Yükleniyor...

Basbakan Davutoglu’nun 5. Olagan Kongre’de Yaptigi Konusma

 

Şahadetleriyle milletin birliğine ve inancına, ülkenin bütünlüğüne, bayrağın azizliğine şahitlik eden yüce şehitlerimizi huzurunuzda rahmetle anıyor, ailelerine taziyelerimizi bir kez daha sunuyorum. Allah mekanlarının cennet eylesin.

Değerli kardeşlerim, şimdi sizleri bu şehitlerin emaneti taşıyan AK Parti kadrolarını şehitlerimiz ve dün Mekke’de hayatını kaybeden hacılarımız için Fatiha okumaya davet ediyorum El Fatiha. (“Şehitler Ölmez Vatan Bölünmez” sesleri)

Evet, şehitler ölmez, vatan bölünmez. Biraz önce değerli Divan Başkanımız şehitlerimize hürmeten bu salonda bugün müzik icra edilmeyecek dedi, ama bu salonda şu anda müziklerin en ulvisi, en etkileyicisi, en kudretlisi icra ediliyor. Bu salonda bugün yüreklerin ritmi var, yüreklerin ulvi seslenişi var ve yüreklerin ritmi Anadolu’nun, Rumeli’nin her bir köşesinden gelen bu ritim evet Anadolu’nun, Rumeli’nin her köşesinden gelen AK yürekliler Fırat kenarından, Dicle kenarından, Sakarya’dan, Yeşilırmak’tan, Kızılırmak’tan, Çoruh’tan gelen AK yürekliler bugün tek bir yürek ritmiyle milyonlarca vatandaşımızla birlikte yürekler vatan vatan vatan diye çarpıyor, millet millet millet diye çarpıyor, bayrak bayrak diye çarpıyor, birlik birlik birlik diye çarpıyor, kardeşlik kardeşlik kardeşlik diye çarpıyor. Bundan daha ulvi bir müzik olamaz, bir arada çarpan yüreklerden daha gür bir ses olamaz. İşte şehitlerimizin o emanetini yüreğinde taşıyarak 81 vilayetimizden buraya Başkente, Ankara’mıza gelen değerli kardeşlerim, gönüldaşlarım, bacılarım, dava arkadaşlarım; hepinizi saygıyla, muhabbetle selamlıyorum.

Yurt dışından kongremizi teşrif eden değerli misafirlere hoş geldiniz diyorum. Değerli kardeşlerim, geçen sene 27 Ağustos’ta 2014’te burada sizlere Sayın Cumhurbaşkanımızla birlikte hitap ederken sözlerime zamana, mekana ve insana selam olsun diye başlamıştım. Evet, zamana selam olsun, mekana ve insana selam olsun. Öyle bir mekanda yaşıyoruz ki bu mekan Rabbimizin bir millete lütfedeceği en güzel mekandır. Afro-Avrasya’nın merkezinde çevresi bereketli denizlerle, bağrı kaynak dolu ırmaklarla yüklü bir vatanın vatandaşları olmanın gururunu taşıyoruz. (“ Bir şarkısın sen ömür boyu sürecek…”) sesleri Bu şarkı ömür boyu sürecek gençler, son nefese kadar sürecek şarkı yüreklerin ritmidir.

Böyle bir mekanda böyle bir mekanda yaşayan topluluklar, yaşayan milletler zor sınavlarla ve büyük zaferlerle aynı anda karşı karşıya kalırlar. Öyle bir mekanda yaşıyoruz değerli kardeşlerim dünyanın ön önemli siyasi olayları, tarihin en köklü medeniyetleri, dünya ekonomisinin en önemli kaynakları bu mekanda. Bu aziz mekanda, bu coğrafyada yaşamanın büyük zaferlere zemin teşkil edecek nimetleri kadar büyük imtihanlara hazır olunması gereken külfetleri de vardır. İşte (“Türkiye seninle gurur duyuyor”) sesleri. Böyle bir sevdayı taşıyan gençlerle beraber olmak ne güzel, böyle bir aşkı taşıyan AK Parti delegeleriyle beraber olmak ne güzel, böyle bir davayı omuzda taşıyan 81 vilayetten gelen bacılarımızla, yiğitlerimizle olmak ne güzel ne güzel. Ayağa kalkan Anadolu çocuklarıyla, Rumeli çocuklarıyla, Mezopotamya çocuklarıyla, Kafkasya çocuklarıyla Orta Asya, Horasan çocuklarıyla olmak ne güzel, ne büyük şereftir sizinle yürümek, ne büyük aşktır sizinle yürümek, sizinle konuşmak, sizinle yüreği atmak ne güzel. Ne bir aşktır ki bu yürekler konuşur diller susar, zihinler konuşur tuzaklar susar Allah sizden razı olsun. Bizi aşkla kucaklayandan, muhabbetle kucaklayan bir kardeşten daha yüce ne vardır?

Değerli kardeşlerim, bugün 5. Olağan Büyük Kongremizi daha başlarken en gür sesle başlattınız hoş geldiniz dediniz, hoş bulduk sefalar getirdiniz, muhabbetler getirdiniz ülkemizin her bir yanından.

Değerli kardeşlerim, mekandan bahsediyordum mekanlar imtihan alanlarıdır işte dünyanın en önemli coğrafyasında dünya kaynaklarının dağıtıldığı en bereketli topraklarda yaşamak büyük medeniyetler kurmak gibi zorlu sınavlarla karşı karşıya gelmek anlamını taşır. Bütün dünya mazlumları adına esselamün aleyküm. Filistin adına, Gazze adına, Suriye, Balkanlar, Orta Asya Kafkasları adına selam olsun esselamü aleyküm.

İşte bugün Olağan Büyük Kongremizden yükselen bu selam sesi emin olun şu anda bütün mazlum diyarlarda yankılanıyor. 2001 14 Ağustos’unda Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde AK Parti kadroları yürüdüğünde zorlu bir mekanda, zorlu bir zamanın önünde yürümüştü aziz kardeşlerim. Zorlu bir mekandı Irak Savaşı yanı başımızdaydı, Filistin bunalım devam ediyordu, Balkanlarda çatışmalar sürüyordu, her bir coğrafyadan imdat sesleri yükseliyordu zor bir zamandı. Bu aziz millet, 2001 ekonomik krizinden yeni çıkmıştı, zorlu günlerdi, 28 Şubat kalıntısı bütün antidemokratik uygulamalar milleti sıkboğaz etmiş en temel özgürlükler bile yaşanamaz hale gelmişti. Ama Afyon’dan bir ses yükseldi Kurucu Genel Başkanımız, Kurucu Liderimiz Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın sesi yükseldi. O ses ile birlikte yürüyenler bugün aramızda bulunan Kurucular Kurulu o ses ile birlikte yürüyenler o günden bugüne MKYK’da görev yapmış olan kardeşlerim hepsi bu sesi ayakta tutmak için, bu sesi yüceltmek için hep beraber yürüdük. İşte şimdi 5. Olağan Büyük Kongremizde bir kez daha bu kutlu yürüyüşe öncülük eden Kurucular Kuruluna, MKYK üyelerine, bütün milletvekillerimize, il, ilçe, belde belediye başkanlarımıza, il ve ilçe belediye meclis üyelerimize, teşkilatımızın her kademesindeki teşkilat mensuplarımıza, Kadın ve Gençlik kolları teşkilatımızın yiğit takipçilerine, mahalle temsilcilerine, sandık müşahitlerine, üyelere ve AK Parti hareketinin vicdanını temsil eden delegelerimize şükranlarımı sunuyorum.

