak. Ülkemizin o derin kültürünü, irfanını burada bir kez daha sanat formunda duymak, görmek bizlerde derin bir iz bıraktı."
Davutoğlu ve büyükelçiler daha sonra Vali Hasan Basri Güzeloğlu tarafından Mersin Marina’da onurlarına verilen yemeğe katıldı.