Basbakan Davutoglu’nun Türkiye-Bosna Hersek Is Forumu Gala Yemegi’nde yaptigi konusmanin tam metni
Gördüğüm bir tabloyu sizlerle paylaşmak istiyorum. Burada iki taraf yok, yan yana oturan, omuz omuza oturan dostlar, kardeşler var. Bugün değerli Başbakan ile yaptığımız görüşmelerin hepsinde bu ortak ruh hakim oldu. Çok güçlü bir siyasi irade var. Özellikle Bosna Hersek’ten gelen dostlarımıza, kardeşlerimize şunu ifade etmek isterim: Türkiye’de başta ben olmak üzere bütün bakan arkadaşlarım ve 78 milyon Türk’e sorduğunuzda "Türkiye dışında size en yakın hissettiğiniz ülke neresidir?" diye, herhalde en başta Bosna Hersek gelir.
Ben Dışişleri Bakanı olarak Bosna Hersek’e 12 kez ziyarette bulundum. Başbakan olarak bu dönemde iki ziyaret gerçekleştirdim, inşallah kısa zamanda tekrar gitmeye niyetliyim. Akademik hayattayken de savaşın bittiği günlerde Bosna Hersek’teydim. Bosna Hersek’in acısını biz acımız biliriz, Bosna Hersek’in başarısını başarımız biliriz. Onun için de Bosna Hersek ne zaman huzur içinde, istikrar içinde, barış içinde, refah içinde olursa, biz İstanbul’da, Ankara’da, Türkiye’nin her yerinde rahat uyku uyuyabiliriz. Ama Bosna Hersek’te acı ve hüzün varsa bize de uyku haram olur.
Bu bağlamda ele aldığımızda Türkiye ile Bosna Hersek arasında siyasi ilişkiler her zaman mükemmel seyretti. Her zaman biraraya geldiğimizde Bosna Hersek’in meselelerini Türkiye’nin meselesi olarak görmenin, Bosna Hersekli dostlarımız da Türkiye’nin meselelerini kendi meseleleri olarak görmenin bilinci, şuuru içinde davrandı.
Fakat hep beni üzen bir husus vardı bütün bu yıllar içinde. Bu kadar köklü tarihi ilişkiler, bu kadar muhabbete dayalı manevi ilişkiler ve son derece sağlam siyasi ilişkiler var iken ekonomik ilişkilerimiz maalesef hiçbir zaman istediğimiz düzeye çıkmadı. Biz hep şunu istedik: Bosna Hersek Avrupa’da yükselen bir ekonomi olsun ve Türk girişimciler, Türk yatırımcılar Bosna Hersek’in kalkınmasına katkıda bulunsunlar. Tabii başarılar elde ettik, rakamlar elde ettiğimiz son 13 yıl içinde özellikle bizim iktidarlarımız döneminde geldiğimiz düzeyi gösteriyor. 2005 yılında bundan 10 yıl önce toplam ticaret hacmimiz 143 milyon dolardı, şimdi 542 milyon dolar, yaklaşık 4 misli. Özellikle Bosna Hersek’ten bize yapılan ithalatta gerçekten bizi mutlu eden önemli bir sıçrayış var, 2005 yılında toplam Bosna Hersek’in Türkiye’ye yaptığı ihracat, bizim ithalatımız 15 milyon dolar iken, bu sene 250 milyon dolara çıktı. Bundan mutluluk duyuyoruz, ancak bunun yeterli olacağına da inanmıyorum. Biraz önce istatistiklere bakarken Bosna Hersek’in ithalatında ilk beş ülke arasında Türkiye beşinci, Bosna Hersek’in ihracatında ilk beş ülke arasında ise yok. Arkadaşlar, bu kadar dostluktan sonra Bosna Hersek’in ithalatında da, ihracatında Türkiye 1 numara olmalı, başka hiçbir ülkeye bunu bırakmayız, bırakmamalıyız, 1 numara mutlaka en fazla ithalat yapan, ihracat yapan ülke de Türkiye olmalı. Size öncelikle hedefimizin bu olması gerektiğini ifade etmek isterim. 542 milyon dolarlık toplam ticaret hacmi bizim için yeterli değil. Denis Beyle bugün görüştüğümüzde en kısa sürede bunu 1 milyar dolara çıkarmalıyız.