Geçen sene burada Olağanüstü Büyük Kongremizi yaparken Sayın Cumhurbaşkanımızın hitabından sonra söz aldığımda bir hususun altını çizdim ve dedim ki, bu kongre bir veda kongresi değil, bir vefa kongresidir. Biz kez daha başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, AK Parti hareketine öncülük eden, bu harekete katkıda bulunan bütün kardeşlerimizi, dava arkadaşlarımızı burada huzurunuzda saygıyla selamlıyorum, ahrete intikal edenler rahmetle anıyorum. Bir vefa hareketi olan AK Parti kadroları, AK Parti hareketi bünyesinden iki Cumhurbaşkanı, üç Başbakan, beş Meclis Başkanı çıkardı. Ne bereketli bir hareket ki, ne kutlu bir yürüyüş ki 14 senede başka hiçbir partiye nasip olmayan en büyük başarılara imza atma yanında bu 14 senede devletin en üst makamlarını hep kendi mensuplarıyla temsil eder buldu. Bir kez daha halkın oylarıyla ilk defa seçilen Cumhurbaşkanımıza selam ediyoruz. Bünyemizden, hareketimizden çıkan ilk Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’e selam ediyoruz. Meclis Başkanlarımıza, Sayın Bülent Arınç’a, Sayın Köksal Toptan’a, Sayın Mehmet Ali Şahin’e, Sayın Cemil Çiçek’e, Sayın İsmet Yılmaz’a milleti temsil ettikleri o yüce makam dolayısıyla selamlarımızı, teşekkürlerimizi, minnetlerimiz sunuyorum.

Bu kadronun her bir neferi en yüksek makamda da olsa, en nefer anlamında en alt düzeyde faaliyet yapıyor gibi görünse de hepsinin makamı, mevki birdir. Hepimiz omuz omuza bir hareketin kardeşleriyiz, omuz omuza bir hareketin yürüyen yürekleriyiz.

AK Parti bir yürek hareketidir, AK Parti bir vicdan hareketidir. AK Parti susturuldu zannedilen, uyudu zannedilen bir devin ayağa kalkmasının adıdır. O dev ayağa kaktı artık diz çöktürülemez, o dev ayağa kalktı artık tereddüt yok, artık herhangi bir şekilde durmak yok.

Değerli kardeşlerim, eskiler mehteran yürüdüğünde güzel bir bantla gül bantla o yürüyüşü şereflendirirlerdi. Denirdi ki, vakitler hayrola, hayırlar fethola, şerler defola. Vaktimiz hayrolsun, hayırlar fetholsun, şerler defolsun.

Buraya gelmek kolay olmadı, bu çileli yolu yürümek kolay olmadı 14 Ağustos’ta kuruluşumuzda ilk MKYK Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından faaliyete geçtiğinde hiç kimse AK Parti hareketinin 1,5 yıl geçmeden iktidar olacağını düşünmüyordu, engelleri koydular önümüze. Sayın Cumhurbaşkanımızı o zaman Genel Başkanımızı yasaklı kıldılar, her türlü engeli önümüze çıkardılar, ama 3 Kasım’da iktidar olmamızı engelleyemediler.

Şimdi bakınız hep beraber bir muhasebe yapalım, bütün kongrelerimizin kısa kısa muhasebesi. 3 Ekim, 12 Ekim 2003 ilk Büyük Kongremiz AK Parti iktidara gelmiş önünde büyük sorunları bulmuş Irak Savaşı, Avrupa Birliği ve Kıbrıs sorunları başta olmak üzere ekonomik krizler hepsinin karşısında 1. Olağan Kongre’de bütün AK Partililer iktidara milleti taşımış olmanın gururuyla ne gelirse gelsin, kim ne yaparsa yapsın biz buradayız dediler, buradayız milletin huzurundayız dedik. Ve 2003’te Ekim ayında başlayan ilk kongreyle birlikte ciddi sınamalar, ciddi zaferlerle birlikte geldi. 2003 Kongresinden sonra oluşan MKYK, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde çok çetin sorunlarla boğuştu. Önünde Irak Savaşını buldu, Avrupa Birliği süreci bekliyordu birer birer sorunların üzerine gidildi. 2004’te yerel seçimlerden bir zaferle çıktık, arkasından Kıbrıs müzakerelerini yaptık, ülkede darbe teşebbüslerinden bahsedenler oldu. İktidara tutunamaz denilen, iktidarda kalamaz denilen AK Parti iktidarını milletle birlikte millet iktidarı olarak pekiştirdi. Zorluklar devam etti bu sefer baktılar ki AK Parti Kongresi ve AK Parti’yle birlikte ortaya çıkan şuur engellenemez sözde cumhuriyet mitingleri yaptılar. 2006’da 2. Büyük Kongremize giderken 2. Büyük Kongre’de 11 Kasım 2006’da bu sefer yeni kadrolar yeni sınavlarla karşılaştı. Ama hamdolsun her sınav bize bir bereket, bize bir rahmet, bize bir zafer vesilesi oldu. 2006’nın kongresiyle iş başına gelen kadrolar, 2007’de 27 Nisan e-muhtırasına muhatap oldular. Daha önce 27 Mayıs’ı yapmış olanlar, 12 Eylül’ü, 28 Şubat’ı yapmış olanlar bir muhtırayla birlikte sizlerin, AK Partinin yolundan ayrılacağını zannettiler. Aziz AK Partililer, o gün 27 Nisan’da aynı gün bu kadrodan öyle bir ses yükseldi ki bu millet bir daha vesayete, darbeye izin vermez dedi. 27 Nisan e-muhtırası karşısında AK Parti’nin onurlu duruşu demokrasinin zaferi oldu. Bu sefer dediler ki, dediler ki bu sefer, AK Parti’nin içinden cumhurbaşkanı seçilemez. AK Parti kadroları seçime gitti Temmuz seçimleriyle AK Parti sadece Başbakanlık makamını değil, Cumhurbaşkanlığı makamını da bu kadronun temiz ellerine aldı. O zaman bize destek veren milletimiz hep bu desteğini sürdürdü ve AK Parti’nin içinden, bağrından bir Cumhurbaşkanı çıkmasını engellemek isteyenler bu sefer 21 Ekim’de 21 Ekim 2007’de referandumda bir kez daha sukutu hayale uğradılar. 21 Ekim 2007 referandumuyla artık devletin en yüce makamı da halkın seçtiği oylarla gelen Cumhurbaşkanı tarafından doldurulacaktı. Ve ilk halkın ilk oylarıyla seçilen Cumhurbaşkanı da bu kadroların içinde çıktı. Meclis’in seçtiği ilk Cumhurbaşkanı da AK Parti kadrolarından, halkın seçtiği ilk Cumhurbaşkanı da yine AK Parti kadrolarından çıktı. İşte sınamalar, zaferlerle birlikte gelir, sınamaya, sınava, çileye hazır olmayan bizim aramıza gelmesin, biz zor günlerin hareketiyiz. İşte bu zor günler arka arkaya geldi.  Arkasından baktılar ki engellenemiyor bu sefer parti kapatma davası açıldı. 2. Olağan Büyük Kongrede seçilen kadrolar parti kapatma davasıyla da mücadele ettiler.

