Yükleniyor...

Basbakan Davutoglu’nun, 3 Subat tarihli TBMM Grup Toplantisi konusmasinin tam metni

 

Değerli dava arkadaşlarım, değerli konuklar, ekranları başında bizi izleyen değerli vatandaşlarım; hepinize saygıyla, muhabbetle selamlıyorum.

Her şeyden önce, dün ve bugün Meriç’te söz konusu olan taşkın dolayısıyla Edirneli, Trakyalı kardeşlerime geçmiş olsun diyorum. Her zaman olduğu gibi devletimiz bütün imkanlarıyla bu tür olağanüstü durumlarda gerekli her türlü tedbiri almaktadır. Hamdolsun şu ana kadar da can ve mal kaybı söz konusu değildir. Taşkın alanında su baskını söz konusudur, Orman ve Su İşleri Bakanımız, Sağlık Bakanımız konuyla yakından ilgilenmiş ve her türlü tedbirlerin alınmasına talimatımız üzerine nezaret etmişlerdir.

Ayrıca, geçen ay İl Başkanları Toplantısında Edirne’ye yaptığım ziyarette de bizzat giderek Karaağaç tahliye ve drenaj kanal çalışmalarını takip etmiştim. İnşallah Karaağaç tahliye ve drenaj kanalı ki çok büyük bir ana kanal olacak, Edirne’yi by-pass edecek şekilde Meriç sularının bundan sonra herhangi bir taşkın olma ihtimalini yok edecek şekilde düzenlenecek. 1 ay içinde proje tamamlanıyor ve inşaat aşamasına geçiliyor inşallah.

Ayrıca bugün enflasyon rakamlarımız açıklandı, gerçekten büyük bir memnuniyetle ifade etmek istiyorum, ekonomimizdeki, bütün istatistiklerdeki olumlu trend enflasyon rakamlarına da yansıda ve son 20 ayın en düşük enflasyonunu gördük hamdolsun. Kasın ayında 9.15 olan enflasyon Aralık ayında 8.17’ye düştü, şimdi de 7.24, her ay takriben bir 1 puan düşüyor ve son 20 ayın en düşük enflasyonuna ulaştık.

Ayrıca, bu TÜFE’de de geçen ay 6.36 olan enflasyon şimdi 3.28’e düştü, bu da maliyetlerin düşüşünü gösteriyor, çekirdek enflasyonda da bir düşme eğilimi var.

Bütün bunların ekonomimizdeki olumlu gelişmelerin yansıması olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyorum. Bununla birlikte enflasyon faiz oranlarının da önümüzdeki aylarda gittikçe artan bir ivmeyle düşeceğine dair inancımız son derece güçlüdür.

Değerli arkadaşlarım, geçen hafta son derece bereketli bir hafta oldu yine, gerek siyasi gelişmeler, gerekse ekonomi alanında yaptığımız hamleler ve verdiğimiz müjdeler ile çok dolu dolu, bereketli bir hafta geçirdik.

Önce yine yurt içi ziyaretlerimizden başlayayım, çünkü bu bizim için büyük bir enerji kaynağı oluyor, halkımızla buluştukça, ülkemizin her bir köşesinden Ankara’ya daha büyük bir enerjiyle doluyoruz, Ankara’yı da enerjiyle buluşturuyoruz.

Geçen hafta Çarşamba günü Misakı Millinin yıldönümüydü, 28 Ocak 1920’de Meclisi Mebusan Misakı Milliyi ilan ettiğinde bütün ülke büyük bir istikbal kaygısı içindeydi, istiklal mücadelesi içindeydi. Şimdi aradan yaklaşık bir yüzyıl geçtikten sonra ve Cumhuriyetimizin 100’üncü yılına doğru giderken hep beraber istiklali tahkim edilmiş, istikbali parlak bir Türkiye’ye kararlı bir şeklide yürüyoruz hamdolsun. Tam da Misakı Milli haftasında biz Misakı Millinin bir güçlü şuur halinde, Kuvayi Milliye halinde tarih sahnesine çıktığı şehirlerimizdeydik, İzmir’de, Afyon’da, Manisa’da, Denizli’deydik, çok büyük bir coşkuyla, muhabbetle kongrelerimizi yaptık.

Ve 15 Mayıs 1919’da, burada iki şahsiyeti anmak istiyorum, Misakı Milli ve Kuvayi Milliye bağlamında bir yiğit insan Hasan Tahsin İzmir’de düşmana ilk mermiyi sıktığı anlarda Denizli’de de bir başka yiğit insan Denizli Müftüsü Ahmet Hulusi Efendi düşmana karşı savaş fetvası verdi, istiklal fetvasıyla istiklal kurşunu buluştu.

