Basbakan Davutoglu’nun Aydin Mitingi konusmasinin tam metni
Selam olsun selam olsun selam olsun, yiğit Aydınlı Efelere selam olsun. Efeler bugün coşmuş, Efeler ayağa kalkmış, Efeler Aydın Meydanı’nı doldurmuş, yiğit Efelere selam olsun.
Milletimiz Akdeniz’le buluşturan Çaka Beye selam olsun. Bu diyarları, Aydın vilayetini vatan kılan Aydınoğulları’na, Yıldırım Bayezid’in şehzadesi Ertuğrul’a selam olsun. Düşman gelip kapımıza dayandığında, ordu var mı, silah var mı, güç var mı demeden yüreğiyle ayağa kalkan Yörük Ali Efe’ye, Demirci Mehmet Efe’ye selam olsun.
Özellikle bacılarıma ve dahi Türkiye’deki bütün kızlarımıza, hanımlarımıza selam niyetine İmamköylü Efe Ayşe’den de bahsetmek istiyorum. Kocası Çanakkale’de şehit olur, 23 yaşında genç bir Hanım, duyar ki düşman geliyor, acaba erkekler, beyler çıktı mı diye sormaz, İmamköy’den ayağa kalkar ve düşmana karşı Türk kadınının onurunu, şerefini korur. Efe Ayşe’lere selam olsun. Efe Ayşe’lerin bu meydanı dolduran torunlarına selam olsun.
Aydın’ın her bir köşesine selam olsun, Bozdoğan’a selam olsun, Buharkent’e, Çine’ye, Didim’e selam olsun. Güzel adıyla Efeler’e selam olsun. Germencik’e selam olsun, İncirliova’ya, Karacasu’ya selam olsun. Karpuzlu’ya selam olsun, Koçarlı’ya, Köşk’e, Kuşadası’na selam olsun. Kuyucak’a selam olsun, Nazilli’ye, Söke’ye selam olsun. Sultanhisar’a, Yenipazar’a selam olsun. Aydınlı Efelere, Aydınlı yiğit bacılara selam olsun.
Ve Aydın’ın bir yiğidine daha selam olsun, Aydın’ın yetiştirdiği şehit Başbakanımız, benim selefim Adnan Menderes’e selam olsun.
Aziz Aydınlılar, bir seçime yürüyoruz. Bugün 14 Mayıs, miting programlarını yaparken arkadaşlara dedim ki, 14 Mayıs Aydın’a aittir, 14 Mayıs’ta Aydın’da olacağım, 14 Mayıs’ı kaydedin oraya dedim. Neden biliyor musunuz? Çünkü 14 Mayıs 1950 Aydın’ın yiğidi, demokrasi şehidimiz Adnan Menderes 1950’de seçimleri, ilk adil ve özgür seçimleri kazandı. Aydın bir Aydınlı yiğitle birlikte Türk demokrasisinde milli iradenin mihenk noktası, mihenk şehri, omurga şehri oldu. Demokrasimizin omurgası, omurga şehri Aydın’a selam olsun.
Ve Kültür Turizm Bakanımız, arkadaşlar bir program daha getirdiler bana… ("AK gençlik burada, Hocasının yanında" sesleri) AK gençliğin Hocası da AK gençliğin, Aydınlı gençlerin yanında, Aydınlı aydın gençlerin yanında.
Size bir selam getirdim. Bakınız, bugün buraya gelmeden önce sabahleyin Yassıada’daydım, Yassıada’yı helikopterle yukarıdan seyrederken bir an gözümün önünden Adnan Menderes geçti. Ve Yassıada’ya indik, Andan Menderes’in, o milletin onuru olmuş… Burada ne güzel, hem Al Bayrakla, hem de camiyle birlikte yan yana koymuşsunuz Adnan Menderes’i, hak ediyor. Çünkü bu semalar Allahu ekber nidalarına hasretken, o yiğit Andan Menderes, Yörük Ali’nin çocukları, o yiğit Adnan Menderes bu semalardaki Allahu ekber hasretine son verdi. Suçu buydu, suçu tekbiri bu semalara getirmekti. Suçu, milleti için çalışmaktı. Suçu, Türkiye’yi bir kalkınma hamlesiyle ayağa kaldırmaktı. Darbeciler, cuntacılar onu onun arkasındaki milleti cezalandırdıklarını zannettiler. Hala gözümüzün önündedir, o vakur, o şehit Başbakan idama doğru yürürken aslında idam sehpasına çekilen Adnan Menderes değil, milli iradeydi, milli iradeydi.
Aziz Aydınlılar, Adnan Menderes’in hemşehrileri; bir daha milli iradenin idam sehpasına veya muhasebe makamına çekilmesine izin verecek misiniz? ("Hayır" sesleri) Verecek misiniz? ("Hayır" sesleri) İşte gür ses, işte Efe sesi bu.
Bakınız, Dışişleri Bakanı olduğum gün İstanbul’a ilk ziyaretimde, dedemin, babaannemin mezarından önce Adnan Menderes’in, Fatin Rüştü Zorlu’nun huzuruna vardım. Başbakan oldum, İstanbul’a il ziyaretimde Adnan Menderes’in huzuruna vardım ve Fatiha’yı okuyup onun huzuruna durduğumda, manen Adnan Menderes’i karşımda görüp ona hitap edercesine dedim ki, sana emanet olarak verilen milli iradeyi gasp edenler bugün de karşımıza gelirlerse, bugün de bize meydan okurlarsa, bugün de bizim elimizdeki milli iradeye emanetini almak isterlerse, Allah şahit ki, senin gibi idam sehpasına yürürüz, ancak milli iradeyi kimseye terk etmeyiz, kimseye terk etmeyiz.
