Basbakan Davutoglu’nun Burdur Mitingi konusmasinin tam metni
Selam olsun selam olsun selam olsun, güller ve göller diyarı Burdur’umuza selam olsun. Cennet Burdur’a selam olsun. Burdur’un dağlarına, göllerine, bağlarına, bahçelerine, Burdur’un yiğitlerine, bacılarına selam olsun.
Cennet Burdur dedik ya, efsane ne der? Denir ki, burada dur, Cennet buradadur. İşte Burdur adının kökü bile Cennetle özdeşleşmiştir.
Biz de bu yollardan geçen kim olursa olsun, burada dur, burada Cennet Burdur var, Burdur’a selam vermeden geçme diyoruz.
Aziz Burdurdular, ilim, irfan diyarı Cennet Burdur’un değerli sakinleri, hemşehrilerim; bu diyar ilim, irfan diyarıdır. Piri Baba’nın, Divan Baba’nın, Hecin Dede’nin, Hacı Rahmi Sultan’ın, Hafız Osman Nuri Efendi’nin diyarıdır, Burdur ilim diyarıdır, Cennet kokusunun geldiği diyardır Burdur.
Burdur’a selam olsun, her köşesine selam olsun, Ağlasun’a selam olsun, Altınyayla’ya selam olsun, bizi gönülden çağıran Bucak’a selam olsun, Bucak’a. İnşallah davetinize icabet etmeye çalışacağız. Çavdır’a selam olsun, Çeltikçi’ye selam olsun, Gölhisar’a selam olsun, Karamanlı’ya selam olsun. Kemer’e, Tefenni’ye selam olsun, Yeşilova’ya selam olsun. Ve dahi bizi böyle güzel güzel serinletecek şekilde gelen yağmurla, rahmetle karşılayan Burdur’a selam olsun.
Burdur’un milletvekili olmakla Burdur’a şeref katan, Burdur’u seçmekle istiklalimizi özdeşleştiren Mehmet Akif’ Ersoy’a selam olsun. Biz Burdur’un…
("Bucak hazır, Hocasını bekliyor" sesleri) İnşallah Bucak’a da geliriz, geliriz inşallah. Diğer ilçelerimizi de ilk fırsatta ziyaret etmek istiyorum.
Burdur’un benim hayatımda özel bir önemi vardır, çünkü ben askerliğimi de Burdur’da yaptım. Burdur’un suyundan içtim, çorbasını içtim, Burdur’un ekmeğini yedim, hiçbir zaman Burdur’u unutmadım, hiçbir zaman unutmayacağım inşallah.
Değerli Burdurlular…
("Burdur seninle gurur duyuyor" sesleri) Yörük simgesini de aldık, yola çıkmaya hazırız. Hazır mıyız? ("Evet" sesleri) Hazır mıyız? ("Evet" sesleri) Hazır mıyız? ("Evet" sesleri) Biz bu dağların çocuğuyuz, Toroslar’ın çocuğuyuz.
İşte aziz Burdurlular, 7 Haziran’a doğru yola çıkarken tam bugünlerde hepimizin muhasebe yapma vakti. Mehmet Akif Ersoy, o yiğit insan, o büyük şair, İstiklal Marşı’nı yazarken, bir daha Allah bu millete İstiklal Marşı yazdırmak zorunda bırakmasın diye dua edip ruhumuza işleyen İstiklal Marşı’nı yazan şair.
Düşünün aziz Burdurdular, bir an Mehmet Akif Ersoy 2002 yılındaki Türkiye’yi görseydi, yani biz iktidara gelmeden önce bir an Cennetten nazar edip Burdur’a baksaydı, Türkiye’ye baksaydı ne görürdü? Öyle bir ülke görürdü ki, 70 cente muhtaç. Öyle bir ülke görürdü ki, bir gecede yüzde 7300 faizle insanlar fakirleşmiş. Öyle bir ülke görürdü ki, esnaflar yazarkasayı fırlatıp yere çarpıyor. Öyle bir ülke görürdü ki, Sakarya’da deprem olmuş, bekasıyla ilgilenmesi gereken Başbakan, o zaman rahmetli Ecevit, Başbakan Yardımcısı Bahçeli, Ankara’dan Sakarya’ya gidemiyor. Öyle bir ülke görürdü ki, Türk Silahlı Kuvvetleri, hani İstiklal Savaşı’nı yapan o kahraman ordunun devamı olan Türk Silahlı Kuvvetleri en küçük silah için bile hibe ya da satın almak için ülke ülke dolaşıyor. Bu tablo bize, Mehmet Akif Ersoy’a, yiğit Burdur’a yakışır mıydı? ("Yakışmaz" sesleri) Yakışır mıydı? ("Hayır" sesleri) Yakışır mıydı? ("Hayır" sesleri) Kim değiştirdi bu tabloyu? ("AK Parti" sesleri) Kim Türkiye’nin kaderini değiştirdi? ("AK Parti" sesleri) Kim değiştirdi? ("AK Parti" sesleri) Öyle bir seslenin ki, dün bu meydana gelip de Burdur’dan bahsetmeden, Türkiye’de 12 yıl yapılanları görmeden konuşmaya kalkışan Kılıçdaroğlu duysun. Memlekette bir tek taşı olmayan, taş üstüne taş koymamışlar duysun.
