Basbakan Davutoglu’nun Diyarbakir’da halka hitap ettigi konusmanin tam metni
Kudüs’ü Şerif’in kardeşi, Medine-i Münevvere’nin kardeşi, aziz Diyarbakır’ın aziz hemşehrileri, Mescid-i Aksa’nın kardeşi, Bursa Ulu Camii’nin kardeşi, Selimiye’nin, Süleymaniye’nin kardeşi Ulu Camii’nin aziz cemaati; hepinizi selamların en güzeliyle selamlıyorum, Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun. Allah’ın selamı, barışı, kardeşliği Diyarbakır’ın üzerine olsun. Allah’ın… "Ya Allah bismillah Allahu ekber" sesleri) Tekbir getiren dillerinizden tekbir hiç eksilmesin. Ulu Camii’nin ulu camisinden Ezanı Muhammedi hiç eksilmesin. Çanakkale şehitlerinin emaneti al bayrak hiç eksilmesin.
Diyarbakır, sizinle buluşmaya geldik, yüreğimiz yüreğinizle maya kılmaya geldik. Bilirsiniz, her fırsatta Diyarbekir’e gelirim. Ben Konya’da doğmuş olabilirim, ben İstanbul’a aşık olabilirim, ama bilin ki ben ve bu kardeşleriniz ebediyen Diyarbakırlıdır.
Aziz bacılarım, kardeşlerim; semadan bakıldığında Sur bir yürek gibidir, bir yürek. O yürek var ya o yürek, bu Sur bize Hazreti Süleyman’ın emaneti olan bu ulu mabet, bize Fatih Paşa’nın emaneti olan bu Fatih Paşa Camii, bize ecdadın emaneti olan Diyarbakır’ın her taşı bizim için azizdir, bizim için canı feda edecek kadar, fedayı can edecek kadar azizdir.
Aziz Diyarbekirliler; biz bilin ki yürekten Diyarbekirliyiz, Diyarbekir biziz, biz Diyarbekir’iz.
Birileri yüreğimizi parçalamak istiyor, birileri semaya sanki bu vatanın tek yürek olduğunu göstermek isteyen Sur’umuz, Suriçi’mizi parçalamak istiyor. Bugün buraya sizinle buluşmaya gelirken gönlümde, yüreğimde sadece Diyarbakır aşkı vardı, sadece Ulu Cami’de buluşmak vardı. Ama aziz Diyarbekirliler, bu buluşmayı bize çok gördüler, dün 7 canımızı, 7 yüreğimizi bizden aldılar.
İşte biraz önce o 7 yiğidimizi, 7 canımızı, 7 yüreğimizi Anadolu’nun diğer köşelerine, Diyarbekir’in kardeşi Mersin’e, Niğde’ye, Ankara’ya, Erzurum’a, Bursa’ya gönderdik.
Diyarbekirliler, o kardeşleriniz sizin için gelmişti. O kardeşleriniz bu minarelerden ezan susmasın diye gelmişti. O kardeşleriniz bu al bayrak inmesin diye gelmişti. O kardeşleriniz Diyarbekir Şam gibi, Halep gibi tahrip olmasın diye canını feda ettiler. Diyarbekirliler, onlar Bursa’da, onlar Mersin’de, Niğde’de, Ankara’da, Erzurum’da doğmuş olabilir, ama artık onlar ebediyen Diyarbekirlidir, Diyarbekirli olacaklar, Diyarbekirli diye anılacaklar.
