Baris içinde sandiga yürüyecegiz
Konuşmasına "Gül alırlar, gül satarlar, gülden terazi tutarlar, gülü gül ile tartarlar, çarşı pazarı güldür" ilahisinden dizeler okuyarak başlayan Davutoğlu, tüm Isparta’yı selamladı.
Isparta’nın tefekkürün , ahlakın, hikmetin şehri olduğunu belirten Davutoğlu, ilin, doğduğu kent Konya’nın komşusu olduğunu ve kendisini Ispartalı da hissettiğini söyledi.
Davutoğlu, 7 Haziran’da yapılacak Milletvekili Genel Seçimi’ne doğru giderken, kendisini en iyi anlayacak kentlerden birinin Isparta olduğuna işaret ederek, "Isparta, milli birlik ve beraberliğin ne demek olduğunu, Türkiye’nin doğusu ile batısı arasında farkın olmadığını Bediüzzaman Said Nursi’yi bağrına basmakla gösterdi" dedi.
Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Geçen cuma günü Bitlis’teydim. Bediüzzaman’ın doğduğu diyarlardan, Bediüzzaman’ı selamlayan, bağrına basan Isparta’ya selam getirdim. Bazıları bunu anlamaz. Bazıları, Türkiye’yi sadece batıdan ibaret sanır. Bazıları, Türkiye’yi sadece doğudan ibaret sanır. Bazıları, Türkiye’yi sadece sahillerden ibaret sanır. Bazıları, Türkiye’yi sadece Türklerden, Kürtlerden, Alevilerden, Sünnilerden, tek bir kesimden ibaret sanır. Ama AK Parti ideali bir tek şey söyler; 78 milyon 1 kişi gibidir, bir kişi 78 milyon kişi gibidir.
Bu topraklarda CHP zulmünün ne olduğunu en iyi siz bilirsiniz. Tek parti zulmünü en iyi siz bilirsiniz. Çünkü Isparta, hem o tek partinin iman ve inanç düşmanı politikaları sebebiyle Barla’ya, bu güzel diyara gelen Bediüzzaman’a sahip çıkmıştır hem de Senirkent olayında, Ocak 1947’de tek parti zulmüne karşı dimdik ayakta durmuştur. Bediüzzaman’ı Isparta’ya süren zihniyet, aynı zihniyet diyor ki ’Diyaneti kaldıralım’. Bu CHP zihniyeti, Türkiye’de ne kadar müspet değer varsa, Isparta’nın gül gibi kokladığı ne kadar güzel değer varsa hepsine savaş açan tek parti zihniyeti. Ama Isparta ona karşı her zaman şehit Başbakanımız Adnan Menderes’in arkasında durdu."
"Tek başına iktidar olamadılar, olamayacaklar"
Bediüzzaman Said Nursi’nin, Adnan Menderes’e yazdığı mektupta "Bu millet kendi ihtiyarıyla hiçbir zaman bir daha CHP’yi iktidara getirmeyecektir" dediğini aktaran Davutoğlu, o günden bu yana CHP’nin milli irade ile hiçbir zaman iktidar olamadığını ve olamayacağını söyledi.
"27 Mayıs ihtilalinden sonra kısa bir süre oldular. 1974’de koalisyon. Ama tek başına iktidar olamadılar, olamayacaklar" diyen Davutoğlu, şunları kaydetti:
"Ne kadar acıdır ki Bedüizzamanı istismar ederek büyüyen bir paralel yapı, ona atfen, onunun ismiyle saf ve samimi Müslümanları kandıran bir paralel yapı. Ki o yapıya katkıda bulanan saf Müslümanları, saf kardeşlerimizi ayırt ediyorum. Isparta sen mührü seçim pusulasına öyle bir vuracaksın ki cümle alem dinleyecek. Şimdi ne kadar acıdır ki bu paralel çete, Bedüizzaman’ın o çileleri üzerinden istismarla güç devşiren bu paralel çete dönüp diyor ki ’CHP de olsa, HDP de olsa, MHP de olsa AK Parti’nin dışında kim varsa ona oy verin’. Bedüizzaman’a zulmeden CHP’ye oy vermek, Allah aşkına, Isparta’ya yakışır mı? Siz ki tefekkür diyarısınız, siz ki iman, hikmet diyarısınız. Siz neyi nasıl destekleyeceğinizi en iyi şekilde bilirsiniz.
