Basbakan Davutoglu’nun Bitlis Mitingi konusmasinin tam metni
Hüda’nın cennetidir bu şehri Bitlis. Alemin ziynetidir bu şehri Bitlis. Gönüller minnetidir bu şehri Bitlis. Dünyanın cennetidir bu şehri Bitlis.
Cihanın ziyneti Bitlis’e selam olsun. Bitlis’in 5 minaresine, Bitlis’in dağlarına, Bitlis’in ovalarına, Bitlis’in yiğitlerine selam olsun. Bitlis’e Hüda’nın cenneti diyen İbrahim Hakkı Hazretleri’ne selam olsun. Bitlis’i ilim diyarı kılan bütün ulemaya, bütün seyitlere, bütün erenlere selam olsun. Mevlana Abdurrahim Bitlisi’ye selam olsun. Mevlana İdris-i Bitlisi’ye selam olsun. Fahrettin Ahlati’ye selam olsun. Şeyh Tahir-i Kürdi’ye selam olsun, Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’ne selam olsun. Şeyh Muhammed Ziyaeddin Nurşini Hazretlerine selam olsun. Bitlis’in her köşesine, her ilim dergahına, her mahallesine, her evine selam olsun.
Adilcevaz’a selam olsun, Ahlat’a selam olsun, Mutki’ye selam olsun, Hizan’a selam olsun, Norşin’e selam olsun, Tatvan’a selam olsun, can Tatvan’a selam olsun. (“Bitlis seninle gurur duyuyor” sesleri) Biz Bitlis’le gurur duyuyoruz.
Aziz Bitlisliler, ilim dergahının, irfan dergahının mekanı Bitlis’in değerli hemşehrileri; biz 7 Haziran’a doğru yürürken ülkemizin her köşesini dolaşıyoruz, 22. mitingimizi de Bitlis’te yapıyoruz ve Bitlis’te sizlerle buluşmaktan büyük bir gurur duyuyorum, büyük bir mutluluk duyuyorum. Sizlerin hepinize selam olsun. Bitlis’e aynı zamanda ilham almaya geldim. Çünkü Bitlis’in her taşında, her toprağında bir ilim, irfan, adap, edep ve haya dersi vardır ve Bitlis’in huzuruna geldim.
Biraz önce kanaat önderleriyle buluştuğumuzda bir kanaat önderi, bir melle öyle bir söz dedi ki yüreğime işledi, yüreğime işledi. Dedi ki; Başbakan sizi davet ediyor görüşmek için dediler. Eskiden bizi karakola çağırırlardı, şimdi Başbakan bizi davet ediyor, aradaki fark bu dedi. Ben de ona dedim ki; biz Bitlis’in huzuruna geliriz, bu yiğit insanların, bu yiğit bacıların, bu ilim dergahının huzuruna gelir ondan nasihat isteriz, dua isteriz. Yola çıkarken Bitlis’in irfanını yanımızda görmek isteriz. Yanımızda mısın Bitlis? ("Evet" sesleri) Duayla, destekle, birlik ve beraberlik yolunda yanımızda mısınız? ("Evet" sesleri) İnşallah 7 Haziran’da 3’te 3 yapacak mıyız? ("Evet" sesleri) Sonunda tekrar bu konuları ele alacağız.
Ama size bugün ortak medeniyetimizden, ortak kaderimizden bahsedeceğim. Muş’ta, Malazgirt’in huzurundaydık. 4 dönem var ki bu toprakların kaderi bir hamur gibi yoğruldu. Birisi Malazgirt’le birlikte Türklerin, Kürtlerin, bütün Anadolu halklarının yeni bir kültür inşa etmek üzere Anadolu’da birlikte omuz omuza vermeleriydi.
İkincisi; Selahaddin Eyyubi’nin ordusunda Kürtlerin, Türklerin, Arapların Kudüs’e doğru Haçlı Seferlerine karşı dimdik yürüyüşüydü.