Bilin ki, bugün o şehitleri Diyarbekir’den vatanın diğer köşelerine, şehirlerine uğurlarken ben de orada, o merasimde söyledim ve dedim ki, artık emanetiniz Diyarbekir’in emanetidir. Diyarbekirliler, Allah şahit olsun, milletimiz şahit olsun, tarihimiz şahit olsun, bu şehitlerin emanetine sahip çıkacak mısınız? Çıkacak mısınız? Çıkacak mısınız? Allah aşkına söyleyin, bu şehitlerin emanetine sahip çıkacak mısınız? Çıkacak mısınız? Allah şahit olsun, bu şehitlerin emaneti olan bu aziz vatanın birliğine, bütünlüğüne sahip çıkacak mısınız? Çıkacak mısınız? Bu Diyarbekir’i iman diyarı yapan, sahabe diyarı yapan, bu Diyarbekir’i tek bir yürek kılan ecdat eserlerine, camilere, minarelere, Dört Ayaklı Minareye sahip çıkacak mısınız? Çıkacak mısınız? O hainlere, bu ezan sesini dindirmek isteyenlere, Fatih Paşa’yı tarumar etmek isteyenlere gür bir sesle biz buradayız, burada olacağız. Allah’ın izniyle kıyamete kadar Diyarbekir bu medeniyetin şehridir diyecek miyiz? Allah sizden razı olsun.
Bakınız, bilin ki… Allah razı olsun, Serok Ahmet diyen dilleriniz de sağ olsun.
Kardeşiniz Ahmet burada, bilin ki Diyarbekirli Ahmet burada. Konyalı, Edirneli, Muğlalı Ahmet’ler, Mehmet’ler, Mustafa’lar, Ayşe’ler, Fatmalar burada. Bizi ayıramayacaklar, bizi bölemeyecekler.
Aziz Diyarbekirliler, 1 Kasım akşamı muhteşem bir zaferle, demokrasi zaferiyle seçimi kazandığımda Hazreti Mevlana’nın huzurundaydım, şimdi de Ulu Camii’nin huzurunda. Hazreti Mevlana’nın huzurunda milletime dönüp bir söz verdim, dedim ki, bundan sonra Hazreti Mevlana’nın deyişiyle bu topraklara sadece muhabbet ekmeye, sevgi tohumları ekmeye geldik. Sevgi tohumlarında el ele tutuşmaya var mısınız?
Aziz Diyarbekirliler, biz kardeşlik derken, biz sevgi, muhabbet derken, onlar nefret tohumu ekmeye çalışıyorlar. Biz size güveniyoruz, biz sizin yüreğinize güveniyoruz, biz her zaman Diyarbekir’in vicdanına güveniyoruz, kardeşliğine güveniyoruz.
Dün burada bu saldırıları yaptılar, zannettiler ki, belki hesapları şuydu: Başbakan Ahmet Davutoğlu, Diyarbekirli Ahmet bu saldırılardan korkar Diyarbekir’e gelmekten çekinir.
Aziz Diyarbekirliler, biz bunlardan korkar mıyız? Biz bu alçakların saldırılarından, tehditlerinden Ulu Camii’yi, Diyarbekir’i bırakır mıyız? Bırakır mıyız? Siz bizi tanıdınız, biz sizi tanıdık. Allah şahit olsun, Konya ne kadar emniyet içinde olacaksa Diyarbakır da o kadar emniyet içinde olacak. Konya ne kadar huzurluysa Diyarbekir de o kadar huzurlu olacak. Konya ne kadar benim evimse Diyarbekir de o kadar benim evimdir.
İşte söylüyorum, onlar Ankara’da otobüs durağında bekleyen mazlumları şehit ettiler, onlar İstanbul’da insanlarımızı şehit ettiler, onlar Diyarbekir’de kardeşlerimizi şehit ettiler, zannettiler ki biz korkacağız. Diyarbekirliler, işte Meclis Grubundan haykırdım, buradan da haykırıyorum, korkmadık- korkmuyoruz-korkmayacağız, buradaydık-buradayız-burada olacağız. Allah eğer bu canı bir gün alacaksa, işte dua ediyorum, Diyarbekir’de alsın, işte dua ediyorum, Kürt kardeşlerimle beraber burada bu emaneti teslim edeyim. Ama bizi geri adım attıramazlar, bizi bir adım dahi geriye döndüremeyecekler.
