"Ankara’da da Istanbul’da da hiçbir sekilde bizim açimizdan problem görmüyorum"
Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, Habertürk televizyonunda gazeteci Mehmet Akif Ersoy’un gündeme ilişkin sorularını cevapladı.
ABD’nin İsrail’in işgali altındaki Golan Tepeleri hakkındaki kararını vahim bir gelişme olarak değerlendiren Kurtulmuş, kararın uluslararası hukuk bakımından hiçbir geçerliliği ve uygulanabilir bir tarafı olmadığını söyledi.
Golan Tepelerinin statüsünün belli olduğunu ifade eden Kurtulmuş, şöyle konuştu:
"Golan Tepeleri Suriye’nin toprak parçasıdır. Bütün uluslararası hukuk bakımından İsrail’in işgal ettiği toprak olarak biliniyor. Burada vahim olan durum şu: ABD Başkanı epeydir aklına esiyor, bir tweet atıyor. O tweetle dünyayı yöneteceğini sanıyor. Dünya böyle bir yer değil, önce bunu görmesi lazım. İkincisi koskoca ABD’nin Başkanı Amerika Birleşik Devletleri’nin başkanı değil de yayılmacı, siyonist hedeflere sahip olan İsrail’in şu andaki aşırı hükümetinin sözcüsü gibi davranıyor. Üçüncüsü ise bu tavırlarıyla -daha önce büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararı almıştı- giderek dünyada yalnızlaşıyor. Karar öncesinde tweeti attığı andan itibaren uluslararası camianın her tarafından buna karşı kararlar geldi. BM, AB, İİT’den tepki ve kararlar geldi. Kudüs kararında BM Genel Kurulu’nda üç beş devlet dışında destek bulamayıp nasıl yalnızlaştıysa burada da aynı şey oldu. Bundan sonra da böyle olacaktır. Bundan sonra da ABD Başkanı İsrail hükümeti yanlısı kararlarına devam ederse bunun Amerika’ya ağır bir faturası olacaktır."
Konuyu İsrail açısından da değerlendiren Kurtulmuş, şunları aktardı:
"İsrail iki şey yakalamış görünüyor. Bunlardan bir tanesi ABD’de ilişkiler tarihinde olmadığı kadar kendisine yakın, tam manasıyla kendi hükümetinin sözcülüğünü yapan bir Trump var. Diğer tarafta da ABD’nin Irak’ı işgaliyle birlikte başlayan süreçte darma dağınık olmuş Orta Doğu ve İslam coğrafyası var. Dolayısıyla İsrail diyor ki ABD’yi bu kadar yakınımızda bulduk, İslam ve Arap dünyası da bu kadar parçalandı, yayılmacı hedefleriyle ilgili son adımlarını atmaya çalışıyor. İsrail, altın vuruşu yapmak istiyor. Zaten sıkıntılı olan bölgede bu destek bölgeyi alev topuna dönüştürüyor. Bu akıl karı değildir. Sonuna kadar direneceğiz. Türkiye de buradaki tavrını ortaya koyuyor. Türkiye asla ABD’nin gayri hukuki, gayri adil tavrına asla geçit vermeyecek."
"BMGK’nın daimi üyesi bir ülkenin uluslararası hukuku çiğnediği zaman hesap sorulabilecek bir sistem var mı?" şeklindeki soruyu da yanıtlayan Kurtulmuş, kendilerinin "Dünya 5’ten büyüktür" derken bunu ifade ettiklerini dile getirdi.
ABD’nin bu olayda uluslararası hukuku ihlal ettiğini hatırlatan Kurtulmuş, "İsrail’e arka çıkan veto sahibi bir güç olarak destek çıkıyor. Yüzlerce karar var. Biz artık bu kararları unuttuk, uluslararası camia olarak. Bu kararların da hepsinde BM, İsrail’e karşı çok açık kararlar aldı ama hiçbirisi uygulanmadı. Çünkü arkasında ABD var. Dolayısıyla bu dünya sisteminin değişmediği, BM’nin yapısı reforme edilmediği sürece haksızlık ve zulüm devam edecek." ifadelerini kullandı.
