Basbakan Davutoglu’nun Konya’daki toplu açilis töreninde yaptigi konusmanin tam metni
Mübarek Konya, değerli hemşerilerim, hepinizi saygıyla, muhabbetle selamlıyorum, Rabbimin selamı üzerinize olsun, rahmeti, bereketi, aziz Konyamızın üzerine olsun.
Değerli hemşerilerim, bugün bu ziyaretimizin temelde üç sebebi var. Birincisi, sizlere teşekkür etmek. 1 Kasım seçimlerinden sonra mutadı veçhile Şeb-i Arus törenlerine katılmak dışında Konya’yı ziyaret edememiştim. Geçtiğimiz haftalarda Hükümetimizi kurduktan, çalışmaya başladıktan sonra milletimize hitaben ’ilk fırsatta bütün şehirlerimize teşekkür ziyareti yapacağım’ dedim. Tabii teşekkürlerin en büyüğünü, teşekkürlerin en kalbi olanını Konya hak ediyor, Konya’ya teşekküre geldim. Çünkü siz yüzde 41 oy almamıza ve Cumhuriyet tarihinin en yüksek oy oranlarından birini almış olmamıza rağmen 7 Haziran akşamı herkes hüzün içindeyken, Konya sokaklarını doldurmuş ve ’merak etme Başbakanım Konya arkanda’ diye haykırmıştınız. O gün bu yüksek oy oranına rağmen hüzünle ayrılırken Konya’dan, Ankara’da Başkentimizde Genel Merkezimizin balkonunda sizlerden aldığım güçle, birileri ’acaba yine balkon konuşması yapacak mı, tek başına iktidar olamadılar, ama yapacak mı?’ derken Konya’dan aldığım güçle hiçbir şekilde karamsarlığa kapılmadan milletimize hitap etmiş ve ’aziz milletim merak etmeyin bağrınızdan çıkan AK Parti kadroları her ne surette olursa olsun bu vatanı Hükümetsiz bırakmayacak’ demiştim.
Aziz Konya, sizlerden aldığım o güçle o gün akşam bu sözü verdikten sonra, bu sözü yerine getirdiğime şahit misiniz? Bu memleketi en zor ve en kaotik dönemde salimen yeni bir seçime götürmek için canla, başla, imanla, inançla çalıştığımıza şahit misiniz? İşte bu sebepledir ki bu kez aziz milletimiz o yaşanan 3,5 aylık kritik dönemden sonra 1 Kasım’da bize bu sefer yüzde 49,5 bir oyla ve Cumhuriyet tarihinin en büyük seçmen desteğiyle ’arkandayız, yürüyün, yolunuz açık olsun’ dedi. Ve o gün, 7 Haziran günü beni hüzünle uğurlayan Konya, o gün vakarla sokakları doldurarak Hazreti Mevlana’nın huzurunda bizim yanımızda durarak bütün dünyaya en net mesajı verdi. Ben bütün Konya’yla gurur duyuyorum. 2011 seçimlerinde burada isimleri yazılı 31 ilçemize gidip bütün ilçelerimizi, illerimizi ziyaret ettiğimde de, sizlerle kucaklaştığımda da ifade etmiştim Konya’nın her taşına, toprağına aşığız, her ilçesine, her kasabasına, her sokağına, her dağına, her tepesine, her ırmağına aşığız.
Bir siyasetçi için en büyük güç Konya gibi bir şehri arkasına almaktır. Elhamdülillah ki bizim arkamızda Konya, önümüzde Hazreti Mevlana oldu. Ve 1 Kasım günü sizler o gün, o zafer akşamı Mevlana Meydanı’nda, toplandığınızda size hitaben söylemiştim, sadece size hitaben değil, oradan sizin şahsınızda 78 milyona, 78 milyondan bütün bir dünyaya hitaben demiştim ki ’Hazreti Mevlana’ya atfen biz bu topraklara ancak sevgi tohumları ekmeye geldik.’ Aziz Konya, sevgi tohumları ekmek için yanımızda olmaya devam edecek misin? Aziz Konya, bu topraklarda nefret tohumu ekmek isteyenlere karşı sevgi sedasını yükseltmeye hazır mısın? Hazır mısın? İşte ikinci ziyaret sebebimiz budur. Size teşekkür ediyorum yüzde 74,5 oyla büyük şehirler arasında birinci, Türkiye’de de ikinci şehir olarak en büyük tarihi zafere imza attınız. Bir kez daha sizlere teşekkür ediyorum, tekrar tekrar gelip sizlerden güç alacağız.
