Yükleniyor...

Basbakan Davutoglu’nun, Türkiye-Yunanistan Is Forumu’nda yaptigi konusmanin tam metni

 

Yunanistan’ı takdir ederek sözüme başlıyorum.

30 sene önce, 20 sene önce herhalde böyle bir tablonun ortaya çıkacağı düşünülseydi hayal bile edilemezdi, Türk ve Yunan başbakanları arka arkaya söz aldılar ve birbirlerini takdir ederek işbirliklerine devam edeceklerini ifade ettiler. 

Bunu şunu için zikrediyorum: Ben de Aleksis gibi sizden özür diliyorum.  Bugün toplantının ve programın sarkmasının temel sebebi, dün gece saat 1,5’a kadar bu müzakerelerin devam etmesiydi, saat 4 civarında Brüksel’den ayrıldı, ben buraya geldim, Sayın Çipras da geceyi Brüksel’de geçirip buraya geldi, dolayısıyla programlar kaçınılmaz bir şekilde sarktı. Ama eminim, bu güzel haberi duyunca hepiniz büyük bir mutluluk duydunuz, yani Brüksel’de Türk-Yunan dayanışması ve Türk-Yunan dostluğu o toplantı masasına yansıdığı için geç kalmış olmak dolayısıyla sizden özür diliyorum ama, eminim siz bundan mutluluk duydunuz. Çünkü Doğu Akdeniz’den, Ege’den Avrupa’ya ve dünyaya yükselmesi gereken ses bu sestir. Bu ses dostluk sesidir, bu ses komşuluk sesidir, bu ses işbirliği sesidir.

Deprem olduğunda adaların kime ait olduğunu, deniz sahasının kime ait olduğunu düşünmeksizin hep beraber yaşadık depremi. Bir anda ihtilaf ettiğimiz konular unutuldu, fark ettik ki biz aynı kaderi paylaşıyoruz. Atina’da deprem olduğunda biz bunu Ankara’da hissettik, İstanbul’da deprem olduğunda bunu Yunan dostlarımız Atina’da hissettiler.

Sonra bir ekonomik deprem yaşadık, dünya ekonomik krizle boğuşurken bundan etkilenen ülkeler arasında Yunanistan da oldu, Türkiye de etkilendi belki o ölçüde olmasa da.

Yine fark ettik ki, ister fiziki deprem olsun, ister ekonomik deprem olsun bizim kaderimiz aynı, ya beraber yükseleceğiz, ya beraber düşeceğiz, ya beraber huzur ve güven içinde olacağız, ya beraber sıkıntı yaşayacağız. Bu coğrafyada bir komşunun yükseldiği, diğer komşunun düştüğü bir konjonktür devam edemez. Bir komşunun huzur içinde olduğu, diğer komşunun sıkıntı içinde olduğu bir durum da devam edemez. İşte Suriye’de yaşadıklarımız üçüncü bir deprem, jeopolitik bir deprem ve bu jeopolitik depremden kaçan milyonlarca insan Türkiye’ye ve Yunanistan’a, buradan Avrupa’ya sığınma çabası içinde. Yine görüyoruz ki kaderimiz aynı, yine görüyoruz ki el ele vermezsek bu zorlukları aşamayız. Yine görüyoruz ki, rekabet yerine işbirliğini öne çıkarmazsak kaderimizi birlikte şekillendiremeyiz. Bu işbirliğinin en asli unsuru, aradaki psikolojik …  açıkların, psikolojik engellerin aşılmasıdır. Aslında ilk defa Türkiye’de, İzmir’de bir Türkiye-Yunanistan İşbirliği Konseyi yapılması ve Türk-Yunan başbakanlarının İzmir’de buluşması bile bu psikolojik eşiğin aşıldığını gösteriyor. 

Ayrıca, bu benim İzmir’de Başbakanlık Ofisi açtıktan sonraki ilk resmi temasım. İlk olarak değerli Aleksis’in Başbakanlık Ofisini ziyaret etmesi ve İzmir’in Ankara ve İstanbul’dan sonra üçüncü şehir olarak Başbakanlığa ev sahipliği yapmasını beraber kutlamamız da önemliydi. Bu mesaj, bu dostluk mesajı eminim, burada gördüğümüz atmosfer eminim aşama aşama ve katman katman Türk ve Yunan halkının yüreklerine doğru yayılacak.