Ahmet Hulusi Efendi’nin sancağı çekip Kayalık Camiinden meydana doğru yürüdüğünde irat ettiği hutbe veya konuşma hala kulaklarımızda yankılanır; düşman istilası söz konusu olduğunda ona karşı mücadele etmek her Müslüman için farz-ı ayndır. O andan itibaren bütün bir millet ayağa kalktı ve bu mücadele katıldı.

Hemen o konuşmanın sonunda ise, silah sahibi olmamak bir mazeret değildir dedi Ahmet Hulusi Efendi. Elinizde 3 çakıl taşı varsa dahi onu düşmana atacaksınız ve bu mücadeleye katkıda bulunacaksınız.

Şimdi ben de buradan 95 yıl sonra bir kez daha bütün milletimize çağrıyla bir şekilde 100’üncü yıla yürürken temel ilkemizi vurguluyorum, herkes yeni bir misakı millide buluşmalı ve bu misakı millinin hedefi doğrultusunda elinde ne varsa, heybesinde ne varsa bu mücadeleye katılmalı, 3 çakıl taşı olan dahi bu çakıl taşlarını üst üste koyup Türkiye’yi yeniden inşa faaliyetine, AK Parti’nin başlattığı kalkınma hamlesine katılmalı. Bu çerçevede mücadelemizi, kalkınma hamlemizi sürdüreceğiz, 2023 yolunda kararlı bir şekilde yolumuza devam edeceğiz.

Şimdi İzmir’de çok geniş katılımlı kongremizle birlikte sivil toplum kuruluşlarıyla buluştum ve orada bir müjdeyi İzmirli kardeşlerimizle, vatandaşlarımızla, hemşerilerimizle paylaştım, inşallah Ankara’dan sonra İstanbul’da Başbakanlık Ofisimiz vardı, şimdi bir Başbakanlık ofisini de İzmir’de açıyoruz inşallah en kısa zamanda.  Bu yolla İzmir’e verdiğimiz önemi gösterme yanında, Hükümet hizmetlerini ülke sathına yayma konusunda da çok önemli bir adım atmış olacağız. İzmir’deki Başbakanlık ofisinin devreye girmesiyle ayda birkaç günümüzü İzmir’de geçireceğiz ve İzmir eksenli olarak da bütün Ege’de yapılacak faaliyetleri koordine edeceğiz.

Biz her bir bölgemize, her bir şehrimize kalkınma hamlemizde özel roller, özel görevler biçiyoruz. Nitekim İzmir’e dönük olarak da, İstanbul-İzin Otobanı inşallah 2017’de bütünüyle devre girdiğinde Körfez geçişiyle birlikte 9,5 saatlik İzmir-İstanbul arası 3,5 saate düşecek. Aynı şekilde Ankara-İzmir Otoyolu, Ankara-İzmir tren yolu devreye girdiğinde Osmanlı’nın payitahtı İstanbul ile Cumhuriyetin Başşehri Ankara İzmir’le birleşmiş ve İzmir’den Akdeniz’e güçlü Türkiye’nin mesajı verilmiş olacak. İzmir ve onun hinterlandındaki şehirler…

Çandarlı Kuzey Ege Limanı’nın devreye girmesiyle İzmir yine tarihte olduğu gibi bütün Ege’nin, Akdeniz’in en büyük limanlarından, en büyük ticaret ve sanayi şehirlerinden biri haline gelecek. Güzel İzmir’imizin, istiklal sembolü İzmir’imizin hak ettiği yeri almasında kararlıyız.

Maalesef son 12 yıl içinde bütün şehirlerimizde çok ciddi hamleler söz konusu olurken, şehirlerimiz Türkiye’nin genel kalkınmasında hak ettikleri yeri alırken, İzmir’deki yerel yönetim anlayışı bu gelişmelere ayak uyduramadı ve İzmir yükselen şehirler trendinde hak ettiği yeri bulamadı. Bundan sonra bizzat takip edeceğim, İzmir’deki her gelişmeye bizzat müdahil olacak ve İzmir’i hak ettiği yere getireceğiz inşallah.

Önümüzdeki Mayıs ayında İzmir trafiğini rahatlatacak Konak Tüneli ışığını gördü, açacağız. Manisa’yla İzmir arasındaki Sabuncubel Tünelinin inşaatını bizzat devlet olarak üstlendik, onu açacağız. Ve İzmir’i hinterlandındaki şehirlerle, Manisa’yla, Denizli’yle, Afyon’la, Kütahya’yla, Uşak’la, bütün bir Ege’yle İzmir’i ulaşımla, ticaret hatlarıyla, lojistik merkezleriyle irtibatlandırarak Ege’de başlı başına büyük bir ekonomik havza oluşmasına büyük bir önem veriyoruz. İstiyoruz ki,

