Yükleniyor...

Basbakan Davutoglu’nun Afyonkarahisar Mitingi konusmasinin tam metni

 

Afyonkarahisar’a selam olsun. Kocatepe’den İzmir’e yürüyen İstiklal Ordularına, Ordunun Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal’e ve bütün şehitlerimize, gazilerimize selam olsun.

Şifanın başkenti Afyon’a selam olsun, en güzel kaplıcalarıyla gelen herkese şifa veren Afyon’a selam olsun, manevi şifanın merkezi Afyon’a selam olsun.

Gönüller fatihi Sultan Divani’ye, Abdürrahim Karahisari’ye, hattatların üstadı Ahmet Karahisari’ye selam olsun. Feyz aldığımız, ilham aldığımız AK Parti hareketinin başlangıç noktası Afyonkarahisar’a selam olsun. Ve tabi gönül alıp, gönül verdiğim eniştesi olduğum Afyon’a selam olsun.

Bacılarıma, baldızlarıma selam olsun. Kardeşlerime, kayınbiraderlerime selam olsun. Emmilerimize, dedelerimize selam olsun. Afyonkarahisar denince hem İstiklal aşkıyla yüreğim kıpır kıpır eder, hem de bu dünyada Allah nasip ederse inşallah iki cihan saadeti veren Afyonla gönlüm aşkla kıpır kıpır eder.

Afyon’u aşkla seviyoruz, her Afyonluyu aşkla, muhabbetle seviyoruz ve Afyon bizi hiçbir zaman yalnız bırakmadı, hiçbir zaman Afyon’dan biz başımız eğik ayrılmadık. Afyon’un her bir köşesinde hep muhabbet gördük. Başmakçı’ya selam olsun, Bayat’a, Bolvadin’e selam olsun, Çay’a selam olsun, Çobanlara selam olsun, Dazkırı’ya, Dinar’a selam olsun, Emirdağ’a selam olsun, Evciler’e, Hocalar’a selam olsun, İhsaniye’ye selam olsun, İscehisar’a selam olsun, Kızılören‎’e selam olsun, Sandıklı‎’ya selam olsun, Sinanpaşa’ya Sultandağı’na, Şuhut’a selam olsun.

Aziz Afyonlular, bu meydanı dolduran sadece fiziki bedenleriyle değil, gönülleriyle dolduran bütün Afyonlulara selam olsun. (“Afyon seninle gurur duyuyor” sesleri) Ben de Afyon’un her köşesiyle gurur duyuyorum. Enişte baldızlarıyla, kayınbiraderleriyle gurur duymaz mı? Sizlerle gurur duyuyorum. Biraz geciktiğimiz için kusura bakmayın, Cuma’yı Ankara’da kılıp çıkmamız icap etti. Ama güneş doğsa, yağmurda olsa biliyorum ki Afyonlular eniştelerini hiç yalnız bırakmazlar. Allah razı olsun mübarek Miraç Kandilinizi de tebrik ediyorum. Allah Miraç’ın hakkını verenlerden eylesin.

Bakınız (“Enişte sen bizim her şeyimizsin” sesleri) Vallahi sizde bizim gözümüzün nurusunuz, gönlümüzün direğisiniz. Evde ailemizde her birbirimize baktığımızda biz Afyon’u hatırlarız, gözümüzün nurusunuz.

Afyonlular, her yerde davamızı anlatmak kolaydır, çünkü bütün milletimizin kalbine girmiş AK Parti davası var, ama en kolay neresi biliyor musunuz? Afyonkarahisar. Çünkü bakın büyük zaferden önce devlet ve millet işgal altındayken (“ AK gençlik burada Hocasının yanında” sesleri) Şimdi en sonunu en önde söyletmek istiyorsunuz bana madem söyleyelim. Mademki Afyon eniştesini yalnız bırakmaz. Biraz önce değerli Bakanımız Veysel Bey söyledi Afyon’un 5 milletvekili var, ama 6. milletvekili kim? Eniştesi. 7. milletvekili de zaten Veysel Bey’in kendisi. Şimdi Afyonlular siz karlısınız 5 koyacaksınız ama 7 alacaksınız 7. 5 kişi seçeceksiniz Meclis’te 7 tane gönülden Afyonlu olacak. Ama bunun olması için önce bu o 5’in gelmesi lazım. Şimdi söz verin bakalım, eniştenize 5 kardeşimizi beraber gönderecek misiniz? ("Evet" sesleri) Gönderecek misiniz? ("Evet" sesleri) İnşallah 7 Haziran’da 5’te 5 yapacak mıyız? ("Evet" sesleri) Matematik bazen böyledir manevi siz 5 yapacaksınız, toplamda 7 edecek iyi mi? İşte bu. Çünkü Afyon Demokrat Parti’ye de 1950’de 8’de 8, 9’da 9 vermişti biz Afyon’a güveniriz.