Bir başarı hikayesiyim diyor Kılıçdaroğlu, 91-92’de SSK’yı devraldı, SSK kâr yapıyordu, 7 sene sonra bıraktığında SSK 1 katrilyon borçla devredildi. Şimdi karnesi zayıf olan yeni bir sınava girebilir mi? ("Hayır" sesleri) O zaman ne diyeceğiz? Önce bütünlemeye gir, sonra sınıfı geçmeye bak, bütünlemeye gir. Milletin huzuruna çıktığında önce arkanda bir başarı hikayesi olacak.
Şimdi diyor ki, burada dün söylemiş, bana bir 4 yıl verin, 4 yıl sonra bırakacağım diyor. Niye biliyor musunuz? 4 yıl bile dayanamaz. 4 saat bile bu memleket ona bırakılır mı? ("Hayır" sesleri) Niye peki istiyor? Çünkü SSK’nın parasını nasıl tükettiyse, bizim biriktiğimiz Hazineyi tüketmek istiyor da ondan; mirasyedi mirasyedi. Yahu biz bu mirası milletin alın teriyle buralara getirmişiz. 12 yıldır Sayın Cumhurbaşkanımız Başbakanken uyku yok, dur yok, durak yok, o koştu, biz koştuk, şimdi yine koşuyoruz, milletimizle koşuyoruz. Hazinemiz bereketlenmiş, Kılıçdaroğlu da heveslenmiş; ya bu senin malın değil ki, neye hevesleniyorsun, neye? Hevesli mirasyedi. SSK’yı ne yaptığını biliyoruz. O zaman nasıl çıkıyorsun halkın önüne?
Yahu önce geldiğinde, buraya geldi, ama diğer şehirlerimize söylüyorum, önce demek lazım ki, önce oy vereceğin sandığı bul, ondan sonra milletin huzuruna çık. Kendi aday olduğu seçimde oy kullanamayan, oy pusulasına dahi sahip çıkamayana millet emanet edilir mi? ("Hayır" sesleri) Ona bu emanet verilir mi? ("Hayır" sesleri) Burdur, o zaman vermeyeceğinize göre emanet kime verilir? ("AK Parti" sesleri) Kime verilir? ("AK Parti" sesleri) Nasıl verilir? 3’te 3, 3’te 3; Var mıyız? ("Varız" sesleri) 3’te 3’ü vermeye hazır mıyız? ("Hazırız" sesleri) İşte 7 Haziran’da sizden bunu bekliyoruz. Sonunda bu konuya bir daha geleceğim, öyle bırakmak yok 3’te 3’ü.
Ama Kılıçdaroğlu’nun, açık söylüyorum, matematik bilmez, istatistik bilmez, açık ve insanların gözüne baka baka yalan söyler. Şimdi diyor ki, bin liranın altında 8 milyon emekli var Türkiye’de. Yahu senin zamanındaydı o fakirlik. Şimdi ispat etsin, bin liranın altında Türkiye’de 8 milyon emekli olduğunu ispat etsin, ben bu koltuğu bırakırım. Ama ispat edemezse ona derim ki, sen yalancısın, milleti kandırma.
Emeklilerimize son yaptığımız 100 lira seyyanen zamdan sonra sadece bazı özel emekli kategorilerinde yaklaşık 1 milyon 200 bin-300 bin kadar emeklimiz bin liranın altında, hepsi bin liranın üstünde. İşte millete gözünün içine baka baka yalan söylüyor.
Diyor ki, 200 liranın altında 17 milyon kişi yaşıyor. Sen hangi devirde yaşıyorsun? Türkiye 2002’de değil. Biz bırakın bir aileyi, beyi vefat etmiş hanımlara, 370 bin aşkın hanıma her 2 ayda bir 500 lira veriyoruz hiçbir şey talep etmeden. Bu emekli maaşı değil, sosyal yardım. Üniversitede okuyan öğrencilere 330 lira burs veriyoruz.