Marmara ve civarındaki ticaret, sanayi, ekonomi yoğunlaşması, üretim yoğunlaşmasını ülkenin her tarafına belli merkez şehirler etrafında yayalım, bu çerçevede de İzmir’e yönelik olarak yine sivil toplum kuruluşlarıyla yaptığımız toplantıda vurguladım, Denizli’de yine sivil toplum kuruluşlarıyla yaptığımız toplantıda vurguladım, yüksek teknoloji ihtiva eden projelere 5’inci bölge teşviki uygulayacağız, böylece Türkiye’nin her yerinde yüksek teknoloji, orta yüksek teknolojinin yayılmasına özel bir özel göstereceğiz ve bu noktada Ege’mize özel bir önem atfettiğimizi her fırsata vurguladık, vurgulamaya devam edeceğiz.

Bu vesileyle İzmir bağlamında özellikle bir konunun altını kongrede de vurgulamıştım, burada da vurgulamak istemiyorum; Cumhuriyetçilik, Misakı Milli ve Kuvayi Milliye ruhuna sahip çıkmakla ortaya konabilir. Türkiye’de bu anlamda gerçek Cumhuriyetçi parti cumhurun iradesini öne çıkaran ve cumhurla birlikte yürüyen AK Parti’dir.

Yıllardır değişik şehirlerimizde yaşam biçimine müdahale gibi birtakım vehimlerle AK Parti’nin bu şehirlerle olan irtibatın koparmaya çalışanlara sesleniyorum; Türkiye’de AK Parti’nin müdahil olamadığı, giremediği, nüfuz etmediği hiçbir ülke köşesi yoktur, gönül gönle konuşamadığı, özgürlükler içinde ortak geleceği paylaşamadığı hiçbir toplum kesimi yoktur ve olmayacaktır. Biz, kıyısıyla, hinterlandıyla, dağlarıyla, ovalarıyla, deniziyle, yaylarıyla bütün Türkiye’nin partisiyiz, bütün Türkiye’nin partisi olmaya da devam edeceğiz.

Ege Bölgemize dönük olarak entegre bir kalkınma stratejisini adım adım uygulamaya devam edeceğiz. Ticaretin, ulaşımın, tarımın, turizmin, bütün temel sektörlerin buluştuğu Ege Bölgemizin önümüzdeki kalkınma ve hamle döneminde öncü bir rol oynamasına büyük önem veriyoruz.

Bir çerçevede bir müjde de Manisa’da üzüm üreticileriyle paylaştım, burada da tekrar sizin huzurunuzda paylaşıyorum, üzümdeki üretim arz fazlasını absorbe etmek, almak üzere önümüzdeki haftalardan itibaren okullarımızda sütle birlikte kuru üzümü de öğrencilerimize ikram edeceğiz inşallah. Bu, bizim tarım ürünlerine daha önce de bu kürsüden ilan ettiğimiz destek çalışmalarının bir başka aşamasını teşvik ediyor, üzüm üreticilerimize hayırlı, mübarek olsun diyorum.

Biz böyle milletimizle buluşurken ve milletimizle birlikte omuz omuza 2015 Haziran seçimlerine yürürken, diğerleri de çok değişik koalisyon çabalarını sürdürüyorlar. Dikkate ediniz, Cumhuriyet Halk Partisi, MHP, HDP Türkiye gündemi üzerinden kendi politikalarını anlatmak yerine, sürekli olarak farklı çabalarla AK Parti üzerinden siyaset yapmaya çalışıyorlar. Biz İzmir’e, Aydın’a mı gittik, İzmir’e, Aydın’a, Manisa’ya müjde mi verdik, bir bakıyorsunuz ertesi gün Kılıçdaroğlu oraya gidiyor. Ümit ederiz ki bizim gittiğimiz her yere giderek ülkeyi tanımaya başlar, Ankara’nın dar koridorlarından çıkar. Ama açık söyleyeyim, hızımıza kimsenin yetişmesi mümkün değil. Son 5 ay içinde 50’yi aşkın vilayetimizi ziyaret ettik, inşallah önümüzdeki aylarda bütün vilayetlerimizi ziyaretlerle tamamlayacağız, seçimlerde de ikinci turu yapacağız, onlar arkamızda bizi takip etmeye devam etsinler.

