Basbakan Davutoglu’nun 2016 Turizm Eylem Plani sunumunda yaptigi konusmanin tam metni
...Türkiye markasının anahtar cümlesi bu olmuştu. O toplantıda özgüvene özel bir vurgu yapmıştım, bireysel hayatımızda olduğu gibi toplum ve devlet hayatımızda da duruşumuz, özgüvenimiz belirleyicidir. Hadiseleri nasıl karşıladığımız, felaketler ve musibetler karşısındaki tavrımız, izzet ve vakarımız belirleyicidir. Bu yüzden bütün konuşmalarımda özgüven vurgusunda bulunuyorum.
Burada içinde bulunduğumuz dönemi gözeterek bir kez daha diyorum ki; özgüven, yani sağlam duruş her şeyden daha önemlidir. Özgüven kendi gücünü, imkanlarını, sınırlarını, kapasiteni keşfetmektir. Özgüven, sadece kendisine güvenmek değil başkalarının güvenini de kazanabilmektir. Beraber düşünmek, birbirini dinlemek ve başkasının fikrini dikkate almaktır, bu fikirlere hürmet etmek, onları karşılıklı bir istişare zemininde istifade edecek şekilde ele almaktır, gücümüzün kaynağı budur. Bugüne kadar dahili ve harici, ulusal ve küresel krizleri güven duygusuyla, istikrarla ve millet iradesiyle aştık. 2008 krizinde Avrupa’nın en güçlü ülkeleri dahi iflas bayrağını çekerken, biz krize rağmen 6,5 milyon istihdam ürettik. Kişi başına milli gelirden ihracat kapasitemize, kongre turizminden turist sayısına kadar hemen her alanda büyük atılımlar gerçekleştirdik. Büyümeye, kalkınmaya devam ettik. Özgüvenini kaybeden ülkelerin atılım yapma gücü kalmaz, özgüvenini kaybeden ülkeler reform yapamaz, atılım gerçekleştiremez.
Biz son 14 yılda Türkiye’yi büyük bir devinim içine soktuysak, çevremizdeki bütün problemlere rağmen devrim çapında işler başardıysak, bu tamamen milletimize güvenmemizin, millet iradesine yaslanmamızın bir eseridir. Kendimize güvendik, milletimize güvendik ve güzel sonuçlara ulaştık. Elbette biz bu güven duygusunu temelde içinden çıktığımız milletimizden alıyoruz. Bizim demokrasi anlayışımız, halkın hissiyatına, düşünce ve duygusuna hürmet etmek, refakat etmektir.
Bugüne kadar ayrımız gayrımız olmadı. Biz birlikte Türkiye’yiz, bir birlikte güçlüyüz, biz Türkiye’yiz ve gücümüzün farkındayız dedik. Etrafımızın yangın yerine döndüğü, iç ve dış terörün istikrarımızı, huzurumuzu ve refahımızı hedef aldığı bugünlerde bir yandan büyük bir kararlılıkla milletimizin huzur ve emniyeti için tedbirler alırken, diğer yandan da kısa, orta ve uzun vadeli sosyal ve ekonomik reformlarımızı birer birer hayata geçiriyoruz.
Terörden canımız yanıyor, ama terörün gündemimizi esir almasına asla müsaade etmiyoruz. 1 Kasım seçimlerinden sonra hazırladığımız eylem planımızı, vaat ettiğimiz süre içerisinde bir-bir hayata geçiriyoruz. İki ayda Meclis’e sevk ettiklerimizle birlikte reformlarımızın yüzde 50’sini, vaatlerimizin de yüzde 75’ini hayata geçirdik; bu demokrasi tarihimizde bir ilktir. Daha geçen hafta ar-ge reform paketini Meclis’ten geçirdik ve topladığımız Bilim ve Teknoloji Yüksek Kuruluyla neredeyse tam gün istişare ederek ülkemizin bilim, teknoloji ve sanayideki orta ve uzun vadeli stratejilerini ele aldık. Bugün de turizmle ilgili eylem planımızı açıklıyoruz. Ülkeyi kaosa sürüklemek isteyenlere inat biz tespit ettiğimiz hedeflere aynı kararlılıkla yürüyoruz.
