Yükleniyor...

Basbakan Davutoglu’nun Samsun Mitingi’nde yaptigi konusma

 

İstiklalimizin, istikbalimizin meşale şehri Samsun’umuzun güzel insanları, Yeşilırmak’ın, Kızılırmak’ın ovalarının, bereketli ovalarının yiğit insanları, ilk adımımızın gerçekleştiği istiklalimize yürüyen yiğitlerin diyarı aziz Samsunlular; hepinizi saygıyla, muhabbetle selamlıyorum, Allah’ın selamı üzerinize olsun. (“Tezahürat” sesleri) Allah razı olsun.

Samsun’a selam olsun, Karadeniz’e, o güzel Karadeniz’e biraz önce balıkçılarıyla buluştuğum Karadeniz’e selam olsun. Balıkçılarımızla vira bismillah dedik, şimdi buradan haydi bismillah diyoruz. Balıkçılarımızın seferleri nasipli olsun, bereketli olsun.

Ezanı Muhammediyeyi dinleyelim. (“ Ya Allah Bismillah Allah-u Ekber” sesleri)

Allah bu meydanlardaki tekbirleri de, minarelerde tekbirleri de bu vatandan hiç eksik etmesin. (“Tezahürat” sesleri) Allah razı olsun.

İşte istiklalimizin meşalesi Samsun’dan yandığında da aynı sedalarla büyük zafere yürümüştük. Onun için mitinglerimizi bir kez daha haydi bismillah diyerek Samsun’dan başlatmaya karar verdik. Çünkü biliyorduk ki, bizi Samsun hiç mahcup etmez, etmediniz. Bu meydanı dolduran on binlerce kardeşime Samsunluya selam ediyorum, teşekkürlerimi sunuyorum.

Ayrıca buradan  Alaçam’a, Asarcık’a, Atakum’a, Ayvacık’a, Bafra’ya, Canik’e selam olsun. Çarşamba’ya, Havza’ya, İlkadım’a, Kavak’a, Ladik’e, 19 Mayıs’a selam olsun. Salıpazarı’na, Tekkeköy’e, Terme’ye, Vezirköprü’ye, Yakakent’e selam olsun, Samsun’un her köşesine selam olsun.

Padişahlar yetiştirmiş, vezirler yetiştirmiş, Fatih’in Hocası Akşemseddin’i yetiştirmiş bu topraklara selam olsun. Geçtikleri her yere bolluk, bereket taşıyan Kızılırmak’a, Yeşilırmak’a, onun suladığı ovalara selam olsun.

Değerli Samsunlular, ben bu gür ırmakları, bu uzun mesafeler boyunca coşkuyla akan ırmakları milletimizin uzun şanlı tarih yolculuğuna benzetirim. Milletimizle tarih boyunca gittiği her yere bolluk ve bereket götürmüştür. Samsun o şanlı tarihimizin sembol şehirlerimizden biridir. (“Başbakan Ahmet Davutoğlu” sesleri) Siz 1 Kasım’ın meşalesini şimdiden yakmışsınız 1 Kasım’ın meşalesini yakmaya hazır mıyız? (“Hazırız” sesleri) 1 Kasım’da yeniden tek başına AK Parti iktidarı demeye hazır mıyız? (“Hazırız” sesleri) İşte istiklalimizin meşalesinin, istikbalimizin meşalesinin parladığı bu aziz şehirdeyiz, istiklal mücadelemizin ilk adımlarının atıldığı hareket noktasındayız. (“AK Gençlik burada Hocasının yanında” sesleri) Biz de her zaman AK Gençlikle beraberiz, AK Gençlikle birlikte yürümek ne güzel. Şimdi hem AK Parti’nin AK Gençliğine, hem ülkemizin bütün AK Gençlerine birçok müjdeyi bir kez daha sizinle buradan paylaşacağım. AK beyannamemizin AK sayfalarının en parlak köşeleri AK Gençliğe, gençliğimize ayrılmıştı.

Aziz Samsunlular, esareti reddeden, istiklalimizin, özgürlüğümüzün simgesi olan aziz Samsunlular (“Samsun seninle gurur duyuyor” sesleri) Biz Samsunla gurur duyuyoruz. Boşuna mı bu kutsal yürüyüşü, bu meşaleyi yeniden Samsun’dan yakmaya karar verdik, bizi hiç mahcup etmediniz biz sizlerle gurur duyuyoruz.

Bu şehir bir 19 Mayıs günü Gazi Mustafa Kemal’in Samsun’a gelişiyle birlikte istikbal ve istiklal meşalesinin yakıldığı şehirdir. O gün o özgürlük meşalesi Samsun’da yakıldı ve Anadolu’nun her tarafına insanlarımız Erzurum Kongresine, Sivas Kongresine ve nihayet Ankara’ya Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışına yürüdüler. İşte bugün burada biz de böyle bir yürüyüşü başlatıyoruz. O şanlı istikbal ve istiklal yürüyüşü olmasaydı değerli arkadaşlar, değerli Samsunlular, belki de başka milletler gibi bir dönem sömürge altında olmak, işgale uğramak, esaret ve zillet altında yaşamak zorunda kalabilirdik. Ama bugün eğer başı dik bir millet olma onurunu yaşıyorsak Samsun’un temsil ettiği istiklal meşalesinin bunda öncü payı vardır, yeniden önce var mısınız Samsunlular? (“Varız” sesleri) Yeniden bu sefer kalkınan, büyüyen Türkiye’nin meşalesini yakmaya var mısınız? (“Varız” sesleri) Haydi bismillah diyerek ilk adımı atmaya var mısınız? (“Varız” sesleri) İşte çocuklarımız, gençlerimiz bu özgür ülkede bugün geleceğe umutla bakıyorsa yanan o ilk meşalesinin ışığı vatan sathını aydınlattığı içindir. Bu meşale Samsun’da yandıkça ilelebet bu topraklar hür ve özgür olacaktır, bu millet hep başı dik olacaktır. O ilk adımın hatırasını her yıl 19 Mayıs günü kutluyor yad ediyoruz. İşte Samsun bunun için özgürlük demek, meşale demek, gençlik demektir. Bu yüzden Gençlik ve Spor Bakanlarımızın şimdi de Çağatay Bey’in Samsun’dan çıkması tesadüf değil. Samsun her zaman diktir, gençtir, harekete hazırdır yürü ey Samsun dediğimizde binlerce, yüz binlerce bayrakla yürümeye hazırdır.

Bu aziz gençlerimiz bizim için çok değerli. Türkiye’yi onlar her geçen gün büyüyen yeni hedeflere taşıyacaklar. Gönülden inanıyorum ki, bu gençler, bugün meydanı dolduran bu gençler ecdatları gibi medeniyet yürüyüşümüzün ışığı olacaklar. Burada yine Samsun’un, Çarşamba’nın çıkardığı bir büyük şahsiyetten bahsetmek istiyorum o da rahmetli Ali Fuat Başgil Samsun’un çıkardığı bir yiğit, bir ilim adamı. Biliyorsunuz 19 Mayıs Üniversitemizin Hukuk Fakültesine onun adını verdik, çünkü bu yiğit insan Kafkasya cephelerinde 4,5 yıl savaşmış bu yiğit insan 27 Mayıs ihtilali karşısında millet iradesinin yanında durdu. Bugünün gençlerinin de çok şeyler ifade ettiğine inandığım Gençlerle Baş Başa eserini yazan bu yiğit insan Cumhurbaşkanı adayı olduğunda 1961’de tehdit edildi ve silahla tehdit edildi, ama Samsun’un yetiştirdiği bu yiğit insanın dik tuttuğu, yücelttiği demokrasi meşalesi Samsun’da hep yanmaya devam etti. İstiklalimizin, istikbalimizin ve demokrasimizin bu meşale şehrinde bugün 1 Kasım’da yürüyüşümüz için yeni bir meşale yakıyoruz.