Arap dünyasında uzunca bir süredir siyasi irade zaafı bulunduğunu dile getiren Kurtulmuş, İsrail ve ABD’ye yakınlaşarak saltanatlarını ayakta tutmak isteyen ülkeler bulunduğunu kaydetti.
Arap ülkelerindeki rejimler ve halkları birbirinden ayırt etmek gerektiğini vurgulayan Kurtulmuş, halkların büyük çoğunluğunun Türkiye’nin İsrail ve ABD’nin tavrına karşı dik duruşunu yürekten desteklediğini söyledi.
"Almanya’da, Fransa’da, olsa ne hükümet kalır, ne devlet kalır"
Yerel seçimlere değinen Kurtulmuş, AK Parti karşıtı, Türkiye’nin güçlü yürüyüşüne karşı olanların ve karşılarındaki ittifakın -Erdoğan düşsün de nasıl düşerse düşsün- şeklinde tavrı sonrası halkın beka meselesini daha iyi anladığını ifade etti.
Beka meselesini seçim sloganı olsun diye ortaya koymadıklarını belirten Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türkiye’nin iç politikada derin krizlere neden olabilecek altı yılda altı büyük olayla karşılaştık. 7 Şubat 2012 MİT krizi. Arkasından Gezi Parkı eylemleri, 17-25 Aralık operasyonu, arkasından Kobani olayları, ardından 6-7 Ekim çukur, hendek olayları ve son olarak 15 Temmuz darbe teşebbüsü. Bunların hepsinde esas amaç hükümeti yıkmak, Tayyip Erdoğan’ı indirmekti. Bunların herhangi birisi Almanya’da, Fransa’da, İtalya gibi bir ülkede olsa ne hükümet kalır, ne devlet kalır, hiçbir şey kalmaz. Bu olayların her birisi bir beka meselesidir. Sadece bir hükümeti hedeflemiyor, aynı zamanda milletin birliğine, dirliğine, bir ülkenin geleceğine karşı işlenmiş suçlardır. Türkiye Sayın Cumhurbaşkanımızın dik duruşu, hem de milletimizin bu süreçlerin hepsinde sandıklarda Türkiye’nin yeni yürüyüşünü desteklemesi sayesinde bir şekilde atlattık. Ayrıca güney sınırımızda DEAŞ ve PYD-YPG üzerinden terör saldırıları ve güneyimizde terör koridoru oluşturarak bölgeyi yeniden dizayn etmeye çalıştılar. Bütün bunların hepsi beka meselesidir. Üzülerek söylüyorum, bu olayların hepsinde de maalesef muhalefet partilerinin bazı siyasi aktörleri işin içerisindedir. Onlar, eğer ’Evet biz hükümete ve Tayyip Erdoğan’a karşıyız ama demokrasinin korunması konusunda işbirliği içerisindeyiz’ deselerdi inanın ki hiçbir şekilde beka meselesini ağzımıza almazdık."
Kurtulmuş, AK Parti ve Cumhur İttifakı karşısındaki yapının da karmaşık bir oluşum içerisinde ve intikam seçimi peşinde olduklarını kaydetti.