Değerli katılımcılar; turizmin olduğu yerde coğrafyadan konuşursunuz, tarihten, medeniyetten konuşursunuz. Ülkemiz tarihin ve coğrafyanın kalbindedir. Türkiye’yi görmeyen yeryüzünün kalbini hissetmemiştir. Türkiye’ye dokunmayan, bilmeyen Medeniyet tarihini bilmiyor demektir. Bugün bu bölgede Türkiye’yi merkeze almadan ne Ortadoğu’nun, ne Avrupa’nın, ne Asya’nın, ne Afrika’nın tarihini yazamazsınız. Türkiye’nin bütün şehirleri medeniyet tarihinin ayrı sayfalarını temsil eder. İşte bu zengin medeniyet birikiminin mirasçıları olarak bizler gelenekle bağımızı muhafaza ederek ülkemizin gücüne güç katıyoruz.
Dünyanın 17. büyük ekonomisiyiz, her anlamda dünyayla bütünleşmeye devam ediyoruz. Gözümüz hem Avrupa’ya, hem Asya’ya, hem Afrika’ya dönüktür. Kimse etrafımızdaki ateş çemberi dolayısıyla içe kapanacağımızı, kendi içimizde devinim yaşayacağımızı düşünmesin ve beklemesin. İçe kapanmayacağız, dünyaya daha çok açılacak, dünyayla daha çok bütünleşeceğiz. Propaganda araçlarına teslim olarak kimse Türkiye’nin eksenini, miğferini değiştireceğini düşünmesin. Türkiye her halükarda hukukunu koruyacaktır, güvenliğini koruyacaktır, istiklalini koruyacaktır, vatandaşlarını ve geleceğini koruyacaktır. Dünyaya açık bir ülkeyiz, daha da açık oluyoruz. Dünyaya açılırken ait olduğumuz medeniyetin o derin ilmini, irfanını büyük bir onurla temsil edeceğiz. Gücümüzün ve potansiyelimizin farkındayız. Türkiye’ye karşı yürütülen kirli kampanyayı dikkatle izliyoruz. Türkiye’yi küçük düşürmeye çalışan, Türkiye’nin zarar görmesinden kendileri için medet uman bölücü, yıkıcı ve paralel örgütler muratlarına eremeyecekler. Türkiye’nin imajını, uluslararası toplum nezdindeki algısını negatif yönde değiştirmek isteyenler tarih ve millet önünde mahcup olacaklardır.
Türkiye’nin turizmine zarar vereceklerini düşünenler, insanlığın en temel haklarından birine, seyahat özgürlüğüne müdahil olacaklarını zannederek hayata, hukuka, özgürlüğe müdahale edebileceklerini sanıyorlarsa yanılıyorlar. Hiçbir kara propaganda dünyanın gözbebeği olan İstanbul’u, İzmir’i, Antalya’yı, Muğla’yı, Aydın’ı, Bursa’yı, Konya’yı ve Mardin’i gözden düşüremeyecektir.
Değerli katılımcılar; 1 Kasım seçimlerine giderken yapacaklarımızı söyledik, vaatlerimizi dile getirdik. 1 Kasım seçimleri sonrasında da söylediklerimizi yapmaya, vaatlerimizi birer birer gerçekleştirmeye başladık. Bu eylem planı da taahhütlerimizi yerine getirme ve son dönemde yaşanan kimi gelişmeler bağlamında huzurlarınıza geldi. Gündemde zaman zaman öne çıkan hercümerç sizi yanıltmasın. Terörün oluşturmaya çalıştığı gündem sizi rehin almasın. Evet, terör kalleşçe saldırılarını sürdürüyor, evet ciğerimize ateş düşüyor, ama Türkiye büyük bir devlet, milletimiz büyük bir millet. Ne badireler atlattık, elbette bunu da atlatacağız. Terörle mücadeledeki kararlılığımız sürüyor. İçeride ya da dışarıda fark etmez, hak edene hak ettiği cevabı veriyoruz, vermeye devam edeceğiz.
Hükümet olarak gündemimize de hakimiz, gelişmelere göre esnek, aktif bir müdahale stratejimiz var. Biliyorsunuz Rusya ile olan gerilim ve çevre bölgelerde yaşanan ülkelerde yaşanan sorunlar nedeniyle turizmde bazı sıkıntılar yaşıyoruz. Biz de durumu değerlendirerek, sektörle istişare ederek hemen bir önlem paketi, bir eylem planı hazırladık. İşte şimdi sizlerle turizm acil eylem planı destek paketimizin detaylarını paylaşacağım.