Bitlisliler, Alparslan’ın, Selahaddin’in torunları; bir ve beraber olarak geleceğe yürüyecek miyiz? ("Evet" sesleri) Yürüyecek miyiz? ("Evet" sesleri)
Üçüncüsü; Sultan Abdülhamit döneminde Hamidiye Alaylarıyla düşman işgaline karşı burada bütün Anadolu kavimlerinin omuz omuza vermesiydi.
Şimdi bizim dönem, AK Parti dönemi bu tarihi eşikte dördüncü dönemi temsil ediyor. Tekrar milletimizi bir ve bütün kılmak için, ortak kaderimizi şekillendirmek için, bütün bu tarih üzerinde yeni bir gelecek inşa etmek için milli birlik ve beraberlik diyoruz. Bitlis, bu çağrımızda yanımızda mısınız? ("Evet" sesleri) Bu çağrıyı 7 Haziran’da bir güçlü milli irade sesi olarak dünyaya haykırmaya var mısınız? ("Varız" sesleri) İnşallah 3’te 3 yapmaya var mıyız? ("Varız" sesleri)
Bakınız biz bu tarihi çizgiden geliyoruz, tarihimiz belli, atıf noktamız belli, referans noktamız belli. Ama Türkiye’de öylesine yanlış işler yapıldı ki, öylesine yanlış adımlar atıldı ki maalesef bu milletin aziz fertleri değişik etnik ve mezhebi ayrımlar içine sokulmak istendi. İşte bu çerçevede bugün bir AK Parti zihniyeti vardır milleti bir ve beraber kılmaya çalışan. Bir de CHP zihniyeti vardır, HDP zihniyeti vardır, MHP zihniyeti vardır; milletin arasında nifak tohumları ekmeye çalışan.
Şimdi Bitlisliler; bakınız CHP ile HDP neredeyse ikiz kardeş haline geldi, ikisi birden Diyanet’e karşı çıkıyor, ikisi birden imam hatibe karşı çıkıyor. Çünkü onlar, aziz Bitlisliler, onlar Bitlis’in irfanından ders almadılar. CHP döneminde, tek parti döneminde bu toprakların öz evlatlarının dilleri, örfleri, lehçeleri, kültürleri yok sayıldı, bir ret politikası takip edildi. 12 Eylül’de bu takip edildi. Biz bütün bu ret politikalarını tarih çöplüğüne attık, attık mı? ("Evet" sesleri) Bunun yanında HDP aynı zihniyetle, nasıl CHP Türkleri İslam’dan uzaklaştıran bir zihniyete sahipse, HDP de Kürtleri, yiğit Kürt kardeşlerimizi, vatandaşlarımızı tarihten koparmaya çalışan bir zihniyetin peşinde. Dikkat ediniz, ikisi de Diyanet’e karşı. Neden karşı, ne zarar gördünüz? Çünkü geçmişte Kürt kardeşlerimizi, Kürt vatandaşlarımızı istismar ederek siyaset yapmaya çalıştılar, şimdi de Alevi vatandaşlarımızı. Alevi vatandaşlarımızı memnun edebilmek için kendilerince Diyanet’le ilgili yarışa girdiler. Biz ise 78 milyon vatandaşımızı Türk-Kürt, Sünni-Alevi tek bir vücut, tek bir uzuv gibi görüyoruz. 78 milyon kardeşimizi bir ve beraber kılmak için yola çıktık. Bu kardeşliği geleceğe taşımaya hazır mıyız? ("Evet" sesleri) Hazır mıyız? ("Evet" sesleri)
şte bizim için her yerde her zaman insan onuru esastır. Dikkat ettiniz, bir taraftan Türkiye’de o tarihi bağları koparmaya çalışırken bu zihniyet, diğer taraftan da tam bir eşbaşkan anlayışı içinde AK Parti iktidarını zayıflatmaya çalışıyorlar. Çünkü CHP ile HDP bir ruh ikizi gibi, bir ruh ikizi gibi. Esad’ın Arap dünyasında karşılığı bunlar; biri Türk BAAS’ı, biri Kürt BAAS’ı. Biz AK Parti iktidarları 2002’den bu yana bütün bu tuzaklara, milleti bölmeye çalışan bütün