Şimdi soruyorum, milletin bağrından çıkanları kapatmak mümkün mü? (“Hayır” sesleri) Millete hitap eden kadroları susturmak mümkün mü? (“Hayır” sesleri) Ve milletle yürüyenleri durdurmak mümkün mü? (“Hayır” sesleri) İşte bu inanç ve kararlılıkla AK Parti aynı hızla yola devam etti ve 2009’da 3. Büyük Kongremize gittik, 3. Büyük Kongremizde 2009’da 3 Ekim’de yine gür bir sesle hep beraber milli irade dedik, demokrasi dedik, özgürlükler dedik, Türkiye ve dünyada adalet dedik. İşte 2009 Kongresiyle işbaşına gelen kadrolar bu sefer küresel ekonomik krizle ve onun etrafında gelen büyük çalkantılarla mücadele etmek zorunda kaldı.

Yine 2009 kongresiyle birlikte biz vakitler hayrola, hayırlar fethola, şerler defola demeye devam ettik. Darbeleri vesayetler def ettik, bütün yasakları kaldırdık ve hayırlara doğru yürüdük. Hayır neydi? Hayır özgürlüklerdi, hayır insan onuruna yakışan bir hayattı, hayır Allah’ın lütfettiği bu mekanda yükselen küresel güç olan Türkiye’yi inşa etmekti.

Değerli kardeşlerim, 2009’la birlikte yerel seçimlerde yeni bir zafer kazandık oylarımızda nispi bir düşü görenler, zannettiler ki AK Parti hareketinde bir sarsıntı var. Mahalli seçimlerin doğası içinde yüzde 40’tan aşağı bir düşüş zannedildi ki AK Parti’nin hareketinde bir durgunluğa sebebiyet verecek. Sayın Genel Başkanımız o zaman Sayın Başbakanımızdı o zaman ve şimdi Cumhurbaşkanımız bütün kadrolara aynı mesajı verdi, durmak yok yola devam. Ve 2011’de bu sefer 3. Olağan Kongre’nin getirdiği yönetimle 2011 zaferine yürüdük. Türkiye’de bir partinin alabileceği en büyük oy oranını alıp tekrar başarılara imza attık. Yine aynı şeyi söyledik vakitler hayrola, hayırlar fethola dedik hayırlara fethetmeye devam ettik. Ve 2012 Kongresi, 2012 Kongresi çetin yollardan geçilip iki referandum, dört seçim zaferi, yerel seçim zaferlerinden sonra yeni bir dönemin ışığını ortaya çıkardı. 2012 Kongresiyle birlikte 30 Eylül’de Türkiye’de artık demokrasinin ve 2023 hedeflerinin gerçekleşmesi için yola çıkan kadrolar nihai hedefe 2023’te büyük güç Türkiye yürüme kararı aldı. (“Tezahürat” sesleri) Kocaeli’de yerinde, bütün Türkiye’de yerinde Allah’ın izniyle.

Gençler, bu heyecanı 1 Kasım’a taşımaya var mısınız? (“Varız” sesleri) Bu heyecanla bu Kongre heyecanıyla 1 Kasım’da yeni bir zafer yazmaya var mısınız? (“Varız” sesleri) Var mısınız? (“Varız” sesleri) Yürümeye hazır mısınız? (“Hazırız” sesleri) Toprağa sağlam basmaya hazır mısınız? (“Hazırız” sesleri) Yüreğindeki ateşi, aşkı 81 ile taşımaya var mısınız? (“Varız” sesleri) Yolumuz hayırlı olsun inşallah. Ama şimdi gelin hep beraber muhasebemizi devam ettirelim.

30 Eylül 2012 Kongresi yeni hedeflerin kongresiydi. Durdurulamayan AK Parti hareketini önüne bu sefer yeni engeller, yeni sınamalar geldi. Daha 2011 seçimlerinin o büyük zafer tutkusu devam ederken Türkiye en büyük yatırımlara, en köklü atılımlara başlamışken 2013 Mayıs’ında bu sefer yeni bir sınamayla karşı karşıya kaldık. En büyük projeler İstanbul’da dünyanın en büyük havalimanı, faizlerin en düşük düzeye indiği, IMF’ye son kuruş borcunda ödendi bir günlerde birileri düğmeye bastı ve Gezi provokasyonları başladı. Arkasından Gezi provokasyonlarıyla mücadele ederken, bu sefer 17-25 Aralık tuzakları kuruldu. Bu tuzakları karşısında 30 Mart seçimlerine gittik ve yeni bir zafer kazandık. Bu şunu gösteriyor: Hayırları fethetmeye çıkanların önüne çok tuzak kurulur, çok şer tuzakları kurulur bu şer tuzakların def etmeye var mıyız? (“Varız” sesleri) Hayırları fethetmeye var mıyız? (“Varız” sesleri) İşte 17-25 Aralık’ta paralel çetelerin kurduğu ihanet tuzakları karşısında da AK Parti kadroları dimdik durdu. Aramızdan tek bir çiviyi sökemediler. Hiçbir şekilde AK Parti kadrosunun içine nifak sokamadılar. Daha sonra 10 Ağustos 2014’te yeni bir zafere Sayın Cumhurbaşkanımızla birlikte yürüdük ve emaneti ondan devralmanın onurunu taşıdım. Yine yetmedi, bu zaferin arkasından da bu sefer Kobani bahane edilerek olaylar çıkarıldı. Gördüğünüz gibi, her zaferimiz bir sınama, her sınama bir zafer getirdi. Kobani olayı bahane edilerek çıkarılan olaylar karşısında da milletimizin ferasetini, istiklalini, istikbalini düşünen yoğun bir çabayla çıktık 7 Haziran seçimlerine gittik. Ve şimdi değerli kardeşlerim, bugünkü temel sloganımız da ilk günlük aşkla, ilk günkü 14 Ağustos 2001’deki aşkla birlik diyoruz, dirlik diyoruz, kardeşlik diyoruz.