Biz İzmir’den, geçmişte iki halkın da acılar yaşadığı bu coğrafyadan ve Balkanlar’dan ve Yunanistan’dan, her yere bundan sonra önümüzdeki yüzyılın dostluk yüzyılı olacağını haykırmak için buradayız. 

Bunun da birinci ayağı eğer psikolojik eşiği aşmaksa, ki aştık, normal şartlarda 30 sene önce böyle bir mülteci krizi olsaydı muhtemelen Türk ve Yunan hükümetleri birbirlerini suçlar, topu birbirine atmaya çalışırdı. Şimdi biz birbirimizi suçlamıyoruz, birbirimizi anlıyoruz. Şimdi biz topu birbirimize atmıyoruz, birlikte bir ekip olarak bakıyoruz. Sizlerin her birinizin ortak yaptığımız 22 bakanın katıldığı, 11’er karşılıklı 22 bakanın katıldığı bakanlar toplantısını görmenizi isterdim. Herkes muhatabı olan bakandan büyük bir övgüyle bahsetti, dostluklarından bahsetti, hatta enerji bakanlarımızın doğum günü bile aynıymış, ondan bahsettik. Aynı atmosferi biz sizin aranızda görmek istiyoruz. 

Eğer siyasiler oturup bu kadar iyi anlaşabiliyorlarsa ve aralarında dostluk tesis edebiliyorlarsa, şirketlerin ve iş adamlarının bunu daha rahat, daha kolay yapabilmesi lazım. Kıran kırana bir rekabet için değil, ortak çıkar, ortak kar, ortak gelecek için bizim size ihtiyacımız var. 

Psikolojik eşiği aşıyoruz, ortada sizin için ihtiyaç hissedilen ikinci husus ise siyasi iradedir; siyasi irade de var. Bakın biraz önce Aleksis konuştu, şimdi ben konuşuyorum ve buradan bütün bürokrasiye, Türk bürokrasisine, eminim o da Yunan bürokrasisine aynı talimatı verirdi, Türkiye’ye gelecek olan Yunan iş adamlarının işlerini kolaylaştırın talimatı veriyorum. İş adamlarımıza Yunan iş adamlarıyla birlikte iş yapacaksanız sınır tanımayın, her türlü destekle arkanızdayız mesajı veriyoruz. Turizm şirketlerine, merak etmeyin, bu krizin aşılması için Anadolu ile Ege adaları, Yunan adaları bir paket halinde görülecek mesajı veriyoruz. Biz bu kararlılığı sürdürürken sizden beklediğimiz, arzu ettiğimiz, birlikte öylesine kuvvetli bir tohum atın ki ekonomik ilişkilerde, buradan büyük bir refah ağacı yükselsin. Sizler olmazsanız bizim ilişkilerimiz ne kadar iyi olursa olsun netice alamayız. Biz sizin önünüzü açmak için bütün bu adımları atıyoruz, açılan yolda cesur bir şekilde ilerleyin. 

İstatistiklere baktığımızda, ticaret hacmi bağlamında dünyadaki dünya ticaretinin gerilemesine paralel bir şekilde ilişkimizde gerileme hissediyoruz. 2015 yılı esas alınırsa 3 misli ticaret hacmimiz var, ama 2013 yılı esas alınırsa son 2 yıl içinde bir düşme var. Bunlara rağmen Türkiye, Yunanistan’ın en fazla ihracat yaptığı ülke ve dış ticaret dengesi bağlamında Yunanistan lehine az da olsa seyreden bir dış ticaret dengesi var. Bunlar hiç mühim değil, dış ticaret artmalı, bugün Yunanistan lehineyse yarın Türkiye lehine olur, ertesi gün tekrar Yunanistan lehine. Ama mutlaka 3,2 milyar dolar düzeyine gerilemiş olan 5.8 milyardan ticareti 2015’te, tekrar önce 5 milyar, sonra 10 milyara çıkarmanın çalışmasını yürütmeliyiz. 