Biz milletle buluşurken, milletle geleceğe kararlı bir şekilde yürürken, perde gerisinde bazı ittifak çalışmalarının yürümekte olduğunu da görüyoruz. Dikkat ediniz, geçen sene 17-25 Aralık kumpaslarından sonra 30 Mart’a giderken sadece AK Parti’yi engellemek için bu paralel çete şu propagandayı yaptı: Her yerde AK Parti karşısında kim güçlüyse onu destekleyeceğiz, yani Doğu’da, Güneydoğu’da HDP’yi, kıyılarda CHP’yi, İç Anadolu’da MHP’yi. Düşünün, Kur’an öğrenmeyi yasaklayan bir tek parti zihniyeti yapmaktan çekinmedi bunlar. Aynı şekilde çözüm sürecine bir taraftan karşı çıktılar, bir taraftan da HDP’yle kol kola girmekte hiçbir beis görmediler. MHP’nin durumu ise daha da ilginç, MHP de yine bu paralel çeteye karşı çıkmak yerine, bütün bu organizasyon içinde yer aldı ve çatı adayla Cumhurbaşkanımızın adaylığı karşısında ortak bir adayla sahneye çıktılar. Ama ne oldu? Onlar çatı aday etrafında bir koalisyonla birleşirken, biz milletle bütünleştik ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde onlara en büyük dersi verdik.

Şimdi Sayın Bahçeli yine geometri merakına sarmış, gelir dağılımın anlatırken piramitten bahsetmiş, elipse döndürelim bunu demiş. Kendi iktidarları döneminde gelir dağılımının nasıl olduğunu herkes biliyor, Türkiye’nin yüzde 30’u neredeyse 4 doların altında yaşıyordu, yüzde 5’e yakın bir nüfus 1 doların altında yaşıyordu. Şimdi 1 doların altında, 2 doların altında, 3 doların altında yaşayan yok, 4 doların altında ise sadece yüzde 2’lik, yüzde 3’lük bir oran kaldı, inşallah onu da yakında 4 doların üstüne çıkartacağız. Sayın Bahçeli elipsle, üçgenle uğraşmasın, biraz paralelle ilgilensin, paralelle.

Milletle yolu hiç kesişmeyen, böyle hani paralel sonsuza kadar yan yana gider ya, hep bunlar yan yana gidiyorlar, milletle yolları hiç kesişmiyor, kesişim noktaları yok. Onlar paralelle paralel bir şekilde yürümeye devam etsinler, biz sıratı müstakimde yürümeye devam ediyoruz, devam edeceğiz.

Afyon, Manisa’da, Denizli’de de söyledim, 30 Mart öncesinde Sayın Başbakanımız bir rahatsızlık geçirdiğinde Konya mitinginin sorumluluğu üzerimde kalmıştı, orada da vurgulamıştım, bu propaganda yaygınlaşınca her yerde AK Parti’nin karşısında kim varsa onu destekleyin propagandası, orada söylemiştim, zaferin de bir tadı var, tek tek gelmeyin, hepiniz birlikte gelin, hepinize karşı zafer kazanmak bizim için daha da büyük zevk verici olacak.

Benim Anadolu’nun her bir köşesinde gördüğüm heyecan, kongrelerimizde gördüğüm coşku, 12 yıl sonra AK Parti’ye elhamdülillah ne bezginlik bulaşmış, ne yorgunluk, hep diriyiz, hep diriyiz, hep geleceğe omuz omuza yürüyoruz. Onlar telaş içinde kendi dertlerine düşsünler, birbirleriyle nasıl ittifak peşinde olacaklarını hesap etsinler, biz milli irade istikametinde sıratı müstakimde yürüyeceğiz.

Dikkat edeniz, CHP’den, MHP’den ya da HDP’den Türkiye’nin temel meseleleriyle ilgili tek bir görüş duyuyor musunuz? Hayır. Alternatif bir dış politika yaklaşımı var mı? Yok. Alternatif bir ekonomi yaklaşımı var mı? Yok. Baktılar Türkiye’de ümit yok, bu sefer Yunanistan’daki gelişmeye, Syriza, Sayın Çipras’a ümit bağladılar, onu örnek alıyorlar. Ama Sayın Çipras’a telefon görüşmesi yaptığımızda kendisine de ifade ettim, o da buna katıldığını söyledi, 2002’de nasıl Türk ekonomisi mefluç hale gelmişse, nasıl bütün siyasi partilerden ümit kesilmişse, biz milli iradeyi arkamıza alarak rasyonel politikalarla 12 yılda hasta adam denilen bir ülkeyi küresel güç haline getirdik. Sayın Çipras da buna katıldığını ifade etti.

Biz sadece milletimizi örnek alıyoruz, milletimizle birlikte yürüyoruz, muhalefet ise, acaba başka başarılardan ilham alıp Türkiye’ye bir şey aktarabilir miyim telaşı içinde veya popüler gündem arayışları içinde. Onlara tavsiyem, hiç başka yere gitmesinler, Anadolu’ya sığınsınlar, Trakya’ya sığınsınlar, bizim yaptığımız gibi Anadolu insanının, Trakya insanının terleriyle terleri buluşsun, gönülleriyle gönülleri buluşsun. Ankara’da birtakım kriz beklentileri içinde siyaset yapmak yerine, siyaset dizaynı yapan paralel çeteyle işbirliği yapmak yerine kendilerine güvensinler. Ama kendilerine güvenmezler, çünkü siyasette omurgaları yok, duruşları yok, siyasi kimlikleri berrak değil,  Bir gün bakarsanız Cumhuriyetçi, ertesi gün paralelcilerle işbirliği içinde, bir gün ulusalcı, ertesi gün bölücülerle koalisyon hazırlıkları içinde. Önemli olan, siyasette duruştur, omurgadır, bu da sadece AK Parti’de var ve AK Parti bu duruşunu kim ne derse desin sürdürmeye devam edecek.