Şimdi bu yiğit insanın hatırasını da göz önünde bulundurarak Samsun’dan yeni bir demokrasi şölenine var mısınız Samsunlular? (“Varız” sesleri) Var mısınız? (“Varız” sesleri) 1 Kasım’da bir demokrasi meşalesi yakmaya ve o demokrasi meşalesiyle Türkiye’yi aydınlatamaya var mısınız? (“Varız” sesleri) Allah Ali Fuat Başgil’in o demokrasi kahramanın mezarını nurlu kılsın, Allah ona rahmet eylesin.

İşte bu Samsun var ya bu aziz Samsun o darbe anayasasına hayır diyen yiğit şehirdir, işte bunun için milli iradenin sembol şehridir. Samsun her zaman demokrasiye güç veren şehir oldu, biz de her zaman Samsun’dan güç aldık, Samsun’dan yola çıktık ve mutlaka zafere ulaştık, her zaman Samsun’a hizmet etmekten şeref duyduk, her zaman da Samsun’a hizmet edeceğiz.

Değerli kardeşlerim, ne yazık ki burada o zaman yine muhteşem bir mitingdi 7 Haziran öncesinde 7 Haziran seçimlerine yürüdük, ama ne yazık ki 7 Haziran seçimlerinden Türkiye’nin meselelerini çözebilecek bir hükümet formülü çıkmadı, bu sebeple yeniden seçime gidiyoruz, milli irade için yeniden huzurunuzdayız. İnanıyorum ki bu düğümü bu sefer millet çözecek, Samsun çözecek düğümü çözmeye hazır mısınız? (“Hazırız” sesleri) Hazır mısınız? (“Hazırız” sesleri) 1950 senesinde tek partiye karşı düğümü siz çözdünüz, 1960’dan sonra darbeye karşı düğümü siz çözdünüz, 1980’de düğümü siz çözdünüz, 2002’de Sayın Cumhurbaşkanımız yola çıktığında düğümü siz çözdünüz. Şimdi 1 Kasım 2015’i de inşallah 3 Kasım 2002 gibi bir zafer günü yapacak mıyız? (“Evet” sesleri) Yapacak mıyız? (“Evet” sesleri) Yapacak mıyız? (“Evet” sesleri) İşte Samsunlular. Millet iradesine ram olanlar sizin hizmetinize amade olanlar sizinle aynı kumaşa sahip olanlardır siz onları tanıyorsunuz, onlarda sizi tanıyor o kadro biziz. Biz halkız halk biziz, işte halk işte biz o kadro AK Parti kadrosudur.

Şimdi gelin hep beraber 7 Haziran’dan sonra yaşadıklarımızı şöyle bir gözden geçirin. 7 Haziran seçimleri hem demokrasimiz, hem siyasi hayatımız, hem de Türkiye’nin geleceği açısından farklı önemli bir tecrübe oldu. 7 Haziran seçimleri akşamı AK Parti Genel Merkezinde milletimize hitap ederek şunu söyledim: Milli iradenin üstünde hiçbir irade yoktur gereğini yapacağız, Türkiye’yi bir an dahi hükümetsiz bırakmayacağız. 7 Haziran’dan sonra 4 farklı siyaset gördünüz, izlediniz biri AK Parti’nin takip ettiği birlik ve uzlaşma siyaseti, biri CHP’nin ilan ettiği blok siyaseti, diğeri MHP’nin takip ettiği daha doğrusu MHP’nin değil Sayın Bahçeli’nin takip ettiği hayır siyaseti, her şeye hayır diyen siyaset, biri de HDP’nin takip ettiği terör siyaseti.

Bakın şimdi gelin birer birer bir muhasebe yapalım kısaca bir muhasebe sonra vizyonumuza geleceğiz. Bu muhasebeyi yapmamız önemli, çünkü 1 Kasım’da aynı tabloyla karşı karşıya kalmak istemiyoruz. 7 Haziran günü akşamı milletimize ne dediysek biz gereğini yaptık dedik ki, Hükümetsiz bırakmayacağız. Bakın etrafımız ateş çemberi, küresel ekonomik kriz var, her gün Suriye’de çok önemli gelişmeler oluyor, Türkiye’de terörle mücadele var Allah için şahit olun biz bu ülkeyi 7 Haziran’dan sonra hükümetsiz yönetim boşluğunda bıraktık mı? (“Hayır” sesleri) Ülkenin istiklaline ve istikbaline sahip çıktık mı? (“Evet” sesleri) Buna şahit misiniz? (“Evet” sesleri) işte bu birlik ve uzlaşma siyasetidir. Herkese kapımızı açtık mı, herkesle konuştuk mu, ülkeyi daha iyi bir geleceğe yöneltmeye çalıştık mı? Bakın onlar ne yaptı? Cumhuriyet Halk Partisi daha 8 Haziran, 9 Haziran günü AK Parti’yle asla olmaz dediler, sonra yüzde 60’lık bloktan bahsettiler ve yüzde 60’lık blok üzerinden bir blok siyaseti geliştirdiler. Biz o blok siyasetini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık seçiminde çökerttik ve gösterdik ki, AK Parti’nin iradesi olmadan Türkiye’de siyaset dizayn edilemez, siyasete şekil verilemez verilebilir mi? (“Hayır” sesleri) İşte biz o zaman Sayın Kılıçdaroğlu’nun söylediklerini şöyle bir hatırlarsanız bu blok siyasetini görürsünüz. 9 Haziran’da AK Parti’yle koalisyon kurmayız dedi, AK Parti’yle, CHP zıt taban tabana zıt iki parti dedi. 15 Haziran’da seçimde yüzde 40 ve yüzde 60’lık blok var dedi, sanki HDP’yle, MHP’yle aynı bloktaymış gibi. Hiçbir partinin bu dengeyi göz ardı etmemesi gerekiyor dedi.

Sonra Sayın Bahçeli’ye Başbakanlık teklif ettik. Bütün bunlar olmayınca bizimle müzakereler yürüttü. Öbür tarafta Sayın Bahçeli’ye bakın daha ilk gece 8 Haziran gecesi bir hükümette yer almayız dedi. Bütün o süreçte her görüştüğümüzde dönüp bize sizinle veya herhangi birisiyle koalisyon kurmayız, hükümet kurmayız, erken seçim kararına destek vermeyiz ne dediysek hayır dedi bir tek ofisinde içtiğimiz çaya hayır demedi, başka her şeye hayır dedi. Bereket ona hayır demedi de çay içebildik.