Bakın, Adnan Menderes’in, Celal Bayar’ın, yiğit demokrasi öncülerinin muhakeme edildiği o Ada’yı, o salonu bugün gördüm. Şunu da söyleyeyim: Adnan Menderes orada muhakeme edilirken, edildikten sonra oraya giden ilk Başbakan benim. Ve o makamı bundan sonra Adnan Menderes’in adını yaşatan bir makam haline getireceğiz.
Ne mi yapacağız? Özgürlük ve demokrasi adası diyoruz hem Yassıada’ya, hem Sivriada’ya. Orada önce Yassıada platosu olacak. Yeni nesiller, hani AK Parti döneminde yetişip de cunta nedir, darbe nedir, baskı nedir bilmemiş, 28 Şubat zulmünü görmemiş, 12 Eylül zulmünü görmemiş olan yeni nesiller neye sahip olduklarını görebilmek için hepsini oraya götüreceğiz, göstereceğiz, diyeceğiz ki, bu topraklarda İstiklal Savaşı’na da katılmış, düşmana karşı direnmiş Celal Bayar’ı da, Adnan Menderes’i de idam götürüldüğü kara günler yaşandı, herkes görecek ve bilecek, herkes.
Ve bugün orada da zikrettim, yanında bir de demokrasi müzesi kuracağız. Ta ki kimse bir daha bu topraklarda milli iradeye meydan okumasın. İster darbeci, ister cuntacı, ister paralel yapılar şeklinde kim milli iradeye meydan okursa karşısında artık milyonlarca Adnan Menderes var. Birini şehit etmiş olabilirler, ama işte binlercesi bu meydanda her biri Adnan Menderes, her birimiz Adnan Menderes.
Şimdi bu mekanı bugünde zikrettim herkes o mekana ihtiram gösterecek, o mekanda sadece ve sadece Yassı Ada ve yaşanan tarih canlandırılacak, barış toplantıları yapılacak, özgürlük toplantıları, demokrasi toplantıları yapılacak. Bugün orada bir çağrıda bulunduk dedik ki, Adnan Menderes’i yargılayan bir hakim vardı bakın adını bile hatırlamazsınız Salim Başol. O orada sanki bütün kudret elindeymiş gibi Adnan Menderes’i şehidimizi tahkir ederken ebediyen güçlü olacağını zannetti, ama onun adı unutuldu fakat Adnan Menderes’in adı bütün kalplerde yaşıyor, sembol olarak yaşıyor, meşale olarak yaşıyor. Şimdi oradan çağrıda bulunduk dedik ki, hukukun katledildiği bu adada bundan sonra o kongre merkezinde hukuk fakültelerinde mezuniyet töreni yapılsın. Daha da ötede bir mesajda daha bulundum bir çağrıda, kongre merkezi bitince inşallah 27 Mayıs’ta sembolik olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Yassı Ada’da toplarız Yassı Ada’da. Kimse bir daha bu milletin seçtiklerini, seçtiklerinin bulunduğu Meclis’e kilit vurmasın diye, kimse Meclis’i kapatmasın diye. Kimse Meclis’in seçtiği insanlara hürmetsizlik yapmasın diye.
Bakınız bizim Meclis’imiz Türkiye Büyük Millet Meclisi gazi bir Meclis’tir, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde İstiklal Savaşını yapmıştır, kapısına kilit vurulmamıştı. Yunan ordusu Ankara’ya yaklaştığında dahi Meclis’in milletvekilleri Ankara’yı terk etmeyi reddetmişti işgale karşı. Ama geldiler ve Meclis’in kapısına kilit vurdular 27 Mayıs’ta. Yetmedi Meclis’in seçtiği Hükümetlere 12 Mart’ta muhtıra verdiler. Yetmedi 12 Eylül’de bir daha Meclis’e kilit vurdular danışma meclisi diye atanmış bir meclis kurdular. Yetmedi 28 Şubat’ta Meclis’in seçtiği, Meclis içinden güç alan Refah-Yol Hükümetine ve Profesör Necmettin Erbakan’a Anayasa Mahkemesi’ne çıkardılar, savunan adam savundu. Adnan Menderes idam sehpasına yürüdü, Turgut Özal direndi, ama hep birileri millete rağmen milleti idare etmeye kalktılar. Ne zamana kadar? AK Parti iktidara gelene kadar. Zannettiler ki, bizim dönemimizde de bunu yapabilirler 27 Nisan e-muhtırası verdiler. Sayın Cumhurbaşkanımız o zaman Başbakandı, ben de Başdanışmanıydım o geceyi iyi hatırladım. Varılan karar şuydu: Bize verilen e-muhtıra aynen iade edilecek aynen, iade ettik. Şimdi şerefli Türk Silahlı Kuvvetleri görevini mükemmelen yapıyor ve kimse artık Türkiye’de darbeden bahsetmiyor. Asker, sivil ilişkisi, demokratik kurallar içinde yerine rayına oturdu. Ama bu seferdi cübbeler içinde ya da emniyet teşkilatı içinde bir başka grup türedi. 17-25 Aralık’la paralelci bir yapı milli iradeye ket vurmaya çalıştı. Ve dönemin Başbakanı diye seçilmiş Başbakana yani Adnan Menderes’in makamında oturan Başbakana dönemin Başbakanı diye iddianameler hazırladılar. Ama bu sefer kafalarını çok sert bir kayaya çarpışlardı işte o dönemin Başbakanı dedikleri Başbakan şu anda Cumhurbaşkanı, biz emaneti aldık, ama onlar artık dönemin savcıları dönemin.