Turizm, günümüzün en yayın, mobilize, büyük değişik katmanları olan çok önemli sektörlerinden biridir. Turizm, uluslararası ilişkilerde her zaman onarıcı ve iyileştirici bir etkiye sahiptir. Devletler arasında sorun yaşansa da turizmi bir yaptırım aracı olarak kullanmak doğru değildir. Çünkü turizm halklar arasında bir iletişim, bir etkileşim aracıdır. AK Parti hükümetleri olarak 14 yıldır bu sektöre hem ekonomik, hem de sosyal ve kültürel açıdan hak ettiği önemi vermenin gayreti içerisinde olduk. Bakınız 2002’de sadece 13,2 milyon turist ile dünyada 17. sıradaydık. Geçtiğimiz yıl ise coğrafyamızda yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen yaklaşık 40 milyon turisti ağırladık. Bu sayı itibariyle dünyanın en fazla turist çeken altıncı, Avrupa’nın ise dördüncü ülkesi olduk.
Bu göstergeleri daha da iyi noktalara taşıyacağız. Hedefimiz dünyada ilk üçe girmek.
Bizim 2023 yılı hedeflerimizde turizm de çok önemli bir yer tutuyor. Muhteşem doğamız, binlerce yıllık tarihimiz, modern konaklama tesislerimiz, gelişmiş ulaşım imkanlarımız, eğitimli ve girişimci ruhlu beşeri kaynaklarımız en büyük rekabet üstünlüklerimizdir. Malumunuz turizm bir yanıyla da çok kırılgan bir sektördür. Sektörün tamamen dışındaki birtakım gelişmeler doğrudan bu sektörü etkilemekte ve bu sektör üzerinde olumsuz bir sonuç doğurabilmektedir. Bu nedenle zaman içerisinde gelişmelere göre birtakım tedbirlerin alınması kaçınılmazdır. Nitekim geçtiğimiz yıllarda uçuş desteği sağlanması, ihracatçı sayılma, Kredi Garanti Fonu desteğinden faydalanma, enerji desteği verme gibi destekleme faaliyetlerinde bulunduk, bulunmaya devam ediyoruz. İşte biz de bir süredir sektöre yeni destekler sağlanması konusunda sektörle birlikte hummalı bir çalışma içerisindeydik. Ve geçtiğimiz hafta bu çalışmalarının neticelerini Bakanlar Kurulunda değerlendirdik ve aciliyet kesp eden ilk unsurlarını kamuoyumuzla paylaşmaya karar verdik.
Planımızın maddelerine geçmeden önce şunu da vurmak isterim: Bu tedbirlerin hayata geçirilmesinde merkezi, yerel, sivil aktörlerin işbirliği çok önemlidir. Sadece Hükümetimizin aldığı kararlar değil bu kararların yerel yönetimler tarafından benimsenmesi, yerel aktörler, sivil toplum kuruluşları tarafından desteklenmesi, sektörümüz tarafından da hayata geçirilmesi önemlidir. Yine bu süreçte sektördeki her yatırımcı ve işletmenin üzerine düşen de ürün ve değerlerimizi koruma ve kullanma dengesini gözetip kaliteden ödün vermeden en etkin biçimde turizmin hizmetine sunmaktır.
Evet, şimdi turizm acil eylem planı destek paketimizi 9 madde halinde açıklıyorum.
Değerli konuklar;
Birinci eylemde; tüm dünyadan Türkiye’ye turist getiren A grubu seyahat acentelerine uçuş başına destek verilmesini hükme bağladık. Bununla ilgili Bakanlar Kurulu kararını 12 Şubat 2016’da Resmi Gazetede yayınlayarak yürürlüğe koyduk.
Buna göre 1 Nisan-31 Mayıs 2016 tarihleri arasında tüm ülkelerden turist getiren A Grubu Seyahat Acentelerine uçuş başı 6 bin dolar destek veriyoruz. Destek verecek hava limanları Alanya Gazipaşa, Antalya, Muğla, Dalaman ile Muğla, Bodrum tarifeli ve tarifesiz charter uçuşlara, İzmir Adnan Menderes ve Kütahya Zafer havalimanları sadece tarifesiz charter uçuşlara 2015 yılında söz konusu destek sadece 8 ülke için uygulanmıştı. Şimdi bunu yaygınlaştırıyoruz, 2016 yılında havaalanı sayısını Zafer Havaalanını da ekleyerek 6’ya çıkardık ve desteğin kapsamını genişleterek ülke sınırlaması olmadan tüm dünyadan turist getirecek uçuşlara uyguluyoruz. Biliyorsunuz daha önceki desteğimiz sadece belli ülkelere yönelikti. Şimdi bütün dünyadan gelecek olan turistlere bu desteği uyguluyoruz.