Bacılarım, Allah sizden razı olsun, öyle evlatlar yetiştirin ki, kardeşlik desinler, sevgi desinler, muhabbet desinler. Bacılarım, Allah sizlerden razı olsun, Allah sizlerden razı olsun. İster Kürtçe, ister Zazaca, ister Türkçe, ister Arapça, ama hep barış deyin, kardeşlik deyin, birlik deyin.
Meclis Grubunda geçtiğimiz günlerde bir çağrıda bulundum, bu çağrıya buradan, Diyarbekir’den de bir ses vermek istiyorum. Dedim ki, herkes bir diğerine selam versin, herkes komşusuna selam versin. Türk müsün, Kürt müsün, Zaza mısın, Arap mısın, Sünni misin, Alevi misin demedin herkes birbirine selam versin. Ve bu seferberliği bugün Diyarbekir’den bir kez daha haykırıyorum ve size selamların en güzeliyle selam veriyorum, ey Diyarbekir, esselamu aleyküm. Esselamı aleyküm... Esselamı aleyküm. Kardeşliğimize düşman kılmak isteyenlere inat biz her zaman esselamu aleyküm diyeceğiz. Her zaman her yerde kardeşçe buluşacağız, yüreklerimiz yüreklerimize değecek.
İnşallah Diyarbekir’e tekrar tekrar geleceğiz, tekrar tekrar geleceğiz. İnşallah bundan sonra her an Başbakan olarak bu Diyarbekir’e beşinci gelişim 1,5 yıl içinde, belki de altıncı. Ama bilin ki her zaman buraya geleceğim, Konya’ya ne kadar gidiyorsam onlara inat o kadar Diyarbekir’e geleceğim. Beni, kardeşinizi misafir edecek misiniz? Beni, Türkiye Cumhuriyeti’nin 78 milyon kardeşinizin Başbakanı olarak onlar adına her zaman bağrınıza basacak mısınız? Basacak mısınız? Bizi ailenizden bir fert olarak görecek misiniz? Ve sonra hep beraber semaya dönüp Rabbimize dua edecek miyiz? Allah’ım, birliğimizi beraberliğimizi daim eyle. Allah’ım, kardeşliğimizi ebediyete kadar daim eyle. Allah’ım, devletimize ve milletimize zeval verme. Bizi birbirimize düşürmek isteyenlere fırsat verme. Bize öyle bir güçlü iman, bize öyle bir sağlam inanç ver ki kardeşi hep kardeş bilelim. Hiçbir zaman birbirimize dönüp cahiliye adetiyle sen şusun-sen busun diye birbirimizle ihtilaf içine düşmeyelim. Biz… Allah razı olsun, Allah sizden razı olsun, o kalkan, selam için kalkan her bir elinizi öpüyorum.
Aziz Diyarbekirliler; bugün buraya bu aziz Sur’un, bu kadim şehrin yüreğinin Sur’unun ihya planını açıklamaya geldik. İnşallah biraz sonra bütün Türkiye’ye, Diyarbekir’e, Surlulara, hepinize bu planı açıklayacağız.
Allah razı olsun kardeşim, hayatında o gül gibi güller açsın inşallah.
Ama bilin, söz verdiğimiz gibi onların yıktıkları-yaktıkları her taşı yeniden imar edeceğiz. Onların zarar verdiği her esnafın zararını karşılayacağız. Onların tahrip ettiği her evi, her sokağı yeniden imar edeceğiz. Onlar yıkarsa biz yapacağız, onlar yakarsa biz daha güzelini inşa edeceğiz. Onlar kardeşliğimize halel getirmek isterse, biz ebediyen kardeşiz diye haykıracağız.
Diyarbekir, sana teşekkür ederim, bunlara itibar etmediğin için teşekkür ederim.