Ticarette aslında birbirimizi tamamlayan özelliklere sahibiz. Bosna Hersek’te olan bazı imkanlar Türkiye’de, Türkiye’de olan bazı imkanlar Bosna Hersek’te birbirini tamamlayıcı mahiyette var. Yapmamız gereken, bürokrasiyi azaltarak ticaretimizi en üst düzeye çıkarmak. Bunun için serbest ticaret anlaşmasını değerli ekonomi bakanlarımızın en kısa sürede genişletmelerini ve serbest ticaret anlaşmasının getirdiği imkânları zenginleştirmelerini istedik. Bugün öğle yemeğinde söz verdiler, yoksa yemeği de yiyemeyeceklerdi, en kısa zamanda inşallah bu serbest ticaret anlaşmasıyla ilgili genişletme, derinleştirme çalışmasını da tamamlarlar. Yoksa bizim olduğumuz yerde yemek yiyemeyecekler. Öyle mi Denis Bey?
Tabii ticaret yanında bizim en fazla görmeyi arzu ettiğimiz hususlardan birisi, Türk şirketlerinin Bosna Hersek’teki yatırımları. Şunu özellikle Türk girişimcilere ve şirketlere ifade ederek söylüyorum, başka hiçbir ülke için bu kadar açık konuşmam: Türkiye açısından Bosna Hersek’e yaptığınız yatırım Türkiye’ye yapılmış yatırım gibidir. Yani Türkiye’ye yatırım yaparak istihdama katkıda bulunuyorsunuz ve bundan mutluluk duyuyoruz. Ama Bosna Hersek’in istihdamına katkıda bulunursanız, oraya barış da getirirsiniz, oradaki genç istihdamı artırırsınız. Onun için daha fazla Türk şirketini Bosna Hersek’e yatırım yapmaya ben davet ediyorum. 77 şirketimizin 305 milyon dolarlık yatırımı var, bunu da en kısa sürede 1 milyar dolara çıkarmak istiyoruz.
Bosna Hersekli girişimcilerimize söylüyorum: Sizlerin de Türkiye’ye yatırım yapmanız bizi memnun eder. 71 Bosna Hersekli şirket Türkiye’de 23 milyon dolarlık sadece yatırımı var. Ama artık Türkiye, dün Finlandiya’daydım, orada da Finlandiya Başbakanıyla iş adamlarımızla yaptığımız toplantıda söyledim; Türkiye, altyapı imkânları ve ulaşım imkânlarıyla dünyanın şu anda en kolay ulaşılır veya kendisinden dışarıya en kolay ulaşılabilecek ülkelerin başında geliyor.
Saraybosna’ya ben aşkla bağlıyımdır, Saraybosna’nın her sokağını bilirim, Mostar’ı bilirim, Bihaç’ı bilirim, Tuzla’yı bilirim, Bosna Hersek’te adım atmadığım yerlerin sayısı azdır. Genç girişimcileri, öğrencilerimi, oradaki büyük potansiyeli de bilirim. Aynı şekilde sizler için de İstanbul ve Türkiye’nin potansiyeli kendi memleketinizin potansiyeli gibi. Dünyanın en büyük havalimanını İstanbul’a sadece Türkler için yapmıyoruz, bütün komşu coğrafyaların işadamları için yapıyoruz. Yine Türkiye’den Edirne üzerinden çıkan her yolun Saraybosna’ya ulaşmasını istiyoruz. Bir gün inşallah hızlı trenle de Saraybosna’yı İstanbul’a bağladığımız günleri hep beraber görürüz, bizim gönlümüz birbirine bağlı. Bu bağlamda daha fazla karşılıklı yatırımları teşvik etmemiz gerekiyor.