Afyon’a davamızı anlatmak niye kolay biliyor musunuz? Çünkü burası istiklalimizin başladığı yer. Milletin tam da ümitsizliğe düştüğü anda İstiklal Ordularının al bayrağı yücelttiği yer, İzmir’e doğru yürüdüğü yer. Aynı şekilde 2001’de millet karamsarlık içindeyken, devlet 79 cente muhtaç iken her bir vatandaşımız büyük ıstıraplar yaşarken, esnaf yazar kasayı yere çarparken, çiftçi tarım desteklerinden mahrum bırakılmışken, yani belki vatanımız düşman ordularıyla işgal edilmemiş ama, ülkede milli iradenin hükmü kalmamışken bir ses yükseldi Afyon’dan 1 Ağustos 2001’de ve AK Parti hareketi başladı aynen Kocatepe’den yürüyen İstiklal Orduları gibi Afyonkarahisar’dan da AK Parti’nin istikbal neferleri yürüdü ve ülkenin kaderi değişti. Kurucu Genel Başkanımız, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ona da dava arkadaşlarıyla öylesine bir yürüyüş başlattı ki burada 1 sene içinde, 1,5 sene içinde o yürüyüşü başlatanlar ülkede iktidar oldular ve bakın 12 yıl geçti, Türkiye’nin kaderi değişti. Hem devletimizin gücü, kudreti arttı, hem vatandaşımızın imkanı, refahı arttı. Ama en önemlisi önce oradan başlayalım insanımızın onuru korundu. 28 Şubat zulmüyle baskı altındaydık, başörtülü kızlarımız üniversite kapısında bekliyorlardı, eziliyorlardı. Afyonlu sizin kardeşiniz benim eşimde bütün bu çileli yoldan geçti bütün başörtülüler gibi. Öte yandan, (“AK gençlik hazırlan hedef 7 Haziran” sesleri) O hedefe ulaşacağınızdan hiçbir şüphemiz yok.

Bütün bu şartlarda demokrasi ayaklar altına alınmışken, ülkenin her yerinde karamsarlık varken, 28 Şubat’ın o ağır baskısı sürerken Türkiye’de demokrasiyi yeniden kim inşa etti? ("AK Parti" sesleri) Bütün bu özgürlükleri halka, gençlere, geleceğe kim ikram etti, kim getirdi? ("AK Parti" sesleri) Ülkenin kaderi böyle değişti kolay olmadı önümüze nice engeller çıkardılar. Bakın dün Yassı Ada’daydım, Yassı Ada’dan bütün Türkiye’ye mesaj verdim 14 Mayıs’ta. Yassı Ada’yı Adnan Menderes’in sizin büyük bir güçle desteklediğiniz o demokrasi şehidinin yargılandığı yassı adayı özgürlük ve demokrasi adası yapıyoruz ta ki bir daha kimse bu memlekette demokrasiyi durdurmaya, Meclis’e kilit vurmaya kalkmasın. Şimdi orada (“ Ya Allah Bismillah Allah-u Ekber” sesleri) Afyonlular ne güzel anlıyorlar diyorsunuz ki yani Adnan Menderes’in asılmasına sebep olan şey minarelerden yükselen Allah-u Ekber sesiydi o getirmişti tekrar. İşte CHP zulmü bu minareler yıllarca Allah-u Ekber nidasına hasret bırakıldı hasret. Şimdi de Diyaneti kapatalım, imam hatiplerin orta kısmını kapatalım diyorlar. Be ey gafiller, bu millet bütün bu yollardan geçti artık kimin ne olduğunu biliyor.

Dün ben Adnan Menderes şehit edilirken, idama giderken CHP neredeydi diye sordum Kılıçdaroğlu diyor ki, İnönü mektup yazmıştı. Darbecilere mektup yazmayı iş zannediyorlar iş. Biz darbecilere mektup yazmayız, onların karşısında dimdik Afyonkarahisar’ın hisarı gibi dururuz hisarı. Mektup yazmışmış bir tek kelam etti mi, çıktı mı meydana? Bu ülkenin Başbakanını asamazsınız dediler mi? Hayır.(“Dik dur eğilme Afyon seninle” sesleri) Allah aşkına biz Toros dağlarında büyümüşüz, dağa arkamızı vermişiz gönlümüzü de Afyonkarahisar’ın hisarına vermişiz biz dik durmaz mıyız? Bakın Afyon Kalesine onu eğip bükmek mümkün mü? Bizi de mümkün değil.

Şimdi Kılıçdaroğlu’na tekrar meydan okuyorum bana İnönü’nün yazdığı mektuptan bahsetmesin çıksın bir mitingde desin ki, 27 Mayıs darbesini lanetliyorum desin, işte meydan burada. Lanetliyorum desin bir daha bu darbenin olmaması için ne gerekiyorsa yapalım desin. Mesela bir çağrıda bulundum özgürlük ve demokrasi adasında 27 Mayıs’ta Meclis’i toplayalım Yassı Ada’da demokrasi mesajı verelim. Desin ki, Başbakana katılıyorum orada hep beraber darbeye karşı duralım desin diyemez, diyebilir mi? ("Hayır" sesleri) Neden diyemez? Çünkü bunların zihni darbeyle meşgul. CHP daha darbe olmadan hiçbir zaman iktidara gelmedi, gelemez. Çıksın söylesin 27 Mayıs darbesine karşıyım desin. Diyemez. Peki, ben böyle deyince MHP cevap versin deyince hemen polemiğe başladılar. Biz o zaman çocuktuk, ne cevap verseydik diyorlar. Ya o gün için değil, çıkın deyin bakalım 27 Mayıs darbesini kim yaptıysa ona karşıyız deyin, hadi meydan burada. Biz o zaman yoktuk da vardık ta tartışmasına girmeyin. Herkes 27 Mayıs’ta kimin olduğunu, kimin olmadığını biliyor, darbenin nasıl ilan edildiğini biliyor. İşte burası er meydanı, burası zafer meydanı, burası Afyon meydanı. Galiba birkaç gün sonra Bahçeli’de buraya gelecek çıksın desin, biz 27 Mayıs’a karşıydık desin, karşıyız desin, 27 Mayıs’ı kim yaptıysa, ne gerekçeyle yapmış olursa olsun karşıyız desin biz de kabul edelim. Hayır, lafı çeviriyorlar. 12 Eylül’de sağcı, solcu, ülkücü, İslamcı, devrimci herkes idam edildi. Ama bazıları çıktı dedi ki, biz hapisteyiz ama fikirlerimiz iktidarda Evren’e bu anlamda sahip çıktılar. Şimdi biz çok açık ve netiz AK Parti’nin geçmişinde ne darbe geleneği vardır, ne darbeye dönük en ufak meşru kılıcı bir tavır vardır. Biz nerede olursak olsun darbeye karşı çıktık, karşı çıkacağız. Biz Mısır’da Rabia Meydanında kardeşlerimiz katledilirken eleştirdik diye, Mısır’da darbeye karşı çıktık diye Kılıçdaroğlu bizi eleştirdi, temsilciler gönderdi darbecilerle görüşmek için. Şimdi de soruyor, bizim İsrail’de niye büyükelçimiz yok? Bu dünyada yaşamıyor bu arkadaş galiba, başka bir yerde yaşıyor, yani Mavi Marmara’dan haberi yok, Gazze’de katledilen çocuklardan haberi yok, Mescid-i Aksa’da postallarla Mescid-i Aksa’ya giren o Siyonistlerden haberi yok dönüp bize soruyor bize soruyor. İsrail’de niye büyükelçimiz yok diyor. Be ey gafil, biz Mescid-i Aksa’ya postallarla girene dost olmayız. Sen ol, herkese elçi gönderdin, Esad’ın elini sıktın, Mısır’a darbeciye gönderdin, İsrail’le sen dost ol biz olmayız olmayız. (“Ya Allah Bismillah Allah-u Ekber” sesleri) Allah razı olsun.