7 Haziran seçimleriyle yeni sınamalar önümüze geldi değerli kardeşlerim. Şimdi bu sınamalar için, bu sınamalar karşısında yeni zaferlere yürümek için sizlerle Olağan Kongremizi yapıyoruz. Bakın nedir sınamalar? Birincisi, 7 Haziran sonrasında yüzde 41 oyla en büyük parti olmamıza ve daha önce Türk demokrasi tarihinde alınabilecek en yüksek oy oranlarından birini almamıza rağmen tek başına iktidar olamadık. Parlamento’ya dört partinin girmiş olması dolayısıyla tek başına iktidarımız mümkün olmadı. Bunu görenler Türkiye’de bir yönetim boşluğu olacağı vehmine kapılanlar, AK Parti kadrolarıyla temsil edilen Türkiye’nin kaderini karartmak isteyenler düğmeye bastılar. 20 Temmuz günü DEAŞ terör örgütü, aynı gün PKK, birisi Suruç’ta 32 vatandaşımızı katletti, diğeri Adıyaman’da bir askerimizi şehit etti. Ertesi gün DHKP-C terör örgütü, daha sonra yine bölücü terör örgütü askerlerimize, polisimize saldırmaya başladılar, gövde gösteri için sokaklara çıkmaya başladılar. Zannettiler kir bu ülke sahipsiz, zannettiler ki 7 Haziran seçimlerinin çıkardığı tablo Türkiye’de bir kaosa izin verir. Hep söylüyorum, çakallar puslu havaları sever, bütün çakallar meydana çıktı, onun karşısında da Anadolu yiğitleri, AK Parti kadroları ayağa kalktı. Ve biz bu milleti kimseye bırakmayız bu milletin kaderini, bu ülkenin kaderini kimseyi bırakmayız dedik.

Değerli kardeşlerim, bugün birinci büyük sınamamız milletimizin birliğini, vatanımızın bütünlüğünü tehdit eden terör olaylarına karşı dimdik ayakta durmaktır. Türkiye’de geçmişte olduğu gibi bugünde iki zihniyet çarpışıyor. Bir, milleti bölenler, ayrıştıranlar, etnik ve mezhebi temelde farklı kutuplaşmaların önünü açanlar, milletin özgürlük alanlarını daraltanlar, baskı ve zulüm uygulayanlar bakınız 12 Eylül nasıl getirdiği antidemokratik uygulamalarla ve Türkiye’de sivil demokratik hayata son vermesiyle ayrıştırıcı bir etki yapmıştır. Aynı şekilde bugün terör örgütünü yaptığı zulüm, baskı ve terör örgütünün getirdiği ayrıştırıcı zihniyette birbirinin ikiz kardeşidir. Buradan sesleniyoruz, Türkiye’de ne dikta yönetimlerine, ne de terör örgütlerinin baskı ve zulmüne karşı taviz vermeyeceğiz, onlara karşı dimdik ayakta milli iradeyi, özgürlükleri, demokrasiyi savunacağız.

14 yıl içinde Türkiye’deki bütün yasakları kaldırdık birer birer ret ve asimilasyon politikalarına son verildi. Herhangi bir şekilde kimsenin kimliğine, hayat tarzına, etnik veya mezhebi geleneğine ayrıştırıcı bir tutum takınılmadı. Kendisi gibi düşünmeyenlere karşı acımasızca davrananların karşısında AK Parti her zaman milli birliği temsil etti. Şimdi biz 14 yıllık demokratik birikim üzerinde bir kez daha AK Parti kadrolarının bu Olağan Büyük Kongresinde gür bir sesle söylüyoruz hem demokrasi diyoruz, hem kamu düzeni diyoruz, hem özgürlük diyoruz, hem güvenlik diyoruz. 20 Temmuz’la, 23 Temmuz arasında ülkemizi kaosa sürüklemek için harekete geçenlere karşı Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti olarak devraldığımız ağır sorumluluğun farkında olarak net ve açık bir talimat verdik ve şunu söyledik: Türkiye’nin her köşesinde sadece ve sadece meşruiyet hakim olacak. Türkiye’nin her köşesinde kim vatandaşlarımızın huzurunu, sükununu bozmak ister, Türkiye’yi kaosa sürüklemek isterse onlara karşı en şiddetli ceza verilecek. Ve o günden bugüne bunların Kuzey Irak’taki karargahları da, Türkiye içinde odaklandıkları her merkezde, her şer odağı da Türkiye Cumhuriyetinin ve onun meşru emniyet ve güvenlik güçlerinin operasyonlarıyla temizleniyor.

Bütün milletime sesleniyorum, hiç tereddüt etmeyiniz Türkiye kendi içindeki hainlerle de, kendi dışındaki hasımlarla da mücadele edecek güce ve kudrete sahiptir. Bu güç ve kudreti kim sarsmak isterse karşısında bizim kararlılığımızı bulacak. Bütün bu çabalar Türkiye’de huzuru, güvenliği teminat altına almak içindir. Bugün birçok acı olayla acı bir şekilde bir kez daha tecrübe ettiğimiz terör saldırıları karşısında fethetmek istediğimiz hayır birliktir, kardeşliktir. Biz birlik ve kardeşlik için yola çıktık bininsin ki kim ayrıştırıcı bir tutum takınırsa, kim diğer bir vatandaşımıza karşı ötekileştirici bir zulüm uygularsa onun karşısında olacağız. Bu operasyonlarımız kesinlikli ve hiçbir şekilde 90’lı yılların güvenlikçi anlayışıyla ilişkilendirilemez. O yıllar faili meçhuller vardı, o yıllarda kendi yaylasında, mezrasına çıkamayanlar vardı. O yıllarda birçok baskıyla kendi ana dilinde ağıt yakamayanlar vardı. Ama şimdi Türkiye’nin her yerinde Türk, Kürt, Sünni, Alevi 78 milyon bütün özgürlüklerle taşıntı, bu özgürlüklerle birlikte vatandaşlarımızı bağrımıza bastık.

Türkiye’nin her köşesindeki vatandaşlarıma sesleniyorum, omuz omuza veriniz selamı, kardeşliği, barışı egemen kılalım. Diyorlar ki, Kürtlerin devleti neresi? Net bir sesle soruyorum Türklerinde, Kürtlerinde, Sünnilerinde, Alevilerinde devleti Türkiye Cumhuriyeti Devletidir.

İstiklal Savaş’ında bir arada olanlar, Çanakkale Savaş’ında bir arada olanların torunları bundan sonra da ebediyete kadar bir arada olacaklar. Bu topraklar Anadolu’dan, Rumeli’den gelen nice büyük topluluklara, nice büyük muhacir göçlerine şahit oldu hepsine gönlümüzü açtık, hepsini bağrımıza bastık, ama zannediyorlar ki, bu özgürlükçü anlayışı durdurabilirler. Kesinlikle Türkiye’de demokrasi bütün nitelikleriyle hakim kılınacak ve Türkiye hiçbir baskıya, zulme, teröre izin vermeyen aydınlık bir geleceğe yürüyecek inşallah.