Öbür tarafta HDP ise daha ilk günlerden itibaren bir terör siyaseti takip etti. Sırtımızı dağa verdik dediler, milleti ayaklanmaya teşvik etmeye kalkıştılar, halkımızın arasına fitne sokmaya çalıştılar çünkü bunların hepsinin hedefi kriz içinde, kaos içinde bir Türkiye ortaya çıkarıp kendi siyasi projelerini yöneltmekti. Puslu havayı seven bazı çakallar gibi dışarıdan ve içeriden birtakım odaklar çıktı ve önce Suruç’ta 20 Temmuz’da 32 vatandaşımızı DEAŞ tarafından, sonra da Ceylanpınar’da iki polisimizi uyurken bölücü terör örgütü tarafından şehit edildi. Bunun üzerine bu milletin birliği, bu milletin birliği, beraberliği Samsun’dan yakılan istiklal ve istikbal meşalesinin devamı için huzur ve demokrasi operasyonunu başlattık. Ve bir kez daha Samsun meydanından istiklalimizin bu güzel şehrinin, bu güzel meydanından söylüyorum, bu milletin arasında nifak dokumak isteyenler, nifak sokmak isteyenler kesinlikle başarılı olamayacaklar. Bu ülkeyi bölmek, parçalara ayırmak isteyenler istiklalimizi yok etmek, istikbalimizi karartmak isteyenlere kesinlikle fırsat verilmeyecek.

Aziz kardeşlerim, 13 yıl içinde Türkiye’nin doğusuyla batısını, kuzeyiyle güneyini, her bir köşesini birleştiren bir birlik siyaseti takip ettik. Her meselenin çözümü için gayret sarf ettik ve her meselenin çözümünde mutlaka milletimizle birlikte hareket ettik. Şimdi de 1 Kasım’a doğru yürürken milli birliğimizin, beraberliğimizin adresi AK Parti’dir.

Bu partiler tam da biz hükümet görüşmeleri sonrasında CHP ile yaptığımız müzakereler neticesiz kalınca şunu da söyleyeyim: Neticesiz kalmasının temel sebebi, CHP’nin eğitim ve dış politikada 180 derece farklıyız diyerek bir onarım hükümeti teklif etmesidir. Ama son beyannamede ve açıklamalarında gördük ki bizim merhametli dış politikamızdan ders almışlar ve Suriyeli kardeşlerimizi bu sefer Suriye’ye geri göndermek yerine daha insani bir dil kullanmayı tercih etmişler.

Bütün bu süreçlerde biz hep milletimizin tarafında yer aldık. Çözüm sürecine, geçmişte milli birlik ve kardeşlik projesine karşı defaatle tuzak kuruldu. Barış yolunda atılan adımlar hiçbir zaman samimi olarak benimsenmedi. CHP ve MHP ise bırakın katkı sunmayı, çözüm sürecinin ve milli birlik projesinin her aşamasında sürekli bize saldırdı. Barış yolunda atılan bu adımları gözden düşürmeye çalıştılar. Şimdi biz bu operasyonları başlattığımız için bize yöneltiyorlar suçlamalarını. Terör örgütünün saldırılarından hiç bahsetmiyorlar.

Aziz kardeşlerim, şundan emin olunuz: Türkiye’nin her santimetrekaresinde kamu düzenini ihdas edecek, milli birliği, kardeşliği de tesis edeceğiz. Türk, Kürt, Sünni, Alevi gibi ayrımlara yönelenlere kesinlikle, kesinlikle hiçbir şekilde taviz vermeyeceğiz. Şimdi Samsun Meydanından bir kez daha sorarak sesleniyorum; 1 Kasım’da birlik siyasetine yönelen AK Parti’ye destek vermeye hazır mısınız? ("Evet" sesleri) 1 Kasım’da milli iradeyi taçlandıran AK Parti kadrolarına destek vermeye hazır mısınız? ("Evet" sesleri) İşte Türkiye bugünlere, geçmiş dönemlerden bugünlere kolay gelmedi, zor günlerden geçerek geldik. Kirli odaklar 7 Haziran seçimlerinden tek başına bir iktidar çıkmamasını ülkeyi karıştırmak için kullanmak istediler. DEAŞ, PKK, DHKP-C eşzamanlı saldırılarla Türkiye’yi kaosa, milletimizi karamsarlığa sevk etmek istediler. Koalisyon görüşmelerinden bir hükümet formülü çıkmayınca istediklerini yapabileceklerini, ülkemizi karıştırabileceklerini zannettiler, ama yanıldılar. 24 Temmuz’da başlattığımız ve bugüne kadar kesintisiz yurt içi ve yurt dışı operasyonlarla aziz şehitlerimizi rahmetle anarak söylüyorum; huzur ve demokrasi operasyonuyla Türkiye’nin sahipsiz olmadığını, Türkiye’de bir yönetim boşluğu olmadığını herkes gördü. Buradan bir kez daha açıkça ilan ediyorum; silahlar tamamen terk edilmedikçe, şehirlerimiz bütün illegal çetelerden temizlenmedikçe, ülkenin dört bir yanında vatandaşlarımız huzur ve emniyet içinde hissetmeye başlamadıkça bu operasyonlar durmayacak, kararlılıkla neticeye ulaşana, bütün silahlar gömülene kadar sürdürülecektir.

Bakınız Kurban Bayram namazını Diyarbakır’da kıldım Ulucami’de, Diyarbakırlı kardeşlerimle buluştum. Hepsi namaz sonrasında bayramlaşma esnasında kulağıma eğilip dediler ki; Allah aşkına devam edin, bizi bunlardan kurtarın, Allah devletimize ve milletimize zeval vermesin diye dua ettiler. O Diyarbakırlı kardeşlerime, Türkiye’nin her bir köşesindeki Türk, Kürt, bütün kardeşlerime İstiklal Harbimizin meşale şehrinden selamlar gönderiyorum. Sonra Yüksekova’ya, aziz Dağlıca şehitlerimizin bulunduğu, onların silah arkadaşlarının bulunduğu Yüksekova’ya gittim. Orada da Samsunlu askerimiz de vardı, Ordulu da, Konyalı da, Trakyalı da, Ağrılı da, her köşeden askerlerimiz vardı. Tek bir yürek olmuşlardı, tek bir vicdan, tek bir kalp olmuşlardı, tek bir gönül olmuşlardı. İşte biz bir gönül hareketi olarak milletimizin birliğini, beraberliğini sürdüreceğiz.

Değerli kardeşlerim; AK Parti daima istikrar için çaba gösteren, siyasetini istikrar kavramı üzerine kuran bir parti olmuştur. Biz kurulu düzeni, statükoyu devam ettirmedik. Biz doğu-batı ayrımcılığına göz yummadık. Biz resmi ideolojinin sloganlarıyla yola çıkmadık. Devleti o askeri dönemlerde olduğu gibi eskisi gibi muhafaza etmeye çalışmadık. Biz dokunulmaz alanlara dokunmadan, tabuların arkasına yaslanarak siyaset yapmadık. Devleti millet adına, bu ülkenin bütün vatandaşları adına dönüştürdük. Şehit cenazelerini, faili meçhulleri, OHAL düzenini, yol kesmeleri, örgüt içi yargısız infazları bizden öncekiler gibi görmezden gelmedik, bunu yapmadık. Aksine toplumsal barışı tesis etmek için gece-gündüz çalıştık, bugün de mücadelemiz aynıdır. Terörü temizleyerek toplumsal barışı bir daha geri alınamaz biçimde tesis etmeye kararlıyız.