Şimdi biri böyle diyor bakın Kılıçdaroğlu buraya geldi galiba değil mi? Hani şöyle bir uğramıştır böyle kalabalığı, böyle meydanı nerede görecek? Bu meydan er meydanı. Şimdi bakın CHP’ye oy veren Afyonlu pek düşünmüyorum, ama hadi oy veren CHP’ye oy veren Afyonlu kardeşlerime, hemşerilerime sesleniyorum. Bu diyor ki, İsrail’de niye büyükelçimiz yok? Öbür tarafta da HDP diyor ki Eş Başkanı Kudüs Yahudilerin kutsal mekanıdır diyor. Şimdi ben söyledim böyle zor oluyor, idare etmek zor oluyor şu CHP’yle, HDP’yi birleştirelim CHDP olsun Eş Başkanları da Kılıçdaroğlu’yla, Demirtaş olsun. Olsun böyle karşımıza gelsin değil mi? Hesabı tekten soralım, yekten soralım, birden soralım. Şimdi Afyonlu bilir bizim kimle, niçin dost olduğumuzu. Biz demokrasiyi savunanla dost oluruz, Mısır’da seçilmiş Cumhurbaşkanını onun için savunduk. Biz zulmetmeyenle dost oluruz, zalimlerle dost olmayız, onun için Esad’a tavır koyduk. Biz Mescid-i Aksa’ya, Kudüs’e girenlerle dost olmayız, hele Miraç günü işte sesleniyorum Miraç günü Mescid-i Aksa esaret altında oldukça bu topraklardan, bizden hiçbir zaman İsrail’e dost çıkmayacak.

Bugün Miraç Kandili yani Mescid-i Aksa günü bugün. Kılıçdaroğlu soruyor niye büyükelçimiz yok diye? İşte sebep Miraç’ı bilirsin, bilmezsin onu bilemem, ama Miraç’ın nasıl olduğun bak ve gör Miraç’ta Mescid-i Aksa nedir gör ondan sonra bize sor niye dost değiliz diye. Ama bu Kılıçdaroğlu’nun fikri değil, yanında birkaç dış politika bildiğini zanneden kişi var, onlar ne söylüyorsa Kılıçdaroğlu’da onu konuşuyor çünkü bilmez. Ama eğer meydana çıkacaksan işte meydan çıksın ve desin Miraç’ın kutsal mekanı Mescid-i Aksa’ya bu şekilde davrandıkça biz de İsrail’e karşıyız desinler, bizde İsrail’le dost olmayız desinler. Bize dönüp soracaklarına niçin büyükelçimiz yok, niçin dost değiliz diye bize soracaklarına yürekleri yetiyorsa İsrail’e sorsunlar. Ama bizim yüreğimiz yeter one minute diyende bizim Cumhurbaşkanımızdı, İsrail’in bütün tuzaklarına rağmen Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda Filistin Devleti tanınırken İslam dünyası adına, Filistin devleti adına konuşan tek Dışişleri Bakanı da bendim hamdolsun. O gün herkes bir köşeye çekilmişti, dışişleri bakanları tatile çıkmıştı, İslam dünyasından bile kimse gitmemişti. Ama Mahmud Abbas bunu.. (“Türkiye seninle gurur duyuyor” sesleri) Biz de Afyonla gurur duyuyoruz.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, o günü anlatırken sonra bana şunu söylemişti: Hatıralarımı yazıyorum dedi, hatıralarımda hiç unutmayacağım bir gün Filistin Devleti üye olarak, devlet olarak tanındığında Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda yanımda bir tek Türk Dışişleri Bakanı vardı dedi. Hiçbir Arap ülkesinin, dünyadan diğer ülkelerin temsilcileri yoktu. İsrail’i savunanlar vardı, ama Filistin’i savunan tek devlet Türkiye Cumhuriyeti Devletiydi. Onun için tuzak kuruyorlar. Baktılar ki, bakın daha önce övgüler dizenler, daha önce bazı yayınlarla Türkiye’yi iltifatlar yağdıranlar niye şimdi karşımıza geçiyor biliyor musunuz uluslararası alanda? Çünkü biliyorlar ki AK Parti’den zalime dost olmaz. Biliyor ki, AK Parti dünya 5’ten büyüktür diyor, işte aramızdaki fark bu.

