Basbakan Davutoglu’nun 9 Mayis Avrupa Günü mesaji
“Avrupa Birliği’nin temellerini atan Schuman Deklarasyonu’nun yayımlandığı 9 Mayıs, AB’ye adaylık statümüzün tescil edildiği 1999 yılından bu yana, diğer Avrupa halklarıyla birlikte ülkemizde de ‘Avrupa Günü’ olarak kutlanmaktadır. Avrupa Günü, geçmişte ve bugün olduğumuz gibi, yarın da parçası olacağımız Avrupa’da barış ve istikrarın korunması, demokrasi, insan hakları ile hukukun üstünlüğünün daha ileriye taşınması amacıyla neler yapılabileceğinin değerlendirilmesi için vesile teşkil etmektedir.
1950 yılında Schuman Deklarasyonu ile başlayan Avrupa’da barış ve istikrarın korunması çabaları, zaman içinde bir bütünleşme sürecine yol açmış, Avrupa Birliği, Avrupa’nın İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntıları arasından ayağa kaldırılması için emsali bulunmayan bir proje teşkil etmiştir.
Daha da güçlü ve etkin olmasını hedeflediğimiz geleceğin Avrupası ise, ancak çeşitlilik ve çok-kültürlülük üzerine bina edilebilir. Bu sebeple, Avrupa’daki mevcut liderlerin, bu bütünleşme sürecinin geliştirilerek devam ettirilmesi, tüm Avrupa ülkelerini ortak değerler ve ilkeler etrafında birleştirilmesi yönünde çaba harcamaları gerektiğine inanıyoruz. Bu bütünleşme, bugün Avrupa’da giderek artan bir endişe kaynağı olan yabancı düşmanlığı, ırkçılık ve ayrımcılık akımlarına karşı verilebilecek en güzel yanıtı teşkil edecektir. Avrupa, diğer bölge ve ülkelerle işbirliğini geliştirdiği ve istikrarlı bir şekilde sürdürdüğü ölçüde, güvenlik ve ekonomik kaynaklı göç dalgalarına gerçekçi ve insancıl çözümler üretebilecektir. Aynı ihtiyaç, Avrupa’da sürdürülebilir ekonomik büyüme ve yaşlanan nüfus gibi yapısal sınamalar açısından da geçerlidir.
AB’nin genişleme sürecinin mali sorunlar veya başka iç sorunlar gerekçe gösterilerek ötelenmesinin Avrupa projesinin 65 yıllık tarihine uygun bir tutum olmadığını düşünüyoruz. Genişleme, Avrupa’da insan haklarına saygı, demokratikleşme, çoğulculuk ve serbest piyasa ekonomisi gibi ilke ve değerlerin ve bunları güvence altına alan hukuki ve idari mekanizmaların kuvvetlendirilmesi açısından temel motivasyon kaynaklarından biridir. AB’nin bir çekim merkezi olmasının en önemli dayanağı olan genişleme politikasının güçlü biçimde devam ettirilmesi önem taşımaktadır.
Türkiye, AB’ye katılım sürecinde kendi üzerine düşenleri kararlılıkla yerine getirmektedir. Güçlü ekonomisi, yatırım imkânları, kaliteli insan kaynağı, geniş ekonomik potansiyeli olan yakın ve uzak çevresi ile Türkiye de Avrupa’ya önemli ekonomik fırsatlar sunmaktadır. Ayrıca üyeliğimiz, AB’nin farklı bölgelerde kilit rol oynayan önemli bir küresel aktöre dönüşmesine de yardımcı olacaktır. Bu bakımdan, katılım sürecimiz önündeki siyasi engellerin kaldırılması ve sürecin önceden belirlenmiş kriterler temelinde yürütülmesi, AB’nin de çıkarlarına hizmet edecektir. AB içinde göç karşıtı ve yabancı düşmanı eğilimlerin bariz biçimde gözlendiği Avrupa Parlamentosu’nun da evrensel değerlere sahip çıkması öncelikli beklentilerimiz arasındadır.
Tarih boyunca Avrupa’nın siyasi, ekonomik ve kültürel gelişiminde belirleyici bir yer edinmiş, güvenlikten ekonomiye, spordan kültür ve sanata pek çok alanda Avrupa’yla bütünleşmesini kurumsallaştırmış olan Türkiye, bundan sonra da Avrupa’da istikrar ve refahın güçlendirilmesine katkıda bulunmaya devam edecektir.
Vatandaşlarımızın ve tüm Avrupalıların 9 Mayıs Avrupa Günü’nü kutluyorum.”