Bütün bu kirli ittifakın hedefi büyük ve güçlü Türkiye’dir. Bizim hedefimiz ise; onların tuzaklarına karşı büyük ve güçlü Türkiye’yi korumak ve kurmaktır. Milletimizin huzuru ve güveni, ülkemizin istikrarıdır bizim hedefimiz. Bu saldırılar demokrasimizi tehdit etti, insan haklarımıza, özgürlüklerimize yönelik bir tehdit oluşturdu. Türkiye’nin son 13 yıldır elde ettiği kazanımları engellemeye çalıştılar. İleri demokrasiyi, bizim AK Parti’yi kurduğumuz 2001 yılından bu yana en temel yol haritamız olarak hakim kılmaya kararlıyız. (“AK Gençlik burada Hocasının yanında” sesleri) Biz de sizlerin yanınızdayız. Bakınız, Ali Fuat Başgil rahmetli ne diyor: “Çalış genç arkadaşım, çalış. Namerde muhtaç olmak ölmekten beterdir.” İşte biz 2002’den beri namerde muhtaç olmamak için gece-gündüz çalışıyoruz. Namerde muhtaç olmamak için 1 Kasım’da meşale yakmaya var mısınız? (“Varız” sesleri) Var mısınız? (“Varız” sesleri) İnşallah biliniz ki biz hiçbir zaman bu memleketi bir daha namerde muhtaç etmeyeceğiz. İşte biz aziz kardeşlerim 2002’de adeta bir felaketin eşiğindeki Türkiye’yi aldık, büyüyen ve yükselen Türkiye haline getirdik. 13 yıl boyunca sizlerle, milletimizle birlikte gece-gündüz çalıştık, büyük mücadeleler verdik, sessiz devrimler gerçekleştirdik. 13 yıl önce IMF kapısında bekleyen bir Türkiye vardı. Bu süre içinde IMF’e 23,5 milyar dolar borcumuzun hepsini ödedik. Artık IMF’e de borç veren bir Türkiye var. 13 yılda milli gelirimizi 230 milyardan 810 milyara çıkardık. 3 bin dolardan aldığımız kişi başına geliri 10 bin dolara çıkardık. Merkez Bankası rezervimizi 26 milyar dolardan 102 milyar dolara çıkardık. Türkiye 2003-2013 yılları arasında görülmemiş boyutta yaşanan küresel krize rağmen dünyanın yükselen ekonomisi haline geldi, yüzde 5 civarında büyüme gerçekleştirdik. Bu rakamlarla Avrupa’nın en hızlı büyüyen ülkelerinden biri olduk. (“Başbakan Ahmet Davutoğlu” sesleri) Gençler, meşaleyi yükseltmeye hazırlanmışsınız maşallah. 2 Kasım günü inşallah bu ülkenin Başbakanı olarak yeniden sizlerin hizmetinizde olacağız. Bizimle beraber olacak mısınız? ("Evet" sesleri) Seçime kadar olacak mısınız? ("Evet" sesleri) Seçimden sonra büyük Türkiye’yi inşa etmek için birlikte yürüyecek miyiz? ("Evet" sesleri) Son nefese kadar istiklal ve istikbal için çalışmaya devam edecek miyiz? ("Evet" sesleri) Böyle bir gençlik varken, böyle bir Samsun varken bu millet hiçbir zorluk karşısında boyun eğmez Allah’ın izniyle. Bizim bu 13 yıllık dönemimizde ihracatta rekor üstüne rekor kırdık. (“AK Gençlik burada, Hocasının yanında” sesleri)

Değerli kardeşlerim; şimdi gençliğe olan müjdelerimize birer birer geleceğiz, ama şu muhasebeyi bir tamamlayalım.

36 milyar dolar olan ihracatımızı 158 milyar dolara çıkardık. Türkiye 2004’te tam 34 yıl aradan sonra tek haneli enflasyonla tanıştı. 2012 yılında en düşük enflasyon düzeyine kadar indik. Her alanda büyük ve gerçek anlamda sessiz devrim gerçekleştirdik. Şimdi dün açıkladığımız beyanname dolayısıyla bize soruyorlar kaynak nerede diye. Kaynak millette, neden biliyor musunuz? Biz 2002 yılında yüzde 11,5 olan merkez yönetim bütçe açığını 2014 yılında yüzde 1,3’e gerilettik. Bütçesi açık bir hazine aldık, bütçe aldık, bütçe açığını en minimum düzeye düşürdük. İnşallah 2017’de de bütçe fazlası vereceğiz, işte kaynak burada, bereket burada. Azimle çalışanların kaynak derdi olmaz. 2002’de 119 milyar Türk Lirası bütçemiz vardı, şimdi 479 milyar. Sadece eğitime 89 milyar bütçe ayırıyoruz. Bütün bütçe 2002’de 119 milyardı. Şimdiki eğitim bütçemiz neredeyse bu rakama yakın. 13 yılda 117 yeni üniversite kazandırdık. 2002’de sadece 355 bin derslik vardı, şimdi kısa bir sürede 234 bin derslik inşa ettik. 757 yeni hastane, 1737 birinci basamak sağlık tesisi inşa ettik. Kredi Yurtlar Kurumunun 190 olan yurt sayısını 571’e çıkardık. 200 adalet sarayı inşa ettik. 679.382 konut yaptık. 18 bin kilometre bölünmüş yol yaptık. Havalimanlarımızı 26’dan 55’e çıkardık. Bütün bunlar AK Parti iktidarı döneminde oldu mu? ("Evet" sesleri) Bunlar bizim inşallah 1 Kasım’dan sonra daha büyük hamlelerimizin taahhüdü, kefaleti değil mi? ("Evet" sesleri) İşte Türk Hava Yolları. Bakın 10 gün önce Amerika Birleşik Devletleri’ndeydim, geldim Meclis toplantısına katıldım Sayın Cumhurbaşkanımızın hitabını dinledik. Daha sonra Almanya Düsseldorf’a gittik. Daha sonra geldik ve beyannamemizi açıkladık. (“Recep Tayyip Erdoğan” sesleri) Cumhurbaşkanımızla dün yola çıkmadan görüştük, onun da selamı vardı.

Şimdi Türk Hava Yolları şu anda 110 ülkede 280 noktaya uçuş yaparak dünyanın en büyük hava yollarından biri oldu. Ülkemizin ekonomik olarak ovalarımızı bereketlendiren sulanabilir toplam alanı 85 milyon dekar, zirai arazisinin son yıllarda geliştirdiğimiz projelerle 61 milyon dekarını sulamaya açtık. 2002 yılında yaklaşık 4 milyar dolar olan tarımsal ihracatımızı 2014’te 18 milyar dolara çıkardık. Bunları şunun için zikrediyorum: Her alanda nereden nereye gelindiği görülsün diye. 727 olan iş yeri sayısı 1 milyon 600 bine çıktı. Bugün faaliyette olan ve Samsun’da da çok güzel örneklerini gördüğümüz 157 organize sanayi bölgemizin 90’ını biz tamamladık. Samsun’da şimdi inşallah Bafra’da medikal organize sanayi bölgesi kuruyoruz. Artık ihtisas organize sanayi bölgelerine girdik. 2009 ekonomik krizine rağmen 7 milyon vatandaşımıza iş sağladık.

Bakınız 2002’de en düşük memur maaşı 392 liraydı. Bugün ne biliyor musunuz? 2191 lira, artış oranı yüzde 373.

Net asgari ücret, biraz sonra müjdelerde geleceğim, ama öyle afaki sözler söyleyenlere bir ders olsun diye söylüyorum; net asgari ücret biz geldiğimizde 184 liraydı, şimdi 1000 lira. İnşallah önümüzde 2 Kasım’dan sonra, 1 Kasım seçimlerinden sonra asgari ücret 1300 lira olacak. Biz iktidara geldiğimizde sadece 184 liraydı, aradaki farkı görüyorsunuz.