Nasıl CHP zihniyeti Türkiye’nin batısında tek parti zihniyetini sürdürüyorsa, Diyanete, imana, irfana savaş açan bir zihniyeti sürdürüyorsa, HDP de doğuda aynı zihniyeti sürdürüyor. O da ’Diyanet kalksın’ diyor."
Davutoğlu, yaptığı konuşmada, geçen hafta Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’yu dolaştığını anımsatarak, "Oradaki kardeşlerim bu vatana, bu bayrağa, bu tarihe sahiptir ve sahip olacaktır" diye konuştu.
CHP ile HDP’nin artık aynı kaptan su içtiğini, CHP’ye verilen her oyun HDP’ye, HDP’ye verilen her oyun da CHP’ye verilmiş gibi olacağını iddia eden Başbakan Davutoğlu, her ikisinin de aynı şeyi söylediğini, aynı yoldan yürüdüğünü vurguladı.
Barış içinde sandığa yürüyeceğiz
Davutoğlu, "Biz tek parti zihniyetine bir daha izin verir miyiz? O zihniyeti savunan CHP’ye, HDP’ye yol verir miyiz? Onların arkasındaki çeteye, paralel çeteye yol verir miyiz?" diye sordu.
"Seçime doğru giderken kim ne sebeple olursa olsun şantajdı, kasetti vesair haberler ya da söylentiler üzerinden siyaset yaparsa karşısında bizi bulur" sözlerini kullanan Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Biz hiç eğilmeyiz. Bütün siyasi partilere, aydınlara, sivil toplum kuruluşlarına çağrıda bulunuyorum, hiç kimse hiçbir istismara yönelmemeli, hikmet içinde, barış içinde sandığa yürüyeceğiz. Kasetti, 2011’de olduğu gibi şantajlardı, perde gerisi oyunlardı, vesair bunların hiçbirisine hiçbir şekilde taviz vermeyeceğiz. Hepsine karşı siyasette ahlakı, siyasette hikmeti, siyasette irfanı, siyasette dürüstlüğü savunacağız. Hikmet yolunda yürümeye var mısınız Isparta? Tuzak kuran kim olursa olsun ona karşı durmaya var mısınız? İşte bizim yolumuz ahlak yolu, milli birlik yolu. Şimdi demokrasi yolunda siz Senirkent’te direnç gösterdiniz Allah razı olsun. 27 Mayıs’tan sonra Demokrat Parti geleneğine sahip çıktınız. AK Parti geleneğine sahip çıktınız. Çünkü Senirkent demokrasinin direnç noktasıysa, Isparta da hep demokrasinin kalesi oldu kalesi."
"Bizim siyasi kültürümüzde tahkir etmek, hakaret etmek yoktur"
Hikmet yoluna çıkarken hep seviyeyi öngördüklerinin altını çizen Davutoğlu, şunları kaydetti:
"Bakın buradan Sayın Bahçeli’ye sesleniyorum; Osmaniye’de kendisi aleyhine tezahürat yapıldığında, yuhalandığında susturdum. Bizim siyasi kültürümüzde tahkir etmek, hakaret etmek yoktur. En sert şekilde eleştiririz ama hakaret etmeyiz. Ama Sayın Bahçeli günlerdir bize hakaret ediyor, günlerdir siyaseti maalesef son derece seviyesiz bir şekilde yapıyor. Şimdi diyor ki bana, ’Ona Doğu’da serok Ahmet diyorlar Zazaca, Kürtçe, batıda Türkmen Ahmet.’ Doğrudur ben Bitlis’teydim, beni o yöre lisanıyla bağrına basıp, kucakladılar, Osmaniye’deydim ’yörük Ahmet’ dediler doğru, Erzurum’daydım ’dadaş Ahmet’ dediler doğru, Sivas’taydım ’yiğido Ahmet’ dediler o da doğru, Elazığ’a gittim ’gakkoş Ahmet’ dediler oda doğru. İşte buradayım, yazmışsınız ’Toroslar’ın öz evladı’, o da doğru. Doğru mu? İşte bizim farkımız bu. Sayın Bahçeli milli birliği savunacaksınız, Türkiye’nin her köşesinde, insanlar sizi bağrınıza basacak. Ama batıda dolaşıp da Türkiye’nin doğusuna adım atmadan milli birlikten bahsetmek lafı güzaftır. Şimdi soruyorum, bize hakaret etmemiş olsaydı bunları söylemezdim. Bizim şerefimize hitaben hakaret etmemiş olsaydı söylemezdim."