İkinci eylemimiz ile Türkiye’ye turist getiren A grubu seyahat acentelerine Kredi Garanti Fonu talimatı ile kredi kullanma imkanını sağladık. Geçtiğimiz yıl bu destekten yararlanacak firmalar için turist getirecekleri ülke sayısı 13 olarak belirlenmişken, 2016’da bu sayıyı 26’ya çıkardık. Böylece Azerbaycan, Belarus, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Rusya Federasyonu, Türkmenistan, Ukrayna, Almanya, Avusturya, Belçika, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İngiltere, İrlanda, İsveç, İsviçre, İtalya, Çek Cumhuriyeti, Polonya, Macaristan, Norveç, Bulgaristan ve Romanya’dan kredi başvuru tarihinden bir önceki yıl en az 400 bin turist getiren A grubu seyahat acentelerine Kredi Garanti Fonunun kefalet desteğiyle 100 milyon Türk Lirasına kadar kredi kullanma imkanı sağlanmıştır.
Eylem planımızdaki üçüncü eylemin konusu da, ihtiyaç duyulduğunda Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu tarafından karşılık yönetmeliği uygulamasına ilişkin kurul kararı alınması olacaktır. Turizm sektöründe muhtemel bir daralma ya da kredilerin geri dönüşünde yaşanabilecek sorunlar söz konusu olduğunda sektör firmalarının banka borçlarında yeniden yapılandırılmaya gidilecektir. Tıpkı terör ve doğal afetler nedeniyle ödeme güçlüğü yaşayan işletmelere uygulanan yeniden yapılandırma, ihtiyaç duyulduğu takdirde turizm işletmelerine de uygulanacaktır. Bu kapsamda Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan belgeli yatırım, işletme ve seyahat acentelerinin kullandığı kredilerinin geri ödemelerinin ötelenmesi ya da yeniden yapılandırılmasına kolaylık sağlanacaktır.
Dördüncü eylem ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan belgeli deniz turizmi tesislerini Ekonomi Bakanlığı’nın teşviklerinden faydalandırıyoruz. Özellikle yüksek gelir grubuna mensup turistlere hizmet veren deniz turizmi tesisleri yani kurvaziyer limanlar, yat limanları, rıhtım ve iskeleler ile çekek yerleri bu çerçevede bunlarla ilgili bir yasal düzenlemeyi daha işler hale getiriyoruz. Böylece belgeli deniz turizmi tesisleri, yeni yatırım veya tesis yenileme işlemlerinde bulundukları bölge teşviklerinden tıpkı konaklama tesisleri gibi yararlanacaklar.
Beşinci eylem ile Bakanlıktan belgeli konaklama ve deniz turizmi tesislerini ihracatçı kapsamına alıyoruz. Buna göre konaklama ile deniz turizmi tesislerinden bir önceki yıl 750 bin dolar döviz getirenler bundan sonra ihracatçı sayılacak. Bu desteği 2009 yılında da uygulamıştık, ancak bu eylem planıyla bazı kolaylaştırıcı ve avantajlı ilavelerde bulunuyoruz. Örneğin, daha önce var olan 1 milyon dolar şartını 750 bin dolara indiriyoruz. Ayrıca 2009 yılındaki düzenlemeden sadece konaklama tesisleri yararlanıyor iken, şimdi deniz turizmi tesislerini de kapsama aldık. Böylece bu destek kapsamına giren şirketler Eximbank kredilerinden yararlanma, sair bankalardaki kredi işlemlerinde kolaylık, yurt dışı fuarlara katılım desteği, resim ve harçlardan muaf olma gibi avantajlardan doğrudan istifade edecekler.
Altıncı eylem planı kapsamında çevreye duyarlılık, konaklama tesisi belgeli işletmelere halen verilmekte olan enerji desteğine ek olarak su, atık su ve katı atık bedellerinin bulundukları bölge itibariyle en düşük tarife uygulanacak, aradaki fark Hazinemiz tarafından karşılanacak.
Yedince eylemde ise bakanlık belgeli konaklama tesislerinin ecri misil bedellerinin 2016 yılı ödemelerinin ertelenmesi ve takip eden 3 yılda 3 eşit taksit ödenmesi hususunda gerekli düzenlemeler yapılacaktır. Bu kolaylık Bakanlık belgeli tesislerden, deniz kıyısında bulunanların, tesiste kalan turistlerin denize girme ve güneşleme amaçlı kullandığı Hazine mülkiyetindeki alanların, yani kumsal alanların yüz ölçümü üzerinden ödedikleri ecri misil bedellerine de uygulanacaktır.
Planımızın sekizinci eylemi ise Kültür ve Turizm Bakanlığından tahsisli konaklama tesislerinden alınan kira bedellerinin 2016 yılı ödemelerinin ertelenmesi ve üç eşit taksitle ödenmesidir. Bu bedeller ertelenecek ve önümüzdeki 3 eşit taksite yayılacak.
