Basbakan Davutoglu, gençleri kabul etti
Törende konuşan Davutoğlu, bugünlere kolay gelinmediğini belirterek, iktidara geldiklerinde, her şeyden önce, ülkenin üzerindeki kısıtlayıcı, baskıcı atmosferin dağılması, gençlerin önünün açılmasını istediklerini kaydetti.
Çankaya Köşkü’nde 12 yıl önce, dönemin Başbakan ve Cumhurbaşkanı arasında çıkan tartışma üzerine yaşanan ekonomik krizde, gençlerin geleceğinin nasıl karardığını herkesin hatırlayacağını anlatan Davutoğlu, "Bir gecede faiz yüzde 7 bin 300’lere fırladı, ertesi gün gençlerin ’Acaba meslek sahibi olabilir miyim’ diye planlama yapmasına gerek kalmamıştı. Çok iyi hatırlarım, 2001’de Stratejik Derinlik Kitabı’nı yazıyor, bir taraftan da ders veriyordum. Türkiye’nin sadece kendisi için değil, başka ülkeler için de uluslararası alanda adalet arayışı içine gireceği bir vizyon belirlemesi yapmaya çalıştığımda, birçok insan bu çabayı tebessümle karşılamıştı" diye konuştu.
"Özgürlükçü ortam için gayret sarf ettik"
Başbakan Davutoğlu, dünyada nerede bir forum, platform, düşünce varsa orada özgün bir görüş getirecek Türkiye Cumhuriyeti temsilcisi olmasını hedeflediklerini vurgulayarak, şunları söyledi:
"Son 12 yıl içinde bir taraftan düşünce özgürlüğünü kısıtlayan, gençlerin önünün tıkayan baskıcı geçmişi unutturmak için olağanüstü hali, devlet güvenlik mahkemelerini, EMASYA’yı kaldırdık, eğitim yasaklarını, başörtüsü dahil kılık kıyafetle ilgili yasakları kaldırdık. Bütün bu karabulut gibi gençlerin geleceği üzerindeki ortamı temizledik ve özgürlükçü bir ortamın ortaya çıkması için gayret sarf ettik. Sonra da büyük bir kurumsal yenilenmeye yöneldik."
"Geleceğin meselesi ihmal edilmiş olur"
Göreve geldiklerinde 76 olan üniversite sayısını 193’e çıkardıklarını, Anadolu’ya her gittiğinde, ilk önce üniversitenin durumunu sorduğunu aktaran Davutoğlu, "Diğer konular ihmal edilirse, edilmemeli ama bugünün meselesidir. Ama eğer üniversiteler ihmal edilirse geleceğin meselesi ihmal edilmiş olur" diye konuştu.
Başbakan Davutoğlu, illerdeki yurt sayısını, kredi ve burs miktarlarını yükselttiklerini ifade ederek, "Demokrasiyi inşa ederek, yaygınlaştırarak, özgürlükçü ortamı teşvik ederek, sizin zihinlerinizin önünü açtık, kurumsal yapıyı güçlendirerek sizin istikbalinizin önünü açtık" dedi.
Gençlerin "insan onuru" kavramını temel şiar edinmesini isteyen Başbakan Davutoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:
"İnsan onuru etrafında, bütün insanların saygıya, hürmete, ihtirama layık oldukları bilinciyle davranın. Nerede olursa olsun, insan onurunu zedeleyen bir davranış varsa onu zedeleyen davranışı kim yaparsa yapsın ona karşı çıkın, onuru zedelenen kim varsa onun yanında olun. Din, mezhep ayrımı yapmayın, etnik ayrım yapmayın. Tamamıyla bütün odağınızı insan onuru üzerine odaklandırın. Bu çerçevede, dünyanın öbür köşesinde bile insan onurunu zedeleyen bir davranış varsa gençlerin o davranışa karşı seslerini yükseltmeleri, tabiri sadece ses yükseltme anlamında söylüyorum ama gerektiğinde o davranışa karşı isyan duygusuyla harekete geçmelerinden daha doğal bir durum yoktur. Dünyanın öbür köşesinde eğer bir olay oluyor da siz genç olduğunuz halde gazete sayfalarında bunu görüp ona tepki vermiyorsanız, kusura bakmayın yaş olarak genç olabilirsiniz ama psikolojik olarak genç değil sinizdir. Genç denilen insan, nerede bir haksızlık, nerede bir insan onurunu zedeleyen bir davranış, zulüm görürse, kime yapıldığı ayrımını gözetmeksizin ayağa kalkar ve ona karşı sesini yükseltir. Biz gençliğimizde bunu şiar edinmiştik."