İkinci ziyaret sebebim, bu gücü almak üzere sizinle buluşmaktır. İşte burada yüzde 74,5 oyla destan yazmış Konya’dan güç almaya gelmiş olarak, Konya’yı arkamızda görerek önümüzdeki 4 yıl inançla, kararlılıkla yola devam edeceğimizi bir kez daha haykırıyorum. Aziz Konya, bu 4 yılda bize güç vermeye devam edecek misin?
Bakınız, 1 Kasım seçimleri sonrasında Cumhurbaşkanımızdan hükümet kurma görevini aldıktan sonra süratle Hükümetimizi kurduk, arkasından vaatlerimizi gerçekleştirmeye başladık. Hamdolsun bugün huzurunuzda, 1 Kasım gecesi size selam vererek ayrıldığım huzurunuzda şimdi vaatlerinin yüzde 75’ini, reformlarının yüzde 50’sini ilk 3 ayda gerçekleştirmiş bir Başbakan olarak huzurunuzdayım. Gurur duyuyorum, çünkü verdiğimiz sözün hepsini yerine getirdik, yapacağımız vaatlerin hepsini inşallah tamamlayacağız.
Değerli Konyalılar, biz bu aşkla yola çıkmışken, biz bu kararlılıkla bütün bir millet için tarihi bir yürüyüşe çıkmışken, bu fitne odakları 7 Haziran sonrasında Türkiye’de hükümet bunalımı var düşüncesiyle 20 Temmuz’da bir terör sarkacının içine Türkiye’yi sokmaya kalkıştılar. 23 Temmuz’dan itibaren de bütün ülke sathında birliğimiz, beraberliğimiz, dirliğimiz, kardeşliğimiz için huzur ve demokrasi operasyonlarını başlattık.
1 Kasım seçimlerinden sonra kararlılıkla Türkiye’nin her yerinde, Türkiye’de huzur ve demokrasiyi inşa edebilmek için bu politikaları devam ettirdik. İşte bu çerçevede 2 hafta önce Mardin’i ziyaret ettim, hem Mardin’e teşekkür etmek için hem de birlik, huzur ve demokrasi sürecinde atacağımız adımları ilan etmek için.
Aziz Konya, size Mardin’den selam getirdim, size Erzincan’dan selam getirdim. Türkiye’nin doğusuyla, batısıyla, kuzeyiyle, güneyiyle bir olduğunu Türkiye’nin merkez şehrinden ilan etmek için bugün buradayız. Kim ne derse desin, hangi zalim odaklar ne plan yaparlarsa yapsınlar, işte bu topraklardaki payitahtımızdan, Selahaddin’in, Alparslan’ın torunlarından 78 vilayete tek sesle sesleniyoruz, Türkiye birdir, bir olacaktır, diridir, diri olacaktır ve her zaman başı dik olacaktır.
AK Gençlik Türkiye’nin birliğinin, beraberliğinin teminatıdır. Konya Türkiye’nin birliğinin, beraberliğinin adresidir. Bütün bir ülkeyi adım adım dolaşarak, bütün dağlarımızı, bütün şehirlerimizi adım adım dolaşarak birliğimize, beraberliğimize kast edenlere karşı omuz omuza olmaya devam edeceğiz.
Buradan bu kutsal mücadelede, bu ulvi davada şehit düşen şehitlerimize bir kez daha Rabbimizden rahmet niyaz ediyorum, yakınlarına taziyelerimizi arz ediyorum.