Hüsamettin Cindoruk’un sözlerini de eleştiren Kurtulmuş, şunları aktardı:
"Bu kadar tecrübeden sonra insan şaşırıyor. Siyasette hiç söylenmeyecek söz, intikam sözüdür. Siyaset bir intikam yeri değil, yarış yeridir. İkincisi, Sayın Cindoruk ve benzer 28 Şubat zihniyetinden kalma unsurlar eğer parlamenter sistemi bu kadar seviyorlardı da niçin 28 Şubat’ta parlamenter sistemin savunulması için mücadele etmediler? Tam tersine 28 Şubat’ta parlamenter sistemin bir şekilde şemsiye partisiyle, bir hülle partisiyle Refah-yol hükümetini, DYP milletvekillerini tehdit ve şantajla istifa ettirerek meşru seçilmiş bir hükümeti indirdiler. Ekrem Dumanlı’nın yüzündeki ifade, CHP milletvekillerinin sözleri, Sezai Temelli’nin ’Doğu’da biz kazanacağız, Batı’da kaybettireceğiz’ gibi sözler. Bir araya gelmiş farklı unsurların tek amaçları var, Türkiye’nin geleceğine ilişkin en ufak bir benzerlikleri yok. AK Parti ve Tayyip Erdoğan’ı indirelim, yerel seçimleri de bunun manivelası şeklinde
AK Parti karşısında bir araya gelen unsurların orta bir cümleleri olmamasına rağmen Hükümet’i zora sokmak amacıyla bir araya geldiklerini dile getiren Kurtulmuş, şöyle konuştu:
"Seçim kampanyasında şunu açık söyleyebilirim, biz tabiri caizse her gün üstüne koya koya seçim kampanyasında yükseliyoruz. Meydanlar da bunu söylüyor, birebir temaslarımızda da bunu görüyoruz. AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi birleşip tek bir parti olmadı. İki ayrı parti. Teşkilatları ayrı, öncelikleri ayrı, stratejileri ayrı. Bizim avantajımız ne? Bizim yaptığımız ittifakın çerçevesi belli. 15 Temmuz’da gaza meydanında başlamış bir ittifak, teröre karşı mücadelede, milli birlik ve beraberliğin korunmasında, Türkiye’nin dışarıdan gelecek ekonomik saldırılara karşı milli bir duruş sergilemek vesaire birçok ortak alanda iş birliği yapılmış ve bunun geçmiş örnekleri de var. Parlamentoda, Anayasa değişikliğinde ve en son 24 Haziran seçimlerinde iş birliği yapıldı."
AK Parti ve MHP’nin kendi seçmenlerini konsolide edebildiklerini kaydeden Kurtulmuş, "Bizim zaten amacımız sadece iki partinin oylarını toplayarak, onların toplamıyla iktifa etmek değil. Yani iki kere iki dört eder değil. İki kere ikiyi, bu ittifakla 5 ettirebilmek. İnşallah bunun için çalışıyoruz, çabalıyoruz. Diğer partilerin seçmenlerinden de oy istiyoruz. Son süreçte, 10 gündür, kendisini Kemalist, Atatürkçe, vatansever kabul eden CHP seçmenine soruyoruz, ’Allah aşkına siz nasıl dağın kontrolündeki Türkiye’yi bölmek hayallerinin içerisinde olan siyasi unsurlarla nasıl iş birliği yapacaksınız? Ya da İYİ Parti, milliyetçi kökenden gelen seçmenlere soruyoruz,’Siz nasıl olacak da yine aynı şekilde Türkiye’de ayrılıkçı birtakım siyasi fikirleri dile getiren unsurlarla aynı listelerde seçime gireceksiniz? Ya da Saadet’e oy veren vatandaşlarımıza, dostlarımıza soruyoruz, ’Siz nasıl olacak da hayatınız boyunca mücadele ettiğiniz birtakım siyasi fikirlerle iş birliği içinde hareket edeceksiniz? Dolayısıyla sadece MHP artı AK Parti’nin oylarını toplamak değil, onun dışında diğer partilere oy veren seçmenin oylarını alabilecek bir gayretin içerisindeyiz." diye konuştu.
"Ankara’da AK Parti’nin geride kaldığına dönük birtakım anketler paylaşıldı. Şu anda Ankara durum nedir?" şeklindeki soru üzerine Kurtulmuş, "Gördüğüm, Ankara’da da İstanbul’da da hiçbir şekilde bizim açımızdan problem görmüyorum. İnşallah Sayın Özhaseki, İstanbul’da da Binali Yıldırım seçimi rahatlıkla alacaktır. Bunu nereden görüyoruz? Sahadaki çalışmalarımızdan görüyoruz. Ankara’da da seçmenin çok ciddi bir teveccühü ile Cumhur İttifakı’na, AK Parti’ye, adayımıza destek verdiğini görüyoruz." dedi.