Bakınız, 12 yıldan bu yana…
Bugünlerde hem yarın Çiftçiler Günümüz, hem de Engelliler Haftası. Bu sabah engellilerimizle buluştuk. Eskiden evinde engellisi olan bir anne-baba bunu dışarıya bile söylemeye çekinirdi, engelliler dışarı çıkmaya çekinirdi. Emin olun Burdurlular, bu sabah engelliler AK Parti Genel Merkezine geldi, hepsinin başı dik. Kimisi yazı yazmış, kimisi karikatür çizmiş, kimisi şiir yazmış, hepsi bizi bağrına bastı, biz onları bağrımıza bastık. Hepsinin başı dik. Niye biliyor musunuz? Artık devlet engellilerin her birine tek tek sahip çıkıyor, tek tek sahip çıkıyor. Engellilerin annelerine özel yardım yapıyoruz. Eğer ihtiyaç sahibiyse, ihtiyaçları karşılandığı gibi, ayrıca tatil yapsınlar diye özel bakım elemanı gönderiyoruz ailelere ve aileler tatil yapabiliyorlar. Şimdi bunların anlayamadığı o. Artık Türkiye Cumhuriyeti Devleti müşfik bir devlet, şefkatli ve kudretli bir devlet, vatandaşını kimseye muhtaç etmez.
Yine çiftçilerimiz, değerli çiftçilerimiz, alın terleriyle toprağı bereketlendiren aziz çiftçilerimiz; Çiftçiler Gününüz kutlu olsun.
Biz iktidara geldiğimizde çiftçilere verilen bütün destekler kesilmişti; kim kesmişti? Kemal Derviş. Peki, Kemal Derviş’i tekrar göreve çağırıp akıl hocası ilan eden kim? Kemal Kılıçdaroğlu. Al bir Kemal’i, vur öbür Kemal’e. Biri çiftçiye desteği kesti, diğeri de bir taraftan çiftçiye vaatte bulunuyor, diğer taraftan da gel diyor. Aslında ne demek istiyor biliyor musunuz? Vermezsiniz ya, bana eğer bu ülkeyi birkaç yıl verirseniz ülkeyi batırırım, Kemal Derviş de kurtarmaya gelir demeye çalışıyor bu adam. Verir misiniz ona ülkeyi? ("Hayır" sesleri) Onun hiç hesap bilmeyen, mantık bilmeyen tavrına, vaatlerine, palavralarına prim verir misiniz? ("Hayır" sesleri)
Şimdi CHP bu anlamda çiftçilere desteği kesti. Peki, 1.8 milyon lira tutarındaki tarımsal destek biz iktidara geldiğimizde, şu anda 10 milyar Türk Lirası, yılda 10 milyar Türk Lirası tarımsal destek veriyoruz, hayvancılık alanında faizsiz kredi veriyoruz, sulama alanında faizsiz kredi veriyoruz. Çiftçimizin başı derde girdiğinde emin olsun ki, Ankara’da biz uyamayız, o derde deva olmak için hemen yola koyuluruz.
Nitekim, Burdurlu çiftçilerimize buradan bir müjde vermek istiyorum. Don haberi gelir gelmez evvelsi gün, gerekli talimatları verdim ve buraya gelmeden önce de imzayla uygulamaya koyduk, 5 milyon Türk Lirası dondan zarar gören Burdurlu çiftçilerimize geliyor talep ettikleri kadar. Bugün geldi, bugün Valiliğimize ulaştı.
Bizimle Kılıçdaroğlu ve diğerleri arasındaki fark şu: Onlar cağız-ceğiz sırasıyla konuşurlar, yani bir zaman gelecek de yapacağız. Biz ise, yaptık, yapıyoruz sırasıyla konuşuruz, yapıyoruz.
Şimdi yoksulluktan bahsediyor. Düşünün, 2002 yılında…
Bugün şoför esnafımızla beraberdik. Aranızda şoför esnafı kardeşlerim varsa Allah yolarını açık etsin. Esnaf başımızın tacıdır. Ahi Evran Haftası, esnaflarımızın her birinin şartlarının iyileştirilmesi için her türlü çabayı gösterdik.
Bakın, yüzde 45-46 olan esnaf faiz yükünü yüzde 4’lere, 5’lere ve yeni işe başlayan esnaf için faizsiz krediye kadar düşürdük. Yine meslekleri kaybolan alanlarda faizsiz destek veriyoruz. Bütün bunları ele aldığınızda, bazı rakamlar vereyim de Kılıçdaroğlu duysun.
2002’de Türkiye’de 1 yılda 91 bin otomobil satılmıştı. Geçen sene kaç satıldı biliyor musunuz? 587 bin, bu millet alıyor bu otomobilleri. Cep telefonu 23 milyondu, şimdi 72 milyon.