"Sizi sınırlayan hiçbir şey yok"
Gençlik yıllarından örnekler vererek, dünyanın neresinde olursa olsun haksızlığa karşı seslerini yükselttiklerine vurgu yapan Başbakan Ahmet Davutoğlu, gençlere şöyle seslendi:
"Hiç çekinmeyin, siz özgür ülkenin çocuklarısınız. Artık ne tek parti ne darbe ne cunta dönemindeyiz ne 12 Eylül’deyiz ne 28 Şubat’ta. Sizi sınırlayan hiçbir şey yok. Yanlış bir şey gördüğünüzde sesinizi yükseltmekten hiç çekinmeyin. Dünyanın neresinde olursa olsun birine zulüm yapıldığında mutlaka ayağa kalkın ve tarihi yaşayın. Bu çok önemli, tarihi yaşayın, anı yaşayın. Bu tarihin içinde aktığınızı hep hissedin. Tarihten kopmayın. Suriye’de bir olay mı var. Bilmiyorum ne kadarınız bir mülteci kampına gitti ama sadece güzel günlerde bir arada olmak değil, gidin mülteci kamplarına sizin yaşlarınızdaki gençlerin nasıl zulümden kaçarak geldiklerini görün, gözleyin, hissedin, ellerinden tutun. Kim oldukları önemli değil, Müslüman mı, Hristiyan mı, Arap mı, Türkmen mi, Kürt mü, Sünni mi, Şii mi, hiç önemli değil. İnsanı elinden tutmaktan daha güçlü bir şey yoktur. Gidin ve o çocuğun elinden tutun."
Başbakan Davutoğlu, 81 ilden gelen gençlik temsilcilerini Başbakanlık Çankaya Köşkü’ndeki kabulünde, iki sene önce Harran’daki bir kampa gittiğinde yüreğini yaralayan bir olayı anlattı.
Hastaneye girdiğinde genç bir kızın kendisine tebessüm ettiğini gördüğünü belirten Davutoğlu, bu gencin bombalı saldırıda sol bacağının ampute edildiğini fakat hala hayata umutla bakabildiğini söyledi.
Davutoğlu, bu şekilde getirilmiş bir genci, ülkenin bağrına basmasından daha onurlu başka bir şey olamayacağını dile getirerek, "Onun için sizden ricam, insan olmanın ve eşref-i mahlukat olmanın bütün hassasiyetiyle nerede bir insan acısı ve hüznü varsa ona sahip çıkın. Özgürlükler esastır, sizi sınırlayacak olan ne varsa bilin ki o sınırı kaldırmak, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak benim görevimdir" ifadesini kullandı.
Gençlerin farklı görüşte olabildiğini, birbiriyle aynı düşünen yekpare bir gençliğin ancak Nazi ya da Sovyetler döneminde olabileceğine işaret eden Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Evet hepiniz bir bireysiniz, şahsiyetli kişiliklersiniz, biz size baktığımızda topyekun ideal bir gençlik görmek yanında, tek tek her biriniz değerlisiniz ve tek tek her biriniz tarihe bir çentik atacaksınız. Öz güveniniz sağlam olacak, görüşleriniz farklı olacak, şu veya bu siyasi görüşe sahip olmak, gençler arasında en doğalıdır. Ben eğer bir sınıfta yekpare bir topluluk görürsem rahatsız olurum. Biz çeşitliyiz, insanoğlu çeşitli, tek tip yaratılmamış. Yüksek lisansa gelen öğrencilere yaptığım ilk şeylerden biri önce kendi makalemi veririm, bunu ’bana eleştireceksiniz’ derim. Hoca olarak beni idealize etmiş bir şekilde gelmiş de olsalar, kendi kimlikleriyle öz eleştiri yapabilme kabiliyeti kazanmalılar. Eleştiri ile edebi, birbirine aykırı görmemek lazım. Edep içinde eleştirebilmek ama eleştirirken edebi, hayayı bırakmamak lazım. Dolayısıyla farklı görüşlere sahip olduğunuzda kaybetmemeniz gereken en önemli hususiyet ortak kader bilincidir."
