Avrupa’nin birinci tarim ülkesiyiz
Davutoğlu, 2015 yılı merkezi yönetim bütçesi üzerinde TBMM Genel Kurulu’nda, Hükümet adına yaptığı konuşmada, enerji konusunda çiftçileri de istismar eden bazı hususların zikredildiğini söyledi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, "En pahalı mazot Türkiye’de, 2,10 dolara satılıyor" dediğini anımsatan Davutoğlu, "Piyasaları takip etmediği ve danışmanları da hep yanlış notlar verdiği için herhalde, -CHP Genel Merkezi’ne giderken sağda bir yerde benzin istasyonu olduğunu zannediyorum- gidin bakın şu anda 3,97 TL, o da 1,74 dolar eder. 1,74 dolar, 2,10 dolar değil. Son 5 ayda da motorinde yüzde 26, benzinde yüzde 33,5 indirim yapıldı" diye konuştu.
Davutoğlu, Kılıçdaroğlu’nun çiftçilerin kullandığı mazot konusunda onları tahrik etmeye kalkıştığını ifade ederek, dönemlerinde çiftçilere 5,3 milyar TL mazot desteği verildiğini kaydetti.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun, "İki Trakya arazisinin tarım dışına çıktığını" söylediğini belirten Davutoğlu, "1961-2002 yılları arasındaki 41 yılda verimli tarım için 450 bin hektar toplulaştırma yapıldı; bizim dönemimizde, 12 yılda 4,5 milyon hektar verimli hale getirildi, 10 misli, 40 yılda yapılanın 10 mislini yaptık. Rakamlara atıfda bulunurken dikkat etmek lazım" diye konuştu.
Başbakan Davutoğlu, OECD’nin, Türkiye’nin tarım desteğini yüzde 2 olarak ilan ettiğini söyledi. Kılıçdaroğlu’nun Hollanda örneği verdiğini belirten Davutoğlu, "Hollanda Konya gibi, doğru. Ben Konya’lı olarak gurur duyuyorum, Konya bir çok Avrupa ülkesi kadar var. Hollanda’nın 100 milyar dolar ihracat yaptığını söylüyor, Türkiye’nin 17 milyar dolar. Hollanda’nın toplam üretimi ne kadar biliyor musunuz? 16 milyar dolar, Türkiye ondan fazla. Çünkü, Türkiye Avrupa’da en büyük tarım üreticisi. Hollanda ithal olarak alıp işliyor ve öyle satıyor. 100 milyar doların 80 milyar doları ithalat üzerinden geliyor. Şu anda biz dünyanın 7. büyük tarım ülkesiyiz, Avrupa’nın birinci tarım ülkesiyiz. Biz geldiğimizde Avrupa’da 4’üncüydük. Dolayısıyla bütün bu alanlarda kat ettiğimiz mesafe, herkesin takdirini toplayan hususlardır" dedi.
Kılıçdaroğlu’nun, "2014’te memur maaşlarıyla ilgili ek enflasyon farkının verilmediğini" söylediğini anımsatan Davutoğlu, "Çünkü taban aylığı bin 27 TL’den, bin 205 TL’ye çıkartıldı. 178 TL arttı, bu yüzde 17 artış demek. Maaşı bir seferde tabanda artırdığımız için, zaten enflasyonun çok üzerinde destek verdik. Buraya gelip memurları, çiftçileri bize dönük olarak tahrik edici sözlerle harekete geçirmeye çalışmanız sonuç üretmez, sonuç vermez. Çünkü bu millet biliyor, 12 yılda nereden nereye geldiğimizi bu millet çok iyi biliyor. Şu anda 851 bin 854 öğretmenimiz var. Bunun 458 bini, yüzde 50’si bizim dönemimizde işe başladı. Eğer hasbelkader - olmaz ya - sizin gibi iktidar olmuş olsaydı herhalde var olan öğretmenler de işlerini kaybederdi. 2015 bütçesinde öğretmenlere ayırdığımız miktar, herkes için yeterince açıklayıcı bir çerçeve sunuyor" sözlerini sarfetti.
Davutoğlu, külçe altın ithalatının 1984 yılından beri KDV’den, 1996 yılından beri gümrük vergisinden muaf olduğunu söyleyerek, şunları kaydetti:
"Dolayısıyla vergiye tabi olmayan bir mala, Türkiye’den geçişi olan bir mala el konulmaz. Bu, bizim dönemimizde gelişmiş bir husus değil. Eşyaya ilişkin yanlış beyanda bulunduğu için yasal olarak ceza kesilmiştir. Bu ceza da Gümrük Kanunu’nun 239. maddesine göre idari para cezasıdır. Altınlarla ilgili, buraya gelmeden önce beyan edilen miktar bin 500 kilogramdı, buraya geldikten sonra, bu beyanın dışında, herhangi bir şekilde o altınlarla hiç bir Türk yetkili temasa geçmedi ve daha sonra ayrılırken bin 283 kilogram olduğu tespit edildi. Ön beyanla gerçek tartı arasındaki farkdır bu. Hiç bir Türk yetkili herhangi bir şekilde bununla temasa geçmedi. Altın konusundaki düzenlemelere muayir, hiç bir gayri kanuni işlem yoktur."