Yine Bosna Hersekli değerli girişimcilere bugün karar verdiğimiz güzel bir hususu da ifade etmek isterim: Bosna Hersekli iş adamlarının yurt dışındaki faaliyetleri esnasında eğer orada Bosna Hersek büyükelçilikleri, dış temsilcilikleri yoksa, bilinsin ki Türkiye’nin büyükelçilikleri Bosna Hersekli herkesin büyükelçiliğidir. Hiçbir şekilde kendinizi oralarda yalnız hissetmeyin. Afrika’daki 39 büyükelçiliğimiz Türk büyükelçiliği olduğu kadar, bizim vatandaşlarımıza olduğu kadar size de hizmet edebilir. Libya’da 2011 yılında bu iç savaş çıktığında 15 gün içinde, 10 gün içinde 15 bine yakın vatandaşımızı tahliye ettiğimizde birçok ülke bize kendi vatandaşlarını tahliye etme talebinde bulunmuştu. Hepsini tabii insan olarak, bir insani faaliyet olarak hepsini tahliye etmeye çalıştık. Arkadaşlar, Dışişleri Bakanı olarak bana "İlk önce kimleri alalım gemilere, uçaklara?" dediklerinde, "Önce Bosna Herseklileri alacaksınız" dedim. Çünkü Bosna Hersekliler dünyanın hiçbir yerinde kendilerini garip ve terk edilmiş hissetmeyecekler. Bunu size biz taahhüt ediyoruz.
Bugün değerli kardeşim Denis Bey, Türkiye’nin dışarıdaki ticaret merkezlerini Bosna Hersek’in kullanma talebinde bulundu, ona da evet dedim. Yine TÜRSAB’ın ve turizm acentalarında Bosna Hersek’in tanıtımlarının olmasını talep etti, ona da evet dedim. Ve kendisine de söyledim; hiçbir Türk başbakanı ki ben kendimi Bosna Hersekli addediyorum, hele benim için bu geçerli, Bosna Hersek’ten bir Bosna Hersek başbakanından, Cumhurbaşkanlığı Konseyi başkanından gelen teklife, talebe hayır demez. O bakımdan bütün imkânlarımızla Bosna Hersek’in yanında olmaya devam edeceğiz.
Yine Türk iş adamlarına Bosna Hersek’te yapılan ekonomi fuarlarına, iş forumlarına katılmaları çağrısında bulunuyorum. 19. Mostar Uluslararası Ekonomi Fuarı önümüzdeki günlerde toplanacak. Ben bizzat katılmayı arzu ediyordum, ama Türkiye’de aynı günlerde İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesi var, dolayısıyla Başbakan Yardımcımızı inşallah oraya göndereceğiz. 5 Mayıs’ta Saraybosna Ekonomi Forumu var, oraya da birçok kez katılmışımdır, eğer katılamazsam mutlaka bir arkadaşımı göndereceğim. Ama Denis Beye de söyledim, inşallah olağanüstü bir gelişme olmazsa 7 Mayıs’ta Banja Luka’daki Ferhadiye Camiinin açılışını da birlikte yapmayı arzu ediyoruz. Bu aynı zamanda Bosna Hersek’in birliğinin ve Bosna Hersek’teki topraklarındaki tarihi mirasımızın en önemli mühürlerinden olacak.
Yeri gelmişken ifade edeyim; TİKA’nın 700 projesi gerçekleşti Bosna Hersek’te, 1 milyar avro 1997’den bu yana Bosna Hersek’te TİKA projesi gerçekleşti. Bosna Hersek’in her yerinde TİKA’nın yaptığı çalışmaları bundan sonra da artıracağız.