"Sloganlarla değil birikimle hareket edin"
Başbakan Davutoğlu, ne olursa olsun, hangi gerekçeyle olursa olsun hiçbir gencin, bir başka gence şiddet uygulamasına asla mazur göremeyeceklerini vurguladı.
"Üniversitelerimize gittiğimizde isteriz ki, biz devlet adamları olarak görüşlerimizi ifade edelim, herkes de eleştirebilsin" görüşünü dile getiren Davutoğlu, "Protesto etmek, eleştirmek, şiddet görmeyi uygulamak bunların hepsi farklı şeyler. Sizden en büyük talebimiz, insan onurunu korurken özgür bireyler olarak davranırken, eleştirirken hep belli bir standardın hakim olmasına özen gösterin ve ortak bilincinizi hiç yok etmeyin. Bir hedefiniz, iddianız olsun. 12 Eylül döneminin çıkarmaya çalıştığı nesil gibi apolitik olmayın, iddianız olsun" değerlendirmesinde bulundu.
Davutoğlu, en son Meclis kapatılmadan önce parti kapatılmasıyla ilgili tartışmalar olduğunda bunu tümden kaldıran teklifi hazırladıklarında ayrıca 18 yaşında seçilme hakkının getirilmesi görüşünü gündeme getirdiklerini ama muhalefet partilerinin destek vermediklerini anlattı.
İyi yetişmiş, kendisini iyi planlamış bir gencin 18 yaşında da önemli sorumluluklar üstelenecek olgunluğa gelebileceğine inandığını belirten Davutoğlu, şunları söyledi:
"21 yaşında Fatih Sultan Mehmet’in bir fetih gerçekleştirdiğini unutmamamız lazım. Hazreti Ali’nin gençlerin öncüsü olarak Hicret’e doğru giden yolda ne büyük bir öncülük yaptığını biliriz. Hazreti Hüseyin’in hala Kerbela üzerinden bütün gençlere timsal olarak gördüğümüz Hazreti Hüseyin’in cesaretle o gün zulme karşı başını kaldırdığı dönemdeki yaşının çok genç olduğunu unutmayalım. Önemli olan hangi yaşta olduğumuz değil, hangi meydan okumalara ne kadar hazırlandığımızdır.
Şimdiden ciddi Türkiye’nin ve dünyanın geleceğiyle ilgili ciddi iddiaları, hedefleri içselleştirerek ama kendinizi ona hazırlayarak yürüyün. Sloganlarla değil birikimle hareket edin. Kişisel hedeflerinizi, şahsi kariyer planlamanızda öz güveniniz yüksek olsun ama hiçbir zaman kişisel planlamalarınızı evrensel ve milli sorumluluklarınızın önüne geçirmeyin. Egoyu öne çıkaran, kendi egosunu tatmin etmeye çalışan bir gençlikten daha tehlikeli bir gelecek olamaz. Ama sloganlar üretip, her gün Türkiye’yi kurtarıp, kendi birikimini geliştirmemiş bir gençlik de sorumluluk günü geldiğinde o sorumluluğun gereğini yapacak hazırlığı yapmamış olur."
"Ayağa kalkın, ’biz sadece biziz’ deyin"
Davutoğlu, gençlere, "Çok iyi bir gelecek planlamasıyla kendinizi geleceğe hazırlayın, mutlaka okuyun, meslek sahibi olun ama evrensel ve milli birikime sahip olmadıkça tarihe bir iz bırakamazsınız" dedi.
Türkiye’nin konjonktürel bir devlet olmadığına dikkati çeken Davutoğlu, ülkenin geleceğe doğru büyük bir hamle gücüne sahip olduğunu ifade etti.
Davutoğlu, "Evrensel bir aydın olacak şekilde kendinizi yetiştirin ve bizim kültürümüzün yürüyen öznesi olun. Siz yürüdüğünüzde, siz konuştuğunuzda ’bunun arkasında bir kişi değil büyük bir birikim var, bu sadece buz dağının görünen kısmı, ama arkasında büyük bir buz dağının görünmeyen kısmı var’ dedirtin herkese. Onun için gelecek vizyonunuzda mutlaka şahsi hedefleriniz olmalı, gelecek vizyonunuz olmalı. Türkiye’nin her bir köşesini gezerek mutlaka bu milleti içeriden tanıyın. Şuraya baktığımda her birinizde bu toprakların kokusunu alıyorum, her birinizi hissediyorum, siz de bir birinizi hissedin. Birisi eğer derse ’biz şunlarız, biz de şunlarız’ hep beraber ayağa kalkın, ’biz sadece biziz’ deyin. Şu Alevidir, şu Sünnidir, şu Türktür, şu Kürttür, şu kuzeylidir, bu güneylidir, şu doğuludur, bu batılıdır’ diyen kim olursa olsun el ele kalkın ayağa 81 vilayet olarak" diye konuştu.