Geçtiğimiz hafta içinde siyasi gündem dışında yoğun bir şekilde ekonomik reform çalışmalarına da devam ettik. Öncelikle Grup Toplantımızı yaptığımız Salı günü öğleden sonra inşaat sektörüyle buluştuk, inşaat sektörünün bütün öncü kuruluşlarıyla ve temsilcileriyle yaklaşık 5 saatlik bir toplantıda bir araya geldim. Şunu bir kez orada zikrettim, burada da zikrediyorum: İnşaat sektörüyle reel sektör birbirine alternatif karşı sektörler değildir, aksine gayrisafi milli hasılanın yüzde 5’ini, ama yan sektörlerle yüzde 30’unu, 250 yan sektörle yüzde 30’unu temsil eden inşaat sektörü reel sektörün merkezindedir ve reel sektörle birlikte gelişir, büyür. İnşaat sektörümüzün dününü, bugününü, yarınını, konuştuk.

Çarpıcı bir rakam vereceğim, ilk yurt dışı müteahhitlik hizmeti verdiğimiz 1972’den 2002 yılına kadar 30 yıl inşaat sektörümüzün, müteahhitlerimizin dışarıda aldığı toplam proje tutarı 44 milyardı, 44 milyar 30 yılda. 12 yılda bizim dönemimizde alınan toplam proje miktarı 260 milyar dolar, aramızdaki fark bu, 260 milyar dolar. 30 yılda 44 milyar, 12 yılda 260 milyar dolar. Bunu da yakın takiple bu imkanı müteahhitlerimize sağladık. Ülke içinde konut sektörünün gelişimi konusunda da dev adımlar attık, atmaya devam edeceğiz. Nitekim orada burada da bir kez daha sizlerle paylaşacağım bir müjdeyi hem yeni ev sahibi olmak isteyen vatandaşlarımıza, hem de konut sektöründe talep artışı bekleyen müteahhitlerimize ilettim. İnşallah yapacağımız düzenleme ile yüzde 25 peşinat zorunluluğu var biliyorsunuz yeni konut alımlarında. İlk evi alan konut taliplisi için bu 25 peşinat vesilesiyle yaptığı tasarrufun yüzde 15’ini de biz kendisine devlet desteği olarak vereceğiz. İki hafta önce bu salondan çeyiz hesabını aktarmıştım ve müjdesini vermiştim. Evleneceklere, evlilik hazırlıkları için ebeveynlerin yaptığı tasarrufa yüzde 15 katkı. Şimdi hem evlenmek, yani eş sahibi olmak, aile sahibi olmak, hem de ev’lenmek, konut sahibi olmak için de yine yüzde 15 desteği verdik, inşallah konut sahibi olmayan aile kalmayacak bu ülkede, elimizden gelen her türlü çabayı yürüteceğiz.

Yine bu çerçevede, İmar Yasası noktasında düşüncelerimizi de paylaştık ve herhangi bir yanlış anlaşılma olmaması yönünde de kapsamlı istişarelerde bulunduk inşaat sektörümüzle. Bir kez daha burada Grubumuzda da vurgulamak istiyorum; üzerinde çalışmakta olduğumuz İmar Yasasında herhangi bir şekilde vatandaşlarımızın sahip oldukları arazi, arsa ve evin değer kazanması dolayısıyla bir vergi gelmesi söz konusu değildir. Böyle tahrifat yapanlar olduğunu duyuyoruz. Hiçbir şekilde vatandaşlarımıza herhangi bir vergi yükü söz konusu değildir, vergi de söz konusu değildir. Belediyelerimizin yaptığı genel düzenlemeler çerçevesinde olabilecek değer artışlarında da hiçbir vergi söz konusu olmayacaktır, hiçbir yükümlülük söz konusu olmayacaktır. Sadece herhangi bir vatandaş bireysel bir imar değişimi talebinde bulunursa bireysel olarak, o imar talebinin getirdiği ek değer kamunun yaptığı imar düzenlemesiyle ilgili olduğu için onunla ilgili bir düzenleme gelecek. Ve bireysel taleplerde de bir arsada bir imar değişimin getireceği yüksek kazancın yan arsada olmamasının doğuracağı adaletsizliği gidermek için de bunların pafta, ada ve bir sokak, cadde düzeyinde olmasına da özen göstereceğiz. Burada bizim yaptığımız çalışma adaleti sağlamak ve belli bir düzensizliği ortadan kaldırmak içindir. Kesinlikle yeni bir vergi de söz konusu değildir, şerefiye artışından kaynaklanan yeni bir yükümlülük de söz konusu değildir. Bireysel taleplere yönelik olarak yaptığımız bir düzenlemedir, bunu da bir vesileyle daha vurgulamak isterim.