bu yaklaşımlara karşı meydan okuduk. Olağanüstü Hali kaldırdık. Kim kaldırdı? ("AK Parti" sesleri) Olağanüstü Hali daha iktidarımızın ilk günlerinde, ilk haftalarında kaldırdık. Kürtçe isimleri, Kürtçe ifadeleri yasaklayan, harfleri yasaklayan bir anlayış vardı. Hepsini kaldırdık. Kepirli diyorlardı Said Nursi’nin Nursi köyüne, asli adını verdik. Güroymak’a Norşin dedik hiç çekinmeden. Ama bu sadece bu bölgede değil bütün Türkiye’de yapıldı. Benim doğduğum köyün adı Pirlerkondu’ymuş tek parti dönemine kadar. Pir geçtiği için Taşkent yapmışlar. İkisinden de memnunuz. Ama… (“Bitlis seninle gurur duyuyor” sesleri) Biz de sizlerle gurur duyuyoruz, biz de sizlerle ve sizinle birlikte olmakla gurur duyuyoruz. Biz bu tür ayrımlara karşı, Türk-Kürt, Sünni-Alevi bütün vatandaşlarımızı birleştirmeye kararlıyız. Bu tuzaklara karşı milli birlik ve beraberlik demeye, ezeli ve ebedi kardeşlik demeye kararlıyız. Bitlisli bir şair, bakın Şükrü Bitlisi ne diyor: “Türk ile Türk, Kürt ile Kürt’üm. Evde koyun yabanda kurdum.” Bizler bu toprakların her yerinde Türk ile Türk, Kürt ile Kürt oluruz. Hiçbir vatandaşımıza ayrımcılık yapmayız, ayrımcılığa izin vermeyiz. 28 Şubat döneminde, 12 Eylül döneminde yapılan bütün ayrımcılıklar tarihin çöplüğüne atılmıştır. Başörtüsü yasağı Türk-Kürt demeden bütün bacılarımıza zulüm olmadı mı? ("Evet" sesleri) Başörtüsü yasağını kim kaldırdı? ("AK Parti" sesleri) Kim kaldırdı? ("AK Parti" sesleri) Kim kaldırdı? ("AK Parti" sesleri) Kim kaldırdı? ("AK Parti" sesleri) Özgürlükleri kim getirdi? ("AK Parti" sesleri) İşte Türkiye’de özgürlüklerin, Türkiye’de özgürlükler üzerine inşa edilecek demokrasinin tek adresi AK Parti’dir.
Biz bugün Bitlis’teyiz, öğleden sonra Adıyaman’da. Yarın Hatay’da, Mersin’de, daha sonra Adana’da Şanlıurfa’da. Sonra Ege’ye çıkacağız, Burdur’a, Isparta’ya ve bütün Ege’ye. Türkiye’nin bütününde aziz vatandaşlarımızla buluşabilen tek parti AK Parti’dir. Diğer partiler, diğer liderler belli bölgelerde, vatanımızın belli köşelerinde sadece belli kesimlere hitap ediyor. Kılıçdaroğlu 2011’de Bitlis’e gelmiş. (“Yuh” sesleri) Yok, yuhalamayın, ama bakın şu önemli: Diyor ki: “Biz Bitlis’e gelip sizinle sohbet etmedik, tabii bize oy vermezsiniz, bundan sonra geleceğiz.” Ey Kılıçdaroğlu, mesele senin Bitlis’e gelmen değil. Mesele, senin Bitlis’in ruhunu anlayabilmen, milletin ruhunu anlayabilmen. Ama anlamıyor ki, milletle göz-göze bakamıyor ki, milletle diz-dize oturamıyor ki, milletin dilini konuşamıyor ki. Sultan Selim ile İdris-i Bitlisi’nin kardeş kıldığı bu halkları, Sultan Alparslan’ın, Sultan Selahaddin’in kardeş kıldığı bu halkların ruhunu, dünyasını, örfünü, hayasını anlayacaksınız ki birlikte yol yürüyebilesiniz. Ne HDP, ne CHP, bu milletin tarihiyle barışık değildir. Aksine iki de aynı anda Diyanet’e savaş açarak, aynı anda aynı söylemlerle bu milletin tarihiyle yabancılaşarak ruh ikizi olmuşlardır. Onlara artık CHDP diyebiliriz, zihniyet olarak bir farkı yok. Var mı bir farkı? ("Yok" sesleri) CHDP.
