Yükleniyor...

Basbakan Davutoglu’nun Zvizdiç ile ortak basin toplantisinda yaptigi konusmanin tam metni

 

Üyelik süreçlerini yakından takip ediyoruz. 15 Şubat’ta 2016 bu yıl içinde 15 Şubat’ta Bosna Hersek’in Avrupa Birliği’ne üyelik başvurusunda bulunmasını çok önemli bir gelişme olarak telakki ediyoruz ve bu üyelik başvurusuyla Bosna Hersek’in Avrupa milletler ailesinin bir parçası olması konusunda ve iç barış konusunda da önemli katkılar yapacağına inanıyoruz. Ayrıca NATO ortaklık eylem planı içinde Bosna Hersek’e verdiğimiz destek devam ediyor. Savunma Bakanlarımız bu konuyu ele aldı, benim Dışişleri Bakanlığından beri de şahsen de takip ettiğim bir husustur. NATO Zirvesi Varşova’da yapılmadan önce bu konuda gerçek anlamda bir ilerleme sağlanması içinde Bosna Hersek’e her türlü desteği vereceğiz. Bosna Hersek’in NATO’ya üyeliği sadece askeri ve güvenlik açısından değil, ekonomik bakımdan da önemlidir, bu bir istikrar teminatıdır, istikrar olan yere de daha çok ekonomik yatırımın gelmesi önem taşır. Balkanlardaki istikrar Bosna Hersek’in Avrupa Birliği ve NATO üyelikleri üzerinden daha da sağlam temellerde ilerleyecektir. Balkanlardaki genel dengeleri de gözden geçirdik, bildiğiniz gibi Sırbistan’a Aralık ayında gerçekleştirdiğimiz ziyarette aslında Sayın Zvizdiç’le Sayın Vuçiç’in Sırbistan Başbakanıyla birlikte Sancak’a gidecektik, ama hava muhalefeti gitmemize engel oldu, inşallah en kısa zamanda birlikte Sancak’a gitmek mümkün olur. Türkiye her zaman Sırbistan ile Bosna Hersek arasında, Bosna Hersek ile Hırvatistan arasında yakın ilişkiler olması, dostane ilişkiler olmasını teşvik etmiştir. Türkiye-Sırbistan-Bosna Hersek arasındaki üçlü mekanizmaların en etkin şekilde devamına büyük önem veriyoruz. İlk fırsatta da inşallah bunların tekrar gerçekleşmesi, başbakanlar, cumhurbaşkanları düzeyinde gerçekleşmesi de Balkanlara çok önemli pozitif bir mesaj olacaktır. Ben de ilk fırsatta inşallah gerek bu tarihi eserlerin açılışı vesilesiyle, gerekse 1 Kasım’dan sonra Başbakan olarak ilk ziyaretlerimden birini yine Bosna Hersek’e yapmak niyetiyle önümüzdeki haftalarda bir Bosna Hersek ziyareti planlıyoruz, birlikte bunları tekrar ele alacağız.

Ben değerli dostuma tekrar kendi evine, Türkiye’ye, Ankara’ya hoş geldiniz diyorum. Bütün Türklerin, 78 milyon vatandaşımızın yüreğinin Bosna Hersek’te attığını bir kez daha kendisine ifade ediyorum, hoş geldiniz.

Bir hususu da sorulara geçmeden vurgulamak istiyorum. Çok güzel bir tevafuk oldu Bosna Hersek Başkanlık Konseyi Üyesi Sayın Ivaniç’le bugün yemekte biraz sonra birlikte olacağız. Son Başkanlık Konseyi Üyelerinin son ziyaretinde maalesef rahatsızdı dolayısıyla katılamamıştı. Bu sefer hem Başbakanı, hem de Sayın Ivaniç’i birlikte ağırlamaktan, yemekte birlikte olmaktan da büyük bir memnuniyet duyacağım ona da hoş geldiniz diyorum.