("Burdur seninle gurur duyuyor" sesleri) Biz sizinle gurur duyuyoruz.
Bakın Burdurlular, hastanelerde ve sağlık hizmetinde yaptığımızı görmeniz için bir rakam daha vereyim. Biz iktidara geldiğimizde Burdur’da kaç ambulans vardı biliyor musunuz? Sadece bir, sadece bir bütün Burdur’da. Bucak’ta bir olay olsa Burdur’a yetişmek mümkün değil, Burdur’da olsa Bucak’a, bırakın diğer ilçeleri. Şimdi kaç tane var? 32 ambulans var sadece Burdur’da, 32 ambulans. Türkiye’de 611 ambulans vardı, şimdi 4387 ambulans.
Türkiye’de 757 hastane inşa ettik, 757, Türkiye’nin her yerinde. Hastanelere bütün vatandaşlarımız hiçbir fark olmadan gidebiliyor, gidebiliyor mu? ("Evet" sesleri) Gidebiliyor mu? ("Evet" sesleri) Kim yaptı? ("AK Parti" sesleri) Kim yaptı? ("AK Parti" sesleri) Onlar konuşur ("AK Parti yapar" sesleri) Onlar konuşur ("AK Parti yapar" sesleri) Onlar konuşur ("AK Parti yapar" sesleri) İşte bu bacılarıma soruyorum, kardeşlerim Eylül ayında geldiğimde öğrencilerimize, çocuklarımıza nasıl kitap alacağız diye düşünüyor musunuz? Bedava kitaplarınız geliyor mu? ("Evet" sesleri) Bütün çocuklarımıza milyonlarca kitabı bedava veriyor muyuz? ("Evet" sesleri) Devlet yanınızda mı? ("Evet" sesleri) Devlet çocuklarımızın geleceğini düşünüyor mu? ("Evet" sesleri) İşte aramızdaki fark bu. Onlar konuşur ("AK Parti yapar" sesleri) Onlar konuşur ("AK Parti yapar" sesleri)
Şimdi diğer taraftan baktığınızda Bahçeli, Başbakan Yardımcısı olduğu dönemde Türkiye’nin halini hatırlarsınız, şimdi çıkmış meydanlarda biz 29 vilayeti dolaşıp Burdur’a geliyorum, Türkiye’nin Doğu’sunu, Kuzey’ini, Güney’ini harmanladık şimdi Ege’ye, Isparta’dan ve Burdur’dan Ege’ye efeler diyarına, Yörükler, Türkmenler diyarına geliyoruz. Hemen bakın daha ilk günden çağrı yapmıştım ilk günden bütün siyasi liderlere dedim ki, daha seçim kampanyasının ilk gününde Erzurum’da bütün siyasi lidere seslenmiştim. Birbirimizi eleştirelim, ama saygı konusunda kusur göstermeyelim, hakaret etmeyelim, şiddet kullanılmasın, kimse nefret dili kullanmasın diye çağrıda bulunmuştum. Her zaman olduğu gibi meydana ilk çıkan bizdik onlar daha beklerken biz Erzurum’dan meşaleyi yaktık bu çağrıyla. Ama bakın bir taraftan HDP Van’da, Ağrı’da, Siirt’te Türkiye’nin her yerinde ama özellikle Doğu’da, Güneydoğu’da şiddet uyguladı. AK Parti konvoylarına saldırdılar. Buradan Doğu’da ve Güneydoğu’daki kardeşlerime de seslendim, buradan da sesleniyorum hiçbir şekilde şiddete, baskıya izin vermeyeceğiz.
