Basbakan Davutoglu’nun Türk-Fin is adamlari yuvarlak masa toplantisinda yaptigi konusmanin tam metni
Tabi sevgi arkadaşım Juha biliyorsunuz kendisinin de bir iş geçmişi var, biraz benim de bu konuda deneyimim vardı. Kendisi gibi gerçi odun gazıyla otomobilleri çalıştıramıyorum ama, sonuçta iş camiası deneyimi olan bir Başbakanın olması gerçekten de iş camiası için çok çok önemli. Çünkü bu iş deneyim siyasileri aslında daha sonuç odaklı, daha pratik ve daha vizyoner kılıyor. İşte bu yüzden bugün bizler buradaki bu iki başbakan olarak ortak bir hedef geliştirmeye çalıştık ekonomik faaliyetlerimiz için.
Finlandiya gelmek benim için sanki tatile gelmek gibi, çünkü hiçbir sorunumuz yok siyasi ilişkilerimiz açısından. Başbakan olarak bu benim gerçekleştirdiğim ilk ziyaret, ama Dışişleri Bakanıyken 2 kere gelmiştim. Lapland’e bir kez daha gitmek istiyorum, bu sefer ama sadece tatil için. Bugün gerçekten de son derece dostane, çok da verimli toplantılar gerçekleştirdik. Diplomatik ilişkilerimizin 90. yılını kutluyoruz. Son 90 yıl içerisinde hiçbir önyargı, hiçbir sorun yaşamadık. Bu yıl bir sorun yaşadık, siyasi bir nedeni yoktu, siyasilerden dolayı değil, iş camiasına ilişkin bir sorun, çünkü ilk defa yüzde 13’lük bir düşüş gördü ticaret hacmimiz.
Bizler geleceğin sorumluluğunu taşıyoruz, dolayısıyla bizlerin tüm fırsatları sizlere sunması gerekiyor ve işte bu sayede bu yıl ticari hacmimizde pozitif bir değişiklik olmasını umuyoruz. Son derece önemli iş adamlarıyla birlikte buradayız. Buradaki amacımız, vizyonumuzu paylaşmak ve gerçek anlamda ticaretimizde ve yatırımlarda bir fark yaratabilmek. Ben meslektaşımla bugün fikirlerimi paylaştım. Aslında ekonomik ilişkilerimizin ana özelliği, ekonomik yapılarımızın birbirini tamamlayıcı nitelikte olması.
Finlandiya’nın ekonomisi son derece teknoloji odaklı dünyada, ama görece olarak bakıldığında piyasadan çok az bir pay alıyor ve çok da etrafında nüfus yok. Oysa, Türkiye’ye bakıldığında coğrafi olarak tam Türkiye tüm Afro-Avrasya coğrafyasının ortasında, kalbinde. Tabi ben Finlandiya’yı köşeye atmıyorum, Finlandiya da bu dünyanın bir parçası, yanlış anlaşılmasın. Ancak, biliyorsunuz geleneğimizde Nasrettin Hoca hikayelerimiz vardır, kendisi çok akıllıdır ve çok esprili bir kişidir, benim doğduğum yerden gelir. Kendisine sorulur, dünyanın merkezi neresi, kendisi de der ki, eşeğimi nereye bağladıysam dünyanın merkezi orası. Tabi dünyanın merkezi kavramı son derece göreceli bir kavram.
Ama şunu söylemek istiyorum; ekonomik yapılarımızın bu şekilde birbirini tamamlar nitelikte olması çok önemli. Türkiye Cumhuriyeti’nin 64. Hükümeti olarak ana hedefimizi, kalitatif devrimsel nitelikte bir ekonomik değişim yapmak olarak belirlemiştik. Ekonomik büyümeyi elde edebilmek için bir kapasitemiz vardı, ama o kapasiteyi tam olarak yerine getiremiyorduk, daha doğrusu hayata geçiremiyorduk, şimdi daha sofistike, daha ileri derece teknolojiye sahip bir ülke olarak Finlandiya’ya ihtiyacımız var. Finlandiya’nın ihtiyacı olan şey ise daha büyük piyasalar, daha büyük pazarlar. İşte birbirimizin ekonomik yapılarının tamamlayıcıları derken bunu kastediyorum. Teknolojide rekabet, Çin var vesaire artmakta ve bu kadar ileri seviyede teknolojisi olan bir ülkeyle birlikte bir şeyler yapmak aslında sürdürülebilir ekonomik için geçerli ya da yeterli değil.
Biz az önce dediğim gibi Afrika ve Avrasya coğrafyasının tam ortasındayız. Geleneksel teknoloji ürünleriyle ticaret yapmak pek de umut vaat eden bir şey değil. İşte bizdeki her birimizde bulunan, yani Finlandiya’daki yüksek seviyedeki teknolojik know-how ve yatırımı Türk girişimciliğiyle biraraya getirip ülkenin coğrafi konumuyla biraraya getirip bir sinerji yaratabilmek. İş adamlarına bu anlamda Juha izin verirsen bir hedef verelim; 2 yıl içerisinde 3 milyar dolara ulaşsın ticari hamlemiz. Tamam, o zaman 2020’ye kadar da 5 milyar dolara. Dolar demeyelim euro diyelim, euro daha iyi, 5 milyar euroya ulaşmak olsun hedefimiz.