Son olarak dokuzuncu eylemimizde bakanlık tahsisli konaklama tesislerinin toplam ciroları üzerinden alınan pay bedellerinin 2016 yılı ödemelerinin de aynı şekilde ertelenmesi ve üç eşit taksitle tahsil edilmesidir.
Kıymetli misafirler, turizm acil eylem planı destek paketimiz açıkladığımız maddeler çerçevesinde hızlıca hayata geçirilecektir. Paketin turizm sektörümüzün başarılı bir sezon geçirmesine önemli katkılar sağlayacağını öngörüyoruz. Bu destek paketi daha çok telafi edici tedbirler içermektedir. Bakanlar Kurulumuzda paketimizi zaten telafi edici tedbirler ile yapısal tedbirler şeklinde ikiye ayırmıştık bunlar telafi edici tedbirler. Ayrıca, Kültür ve Turizm Bakanlığımızın turizm sektörüne yönelik uzun vadeli yapısal tedbirler üzerinde de çalışmalarını sürdürmektedir. Görüldüğü gibi Hükümetimiz turizm sektörünü bir çözüm ortağı olarak görmekte, sektörün herhangi bir zarar görmemesi için büyük bir hassasiyet sergilemektedir. Bu çerçevede bugün açıkladığımız eylem paketiyle sektörümüze doğrudan 255 milyon Türk Lirası bir destek hibe desteği sağlıyoruz. Ayrıca sektörün 288 milyon Türk Liralık ödemelerini de erteliyoruz ve üç yıla yayılmış şekilde ödeme kolaylığı getiriyoruz.
Değerli katılımcılar, konuşmamı tamamlarken birkaç hususa daha dikkatinizi çekmek istiyorum. Hassas bir dönemden geçtiğimizin farkındayız, herkesten birlik ve beraberliğe katkı vermesini beklediğimiz bir dönemi yaşıyoruz. Turizm Türkiye’nin ortak çıkarlarını ilgilendiren siyaset üstü bir alandır. Sektörümüzün moralini ve motivasyonunu bozacak demeçlerin neye hizmet ettiği açıktır. Yurt dışında her gün belli mihraklarca doğrudan Türkiye’ye ve Türkiye’nin turizmine dönük açık bir kara propaganda yürütülmektedir. Maalesef içeride de onların değirmenine su taşıyan çevrelerin olduğunu dehşetle izliyoruz. Muhalefet etmek herkes için demokratik bir haktır, ancak Hükümete, AK Parti’ye muhalefet edeceğim diye başka ülkelerin mikrofonlarında, ekranlarında, ülkemizi bu güzel Türkiye’yi kötülemek kabul edilebilir bir durum değildir.
Buradan sektörümüzün değerli temsilcilerine de seslenmek istiyorum. Ülkemiz güçlüdür, demokratik hukuk devleti kurallarını işleten nadir ülkelerden biridir. Güçlü Hükümetimiz bütün gücüyle daima sizin yanınızdadır, yeter ki siz emek ve değer üretin, özgüveninizi sağlam tutun. Yeter ki siz dünyanın gözbebeği Türkiye’yi en güzel surette temsil edin, tanıtın, sizler kendinize güvenin. Allah’ın izniyle üstesinden gelemeyeceğimiz bir sorun yoktur, ülkemiz bütün bu sorunları aşacak güçtedir.
Ayrıca buradan bütün dünyaya da Türkiye’de ağırlamayı arzu ettiğimiz bütün insanlara da seslenmek istiyorum. Türkiye evinizdir, bu güzel ve güvenli ülkeye gönül rahatlığıyla gelebilir ve tatilinizi geçirebilir, bu ülkenin derin tarihinden, güzel doğasından istifade edebilirsiniz. Bugüne kadar yaşadığınız efsanevi misafirperverliğimizle yine sizleri misafir etmeye hazırız. Bu duygu ve düşünceler eşliğinde ülkemize katma değer üreten, ülkesi için çalışan, turizm sektörüne emek ve değer katan sizlere tek tek teşekkür ediyorum. Turizm acil eylem planı destek paketinin turizm sektörümüze yeni bir ivme kazandırması dileğiyle hepinize sevgiler sunuyorum, güzel bir turizm mevsiminde barış ve huzur içinde geçireceğimiz bir yeni dönemi temenni ediyorum.
Saygılar sunuyorum.