Şimdi aziz Aydınlılar, bütün bu demokrasi mücadelesinde bir an dahi başımızı önümüze eğmedik. 13 yıldır Adnan Menderes’in torunlarına soruyorum, sizin milli irade emanetine sahip çıktık mı? ("Evet" sesleri) Milli iradeye set çekmek isteyenlere dimdik direndik mi? ("Evet" sesleri) Yörükler, Efeler bir Yörük olarak da size soruyorum Efelerin yiğitliğini bilerek soruyorum bundan sonra da 7 Haziran’da bu emaneti bizim koruyacağımıza inanıyor musunuz? ("Evet" sesleri) İnanıyor musunuz? ("Evet" sesleri) Adnan Menderes’in emanetini kim korur? ("AK Parti" sesleri) Adnan Menderes’in emanetine kim sahip çıkar? ("AK Parti" sesleri) Kim sahip çıkar? ("AK Parti" sesleri) Demokrasiye, özgürlüklere kim sahip çıkar? ("AK Parti" sesleri)
Gelin birde diğer partilere bakalım, Cumhuriyet Halk Partisi yiğit Efeler buradaki vatanperver, özgürlükçü Cumhuriyet Halk Partili vatandaşlarıma da sesleniyorum. 27 Mayıs’ta Cumhuriyet Halk Partisi darbeye, ihtilale destek verdi, arkasında durdu, ihtilalden sonra Hükümeti, kaos içinde Hükümeti kurdu. Adnan Menderes ölüme yürürken onurla şehadete yürürken Cumhuriyet Halk Partisi iktidar hesapları yapıyordu. Sonra 28 Şubat’ta, 12 Eylül’de dik başlı görmedik onları. 12 Eylül’de rahmetli Ecevit bile kendi Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarından mustarip olduğu için CHP’den istifa etti istifa. 28 Şubat’ta milletin evlatlarını ikna odalarına sokan rektör yardımcılarını Cumhuriyet Halk Partisi sonra milletvekili yaptı. Başörtüsünü çıkarsınlar diye ikna odalarına, Ama tarihin ve takdirin tecellisine bakın ki, ilk defa başı örtülü başı açık onurlu Türk kadınları İmam Köylü Efe Ayşe’nin çocukları el ele, başı örtülü, başı açık bu seçimlerde Meclis’e giriyorlar, ikna odacıları Meclis dışına çıktılar. Cumhuriyet Halk Partisi’nin sicili demokrasi anlamında bozuktur. 27 Nisan e- muhtırası bize verildiğinde biz dimdik ayakta durduk, ama CHP Genel Sekreteri, CHP Genel Başkan Yardımcıları bunlar bizim hislerimize tercüman oldular deyip muhtıracılara sahip çıktılar. Şimdi Adnan Menderes’in çocukları hangi partiye oy vermiş olursa olsun aziz Aydınlılar, ihtilale, darbeye, vesayete sahip çıkanlara siz oy verir misiniz? ("Hayır" sesleri) Verir misiniz? ("Hayır" sesleri) Verir misiniz? ("Hayır" sesleri) Ve ulusalcılığıyla bilenen yine Cumhuriyet Halk Partisi vatandaşlarıma sesleniyorum, daha düne kadar F tipi deyip bu paralelcilere seslenenler, paralelcileri tehdit olarak görenler şimdi onlarla iş tutuyorlar iş tutuyorlar. Bu savcılar meslekten HSYK kararıyla men edildiğinde Cumhuriyet Halk Partisi milletvekili bu savcıları iktidara gelirsek göreve iade edeceğiz dedi. Kimlerin eli, kimin cebinde görüyor musunuz? ("Evet" sesleri) (“Cenabı Allah fırsat vermez” sesi) Vermez Allah’ın izniyle. Ne Allah fırsat verir, ne millet fırsat verir, ne de Aydın fırsat verir.
Diğer tarafta Milliyetçi Hareket Partisi’ne bakınız (“Ahmet Hoca sen bizim her şeyimizsin” sesleri) Aydınlı Efeler böyle söylüyor ya Yörük Ahmet durur mu? Biz de sizin her şeyiniziz, sizde bizim; Şu Dalma’dan geçtin mi, soğuk sular içtin mi, Efelerin içinde Yörük Ali’yi seçtin mi? Şimdi ben soruyorum, Peki, Efelerin içinde Yörük Ahmet’i seçecek misiniz? ("Evet" sesleri) Seçecek misiniz? ("Evet" sesleri) Seçecek misiniz? ("Evet" sesleri) Şu Dalma’dan geçecek misiniz? Soğuk sular içecek misiniz? Efelerin içinden kardeşiniz Yörük Ahmet’i seçecek misiniz? ("Evet" sesleri) İşte böyle biz Yörük Ali’nin yolcusuyuz.