Değerli kardeşlerim, geçen sene burada Sayın Cumhurbaşkanımızdan görevi devraldığımda önümüzdeki dönemin yol haritasını çizmek itibariyle 9 restorasyondan bahsetmiştim, yeni bir inşa ve ihya faaliyetinden bahsetmiştim. Şimdi söylüyorum bir kez daha bu vesileyle milli birliğimizi tahkim etmek üzere söylüyorum: Özgüven restorasyonumuz, özgüvenimiz sabit kılınacak. Toplumsal bütünlüğümüz, milli birliğimiz hakim kılınacak. Demokrasimiz kesin bir surette bütün temel özellikleriyle çağdaş ve evrensel özellikleriyle hakim kılınacak. Bürokrasimiz, devletimiz kamu yönetimi itibariyle en muhkem bir şekilde yeniden inşa edilecek. Ahlaki restorasyonu hayata geçirip siyasette, ekonomide, sosyal hayatta ahlakı egemen kılacağız. Yargı reformuyla 17 Nisan’da açıkladığımız yargı reformuyla yargıyı sağlam temellerde ve tam ve objektif bağımsız bir çerçevede yeniden inşa edeceğiz. Yine kültür ve medeniyet restorasyonumuz sürecek, ekonomide kalkınmamız, büyük hamlemiz devam edecek ve dış politikada uluslararası alandaki restorasyonumuz sürecek. İşte bu terör saldırıları, bu büyük hedef karşısında piyonların ve piyonlarla birlikte harekete geçen şer odaklarının saldırılarıdır. Şimdi buradan bu kongreden bu piyonlara ve onların arkasındakileri söylüyoruz ki: Türkiye Cumhuriyetinin her santimetrekaresinde sadece ve sadece Al Bayrak olacak, sadece ve sadece bu milletin birliği ve beraberliği hakim olacak. Kamu düzenini sağlayacağız, kamu düzeninin temeli olan meşruiyetten hiçbir zaman taviz vermeyeceğiz.

Cizre olaylarını bahane edenler, Cizre’de vatandaşlarımıza geçmişte terör baskısıyla baskı uygulayanlar, şimdi orada stoklanan silahları, kazılan hendekleri görmüyorlar ve bizim Hükümetimizin aldığı tedbirlere karşı söz beyan etmeye kalkıyorlar. Bilsinler ki, Cizre’de aynen Keşan gibi ya da Bergama gibi ya da Of gibi Türkiye’nin kuzeyindeki, güneyindeki, batısındaki ilçeler gibi Türkiye Cumhuriyetinin aziz bir toprağıdır ve her ilimizde, her ilçemizde mutlak surette kamu düzeni sağlanacak, kardeşliğimiz pekiştirilecektir.

Burada daha geçtiğimiz günlerde Diyarbakır’da 11 Eylül 2015 sabahı Yenişehir’de bir gencin 22 yaşındaki Şehmuz’un çalıştığı çorba dükkanına yapılan saldırı da bu gencimizin şehit olmasının acısını taşıyoruz. Düşününüz ki, Türkiye’yi kana bulamak isteyenler faili meçhullerle birlikte Diyarbakır’da Şehmuz’u, Erzincan Kemah yolunda 60 yaşındaki Makbule Hanım’ı tarayarak haince katlettiler. Bu hainleri karşı bütün vatandaşlarımız el ele tam bir aidiyet bilinciyle geleceği inşa edeceğiz. Ne Kobani olaylarındaki olduğu gibi Yasin Börü ve arkadaşlarına yapılanlar, ne Diyarbakır’daki Şehmuz’un, ne Erzincan Kemah yolundaki Makbule Hanım’ın bundan sonra da hatıraları silinmeyecek, onların kanları üzerinde terörü egemen kılmak isteyenlere karşı güvenlik güçlerimizle birlikte halkımız omuz omuza mücadele edecek.

Şunu bir kez daha vurguluyorum: Kamu düzeni mutlak surette sağlanırken sivil vatandaşlarımıza Doğu’da, Güneydoğu’da yaşayan kardeşlerimize en küçük bir şekilde demokratik hukuk devleti kuralları içinde en küçük bir şekilde zarar verilmeyecektir, kardeşlerimiz korunacaktır.

Doğu ve Güneydoğu’daki vatandaşlarımıza sesleniyorum, sizler Hakkari’de hakkınız olduğu kadar, Edirne’de de hakkınız var. Batı’daki kardeşlerime sesleniyorum, kuzeydeki, güneydeki kardeşlerime de sizlerin Edirne’deki hakkınız kadar Hakkari’de de hakkınız var. Bu toprakların her bir santimetrekaresinde bütün vatandaşlarımız hakkını, hukukunu koruyacağız.

Değerli kardeşlerim, ikinci büyük sınama 7 Haziran’la birlikte yönetim boşluğu vehmine kapılanlarla birlikte yaşadığımız ikinci büyük sınama dış dünyadaki çevremizdeki gelişmelerle ilgili. Bir tarafta küresel ekonomik kriz devam ediyor, diğer tarafta çevremizdeki altı ülkede en azından kamu düzeni sarsılmış, bu ülkelerde kardeş kavgalarıyla bir yangın sürüyor. Türkiye 2023’e yürürken artık bu yangın ortamının içinde istikrar ve huzuru kalıcı kılmak ve ekonomik başarı hamlesini devam ettirmek zorunda.

Bakınız 1. Kongremizi yaptığımızda 2001’de Türkiye içinde bir ekonomik kriz vardı, buna karşı biz dirlik mücadelesi verdik ve 12 yıl içinde ekonomik krizler içindeki Türkiye’den, yükselen bir ekonomik güç olan Türkiye’yi gerçekleştirdik.

5. Kongreyi yaparken küresel ekonomik krizin etkileri devam ediyor. Sadece gelişmiş ülkelerde değil, son dönemlerde gelişmekte olan dinamik ekonomilerde de sıkıntılar yaşanıyor, ama Türkiye G-20 Zirvesine hazırlanıyor. Buradan ekonomik hedeflerimiz itibariyle şunları vurgulamak istiyorum: Dört ayaklı olarak bir, küresel ekonomik krizden gelen bütün şokları karşılayacak şekilde Türkiye’nin ekonomisi makroekonomik dengeleri şimdiye kadar olduğu gibi korunacak, her türlü tedbiri alacağız ve hiçbir şekilde küresel ekonomik krize Türkiye’nin bu kriz girdabına girmesine izin vermeyeceğiz. Aynı şekilde başlatılan bütün büyük projeler kesinlikle hayata geçirilecek. Makro projeler, Cumhurbaşkanımızın Başbakanlığı döneminde başlayan projeler mutlaka hedefine ulaştırılacak. Otoyollar, hızlı tren projeleri, şehir hastaneleri, tüneller, yeni hava alanları ve Türkiye’nin her kesimine ulaşan büyük hamleler şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da sürecek.

Milli sanayi, milli savunma sanayi hamlemiz devam edecek. Türkiye’nin kendi uçağını, kendi savaş gemisini, kendi denizaltısını, kendi tankını yapan güçlü bir ülke olma yolundaki kararlılığından asla vazgeçmeyeceğiz.