Soru … (Mikrofonsuz Konuşma)
Davutoğlu- Tabi Türkiye içinde de son dönemlerde turizmde büyük bir artış var ve bu hem genel refah düzeyinin yükselmesiyle ilgilidir, hem de turizmde kalitenin, turizm tesislerinde kalitenin artışıyla ilgilidir. Daha önce tatilini yurt dışında geçirmek isteyen birçok imkan sahibi vatandaşımız şimdi Türkiye’nin güzelliklerini daha yakından tanımayı tercih ediyorlar. Bu çerçevede de bölge bazında zaten uygulanan bazı teşviklerimiz var ve en önemli husus burada turizmimizin çeşitlenmesidir. Yani turizmi sadece deniz turizmi olmaktan çıkarıp değişik bölgelere, yerli turizmi teşvik edecek şekilde yaymaktır. Yani bazen yurt dışında muhataplarım sorduklarında Türkiye’de turizm imkanlarını şunu söylüyorum: Öyle bir ülke ki Türkiye, hani küçük Asya derler Anadolu’ya gerçekten öyledir. Asya’nın bütün imkanları, şeyleri iklim şartları bazen aynı günlerde, aynı haftalarda eşit şekilde ülkemizde bulunur. Ben Antalya’nın, Akdeniz’in dağlarında büyüdüm, orada biz yazın karlı pekmez yaparken, karla iç içe yaşarken, Akdeniz sahilleri hemen işte 40-50 kilometre güneydeki sahiller deniz turizmine imkan sağlar. Dolayısıyla, noktasal olarak geliş gidişler değil, o geliş gidişleri çeşitlendirecek projeler ortaya koymak lazım. Dağ turizmi, kongre turizmi İstanbul’un son dönemde kongre turizminde kat etti mesafe açıktır. Yerli iç turizm anlamında da bu çerçeve de Türkiye’nin her bir köşesini görülmesini temin edecek bir turizm yaklaşımını, desteğini sağlıyoruz. Bu çerçevede de erken rezervasyon kampanyası bu sene başlatıldı, bu da iç turizme dönük önemli bir destek sağlayacaktır.
Rus turistlere gelince, halkların zevklerini, meraklarını ve yaptığı tercihleri siyasi bir kararla değiştiremezsiniz. Rus turistlerin Türkiye’ye gelişleri öyle bir anda olmadı. Geldiler, gördüler, sevdiler ve neredeyse nesilden nesle aktarılacak şekilde de Türkiye’yi en huzurlu ve rahat tatil yapacak bir yer olarak gördüler. Şimdi 25 sene önce babasıyla belki buraya turist olarak gelmiş olan bir Rus turist, bir Rus çocuğu bugün kendisi bir erişkin olarak geliyor. Dolayısıyla, bu haz ve yaklaşım Rus halkı arasında kökleşmiş bir şekilde bulunuyor. Bunu bir siyasi kararla değiştirmek, hele hele turizmi bir barış aracı olan, bir karşılıklı kültürel etkileşim aracı olan turizmi yaptırımlar üzerinden siyasi bir silah gibi kullanmak hiçbir iktidara, hiçbir ülkeye yaramaz. Ben eminim önümüzdeki dönemde göreceksiniz evet belli etkiler olur, ama Rus turistler bir şekilde yollarını bulup Türkiye’ye doğru akacaklar. Bu tarihin, doğanın doğal seyridir. Tabi biz Rusya’yla olan ilişkilerimizi de bir an önce normalleşmesini, düzelmesini, iyileşmesini istiyoruz, ama bu tek taraflı bir iradeyle olmaz, Rusya tarafında da bu iradenin gelişmiş olması lazım. Ama bizim Rus turistlere her zamankinden daha fazla misafirperver davranmamız önemli. Rusya’yla yaşadığımız gerginliğin kesinlikle aziz misafirlerimiz olan turistlere yansıtılmaması lazım. Buradan bir kez daha bütün halkımıza da sesleniyorum hangi ülkeyle ola ki geçici, arızi sorun yaşarsak yaşayalım o ülkenin misafirlerini daha da yakından ağırlayın ki Türkiye’nin nice gönlü geniş bir ülke olduğunu, bir halk olduğunu bütün dünyaya gösterebilelim. Ümit ediyorum ki bu teşviklerle, sağladığımız bu teşviklerle, imkanlarla Rusya’dan gelen turist sayısı azalmayacak. Değişik kanallar ve yollarla bu Türkiye’nin cazibe merkezi oluşturması gerçeği değişmeyecek.
Soru- Sayın Başbakan, son terör saldırıları sonrası turist sayısı azalmışken bu açıkladığınız paket bu yabancı turisti tekrar Türkiye’yi bir cazibe merkezi haline getirecek mi, asıl konu güvenliğin sağlanması değil mi burada?