İkinci önemli ekonomik faaliyetimiz geçtiğimiz hafta içinde, geçtiğimiz Çarşamba günü 25 öncelikli dönüşüm programının son üçüncü paketini 8 ana sektörden oluşan paketi de ilan edip 25 sektörel dönüşüm programını tamamlamış olduk. Hatırlayacaksınız Kasım ayında reel sektörün dönüşümüyle ilgili 9 paketlik bir program açıklamıştık, Aralık ayında makro ekonomik istikrara dönük olarak yine 8 paketlik bir açıklama yapmıştık, son paketi de insan odaklı ve sosyal boyutu içeren programlara dönük olarak açıkladık. Böylece 1350 eylemden oluşan Cumhuriyet tarihinin belki de en kapsamlı sektörel dönüşüm projesini devreye sokmuş oluyoruz.

Birçok kez vurguladık, 12 yıllık AK Parti iktidarları bir anlamda yoldaki engelleri ortadan kaldırdı, alt yapıda büyük devrim mahiyetinde adımlar attı. Özellikle ulaştırmada, bütün alt yapı alanlarında ve ikinci hamle döneminin önünü açtı. Bu birinci hamle döneminde gayrisafi milli hasılamız milli hasılamız dört misli arttı, ihracatımız 158 milyar doları buldu. Ulaştırmada devrim mahiyetinde adımlar attık. Her ile neredeyse havaalanlarımızda demiryolu hızlı tren projelerimizde 6 bin kilometrelik duble yolu 17 bin, 18 bin kilometrelere çıkararak devrim mahiyetinde adımlar attık. Şimdi yapmak istediğimiz niteliksel dönüşüm ile ekonomide ikinci hamle dönemini başlatmak. Bunu 62. Hükümet programını 1 Eylül 2014’te sizin huzurunuzda okuduğumda vurgulamıştım, şimdi 8 aylık, 10 aylık bir seçim hükümeti gibi davranmadık, o programda vurguladığımız, altını çizdiğimiz her hususu hayata geçirmek için gece-gündüz çalışıyoruz. Bu G-20 ülkeleri arasında da açıklanan en kapsamlı programdır. Arkadaşlarımıza talimat verdim, şimdi yapacağımız bu sektörel dönüşüm programının getirdiği avantajları, bu sektörel dönüşüm programının getirdiği yeni vizyonu bölgelere, değişik bölgelerimize anlatmak üzere çalışma ekipleri oluşturacağız. Bakanlarımız bütün bölgelerimizi ziyaret ederek bunu bölge bazında Ege, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu, İç Anadolu, Karadeniz, Akdeniz, Trakya, Marmara Bölgeleri basında tanıtacağız, kentlerimizi de, şehirlerimizi de, şehir ekonomilerimizi de bu vizyonla birlikte nasıl yeni bir geleceğe yönelteceğimizin de istişarelerini şehirler bazında yapacağız. Zaten son 6 ay içinde 50 vilayetimizi ziyaret ettim, en az 25’inde STK’larla buluşup bu yeni vizyonumuzu paylaştım. Şehirden bölgeye, bölgeden ülkeye, ülkeden küresel alana ekonomiyi birbiriyle entegre bir kalkınma stratejisi olarak bundan sonra 2023 hedefleri doğrultusunda yönetmeye devam edeceğiz. Biz bu 25 sektörel dönüşüm programıyla ülkemize yeni ufuklar, tabiri caizse Misaki Milliyi misaki iktisadiye dönüştüren, bir ekonomik misaka dönüştüren hamleler yapıyoruz, Misaki Millinin altını dolduruyoruz. Misaki Millinin altı nasıl dolar? Misaki siyasiyle, yani milli birlikle, beraberlikle, işte çözüm süreciyle, bütün toplum kesimlerini bünyemizde barındırmakla, Türkiye’nin her yerine hizmet götürmekle. Bir de misaki iktisadi var, o da Türkiye’yi ekonomik olarak kendi ayakları üzerinde duran, kimseye muhtaç olmayan güçlü ve kudretli bir ülke yaparak.