Bir siyasetçinin şerefinin vatan toprağının her köşesine adım atmasıyla ölçüleceğini, başka şekilde ölçülemeyeceğini belirten Başbakan Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Evet sesleniyorum Bahçeli’ye, bu huzurda, edep diyarı Isparta’dan böyle konuşmak istemezdim ama ’şerefsiz’ diye hitap ettiği için. Ben onu yuhalatmadım. Hayır yuhalamayın. Biz ona hikmet dersi vereceğiz, ahlak dersi vereceğiz. Yazıktır, işte ben burada söylüyorum Hakkari’deki al bayrak benim şerefimdir, o albayrağı Hakkari’de AK Parti dalgalandırıyor. Diyarbakır’daki al bayrak benim şerefimdir. O şerefi biz ayakta tutuyoruz. Bitlis’teki, Bingöl’deki kardeşlerimizle biz kucaklaşıyoruz. Bediüzzaman’ın Bitlis’teki hemşehrileri bizi bağrına bastı. Hadi herkes milli şeref peşindeyse meydan okuyorum. Türkiye’nin her meydanına gitsinler, halkla kucaklaşsınlar ondan sonra bize milliyetçilik taslasınlar. Hem gidemeyecekler, gittiklerinde Tunceli’de olduğu gibi arkalarında bir koruma ordusuyla sadece meydanda bir açıklama yapıp, dönecekler sonra da vatan toprağına çıkamayıp gelip batıda, İç Anadolu’da milliyetçilik taslayacaklar. Biz öğretiriz herkese milli birliği, beraberliği."
"Bize saldırırken kurt, millet menfaatini, imanı savunmaya çalışırken kuzu"
Toroslar’da doğmuş bir yörük Türkmen çocuğu olduğunu anımsatan Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Isparta sizden biriyim ama Hakkari’de de oradaki kardeşlerimden biriyim. Bitlis’te Bediüzzaman’ın diliyle konuşurum. Doğrudur, diyor ki Ağrı’da Ahmed-i Hani, Osmaniye’de Ahmed-i Sani. Doğru Ağrı’da Ahmed-i Hani’yim, Osmaniye’de Ahmed-i Sani’yim. Benim dedem adımı koyarken ’Ahmed-i Sani’ demiş, Hoca Ahmet Yesevi’ye atfen. Ey Bahçeli Allah şahit Hoca Ahmet Yesevi’nin yolundan bir an ayrılırsam, onun ahlakından bir an saparsam, onun edebinden bir an ayrılırsam Allah son nefesimi vermeyi nasip etsin. Biz Hoca Ahmet Yesevi’nin yolcularıyız. Ama onun talebesi Harakani Kars’ta, onun ötesinde Ahmed-i Hani orada, Malazgirt orada. Malazgirt’i, 1071’i, 2071’i Isparta’da, Aydın’da, Muğla’da değil, Muş’ta konuşmak lazım, Muş’ta. Malazgirt orada. İşte hodri meydan, yiğitler meydanıdır. Malazgirt’ten bahsettim daha sonra Selahaddin Eyyubi’den. Birisi HDP Eş Başkanı aynı zamanda CHP’nin de Eş Başkanı birlikte çalışıyorlar, ’Kudüs Yahudilerindir’ dediğinde siz Bahçeli’den bir şey duydunuz mu? Taksim ile Kabe’yi kıyas ettiğinde bir şey duydunuz mu? Nasıl sahip çıkıyor. Bize saldırırken kurt, millet menfaatini, imanını savunmaya çalışırken kuzu. Kılıçdaroğlu Türkmenleri gönderirken, ’Bayırbucak Türkmenlerini göndereceğim’ derken, Bahçeli’de çıt yok. MİT tırlarına operasyon yapan paralel çete bizim Türkmenlere yardımımızı engellerken o Toros çocuğu Türkmenler’e, aynen bizim gibi. Ecdad ona demiş ki ’git hac yolunu bekle.’ Gitmişler. Türkmenleri bize sığınan Türkmenleri ’göndereceğiz’ diyor. Her yerde Türkmen davasını güttüğünü söyleyen Bahçeli’den ses yok. Kimden ses var? Sadece AK Parti’den var, AK Parti’den."
Başbakan Davutoğlu, miting meydanında bir dövize dikkati çekerek, "Doğru nefret onlara, hikmet bize yakışır" dedi.