Bir yanda baktığınızda tek parti zihniyetli CHP, diğer yanda baktığınızda Diyanet İşleri Başkanlığı’yla Kürtçe meal üzerinden şu soruyu sorar mı Allah aşkına, Bitlis’in irfanını almış biri şu soruyu sorar mı: Allah Kürtçe biliyor mu diye soruyor? Bire mübarek, Allah Kürtçe bilmiyor mu diye bir soru sorulabilir mi? Allah mutlak ilim sahibidir. Bütün diller mukaddestir, Yunus Emre’nin Türkçesi, Ezanı Muhammedinin Arapçası, Feqiye Teyran’ın Kürtçesi, hepsi aynı güzel tevhid mesajını verir bize, aynı güzelliği sunar, aralarında bir fark gözetmeyiz. Ama tek parti döneminde Allah Türkçe bilmiyor mu diyerek Ezanı aslından koparan zihniyetle, şimdi Allah Kürtçe bilmiyor mu diyerek birtakım tartışmaları başlatan zihniyet, aynı zihniyettir. Bu zihniyete karşı çıkacak mıyız? ("Evet" sesleri) Bu milleti tarihinden koparmak isteyenlere bir ders verecek miyiz? ("Evet" sesleri) İşte bizim yolumuz bu.
AK Parti iktidarı milletle tarihi yeniden buluşturan iktidardır. AK Parti iktidarı tarihle geleceği buluşturan iktidardır. AK Parti iktidarı en önemlisi devletle, milleti barıştıran, devletle milleti kucaklaştıran iktidardır. Devlet ile millet arasında zıtlık oluşturmaya çalışanlar, 12 Eylül’de Diyarbakır Cezaevi’nde işkenceyle zulüm yapanlar, 28 Şubat7ta ikna odalarında başörtülü kızlara zulüm yapanlar, işte eski Türkiye buydu. Eski Türkiye’ye son veren parti AK Parti’dir. Artık kimse konuştuğu dil, lehçe ve diğer farklılıklar dolayısıyla aşağılanmayacak, tahkir edilemeyecek, herkese saygı gösterilecek ve Türkiye’nin her yerinde bu Al Bayrak altında herkes özgürce yaşayacak, özgürce barış içinde yaşayacak.
Yine tarihe yabancılaşma, Türkiye’nin, bu ülkede yaşayanların kültürüyle, Bitlis’in kültürüyle yabancılaşma. Bediüzzaman’ın Şam hutbesini bir okusaydılar bunlar, Şam hutbesini, alimi İslam’ın vahdeti, birliği ne demek bilirlerdi. Eğer Bitlis’in irfanından istifade etselerdi, Kudüs Yahudilerin kutsal mekanıdır demezlerdi. Bitlisliler, Kudüs Yahudilerin kutsal mekanıdır diyenlere bu meydanları, bu toprakları bırakacak mıyız? ("Hayır" sesleri) Selahaddin Eyyubi’nin zihniyetini anlamayanlara bir ders verecek miyiz? ("Evet" sesleri)
Yine bakınız, Bitlis büyük ıstıraplar yaşadı Ermeni zulmü karşısında, Birinci Dünya Savaşı’nda yakıldı, yıkıldı ve bu gün HDP’nin Eşbaşkanı, CHP’nin de eşbaşkanı yurt dışına gidiyor, yurt dışında Ermeni diasporasıyla Bitlis’i de Ermenistan’ın içinde gösteren haritalar önünde konuşmalar yapıyor. Biz buna izin verir miyiz? ("Hayır" sesleri)
Bir Bitlis türküsü var, bir Bitlis Türküsü bakın ne der? Ordumuz geldi Muş’a dayandı, taşı, toprağı kana boyandı, Bitlis’i gördüm yüreğim andı, ağlama anam belki gelirim, belki mahşerde seni görürüm. Şimdi Bitlis’i böyle yakıp yıkanların yaptığı zulmü unutup, sizin dedelerinizin, bizim, bütün Türkiye’de yaşayanların dedelerinin soykırım yaptığı iddiasına destek verenlere bu meydanları bırakacak mısınız? ("Hayır" sesleri) Onlara, Bitlis tarihi şahittir ki zulmü biz gördük, Bitlis tarihi şahittir ki asırlarca bu topraklarda hep beraber yaşadık. Ve eğer dış bir tesir olmasaydı Anadolu halklarından, Kafkas halklarından olan Kürtler, Ermeniler, Türkler hep beraber birada yaşayacaklardı. Papa ne diyorsa bunlar aynısını söylüyor. Ermenistan ve diaspora ne diyorsa aynısını söylüyor.