Davutoğlu, 81 ilden gelen gençlik temsilcilerini Başbakanlık Çankaya Köşkü’nde kabulünde yaptığı konuşmada, İstiklal Savaşı’nı yaşayan neslin torunları olarak 19 Mayıs’ı idrak ettiklerini belirterek, 19 Mayıs’ın gençliğe bayram olarak verilirken aslında istiklalin teminatının gençler olduğunun bir kez daha vurgulandığını ifade etti.
Üniversite’de okurken, üniversite öğretim üyesi olarak yeni yetişecek neslin zihnini, entelektüel birikimini, gelecek ve istikbal düşüncesini şekillendirecek akademik, ilmi faaliyetler içinde olmayı hedeflediğini anlatan Davutoğlu, hayatını hep gençlerle geçireceğini düşündüğünü, üniversite yıllarından itibaren gençlerden hiç kopmadığını söyledi.
Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Gerek Türkiye’de gerek yurt dışında akademisyenlik yaparken hep gençlerle gelecek noktasındaki ideallerimizi paylaşmaya önem verdim. Şimdi başbakan olarak Türkiye’nin bütün gençliği yanımda. Sizin gibi şu anda bir salonda mutlu şekilde bir arada bulunma bahtiyarlığını yaşayanlar dışında öylesine gençler var ki Suriyeli, Filistinli, Somalili gençler. Biraz önce bilgi aldım ve yakında takip ediyorum, Myanmar’dan bir gelecek için botlara binip Tayland’a, Malezya’ya açılan 6 bine yakın insanın arasındaki gençler. Yarını bilmiyorlar. Onların bir 19 Mayıs’ı yok. Onların belki bırakın gelecek planlaması yarın veya ertesi saati planlayacak dahi imkanları yok."
"Myanmar’daki insanlara ulaşmak için talimat verdim"
Ahmet Davutoğlu, Myanmar’daki insanlık dramına dikkati çekerek, "Myanmar’dan bu şekilde ümitsizliğe doğru yola çıkan genç-yaşlı, kadın-erkek bütün o çilekeş insanlara ulaşmak için talimat verdim. Uluslararası Göç Örgütüyle ve o civarda bulunan Silahlı Kuvvetlerimize ait gemiyle elimizden gelen gayreti göstermeye çalışıyoruz" dedi.
Irak’ta, kanal cephesinde, Mısır’da şehit düşenlerin yanında esir düşen bu toprakların gençlerinin Myanmar’a götürüldüklerini ve yaklaşık 12 bin Anadolu gencinin Myanmar’da şehit düştüğünü aktaran Davutoğlu, "Esir olarak gitmişlerdi. Onlar da Anadolu’ya dokunaklı mektuplar yazmışlardı. Annelere, babalara giden mektuplar ve cevabı gelmeyen mektuplar denmişti o mektuplara" diye konuştu.
Dışişleri bakanı olduktan sonra takip ettiği ilk konulardan birinin bu olduğunu belirten Davutoğlu, orada esir alınarak şehit düşen ecdadın mezarlarının tek tek bulunduğunu ve ihya edildiğini söyledi.
Davutoğlu, büyükelçi oraya giderken kendisine ilk olarak o mezarları bulup ecdada layık şekilde gerekli düzenlemelerin yapılması ve huzurlarına Kur’an-ı Kerim ile al bayrağın götürülmesi görevini verdiğini hatırlattı.
Çok çileli gençlik hikayeleri yaşandığını dile getiren Davutoğlu, son yüzyılda gençliğin içinden geçtiği süreçleri aktardı.
Davutoğlu, 1910’lu yıllarda "On beşliler" denilen gençlerin Yemen’den Sarıkamış’a, Çanakkale’den Kocatepe’ye kadar bütün o coğrafyada vatan savunması yaptıklarını, 1920’li yıllarda yenik düşmüş imparatorluğun çocuklarının yeni bir devleti inşa edebilmek için istiklal mücadelesi verdiğini anlattı.