Yatırımlar söz konusu olduğunda uçakta baktım iş camiasıyla birlikte 363 milyon dolar tutarında yatırım var Finlandiya’nın Türkiye’de gerçekleştirdiği, Türkiye’nin Finlandiya’da gerçekleştirdiği yatırım tutarı ise 12 milyon dolar. Tabii Finlandiya daha fazla yatırım yapmış ülkemizde, ama yeterli değil. Mesela Hollanda’daki rakamlara baktığımızda, 6-7 milyar dolarlık Hollanda yatırımının Türkiye’de olduğunu biliyoruz. Bu yatırımların artmasını bekliyoruz. Neden buna ihtiyacımız var? Çünkü işte tam da az önce anlattığım bu ekonomilerimizin birbirini tamamlama özelliğinden dolayı. Türkiye’de yatırım yaptıklarında Finlandiyalılar birçok piyasaya erişebilecekler çok kolay bir şekilde. Ve biliyorsunuz son derece dinamik, iyi eğitimli bir nüfus var Türkiye’de. Bu sayede nitelikli iş gücüne sahip olacaksınız. Gayet iyi yönetilmekte olan KOBİ’ler var, KOBİ’ler çok güçlü Türkiye’de, her yere de erişiminiz olacak.
Şu anda dünyanın en büyük havalimanını İstanbul’da inşa ediyoruz, 150 milyon yolcu kapasitesine sahip olacak, 3 yıl içerisinde bitirmeyi planlıyoruz. Dolayısıyla Türkiye’den her yere erişebileceksiniz. Türk Hava Yolları bugün en büyük havayolu şirketi dünyadaki varış noktası açısından bakıldığında. Dolayısıyla İstanbul’da bir şirketiniz olursa ne zaman isterseniz istediğiniz yere gidebilirsiniz istediğiniz an; bu çok büyük bir avantaj. İşte bu anlamda Türkiye’de yatırım yapmak demek, aslında etrafındaki tüm coğrafyalarda yatırım yapmak demek.
Ekonomik programımızda bir başka hedefimiz var, İstanbul’u küresel bir finans merkezi haline getirmek. Böylece hem taşımacılık açısından kolay bir erişim noktası, hem de bir finans merkezine sahip olmuş olacaksınız. Başka bir avantaj da, mesela Afrika gibi ülkelerde ortak girişimler gerçekleştirmek. Fin ve Türk şirketi biraraya gelip bir ortak girişimle Afrika’da bir şirket açsa, 39 Afrika ülkesinde temsilciliğimiz var bizim. Bütün bu büyük fırsatlarla çok kolay bir şekilde bence daha fazla ticaret hacmine ulaşabiliriz.
Bir başka önemli sektör ise, bir başka önemli alan ise, yenilenebilir enerji, yenilenebilir enerji programları. Ve bu alandaki diğer projeler bir işbirliği alanı olabilir. Turizmde, 215 bin turist Türkiye’ye geliyor. 2 bin de Finlandiya vatandaşı Türkiye’de yaşıyor Alanya’da, benim geldiğim, doğduğum yere çok yakın. Daha fazla Finlandiya vatandaşını, dostumuzu Türkiye’de görmek isteriz. Türkiye sizin ülkeniz, istedikleri kadar kalsınlar, turist olarak daha fazla dostumuz gelsin.
Avrupa Birliği’yle olan ilişkilerimizde Finlandiya’ya müteşekkiriz ve şahsen sana Juha, çünkü çok büyük destek oldun, oldunuz. Son üç zirvede Juha en büyük destekçilerinden bir tanesiydi Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine. Bu da tabi ki de bu üç zirveden sonra bu sürece bir ivme kazandırdı. Umuyoruz ki, en geç Haziran ayında olmak üzere vize serbestisi süreci ve Türk vatandaşları için vize muafiyeti gelir, neredeyse gerekliliklerin yüzde 80’nini yerine getirmiş durumdayız şu anda. İşte bu sayede bundan sonra iş camiaları arasındaki ilişki daha kolay olacak, Gümrük Birliği güncellenecek, modernleşecek ve böylece de daha fazla fırsat yakalanmış olacak Türkiye ve Finlandiya şirketleri arasında, Türkiye ve Avrupa Birliği şirketleri arasında. İşte önümüzde gerçekten de çok büyük bir potansiyel var ve bizler iki ülke başbakanı olarak çok net mesajlar veriyoruz. Bizler çok yakın arkadaşız, sizlerde yakın arkadaş olun lütfen diyoruz. Her ikimizin bu konuda siyasi iradesi son derece güçlü. Hiçbir şekilde çekinmeyin karşılaştığınız herhangi bir engel ya da bürokratik engel varsa lütfen söyleyin bunları bu engelleri ortadan kaldırabiliriz.
Sizlere şunu söyleyebilirim: Sizler Türkiye’de yatırım yapacak olursanız bir Türk vatandaşı muamelesi göreceğinize dair söz veriyorum. Herhangi bir zorluk yaşarsanız lütfen doğrudan ya da iş camiası liderleri aracılığıyla bana ulaşın. Cep telefonumu da vereyim bu yeni bir diplomasi biliyorsunuz SMS diplomasisi, WhatsApp diplomasisi. Bizler size hizmet için buradayız, hazırız. İki liderin bu konudaki siyasi iradesi çok güçlü, tam da sizi destekler nitelikteyiz. Projeler yapın ve çalışmaya başlayın.
Çok teşekkürler.