Bahçeli’ye gelince Osmaniye’de onun memleketinde miting yaptım, binlerce Osmaniyeli ye hitap ettim Osmaniye de bir sorum üzerine oradaki vatandaşlarımız yuhaladığında hayır dedim, biz de siyasi rekabet var, ama yuhalamak, ama kötü konuşmak yok. Bahçeli buna nasıl cevap verdi? Birkaç gün önce Aydın’da, Ege’de mitinglerde bize ağır hakaretler yaptı. Şerefimizi tartışma konusu yaptı. Buradan Burdur’dan yiğitler diyarından sesleniyorum, biz kimsenin şeref konusunda bizi tahkir etmesine izin vermeyiz vermeyiz. (“ Dik dur eğilme AK gençlik seninle” sesleri) Biz dik dururuz her zaman söylediğim gibi. Bu yiğit insanlar, bu ülkenin yiğit insanları baş verir baş eğmez, baş verir baş eğmez. Şimdi mademki bu konuyu açtı, mademki şeref konusunu açtı o zaman Bahçeli bizi dinleyecek. Kimsenin hakaret etmesine izin vermeyiz, kimseye hakaret etmeyiz, ama kimsenin AK Parti’nin şerefiyle oynamasına da izin vermeyiz. Gelin Mehmet Akif Ersoy’u şahit kılalım eğer Mehmet Akif Ersoy 2002 Türkiye’sine, Bahçeli’nin Türkiye’sine gelmiş olsaydı memnun olur muydu? ("Hayır" sesleri) Namerde muhtaç olan bir ülkeden şereften bahsede bilir miydi? ("Hayır" sesleri) IMF kapısında bekleyen bir Türkiye şerefli bir Türkiye miydi? ("Hayır" sesleri) Altı sıfırlı bir para birimi şerefli bir Türk Lirası mıydı? ("Hayır" sesleri) En ufak silahı bile alıyorduk tankı İsrail’e namerde tamir ettiriyorduk. Namerde muhtaç olan bir kişi ya da ülke şereften bahsedebilir mi? ("Hayır" sesleri) Peki, bu ülkenin şerefini kim iade etti? ("AK Parti" sesleri) IMF’ye borç defterini kim kapattı? ("AK Parti" sesleri) Türk Lirası’na değeri kim kazandırdı? ("AK Parti" sesleri) Türk Lirasına onuru, şerefi kim kazandırdı? ("AK Parti" sesleri) Bu aziz bayrağın arkasında oturanlar uluslararası alanda borç istemek için oturuyordu ey Bahçeli. Senin devri iktidarında Türk dışişleri kendi kırtasiyesi için para bulamıyordu. Ben Dışişleri Bakanlığı yaptım ülkenin o gündenler ne duruma düşürüldüğünü biliyorum, bazı büyükelçiliklere para gönderilemiyordu. Kemal Derviş, Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığına yazı yazıyordu, bizim Hazine’de para kalmadı kendi başınınız çaresine bakın. Bir diplomat neredeyse ağlayarak şunu söyledi: 2002’de tasarruf tedbirleri dolayısıyla paramız olmadığı için devlet evrakını dışarıda fotokopiyle kendi paramızla bastırıyorduk dedi. İşte o günlerden bu günlere zillet içindeki Türkiye’den, izzet içindeki Türkiye’ye kim getirdi? ("AK Parti" sesleri) Kim getirdi? ("AK Parti" sesleri) Devleti kim izzetli kıldı? ("AK Parti" sesleri) Milleti muktedir kıldı? ("AK Parti" sesleri) Bakın gururla, iftiharla söylüyorum Bitlis’ten Muş’a geçiyoruz Başbakanlık helikopterindeyim sağ kanadımda daha birkaç gün önce sağ kanadımda yüzde 100 Türk yapımı geçen hafta Silahlı Kuvvetlere devredilen Atak Helikopterimiz, sol penceremde sol yanımda bir başka Atak Helikopterimiz selam verdi pilotlarımız, selamlarını aldık Allah’a hamt ettim. Küçük silah hibeleri için yurt dışında kapılarda dolaşılan Türkiye’den kendi helikopterini yapan yeni Türkiye doğdu. Kimse düşünmeden bize izzetten, şereften bahsetmesin biz herkese izzet dersi veririz, şeref dersi veririz.
Yine buradan oturup Orta Asya’ya, Balkanlara destan yazmak kolay. Şimdi Bahçeli’ye soruyorum, Kırım Tatarları binlerce ev sözü verilmişti onların iktidarında, onların verdikleri sözleri biz yaptık. Gagavuz Türklerine su gitmiyordu onları suyu 15 milyon dolarla biz getirdik. Makedonya’ya gittiğimde bir dağ köyünde, bir Türkmen köyünde aynen Burdur Yörükleri gibi bu sembollerle yaşayan Türkmen köyüne gittim benden ne istersiniz dedim Makedonya’dan. Dediler ki, dağdan su gelmesi lazım suyumuz yok, hemen gelecek dedim. Ve sonra şunu eklediler: Bizi bu dağlara bıraktılar bekleyedurun dediler bu dağları bekliyoruz, hemen suyunuz gelecek dedim. Dedi ki bana, sizden önceki iktidarda çok gelenler oldu bu sözü verdiler yapmadılar, siz de yapar mısınız bilmeyiz. Dedim ki, bizim sözümüz farklı biz söz verdik mi yaparız yaparız yaparız. Koçali Köyü bilen, isteyen gitsin sorsun Koçali Alikoç Köyü ve 6-7 ay sonra TİKA oraya suyu getirdi. Bizim dışarıdaki Türklere bakışımız budur. Ecdat oraya bir Türk bırakmışsa, bir evladı Fatihan bırakmışsa onun gözyaşını biz sildik, onun camisini biz tamir ettik, oradaki sultan diyarlarını Kosova’da Sultan Murad Hüdavendigar’ın mübarek mezarını, türbesini biz restore ettik. Sen üç yıl iktidardaydın Bahçeli ne yaptın, ne yaptın da şereften bahsediyorsun? Yuhalamayın. Biz onlara edep dersi vereceğiz. Bakın en onlara şerefsiz demiyorum demiyorum, kimsenin şerefine laf ettirmem.