Bitlis’in kahraman çocukları, Türkiye’ye karşı kurulmaya çalışılan bu kıskaca karşı ayakta durmaya var mıyız? ("Evet" sesleri) Bütün bu kıskaç hareketine karşı, paralelcilere karşı, CHP’ye, HDP’ye karşı, eski Türkiye’nin sözcülüğünü yapan MHP’ye karşı yeni bir Türkiye doğuyor demeye var mısınız? ("Evet" sesleri)
12 yıl önce Türkiye hem demokrasi ve özgürlükler anlamında son derece sınırlı bir ülke halindeydi, hem de ekonomik kaynakları tüketilmişti, Türkiye 70 cente muhtaç hale gelmişti. Şimdi 12 yıl içinde Türkiye’de sağlanan gelişmelerden, özgürlüklerden, demokrasiden ve ekonomik kalkınmadan memnun musunuz? ("Evet" sesleri) Bölgede biz çözüm süreci derken, milli birlik ve beraberlik derken, hem özgürlükleri, hem ekonomik kalkınmayı…
("Türkiye seninle gurur duyuyor" sesleri) Biz de sizlerle gurur duyuyoruz.
12 yıl içinde bir taraftan özgürlükler dedik, çözüm süreci dedik, diğer taraftan da ekonomik kalkınma dedik. Tam da Türkiye ayakları üstünde doğrulmuşken birçok tuzaklar kurdular; çözüm sürecini başlattığımızda Gezi provokasyonlarıyla Türkiye’yi kaosa sürüklemek istediler, arkasından 17-25 Aralık operasyonlarıyla paralel çeteyi devreye soktular, daha sonra tam da çözüm süreci ivme kazanmışken 6-7 Ekim olaylarını, şiddeti bütün Türkiye’de yaymaya çalıştılar. Bitlisliler, bütün bu tuzaklara karşı yeni bir ders vermeye var mısınız? ("Varız" sesleri) Var mısınız? ("Varız" sesleri)
Şimdi büyük bir tuzakla, kendilerince beklenti içinde 7 Haziran’da AK Parti’nin zaaf göstereceği ümidine kapıldılar hem CHP, hem HDP, hem MHP, hem de paralel ve arkasındaki uluslararası cephe. Ve istediler ki, beklediler ki, çözüm süreci dumura uğrasın, aksasın. Sizin huzurunuzda söz veriyoruz, ne olursa olsun, seçimde ne netice alınırsa alınsın, çözüm süreci kararlılıkla sonuca ve nihayete erecektir. Bu ülkenin vatandaşları arasında nifak tohumu ekmeye çalışanlara fırsat verilmeyecektir.