Davutoğlu - Şimdi doğru, ama öncelikle şunu tespit edelim: Daha turist sayısında öyle bir düşüş, hani bir panik havası söz konusu değil, yani biz ön alıcı tedbirler alıyoruz. Ola ki bazı olumsuz gelişmeler olabilir düşüncesiyle şimdiden sektörümüze destek veriyoruz. Hani rezervasyonlarla ilgili sıkıntılar olabilir, yaşanıyor ama bunları aşacak olan şeyde esnek bir politikayla sağladığımız desteklerdir. Bu konuda inşallah turizmimizde herhangi bir daralma beklemiyoruz. Ama şu bir vaka konuşmada da zikrettiğim gibi Türkiye’ye dönük bir kara propaganda yürütülüyor. Düşünün geçen sene, yani 2015 yılı içinde Paris dünyanın en önemli destinasyonlarından biri iki büyük terör saldırısına muhatap oldu. İstanbul hiç görmek istemezdik, ama İstanbul’da bir, Ankara’da iki büyük terör saldırısı oldu. Yani şehir bazında bakıldığında İstanbul ve Ankara’da yaşanan terör saldırıları Paris’ten daha yoğun, daha fazla değildi. Kimse bu yolla Paris’in güvenilmez bir şehir olduğu gibi bir intiba oluşturmaya kalkmadı. Hatta Fransa’da, Paris’te öylesine bir travma yaşandı ki Başkan Cumhurbaşkanı Hollande orduyu Paris’e davet etmek durumunda kaldı. Biz bütün bu terör belasıyla böyle olağanüstü tedbirler almadan hayatın akışını ve doğasını değiştirmeden mücadele ediyoruz. Dolayısıyla, bu kara propaganda faaliyetlerine karşı özellikle de ülke içinden sivil toplum kuruluşlarının, siyasi partilerin bu kara propagandaya alet olmamaları lazım. Evet, zor bir coğrafyadayız, ama güzel bir coğrafyadayız. Evet, zor bir süreçten geçiyoruz, ama bu zor sürecin içinde elhamdülillah geçen sene iki seçimi başarıyla tamamlamış, demokratik hayatı işleten bir ülke olmanın gururunu taşıyoruz. Bu çerçevede ben bu güvenlik algısına dönük operasyonların hep beraber aşılabilecek bir konu olduğu kanaatindeyim. Siyasi partilerimizin, sivil toplum kuruluşlarımızın, sektörümüzün birlikte ortak bir sesle Türkiye güvenli bir ülkedir, Türkiye demokratik bir ülkedir, Türkiye gelen misafirleri en iyi şekilde ağırlayan ve huzurlu tatil yapılacak bir ülkedir sesini dünyaya vermemiz lazım. Bunun için bu sene turizme dönük olarak tanıtım faaliyetlerine yüksek özel ve yüksek bir bütçe ayırdık, ayrıca inşallah turizm sektörü temsilcilerimizle bir araya geleceğiz. Çok daha özgü bir modelle bunu bazen arkadaşlarımızla da konuştuk, tanıtım faaliyetlerini bundan sonra daha da detaylı olarak yapılandıracağız. Türkiye’ye dönük kara propaganda faaliyetleri karşısında dinamik, aktif, esnek bir tanıtım kampanyasını da devreye sokacağız.
Soru- Sayın Başbakan, turist sayısı olarak herhangi bir panik olmadığını söylediniz, ama elinizde rakamsal bir değer var mı efendim özellikle Rusya’yla yaşanan gerilimin ardından Rus turistlere yönelik olarak, geçtiğimiz yıllara yönelik olarak?
Birde efendim, bu paket bütçedeki mevcut kalemin içinde var mı turizm bütçesi olarak, yoksa ek bir maliyet mi getirecek, bunun yansıması nasıl olacak?