Yine soruyor Suriye’yle niye dost değiliz? Ya nerede yaşıyorsun sen ey Kılıçdaroğlu, nerede hangi dünyada? Suriye’den 2 milyona yakın kardeşimiz bize gelmiş, 5 milyona yakın insan diğer komşu ülkelere gitmiş, 12 milyon insan evsiz barksız kime dost oluyorsun sen kime? İşte onun için AK Parti hareketi aynen Kocatepe’den İzmir’e yürüyen İstiklal Ordusu nasıl dünya mazlumlarınca desteklendiyse, nasıl Muhammed İkbal Hint Müslümanları adına İstiklal Ordusuna şiirler yazdıysa, Yarab muzaffer et bu son ordusu mudur İslam’ın diye bütün İslam dünyası ayağa kalktıysa şimdi de bütün İslam dünyası, bütün mazlumlar, bütün Afrika Türkiye’nin ayağa kalkışından gurur duyuyor. Birden uyandı diyorlar. Afyonlular, sizler milletimizin onurunun temsilcilerisiniz.

Beni çok etkileyen bir olayı size anlatacağım Afyonlular, milletimizin onurunun temsil şehridir Afyon. 17-25 Aralık olayları ve arkasındaki çetelerin oyunları ortaya çıkınca oraya ayrıca gireceğiz. Yurt dışından bir grup heyet geldi ve aynen şöyle dediler o zaman Dışişleri Bakanıyım: Biz son 10 yıldır başımıza bir şey gelirse Boşnak’ta vardı aralarında Arap’ta. Başımıza bir şey gelirse nasıl olsa Türkiye var bize sahip çıkar diyorduk. Ya sizin başınıza bir şey gelirse bize kim sahip çıkacak diye ağladılar. Şimdi 7 Haziran seçimleri hem Türkiye’nin kader seçimidir, hem de dünya mazlumlarının. Afyonlular, İstiklal Ordusunun kıblegahı olan ve İstiklal Ordusunun hareket üssü olan Afyonlular size sesleniyorum, 7 Haziran seçimlerinde bütün o mazlumlara Türkiye’den merak etmeyin biz burada oldukça Türkiye Cumhuriyeti Devleti sizin yanınızda olacak diyecek misiniz? ("Evet" sesleri) Diyecek misiniz? ("Evet" sesleri) İşte bu, mesele budur. Birileri bizden bunun için rahatsız oluyor. Yurt dışında bazı çeteler bunun için Cumhurbaşkanımızı, beni AK Parti kadrolarını tahkir etmeye, hakaretle veya birtakım iftiralarla bizi zor duruma düşürmeye çalışıyorlar. Zannediyorlar ki, biz o tehditlerden korkar geri çekiliriz. Ey Afyon bizi siz bilirsiniz biz bir adım geri döner miyiz? ("Hayır" sesleri) Bir adım geri atar mıyız? Ayağımızı Kocatepe’ye basmışız İzmir’e varmadan durur muyuz? ("Hayır" sesleri) Durur muyuz? ("Hayır" sesleri) Durur muyuz? ("Hayır" sesleri) İzmir’e varmak ne demek? Türkiye Cumhuriyeti Devletini kudretli kılmak demek, şefkatli kılmak demek, küresel güç yapmak demek. Yola çıkmışız zafer bugün veya yarın mutlaka bizimdir. Zafer mutlaka bizimdir.

Zafer nedir, hedef nedir, menzil nedir bilir misiniz? 2002’de IMF önünde borç dilenen Türkiye var ya o zaferden uzaktı. 2002’de yine Bahçeli geldiğinde sorun samimiyetle sorun öfkelenmeden, kızmadan, sizin sormanız önemli. Ey Bahçeli, senin Başbakan Yardımcısı olduğun Türkiye o günlerde IMF’ye muhtaç mıydı, değil miydi diye sorun, IMF’den borç istiyor muyduk, istemiyor muyduk diye sorun. Sonra dönün senin Başbakan Yardımcısı olduğun dönemlerde Orhun Anıtları Kırım Tatarları, Gagavuz Türklerinin, Gökoğuz Türklerinin su kanalları, Kosova’daki Murat Hüdavendigar Türbesi, Budapeşte’deki Gülbaba Türbesi sahipli miydi, sen ona yardım ettin mi, hiç ona elin değdi mi diye sorun. Buradan milliyetçilik nutku atmak kolay sorun. O zaman senin Başbakan Yardımcısı olduğun Türkiye’de tankımızı kimden alıyorduk diye sorun, tankımız bozulduğunda kime tamir ettiriyorduk diye sorun, insansız hava aracımız var mıydı diye sorun, uçağımız, helikopterimiz var mıydı diye sorun. Bırakın onları o dönemde Hazine’de memure verecek maaş var mıydı diye sorun. Şimdi bunların hepsi açık size soruyorum, bunlar var mıydı? ("Hayır" sesleri) Peki, yine sorun şu semalarda uçan Atak helikopterlerini görmüyor musunuz diye sorun. Şu 2018’den sonra inşallah hizmete girecek Altay tanklarının projesini görmüyor musunuz diye sorun. Zırhlı araçlarımızı, Türk semalarında terörle mücadeleyi yapan insansız hava araçlarını yaptık mı diye sorun. Şimdi ben size söylüyorum; bakın Bitlis’ten Muş’a giderken helikopterimle o güzel Nemrut Dağının, Van Gölünün üzerinden uçarken sağ kanadımızda Türk yapımı Atak helikopteri vardı, sol kanadımızda Türk yapımı Atak helikopteri, bunları sorun onlara, bunları sorun ve bir de hesap sorun hesap. Türkiye’yi bütün bu zilletten kurtarıp izzetli bir devlet yapan kim? IMF borcunu -işte dün onun yıldönümüydü 14 Mayıs- IMF’ye son borcu 2 sene ödeyip başımızı dik kılan kim? ("AK Parti" sesleri) Yerli helikopteri yapan kim? ("AK Parti" sesleri) Yerli ve milli insansız hava aracını yapan kim? ("AK Parti" sesleri) Yerli ve inşallah milli savaş uçağının projesini başlatan kim? ("AK Parti" sesleri) Milli Uzay Ajansı Projesi başlatan kim? Göktürk uydusunu gönderen kim? ("AK Parti" sesleri) Onlar konuşur… ("AK Parti yapar" sesleri) Onlar konuşur… ("AK Parti yapar" sesleri) Onlar konuşur… ("AK Parti yapar" sesleri)