Yunanlılar 15 Mayıs 1919’da İzmir’e ayak bastıklarında Denizli’de ilk Kuvayımilliye tohumlarının atıldığını, Balıkesir’de de Alaca Mescit’te bir araya gelen çoğu genç yaşlardaki isimlerin ilk Kuvayımilliye teşkilat yapısını kurduklarını belirten Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İşgali tanımayacaklarını ifade ettiler. Tarih 16 Mayıs. Hemen ertesi gün bir milletin gençleri ayağa kalktı. 12-13 yıl süren Balkan Savaşları, Birinci Dünya Savaşı, Trablusgarp, yenik düşmüş ve bir nesli kaybetmiş bir milletin İzmir işgaliyle ayağa kalkması ve Gazi Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkmasıyla istiklal meşalesinin organizasyon itibarıyla Erzurum Kongresi’ne gidecek yolun önünün açılması. 1920’li yılların gençleri önce istiklal sonra da cumhuriyeti kurma mücadelesi verdiler."
Başbakan Davutoğlu, 1930’lu yılların gençlerinin, bir taraftan yeni kurulan cumhuriyet ayakta durmaya çalışırken diğer taraftan tek parti uygulamalarıyla birçok alanda gençlerin belli imkanlardan kısıtlanması ya da tek bir ideoloji yönünde şartlandırılması döneminin önünün açıldığını söyledi.
"Son derece acılı bir süreç"
İkinci Dünya Savaşı döneminin, 1940’lı yılların gençlerinin savaşın acılarını ve yokluklarını yaşadığını dile getiren Davutoğlu, 1950’li yılların gençleri için "Yeni demokrasiyi tam hayata geçireceğiz, özgürlükleri hakkıyla yaşayacağız" beklentisi içindeyken ve ülke bir kalkınma hamlesi başlatmışken o kalkınma hamlesini, özgürlük ve demokrasi çığırını açan Adnan Menderes’in şehadetine, idama gidişine kadar giden son derece acılı bir süreç olduğunu anlattı.
Başbakan Davutoğlu, 1960’lı yıllarda 27 Mayıs ihtilali sonrasında baskın bir ihtilal havası, arka arkaya gelen müdahaleler, cunta hikayeleri, 12 Mart müdahalesine kadar giden son derece çalkantılı bir dönemin yaşandığını, "68 gençliği" denilen gençliğin sağ ve sol gruplar halinde yavaş yavaş örgütlenmeye ve karşı gruplar oluşturulmaya başlandığını anlattı.
Kendisinin de üniversitede olduğu 1970’li yıllarda üniversitelerin ilmi tartışmaların yaşandığı yerler olmaktan çıkıp karşılıklı öğrenci gruplarının birbirine dönük her türlü şiddeti uygulayacak alanlar haline geldiğini dile getiren Davutoğlu, şöyle konuştu:
"Hala gözümün önündedir. 12-13 yaşında arkadaş olduğumuz yaşıtlarımızın 17-18 yaşlarında nasıl birbirlerine silah çektiklerini, şimdi gözümün önüne geldiğinde hüzünle anıyorum. Aynı lisede okuduğumuz, yakın arkadaş olduğumuz kardeşlerimizin birisi sağ tarafta, birisi sol cenahta hayatlarını kaybettiler. Onların da hepsinin idealleri bu memlekete hizmet etmekti. Ama öylesine bir ortam oluşturulmuştu ki gençler kutuplaştırıldı, ortak olarak zihinlerini birleştirecek gençler bu kez birbirlerinin canlarına kastedecek kadar birbirlerine yabancılaştırıldılar."
Davutoğlu, 1980’li yıllarda ise birçok gencin Metris’te "Bir sağdan, bir soldan" diye idama gönderildiği, Erdal Eren gibi sol görüşten gelen, Mustafa Pehlivanoğlu gibi sağ görüşten gelen 17-18 yaşlarındaki civanların, -hepsi de sağ veya sol görüşte olsa da- bu millete hizmet etmek için bu görüşleri benimsemiş gençlerin hayatını kaybettikleri bir dikta dönemi yaşandığını vurguladı.