SORU: Efendim, ilk sorum size, asıl sorularım yargı başlığında. Vatandaşlıktan çıkarılmayla ilgili bir tartışma sürüyor Sayın Cumhurbaşkanının açıklamasından sonra terör örgütü mensuplarının. Siz böyle bir çalışmam yok demiştiniz, ancak birkaç saat önce Adalet Bakanı Cumhurbaşkanının söyledikleri bizim için talimattır dedi. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

İkinci sorum da, milletvekili Galip Ensarioğlu AK Parti Diyarbakır milletvekili, yasama, yürütme, yargı bizde dedi. Yargı bağımsızlığının tartışıldığı bir dönemde bu cümleyi nasıl değerlendiriyorsunuz? Yargı iktidarın kontrolünde mi?

BAŞBAKAN AHMET DAVUTOĞLU: Öncelikle ben de kısaca Uluslararası Adalet Divanının, Uluslararası Ceza Mahkemesince verilen kararla ilgili kanaatimi paylaşmak isterim. Savaş yıllarının hemen sonrasında 1996 yılı başında Bosna’ya bir ziyaretim olmuştu akademisyen olarak, savaşın ve işlenen katliamların bütün acısı insanların yüzünde ve toprakların her yerine sinmişti. Kimse hiçbir gerekçeyle Bosna’da yaşanan acıyı hafife alamaz, bu acıya bir şekilde katkıda bulunmuş savaş suçlularını da mazur göremez. Son alınan karar, verilen ceza yıllar sonra da olsa savaş suçlularının karşılığını bulmuş olması bakımından önemlidir, doğrudur. Ama cezanın mahiyeti ve bazı Seselj gibi biraz önce Sayın Başbakanın zikrettiği açık savaş suçu işlemiş ve teşvik etmiş soykırımı teşvik etmiş kişilerin bunun dışında kalmış olması bu acıların hissetmiş olan Bosna halkı nezdinde tabi ki tatmin edici olmamıştır. Ama en büyük cezayı zaten bu barbarlar insanlık vicdanında aldılar, 20. yüzyılın en barbarca cinayetleri Bosna Hersek’te işlendi, her yıl Srebrenitsa’da yaşanılan anılar dahi bunun şahididir. Kimse bunu yok sayamaz, kimse şu veya bu hafifletici sebep ileri sürerek işlenen bu ağır insanlık suçlarının gölgesinden kurtulamaz. O bakımdan biz her zaman en başından itibaren sadece Bosna Hersek’in dostu bir ülke ve Bosna’ya aşkla bağlı kişiler olarak değil, birer insan olarak bu savaş suçlarına karşı açık ve net bir tutum takındık. Eminim bir gün Suriye’de ve diğer yerlerde işlenen savaş suçlarının müsebbipleri de bu şekilde bir hesap verme durumunda kalacaklardır.

Diğer sorulara gelince, arkadaşlar Türkiye anayasal çerçevesi belli olan demokratik bir hukuk devletidir. Demokratik hukuk devleti kuralları yasama, yargı, yürütmenin yetkilerinin ve sorumluluklarının nereden başlandığını, nerede bittiğini açık bir şekilde ortaya koyar. Anayasayı değiştirmek istesek de bu anayasayı ve bunun için çaba sarf etsek de bu anayasal çerçevenin bugün geçerli olan bu anayasal çerçeve yürütme, yasama, yargı ilişkilerinde de geçerlidir ve yargı kesinlikle bu anlamda yürütmeden veya yasamanın etkisinden, özellikle de yürütmenin etkisinden bağımsız olarak işlevini sürdürmektedir. Yürütme, yasama ilişkileri de bugünkü anayasal çerçeve içinde yürümektedir, bunların birbirine tahakküm ettikleri gibi bir algıyı yansıtmak, bu konuda bir hükümde bulunmak doğru değildir. Her halükarda Türkiye demokratik, hukuk devleti kuralları çerçevesinde devlet işleyişini sürdürecektir, bütün diğer görüşleri şahsi görüşler olarak zikredebilirim, ama bizim Hükümetimizin, AK Parti’nin görüşü açık ve nettir. Türkiye demokratik hukuk devleti kuralları içinde yasama, yürütme ve yargının sınırlarının belli olduğu bir çerçevede politika belirlemektedir.