Ben AK Parti Genel Başkanı olarak Bahçeli’yle, Kılıçdaroğlu’yla, Demirtaş’la siyasi rekabet yaparım, ama Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak onların da şerefi bana emanettir bana. Onun için kimseye bu sözü sarf etmem, ama kimsenin de bizim gözümüzün içine baka baka tarihe ihanet edercesine bize hakaret etmesine izin vermeyiz. Bu al bayrağı itibari biz kazandırdık, Türk Lirası’na itibarı biz kazandırdık. (“Ya Allah Bismillah Allah-u Ekber” sesleri) Yiğit Burdurlular, benim Yörük hemşerilerim bu tekbirlere dünyanın her yerinde sahip çıkacak mıyız? ("Evet" sesleri) Filistin’de sahip çıkacak mıyız? ("Evet" sesleri) Kudüs burada mı? ("Evet" sesleri) Gazze burada mı? ("Evet" sesleri) Semerkant burada mı? ("Evet" sesleri) Bosna burada mı? ("Evet" sesleri) Kosova burada mı? ("Evet" sesleri) Somali burada mı? ("Evet" sesleri) Arakan burada mı? ("Evet" sesleri) Dünyanın bütün mazlumlarına hami olacak Türkiye Cumhuriyeti Devleti burada mı? ("Evet" sesleri) Duysunlar. Biz değil milletimizin şerefi, bütün mazlumların şerefi için yola düştük, ama onlar sustular. İsrail Mavi Marmara’da kardeşlerimizi katlettiğinde paralelcilerin başı İsrail otoritesine saygı duysaydı dedi. Şimdi Demirtaş denilen tarih cahili Kudüs Yahudilerin kutsal mekanıdır diyor. Biz bunlara bir ders verir miyiz? ("Evet" sesleri) Bunlara tarihi öğretir miyiz? ("Evet" sesleri) Kılıçdaroğlu da diyor ki, İsrail’de niye büyükelçiliğimiz yok? Ey Kılıçdaroğlu, senin milletvekillerin zalim Esad’a dost oldu, İsrail’e de dost olacaksınız bizim size diyeceğimiz bir şey yok, ama biz zalimlerle dost olmayız. Şerefli olmak zalime dik durmakla olur. Esad’dan kaçan... (“Tekbir Allah-u Ekber, Ya Allah Bismillah Allah-u Ekber” sesleri) Mehmet Akif Ersoy’un memleketine de bu yakışır. Mehmet Akif Ersoy’u Ankara’ya gönderenlerin torunlarına da bu yakışır.
O zaaf içinde, o zayıflık içindeki Türkiye’den kudretli ve müşfik Türkiye Cumhuriyeti Devletini kim çıkardı? ("AK Parti" sesleri) Kim çıkardı? ("AK Parti" sesleri) Kim çıkardı? ("AK Parti" sesleri) Peki, şimdi 2023’te küresel bir güç olma yolunda kim yürüyor? ("AK Parti" sesleri) Kim yürüyor? ("AK Parti" sesleri) Selçuklunun mirasına sahip çıkacak mıyız? ("Evet" sesleri) Osmanlının varisi miyiz? ("Evet" sesleri) Osmanlıcaya savaş açan bu cahilleri bir ders verecek miyiz? ("Evet" sesleri) Türkiye Cumhuriyeti’nin onurlu vatandaşları mıyız? ("Evet" sesleri) İşte bu gür sesi duymak isteriz her yerde. Bizim olduğumuz yerde Türkiye Cumhuriyeti ve millet ile devlet arasındaki bağlar en güçlü şekilde tahkim edilmiştir. Şimdi yine Bahçeli sesleniyor, bana Diyarbakır’da Serok Ahmet demişler evet, bana Diyarbakır’da Serok Ahmet dediler, Erzurum’da Dadaş Ahmet dediler, Sivas’ta Yiğido dediler, Elazığ’da Elaziz’in hemşerisi dediler, Gakkoş dediler, her yerde biz kimliğimizle varız. Burada da Osmaniye’de de, Burdur’da da Toros’un evladı Yörük Ahmet diye çağırıyorlar.