Cumhur İttifakı’nın Ankara ve İstanbul’daki mitinglerine gösterilen ilgiye de dikkati çeken Kurtulmuş, "En sonunda geçen hafta sonu yapılan mitinglerde herhalde belli bir işarettir, Ankara mitingi muhteşem bir kalabalıkla yapıldı. Bu insanların hepsi de oraya gönüllü geliyor, bir mecburiyet çerçevesinde gelmiyorlar. Aynı şekilde İstanbul’da 1,5 milyonu aşkın, 1 milyon 600 bin civarında polisin söylediği, halktan duyduklarımız gelip içeriye giremeyen, polis bariyerlerini aşamayan insanların da olduğu muhteşem bir miting oldu. Bu mitinglerde bir yerde onu söylüyor. Ciddi bir konsolidasyonun, miting alanlarındaki kalabalıktan da anlaşıldığını görüyoruz." ifadelerini kullandı.
"Önce ’ben’ diyenin, ’benim çevrem’ diyenin bizim obamızda yeri yoktur"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "Bize ders vermeyin" şeklindeki ifadesini ise Kurtulmuş, "Bu cümle yerini, karşılığını buluyor. 17 yıldır iktidarda olan bir siyasi partiyiz. Yerel yönetimlerde uzunca bir süredir hatta 1994’ten alırsak birçok yerde 25 yıldır iktidarda bir siyasi hareketiz. Yaptığımız çok güzel işler, iyi işler var ama nihayetinde yapamadığımız, eksik bıraktığımız ya da halkımızın memnun olmadığı, bölgesel olarak da hizmetler de olabilir. Biz aslında bu çalışmayı çok önceleri başlattık. Cumhurbaşkanımızın 11 maddelik seçim manifestosu, bir yerdeki sahadaki gözlemlerimiz, milletin eleştirileri, hatta parti teşkilatlarımızdan, yakın çevremizden, partinin yakınlarından gelen öz eleştirileri de esas alarak ’Türkiye’de millet bizden yeni dönemde ne bekliyor?’ bunları ortaya koymaya çalıştık. Örnek olsun diye söylüyorum, insanlar dikey mimariden sıkılmışlar. Artık koca koca beton bloklar görmek istemiyorlar. Yatay mimari istiyorlar ve şehirlerinin daha çok yeşil olmasını istiyorlar. Millet Bahçeleri, 24 Haziran’da da en çok konuşulan projelerimizden birisiydi. Bunlar 11 madde çok güzel bu eleştiriler, öz eleştiriler dikkate alınarakhazırlanmıştı." ifadelerini kullandı.
AK Parti’nin seçimlerdeki ana sloganlarından birisinin "Tevazu, samimiyet, gayret, önce millet, önce memleket" olduğunu hatırlatan Kurtulmuş, şöyle dedi:
"Bu da aslında Osmanlı bir yere birisini atarken, atama kararnamesinin yanında bir de öğüt name ya da vasiyetname dediğimiz şeyler yazardı, tavsiyelerde bulunurdu. Bu aslında siyasi bir öğüt namedir, bir siyasetnamedir. Yani bizim adaylarımız tevazu içinde olacak, samimiyetle davranacaklar ve gerçekten çok çalışkan olacaklar. Önce ’ben’ diyenin, ’benim çevrem’ diyenin bizim obamızda yeri yoktur. Kibirle dolaşanın bizim obamızda yeri yoktur. Bütün bunların hepsi aslında öz eleştirilerden de esinlenerek çok iyi hazırlanmış, yerli yerine oturtulmuş olan hem manifestodur hem sloganlarımızdır. Cumhurbaşkanımız bunu kast ediyor. Ola ki filanca yerdeki belediye başkan adayına kızmışsınız, filanca yerdeki milletvekiline kızmışsınızdır, partimizin bir yöneticisine kızmışsınız, il yönetimiyle ilgili bir sıkıntınız olabilir, insanlara kırgınlıklarınız, kızgınlıklarınız olabilir. Bütün bunlardan dolayı esas Türkiye’nin temel meselesi, yeni ve güçlü Türkiye istikametinde yürüyüşümüzü sürdürüp sürdürmeme kararlılığının olacağı bir seçimde bundan dolayı bir şekilde hesap sormaya had bildirmeye kalkmayın demek istiyor. Bunun da çok iyi bir şekilde sahada karşılığının olduğunu görüyorum."