O yılları "5 generalin bütün ülkenin geleceğini belirlediği, gençlerin düşünme imkanı bulamadıkları bir dönem" olarak niteleyen Davutoğlu, o yıllarda yüksek lisans, doktora tezlerini yazdığını, nasıl baskıcı bir dönem olduğunu hep derinden hissettiklerini belirtti. Davutoğlu, "O zaman biz aşkla ilim hayatına akademik hayata yönelirken aslında öz güveni yüksek, özgürlüklere, millete, vatana sadık ama evrensel bir bilinçle hareket eden yeni bir gençlik inşa etmek için yola çıkmıştık" dedi.
Böyle bir gençlik için daha önce de büyük idealler ortaya koyan büyük düşünürler de çıktığını dile getiren Davutoğlu, bütün bu çerçevede hep yeni bir nesli inşa etmek istendiğini belirtti. Davutoğlu, "Ama tek parti döneminde olduğu gibi belli ideolojik çerçeveler içinde değil, özgür düşünen, kendine güvenen, kendi yetiştiği topraklara sonuna kadar sahip ama evrensel olarak her türlü meydan okumaya hazır bir gençlik" diye konuştu.
Davutoğlu, bütün dünyada soğuk savaşın bitmesiyle özellikle Avrupa gençliğinin yeni bir geleceğe hazırlandığı 1990’lı yıllarda, Türkiye’de bir taraftan terör, diğer taraftan koalisyonların getirdiği istikrarsızlıklar ve ekonomik krizlerin getirdiği dar boğazlarla ötekileştirmeler ve dışlamaların aynen devam ettiğini söyledi.
Başbakan Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:
"Bakın yüz yılın muhasebesidir bu. 28 Şubat dönemini yaşadığımızda gencecik kızlarımız sanki kendi başlarına karar alacak ehliyete sahip değillermiş gibi başı örtülü- başı açık diye tasniflere ayrıldılar. Başörtülüler ikna odalarına sokulup tam anlamıyla 1940’lı yılların faşizan yöntemleriyle gençlerin zihinleri -bir anlamda mühendislik- dizayn edilmeye çalışıldı. O dönemlerde üniversitedeydim, akademik hayattaydım. Nasıl büyük bir baskının gençlerin üzerinden silindir gibi geçtiğini, gençlerimizin geleceğe dönük olarak nasıl bir karamsarlık içine girdiğini, her bir gence sorulduğunda ’Türkiye’de mi kalmak istersin, yurt dışına mı gitmek istersin?’ dendiğinde herkesin neredeyse yurt dışına gitmek için can attığı, katsayı zulmüyle imam hatiplerin ve meslek okullarının önlerinin kesildiği zor bir dönemdi."
"Hiçbir adaletsizliğe gözünüzü kapatmayın"
Gençlere seslenen ve öğütlerde bulunan Ahmet Davutoğlu, Türkiye’nin çevresindeki en az 6 ülkenin ateş çemberi içerinde olduğunu belirterek, "Suriye’de 7-8 sene önce bir arada yaşayanlar birbirleriyle savaşıyor. Irak aynı şekilde, Ukrayna aynı şekilde, Mısır, Lübnan, Yemen, Libya. Türkiye, bu ateş çemberinin içerinde bir istikrar adası. Bunun kıymetinin bilin, bunu koruyun. Birliğinizi, beraberliğinizi tahkim edin" dedi.
Salondaki gençlere, insanlıkla ilgili evrensel iddialarının olması tavsiyesinde bulunan Davutoğlu, şunları kaydetti:
"Yerel kimliğinizi koruyunuz ama siz insansınız. O insani özünüzü kaybetmeden. Eğer ’Dünya 5’ten büyüktür’ şiarında olduğu gibi 5 ülke hegemonik bir yapıyla dünyadaki krizleri çözmek yerine, o krizleri erteleyen ve çıkar çatışmalarıyla buna zemin hazırlayan bir tavır sergiliyorsa, başınızı kaldırın, gözünüzü kapatmayın. Hiçbir adaletsizliğe gözünüzü kapatmayın. Hiçbir yanlış işleme gözünüzü kapatmayın. Biz dahi bunu yapıyorsak gelin, ’Sayın Başbakanım öyle değil böyle’ deyin ama belli bir kural içerinde, şiddete başvurmadan, nefret kültürüne hiçbir şekilde izin vermeden."