Bahçeli Diyarbakır’da bana Serok Ahmet dediklerini bahane gösterip eleştiriyor. Bilmediği şu: Doğrudur orada Kürtçe, Zazaca Serok Ahmet dediler, ama Erzurum’da Dadaş Ahmet dediler, Elazığ’da Gakkoş Ahmet dediler, Sivas’ta Yiğido Ahmet dediler, Osmaniye’de Yörük Ahmet, Türkmen Ahmet dediler. Şimdi burada da ister Yörük Ahmet deyin, ister Zeybek Ahmet, ister Efe Ahmet. Ama biz bu milletin her bir ferdiyle aynı dili konuşuruz, aynı gönül dilini. (“Ahmet Efe” sesleri) Efeyi seçtiyseniz bence bir mahsuru yok istediğinizi diyebilirsiniz. Evet, Efe Ahmet, Ahmet Efe. Sizlerin, Aydın’ın yiğit Efeleriyle omuz omuza olmak, Zeybekleriyle omuz omuza olmak bize en büyük şereftir, en büyük şeref.
Bakınız muhasebe vakti Türkiye Cumhuriyeti Devleti onurlu ve izzetli bir devlettir. Biz yedi düvele meydan okumuş, Çanakkale’yi onlara dar etmiş bir milletiz. Ama bir de düşünün 2002 yılını hayal edin. Hani Efe Ayşe evdeki tüfeği alıp çıktı ya o tüfek kendi tüfeğiydi çıktı meydana mertçe dövüştü. Seyit Onbaşı kaldırdı güllesini mertçe Çanakkale’de gönderdi. Ama 2002 yılında Yörük Ali’nin, Demiri Efe’nin çocuklarının düştüğü duruma bakınız ki, Bahçeli Başbakan Yardımcısı olduğu o üç koalisyonun karanlık günlerinde Türkiye en ufak silah için bile başka ülkelere muhtaçtı başka ülkelere. Terörle mücadele edeceğiz biz iktidara geldik insansız hava araçlarını İsrail’den alıyorduk. Türkiye’de tanka ihtiyaç vardı başka bir ülkeden alıyorduk, onlarda şart koşuyordu şuralarda kullanmayacaksınız diye. Baktık, oturduk, düşündük Sayın Cumhurbaşkanımızın Başbakanlığında bizim Dışişleri Bakanlığında, Başdanışmanlığımızda şu sonuca vardık ki, bir millet eğer kendi silahını yapamıyorsa, bir milletin ordusu eğer başkalarının silahına muhtaçsa o millet bağımsız olamaz. Bunu ben akademik hayatta kitaplarımda da yazdım, ilk üzerinde durduğumuz şey savunma sanayi oldu milli savunma sanayi. Bakın şimdi her yerde söylüyorum, gözlerim dolarak söylüyorum, başkalarından helikopter alıyorduk şartlar koşuyorlardı. Geçen hafta Bitlis’ten Muş’a uçarken dediler ki, efendim şu anda sağ kolunuzda sağ yanınızda Türk yapımı Atak Helikopterleri hizmete girdi. Döndüm baktım hemen yanımızda kanat kanada uçuyoruz, sol yanımızda ikinci Atak Helikopterleri. Geçen hafta Başbakanlığa ilk defa hizmet sunan Atak Helikopterleri artık Türk semalarında Türk helikopterleri var. Bize şeref sözü üzerinde konuşup bize ders vermeye kalkanlara sesleniyorum, şeref öyle bir şeydir ki semalarında kendi helikopterini uçurur. Kara ordusunda kendi tankını Altay Tankını kullanır.
Süleyman Şah’a geçtik, Süleyman Şah’ın huzuruna vardık geçen hafta sizlerin Yörük obalarının, Türkmen boylarının, efelerin ecdadı kayı boyunun şahı Süleyman Şah’ın huzuruna vardık. Hani Diriliş filminde şimdi gösteriyorlar ya işte o. Orada oraya giderken kullandığımız her araç bizim malımızdı bizim. Düşünün ki filmlerde de şimdi gördüğünüz için dizi de hani demiri ustası vuruyor ya Haktır Allah, Haydır Allah. Haktır Allah, Haydır Allah, işte vurur ya bu zikir, bakın o zaman bile kılıcı kendimiz yapmaya çalışmışız. O obayken bile daha beylik değiliz, devlet değiliz, devlet değiliz, imparatorluk değiliz, ama kendi kılıcımızı kendimiz yapıyoruz. Ama 2002 Türkiye’sinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti kılıca dahi muhtaç hale gelmiş.