Engelli aylığı 25 liraydı, şimdi 417 lira. Engellilerimizin her türlü hayat şartını kolaylaştırmaya kararlıyız.

Yaşlılık aylığı 25 liracıktı, şimdi 200 lira.

En düşük SSK emeklisinin maaşı 257 liraydı, bugün 1144 lira en düşük SSK emeklisi. Emeklilerimize de ayrıca geleceğim. İnşallah BAĞKUR emeklileri de dahil tarım dışında 1000 liranın altında emekli maaşı olmayacak, bunlara hep geleceğiz. Esnaf emeklisinin maaşı 150 liraydı, şimdi 1014 lira. En düşük memur emeklisinin maaşı 370 liraydı, şimdi 1574 lira.

İşte böylece 13 yılda her alanda büyük mesafeler aldık, büyük projeler gerçekleştirdik. Ulaşımda, sanayide, ticarette olağanüstü bir sessiz devrime şahitlik ettik, öncülük ettik. Biz sizlerin karşısına yine sizlerle birlikte elde ettiğimiz bütün bu başarılarla çıkıyoruz. Bizim taahhütlerimizin kefaleti, kefili geçmiş başarılarımızdır. Biz sizlere yeni bir geleceğin hedeflerini, projelerini, verdiğimiz sözleri bir-bir yerine getirmiş bir iktidarın gönül rahatlığıyla huzurunuzdayız.

Aziz kardeşlerim, değerli Samsunlular; biz milletimizin sesine her zaman kulak veren, beklentilerine cevap veren bir yaklaşım içinde olduk. İnşallah 1 Kasım’da sandıklarda yeniden yine tek başına iktidar olduğumuzda göreceksiniz ki dün AK Beyannamede ilan ettiğimiz bütün hedefleri birer birer sizlerle birlikte hayata geçireceğiz. Ve yine 7’den 70’e bütün milletimize geleceği fethetmek için yola çıkıyoruz.

Şimdi biraz önce şarkımızda gördüğünüz gibi tazelenmenin, yenilenmenin vaktidir, yeni bir diriliş ile ayağa kalkmanın vaktidir. Tazelenmeye hazır mısınız? ("Evet" sesleri) Yenilenmeye, yeni Türkiye’ye yürümeye hazır mısınız? ("Evet" sesleri) Şimdi Türkiye’yi yeni ve çok daha büyük atılımlarla büyütmenin, zenginleştirmenin tam zamanı. Bizim sizlerle yapacak daha çok işimiz var, yürüyecek çok yolumuz var, yerine getirecek çok sözümüz var. Gelin 1 Kasım’da ilk günkü aşkla ve şevkle bugün balıkçılarımızla bre bismillah dediğimiz gibi, haydi bismillah deyip kaldığımız yerden yola devam edelim. Biz size gerçekçi hedeflerle, tutulabilir sözlerle geldik. Dün beyannamemizi açıkladık, bizim kitabımızda hayat tacirliği, umut tacirliği yok. Birer birer o beyannamede yer alan bütün hususlar bizce hayata geçecek şekilde santim santim hesaplandı. Bizde millete yalan söylemek de yok, milleti aldatmak da yok. 13 yıl içinde bütün sözlerimizi tuttuğumuza şahit misiniz? ("Evet" sesleri) 1 Kasım’dan sonra tutacağımızdan da emin misiniz? ("Evet" sesleri) İşte aramızdaki fark. Onların geçmişlerinde hiçbir başarı hikâyesi yok ki bundan sonra verdikleri sözlerde bir tutarlılık olsun. Hiç Sayın Kılıçdaroğlu’nun taş üstüne taş koyduğunu gördünüz mü? ("Hayır" sesleri) Sayın Bahçeli’nin hayır demekten başka bir sözünü duydunuz mu? ("Hayır" sesleri) Öbürkülerini sormuyorum, onlar söz söylemek için önce Kandil’e bakarlar. Biz ise söz söylemek için millete bakarız, millete.

Arkamızda 13 yıllık bir birikim var, Türkiye bu 13 yılda hem zenginleşti, hem gelişti, hem büyüdü. Bugün her alanda yeni ihtiyaçlar, yeni talepler ortaya çıktı. Onun için 7 Haziran’dan bu yana milletimiz bize ne mesaj verdi detaylı olarak çalıştık. Araştırmalar, anketler yaptık. Halkımıza, gençlere, emeklilere, herkese sorduk ve onlardan gelen talepler yönünde de dünkü beyannamemizi hazırladık. Biz hiçbir zaman sadece bugünün meselelerini çözmekle yetinmedik, gelecekte olabilecek bütün meseleleri de çözme kararlılığı gösterdik. Her zaman başarıları süreklilikle devam ettirdik, ama aynı zamanda da yenilendik. Dinamik bir hareket, dinamik Türkiye’nin dinamik gücü AK Parti’dir dedik. Toplumumuzun her kesimiyle biraraya gelip gerekli adımları attık. Gençlerimize, kadınlarımıza, çalışanlarımıza, emeklilerimize sorduk. Şehir-şehir, ilçe-ilçe dolaştık. Türkiye’nin her şehrine özel heyetler gönderdik. Bizden ne beklediğinizi, siyasetten ne umut ettiğinizi sorduk. Yol haritamızı belirlerken bütün bu beklentileri esas aldık. Her gün büyüyen, zenginleşen Türkiye’nin ihtiyaçlarını karşılayacak yeni bir reform dönemi başlatıyoruz. İlk nesil reformları tamamladık, demokratikleşme ve demokratik hayat yönünde vesayete karşı bütün reformları şimdi ikinci nesil reformlarla demokrasimizi tahkim edeceğiz ekonomimizi güçlendireceğiz, halkımızın ihtiyaçlarına en iyi şekilde cevap vereceğiz.

Dün açıkladığımız seçim beyannamemizde bu reformların bütün detayları var. Mitinglerimiz boyunca gittiğimiz her yerde bunu Türkiye’ye anlatacak, milletimizle paylaşacak Türkiye’yi gelecek aylara, yıllara taşıyacak projelerimizi paylaşacağız. Bugün bir milattır, bugün bir başlangıç olarak vaatlerimizden bazılarını birer müjde olarak sizlerle paylaşmak istiyorum, toplumumuzun her kesimine dönük birçok müjdelerimiz var. Önce emeklilerimizden başlayalım, biraz önce söyledim emeklilerimiz biz iktidara geldiğimizdi 66 liraydı tarımda BAĞKUR emekliliği. Şimdi geçtiğimiz 7 Haziran’dan önce emekli büyüklerimiz dikkatlice dinlesinler 1100 liranın altındaki emekli vatandaşlarımıza, büyüklerimize 1200 lira yılda ek gelir sağlayacak diyerek bir yasal düzenleme yaptık. 1 Temmuz’dan itibaren de her ay 100 lira yansıtılmış şekilde bu maaşlarını almaya başladılar Allah hayırlı, bereketli eylesin.