Misaki Milli nutukları atmak kolay. Misaki Millinin siyasi perspektifi, Türkiye’nin bütünlüğünü korumak için gerekli tedbirleri almaktır. Misaki Millinin iktisadi perspektifi misaki iktisadi Türkiye’yi bir daha IMF’e muhtaç kılmayacak şekilde ekonomimizi tahkim etmektir. Biz Misaki Millinin altını doldurarak yürüyoruz. Misaki Milli bundan sonra daha da tahkim edilecek, hiç kimse Türkiye içinde veya dışında Türkiye’nin milli birliğini bozacak şekilde faaliyet göstermeye cesaret edemeyecek, bizim Misaki Millimiz budur. Ve yine hiç kimse bir daha Türkiye’yi uluslararası fonlara muhtaç hale getiremeyecek. 2023’e geldiğimizde misaki siyasi, misaki iktisadi üzerinden ve misaki siyasinin yeni zemini olacak özgürlükçü bir anayasayla yepyeni bir milli, iktisadi, siyasi gelecek öngörüyoruz.

Ekonomi alanında üçüncü önemli toplantımız ve yine müjdelerle neticelendirdiğimiz faaliyetimiz, KOSGEB’in organize ettiği 3. KOBİ ve Girişimcilik Ödül Töreni. KOBİ’ler toplumların, ekonomilerin omurgalarıdır. Ekonomik istikrarla sosyal istikrar arasındaki bağı KOBİ’ler kurar. Türkiye’de de toplam işletmemizin yüzde 99,5’i, toplam istihdamın yüzde 77’si, toplam katma değerin yüzde 55’i KOBİ’lerimiz tarafından sağlanıyor. Onun için biz bu yılı hem ülke içinde KOBİ’leri destekleme yılı, hem de G-20’de KOBİ’leri dünya gündemine getirme yılı ilan ettik. G-20 Dönem Başkanlığımız süresince KOBİ’leri dünya gündeminde tutacağız. İçeride de KOBİ’lerimizin güçlendirmesi için her türlü desteği vereceğiz. Bu ödül töreninde hem başarılı KOBİ’lerimize ödüllerini verdik, hem de dört önemli müjdeyi kendileriyle paylaştık.

Birincisi; markalaşma ve kurumsallaşma desteği vereceğiz. KOBİ’lerimizin küçük ölçekten orta ölçeğe, orta ölçekten büyük ölçeğe yönelebilmeleri için markalaşmaları ve kurumsallaşmaları şart. Onun için işletmelerimize 150 bin Türk Lirası destek vereceğiz bu yönde yapacakları çalışmalar için.

İkincisi; KOBİ’lerimizin tek tek güçlü olmaları çok zor. Üç işletme, üç KOBİ biraraya gelip işbirliği, iş gücü perspektifiyle ortak bir proje geliştirdiklerinde biz buna 350 bin lira geri ödemesiz, 1 milyon 200 bin lira geri ödemeli 1,5 milyon lira kredi imkanı tanıyacağız. Ve bunun için de çok geniş bir perspektifte bütün KOBİ’lerimize destek sağlayacağız. Markalaşma ve kurumsallaşmada 100 milyon Türk Liralık toplam kredi, ama bu alanda ise herkese açık, önü açık bir kredi anlayışını geliştireceğiz. Yine ar-ge, inovasyon ve endüstri uygulama alanlarında KOSGEB desteğini yüzde 50 artıracağız.

Daha önce girişimcilere destek programı çerçevesinde kadın ve engellilere ek yüzde 10 sağlıyorduk, bunu yüzde 20’ye çıkarıyoruz. Şehit ve gazi yakınlarına da bu imkanı tanıyoruz. Bütün bu desteklerden kadın girişimcilerimiz ve engelli girişimcilerimiz yüzde 20 nispetinde daha fazla istifade edecekler, şehit ve gazi yakınlarımız da bundan istifade edecek, onlara da bu istifade imkanını tanıyoruz. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde KOBİ’lerimizin bütün taleplerini ekonomik rasyonalite ve makro ekonomik stratejik planlarımız çerçevesinde değerlendirip KOBİ’lerimizi dünyayla rekabet eder hale getireceğiz.

Bugün bir sektörümüzle ilgili iki önemli kararımızı ve müjdemizi sizlerle paylaşmak istiyorum, ilk defa bu Grup Toplantımızda açıklayacağım.