Demokrasinin bir ülkenin siyasi meşruiyeti için en sağlam yöntemleri kendi bünyesinde barındırdığına dikkati çeken Davutoğlu, hangi siyasi partiye yakın olurlarsa olsun seçimde gençlerin mutlaka sandığa gitmesi gerektiğini dile getirdi.
Gençlerin demokrasiye sahip çıkmasıyla Türkiye’nin geleceğinin çok daha parlak olacağını ifade eden Davutoğlu, "Dünyaya açık bir Türkiye istiyoruz. Kendi gönlüne açık bir Türkiye istiyoruz. Özgürlüklere açık, her türlü tek tipçiliğe karşı bir Türkiye istiyoruz. Bir kilimin desenleri gibi, renkleri gibi birbiriyle uyumlu, birbiriyle çatışmayan ama farklılıkları da bünyesinde barındıran, çoğulcu bir kültürü muhafaza etmemiz lazım" diye konuştu.
Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç ile gençlerin dünyaya açılması konusunda belirli kolaylıkların getirilmesiyle ilgili görüştüğünü açıklayan Davutoğlu, gençlere hitaben şunları söyledi:
"Mesela 42 ülke ile vizesiz seyahat vardı, benim Dışişleri Bakanlığım döneminde 72’ye çıkarttık. Şimdi size de çağrıda bulunuyorum, bütün gönül coğrafyamızı gezin. Balkanları gezin, Orta Doğu’da çatışma olmayan yerleri gezin. Orta Asya’ya gidin, Avrupa’ya gidin. Yurt dışı seyahatleri için bu anlamda gençlere özel bir indirim uygulayalım, Türk Hava Yolları ile de konuşarak. Yurt dışına kültürel ziyaret yapan bütün gençlere özel bir tarife uygulamak için de harekete geçeriz inşallah. Yeter ki siz dünyayı tanıyan, kendinden emin olan, öz güveni yüksek, insan onuruna saygılı, en önemlisi de kendisiyle, ülkesiyle ve insanlıkla ilgili zihninde bir iddia, bir hedef, bir rüya olan gençler olarak yetişin."
Gençlik ve Spor Bakanı Kılıç
Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç da kısa bir konuşma yaparak, gençlerin "Gençlerden Ecdada Mektup" yarışmasında yazdıkları mektuplarla, tarihten aldıkları güçle geleceğe ne kadar sağlam yürüyeceklerini ortaya koyduklarını söyledi.
Yarışmaya 250 bin gencin katılmasını hedeflediklerini ancak rakamın 500 bini aştığını belirten Kılıç, "Geçmişinizle ecdadınızla köklerinizle ne kadar iç içe olduğunuzu ve medeniyet değerlerinizin ne kadar farkında olduğunuzu en güzel şekilde ortaya koyan bu tabloyu yaşattığınız için teşekkür ediyorum" dedi.
Görevlerinin gençlik ve spor alanında gençlere en iyi alt yapıyı ve imkanları hazırlamak olduğunu dile getiren, gençlerden onlara sunulan imkanları en iyi şekilde ve sonuna kadar kullanmalarını isteyen Kılıç, "Bunlar, sizin milletinizin, devletinizin sunduğu imkanlardır, sizin imkanlarınızdır ve bunlarla geleceğe aydınlık şekilde yürüyeceğinize inanıyorum" diye konuştu.
Gençlik ve Spor Bakanlığınca düzenlenen "Gençlerden Ecdada Mektup" yarışmasında birinci olan Siirt Üniversitesi öğrencisi Kübra Erbek, mektubunu okudu.
Yarışmada dereceye girenler, mektuplarını Başbakan Davutoğlu’na hediye etti. Davutoğlu da dereceye girenlerle 81 il ve KKTC’den gelen gençlik temsilcilerine hediyeler verdi.
Başbakan Davutoğlu, dereceye girenlere mektuplarının bir bölümünü okuttu.
Yarışmada 11-14 yaş arasında dereceye girenlerden Bilgecan Numanoğlu’nun mektubundan çok etkilendiğini belirten Davutoğlu, kendisinin de aynı yaşlarda bir kompozisyon hazırladığını, yıllar sonra Başbakanlık Başdanışmanı olduğunda öğretmeninin o mektubu getirdiğini anlattı. Davutoğlu, öğrenciye hayallerini hiç unutmamasını söyledi.