Aziz Konyalılar, bu şehitler ölmez, vatan bölünmez nidalarını Mardin’de de kardeşlerimiz seslendirdi. Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla, Sünni’siyle, Alevi’siyle bütün kardeşlerimiz bu sesle sesleniyor. Allah birliğimizi, beraberliğimizi daim etsin. Allah devletimize, milletimize zeval vermesin. Allah bu ülkenin yükselen gücünü kıskananlara, bunu engellemeye çalışanlara karşı bizlere güç ve kudret versin.
Değerli Konyalılar, teşekkür etmek ve sizden güç ve kudret almak yanında, ziyaretimizin 3’üncü temel sebebi sizleri hizmetlerimizle buluşturmak. Orman ve Su İşleri Bakanlığımızın birbirinden önemli projelerinin açılışı için bir aradayız. Tekrar hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.
Bugün burada bana babaannemi hatırlatan bütün Konyalılara da teşekkür ediyorum, Karatay’a teşekkür ediyorum. Türkiye Konya’yla, AK Parti kadrolarıyla tarih yazıyor, tarih yazacak inşallah.
Bugün burada baraj, sulama, taşkın koruma, ağaçlandırma, ormancılık, milli park ve meteoroloji projelerinden oluşan bir hizmet paketi için huzurunuzdayız. Tam 1 milyar 171 milyon liralık 42 tesisinin 19’unun açılışını yapacağız, 23’ünün de ’Bismillah’ ile temelini atacağız. Konya’mıza hayırlı, uğurlu olsun.
Böyle güzel bir vesileyle bizi bir araya getiren Rabbimize bir kez daha hamt ediyorum.
Sevgili hemşehrilerim, Orman ve Su İşleri Bakanlığımızın ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın tesis açılışı ve temel atmalarında bulunmaktan ayrı bir mutluluk duyuyorum. Çünkü bu iki bakanlığımız Türkiye’nin daha yeşil, daha çevreyle barışık olması için doğrudan katkıda bulunuyorlar. Havasıyla, suyuyla, toprağıyla daha yaşanabilir Türkiye arzumuzu gerçeğe taşıyorlar. İşte Orman ve Su İşleri Bakanlığımızın 42 yeni tesisi. Ecdadımızdan bize emanet bu güzel beldeyi daha güzel kılmak için hazırlanmış, tamamlanmış, tamamlanacak olan büyük projeler.
AK Parti hükümetleri olarak 14 yıldır toprağa, suya, havaya hep bu anlayışla yaklaştık, bu güzellikler bize emanet dedik. Bizim medeniyetimizde en önemli kavramların başında emanet kavramı gelir. Dünyayla, eşyayla, mahlukat ile olan ilişkilerimizi emanet bilinci etrafında inşa etmemiz gerekiyor, her şeye ama her şeye birer emanet gözüyle bakmamız icap ediyor.
Makamlarımızın, mevkilerimizin, malımızın, evlatlarımızın ve hatta kendi canlarımızın dahi sahibi biz değiliz. Onun sahibi bütün mülkün sahibi olandır. Üzerinde yaşadığımız bu dünya, ayağımızın altındaki şu toprak, nefes alıp verdiğimiz şu hava, hayat kaynağımız olan şu su, hepsi bize birer emanettir. Biliyorsunuz su azizdir, çünkü su hayattır. Büyükler ne güzel söylemişler, su gibi aziz ol. Ben ekliyorum, Konya gibi de aziz ol. Su gibi aziz olmak için suyun kıymetini bilmek lazım.
Peygamber Efendimiz Allah’ın huzuruna çıkmak için kullanılan abdest suyunun dahi israf edilmemesini istemiştir. Biz de suya aziz dedik, yüzyıllarca onunla beraber yaşadık, aksini haram bildik, suyumuzu kirletmedik, israf etmedik. Hayata ve insana hizmeti esas alan siyasetimizde en önem verdiğimiz hususların başında onun için doğaya, suya hürmet geliyor.