Ha bir de şu var: Konuştukları zaman da doğru konuşmaz bunlar, hep yalan konuşur. Hani sadece konuşur diyoruz da yanlış anlaşılıyor. Bakın şimdi Kılıçdaroğlu eline bir kâğıt vermişler, şu Amerika’dan gelen reklamcı mı verdi, kim verdi bilmiyorum. Kampanyanın başından beri aynı şeyleri okuyor, hiç değiştirmiyor. Şimdi geçtiğimiz haftadan, 1 aydır neredeyse diyor ki, 1000 liranın altında maaş alan 8 milyon emekli var. Geçen hafta, 2-3 gün önce söyledim; Kılıçdaroğlu, ya sayı saymayı bilmiyorsun –hani vardır ya- ya da dayak yemedin. Ona dayağı kastetmiyorum, geçmişte. Ama Türkiye’de dedim, eğer 8 milyon, 1000 liranın altında yaşayan 8 milyon emekli varsa, bunu ispat edersen ben bugün istifa edeceğim dedim. Cevap gelmedi. Şimdi bugün sabah galiba Kahramanmaraş’ta yine aynı yalanı söylemiş, aynı yalanı söylemiş. Seyyanen emeklilerimize verdiğimiz 100 lir adan sonra hele şu anda takriben 1 milyon civarında 1000 liranın altında var. Onlar da inşallah, buradan söylüyorum; emeklimize de, esnafımıza da, çiftçimize de itibarı da, onuru da biz kazandırdık, biz kazandıracağız. Emekli maaş ortalamaları bizim dönemimizde 4 misli arttı. Yine diyor ki, bakın bir matematik… (Tezahüratlar) Bu şarkıyla birlikte Afyon’dan AK Parti yürüyüşünü başlatan Cumhurbaşkanımıza da selam olsun. (“Recep Tayyip Erdoğan” sesleri)

Şimdi bir de şunu söylüyor, devamlı söylüyor: Bugün Dünya Aile Günü, Aile günü çerçevesinde sizinle bazı müjdeleri paylaşacağım. Ona geçmeden önce diyor ki, Türkiye’de 17 milyon kişi, bakın 17 milyon kişi 200 liranın altında yaşıyor. Ya bu sayı saymayı bilmiyor. 17 milyon 200 liranın altında, 8 milyon kişi 1000 liranın altında, toplam neredeyse 30 milyon kişi. Nerede yaşıyor bu? Türkiye’de kişi başına düşen milli gelir 10400 dolar dolar, öğren Kılıçdaroğlu.

Bizim bırakın 200 liranın altında 17 milyon kişi yaşamasını, biz devraldığımızda Türkiye’de günde 1 doların altında yaşayan yüzde 1 vardı, günde 2 doların altında yaşayan yüzde 3 vardı. Günde 4 doların altında yaşayan yüzde 30 vardı. Biz bunların hepsini sıfırladık. Şu anda Türkiye’de 1 doların günde altında yaşayan yok, 2 doların yok, 4 doların altında da yüzde 2 kaldı. Dünyada gelir dağılımını en iyi düzelten ülke Türkiye diye gösteriliyor.

Ayrıca, öğrencilerimiz burada. Bırakın aile geliri, öğrencilerimize biz 330 lira öğrenci bursu veriyoruz öğrenci, lisans öğrencilerine. Yüksek lisans öğrencilerine 660 lira, doktora öğrencilerine 990 lira veriyoruz. Bu ne yalandır, 30 milyon kişi Türkiye’de 200 doların altında 17 milyon, diğerleriyle 30 milyon kişi. Buna inanmak mümkün mü? Ama niye tekrar ediyor? Çünkü matematik bilmiyor, eline biri kâğıdı vermiş okuyup duruyor.