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, kurnazca, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile kendisini karşı karşıya getirme çabası içinde olduğunu ifade eden Davutoğlu, "Bunu diğer açıklamaları ile de yapıyor. Çünkü kendisi Sayın Baykal’la nasıl bir serüven yaşadığını bildiği için bizim de öyle olduğumuzu zannediyor. Sayın Baykal’ı ziyaretinizde ’Genel Başkan olmayacağım‘ dediniz, iki gün sonra genel başkan adayı oldunuz. Bizim Cumhurbaşkanımız ile ilişkimiz siyasetle başlamamıştır, siyasetle bitmez, ölümle de bitmez; dünya ahiret kardeşimdir. Bizim siyasi kültürümüzün, ahlakımızın temel kavramı da vefadır, onun için kongremize vefa kongresi dedik. Ama sizi aday gösteren 900 küsur kongre delegesinden 200’ü size oy vermedi, aramızdaki fark bu. Biz söz verdik mi mezara kadardır, mezara. Yeniliği hazmedemediniz, bunu kabul edin. ’Çatı aday’ dediniz, hepiniz biraraya geldiniz, Cumhurbaşkanlığı seçiminde halkımız kendisine 12 yıl hizmet etmiş Başbakanımızı Cumhurbaşkanı yaptı, hala hazmedemiyorsunuz" dedi.
Başbakan Davutoğlu, CHP sıralarından laf atılması üzerine, "Sessiz, sakin kalacağımızı zannettiniz değil mi? Susacağımızı zannettiniz, susmayız. Soru soran cevabını alır" diye konuştu.
Kılıçdaroğlu’nun, "Niye sarayla ilgili açıklama yapmadınız?" dediğini anımsatan Davutoğlu, Başbakanlık’ın 6 Kasım’da talimatıyla açıklama yaptığını söyledi.
Açıklamada, "Milletimizin oylarıyla bu görevlere gelen devlet ricali, görevde kaldıkları süre içinde bu imkanları devlete ve millete hizmet yolunda kullanacak, anayasal çerçevede demokratik seçimlerle görevden ayrıldıklarında yerlerine gelenlere emaneti teslim edeceklerdir. Tüm bu imkanların gerçek sahibi sadece millettir. Emanetin kime verileceğine de yine sadece aziz milletimiz karar verecektir" denildiğini anımsatan Davutoğlu, "Açıklama yaptık anlamamışlar. Ne demek biliyor musunuz? ’İyi çalışın, halkın kalbine girin, 5 sene sonra seçimlere girin, oraya gidin siz oturun.’ Bunun için Cumhurbaşkanlığı makamını, Cumhurbaşkanımızı tartışma konusu yapmaya gerek yok. Bütün bu sorularınıza cevap verdiğimi düşünüyorum" dedi.
Başbakan Davutoğlu, 62. Hükümetin 2. atılım döneminin ilk bütçesi olan bu bütçesinin, yeni atılım bütçesi ve bir anlamda yeni inşa döneminin başlangıcı olduğunu söyleyerek, şöyle konuştu:
"Nasıl Cumhuriyetimizin kuruluşundaki heyecanla yepyeni bir dönem başlamışsa, inşallah 2023’de de yükselen küresel gücün ayak seslerini bütün dünya her yerde hissedecek. Bunun için başta söylediğim dört temel hususu takip etmeye de kararlıyız. Aidiyet bilincimizi güçlendireceğiz. Türkiye’nin her bir köşesindeki vatandaşlarımızla, tarihdaşlarımızla, kaderdaşlarımızla buluşacağız, kucaklaşacağız, onları bu ülkenin ayrılmaz bir parçası yapacağız.
Birileri bölmeye, fitne sokmaya çalışacak. Birileri sadece doğuda, birileri sadece batıda konuşacak, birileri kuzeye, Trakya’ya gidecek, birisi İç Anadolu’ya ama biz her yere gideceğiz, her yerde milli birlik ve beraberlik ruhu, kuvayi milliye ruhu diyeceğiz. Kim nereden ilham alırsa alsın, kim ne tür tuzaklar kurarsa kursun, AK Parti vesayetleri kıra kıra geldi, vesayetleri kıra kıra bu ülkede demokrasiyi kalıcı kılacaktır. Nasıl 20. yüzyılın başındaki o büyük dünya savaşından ve arkasındaki büyük krizden Türkiye Cumhuriyeti doğmuşsa, şimdiki küresel krizin ve küresel gerilimlerin içinden de inşallah demokrasiyle taçlanmış yeni bir Türkiye inşa ediyoruz. Bu yeni Türkiye demokrasiyle kültürünü bezemiş, ilmik ilmik vatandaşlarını, kaderdaşlarını buluşturmuş, ekonomisinde başı dik, savunma sanayinde güçlü, uluslararası alanda herkesin saydığı bir Türkiye olacaktır. Bizim yolumuz dün başlamadı, geçen yüzyılda da başlamadı. Ne kibrimiz var, ne gururumuz. Eğer tarihe sadece bu kutlu yürüyüşün bir yerinde, bu kutlu yürüyüşün tozu toprağı olmak şerefi bize nail olursa, bunun için sadece kıvanç duyarız."