Şimdi aziz Aydınlılar, Yörük Ali’nin torunları, Demirci Efe’nin torunları Türkiye’de milli helikopteri kim yaptı? ("AK Parti" sesleri) Kim yaptı? ("AK Parti" sesleri) Milli savaş uçağını kim yapıyor? ("AK Parti" sesleri) Milli tankı, Altay Tankını kim yaptı? ("AK Parti" sesleri) Kim yaptı? ("AK Parti" sesleri) Kim yaptı? ("AK Parti" sesleri) Onlar konuşur ("AK Parti yapar" sesleri) Onlar konuşur ("AK Parti yapar" sesleri) Onlar konuşur ("AK Parti yapar " sesleri) Yine demokrasi güçlü olacaksa, devlet güçlü olacaksa o ekonomiyle olur değil mi? Ekonomi sağlam olmadan güçlü olamazsınız. Ve devlet olmanın eskiden sembollerinden biri de sikke basmak, para basmak yani, paraya damgayı vurmak. 2002’de Türkiye Cumhuriyeti yazan, üzerinde al bayrak olan Türk Lirası altı tane sıfırla doluydu, değeri yoktu değeri Türk Lirasına değeri kim kazandı? ("AK Parti" sesleri) Kim kazandırdı? ("AK Parti" sesleri) Kim kazandırdı? ("AK Parti" sesleri)
Ve bugün 14 Mayıs bir başka gün nedir biliyor musunuz? 14 Mayıs Türkiye’nin 2013’te AK Parti Hükümetleri yönetiminde IMF’ye son borcunu ödediği taksitini ödeyip borçlu olmaktan çıktığı tarih. Bize borçlu bir Türkiye devrettiler, bize boynu eğik bir Türkiye devrettiler, ama biz o ülkeden IMF’ye borç veren kudretli bir ülke çıkardık, yeni Türkiye bu.
Şimdi birileri dışarıda ve içeride uluslararası çevreler yerli işbirlikçiler koalisyon hesabı yapıyorlar AK Parti’nin ayağını kesmek için bu üçünü de bir araya getirebilir miyiz diye. Düşünebiliyor musunuz? MHP’yle, HDP yan yana, yanlarında da CHP, arkalarında da paralel. Yahu biz öyle üçlü bir koalisyondan bu ülkeyi devraldık millet batıyordu, esnaf yazarkasayı yere çarpıyordu, çiftçilere destekler kesilmişti. Şimdi size soruyorum, bir daha böyle 3’lü koalisyonlara, çetelere, kaos senaryolarına prim verir misiniz? ("Hayır" sesleri) Böyle kaos çıkarmak isteyenlere herhangi bir şekilde emaneti verir misiniz? ("Hayır" sesleri)
Zavallı Kılıçdaroğlu ümidini kesmiş, şimdi diyor ki, dilenir gibi… Bakın, biz halktan destek isteriz, ama dilenmeyiz, kimseden hiçbir şey dilenmedik, hiçbir şey. Ama o ne diyor? Bari bana 4 yıllık bir iktidar verin diyor. Yahu kendine güvenen lider sözü böyle mi ister? Recep Tayyip Erdoğan buraya geldiğinde, size bari 4 yıl verin dedi mi? ("Hayır" sesleri) Ben dedim mi? ("Hayır" sesleri) Biz ne dedik? Emaneti bize verin, hak ediyorsak bizde muhafaza edin, 4 yılsa 4 yıl, 40 yılsa 40 yıl, ne kadarsa, hak etmiyorsak hemen alın.
İşte güvenemiyor kendine. Neden 4 yıl diyor biliyor musunuz, neden? Çünkü Türkiye’yi batırmak için. Peki, daha önce hiçbir yer batırdı mı? SSK. Bir daha sorayım da söyleyin; daha önce nereyi batırdı? ("SSK" sesleri) Daha önce nereyi batırdı? ("SSK" sesleri) Daha önce nereyi batırdı? ("SSK" sesleri) Peki, benim hayatım başarı hikayesi diyor, ya buna inanılır mı? ("Hayır" sesleri) Yaptığı herhangi bir başarı var mı? ("Hayır" sesleri) Şimdi palavra atıyor matematik, hesap bilmeden; matematik bilir mi bu? ("Hayır" sesleri) Peki, siz SSK’yı bitiren birine Türkiye’yi batırsın diye bu ülkeyi verir misiniz? ("Hayır" sesleri)
Buradan bütün Türkiye’deki ekonomiyi düşünen, esnafımıza, çiftçimize, özellikle de, bakın, özellikle de perde geresinden bu 3’lü koalisyon senaryosuna çalışan o kartel medyasına var ya, paralel medyaya, kartel medyaya var ya, onlara bir ses verin, onlara bir ses verin. ("Yuh" sesleri) Bizim konuşmalarımızdan alakasız şeyleri alıp manşet yaparlar, ama doğuda 6-7 Ekim olaylarında terörü destekleyen Demirtaş’tan bir barış adamı çıkarmaya kalkışırlar. Bunlar bir mühendislik yapıyorlar, mühendislik. Bakın, 6-7 Ekim olaylarında Kobani’yi bahane edip akşam sokağa çıkın diye halka sokağa döküp, 14-15 yaşındaki Yasin Börü’yü 4’üncü kattan atan mübarek Kurban Bayramı gününde katillere, canilere yol açan Demirtaş, bir anda bu kartel medyasının, paralel medyanın gözdesi oldu; gözdesi oldu mu? ("Evet" sesleri)
Peki, İstanbul’da dolaşırken barışçı, doğuya gittiğinde de halka baskı yapıyorlar, diyorlar ki, şu köyde şu kadar seçmen var, hepsi bizim partiye vermezse, yani HDP’ye, sonra hesabını sorarız. Doğulu kardeşlerim buna hiç prim vermedi, vermeyecek.