Aziz kardeşlerim, bunların yürütülebilmesi için yapısal reformlara devam edeceğiz. 25 öncelikli programı aynı kararlılıkla sürdürecek, Türkiye’nin orta gelir tuzağına düşmesine asla izin vermeyeceğiz. Bu çerçevede de bütün amacımız sürdürülebilir bir kalkınmayı Türkiye’nin teknoloji yoğun kalkınmayla yeni ve köklü bir ekonomik hamlenin içerisine girmesini hedef ediniyoruz. Son 14 yıl içinde altyapı yatırımlarıyla Türkiye’yi dünyanın en önemli ekonomik güçlerinden biri haline getirdik. Şimdi hedefimiz bu altyapı yatırımların yoğun teknolojiyle, güçlü ve nitelikli insan gücüyle ve her türlü meydan okumaya hazır güçlü özel sektörüyle yeni bir atılıma hazırlamak. Ve nihayet makroekonomik dengeleri korurken, büyük yatırım projelerine hızla devam ederken, yapısal reformları gerçekleştirirken vatandaşlarımızın günlük hayatıyla ilgili bütün tedbirleri alacağız ve işçilerimize, memurlarımıza, emeklilerimize, kadınlarımıza, gençlerimize yepyeni bir geleceğin ışıklarını 2001’den bu yana aldığımız hızla kendilerine sunacağız. İnşallah bunları bu ekonomik reform ve hedeflerimizi 22 Ağustos’ta yapacağımız aday tanıtım ve seçim kampanyası başlangıcıyla bütün Türkiye’ye duyuracağız. Orada şimdiye kadar 3 bin dolarlardan alıp, 10 bin dolarlara çıkardığımız kişi başına düşen milli geliri toplumun her katına nasıl yayacağımızın müjdelerini de hep beraber sizlerle paylaşacağız. Ama son 3 ay içinde dahi memurlarımıza verdiğimiz 2016 için yüzde 6 ve yüzde 5 zam, toplam yüzde 11.3 zam toplam yüzde 11.3 zam Türkiye’de hiçbir şekilde çalışan kesimlerin enflasyon altında ezilmeyeceğinin işaretidir.

Değerli kardeşlerim, gerek terör belasıyla, gerekse bütün bu ekonomik meydan okumalarla mücadele edebilmek için üçüncü büyük sınama Türkiye’de istikrarın, kalıcı, sürdürülebilir tek başına iktidarın temin edilmesidir. 7 Haziran seçimlerinde seçimlerin olduğu günün akşamı balkon konuşmasında söylediğim şeyi bir kez daha söylüyorum, milletimiz bu seçim neticeleriyle yine en büyük sorumluluğu AK Parti kadrolarının omuzlarına yüklemiştir. Şimdi hep beraber bu üç aya bakalım. Milletimizde, ekran başındaki kardeşlerimiz ve vatandaşlarımıza da sesleniyorum, bu üç içinde AK Parti olarak bu sorumluluğu derinden hissedip Türkiye’de yönetim boşluğu oluşmaması için her türlü çabayı gösterdik, ama karşımıza yüzde 60’lık bir blok iddiasıyla çıktılar. Daha 7 Haziran gecesi Sayın Bahçeli benim konuşmama cevap mahiyetinde dedi ki, Türkiye artık en kısa zamanda erken seçime gitmelidir, hiçbir şekilde hiçbir koalisyonun içinde yer almayacağız dedi. HDP aynı şekilde hiçbir sorumluluk almayacağını ilan etti. Cumhuriyet Halk Partisi yüzde 60’lık bloklardan bahsetti. Şimdi üç ay takriben geçti yüzde 60’lık blok masalı tuttu mu? Yüzde 60’lık Türkiye’yi bloklaşmaya sevk edenlerin rüyaları gerçekleşti mi? Gerçekleşmedi, gerçekleşmez, çünkü onlar küçük siyasi hesaplar içinde davrandılar. Biz ise meşruiyet çizgisi içinde Türkiye’de nihai millet makamı olan Türkiye Büyük Millet Meclis’inde kendi Meclis Başkanımızı seçtik. Karşımızda küçük ayak oyunlarıyla, Meclis Başkanlığını almak isteyenler milletin iradesi karşısında ve AK Parti’nin her birine teşekkür ediyorum 258 AK yürekli milletvekilinin direnciyle bu tam bir sukutu hayale uğradılar ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanlığına yine bir AK Partili seçildi Sayın İsmet Yılmaz’ı bir kez daha kutluyorum.

Daha sonra Sayın Cumhurbaşkanımız bendenize görev verdi, bütün parti liderlerini ziyaret ettim, her birine gelin ülkeyi herhangi bir yönetim boşluğuna düşürmeyelim, birlikte bir hükümet kurma çalışması içine girelim dedim. Cumhuriyet Halk Partisiyle yaptığımız görüşmeler uzun, yoğun istikşafi görüşmeler şeklinde cereyan etti, ama derin görüş ayrılıkları vardı. En önemli görüş ayrılığı da bu hükümeti bir tamir hükümeti gibi görmeleri. Ben orada kendileri de söylüyorum, şimdi sizlerle de paylaşıyorum 12 yıllık AK Parti Hükümetleri tam bir inşa, ihya ve imar hükümetleridir. Hiçbir şekilde herhangi bir tarz da bu birikimi yok sayacak şekilde bir koalisyona giremezdik. Birileri bütün AK Parti iktidarlarını tam bir başarısızlık gibi gösterip restorasyondan bahsederse biz ona kendi imar ve inşa planımızı, ihya planımızı anlatırız. İşte o sebeple Cumhuriyet Halk Partisiyle derin o görüş ayrılıkları nedeniyle hükümet kurmak mümkün olmadı.

Milliyetçi Hareket Partisini ziyaret ettik Sayın Bahçeli’yi, daha oturur oturmaz herhangi bir şekilde kanaat beyanına imkan vermeyecek şekilde hayır dedi bir hükümete hayır dedi koalisyon hükümetine, seçim hükümetine hayır dedi, azınlık hükümetine hayır dedi, yeni bir erken seçime birlikte gidelim dediğimizde hayır dedi. Biz şerler karşısında hayırlar için yola çıktık, onlar ise milletin menfaati ve çıkarı karşısında hayır diyerek yola çıktılar. İşte bütün bu yollar tıkanınca Sayın Cumhurbaşkanımız 23 Ağustos’ta Türkiye’de erken seçime gitme kararı aldı. Bir kez daha söylüyorum, Türkiye’de Cumhurbaşkanımıza saldıranlara, bizlere oyalama taktiği yapmakla bizleri itham edenlere buradan soruyorum, her getirdiğimiz teklife hayır diyen siz değil misiniz? Her görüşmede bu görüşmelerin yönünü tıkayan siz değil misiniz? Türkiye’de Hükümet boşluğu olmasın diye çaba sarf eden, terörle mücadele ederken bir tarafta da hükümet kurma çalışmaları yürüten bizlere karşı en ağır hakaretleri, en ağır ithamları yapan sizler değil misiniz? Daha ilk günden Türkiye’de AK Parti’yle herhangi bir şekilde birlikte olamayacağını iddia edenler sizler değil misiniz?