Şimdi yeni beyannamede onlarda dahil olmak üzere bütün emeklilerimize yılda 1200 lira daha ek artış sağlıyoruz. Böylece 1100 liranın altında olanlar, özellikle 1000 liranın altında olanlar 2400 lira ek yılda gelir kazanmış olacaklar ve bu emeklilerimiz arasındaki gelir farkını da ortadan kaldıracak, bütün emeklilerimizin de inşallah hayat standartlarını yükseltecek hayırlı mübarek olsun. Biz söz verdik mi afaki sözler vermeyiz, söz verdik mi sözün gereğini yaparız. 7 Haziran’dan önce 1100 liranın altındaki emeklilerimize verdiğimiz sözü gerçekleştirdik, sonra memurlarımıza aynı oranda zam yaptık emekli memurlarımıza, memur emeklilerimize, daha sonra da şimdi hepsine 1200 lira ek daha veriyoruz Allah hayırlı, bereketli eylesin.

BAĞKUR emeklisi kardeşime buradan sesleniyorum, BAĞKUR emeklisi kardeşlerimizin emekli aylıklarından kesilen yüzde 15 destek primini 7 Haziran’dan önce yüzde 10’na indirmiştik. Gelen talepleri de dikkate alarak BAĞKUR emeklisi kardeşlerimizin bu kesintilerini tümden kaldırıyoruz, artık hiçbir emeklimizin maaşından bir kuruş dahi kesinti yapılmayacak. İyi mi Samsunlular, memnun musunuz? (“Evet” sesleri) İşte AK Parti söz verdi mi yapar. Bu ne demek biliyor musunuz? BAĞKUR emeklisi bir kardeşimizin iş yeri varsa yıllık gelirinde 1200 lira ile 3700 lira arasında artış sağlanması demek hayırlı olsun.

Şimdi gelelim çalışan emeğiyle, teriyle helal rızk için çalışan işçi kardeşlerime. Asgari ücret biz geldiğimizde 184 lira demiştim, şimdi biz geçen sene 1000 liraya çıkarmıştık, üzerinde bir sürü spekülasyonlar yapıldı, öyle böyle dendi, yukarı çıkaranlar, aşağı indirenler oldu ama hiç birisi bunları hayata geçiremezdi. Şimdi diyoruz ki, inşallah asgari ücreti 1300 liraya çıkarmak için harekete geçiyoruz. Özel sektörle birlikte asgari ücret komisyonunda asgari ücreti 1300 liraya çıkaracağız, böylece asgari ücretle çalışan emektar kardeşlerime yüzde 30 artış sağlamış oluyoruz, Allah hayırlı bereketli eylesin. Ülkemiz güçlendikçe, büyüdükçe, daha büyük hamleler gerçekleştirdikçe asgari ücreti inşallah çok daha üst standartlara çıkartacağız.

Şimdi çiftçi kardeşlerime, özellikle de Samsun’da Kızılırmak, Yeşilırmak ovalarında o güzel o ırmakların aktığı güzel ovalarda Bafra’da, Çarşamba’da bütün Samsun’da ve Türkiye’nin bütün her yerindeki çiftçi kardeşlerime sesleniyorum.  Çiftçi destekleriyle ilgili o kadar çok işler yaptık ki söylemeye ihtiyaç yok. Açık geçmişten bugüne çiftçilere verilen desteği bakanlar görür, ama biz şimdi devrim mahiyetinde desteklere imza atıyoruz. Bir yemde KDV’yi kaldırıyoruz inşallah. İki, gübrede KDV’yi kaldırıyoruz böylece yemde yüzde 8, gübrede yüzde 18 olan KDV oranları tarihe karışıyor Allah hayırlı eylesin çiftçimize vergisiz, bereketli günler nasip eylesin.

Şimdi gençlerimize geliyoruz deminden beri coşkuyla gelen gençlerimize. Bizler sizin için varız neden bu kadar koşuyoruz? Bakın 4-5 gün önce Amerika’da Birleşmiş Milletler’deydik emin olun hani jet lag derler ya havada uzak uçuşlarda beden yorulur. Geldik havaalanından Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne oradan gece boyu beyanname çalıştık, Cuma günü beyanname çalıştık, Cumartesi günü Almanya’ya gittik, geldik gece boyu beyannamenin sunuşunu hazırladık, beyannameyi dün sunduk, bugün burada Samsun’dayız bu arada da terörle mücadele operasyonlarını yönetiyoruz, Suriye’den gelen risklerle uğraşıyoruz. Bunları niye yapıyoruz biliyor musunuz aziz gençler, aziz genç kardeşlerim, bacılarım? Sizler için yapıyoruz, sizler daha güzel Türkiye’de yaşayasınız diye yapıyoruz. Sizler Ali Fuat Başgil’in dediği gibi namerde boğun eğmeyesiniz diye çalışıyoruz, sizler dünyanın her yerinde başınız dik dolaşasınız diye çalışıyoruz işte 117 üniversiteyi bunun için açtık, yurtları bunun için kurduk, her şeyi sizin için yapıyoruz. Nasıl Samsun’a ayak basan dedelerimiz bize özgür bir Türkiye bıraktı Allah şahit olsun biz de sizlere dünyanın en güçlü Türkiye’sini bırakmaya kararlıyız, dünyanın en güçlü ülkeleri arasında bir Türkiye.

Samsun’la özdeşleşmiş gençlere buradan sesleniyorum, müjdelerimi birer birer anlatacağım, sonra da bütün bir hayat dilimi içinde göreceğiz. Diyelim, şimdi okulunuzu bitirdiniz, hayata atılacaksınız iki yolunuz var ya kendi işinizi kuracaksınız ya da bir iş yerine gireceksiniz değil mi? Eğer girişimci bir genç varsa ki Samsunlular girişimcidir kendi işini kurar. Gelecek diyecek ki, benim babamdan mirasım yok, elimde imkânım yok ama iyi bir projem var bana para lazım, kaynak lazım. Biz diyeceğiz ki ona, senin hiçbir şey sormuyoruz biz gencimize güveniriz sana 50 bin lira karşılıksız sermaye 50 bin lira karşılıksız. Balıkçılık mı yapacaksın Samsun’da ya da bilgisayar şirketi mi kuracaksın bir şey mi yapacaksın 50 bin lira sormayacağız bu 50 bin liraya herhangi bir kredi değil bu faiz yok kredi geride istemeyeceğiz, ananın ak sütü gibi bu milletin gençliğine helal olsun deyip 50 bin lirayı cebinize koyacağız. Diyeceksiniz ki, peki 50 bin lira bana yetmiyor bana daha fazla lazım o zaman da diyeceğiz ki, sana 100 bin lira faizsiz kredi, yani hiçbir ek ödeme olmaksınız sana 100 bin lira kredi oldu mu 150 bin lira? İşte sermaye. Samsunlu kardeşlerimiz yola çıkacaklar. (“Samsun seninle gurur duyuyor” sesleri) Biz de sizlerle gurur duyuyoruz, Allah sizlerin başını hep dik eylesin, bizim gençlerimizi çok daha güçlü bir ülkede dünyaya meydan okuyan gençler kılsın.