Arkasındaki senaryo bu. Şimdi çıkıyor paralelin sözcüsü olan o gazeteci Diyarbakır Belediye Başkanı’yla perde gerisinde ne konuştu yavaş yavaş çıkıyor. Savcılar görevden alındı diye HDP’liler de ayağa kalktı. Bunlar Salim Başol bugün yaşıyor olsa ona da sahip çıkarlardı, ona da. Ama öyle bir gündeyiz ki, ak ile kara, ak kaşık ile kara kaşık arasındaki farklar ortaya çıkıyor. Kim demokrasi yanlısı, kim demokrasi karşıtı, kimler ne hesaplar içinde, bunlar birer birer ortaya çıkıyor. Biz ise neyin derdindeyiz biliyor musunuz? Bütün vatandaşlarımızın mutluluğunun, huzurunun, refahının.
Bu hafta Engeliler Haftası. Her mitinge gittiğimde engelli kardeşlerimiz bekler kucaklaşırız. Dün Ankara’dan çıkmadan önce de onlarla Ankara’da buluştum. Biz gelene kadar engelli kardeşlerimiz evin dışına çıkmaya çekinirlerdi, utanırlardı, ama öyle kanunlar getirdik ki, 2005’te engelliler için kanun çıkardık. Daha sonra, bakın Şeyh Edebali’nin insanı yaşat ki devlet yaşasın demesinden ilhamla ne yaptık biliyor musunuz? Engelliye bakan, evinde engelli olan annelere 789 lira maaş bağladık, maaş.
Şimdi Kılıçdaroğlu ceğiz-cağız diye birilerine rüşvet vermeye kalkıyor kendince. Bakın, biz ceğiz-cağız, yapacağız, edeceğiz demiyoruz, yaptık diyoruz yaptık diyoruz yaptık diyoruz, yapıyoruz diyoruz.
Yine her bir engelliye 250 lira maaş bağladık, 600 bin engelli vatandaşımız 250 lira her ay maaşını alıyor. Yine 200 bini aşkın onlara bakan aile, anneler 789 lira alıyor. 281 bin taşımalı eğitimle engelli öğrencimiz okullara taşınıyor.
Aziz kardeşlerim, Allah aşkına, böyle şefkatli bir devletin vatandaşı olmaktan memnun musunuz? ("Evet" sesleri) Memnun musunuz? ("Evet" sesleri)
Bunlar onun palavraları, şunun, bunun palavrası değil, bunlar AK Parti’nin icraatları, AK Parti’nin bunları kim yaptı? ("AK Parti" sesleri) Engelliye maaşı kim verdi? ("AK Parti" sesleri) Engelli ailelerin tatil yapabilmeleri için evlerine bakım memuru gönderiyoruz, anneler, babalar tatil yapıp geri geliyorlar.
Engelliler Haftası vesilesiyle bütün engelli kardeşlerime sesleniyorum, bilin ki, bugün Türkiye’de, Ankara’da kudretli bir Hükümet var, gözünüzün yaşı aksa biz sileriz, herhangi bir şekilde elinizde bir aksaklık olsa sizin eliniz oluruz, yürüyemiyorsanız sizin ayağınız oluruz, göremiyorsanız size gönül gözüyle bakarız, duyamıyorsanız sizi aşkla çağırırız, aşkla, muhabbetle.
Bütün engelli kardeşlerimin gözlerinden öpüyorum, hepsine buradan, Aydın’ın Efelerinden selamlarımızı iletiyoruz.
Allah kimseyi zor durumda bırakmasın. ("Amin" sesleri) Ama herhangi zor duruma düşmüş biri varsa arkasında Türkiye Cumhuriyeti Devleti var, arkasında AK Parti hükümetleri var, AK Parti.
Yine bugün Dünya Çiftçiler Günü. Bereketli Aydın ovaları… ("Türkiye seninle gurur duyuyor" sesleri) Biz iktidara geldiğimizde… Hangi Kılıçdaroğlu’nun bir akıl hocası var, diyor ki, iktidar olacağı yok da, olası olursam diyor hayal kurduğunda, Kemal Derviş’i dışarıdan bakan yapacağım. Şimdi bizim çiftçimiz Kemal Derviş’i çok iyi bilir. Kemal Derviş geldi, çiftçilerimize verilen bütün destekleri kesti, kimyevi gübre desteği, her türlü destek. Ayrıca, bütçeden bakanlıklara giden paralar bile kesildi, çünkü verecek para yoktu.
Şimdi biz geldik, Türkiye’de 2002 yılında 1.8 milyar Türk Lirası Tarımsal destek veriliyordu, biz bu sene 10 milyar Türk Lirası veriyoruz, 10 milyar. O günden bugüne çiftçimize tam 70 milyar, eski parayla 70 katrilyon tarımsal destek verdik, 70 katrilyon, helali hoş olsun.
Tarımsal destek verilen ürün sayısını 57’ye çıkardık, prim desteği verdik, primlerde de 73 milyar kadar varan önemli katkılar yaptık.
Ama en önemlisi, çiftçilerimiz biz iktidara geldiğimizde, yüzde 56’layla 66 arasında faiz ödüyordu. Aziz çiftçilerimiz bugün sıfır faizle hayvancılık kredisi alıyorlar, sıfır faizle, faizsiz sulama kredisi alıyorlar.