Hareketimizin Kurucu Genel Başkanı Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın daha İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı iken suyla ilgili yaptıklarımızı hepimiz biliyoruz. Buradan da ona, Konya’ya hizmetleri dolayısıyla bir kez daha Konyalılar adına teşekkürlerimizi sunuyorum.
Sayın Cumhurbaşkanımız her zaman fahri Konyalıdır. Ben de her zaman her yerde fahri Rizeli olduğumu söylüyorum. Konya büyükşehirlerde birinci, Rize diğer şehirlerde, inşallah hep bu onuru yaşayacağız birlikte.
Aziz vatandaşlarım, mutlulukla, gururla ifade ediyorum ki, tabiatla en barışık siyasi kadro biziz. AK Parti hükümetlerinin çevrecilik anlayışına, bu anlayışla gerçekleştirdiklerine muhalefetin hayali bile yetişemez. Çevreye, yeşile, suya, tabiata duyarlı olan herkes bilsin ki biz şu 13 yılda tam 3,5 milyar ağaç fidanı diktik. Evet, tam 3.5 milyar fidan. Bir hayalimizdir, inşallah onu da gerçekleştireceğiz, o hayalimiz de dünyadaki her insan için Türkiye’de bir fidan dikmek. İnşallah ağaç sayımız da böylece 7 milyar olacak, 8 milyar olacak. Orman varlığı bütün dünyada azalırken, orman varlığını arttıran nadir ülkelerden biriyiz.
Biliyorsunuz, bizim kültürümüzde ve inancımızda ağaç dikmek çok önemli bir vecibedir. Peygamber Efendimiz, yarın kıyamet kopacağını bilseniz dahi ağaç dikiniz diye buyuruyor. Zaten ecdadımız da bu kutlu direktifle hareket etmiş ve kök saldığı her şehirde fidanlar yetiştirmiştir, onlar da zamanla ulu ağaçlara dönüşmüştür. Çevreye dair her hususta en güzel neticelerin peşindeyiz, çünkü biz dediğim gibi tabiatı emanet olarak görüyoruz.
Aziz Konyalılar, Hazreti Mevlana’nın torunları; hep beraber bu güzel ülkemizi korumaya hazır mıyız?
Aziz Konyalılar, bilin ki, biz insanın. Hayvanın, nebatatın, ağacın, ormanın, börtü böceğin ve bütün yaratılmışların hukukunu gözetmeyi esas alıyoruz, şehirlerimizi bu anlayışla inşa ediyoruz, dağlarımızı, ovalarımızı, nehirlerimizi bu anlayışla koruyoruz. Evet, Türkiye’nin kalkınması temel hedeflerimizden, ama bu kalkınmayı gerçekleştirirken tabiata karşı asla hoyrat değiliz. Bakın bizim partimizin adı Adalet ve Kalkınma Partisi. Adaletsiz bir kalkınma küçük bir zümre haricinde herkes için ve hatta çevremiz için olumsuz sonuçlar doğuracaktır. Elbette kalkınacağız, elbette insanımıza iş alanları açacağız, yeni fabrikalar, yeni yollar, barajlar, köprüler binalar inşa edeceğiz, ancak bütün bunları yaparken tüm insanlığın ve tabiatın hakkına, hukukuna riayet edeceğiz. İlk bakışta maliyetli gibi görünen çevre yatırımları orta ve uzun vadede hepimize menfaat sağlayacaktır. Suyla, toprakla ilişkimizde bırakın hoyratlığı, dar imkanlardan bile büyük fırsatlar çıkaran bir ihtimamın sahibiyiz. Bu vesileyle gündemdeki bir konuya da değinmek istiyorum.
Bildiğiniz gibi Artvin Cerattepe’yle ilgili bütün gelişmeleri ilk günden beri çok yakından takip ediyoruz. Konu hakkında ilgili bakan arkadaşlarımla, Artvin’den gelen dernek temsilcileri ve sivil toplum örgütleri yöneticileriyle bir araya gelerek bilgi aldım. Konya’ya gelmemden hemen önce onlarla birlikteydik, hep birlikte konuyu enine boyuna istişare ettik.