Yine ekonomik kriz beklentisi içine girenler oldu, ama son rakamlar onlara da bir ders oldu. Bugün sanayi üretimindeki artış verileri açıklandı, Mart ayında sanayi üretimimiz yüzde 4.7 arttı ekonomide kaos bekleyenler daha çok bekleyecekler. İlk 4 ayda 2015’in ilk 4 ayında otomobil satışlarında temel ihtiyaçlarla ilgili satışlarda artış oranı yüzde 57. Sadece Nisan ayında borsamıza giren yabancı yatırımcı 432 milyon. Bunun için herkesin huzurunda bir kez daha söylüyoruz, kim ne yaparsa yapsın Türkiye Cumhuriyeti Devleti yoluna kararlılıkla devam edecektir. Demokrasiyi kökleştireceğiz, ekonomiyi kalkındıracağız, çözüm süreciyle kıyamete kadar kardeşlik diyeceğiz, kardeşlik diyeceğiz, kardeşlik diyeceğiz. Kardeşlik demeye var mısınız? ("Varız" sesleri) Var mısınız? ("Varız" sesleri) Var mısınız? ("Varız" sesleri) Birlikte kıyamete kadar Türk, Kürt, Sünni, Alevi, Zaza yürümeye var mısınız? ("Varız" sesleri) Var mısınız? ("Varız" sesleri) Dünyaya adalet dersi vermeye var mısınız? ("Varız" sesleri) Bunun için inşallah AK Parti’ye 3’te 3 destek vermeye var mısınız? ("Varız" sesleri)
Şimdi aziz Bitlisliler, bakın Bitlis ilim diyarı. Biz iktidara gelene kadar... (“ Davutoğlu sen bizim her şeyimizsin” sesleri) Sizlerde bizim her şeyimizsiniz.
AK Parti iktidara gelene kadar bu ilim diyarı Bitlis’te üniversite yoktu, üniversiteyi Bitlis’e kim kurdu? ("AK Parti" sesleri) Bitlis Eren Üniversitesi. İnşallah Bitlis üniversitesiyle birlikte, geleneksel kurumlarıyla birlikte ilim diyarı olmaya devam edecek. (“Havaalanı” sesleri) Geleceğim birer birer Bitlisliler benden hızlı konuşuyorsunuz birer birer hepsine geleceğim, Bitlis’e çok müjdemiz var çok birer birer geleceğiz. Bitlis’te organize sanayi bölgesi var mıydı? ("Hayır" sesleri) Kim kurdu? ("AK Parti" sesleri) İnşallah organize sanayi bölgesinin yanına bir de lojistik merkez kuracağız. Bitlis ekonominin bu bölgedeki lojistik alanlarından biri haline gelecek. Heyecanla bekliyorsunuz havaalanı oraya da yazmışsınız. Biraz önce Ulaştırma Bakanımızla da konuştum, inşallah Bitlis’e, özellikle de Tatvan’a da bir müjde kamulaştırma orada yapılıyor, inşallah havaalanın etüt çalışmalarına başlıyoruz. (“Bitlis seninle gurur duyuyor” sesleri) Biz de sizlerle gurur duyuyoruz.
Şimdi Bitlis’in hem havaalanı imkanı, hem de yollar itibariyle, hem de Tatvan’daki feribotlarla Bitlis’i demir, karayolu, havayoluyla hepsiyle buluşturacağız, Bitlis’i kavşak şehirlerden bir şehir yapacağız.
Bakın biz Bitlis’te biz iktidara gelene kadar Bitlis’te 19 kilometre bölünmüş yol vardı, şimdi ne kadar var biliyor musunuz? 277 kilometre 277. Kim yaptı? ("AK Parti" sesleri) Kim yaptı? ("AK Parti" sesleri) Onlar konuşur ("AK Parti yapar" sesleri) Onlar konuşur ("AK Parti yapar" sesleri) İşte aradaki fark bu.
Bitlis’ten, Muş’a, Ağrı’ya, Van’a bölünmüş yollarla gidiyor musunuz? ("Evet" sesleri) Mutlu musunuz? ("Evet" sesleri) İşte AK Parti farkı bu. Şimdi de inşallah Batman’a, Siirt’te de bölünmüş yollarla gideceksiniz. Bitlis’in bütün ana arterlerini bölünmüş yol yapacağız, ayrıca gerekli talimatları verdim bütün köylere inşallah en iyi şartlarla yollarla ulaşmaya kararlıyız, Bitlis’in köylerine kadar yolları götüreceğiz inşallah.