Yine önem verdiğimiz bir husus; Bosna Hersek’te istihdam oluşturmak üzere ve geri dönüşleri teşvik etmek üzere Ziraat Bankası üzerinden sağladığımız 100 milyon avroluk kredi. Bu kredinin en etkin şekilde kullanılması ve yeni kredilerin açılması için de çalışmaları sürdüreceğiz. Çünkü Bosna Hersek’in nihai barışı, bütün Bosna Herseklilerin her yerde iş-güç sahibi olması ve Bosna Hersek topraklarının her yerine ailelerin geri dönmeleridir. Özellikle de Srebrenitsa’da katledilen kardeşlerimizin çocuklarının, kardeşlerinin evlerine geri dönmeleri için ne gerekiyorsa yardımcı olmaya çalıştık, yardımcı olmaya devam edeceğiz. Allah bir daha Bosna Hersek’e bu acıları göstermesin. Bir daha son olarak uluslar arası savaş suçlarında yargılanıp mahkûm edilen türde Bosna Hersek’te Müslüman’ı Hristiyan’a, Boşnak’ı Sırp’a, Hırvat’a düşman edenlerin faaliyetlerine izin vermesin. Bosna Hersek’te Müslümanlar, Hristiyanlar, Ortodokslar, Katolikler, Sırplar, Boşnaklar, Hırvatlar, hepsinin barış içinde yaşamasını arzu ediyoruz. Bu bağlamda Türkiye-Bosna Hersek-Sırbistan üçlü mekanizmalarına önem veriyoruz. Üçlü ekonomi bakanları toplantısı var, başbakanları olarak, cumhurbaşkanları olarak biraraya gelmeyi planlıyoruz. Bosna Hersek, Sırbistan ve Hırvatistan arasındaki ilişkilerin gelişmesi, bizim her zaman özel önem verdiğimiz bir husustur.
Bu bağlamda özellikle belli sektörlere dikkatinizi de çekmek istiyorum. Tarım alanı Bosna Hersek’in en güçlü alanlarından birisidir. Son dönemde 15 bin ton et ithal etmemiz, Bosna Hersek’in bu anlamdaki potansiyeline olan güvenimizin yansımasıdır. Bu konuda kota uygulamasında herhangi bir durgunluk, durağanlık olmayacak. Bosna Hersek ne kadar et üretebilirse, oranın bereketli topraklarından beslenen sağlıklı besi hayvanlarının ürünlerinin Türkiye’ye gelmesinden sadece biz mutluluk duyarız.
Tarım önemli bir istihdam kaynağıdır. O bereketli topraklara Türk iş adamlarının daha fazla ilgi göstermesini istiyoruz.
Yine turizm, biraz önce Denis Bey bahsetti, tanıtımına katkıda bulunacağız. Avrupa’nın, belki de dünyanın en güzel ormanları, yeşillikleri, nehirleri, doğal güzelliği ve tarihi güzelliğine sahip Bosna Hersek. Turizm şirketlerimizin orada daha fazla yatırım yaparak Bosna Hersek’i Balkanlar’ın tabiri caizse İsviçre’si veya bir anlamda en fazla turizm çekebilecek doğal güzelliğe sahip ülkesi haline gelmesi için çaba sarf edeceğiz. Turizm şirketlerimizi bu anlamda da yatırıma teşvik ediyoruz.
Enerji alanı önemli bir işbirliği alanı. Bu çerçevede de enerji alanında da birlikte yapabileceğimiz çalışmaları sadece işte doğalgazın TANAP üzerinden Bosna Hersek’e gitmesi gibi bir proje dışında, yenilenebilir enerji konusunda rüzgâr enerjisi ve diğer alanlarda da Bosna Hersek’in önemli bir potansiyel taşıdığı aşikâr.