Şunu açık bir şekilde ifade etmek isterim ki Türkiye’nin havası, suyu, taşı, toprağı ve güneşi hepimize, 78 milyona emanettir. Allah’ın bize lütfettiği zenginliklerin korunması, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ve yetkilileri olarak bizim en asli görevlerimiz arasındadır. Artvin, güzel Konya gibi dünyanın en güzel coğrafyalarından birisidir. Yaylaları, dağları, tepeleri ve dereleri, her birinin korunması bizim için asli bir görevdir. Benzer şekilde zengin maden kaynaklarımızı değerlendirmek, ülkemizin ekonomik zenginliği ve refahı bağlamında bir diğer öncelikli görevimizdir. Mesele her iki görevi de birbiriyle çelişmeden yapabilmektir. Hangi görüşten olursak olalım, ister çevreci olalım, ister enerji kaynaklarını kullanmayı önceleyen bir yaklaşım içinde olalım, ancak şu iki konuda hepimiz anlaşabilmeliyiz: Bu ülkenin havasını, suyunu, taşını, toprağını hep beraber koruyacağız. Aynı şekilde bu ülkenin doğal kaynaklarının da ekonomiye bir katkı olarak sunulması için hep beraber çalışacağız. Bunlar birbirleriyle çelişen tutumlar değil, illa birini diğerine karşı tercih etmek zorunda da değiliz. Biz bu her iki önceliği birlikte gözeten bir tutum ve anlayış içinde olmalıyız.
Değerli kardeşlerim, Artvin’de ilk çalışmaları 2009 yılında başlayan mevcut proje Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız tarafından denetlenen çevreyle ilgili her türlü tedbirin alınması konusunda hassas olduğumuz ve gerekli tedbirleri aldığımız bir projedir. Öncelikle maden çalışmasının açık galeri olarak gerçekleştirilmesi düşünceleri vaktinde olmuşsa da çevreye zarar verilmemesi için kapalı galeri uygulamasında karar verilmiştir. Yani yerin üstündeki güzelliğimizi de yerin altındaki zenginliğimizi de korumaya ve insanımıza hizmet etmeye kararlıyız.
İkinci olarak, bu kapalı galeriden çıkarılacak maden yerinde işlenmek yerine, Cerattepe’nin yer üstü zenginliğine zarar vermemek üzere taşınarak işletilecek.
Üçüncü olarak, galeriden çıkarılan madenin başka bir yerde işlenmesi için açılacak yol için birçok ağacın kesilebileceği bakımından bu taşıma işlemi teleferikle gerçekleştirilecek ve ağaç kaybına izin ve mahal verilmeyecek. Artvin’in o rengarenk ağaçlarının zarar görmemesine özen gösterilecek. Bu tedbirler bizim çevreye gösterdiğimiz önemi, doğal dokumuzun zarar görmemesi için duyduğumuz hassasiyeti ortada koymaktadır. O suyundan içtiğim, doğasına hayran kaldığım Şavşat’ın, Artvin’in, Cerattepe’nin güzelliklerini korumak bizim en temel borcumuzdur. Ancak hukuk devleti kuralları içinde de kamu düzenini sağlar ve bu çerçevede atılan adımlara yönelik yanlış bir uygulama olursa bunun da gereğini yaparız. Artvin’in doğal dokusunu, büyüleyici güzelliğini korumak üzere sunulacak her türlü iyi niyetli öneriye de açığız. Bu çerçevede bu sabah Artvin’den gelen heyetle oldukça samimi ve verimli bir görüşme gerçekleştirdim. Biz buraya Konya’ya gelmek için ayrılınca da Enerji Bakanımız, Çevre ve Şehircilik Bakanımız, Tarım ve Hayvancılık Bakanımız kendileriyle kaldı. Hiçbir şekilde herhangi bir konuda sapma meydana getirmeksizin konuları şeffaf bir şekilde ele aldık. Artvin’in siyaset, akademi ve sivil toplum dünyasından gelen arkadaşlarımızın kaygı ve endişelerini dinledim, onlara Hükümetimiz adına bazı teminatlar da verdim, onlara ve Artvinlilere. Buradan bütün bu hususları vatandaşlarıma da zikretmek istiyorum. Öncelikle Cerattepe’deki maden işletmesi mahkeme kararı sonuçlanana kadar çalışmalarını durduracak, herkes hukuk devletinin gereği olarak mahkeme kararına saygı duyacak. Aynı şekilde izinsiz gösterilerden kaçınılarak şu ana kadar Artvin’de bu anlamda yapılan bazı istismarlarında önüne geçilecek. Biz bu kadar şeffaf ve açık bir şekilde davranırken bu konunun istismar edilmesine asla izin vermeyiz.