Davutoğlu - Şimdi tabi kastettiğim yeni dönem bakın geçen sene de kritik bir yıldı 2015, yani kritik olması şu açıdan: Suriye ve Irak krizleri devam ediyordu, petrol fiyatlarında düşme dolayısıyla Türkiye turizm aktaran büyük ülkeler Rusya gibi, efendim Irak gibi özellikle Rusya petrol fiyatlarının düşmesinden etkilenmişti, Suudi Arabistan, Körfez ülkelerinde bu anlamda bir etkilenme vardı, buna rağmen geçen sene turist sayısında bir düşüş yaşanmadı. Yani geçen sene bu aylarda aslında biz yine oturduk, bir tedbir paketi açıklamıştık ilk 6000 dolarlık teşvik paketi geçen sene bu vakitlerde açıklanmıştı. Dolayısıyla ve beklenti Türkiye’de turist sayısının etkileneceği yönündeydi ama olmadı, çünkü gerekli tedbirleri aldık. Çünkü Türkiye’nin olumlu imajı bu kara propagandayı aşabilecek bir güçteydi. Bu sene de eminim bu konudaki sıkıntıları aşacak imkanlara sahibiz. Daha rezervasyon istatistikleri net olarak yayınlanmış değil, ama bizim her şeyden önce kendi içimizde bir panik havası doğurmamamız lazım, bunun için bu destek paketini açıkladık. Eğer sektör bu anlamda bir kendisi bir karamsar psikolojiye girerse bunun yansımaları kat kat artar. Biz şunu ifade ediyoruz: Turizm sektörü Türkiye’nin cam damarı sektörlerinden biridir ve biz bu sektörü desteklemeye devam edeceğiz. Şimdi telafi edici tedbirlerle destekliyoruz, yapısal tedbirleri de devreye sokacağız. Yani Türkiye’de turizmin dünyada bakınız biz dünyanın en büyük 6. coğrafya olarak en büyük 6. ülkesi değiliz, nüfus olarak en büyük 6. ülkesi değiliz, ekonomimiz bu anlamda bu çapta değil. Ama turizm sektörüne ve turizmi Türkiye’nin o büyük kaynağına teşekkür borçluyuz ki ilk 10 ekonomiye girelim hedefini ilk gerçekleştiren sektörlerden biri turizm oldu, bu da bizim gücümüzü gösteriyor. Bu güç, bu yerleşik kültür böyle kara propagandalarla, algı operasyonlarıyla değişmez. Biz şu anda hep beraber algıyı ve psikolojiyi yönetmek durumundayız.
Maliyet konusuna gelince, zaten maliyetleri zikrettim 255 milyon Türk Lirası civarında bir hibe desteği, 288 milyon Türk Lirası civarında diğer destekler söz konusu. Bunlar Maliye yedek ödenekten karşılanacak ve herhangi bir şekilde ekonomiye bir yük teşkil etmeyecek. Biz turizm sektörümüzle birlikte inşallah omuz omuza bu zorlukları aşacağız, Türkiye yine dünyanın en cazibeli turizm destinasyonlarından biri olma özelliğini koruyacak. Bundan sonra hedef ülkeleri de değiştiriyoruz kapsamlı bir çalışma yaptık, Türkiye’nin sadece birkaç ülkeye odaklı bir turizm yaklaşımı olmayacak. Daha nitelikli, daha çok değer üreten bir yapıya turizmimizin yönelmesi lazım. Sadece bir şekilde güzel imkanlardan ucuz bir şekilde istifade etme yanında katma değeri yüksek bir turizm performansı sergilememiz lazım, bunu da sergileyeceğimize inanıyorum.
Siyasetin hedefi, misyonu halkın önünü açmaktır, yol tıkandığında ya bu yol tıkanık demek yerine o tıkanıklığı açacak tedbirler düşünmektir, bizim siyaset anlayışımız bu. Hangi sektör olursa olsun, hangi ekonomik alan olursa olsun herhangi bir engelle karşılaştığımızda geri dönüş yok, engeli ya üstünden atlayacağız, ya yanından geçeceğiz, ama mutlaka geçeceğiz, yolumuza devam edeceğiz. Bu konuda da turizm sektörü zaten dinamik ve kendisini yeniden yapılandırabilen bir sektör. O bakından bütün turizm sektörü temsilcilerimize teşekkürü bir borç biliyoruz.
Bugün açıkladığımız tedbirler, zaman hassasiyetli tedbirlerdi, yani bunları geciktiremezdik. Hatta geçen hafta açıklamayı düşündük, ama biraz daha olgunlaşması ve sizlerle istişare etmeye ihtiyaç vardı. Onun için zaman hassasiyetli telafi edici tedbirleri şimdi açıklıyoruz, sizden gelecek tekliflerle birlikte daha orta ve uzun vadeli yapısal tedbirleri de inşallah en kısa zamanda Kültür ve Turizm Bakanımız Bakanlar Kuruluna sunacak, bizler değerlendireceğiz, ama bilin ki sizlerin yanınızdayız, sektörün yanındayız. Türkiye’ye gelecek turistlerin, misafirlerimizin yanındayız. Hep beraber inşallah bütün bu algı operasyonlarına karşı Türkiye’nin gücünü keşfettiği ve başkalarında da keşfettireceği güzel günleri göreceğiz.
Tekrar çok teşekkür ediyorum, iyi günler diliyorum.