Diyor ki, Ağrı’da Ahmed-i Hani, Osmaniye’de Ahmed-i Sani doğrudur. Ben Ağrı’da Ahmed-i Hani’yim, Osmaniye’de Ahmed-i Sani’yim, yani Hoca Ahmet Yesevi’nin yolcusuyum. Bu yolun tozu, toprağı olmaya baş koymuşum baş. Hoca Ahmet Yesevi’nin adını anmak yetmez, Hoca Ahmet Yesevi’nin ahlakına sahip olmak gerekir. Hoca Ahmet Yesevi’de hakaret yoktur, Hoca Ahmet Yesevi’de edep vardır. Onun için buradan bir kez daha bütün siyasi liderlere çağrıda bulunuyorum hakaret olmadan konuşalım. Kimse kimseyi rencide etmeden eleştirsin. Şimdi birtakım kasetlerden, tekrar şantajlardan bahsediliyor şunu açık yüreklilikle söylüyorum: 2011’de olduğu gibi birileri eğer kaset üzerinden, birilerini yıpratmaya kalkarsa ya da başka şantajlar ortaya çıkarsa hangi partiden olursa olsun hakkında kaset çıkarılan kim olursa onun yanında şantajcıların karşısında olmaya varız, ama aynı yürekliliği de muhataplarımızdan bekleriz. Birileri bize tuzak kuruyorsa, birileri özellikle de paralel çete, aman dikkat edin maşallah bacım Allah şifa versin bir sıkıntı yok değil mi, bir sıkıntı yok değil mi? Allah şifa versin. Ama saatlerce Burdurlu burada bizi bekler böyle fedakarlık yaparsa biz de bu kardeşimizde olduğu gibi onu başımızın tacı yaparız Allah şifa versin. (“ Osmanlı torunu Burdur’un onuru” sesleri) Osmanlı torunu Burdur’un onuru Burdur’un onuru bize emanettir, Türkiye’nin onuru bize emanettir.
Yine bakınız bir taraftan 17-25 Ocak olayları, bir taraftan Gezi olayı, daha sonra 6-7 Ekim olayları hep demokrasiye darbe vurmak içindi. Dün İstanbul’da tarihi bir tören yaptık Esenlerde, İstanbul’un bir ilçesinde. Bakın Burdurlular, buraya da 70 milyona yakın fidan dikildi bu dağlara. Şimdi sizin çok iyi takdir edeceğiniz yeşil Burdur’da olmak dolayısıyla İstanbul’a 8.7 milyon metrekare yeşil alan kazandırdık ve yeni bir şehir parkı yapıyoruz. 2,5 milyon metrekarelik bir şehir parkını İstanbul’da yapıyoruz, inşa ediyoruz. 2013’te bundan iki yıl önce 12-13 ağaç yer değiştirdi diye İstanbul’u yakıp yıkmaya kalkan vandallara ders olsun ders. O Vandalların yanında duran Kılıçdaroğlu’na ve diğer şiddet destekçilerine de ders olsun. Biz Türkiye’de her bir köşede Türkiye’yi de Burdur gibi cennet kılmak için her yeri yeşillendiriyoruz, her yerde yeni ufuklar açıyoruz. İşte 7 Haziran’a giderken Türkiye’de bütün bu hamleleri yapma yanında Burdur’a da hizmetlerimize devam edeceğiz.
Bakınız, Burdur’daki yatırımlarımız 4,5 milyar Türk Lirası’nı buldu aziz Burdurlular. 812 derslik yaptık, 5,5 milyon ders kitabını bedava öğrencilerimizi verdik, 3200 adet tablet, 480 akıllı tahta verdik. Burdur’da üniversite var mıydı biz iktidara geldiğimiz de? ("Hayır" sesleri) Mehmet Akif Üniversitesini kurduk. Mehmet Akif Üniversitesi Burdur’daki ilim geleneğinin yeniden ihya edilmesini sağladı. 6 fakülte, dört enstitü, 6 yüksekokul, 10 meslek yüksekokulu açtık. Şu anda Burdur’da 20 bin 755 öğrenci okuyor. Burdur’un toprağından, suyundan benim gibi nasiplenmek için 20 bini aşkın öğrenci Burdur’da. Onları bağrınıza basıyor musunuz? ("Evet" sesleri) Siz Burdurdular, misafirperver Burdurlular; Burdur’a gelen her öğrenci Burdur’dan ilham alıp geri dönecek.
Üç hastane, iki yeni bina, bir ek blok yaptık, 7 aile sağlık merkezi kurduk.