İkinci olarak, maden işletmesi kesinlikle kapalı galeri olacak. Bugün veya yarın her ne gerekçeyle olursa olsun açık galeri uygulamasına geçilmeyecek.
Üçüncü olarak, galeriden çıkarılacak maden yerinde işletilmeyecek, taşınarak işletilecek.
Dördüncü olarak, galeriden çıkarılan madeninin Murgul’a taşınması, çevre dokusunun korunması amacıyla kara yoluyla değil, teleferikle olacak.
Beşinci olarak, madenin teleferikle taşınması için kesilen ağaçlar minimum düzeyde tutulacak ve misliyle bu ağaçlar dikilecek. Bütün bu teminatlar hem Artvin’in doğal dokusunun korunmasına hem de vatandaşlarımızın endişelerine verdiğimiz önemi göstermektedir.
Bütün bu teminatlara ve doğal zenginliğimizin korunması için aldığımız tedbirlere rağmen birileri ’siz hangi tedbirleri alırsanız alın biz zenginliklerimizin yer altında kalmasını istiyoruz’ derse bunu da hoş karşılamamız mümkün değildir. Hele hele buradan hareketle birtakım illegal gösteriler yapılmaya devam edilirse, birtakım yanlış uygulamalar içine girilirse Artvin’de de, Türkiye’nin her yerinde de kamu düzeni kesinlikle muhafaza edilecektir. Bu çerçevede hem çevremizi koruyacağız hem de yeraltı zenginliğimizi çıkararak ekonomimize katkı sağlayacağız. Herkesin de bu hukuki sürece saygı göstermesini bekliyoruz. Nasıl bu hukuki sürece saygı bağlamında bugün görüşmeler yaptıysak, bütün Artvinli hemşerilerimize, kardeşlerimize seslenerek ifade ediyorum, bunu istismar eden çevrelere de hiçbir şekilde prim vermeyiniz ve Artvin’in bu anlamda en büyük teminatının bizler olduğunu unutmayınız.
Biz her zaman dik durduk, her zaman başımız dik şekilde Konya’yı, Türkiye’yi temsil ettik. Zannedilir ki Türkiye su açısından çok zengin bir ülke, aksine Türkiye maalesef yarı kurak iklim havzasındadır. Böyle olduğu halde AK Parti iktidarları döneminde tarım ürünlerin de dünyada 7. sıraya yükseldik, arazi büyüklüğü itibariyle dünyada 7. sırada değiliz, ama tarım ürünü itibariyle 7. sıradayız. Bu gelişmeler de toprağı ve suyu en iyi şekilde değerlendirdiğimizin bir göstergesidir. İşte bugünkü toplantımızda da vesile olan tesisler bunlar. Barajlar, göletler, sulama tesisleri yapıyoruz, bölgelerimizi gelişim projeleriyle kalkındırıyoruz, şehirlerimizde su sorunu bırakmıyoruz.
