Yükleniyor...

Basbakan Davutoglu’nun Donald Tusk ile ortak basin toplantisinda yaptigi konusmanin tam metni

 

AB Konseyi Başkanı Sayın Tusk’u yaklaşık bir hafta sonra tekrar kendisiyle görüşmekten ve Ankara’da ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum.

Sayın Tusk dün Ankara’ya gelme arzusunu ifade ederken özellikle de teröre karşı Türkiye ile dayanışma vurgusunu Ankara’da yapmak istediğini de bize iletmişti. Bu teröre karşı dayanışma ve taziyeleri dolayısıyla her şeyden önce kendilerine teşekkür ediyorum. 

Terör, bugün bütün insanlık için en büyük tehdittir, ortak kıtamız Avrupa için de, bölge halkları için de terör bir insanlık suçu olmanın da ötesinde doğrudan varoluşsal bir sorun haline gelmiş bulunuyor. Ankara’da son 5 ayda gerçekleşen bu saldırılar, aslında terörün hiçbir şekilde ırk, etnisite, sosyal köken, siyasi görüş ayrımı yapmaksızın bütün insanları hedef aldığını ortaya koydu. İstanbul’da Alman misafirlerimiz terörün hedefiydiler. Ankara’da da evvelsi gün, Pazar günü akşam yolda evine gitmekte olan, onun için otobüs bekleyen her kesimden, muhtemelen her siyasi görüşten, Türkiye’nin her köşesinden vatandaşlarımız alçakça katledildi. Terörün saldırısı doğrudan insanlığa ve insanlığın temsil ettiği bütün değerleredir. 

Tabii Türkiye ve Avrupa Birliği terör konusunda ortak bir tavrı benimsemiştir, benimsemektedir. Sayın Tusk’un ziyaret esnasında teröre karşı dayanışma vurgusunu ve taziyelerini iletmesini özellikle takdir ediyorum ve milletim adına teşekkür ediyorum. Birçok Avrupalı lider de, Sayın Merkel, Sayın Cameron, Sayın Çipras ve diğer birçok lider, Sayın Rutte arayarak, mesaj göndererek taziyelerini iletmişlerdi. Avrupa kıtamızı terörün saldırılarına karşı korumak konusunda da birlikte hareket etme zorunluluğumuz var, bütün insanlığın büyük bir sınavıdır bu. 

Tabii ziyaretinin ikinci önemli boyutu; 18 Mart’ta gerçekleşecek olan Avrupa Birliği Zirvesi ve Türkiye-Avrupa Birliği görüşmeleri öncesinde istişarelerde bulunmaktı. 29 Kasım’dan bu yana birçok zirvede, üçüncü zirve olacak bu, Türkiye ile Avrupa Birliği biraraya geldi. Bu sadece mülteciler sorununa, illegal göç sorununa bir cevap bulma arayışından kaynaklanmadı. Aslında mülteciler sorunu, Türkiye ile Avrupa Birliği’nin nasıl bir ortak kader paylaştığını herkesin önünde bir kez daha sergilemiş oldu. Bu ortak kaderi paylaşırken sorunları ve çözüm yollarını birlikte şekillendirmek, sorunlara birlikte cevap oluşturmak temel ilkemiz. Bütün görüşmelerde de hem insani bir konu olan mülteciler sorununa cevap bulmaya çalışıyoruz, hem de Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin taşıdığı stratejik öneme de atıfla yeni bir ivmeyle bu ilişkileri geleceğe taşımak istiyoruz. Bu çerçevede Brüksel Zirvesinde bizim ilettiğimiz bir teklif oldu, bu teklifi bir kez daha hem kamuoyumuza, Türk kamuoyuna, hem Avrupa kamuoyuna, hem insanlığa iletmek istiyorum. Bu teklifin esası insani boyutudur. Daha fazla insanın hayatını Ege sahillerinde, Ege denizinde kaybetmemesi ve mümkün olduğu kadar illegal geçişlerin azaltılabilmesi ve mümkünse tümüyle ortadan kaldırılabilmesi için Türkiye üzerine düşen ahlaki sorumluluk çerçevesinde bir teklifte bulundu. Böylece Türkiye’den giden illegal göçleri engellemek ve mümkün olduğu kadar Türkiye’nin bir transit ülke olarak kullanılmasını ortadan kaldırmaktı bu teklifin hedefi. Bildiğiniz gibi geçen hafta çok yoğun iki gün müzakerelerde bulunduk, ortak bir pozisyon geliştirmeye çalıştık. Bu pozisyonda dediğim gibi insani duyarlılığımız esastır, ikinci hedefimiz Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerini derinleştirmektir, üçüncüsü de bu sorunları çözmeye çalışırken sorumluluğu ve külfeti paylaşmak. 