Bütün bu üç ay içinde Sayın Cumhurbaşkanımıza haksız şekilde saldıranlar, bizleri Türkiye’de erken seçime götürmek için oyalama taktiği güttüğümüzü iddia edenler milletimizin bütün bu olaylara şahitlik ettiğini unutuyorlar. Gece gündüz çalışarak, bir taraftan haince bize saldıran terör örgütleriyle mücadele ettik. Bu hain terör örgütlerinin yurt dışındaki odaklarına, Kuzey Irak’ta bölücü terör örgütüne, Suriye’de DEAŞ’a karşı en etkin mücadele yöntemiyle mücadele ettik. Diğer taraftan ülkede herhangi bir ekonomik kriz çıkmasın diye ekonomik politikaları kararlı bir şekilde sürdürdük, yani hayırları fethetmeye çalıştık, etrafımıza şer odakları toplantı hep beraber karşımıza geldiler yüzde 60’lık blok dediler, hayır dediler, olmaz dediler biz ise işte bu şerlere karşı vakitler hayrola, hayırlar fethola, şerler defola dedik şerleri def etmeye var mısınız? (“Varız” sesleri) Hayırlar fethetmeye var mısınız? (“Varız” sesleri) x

İşte Cumhurbaşkanımızın bu görevi vermesi sonrasında bu sefer zorunlu anayasal bir zorunluluk olan bütün partilerin katılması gereken hükümeti kurma çalışmalarına girdik. Ve anayasal bir zorunluluk olması hasebiyle muhalefet partilerine de o partiye mensup milletvekillerine de bakanlık teklifinde bulunduk hepsi reddettiler, Milliyetçi Hareket Partisinden Sayın Tuğrul Türkeş istisna olmak üzere. Bu bir anayasal zorunluluk hükümetiydi, anayasal sorumluluktan kaçtılar, Türkiye’yi huzur içinde 1 Kasım seçimlerine götürmeyi gerektiren şartları birlikte oluşturmaktan kaçtılar. Şimdi üç aydır her sorumluluktan kaçanlar bizden hesap sormaya kalkıyorlar ve üç aydır her ağır sorumluluğun altına, taşın altına elini koyup milletten aldığı güçle bu taşı kaldıran AK Parti kadroların ithamda bulunuyorlar. Ülke hükümetsiz kalmasın, ülke herhangi bir kaosa girmesin diyen Cumhurbaşkanımıza saldırıyorlar. Onlar ne yaparlarsa yapsınlar bilsinler ki Türkiye’de her zaman meşruiyet hakim olacak. Bilsinler ki Türkiye’de her zaman demokratik hukuk devletinin kuralları işleyecek. Bilsinler ki Türkiye’de her zaman sadece ve sadece milletin dediği olacak. Biz 1 Kasım seçimlerine AK Partinin aldığı bir kararla gitmiyoruz,  en başından söyledik biz hiçbir seçimden kaçmayız, her seçime milletle birlikte gideriz, ama Türkiye yeni bir seçime gitmesin diye çaba sarf ettik. Tabanımızdan gelen taleplere rağmen elimizden gelen bütün çabayı gösterdik. Ama düşünün, Sayın Ecevit’le başörtü yasağını da teminat altına alan bir protokolle koalisyon kuran Sayın Bahçeli döndü bize her aşamada hayır dedi.

Milliyetçi Hareket Partili kardeşlerime sesleniyorum, sizler görüyorsunuz kimlerin ne yaptığını görüyorsunuz, kimlerin terörle mücadele ettiğini, kimlerinde tezkere müzakereleri yaparken HDP’yle birlikte aynı yönde davrandığını görüyorsunuz. Yüzde 60’lık blok diyorlardı ya, yüzde 60’lık blok sadece kötülükte, şerde buluşuyor. İç Güvenlik Yasasında birlikte hareket ettiler, tezkere müzakereleri esnasında HDP sembolleri MHP sembolleriyle karıştı, Cumhuriyet Halk Partisi onlarla birlikte işbirliği yaptı, ama milletin iradesinin ve milletin dediğini engelleyemediler. İşte şimdi 1 Kasım seçimlerine kalıcı bir iktidar, sürdürülebilir bir kalkınma, herkes için hak, adalet, özgürlük adına yürüyoruz.

Aziz AK Parti kadroları, 1 Kasım’a yürümeye hazır mıyız? (“Evet” sesleri) Hazır mıyız? (“Evet” sesleri)

İşte üç mesajı vardı 7 Haziran’ın bir ülkeyi yönetin sakın ola ki ülke yönetiminde boşluğa izin vermeyin izin vermedik, her türlü çabayla ülke yönetiminde hiçbir boşluğa izin vermedik. Bizi ekran başında izleyen vatandaşlarımızda emin olsunlar hangi şartta ve ne olursa olsun mutlak surette Türkiye’nin kaderi AK Parti kadrolarının elinde olarak hiçbir yönetim boşluğuna izin vermeyeceğiz.

Değerli arkadaşlar, ikinci mesaj yönetim boşluğu oluşmaması adına koalisyon çabaları yürütmekti onu da yaptık. Üçüncü önem mesaj bizlereydi, AK Parti kadrolarındaydı. Milletimiz 7 Haziran’da şunu söyledi: Ben size güveniyorum, ben sizin 14 yıl içinde ülkeyi en iyi şekilde idare ettiğinize inanıyorum ama şimdi tazelenme vaktidir, şimdi yeni bir hızla ayağa kalkma vaktidir. İşte 5. Olağan Büyük Kongremiz bu hızın, bu enerjinin, bu gayretin mekanıdır.

Şunu söyledi millet bize: 2001’deki kurucu değerlerinizi muhafaza edin, o değerleri muhkem kılın. Sayın Cumhurbaşkanımızın 2001’de 14 Ağustos 2001’de yaptığı konuşmada, daha sonraki bütün parti belgelerinde yer alan kurucu değerlerimiz bugünde aynı ölçüde diri, aynı ölçüde tazedir. Ne der bu belgeler, ne der bu kurucu değerler? Bir, millet karşısına mütevazi olacaksınız, kibirli olmayacaksınız, millete tepeden bakmayacaksınız, milletle birlikte yürüyecek hiçbir şekilde milletten ayrı bir söz, milletten ayrı bir niyet beyan etmeyeceksiniz. İşte bugün bir kez daha milletimize söz veriyoruz, biz sizin hizmetkarınızız, biz sizin aranızdan çıktık. Size hükmetmeye değil, sizinle birlikte ortak bir kadere el ele yürümeye geliyoruz. Bu kurucu değerler ne diyordu? Ortak akıl diyordu, yani herhangi bir şekilde tek bir aklın değil, bütün AK Parti kadrolarının ortak aklı diyordu. Bu kurucu değerler ne diyordu? Yoksulluğa karşı, yasaklara karşı, yolsuzluğa karşı 3 Y ile mücadele edin diyordu. Evet, buradan söylüyoruz yasaklara karşı mücadeleye devam edeceğiz. Türkiye’de hiç kimse inancı, örfü, hayat tarzı dolayısıyla dışlanmayacak, herkes insan onuru içinde insanca hayat hakkı içinde yaşayacak. Yine kurucu değerlerimizden hareketle yoksulluğa savaş açtık ve yolsuzluklara savaş açtık. Tertemiz şeffaf bir yönetim anlayışıyla Türkiye’yi geleceğe taşıyacağız. Değerli kardeşlerim, bu çerçevede bu Kongremiz bir yenilenme kongremizdir. Değerli delege arkadaşlarım, sizler AK Partinin vicdanını temsil ediyorsunuz, sizler AK Partinin ilk günden bugüne taşıdığı yüce değerleri temsil ediyorsunuz. Sizler bütün AK Parti kadroları adına bugün burada yeni bir tazelenmenin ilk işaretlerini veriyorsunuz ve Malazgirt’ten bugüne, bugünden geleceğe doğru yürüyen bu kutlu kitlelerin temsilcilerisiniz. (“AK gençlik burada Hocasının yanında” sesleri) Bizlerde sizlerle birlikteyiz gençler. Bizlerde Kurucular Kurulumuzla birlikte, bütün öncülerimizle birlikte Sayın Cumhurbaşkanımızla birlikte hep beraber bir aradayız.