Yine meydan okuyorum Afyon’dan, cevap versin; 8 milyon 1000 doların altında emekli var iddiasını ispat etsin ben bugün istifa edeceğim, seçime bile gitmiyorum. Ama eğer bu yalansa, yalan yalan, o zaman söylediği her şey yalan, bu adam yalancı. Yüzü kızarmıyor, kendisine söyledim, yalan söylüyorsun dedim, ispat et dedim, 3 gün geçti aynı şeyi tekrar ediyor, ya ispat et. Bir tek devlet evrakı ya da bir tek istatistik göster, Türkiye şeffaf bir ülke. Eğer 8 milyon kişi varsa 1000 liranın altında, çıkar şurada gördüm bu rakamı de. Ama Amerika’dan akıl hocaları geldi ya bir reklamcı, o ona dedi ki; başka şeye karışma, yalan söyle yeter. Ya bu millete yalan, Allah aşkına siz yalana itibar eder misiniz? ("Hayır" sesleri) Daha istatistik verirken yalan söyleyen bir adamın verdiği vaade inanır mısınız? Verdiği vaadi yapmaya zaten iktidara gelecek değil ama, dolayısıyla hani bekara hanım boşamak diye bir söz var, ama velev ki bir gün böyle bir şeyi hayal olarak kursa yine mümkün değil. Çünkü, hiçbir zaman doğruyu konuşmadılar. Bir reklam başlattılar “milletçe alkışlıyoruz” diye, büyük paralar ödediler muhtemelen o Amerikalı reklamcıya. Üç günde bitti, çıktı alkışlama senaryosu yaptı bitti. Çünkü yalancının mumu yatsıya kadar yanar, böyle reklamcının reklamı da ikindide söner.

Şimdi gelin biz ne yaptık onu anlatalım. Bırakalım onu, biz ne yaptık, bu halkın gelirini iyileştirmek, onurlu bir aile hayatı kurmak için. Bakınız bugün Dünya Aile Günü. Allah bütün ailelere huzur versin, ne güzel biraraya gelmiş Miraç Kandili ve Aile Günü. Şimdi bir müjdeyi buradan paylaşıyorum; Ocak ayında bir proje olarak, bir fikir olarak ve bir hedef olarak ortaya koymuştuk. Demiştik ki; biz eski Türkiye değiliz, yeni Türkiye’yiz. Eski Türkiye’de şöyle diyorlardı: Aman nüfusumuz artmasın, artarsa başımıza iş çıkar. Hani okullar olmasa eğitimi nasıl idare ediyorum diyen gibi. Biz aksini söylüyoruz, nüfusumuz artsın, dinamik olsun ve dünyayla rekabet edelim. Bunu teşvik etmek için, bunu teşvik etmek için özellikle bacılarıma söylüyorum; baldızlar duyuyor musunuz, baldızlar? ("Evet" sesleri) Ben konuşurken herkes tetikte olacak. Bir karar almıştık, ilk çocukta anneye 300 lira doğum hediyesi, çeyrek altın, ilk altını biz takacağız. İkinci çocukta 400 lira, üçüncü çocukta 600 lira doğum hediyesi devletten. Bakın aramızdaki fark bu; biz Ocak’ta bunu yapacağız dedik, Nisan’da kanunu geçirdik. Bugün Miraç Kandili günü uygulamayı başlatıyoruz. Bundan sonra doğumu ibraz eden, belgeleyen her anneye ilk hediye devletten. Biz ceğiz-cağız ekiyle konuşmayız, şunu yapacağız, bunu yapacağız demeyiz. Yaptık deriz, yapıyoruz deriz ve mutlaka millete verdiğimiz sözü tutarız. Afyonlular, size soruyorum; size verdiğimiz sözü hep tuttuk mu? ("Evet" sesleri) Hep tuttuk mu? ("Evet" sesleri) Hiç bizde yalan gördünüz mü? ("Hayır" sesleri) Hiç biz sizin emanetinize ihanet ettik mi? ("Hayır" sesleri) O zaman yalancılara bir ders verin, öyle bir demokrasi sillesi atın ki bir daha yalan söylemeye utansınlar.

Yine genç kardeşlerime ve genç hanım kardeşlerime, kayınbiraderlerime, baldızlarıma sesleniyorum; Ocak ayında dedik ki çeyiz hesabı açıyoruz. Yani anneler babalar çocuklar büyüdükçe telaşa başlar, derler ki ya bizim oğlan bir kıza gönül verirse ya da diğer türlü, ani bir düğün olursa nasıl düğün yapacağım. Biz ne yaptık biliyor musunuz? Çeyiz hesabı açarsa bir ebeveyn, çeyiz hesabında ne kadar para toplanmışsa, onun yüzde 20’si kadar da devlet verecek devlet, aile kurmak bu. Yani 100 bin lira mı biriktirdi üç yılda, beş yılda, biz ona 120 bin lira vereceğiz ve böylece evlilikler kolaylaşacak, böylece hane kurmak, aile kurmak kolaylaşacak. Aynı şekilde eğer ilk konut için, konut için birisi para biriktirmeye başlarsa özellikle peşinat ödemeleri bağlamında söylüyorum; ne kadar konut hesabında biriktirmişse, devlet onun yüzde 20’sini de verecek. İşte bunların hepsi bugün itibariyle yürürlüğe girmiştir, bunların hepsini hayata geçiriyoruz. Biz hiçbir zaman verdiğimiz sözü yarım bırakmadık.

Yine koruyucu annelik… (“AK gençlik burada, eniştesinin yanında” sesleri) Enişteleri de her zaman Afyon’un yanında. Şimdi size çok sayıda müjde vereceğim, çok sayıda. Enişte geldi mi eli boş gelmez, çok sayıda müjdeyi Afyon’la paylaşacağım.