Çok kıymetli hemşerilerim, bakın bugün yine bir toplu açılış törenindeyiz, Türkiye’ye bu güzel adeti getiren AK Parti oldu. Nerede sadece bir gölet için yapılan şaşalı eski Türkiye törenleri, nerede böyle bir seferde 42 tesisin törenle açılışı. Biz bu tesisleri ancak toplu törenle açabiliyoruz, çünkü bütün bu dev tesisleri tek tek açmaya kalksak zamanımız yetmez. İşte yeni Türkiye ruhu, yeni Türkiye vizyonu, yeni Türkiye çalışkanlığı budur. AK Parti’nin iş görme, iş tutma biçimi budur. Üstelik bunu her bölgede böyle yapıyoruz, bizim ayrımız, gayrımız yoktur, hatta biz göreve gelinceye kadar ki sürede ihmal edilmiş bölgelerimize çok daha fazla özen gösteriyoruz. Ormana dair, suya dair, tarımsal kalkınmaya dair, Güneydoğu’ya da, Doğu’ya da büyük hizmetler götürdük götürmeye devam ediyoruz. Bakmayın siz bir kısım nasipsizin oralarda terör estirme gayretlerine, onları hak ettiği cevabı veriyoruz, vermeye de devam edeceğiz. Oradaki işinde, gücünde kendi halinde vatanına, milletine, devletine bağlı vatandaşlarımız, o kahir ekseriyet neyin ne olduğunun farkında hizmetlerimizi görüyor, hizmetlerimizi yaşıyor. Allah’ın izniyle terörden medet umanların bugünlerde verdikleri rahatsızlıklar da tamamen sona erecek. Terörle mücadelede çok önemli kazanımlar elde ettik, inşallah kökünü de kazıyacağız.
Değerli Konyalılar, malumunuz olduğu üzere önceki hükümetler tarafından KOP, yani Konya Ovası Projesi tamamen unutulmuştu. Değerli Bakanımızın vurguladığı gibi, oysa bu proje Osmanlı Devleti zamanında düşünülmüş bir projeydi. Evet, Konyamız ülkemizin alan olarak en büyük illerinden biri, ancak su kaynakları da o derece kısıtlı. Bu nedenle Konya Ovası’nı doyasıya suyla buluşturmak üzere Osmanlı’nın rüyasını gerçekleştiriyoruz. Biliyorsunuz cennet mekan Abdülhamit Han’ın rüyası Mavi Tüneli yapmak da bize nasip olmuştu. İşte biz dedelerimizin Konya’nın daha sulak, daha yeşil, daha bereketli olmasına dair bütün rüyalarını gerçek kılmak için çalışıyoruz. Tıpkı GAP ve DAP’ta olduğu gibi, KOP’ta da eylem planları dahilinde çok önemli gelişmeler sağladık. KOP’la başta Konya olmak üzere Aksaray, Karaman ve Niğde illerini kapsayan bölge kalkınıyor. Türkiye’deki sulanır arazilerin yüzde 13’ü KOP muhtevasındadır, proje tamamlandığında 1,1 milyon hektar arazi suyla buluşacak. Konya Ovası KOP’la suya olan hasretini dindirecek, Göksu Havzası’ndan, benim doğduğum Toroslar’dan Akdeniz’e boşa akan sular Konya kapalı havzasına aktarılacak.
Sulama projelerinin tamamlanmasıyla birlikte başta Konya olmak üzere KOP kapsamındaki illerde ürün çeşitliliği artacak. Konyamızın mavi rüyası olarak bilinen proje 17 bin metre uzunluğunda ve 4,6 metre çapında dev bir tünel, bu proje ile Yukarı Göksu Havzası’nın Akdeniz’e boşa akan sularının yıllık 414 milyon metreküpü Bağbaşı, Bozkır ve Afşar Barajları ve Mavi Tünel vasıtasıyla Konya kapalı havzasına aktarılacak. Bu tesislerden Mavi Tünel ile Bağbaşı Barajının inşaatlarını tamamladık. Yine KOP kapsamında olan Karaman, Ermenek Barajını da 2009 yılında hizmete aldık. Bozkır barajı tamamlanma safhasında olup Afşar Barajının inşası ise hızla devam ediyor. KOP tamamlandığında milli ekonomiye yılda 2 milyar 570 milyon dolar katkı sağlayacak. KOP kapsamında 4 ilde yaşayan vatandaşlarımızdan 100 bin kişiye doğrudan istihdam sağlanacak.