Bu tazelenme içinde bu kongre aynı Erzurum ve Sivas Kongresi gibi nasıl Erzurum ve Sivas Kongresi İstiklal’in işaret fişeği olmuşsa. 1. Kongremizden bu yana gelen her kongremiz nasıl yeni işaretlerin, yeni hedeflerin öncüsü olmuşsa 5. Olağan Kongremizde kurucu değerlerimizin üzerinde büyük bir geleceğe yürümenin en önemli dönüm noktalarından birini işaret ediyor.

Değerli dava arkadaşlarım, bu değerlerin korumak üzere, bu değerleri gelecek nesillere aktarmak üzere ve tazelenmenin de bir işareti olarak bugün tüzüğümüzde bazı değişiklikler yapacağız. Her şeyden önce kurucu değerlerimizin bütün parti kitlelerine, teşkilatlara, belediyelere ve bütün parti kadrolarına yayılabilmesi için yeni bir kurul oluşturuyoruz Siyasi Erdem ve Etik Kurulu. AK Parti bir siyasi erdemliler hareketi olarak başladı. Siyasi gücü alırken erdemle birleştirdik, hikmetle, irfanla birleştirdik. Şimdi de bu birleşmeyi hikmetle, irfanla, gücün birleşmesini kalıcı kılmak ve partimizin kadroların içinde gelen tecrübe birikimini yeni siyaset nesillerine aktarmak için Siyasi Erdem ve Etik Kurulu oluşturuyoruz. İnşallah bugün tüzükle birlikte bunu harekete geçireceğiz.

Aynı şekilde, iki önemli genel başkan yardımcılığı daha kuruyoruz. Birisi İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı. Diğeri de Şehir Çevre ve Kültür İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı. Daha önce başka birimlerde deruhte edilen bu görevler bugün başlı başına kendi birimlerini oluşturacak şekilde organize edilecekler.

Yine tüzüğümüzle birlikte bu dönemin 25. Dönemin kısa olması sebebiyle üç dönem kuralına bazı istisnalar getiriyoruz. Önemli olan şu: Bütün bu kurallar da esas olan AK Parti’nin ruhudur. AK Parti’nin ruhu adalet ruhudur, AK Parti’nin ruhu vicdandır, merhamettir, ortak akıldır, ortak vicdandır, ortak zihniyettir.

Değerli kardeşlerim, 2001’den bu yana her aşamada AK Partinin içine nifak sokacağını düşünenler çıktı, her aşamada AK Parti’yi bir şekilde sarsıntıya sokabileceğini düşünen dışarıdan odaklar, çevreler çıktı. Şimdi bugün coşkuyla gerçekleştirdiğimiz bu kongremizde bugün omuz omuza verdiğimiz bu tabloda gösteriyor ki, AK Parti’yle yola çıkanların niyeti, hedefi mevki ve makam değil, sadece ve sadece milletin değerleri, milletin hedefleridir. Kim mevki ve makam için yola çıkarsa bizim aramızda barınamaz. Kim kısa dönemli hesaplar içinde olursa bizim aramızda barınamaz. Kim ortak vicdanımızı, ortak aklımızı, ortak zihniyetimizi yok sayarsa bu hareket içinde barınamaz. Çünkü bu hareket 14 Ağustos 2001’den bu yana nice sınamalardan geçtiğinde hep aynı sözle, aynı idealle yürüdü büyük Türkiye ideali. Bu idealin bugünkü aşamada geldiği yeni sınav 1 Kasım seçimleridir. AK Parti ruhunun 1 Kasım seçimlerine de en güçlü şekilde damga vuracağına kesin şekilde inanıyoruz. En başta söyledim şehitlerimizin toprağa düştüğü bu günlerde bu şehitlerimizin mirası üzerinde herhangi bir siyasi hesap yapan olursa onların karşısında AK Parti kadroları dimdik duracak. Kim Türkiye’yi kana bulamak isteyen, kim Türkiye’de kardeş kavgası çıkartmak isteyen olursa onun karşısında da dimdik duracağız.

1 Kasım seçimleri yeni bir milattır 5. Olağan Kongremiz bu miladın doğum işaretlerini veriyor. Değerli kardeşlerim, 1 Kasım’da yeni bir yürüyüşe var mıyız? (“Varız” sesleri) Ey Anadolu çocukları, Kafkasya çocukları, Mezopotamya çocukları, Orta Asya, Balkanlar, Ortadoğu çocukları, Akdeniz, Karadeniz çocukları, Hazar çocukları yeniden ayağa kalkmaya var mıyız? (“Varız” sesleri) Bütün tuzaklara karşı hep beraber ilk günkü gibi, ilk günkü aşkla birlik, dirlik, kardeşlik demeye var mıyız? (“Varız” sesleri) Var mıyız? (“Varız” sesleri) 1 Kasım’a doğru yürürken bütün teşkilatlarımızı, gençlerimizi, kadınlarımızı gece gündüz çalışmaya davet ediyorum. Gençlerimiz ufuklara büyük ümitlerle baksınlar. Bugün gençleri karşı karşıya getirmek isteyenler karşı gençlerle birlikte yürüyen, genç bir hareket olarak, tazelenmiş bir AK Parti olarak inşallah onların geleceğine, onların istikbaline en güzel şekilde bu ülkeyi hazırlayacağız.

Aziz kardeşlerim, 5. Olağan Büyük Kongremiz Türkiye’de, dünyada ve bölgede kritik gelişmelerin yaşandığı bir dönemde gerçekleşiyor. Ama 81 vilayetten gelen bu yürekler bugün tek bir aşkla çarpıyor bu aşk vatan aşkıdır, millet aşkıdır Allah yolumuzu açık eylesin, bu aşkı, bu sevdayı daim eylesin. Ey kardeşlerim, gönüldaşlarım, yeni bir yola yürümeye var mıyız? (“Varız” sesleri) Var mıyız? (“Varız” sesleri) Var mıyız? (“Varız” sesleri) Vakitler hayrolsun, hayırlar fetholsun, şerler defolsun demeye var mıyız? (“Varız” sesleri)

Allah yolumuzu hayır eylesin 1 Kasım gününü zafer günümüz eylesin. Allah’a emanet olun, Allah yar ve yardımcımız olsun.  Yolumuz hayırlı, menzilimiz kutlu olsun. Allah 1 Kasım zaferinde omuz omuza bu zaferi kutlamayı bize nasip eylesin.

Allah yar ve yardımcımız olsun, Allah’a emanet olun.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.