Engelliler Haftası bu hafta. Engelliler için, bakın devlet bu işte, şefkat bu; engelli her kardeşimize 250 lira maaş veriyoruz, 250 liradan 490 liraya kadar. Burada var mı bir kardeşimiz. Allah razı olsun, bakın eskiden engelli kardeşlerimiz sokağa çıkmaya çekinirlerdi? Şimdi mutlu musunuz? ("Evet" sesleri) Devlet size yardım ediyor mu? ("Evet" sesleri) Allah razı olsun, duanız yeter. Eğer engelli bir… İnşallah sonra geleceğim, seninle kucaklaşacağım, Allah razı olsun. Engelli ailelerine, annelerine 789 lira maaş veriyoruz. Bir engelli eğer aile ben biraz dinlenmek istiyorum, çocuğuma siz bakar mısınız dediğinde eve bakıcı gönderiyoruz, anne ile baba veya kardeş kim bakıyorsa birkaç gün dinlenebiliyor. İşte Şeyh Edebali’nin devleti bu. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın. Biz bir tek engellimizin, bir tek vatandaşımızın yüzünde bir hüzün görsek yüreğimize bir hançer saplanır. Biz onlarla beraberiz, onlar da bizimle birlikte yürüyor. İşte bütün mesele milletle bu beraberliği tahkim etmek. Aynı şekilde koruyucu aile kapsamında kimsesiz çocuklardan ki bütün bacılarıma, Afyonlu merhametli bacılarıma da bu koruyucu aileliği yaygınlaştırmalarını tavsiye ediyorum. Kim yanına bir yetim, öksüz, kimsesiz çocuk alır da bakarsa, o aileye 750 lira maaş veriyoruz; işte devlet bu.

Ayrıca, bir hanım eşini kaybetmişse, iki ayda bir 500 lira maaş veriyoruz talep etmesi halinde. Afyon’da da takriben 4 bin hanım kardeşimiz bundan istifade ediyor.

Yine eğer askere gitmişse oğlu ve yardıma ihtiyacı varsa o ailenin, yine anneye 250 lira maaş veriyoruz.

Şimdi Afyonlular, Afyon’un merkezinden, meydanından bütün Türkiye’deki vatandaşlarıma sesleniyorum; 2002’de bu devletin böyle bir gücü var mıydı? ("Hayır" sesleri) Kendi memuruna maaş veremeyecek durumdaydı. Peki, devleti, aileyi güçlendirecek şekilde böyle kudretli kılan, bütçeyi bereketli kılan kim? ("AK Parti" sesleri) Bütçemizi bütün vatandaşlarımızla birlikte hortumlatmayan, aksine en iyi şekilde kullanan kim? ("AK Parti" sesleri)

İşte şimdi size bazı müjdeleri paylaşarak bu bütçeden inşallah Afyon’umuza düşecek olan güzel payları da sizlerle paylaşmak istiyorum.

Geçmişte Afyon’a çok yatırımlar yaptık. Bakınız, 30 milyon ders kitabı dağıttık bedava sadece Afyon’da. Ambulansları 16’dan 52’ye çıkarttık. Ulaştırmada 50 kilometre bölünmüş yol vardı, 500 kilometreye çıkarttık. Afyon’u Burdur’a, Konya’ya, bütün çevre illere, Eskişehir’e, Kütahya’ya bölünmüş yollarla bağladık; şahit misiniz Afyonlular? ("Evet" sesleri) Burada onlarca güzel tesise imzalar atıldı. 85 milyon fidan dikildi Afyon’a, 85 milyon. Orman Su İşleri Bakanımızın Afyon’dan olması malum.

Afyon’da bir dere vardı eskiden Kokar Çay, şimdi adı oldu Akar Çay, Akar Çay. 2002’de biz iktidarı devraldığımızda o eski Kokar Çay gibi kötü kokular veriyordu Türkiye, ama şimdi Akar Çay gibi güzel kokular veren bir Türkiye var; memnun musunuz? ("Evet" sesleri) Memnun musunuz? ("Evet" sesleri) Türkiye’yi de daha güzel kokan bir hale getirecek miyiz? ("Evet" sesleri) O zaman Afyon’u bu anlamda ihya etmek bizim görevimizdir.

Bakın, birer birer müjdeleri sayıyorum.

Müjde bir; İzmir-Ankara Otoyolu yapılıyor ve tabi Afyon’dan geçiyor. İzmir-Ankara Yolu 3,5 saate inecek ve Afyon’dan geçecek. Yine İzmir-Ankara hızlı tren Afyon’dan geçiyor, bunların bütün proje çalışmaları, ön çalışmaları tamamlandı.

Doğudan batıya,  sadece İzmir-Ankara demeyeyim, şöyle dersek daha iyi anlaşılır: Ankara-İzmir dersek, İstiklal Orduları İzmir’e nereden yürümüşse hızlı tren de oradan gidecek, otoyol da oradan gidecek.

Yine kuzeyden Eskişehir-Kütahya-Afyon-Burdur hattından Antalya’ya inen tren yolu da Afyon’dan geçecek. Afyon bir kavşak noktası, bu kavşak noktasını biz hızlı trenlerle, otoyollarla birbirine bağlayacağız.

Yani müjde bir; otoyol, İzmir-Ankara Yolu.

Müjde iki; İzmir-Ankara hızlı tren.

Müjde üç; kuzey-güney Eskişehir-Antalya hattında yine hızlı tren.

Şimdi dördüncüsü; şu ana kadar yarım kalan bütün yollar bölünmüş yol olarak tamamlanacak. Afyon-Eskişehir ayrımı, Mahmudiye-Çifteler yolu bölünmüş olarak bu sene sonunda bitiyor. Afyon-Gazlıgöl-Kırka yolu, Keçiborlu-Dinar yolu, Bolvadin-Emirdağ’ı yolu üzerinde bulunan Kolanşam-Özburun 1 ve 2-Develi’yle üst geçit köprülerini bu sene tamamlıyoruz. Çay-Bolvadin-Emirdağ yolunu önümüzdeki sene tamamlıyoruz.