Türkiye’nin en önemli sektörlerinden birisi turizm sektörüdür. Turizm sektörü, bacasız fabrika olarak bilinir ve çok geniş istihdam imkanları oluşturur. Türkiye son dönemde, bizim dönemimizde turizmde olağanüstü bir hamle dönemi yaşadı. 12-13 milyon turizm kapasitesi 40-50 milyonlara doğru giden ve en kısa zamanda 50 milyona ulaşacağımız bir noktaya geldik. Fakat bu sene turizmde ciddi sıkıntıların olabileceği bütün dünyada konuşuluyor. Türkiye için de iki gelişme önemli. Özellikle Bağımsız Devletler Topluluğu, yani Rusya başta olmak üzere oradan gelen turizm, misafirlerimiz diyeyim, misafirlerimizin tabii ekonomik sıkıntıdan kaynaklanan sorunları var. Yine İran’dan da bu çerçevede gelen turistlerde bazı sıkıntılar olabileceğini öngördük. Bu çerçevede erken rezervasyonlarda bir düşüş, iptal haberleriyle ilgili de birtakım gelişmeler olduğu haberini alınca geçtiğimiz hafta içinde Kültür ve Turizm Bakanımız, ilgili bakanlıklarımızla bir toplantı yaptık ve sektörü bu kritik yılda iki alanda destekleme kararı aldık. Birincisi; önümüzdeki iki ay içinde seyahat acentelerinin organizasyonuyla bu ülkelerden Türkiye’ye gelen her yolcu uçağına ek yakıt desteği vereceğiz, her uçak için 6 bin dolar yakıt desteği vereceğiz. Dolayısıyla şimdiden uçuş iptalleri ya da rezervasyon iptallerinin önüne geçeceğiz. Tur acentelerinin, seyahat acentelerinin yükünü hafifletmiş olacağız ve herhangi bir iptali de engellemeye çalışacağız. Bunu da destekleme ve fiyat istikrar fonundan bu kaynağı karşılayacağız.

İkincisi; tur operatörlerine Hazine destekli kredi kefaleti sağlayacağız. Bu da, Kredi Garanti Fonuyla sağlanacak ve tur operatörlerine, bu ülkelere çalışan tur operatörlerine dönük olarak da ciddi bir kredi imkanı sağlayacağız.

Dün Bakanlar Kurulu’muzda yaptığımız toplantıda kararlaştırdığımız bir müjdeyi de, BAĞ-KUR sigortalılarına, değerli BAĞKUR’lu vatandaşlarımıza iletmek istiyorum. 2 milyon 336 bin BAĞKUR’lunun prim borcu vardı, bunlardan 1 milyon 31 bini dün akşam itibariyle borçlarını yeniden yapılandırdı. Geriye 1 milyon 305 bin kardeşimiz kalmıştı şu veya bu şekilde prim borçları birikmiş kardeşlerimiz. İki aylık prim borcu olunca sağlık hizmetlerinden yararlanma imkanı olmuyor. Bu BAĞKUR’lu kardeşlerimizin, vatandaşlarımızın da sağlık hizmetlerinden yararlanması bizim için önemli bir vazife, bir görev idi. Bu çerçevede dün arkadaşlarımıza gerekli talimatları verdik, çalışmalar tamamlandı, şu andan itibaren 12 aydan fazla borcu olan esnaf ve çiftçi kardeşlerimizin hizmetlerini ve primlerini donduruyoruz. Bu şu demek: 1 milyon 305 bin kardeşimizin sağlık yardımlarından yararlanması garanti altına alınmış oluyor. Dolayısıyla bir şekilde borçlarını yapılandıramamış olan 1 milyon 305 bin kardeşimizin prim borcu da, hizmetler de donduruluyor, bu borçlar dondurulduğu için de sağlık yardımlarından yararlanma imkanı sağlanıyor.

Ayrıca, bu vatandaşlarımız imkanları elverdiğinde ben tekrar kaldığım yerden primlerimi ödeyerek bu hizmetten istifade etmek istiyorum dendiğinde de kaldıkları yerden bu süreç ihya edilebilecek ve borçlarını ödeyerek BAĞKUR’luluk süreçleri devam edecek. Kimsenin de sağlık yardımından mahrum kalması söz konusu olmayacak.

Gördüğünüz gibi değerli arkadaşlarım, bir taraftan vatanımızın her bir köşesine gidip kongrelerimizde vatandaşlarımızla buluşuyoruz, kongrelerimizi büyük coşku, düğün, demokrasi şöleni halinde yapıyoruz, diğer taraftan yurt dışı temaslar ve Hükümet faaliyetlerini, ekonomik projelerimizi sürdürüyoruz, ama en önemlisi de Haziran-2015 seçimlerine kararlı bir şekilde yürüyoruz. Kim hangi vesveseyle hareket ederse etsin, kim hangi tuzağı kurarsa kursun Türkiye’nin istikbali bütün milleti kucaklayan AK Parti’nin elindedir ve bu istiklali korumaya kararlıyız. Afyon’dan İzmir’e yürüyen istiklal orduları gibi biz de 2023’e istikbal orduları şeklinde yürüyoruz. Ve nasıl istiklal orduları zafere ulaşmışsa, istikbal ordularının öncüsü olan AK Parti de zafere ulaşacaktır.

Yolumuz hayırlı, menzilimiz akıbetimiz hayrola inşallah. İyi günler diliyorum.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.