Kuskunkıran-1 Tünelini yaptık, 8 Ağustos Tünelini yaptık. (“Davutoğlu sen bizim her şeyimizsin” sesleri) Bitlis’te bizim her şeyimiz, siz bizim her şeyimizsiniz. Kuskunkıran-1 Tünelini yaptık, Kuskunkıran-2 Tünelini de yapıyoruz. 8 Ağustos Tüneli, Süphan Dağı, Nemrut Dağı, Van Gölü şahit olsun ki Bitlis’in dağlarından, ovalarından tünellerle, yollarla Bitlis’i inşallah ilmin merkezi olduğu gibi ulaşımında, tarımında, kültüründe merkezi kılacağız inşallah.
Biz iktidara geldiğimizde Bitlis’te 4 ambulans vardı 4 ambulans 2002’de 4 ambulans bu güzel Bitlis’te. Ahlat’ta bir olay olsa ya da Tatvan’da aynı anda bir kaza olsa oralara bu ambulanslar yetişemezdi. Şimdi Bitlis’te kaç ambulans var biliyor musunuz? 39. Her ilçeye neredeyse 8 ambulans düşüyor ve bu ambulansların 9 tanesi de kar paletli ambulans, bu dağda, bayırda kimse yolda kalmasın diye.
Aziz Bitlisliler, sizlere en güzel sözlerle, en güzel hitap ile sesleniyorum, siz bu Anadolu coğrafyasının ahlakta Selçuki mirasını barındırıyorsunuz. Siz Tatvan’da Van Gölü’nün o güzel mavisine kavuşuyorsunuz. Süphan Dağı’na, Nemrut Dağı’na bakarak güzel cemalini, dünyanın en güzel ziyneti olarak Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın söylediği Bitlis’te yaşıyorsunuz. Beni de Bitlisli olarak kabul eder misiniz? ("Evet" sesleri) O zaman işte şimdi ahitleşme, sözleşme vaktidir.
Aziz Bitlisliler, inşallah 7 Haziran’da 3’te 3 yapmaya var mıyız? ("Varız" sesleri) Var mıyız? ("Varız" sesleri) 3 kardeşimizi birden, 3 arkadaşımızı birden hep beraber Vedat Bey’i, Safter Bey, Fatih Bey’i Ankara’ya gönderecek misiniz? ("Evet" sesleri) El ele gönderecek misiniz? ("Evet" sesleri) Söz mü? (“Söz” sesleri) Söz mü? (“Söz” sesleri) Söz mü? (“Söz” sesleri) Biz Bitlis’e güveniyoruz, siz de bize güveniyor musunuz? ("Evet" sesleri) Biz de size söz veriyoruz, Bitlis’in talebi her zaman başımızın üzerinde olacaktır her zaman. Ser seran ser çavan diyeceğiz her zaman baş göz üzere. Tatvanlılara özel selam, Tatvan’da hızlı feribot seferlere başlıyor. Feribotun birini imal ettik işlemeleri, dekorasyonu yapılıyor ikinci feribotu da hizmete sokacağız. İnşallah sizler karşı tarafa Van’a yolcu olarak da hızlı feribotlarla gideceksiniz. Söz veriyoruz, Marmara Denizi’nde ne varsa Van Göl’ünde sizin değişinizle Van denizinde aynısı olacak.
İşte büyük Türkiye, büyük ve güçlü Bitlis ideali budur. Bitlis bir kez daha sizlere en kalbi selamlarımı sunarken Adıyaman’da kardeşlerimiz bekliyor ayrılmadan önce sesinizi duymak istiyorum. Bitlis, 3’te 3’e var mıyız? ("Varız" sesleri) 3-0 yapmaya var mıyız? ("Varız" sesleri) İnşallah 7 Haziran’da bu kumpasçılara bir ders vermeye var mıyız? ("Varız" sesleri) 7 Haziran’da çözüm sürecinin devamı için AK Parti demeye var mıyız? ("Varız" sesleri) Bitlis’in kalkınması için AK Parti demeye var mıyız? ("Varız" sesleri) Milli irade, milli birlik ve beraberlik, ezeli ve ebedi kardeşlik demeye var mıyız? ("Varız" sesleri) Allah razı olsun. Size güveniyoruz 3’te 3 söz mü? (“Söz” sesleri) Söz mü? (“Söz” sesleri) Söz mü? (“Söz” sesleri)
Allah yar ve yardımcımız olsun, Allah’a emanet olun.