Yine sözümüzdü, burada dile getirmiştik, Afyonluların yakından takip ettiğini biliyorum, Özdilek Kavşağı’nı da köprülü geçiş kavşağı olarak yapıyoruz inşallah.

Müjde beş; üniversitemizde teknokent kuruyoruz ve bu çerçevede üniversitemize de yeni bir hastane kazandırıyoruz.

Altı; merkeze 250 yataklı kadın doğum ve çocuk hastanesi kuruyoruz, bu da özellikle Sare Hanımın gelip gerektiğinde burada Afyonlu bebelere doktorluk yapması için.

Şimdi Afyon deprem bölgesi, onun için kentsel dönüşüme özel önem veriyoruz, TOKİ’yle 592 yeni konut inşa ediyoruz, dayanaklı konutlar yapacağız Afyon’da.

Dinarlılara bir müjdem de, oradaki kentsel dönüşüm çerçevesinde yapılan yeni binalardaki şerefiye farklarında yüzde 15’ten yüzde 30’a kadar indirim yapıyoruz Afyonluların ödemesi kolay olsun diye.

Dokuz; 23 gölet ve sulama yapıyoruz, Çay Barajı ve Sandıklı Yavaşlar Barajı’nın yapımı devam ediyor.

Ve benim en gururlandıran 10’uncu müjdem, inşallah istiklal tanıtım merkezini, yani Çanakkale gibi bütün bu havzayı da istiklal havzası yapıp ziyarete açacağız, açıyoruz inşallah.

Müjde 11; 15 bin seyirci kapasiteli yeni bir stadyum yapıyoruz, yeni bir stadyum. Ama bu stadyum bilinen eski stadyumlar gibi olmayacak, tam anlamıyla dev bir spor kompleksi, yüzme havuzlarıyla, atletizm salonlarıyla dev bir spor komplesini Afyon’a kazandıracağız inşallah.

Afyon’u turizmimizin de merkez üssü yapıyoruz. Şifa merkezi dedik Afyon’a. Kaplıcaları, ılıcalarıyla meşhur olan Afyon’u tarih eserlerin restorasyonuyla, Yunus Emre Tekke restorasyonu, Frig Vadisi restorasyonu, arkeoloji müzeleriyle Afyon’u kültür ve sağlık turizminin de merkezi yapacağız inşallah.

Yine çok açık ve güzel bir şeyle size cevap vereyim, 2002’de biz iktidara geldiğimizde Afyon’da doğalgaz var mıydı? ("Hayır" sesleri) Kim getirdi? ("AK Parti" sesleri) İnşallah ilçelere doğru doğalgazı yayıyoruz. İscehisar’a selam olsun, en kısa sürede doğalgaz İscehisar’a geliyor. Emirdağ’a da en geç 2017 yılında doğalgaz gelecek. Dinar’da da rüzgar elektrik santrali kuruyoruz.

Biz geldiğimizde Afyon’da bir organize sanayi bölgesi vardı, mermerin en güzelinin olduğu Afyon’da, şimdi 5; 4 tane daha organize sanayi bölgesini Afyon’a kazandıracağız inşallah.

Gördüğünüz gibi, ne güzel sizin başta söylediğiniz şekliyle, istiklalin, zaferin merkezi Afyon, bütün Türkiye’deki hem istiklal zaferinin, hem demokrasi zaferinin de merkezi hep Afyon oldu, Afyon olacak.

Lezzetin merkezi Afyon, kaymağından bütün yemeklerine kadar. Ben evlenmeden önce çok daha az kiloluydum, Afyon’la evlendim, elhamdülillah o kadar lezzetli yemekler var ki kendimi zor tutabildim belli kiloda. Afyon’un o lezzetli yemeklerine, Afyon’un o geleneğine sahip çıkan bacılarımıza, bütün Afyonlulara da teşekkürü bir borç biliyorum.

Mermerin merkezi, şifanın merkezi Afyon, siz bizim gönlümüzün merkezindesiniz, gönlümüzün. Peki, gönlünü bize açan Afyon, bütün Afyonlulara sorarak bir kez daha teyit ediyorum, gönlünüzü eniştenize açıyor musunuz? ("Evet" sesleri) Gönlünüzde eniştenize mutena bir yer verecek misiniz? ("Evet" sesleri) O zaman gönlünüzden kopan ile eniştenize Afyon’da 5’te 5 diyecek misiniz? ("Evet" sesleri)

Buraya yazmışsınız, bilge adamı sevdi Türkiye, yeni anayasa lazım bu ülkeye, Afyonkarahisar’dan 5 milleti eniştesine hediye. Hediyeniz kabulümdür.

İnşallah 5’te 5 yapıyor muyuz? ("Evet" sesleri) Söz mü? ("Söz" sesleri)  Söz mü? ("Söz" sesleri)  7 Haziran’da Afyon’dan yeni bir istiklal destanı yazacak mıyız? ("Evet" sesleri) Söz mü? ("Söz" sesleri)  Söz mü? ("Söz" sesleri)  Söz mü? ("Söz" sesleri)  Allah şahit, siz 5 gönderin 6’ncısı benim, 7’ncisi Veysel Bey; 7 milletvekiliniz hayırlı olsun.

Allah yar ve yardımcımız olsun, Allah bütün Afyonluları muhafaza eylesin.

Allah’a emanet olun.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.