Şimdi ama şunu diyebilirsiniz: Ben kredi almak için bir ipoteğim, malım, mülküm yok o zaman da diyeceğiz ki sana kredi garanti fonundan yüzde 85’ni biz kefil oluyoruz biz, biz gençliğimize kefil oluruz bu gençliğe her şey yapılır, bu gençliğe kefil olunur. Bizim gencimiz o parayı alıp herhangi bir yanlış işte kullanmaz çıkar kendi işini onurla yapacak şekilde hayata atılır. Peki, sonra diyecek ki, işi kurdum ama vergi ödemek zorundayım, o zaman da diyeceğiz ki hiç merak etme sana 3 yıl vergi yok 3 yıl vergi yok. 50 bin lira hibe aldınız, 100 bin lirayı faizsiz kredi kefaletli bir şekilde aldınız 3 yıl da vergi ödemeyeceksiniz bundan daha bereketli iş olur mu? Bunu size kim verebilir? (“AK Parti” sesleri) Bunu size söz verip de kim yapabilir? (“AK Parti” sesleri) Söz verdiği zaman gencinin ihtiyacını kim karşılar? (“AK Parti” sesleri) İşte (“AK Gençlik seninle gurur duyuyor” sesleri) Biz de sizlerle gurur duyuyoruz. Maşallah güneş battı ama bu meydanın heyecanı hiç dinmedi Allah sizden razı olsun. Onun için ilk adımı buradan attık, onun için haydi bismillahı burada söyledik.

Şimdi birilerinizi de çıkıp şunu diyebilirsiniz: Ben kendi işimi kurmak istemiyorum, bir yere girip çalışmak istiyorum o zaman da diyeceğiz ki tamam git herhangi bir iş yerinde iş bul. İşverene diyeceğiz ki, eğer genci işe alırsan sana 1 yıl hiç yük olmayacak, o gencin 1 yıllık maaşını devlet olarak biz ödeyeceğiz, bundan daha bereketli iş olur mu? Ve gencimiz böylece isterse kendi işini kuracak, isterse bir iş yerinde çalışacak. Hem gençlerimize gelecek hazırlıyoruz, hem istihdamı teşvik ediyoruz, hem de ülkeyi kalkındırıyoruz. İş var, aş var, geriye bir tek eş kalıyor o da sizin işiniz. Hayırlı bir eş bulup inşallah çok güzel nesilleri bize yetiştireceksiniz. Ailelerinize, bütün ebeveynlere, bütün anne, babalara buradan sesleniyorum, sizin evlatlarınız bizim evlatlarımızdır, sizin evlatlarınızla kendi evlatlarımız arasında bir fark gözetirsek bu makamlar bize haram olsun. Sizin evlatlarınız açıktayken bizim evlatlarımız daha iyi şartlar yaşarsa biliniz ki bizim gözümüze uyku girmez bütün ülke evlatları bizim evlatlarımızdır. Sınırda nöbet bekleyen Mehmetçikte, fabrikada ter döken işçi kardeşimde her yerde, her şartta gayret içinde olan bütün gençlerimiz bizim evlatlarımızdır. Bütün bu şartlarla aslında gençlerimize değil, annelerine, evlere, ebeveynlere, babalara da destek oluyoruz. Ve şöyle bakınız kadınlarımıza destekten bahsedeyim, kadınlarımız ak yüzlü, nur yüzlü kadınlarımız burada onlar yanımızdaysa bereket vardır. Bakın aziz bacılarım, yine bu meydanda şimdi bu arada Samsun’da nefesimiz iyice açıldı Allah’ın izniyle buradan başladık ya bu nefes bu millet için son nefese kadar hizmetkârdır. Bu arada bir şeyi de unutmayayım, Samsun’daki çiftçi genç kardeşlerimize, genç çiftçi kardeşlerimize onlarda diyebilirler ki ben köyümde iş yapacağım, iş kurmak istiyorum bana bir imkân yok mu? Ona da diyeceğiz ki, sana da 30 bin lira karşılıksız destek veriyoruz hiç diploması olmasa dahi, hiçbir eğitim almasa dahi ben köyümde babamın çiftliğini, barkını devam ettirmek istiyorum dediğinde köyünde kal, işini kur 30 bin lira sana helal olsun diyeceğiz.

Kadınlarımıza hatırlarsanız seçim öncesinde bir söz vermiştik ve demiştik ki, doğumdan son nefese kadar bütün vatandaşlarımızı düşünüyoruz, özellikle de kadınlarımızı ve bir karar aldık kanun da çıkardık doğum hediyesi veriyoruz. İlk çocuğa 300 lira çeyrek altın, ikinci çocuğa 400 lira, üçüncü çocuğa 600 lira bunu söz vermiştik. Bunun neticesinde şu ana kadar 273 bin 842 kadınımıza, annemize doğum hediyesi verdik hayır ve hoş olsun.

Yine şimdi kadınlarımıza bu dönemde geçen dönem muhalefet buna itiraz etti ama, şimdi kadınlarımıza bu dönemde onların itirazı da olsa inşallah yerine getireceğimiz bir söz daha var. Doğumdan sonra kadınlarımız ilk çocukta iki ay, ikinci çocukta dört ay, üçüncü çocukta altı ay hiç çalışmadan tam ücret alacak hiç çalışmadan tam ücret. Daha sonra yarı zamanlı olarak çalışıp tam ücret alacak bu dönemde doğum izninden sonraki dönemde doğum izninde zaten tam ücret, doğum izninden sonraki iki ay, dört ve altı ayda yarı zamanlı tam ücret alacak. Ama bir anne derse ki, ben çocuklarıma ilkokula kadar da, eğitim çağına kadar da bakmak istiyorum ona da diyeceğiz ki hayırlı mübarek olsun yarı zamanlı yarı ücretli olarak da ne işini kaybedecek, ne de anneliğinden feragat edecek. İşte doğduğu andan itibaren herkese sahip çıkan, yeni Türkiye hayırlı mübarek olsun.

Şimdi bakınız bütün bu söylediklerimi o büyük beyanname kitapçığından bazı alıntılar hepsini okursanız her kesime bir müjde olduğunu görürsünüz. Şimdi demin doğumdan onun için bahsettim çocuk doğdu, aziz Türkiye Cumhuriyeti Devletinin vatandaşı olarak, annesine doğum hediyesi veriyoruz. Büyümeye başladı kreşte ilkokula gitti bütün kitaplarını bedava veriyoruz ortaokulda, lisede kitaplarını bedava veriyoruz. Üniversiteye geldi yurt imkânları sağlıyoruz hepsine bunu gerçekleştireceğiz, en iyi burs imkânları veriyoruz. Üniversiteyi bitirdi işini kurmak için cebine para veriyoruz, kredi veriyoruz, hibe veriyoruz. Daha sonra çalışırken asgari ücretini yükseltip en iyi standartları sağlamaya çalışıyoruz. Daha sonra emekli olduğunda bütün o emeklilik hayatı içinde onurlu bir hayat için talepleri neyse karşılıyoruz. Şununla gurur duyabilirsiniz Samsunlular: Doğumdan ölüme kadar yanınızda olan bir devlet var artık, yanınızda olacak olan bir devlet var.

Değerli Samsunlular; öyle bir aşk verdiniz ki bize, hız verdiniz ki sizden ayrılmak mümkün olmuyor. Ama bu meydanı Samsun’a yapacağımız hizmetleri anlatmadan ayrılmak da bize yakışmaz.