Altyapı konusunda büyük imkânlar var, biraz önce zikretti değerli mevkidaşım, dostum, kardeşim. Karayolu ulaştırma hatlarındaki şu ana kadar Türk şirketlerinin yaptığı katkıları herkes biliyor otoban üzerinde. Aynı şekilde bundan sonra da daha fazla Türk firmasının bu projelerde yer almasını arzu ediyoruz. Şu ana kadar 28 projede 544 milyon dolarlık taahhüt işi alındı, daha fazlasını yapacak imkân ve güç de söz konusu.
Finans alanında özellikle iş dünyasının finans ihtiyacını karşılamak ve finans akışını temin etmek üzere Ziraat Bankası’nın 28 şubesi faaliyet halinde. Geçen gün banka yetkililerini kabul ettiğimde kendilerine de ifade ettim; en önemli operasyon alanınızın Balkanlar ve Balkanlar içinde de Bosna Hersek olmasını istiyoruz diye. Bu bizim stratejik perspektifimizdir, bu çerçevede de çalışmalara önemli ölçüde yeni ivmeler katarak da devam edeceğiz. Çok başarılı şirketlerimiz var, tek tek saymak uzun vakit alır. Ama özellikle Lukavac Şişecam ve Natron Hayat şirketlerinin Bosna Hersek’te en fazla ihracat yapan ilk 12 firmamın içinde yer almış olması bize gurur veriyor.
Denis Bey’in çok önemli bir taahhüdü oldu size, biz de aynı taahhüdü Türkiye açısından yapıyoruz, ama özellikle Bosna Hersek’te Dayton Anlaşmasının gereği çok sayıda bürokratik mekanizma oluştuğu için en önemli şey Bosna Hersek’te bu bürokrasinin aşılması. Bu bürokrasinin aşılması ve bürokratik engellere takınılmaması önem taşıyor. Bugün Denis Bey size biraz önce taahhütte bulundu, eminim takipçisi olacak. Bu kadar çok otorite, bu kadar çok izin alınması süreçleri geciktirebiliyor. Bürokrasinin azaltılması Bosna Hersek’e yatırımın önünü açacaktır, bu konuda güçlü bir siyasi iradeyi bugün gerek ikili görüşmede, gerek bugün görmüş olmaktan da büyük bir mutluluk duyuyorum.
İkinci önemli husus; Bosna Hersek’in istikrarı ve geleceği konusunda duyulan güvendir. Bu konuda da iki önemli çıpada son 1 yıl içinde gelişmeler oldu. Birisi; Avrupa Birliği üyeliğine Şubat ayında müracaat edildi. Avrupa Birliği üyeliğinin kapısının açılması demek, bir ülkenin kalıcı refah arayışında önemli bir zemine kavuşması demek. Daha önce bu konuda kaygısı olanların kaygılarının Avrupa Birliği üyelik sürecinin başlamasıyla aşılmış olması gerekir. İkinci önemli çıpa; NATO üyeliğinin önünün açılması. NATO MEB statüsü, yani ortaklık eylem planına girmesi konusunda inşallah hep beraber çalışacağız bu NATO Zirvesinde. Bunu da elde edersek NATO üyeliğinin önünün açılması da, Bosna Hersek’in istikrar ve güven içinde bir ülke olacağının en önemli garantisi. Yani bir taraftan Avrupa Birliği, bir taraftan NATO üyeliğinin önünün açılmasıyla Bosna Hersek önümüzdeki yıllarda potansiyel bir kriz bölgesi, kriz ülkesi değil Avrupa Birliği’nin önemli imkânlara sahip yükselen bir ekonomik gücü olma imkânı var. Burada biz en fazla katkıyı Türkiye’nin yapacağın inanıyoruz, bu katkıyı vermeye hazırız. Ancak bütün bu katkıların gerçekleşebilmesi için de sadece iki ülke arasında güçlü siyasi irade olması yetmez. İş adamlarımızın daha fazla çaba göstermesi, daha fazla yatırım yapması, birbirinin daha yakından tanıması icap eder. Bu toplantılar buna vesiledir.