Yine ortak yatırımlar bağlamında Yunanlı şirketleri tebrik ediyorum, Türkiye’deki yatırımları 6.8 milyar Yunanistan’ın. Aynı yatırım aşkını, şevkini Türk şirketlerin Yunanistan’a göstermesini de talep ediyorum. Ama bunun için de başta değerli dostum Aleksis olmak üzere Yunan bürokrasisinin de yolları açması ve Türk şirketlerinin önündeki olabilecek engelleri kaldırması gerekir; bunu da eminim hep beraber yapacağız. Karşılıklı olarak yatırımlarımız ne kadar artarsa gücümüz o kadar pekişir. 

Yunanistan’da inşaat sektöründe ortaya çıkan gerilemenin de farkındayız. Yunanistan’ın süratle başta inşaat ve diğer sektörler olmak üzere yatırıma ihtiyacı olduğunu da görüyoruz.

Yine bugün aldığım güzel bir haber, biliyordum, ama ileri aşamalara geçmiş, Doha’da bir Türk ve Yunan şirketi birlikte altın hat inşaatında çalışıyorlar, Yapı Merkezi STFA ve Yunan Aktor şirketi birlikte çalışıyorlar. 23,3 kilometrelik 10 istasyonluk bir hat, bu çok büyük bir proje.

Yine eminim bugün bizi beklerken boş durmadınız ve sadece bizi dinlemek için de buraya gelmiş değilsiniz, ikili temaslarda yoğun bir çalışma yürüttüğünüzü de arkadaşlarım bana söyledi, bu çalışmalardan pozitif neticeler çıkması önemli.

Bugün aldığımız kararlar çerçevesinde İzmir’i Selanik’e feri seferleriyle başlatmaya kararlıyız. Ayrıca, Ankara’yla Atina arasında da Türk Hava Yolları seferleri ilk fırsatta en kısa sürede başlayacak. Adalar ile Anadolu arasındaki iletişimi, ulaşımı artırabilmek için de büyük bir gayret içinde olacağız. İki ülkeyi, potansiyeli birleştirerek tek bir havza olarak düşünüp planlamalarınızı ona göre yapmanızda büyük fayda var.

Ben Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti adına size şu taahhütte bulunurum: Aramızdaki ilişkileri geliştirmek için ne talep ediyorsanız biz o talebi, o desteği vermeye hazırız. Eminim Aleksis de Yunanistan Hükümeti adına bu taahhütte bulunacaktır.

Bizim edindiğimiz bir tecrübe var ki, eğer ekonomik kriz varsa, ülkeler en yakınlarından başlayarak ekonomik havzasını genişletmek suretiyle bu krizi aşabilirler. Bunun için ulaştırma hatlarımızı entegre edeceğiz, İstanbul-Selanik hızlı tren hattı gibi, Selanik-İzmir hattı gibi. Bunun için enerji hatlarımızı entegre edeceğiz TANAP-TAP projelerinin bir bütün olması gibi. Bunun için turizm paketlerimizi ortak kılacağız, bunun için finans sektöründe daha fazla ilişkiye gireceğiz ve bunun için ticaret hacmi bağlamında da kapsamlı adımları atmaktan hiç çekinmeyeceğiz. 

Bugün yaptığımız görüşmeler son derece verimli geçti. Ben tekrar Sayın Çipras’a ve ekibine teşekkür ediyorum. Ama bu gelişmelerin semeresini ancak sizlerin üzerinden alabiliriz, ancak sizlerin çabalarıyla bu taçlanabilir, eminim bu neticeleri de hep beraber göreceğiz. 

Gelecek sene 5’inci Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi toplantısını inşallah Selanik’te yaptığımızda, bu seneki toplantının bir semeresi olarak, ki orada da yine iş forumu yapacağız, şunu demeyi istiyoruz: Dış ticaretimiz tekrar 5 milyar düzeyini aştı. Yine şu demek istiyoruz: Şu kadar ortak yatırım yapıldı, yine turizmde ortak çalışmalarımızda büyük bir mesafe aldık müjdesini vermek, paylaşmak istiyoruz.

Ben tekrar bütün bu toplantılarımızın hayırlı neticelere vesile olmasını diliyorum. İzmir’den Atina’ya, İstanbul’dan Selanik’e bütün Türkiye’den komşu Yunanistan’a barış, mutluluk, ortak çıkar, ortak gelecek mesajı iletiyorum. Ortak geleceğimiz hep parlak, hep dostluk, hep birlikte çalışma azmi ve kararlılığı içinde olsun.

Hayırlı akşamlar diliyorum, hayırlı çalışmalar diliyorum.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.