Şimdi hesap bilmeyen Kılıçdaroğlu, gelip meydanlarda konuşuyor. Ziraat Odaları Birliği Genel Kurulunda kendisine söyledim… Konya’dan küçük Hollanda Türkiye’den fazla tarım ihracatı yapıyor diyor, rakam veremiyor, sadece söylüyor. Şunu bilmiyor: 23 milyar dolarla aldığımız tarım hasılasını şimdi 61 milyar dolara çıkardık. Hollanda’nın hasılası ne kadar biliyor musunuz? Sadece 15 milyar dolar. Türkiye’den fazla yaptığını iddia ediyor. İşte matematik bilmediği için verilen kağıdı yanlış okuyor. İhracat ise hasılayla üretilmiyor, Hollanda 70 milyar dolar ithalat yapıyor, 118 milyar dolar işleyip, ambalajlayıp satıyor, kendi ülkesinde üretmiyor.
Ama aziz Aydınlılar, bereketli toprakların çocukları; şu anda Avrupa’da en büyük tarım üreticisi ülke Türkiye Cumhuriyeti. Biz birinciyiz, Almanya’yı da, İngiltere’yi de, Fransa’yı da, İspanya’yı da geçip birinci olduk, dünya da 6’ncıyız, 6’ncı. İşte Türkiye’nin AK Parti iktidarları döneminde geldiği nokta bu.
Şimdi size bu kadar rakam verdim, hemen siz bir müjde beklersiniz değil mi Aydınlılar? Gelirken Ekonomi Bakanımızla da konuştuk, inşallah incire, yaş ve kuru incire ihracat desteği vermeye başlıyoruz. İncir mübarek bir meyvedir, Kur’an-ı Kerim’de zikredilen meyvelerdendir, “vettini vezzeytuni” diye zikredilir. İncir gibi mübarek bir meyvenin diyarı olan Aydın, sana hizmet bizim görevimizdir.
Nitekim, bakınız Aydın’a yapılan hizmetler bağlamında, son 12 yıl içinde Aydın’a 12,3 milyar yatırım yaptık.
Üniversitemizin öğrenci sayısı 5440’dı, şu anda 41500, Türkiye’nin en büyük üniversiteleri arasında. Akademisyen sayısı 833’tü, şu anda 1611.
Nitelikli yatak sayısı, yani içinde lavabosu olan hastane yatak sayısı 134’tü, şimdi 1031. Acil ambulans sayısı 20’ydi, şu anda 58.
Bölümmüş yol 114 kilometreydi, şimdi 346 kilometre.
Atık su arıtma tesisi sadece 7’ydi, şu anda 28. Katı atık depolama tesisi yoktu, şu anda 3.
Organize sanayi bölgesi bir taneydi, şu anda 3. Hemen bir müjde daha vereyim, 5 organize sanayi bölgesi daha inşa ediyoruz Aydın’a.
İhracat 116 milyon dolardı, şu anda 745 milyon dolar. Turist 632 bindi, şu anda 1 milyon 135 bin.
Eğitimde 2476 derslik, üniversiteye 6 fakülte, 8 yüksekokul yaptık.
55 milyon fidan diktik sadece Aydın’a, 55 milyon. Hani bu Taksim’de 10-12 ağaç yer değiştirdi diye Gezi vandalizmi yapanların kulaklarına küpe olsun değil mi? ("Evet" sesleri) Aynen, 55 milyon. Yakında sadece Aydın’da her vatandaşımız için bir ağaç olmuş olacak.
Biraz önce Orman Su İşleri Bakanımız zikretti, Çine Barajı, dünyanın 5’inci büyük barajını 2010’da Aydın’da yaptık.
Çine Barajı deyince rahmetli Adnan Menderes yine aklıma geldi, hiç aklımızdan çıkmıyor şahadeti ama. O acılı, o ıstıraplı günlerde Çine Deresi’ni anıp, ah onun başında olsaydım diye hasretli Aydın’ı andı Adnan Menderes. Allah ona rahmet eylesin. ("Amin" sesleri) Onun çocukları şimdi Çin’e Barajı’nı yapıyor, Çine Barajı’nı.
Tarım ve hayvancılıkta 2 milyar Türk Lirası hayvancılık desteği sağladık.
Gençlik ve spor alanında da 31 spor tesisini hizmete aldık.
Şimdi yapılacak projelerimiz bağlamında, müjdeler bağlamında, Aydın Türkiye’de ilk demir yolunun geldiği yerler arasındaydı, ama sonra Türkiye’de demir yolları hep ihmal edildi ve demir yolları geride kaldı. Ama şimdi bizim dönemimizde Türkiye, halkımız yüksek hızlı trenlerle tanıştı, İzmir’in de tanışma vakti geldi, İstanbul-İzmir hattı Aydın’a da uzatılacak.
Ayrıca, İzmir’den Antalya’ya otoyol yapıyoruz, bu koridorda İzmir-Aydın-Denizli-Burdur-Antalya otoyolunda merkez kavşak şehirlerden biri Aydın olacak; Allah hayırlı, mübarek etsin.
Gedikli-Akbük-Kazaklı-Gürçam’lar üzerinden Bodrum Havaalanına bağlayacak 34 kilometrelik yolu da yatırım programına aldık.