7 Haziran öncesinde buraya geldim, 18 Mayıs. Burada bazı sözler verdim, Samsun’a verdiğimiz sözler, bunların hepsinin arkasındayız. Bir kısmını yaptık, bir kısmını yapacağız. 2002’den beri Samsun’a yaptığımız hizmetleri şöyle kısaca bir gözden geçirelim. Samsun’a tam 14.3 milyar lira tutarında yatırım yaptık. İhracat rakamı Samsun’da 38 milyon iken şu anda 466 milyon dolar, yüzde 10 misli artmış. 3456 derslik, 7 hastane, 22 sağlık merkezi ve sağlıkevi, 50 taşkın koruma tesisi, 7 atık su arıtma tesisi ve 67 adet spor tesisini Samsun’a kazandırdık. 5 adalet sarayı inşa ettik. Yurtlarımızdaki yatak kapasitesini Samsun’da 4272’den 10766’ya çıkardık. İnşallah hedefimiz bu yılsonuna kadar 12170 yurt kapasitesine ulaşmak. Konut sayısında 7 bini aştık. 183 kilometre Samsun’da bölünmüş yol yaptık. Samsun’u Amasya’ya, Çorum’a, Ordu’ya, Sinop’a, Ankara’ya bölünmüş yollarla bağladık. Bu yollarda rahat seyahat ediyor musunuz? ("Evet" sesleri) Samsun’un her köşesinden çıkan yol bölünmüş yol artık. Gelemen Lojistik Merkezini açtık. 2003’te Samsun’u doğalgazla tanıştırdık, rahat, konforlu hayatın önünü açtık. 11.7 milyon fidan diktik Samsun’a. Bu genç fidanlarımız gençlerimiz gibi fidanlarla Samsun’u yeşillendirdik. Ladik-Derinöz ve Vezirköprü barajlarını hizmete aldık. Daha önceki ziyaretimde söylediğim; Bafra ve Atakum yüzme havuzlarını ise tamamladık, verdiğimiz sözü yerine getirdik. Samsunlu çiftçilere 13 yılda tam 1.3 milyar Türk Lirası destek verdik. Bunlar şimdiye kadar yaptıklarımız, şimdi de yapacaklarımıza bakalım. Şimdi Samsun’da önümüzdeki dönemde 12 adet sağlık tesisi, 900 yataklı şehir hastanesi, 1 atık su arıtma ve 30 taşkın koruma tesisi, 19 Mayıs Dağköy Barajı, Ladik İbi ve Havza Ovası sulamaları, 30 spor tesisi, 2 organize sanayi bölgesi, bunların hepsini gerçekleştiriyoruz. Gelirken baktık Tekkeköy’de de 33.919 seyirci kapasiteli bir stadyum inşa ediyoruz. Samsun altyapıdaki gençler biz gelirken antrenman yapıyorlardı. Samsunspor’a da başarılar diliyoruz.

İlkadım ilçemizi de kapsayan Kıranköy Kentsel Dönüşüm Projesiyle 2 bin konut yapıyoruz. Samsun’da herhangi bir geri kalmış ya da kötü yapılaşmadan eser bırakmayacağız. Geçen geldiğimde de söyledim, şehir içindeki organize sanayi tesislerini de en iyi şartlarda o esnaflarımıza destek vererek şehir dışına çıkaracağız. Bütün şehirlerimizde de, dün söylediğim gibi organize sanayi bölgelerini şehir dışında daha iyi şartlara taşıyacağız. İnşa halindeki diğer konutlar da bittiğinde aziz Samsunlular, toplam 14.585 konut yapmış olacağız. Ama en önemlisi Samsun Batı Çevre Yolu da bölünmüş yol olarak bitirilecek. Samsun’u gençlik alanı ya, sporda cazibe merkezi yapıyoruz. 2017’de 23. İşitme Engelliler Olimpiyat Oyunlarını burada yapacağız, Samsun olimpiyat oyunlarına merkezlik yapacak.

Tarımsal sulama ve dere ıslahı çalışmalarını hızla devam ettireceğiz, sürdüreceğiz. Organize Sanayi Bölgesini daha da geliştirerek işlevsel hale getireceğiz. Tekkeköy Lojistik Merkeziyle Samsun’u Karadeniz’in lojistik üssü yapacağız inşallah. Bafra’da, Bafralılara da selam olsun bütün ilçelere olduğu gibi, Bafra’da iş ve ihracat geliştirme merkezi kuruyoruz. Yeşil Yol Projesiyle Samsun’dan başlayıp Ordu, Giresun, Gümüşhane, Bayburt, Trabzon, Rize ve Artvin’e kadar yaylaları birleştireceğiz inşallah, yaylalarımız şen olsun.

Ordu’da havalimanı açtık, Samsun ile Ordu’yu havayolunda kardeş kıldık. Şimdi bu iki şehri hızlı tren hattıyla da demiryolunda da kardeş kılacağız inşallah. Dün AK Beyannamemizi açıklarken bazı arkadaşlarımız, Samsunlular orada hızlı trenle ilgili saydığım projeler arasında olmadığını görünce meraklanmışlar. Orada sadece bazı projelerden örnek vereceğim dedim, hepsini saysam bütün bir gün beyanname açıklamam gerekirdi. Samsunlular, söylüyorum, dikkatle dinleyin; hiç merak etmeyin, Ankara-Samsun hızlı tren hattını da mutlaka yapacağız, hayırlı uğurlu olsun.

Bakınız 2002’den beri istikrarla büyüyen bir Türkiye var, bunu biliyorsunuz, şahitsiniz değil mi? ("Evet" sesleri) 7 Haziran’da birileri bu Türkiye’yi kuran AK Parti iktidarlarının devam etmeyeceğini zannettiler. Hiçbir şey olmamış gibi yolumuza devam ettik. Onlar seçim hükümeti, anayasal seçim hükümetine bile katılmayı reddedip bu ülkenin meselelerine sahip çıkmada bizi yalnız bıraktılar. Ama biz tek başımıza olsak da, tek başına AK parti olarak kalsak da bu ülkeyi sahipsiz bırakmadık, bırakmayacağız inşallah.

Şimdi 1 Kasım’da Allah’ın izniyle hep beraber yeni bir seçime yürüyoruz. Bütün bu oyunlara, AK Parti’yi Türkiye siyasetinden saf dışı bırakmak isteyenlere karşı huzurun, istikrarın, birliğin, kardeşliğin sembolü olan AK Parti’yi tekrar tek başına iktidar yapmaya var mısın Samsun? ("Evet" sesleri) 1 Kasım’da yeniden tek başına iş başına demeye var mısınız? ("Evet" sesleri) Bütün bu vaatlerimizi gerçekleştirmemiz için gençlerimize soruyorum; yola çıkmaya var mısınız? ("Evet" sesleri) Kadınlarımıza soruyorum; bacılarımız, dualarınızla, gayretlerinizle 1 Kasım’ı zafer günü yapmaya var mısınız? ("Evet" sesleri) İşçilerimiz, emeklilerimiz, memurlarımız, çiftçilerimiz, esnaflarımız; bütün bu taahhütlerimizi yerine getirmemiz için bize destek vermeye var mısınız? ("Evet" sesleri) Samsun’dan istiklal meşalesi yanmıştı, Türkiye’yi küresel güç yapacak olan yükselme, kalkınma meşalesini Samsun’dan yakmaya var mısınız? ("Evet" sesleri) Var mısınız? ("Evet" sesleri) Var mısınız? ("Evet" sesleri)

Yolumuz hayırlı olsun, menzilimiz hayırlı olsun. Samsun’dan haydi bismillah dedik. Vira bismillah diyen balıkçılarımızın nasibi bol olsun. Haydi bismillah diyen AK Parti kadrolarının sandıktaki bereketleri bol olsun. Zengin ve müreffeh bir Türkiye için hep beraber 1 Kasım’a yürüyoruz. Allah yolumuzu açık etsin, Allah yar ve yardımcımız olsun. Allah’a emanet olun.

 

 

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.