Terör örgütüyle irtibatlı aday iddiaları
"Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Millet İttifakı içindeki siyasi partilerde bazı belediye meclis üyesi adaylarının terör örgütleriyle ilişki içinde olduğuna işaret etti. Seçimlerden sonra bir operasyon ya da bazı insanların terör örgütüyle ilişkisi olduğuna dair gözaltı gibi durum söz konusu olur mu?" şeklindeki soruya ise Kurtulmuş, aday adayı olabilmek için YSK’ya yapılan müracaatta bazı belgelerin istendiğini ve YSK’nın incelemesinin ardından insanların aday olabildiğini hatırlattı.
Kurtulmuş, "Aday adayı olmak için YSK’dan bir şeyler çıkıyor, savcılıktan temiz kağıdı alınıyor. Onlar adaylar tarafından veriliyor ve YSK bu incelemeyi yapıyor. Bir de temiz kağıdında insanların kendi sicillerinde görülmese bile bir şekilde birtakım irtibatlar, terör örgütleriyle, terör örgütleriyle bağımlı odaklarla, platformlarla birtakım irtibatları oluyor. Bu irtibatlar ortaya çıktıkça mutlaka karşılığı olur." dedi.
"Bu konuda çalışma var mı?" şeklindeki soru üzerine ise Kurtulmuş, şöyle konuştu
"Tabii, bu anlamda İçişleri Bakanlığının çalışması var, birtakım istihbarat birimlerinin çalışmaları var. Sonuçta bunların hukuki olarak değer kazanabilmesi için de Adalet Bakanlığının bir çalışma yapması ve bunları tespit etmesi, bunları delillendirmesi lazım. Bundan sonrası, bu iddianın takip edileceği yer yargıdır. Sayın Bakanın yaptığı uyarı şu bakımdan önemli; bazı yerlerde, diyelim ki dün Kocaeli’ndeydim, orada iki ilçede Saadet Partisi adı altında bir ittifak oluşmuş ve o listelerin içerisinde çok sayıda HDP’li, bir miktar CHP’li adaylar var. Belki Saadet Partisi’nin adayı bile yok oralarda, meclis üyesi bakımından. Dolayısıyla sadece HDP’nin içerisinde değil CHP’nin içerisinde de İYİ Parti’nin listesinde de Saadet’in listesiyle girilen yerlerde de bu tür adaylar olabilir. Halkımızın bunlara karşı uyanık olması, hele ilçelerde, illerde daha küçük yerleşim yerlerinde herkes birbirini tanır. Bunlara karşı, problemli olan adayların gösterildiği yerlerde de dikkatli olunması uyarısıdır. Bu adli bir uyarıdan daha çok siyasi bir uyarıdır."
"ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey ’Türkiye’yle birlikte kuzeyde güvenli bölge oluşturacağız, YPG olmayacak’ şeklinde bir açıklama yaptı, güveniyor musunuz?" şeklindeki soruyu ise Kurtulmuş, "Güvenmiyoruz, tedbirimizi alıyoruz ama hep şunu biliyoruz, ne kadar ipler gerilirse gerilsin Amerika asla Türkiye’yi terk edemez, Orta Doğu dengelerinde Türkiye’yle uyumlu bir sonuca ulaşmakmecburiyetindedir." şeklinde yanıtladı.