Ben tekrar değerli dostum Denis Beye hoş geldiniz diyorum. Bakanlara, Bosna Hersek’ten gelen iş dünyasının önemli isimlerine hoş geldiniz diyorum. Türkiye ülkenizdir, Bosna Hersek de bizim ülkemizdir. Sizin kaderiniz bizim kaderimizdir, bizim kaderimiz sizin kaderinizdir. Bosna Hersek’in huzur, barış, istikrar içinde müreffeh bir ülke olması için Türkiye elinden geleni yapacaktır, inşallah çok daha güzel günlerde Ankara’da buluştuğumuz gibi hep beraber Saraybosna’da da buluşuruz. Başçarşı’ya birlikte gideriz, Başçarşı’da oradaki Boşnak kahvesini, böreğini birlikte yeriz. Saraybosna, bizim gözümüzün nurudur. Mostar Köprüsü, zihnimizin sürurudur. Biz Saraybosna’yı, Mostar’ı andığımızda kendi şehirlerimizi anmış gibi yürekten hissederiz.
Hayatta iki yerde, bunu da söyleyeyim; bir kitabını bitirdim, inşallah baskıya verildi bu hafta, şehirler üzerine. İki şehir özel yer alıyor, bir Saraybosna, bir Mostar. Özel olarak medeniyetler, şehirler üzerine. Şunu ifade edeyim: Dünyada bazı eserler vardır ki baktığınız zaman gözünüzü alamazsınız, daima bakmak istersiniz. Mesela Mescid-i Aksa, yani Kudüs, mesela Agra’da Tac Mahal, mesela Edirne’de Selimiye, mesela Salacak’ta oturup Salacak’tan Tarihi Yarımada’ya, Sultanahmet’e, Topkapı Sarayı’na bakmak, mesela El Hamra Sarayı, bir de Mostar Köprüsü; baktığınız zaman gözünüzü alamazsınız. Mostar Köprüsü’nü yıkık olarak 1995’te gördüğüm zaman, 96 başında, inşallah bu Mostar Köprüsünün yapılmasına şahit olurum demiştim. 2004 yılında Cumhurbaşkanımız o zaman Başbakandı, birlikte Mostar Köprüsün yeniden açılışına şahit olduk.
Bir başka güzelliği Bosna Hersek’in Foça’da Alaca Camiidir, UNESCO mirasıdır. Balkanlar’ın dünyanın en güzel iç süslemelerine sahipti, savaş esnasında yıkıldı. 2005 yılında gittiğimde inşallah burayı da açmak nasip olur demiştim. İnşallah bu sene içinde tamiratı yapıldı, açılacak. Hele Ferhadiye Camii Banja Luka’da yine çok hüzünlü bir günde 7 Mayıs’ta yakılmıştı, şimdi 7 Mayıs’ta inşallah tekrar ortak tarihi mirasımız olarak açılacak.
Biz Bosna’ya aşkla bağlıyız. Bosna’nın ve Bosna Herseklilerin talebi neyse onun gereğini yaparız. Değerli dostum, siz ve bakanlarınız ve iş adamlarınız bilsin ki; Türkiye ayaktayken Bosna Hersek’e artık bir daha kötü gün yüzü görmeyecektir. Türkiye kendisi sahip olduğu imkânı Bosna Hersek’le paylaşacaktır. Saraybosna’da doğan güneş, İstanbul’da doğan güneş kadar bize azizdir. Allah Bosna Hersek’i her zaman barış içinde, istikrar içinde yükselen, Bosna Herseklileri de onur içinde yaşayan insanlar eylesin. Her zaman yanınızdayız, yanınızda olacağız.
Tekrar ziyaretiniz dolayısıyla teşekkür ediyorum. Bütün iş adamlarına da görüşmelerinde hayırlı ortaklıklar temin etmeleri temennisinde bulunuyorum. Her zaman yanınızdayız, yanınızda olacağız.
Hayırlı akşamlar.