Biz dik duracağız Silvanlılar, Diyarbekirliler; siz de dik duracak mısınız? Bunların karşısında dik duracak mısınız? Allah için dik duracak mısınız? Millet için dik duracak mısınız? Tarih için dik duracak mısınız? Ulu Cami için dimdik duracak mısınız? Allah sizden razı olsun, size teşekkür ediyorum, bunların bunların tuzaklarına provokasyonlarına fırsat vermediniz. Ve bunlar ne zaman sizi tahrik etmeye kalksa siz hep vakarla davrandınız. Nevruzda Diyarbekir’i kana bulamak istediler, çağrılarda, tahriklerde bulundular, sizler destek vermediniz. Ama bakın, ama bakın sadece selam vermeye geldim, binlerce Diyarbekirli göğsünü açtı, bağrını açtı. Onlar sizinle bulaşamazlar, biz ise her zaman sizinleyiz. Allah yolumuzu daima kardeşlerin yolu eylesin. Hazreti Süleyman’ın, Selahaddin Eyyubi’nin, Alp Arslan’ın yolu eylesin.
Aziz Diyarbekirliler; sizlere doyum olmuyor. İnşallah tekrar geleceğiz, tekrar tekrar geleceğiz. Bilin ki bu Sur’un adım-adım, sokak-sokak zihnime, gönlüme nakşettiğim bu Diyarbekir’in, bu Sur’un her taşını koruyacağız. Bunlar diyorlarmış ki şimdi burayı insansızlaştıracaklar; hayır, aksine Sur’u aziz Diyarbekirlilerle buluşturacağız. Sur’u ebediyen insanların barış içinde dolaştığı, birbirine selam verdiği, birbiriyle kaynaştığı güzel bir mekan eyleyeceğiz. Bunlar diyorlarmış ki, kentsel imar adı altında buradaki yapı değişecek; hayır, hepsini koruyacağız, hepsini.
Diyarbekirli esnaf kardeşime selam olsun, yaralarını saracağız, eksikliklerini gediklerini tümüyle onaracağız. Diyarbekir’de, Sur’da bu olaylar esnasında evini terk eden kardeşlerimize yardım ettik, yardım edeceğiz. İşte söz veriyorum; daha güzel evlerde oturacaklar, daha barış içinde olacaklar, daha huzurlu yaşayacaklar. Söz veriyorum; burada tahrip edilen okulların daha iyisini bu güzel gençler için yapacağız, bu güzel çocuklar için yapacağız. Hiçbir gencimizi barikatların, çukurların içinde kaybetmeyeceğiz. Diyarbekir anneleri bir daha ağlamayacak.
Aziz Diyarbekirliler; bir kez daha sesinizi duyayım. Bir miyiz? Bir miyiz? Birlikte miyiz? Kardeş miyiz? Ebediyen beraber miyiz? Hainlere karşı omuz omuza mıyız? Her zaman burada mıyız? Her zaman Türkiye’de miyiz? Ebediyete kadar kardeşliğimiz daim olacak mı? Ebediyete kadar Diyarbekir’de al-yıldız dalgalanacak mı? Ebediyete kadar Ulu Cami’nin minarelerinden Ezanı Muhammedi okunacak mı? Allah sizden razı olsun. Diyarbekir, önce size, sonra bize emanet. Diyarbekir, millete ve Allah’a emanet. Allah Diyarbekir’i aziz eylesin, Allah Diyarbekirlileri aziz eylesin.
Kardeşlerim; Allah’a emanet olun. Allah yar ve yardımcımız olsun. Göremediğim, göz göze gelemediğim kardeşlerimi de, hepsini bağrıma basıyorum.
Ne güzel: “Dünyada yoktur Ahmet’e benzer, elinde Kur’an, dilinde Allah’u ekber.” Evet, dilimizde Allah’u ekber, Allah’u ekber. Dilimizde esselamü aleyküm, esselamü aleyküm, esselamü aleyküm.
Allah yar ve yardımcımız olsun, Allah’a emanet olun.