Bu çerçevede Türkiye olarak geçtiğimiz hafta yapılan görüşmelerdeki işbirliği ve liderliği dolayısıyla Sayın Tusk’a ben teşekkür ediyorum. Hep beraber bir çözüm bulmaya çalışıyoruz. Bu Türkiye’nin bir meselesi değildir, Avrupa Birliği’nin de bir meselesi değildir. Suriye krizini biz çıkarmadık, Suriye krizindeki insani trajedinin de engellenmesi ve azaltılması için en büyük çabayı da Türkiye gösterdi, gösteriyor, gösterecek. Dün burada Suriye Müzakere Heyeti Üst Kurulunun Başkanı Sayın Riyad Hicab ile birlikteydim. O da bir kez daha Türkiye’ye olan saygılarını ve teşekkürlerini ifade etti. Ben de kendilerine bir kez daha Suriye halkının yanında olduğumuzu ve hangi şartta olursa olsun Suriye halkını yalnız bırakmayacağımızı ifade ettim.

Şimdi bulduğumuz, üzerinde çalıştığımız formülle Türkiye’ye gelen her bir mülteci için yeni giden mültecilerden, yasa dışı göçle gitmeye çalışan mültecilerden gelen her birisi için Türkiye’den bir mültecinin Avrupa’ya gitmesi ve böylece düzenli bir göçün önünün açılması; işin temel felsefesi budur. Bunun için tabii teknik birçok çalışmanın yürütülmesi lazım, ekiplerimiz bu çalışmaları yürütüyor. 

Ayrıca, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin derinleştirilmesi için de özellikle vize muafiyetinin Haziran ayına alınması için birlikte çalışma kararlılığı sergilemiştik. Çünkü geri kabul anlaşmasıyla birlikte vize muafiyetinin de devreye girmesini istiyoruz. Bugün bu çerçevede de ilgili bakan arkadaşlarla bir toplantı gerçekleştirdik ve Türkiye’de Meclis’te bu sürecin hızlanması için ilgili kanunların geçişi bağlamında derhal kanunları Meclis’e sevk edeceğiz, ümit ederiz Mayıs ayına kadar bunları tamamlarız. Burada da muhalefete bir kez daha çağrıda bulunuyorum bu konuda bütün vatandaşlarımızın talepleri doğrultusunda hareket etmeleri yönünde. Daha sonra da Avrupa Birliği tabii gerekli adımları atacak. Ayrıca, 3 milyar avro olarak deklare edilen, daha sonra 3 yıl için 6 milyar avroya çıkartılması planlanan bu konuları da işte zirvede ele alınacak maddi külfet paylaşımı konusunda da Türkiye’nin pozisyonu açıktır. Biz hiçbir zaman para pazarlığı yapmadık, hiçbir şekilde bu meseleyi maddi bir mesele olarak görmedik, bu mesele insani bir meseledir. Ancak bütün ülkelerin de Türkiye’nin yüklendiği bu ağır sorumluluğu paylaşma konusunda ahlaki sorumluluk üzerindedir bütün ülkelerin, bunu da dile getirmek bizim en doğal tepkimiz, tavrımız ve hakkımızdır. Türkiye, hiç kimse hiçbir kuruş vermese dahi, şimdiye kadar da bunu sormadık, bu mültecileri insani bir konu olarak değerlendiriyoruz, her birisini tek tek insan kardeşimiz olarak görüyoruz, bu tutumumuzda da bir değişiklik olmayacak.

Ayrıca, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin derinleştirilmesi, yine 29 Kasım Anlaşması çerçevesinde Gümrük Birliği’nin yenilenmesi ve yeni fasılların açılması konusunda da gayret sarf etme yönünde güçlü bir irademiz var. Bu konuları Sayın Tusk üye ülkelerle görüştükten sonra bazı kanaatlerini bize aktardı. Biz de bu kanaatlere cevaben kendi kanaatlerimizi paylaştık. Bu bir anlamda 18 Mart’ta Cuma günü gerçekleştirilmiş zirve öncesinde bir hazırlık toplantısı şeklinde geçmiş oldu. İnşallah önümüzdeki günlerde bu görüşmeler devam edecek. 18 Mart’ta Avrupa’da Avrupa Birliği Zirvesinde mültecilerin insani sorunlarına cevap teşkil eden ve Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin derinleşmesini sağlayan bir çözüm bulma noktasında birleşiriz. Bütün ümidimiz, gayretimiz, temennimiz budur.

Ben tekrar Sayın Tusk’a bütün gayretleri için teşekkür ediyorum. Teröre karış göstermiş olduğu dayanışma ve bu ziyareti için de ve içeride bize vermiş olduğu mesajlar için de milletim adına takdirlerimi ifade etmek istiyorum. 

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.