Değerli Konyalılar, son 13 yılda Orman ve Su İşleri Bakanlığımız ve fahri Konyalı değerli Bakanımızın öncülüğünde, Bakanlığımız Konya’da tam 4,5 milyar liralık yatırım gerçekleştirdi. Son 13 yılda Konya’da inşa ettiğimiz sulama projeleriyle 678 bin dekar zirai araziyi sulamaya açtık. Ayrıca 260 bin dekar arazinin sulama kanallarını yeniledik. Çiftçilerimize böylece yılda 830 milyon lira zirai gelir artışı sağladık. Bakın Konya’da tamamladığımız tesislerden bazılarını süratli bir şekilde sıralayalım. Derebucak Profesör Doktor Yılmaz Muslu Barajı ve iletim kanalları, Konya Ovası sulaması 4. ve 7. kısım, Beyşehir Kıreli 1. kademe pompa sulaması, Gembos Derivasyonu, Yeşildağ Sulaması, Beyşehir Suğla Apa Kanalı 1. Kısım, Konya Çumra 6. kısım, 2. kısım sulaması, Beyşehir Damlapınar Barajı ve sulaması, Seydişehir Suğla Cazibe sulaması, Derbent Çiftliközü Göleti ve sulaması, Doğanhisar Karaağa Göleti ve sulaması, Kadınhanı Beykavağı Göleti sulaması ve 2. kısım.
İnşaatına devam ettiğimiz sulama tesisleri ile de 342 bin dekar araziyi daha suya kavuşturacağız. Bu tesislerden bazıları da şunlar: Seydişehir Suğla cazibe sulaması ikmali, Seydişehir cazibe sulaması, Meram İnlice Göleti ve sulaması, Seydişehir Karaören Gölet ve sulamaları, Sarayönü Ertuğrul Göleti ve sulaması, Hadim Göynükkışla Göleti ve sulamaları, Seydişehir Orta Karaören Göleti ve sulaması, Taşkent Borboğazı Göleti ve sulaması, Hüyük Limen, İlmen Göleti ve sulaması.
Kıymetli hemşerilerim, içme suyu temininde de çok önemli projeler geliştirdik. Mavi Tünel içme suyu isale hattı ve içme suyu arıtma tesisi inşa ediyoruz. Temin edilecek yılda 100 milyon metreküp içme suyu ile Konya şehir merkezim ile Çumra ilçesi ve içeri Çumra beldesinin 2045 yılına kadar olan su ihtiyacı karşılanacak. Taşkınlara karşı yaptıklarımız da tarım değerlerimizi korunaklı kıldı, son 13 yılda inşa ettiğimiz 61 adet taşkın koruma tesisi ile 70 mahalleyi, 5 tesisi, 2630 dekar araziyi taşkın zararlarına karşı koruduk, 15 taşkın koruma tesisin yapımına da hızla devam ediyoruz.
Başka neler yaptık? Son 13 yılda 77 milyon adet fidan diktik, 7 bal ormanı kurduk, korunan alanlara gözümüz gibi baktık, ilaveten 31 mesire ve 5 şehir ormanı kurduk. Son 13 yılda 44 otomatik meteoroloji gözlem istasyonu kurduk, 2016 yılında 6 otomatik meteoroloji gözlem istasyonu daha kuracağız. Bunlar Konya için yaptıklarımız, inşallah Konya bundan sonra daha nice büyük tesislere mührünü vuracak.
Aziz Konya, bizler bu aziz şehrin hizmetinde bütün enerjimizle, gayretimizle devam edeceğiz. Bugünkü 42 tesisimizin, 1 milyar 171 milyon liralık yatırımımızın Konyamıza hayırlı uğurlu olmasını diliyor, hepinizi saygıyla, muhabbetle selamlıyorum.