Ve Aydın şehir hastanesi; Aydın Efeleri sağlıklıdır, maşallah diridirler ama, Allah vermesin, hasta olurlarsa onlara en iyi şartları sağlamak bizim görevimizdir. 800 yatak kapasiteli Aydın şehir hastanesinin proje aşaması tamamlandı, inşallah önümüzdeki yıl temeli atıp 2019’da çağdaş şartlarda 800 yataklı şehir hastanesini inşa etmiş olacağız.
Özellikle Menderes Nehri’ndeki su baskınları dolayısıyla zarar görmüş bütün hemşehrilerimize gerekli yardım ve destek verilecek. 1458 çiftçimize 2 bin Türk Lirası afet yardımı Valiliğe gönderildi. Nerede bir vatandaşımızın herhangi bir afetten sıkıntısı varsa, her zaman devletimiz, Hükümetimiz onun yanındadır, yanında olacaktır.
Merkez adalet sarayı yapıyoruz, son derece modern, proje aşamasında.
Beş adet organize sanayi bölgesi, söyledim.
Bir de, gelirken iki hususta daha önemli adımlar atalım dedik.
Bir; jeotermal turizm alanında Aydın’ı güçlendirmek, özellikle jeotermal santral alanında Germencik’te adımlar atıyoruz.
Bir de, İŞKUR toplum yararına çalışma bağlamında 5 bin Aydınlıya İŞKUR’dan istihdam imkanı açıyoruz 5 bin Aydınlıya. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımıza gerekli talimatları verdik.
Gördüğünüz gibi Aydınlılar, biz hangi şehrimize gidersek gidelim elimiz dolu gideriz, ama şimdi siz de bizi boş göndermeyin.
Aziz Aydınlılar, yiğit Aydınlılar, Efeler; 7 Haziran’da bize bir hediye verecek misiniz? ("Evet" sesleri) Verecek misiniz? ("Evet" sesleri) Verecek misiniz? ("Evet" sesleri) Adnan Menderes’in davasını, bayrağını taşıyan AK Parti’yi milli irade emanetiyle taçlandıracak mısınız? ("Evet" sesleri) Bu tuzak kuranlar var ya, paralelciler, üçgenciler, hepsine toptan birden bir ders verecek misiniz? ("Evet" sesleri) Verecek misiniz? ("Evet" sesleri)
İnşallah Aydın’da her vatandaşımızın kalbine gireceğiz, CHP’li, MHP’li, HDP’li her vatandaşımızın ve davamızı anlatacağız. Davamızı anlatmaya var mısınız? ("Varız" sesleri) Var mısınız? ("Varız" sesleri) Var mısınız? ("Varız" sesleri) CHP’li kardeşime özgürlük buradadır, herkesin yaşam bicine, hayat tarzına saygı bizdedir diyecek misiniz? ("Evet" sesleri) MHP’li kardeşimize gidip, Türkiye Cumhuriyeti Devleti AK Parti döneminde kudret kazandı diyecek misiniz? ("Evet" sesleri) HDP’lilere gidip, HDP’lilere anlatıp, doğuyu da, batıyı da, kuzeyi de, güneyi de kardeş kılacak tek parti AK Parti diyecek misiniz? ("Evet" sesleri)
Ve en önemlisi, bu seçimler önemli, bu seçimlerde oy kullanmak en büyük vazifedir. Fevç fevç, akın akın sandıklara yürüyelim, hepimiz oylarımızı kullanalım, çünkü bu seçimlerin kaderi AK Parti’nin kaderi değildir, bu seçimlerin kaderi Türkiye’nin kaderidir, Türkiye’nin kaderi. Bu seçimlerle Ortadoğu’nun kaderi şekillenecek, Orta Asya’nın, Balkanlar’ın kaderi şekillenecek. Bütün bu coğrafyalara Efelerden bir güzel mesaj vermeye hazır mısınız? ("Evet" sesleri) Hiç merak etmeyin, bu topraklardaki kudretli ve şefkatli Türkiye Cumhuriyeti Devleti gerektiğinde Filistinliyi de, Azeri’yi de Boşnak’ı da, Somali’yi de korur, kollar diyecek misiniz? ("Evet" sesleri)
İstiklal ve istikbal davamıza sahip çıkacak mısınız? ("Evet" sesleri) Aydın’da AK Parti’ye bir tarihi hediye verecek misiniz? ("Evet" sesleri) İnşallah Aydın’da hem birinci parti, hem de yüzde 50’yi aşacak mıyız? ("Evet" sesleri) Yüzde 55 yapacak mıyız? ("Evet" sesleri) Bütün onların toplamından daha fazla desteği AK Parti’ye verecek miyiz? ("Evet" sesleri) Söz mü? ("Söz" sesleri) Söz mü? ("Söz" sesleri) Söz mü? ("Söz" sesleri) Efe sözü mü? ("Evet" sesleri) Yörük sözü mü? ("Evet" sesleri) Türkmen sözü mü? ("Evet" sesleri) Aydın sözü mü? ("Evet" sesleri) Söz mü? ("Söz" sesleri) Söz mü? ("Söz" sesleri) Söz mü? ("Söz" sesleri)
Allah razı olsun, Allah yar ve yardımcımız olsun, Allah’a emanet olun.