Ulaştırma alanında, 47 kilometreydi bölünmüş yol, bunu 218 kilometreye çıkarttık ve çevre illerin tümüyle neredeyse bölünmüş yol yaptık, Afyonkarahisar’a, Antalya’ya, Isparta’ya. Isparta’da da zikrettim, tarihi bir projeyi inşallah Burdur’a ve bütün bu bölgeye kazandırıyoruz, Eskişehir-Kütahya-Afyon-Isparta-Burdur-Antalya tren yolunu, hızlı treni proje aşamasını da başlatıyoruz inşallah.
Yine 2005’te sanayiye, 2009’da konutlara doğalgazı biz getirdik. Doğalgaz konforunu Burdur’a kim getirdi? ("AK Parti" sesleri) Kim getirdi? ("AK Parti" sesleri)
Ve yine organize sanayi bölgesi bir taneydi, ikiye çıkardık, şimdi iki organize sanayi bölgesi daha yapıyoruz, Burdur’da 4 organize sanayi bölgeniz olacak inşallah.
Burdur’un her köşesine, yeni yatırımlar yapmaya devam edeceğiz. 21 adet taşkın koruma tesisi yapıyoruz, iki sulama yenileme projesi, 45 adet gölet, 4 spor tesisi, 2 adet yeni organize sanayi bölgesi, merkez adalet sarayı ve 450 konutu inşallah Burdur’a kazandıracağız.
Türkiye yükselirken, bu Cennet Burdur’u gölleriyle ve gülleriyle bütün dünyaya tanıtacağız inşallah.
Burdur’dan Antalya’ya turizme inen ve Antalya’daki Burdurlularla Burdur’u birleştiren, kucaklaştıran hızlı tren projesinden memnun musunuz? ("Evet" sesleri) Burdur’u İstanbul’a bağlayacak olan hızlı treni gerçekleştirebilmek için yeniden AK Parti iktidarı demeye hazır mısınız? ("Evet" sesleri) Hazır mısınız? ("Evet" sesleri) Hazır mısınız? ("Evet" sesleri)
Mehmet Akif Ersoy’un İstiklal Marşı’nda vurguladığı izzetli ve onurlu Türkiye’yi, yeni Türkiye’yi kurmaya var mısın Burdur? ("Varız" sesleri) Var mısın? ("Varız" sesleri) Var mısın? ("Varız" sesleri) Bütün tuzakları bozmaya var mısın? ("Varız" sesleri) Yeni bir tarih yazmaya var mısınız? ("Varız" sesleri) Var mısınız? ("Varız" sesleri) Var mısınız? ("Varız" sesleri) İnşallah 3’te 3 yapmaya var mısınız? ("Varız" sesleri) Var mısınız? ("Varız" sesleri) Var mısınız? ("Varız" sesleri)
Bakın, Reşat Bey, İbrahim Bey, Kamil Bey, hepsi birbirinden kıymetli. Biri çok kıymetli bir hukukçu, 28 Şubat’a karşı direndi, bu paralelcilerin kumpaslarına karşı direndi, şimdi Burdur’un hukukunu da, Türkiye’nin ve Meclisin hukukunu da koruyacak. Yine diğeri İbrahim Bey, çok iyi bir işadamı, Burdur’u biliyor, Burdur’un içinden. Ve Kamil Bey, tarım, hayvancılık alanında gerçekten uzman. Ve tabi Bayram Bey şu anki milletvekilimiz olarak 3 dönemi bittiği için izin alıyor, ama hep onlarla beraber.
Siz 3 milletvekilini omuz omuza Ankara’ya gönderecek misiniz? ("Evet" sesleri) Gönderecek misiniz? ("Evet" sesleri) Gönderecek misiniz? ("Evet" sesleri) Ben de size söz veriyorum, siz 3 milletvekilini Ankara’ya gönderin, 4’üncü milletvekiliniz benim, Burdurlu Ahmet 4’üncü milletvekiliniz.
Bütün hizmetlerin Burdur’a, her bir vilayetimize olduğu gibi Burdur’a da gelmesi için gece-gündüz çalışacağız.
Bir kez daha ahitleşiyoruz; inşallah 7 Haziran’da yeni bir destan yazmaya var mıyız? ("Varız" sesleri) Söz mü? ("Söz" sesleri) Söz mü? ("Söz" sesleri) Söz mü? ("Söz" sesleri) Üç mü? ("Üç" sesleri) Üç mü? ("Üç" sesleri) Üç mü? ("Üç" sesleri) Allar razı olsun, Burdurlu sözünde durur.
Allah yar ve yardımcımız olsun, Allah’a emanet olun.