Teröre bulaşan teröristlerin vatandaşlıktan çıkartılması konusunda Finlandiya ziyaretine çıkmadan önce gerekli açıklamayı yapmıştım. Eğer bir kişi bir ülkede otobüs duraklarında kendini patlatarak intihar saldırılarında bulunuyor ve o ülke vatandaşlarının canına kastediyor, hiç tanımadığı kişilerin canına kastediyor tanımış olsa da fark etmez, ama kastediyorsa zaten o ülkeyle manevi bağı kopmuş demektir. Hukuki bağının kopması ise bugünkü meri hukuk çerçevesinde ortaya konan duruma baktığımızda 2009 yılında çıkarılan kanun çerçevesinde kimlerin vatandaşlıktan çıkarılacakları belli, bunu ben açık bir şekilde ifade ettim, yeni bir düzenleme yapılması icap ederse terörle mücadele bağlamında bunu da değerlendiririz dedim, ama var olan çerçeve bu. Şu anda Hükümet olarak böyle bir çalışma yapıldı mı sorusuna da verdiğim cevap, şu anda böyle bir çalışma gündemimizde yoktu. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadeleri var, ama bunun çerçevesi terörle mücadele bağlamında değerlendirmesini her zaman yaparız, ama dediğim hususlarda yaşanan gerçek durum bundan ibarettir. Esas itibariyle bu teröristlerin psikolojik ve manevi bağları zaten bu ülkeyle kopmuş olduğu için bu terörist faaliyetleri yapmaktadır, diğer hususlar ayrıca değerlendirilir.

SORU: Sayın Başbakan, İsrail’le ilişkilerin yeniden normalleşmesi kapsamında Sayın Cumhurbaşkanı geçtiğimiz günlerde bir açıklamada bulunmuştu, Nisan ayının ortasında yeniden bir görüşme yapılabileceğine dair ve bazı haberlerde iki tarafın da bugün için bir görüşme yapacağı yönünde bir haber yansımıştı. Doğru mudur ve nasıl bir sonuç bekleniyor bu görüşmelerden? Birinci sorum bu olacak efendim.

İzninizle ikincisi de dokunulmazlıklara ilişkin olacak. Siz CHP’nin teklifini beklediğinizi söylemiştiniz, o teklif size ulaştı mı? Ve eğer tavırlarında CHP’nin bir değişiklik olmazsa, AK Parti’nin tavrı ne olacak?

BAŞBAKAN AHMET DAVUTOĞLU: İsrail’le yürütülen görüşmeler bir zamandır devam ediyor, zaten gerekli görüldüğünde bu konuda basına gerekli bilgiler verildi. Evet, bugünlerde de bu görüşmeler sürüyor, bu görüşmelerde bizim en başından itibaren temel ilkelerimiz, çerçevemiz belli, bu çerçevede arkadaşlarımız görüşmeleri yürütüyorlar. Eğer taleplerimiz karşılanırsa Türkiye’nin en başından 2010 yılından itibaren zikrettiği talepler karşılanırsa zaten ondan sonra atılacak adımlar bellidir, ama belli önemli bir zeminde ortak bir zeminde seyretmekte olduğunu ifade edebilirim neticesini hep beraber göreceğiz, değerlendireceğiz.

Dokunulmazlık meselesinde bizim ilkeli, açık, net tutumuz karşısında muhalefet partileri daha önce bu tavrı kendileri bu tutumu beklediklerini kendi politikaları gibi ifade eden muhalefet partileri birer birer tutumlarından vazgeçen tavırlar sergiliyorlar. Biz çok açık hiçbir şeyden çekinmiyoruz ve dokunulmazlık konusunda bütün dosyaların gelmesi için de gerekli çalışmayı yapacağımızı ifade ettik. Cumhuriyet Halk Partisi önce ne yapacağını bilemedi sonra karşı teklif gibi bazı teklifler getirdi, son olarak ifadelerinden anlaşılıyor ki bu meydan okumanın karşısında olumlu bir cevap verecek cesaretleri, yürekleri, temiz vicdanları yok böyle olduğu anlaşılıyor, açık bir şekilde. Şimdi bize düşen ve yapacağımız derhal yapacağımız husus dün de Finlandiya’dan grup başkanvekili arkadaşlardan bilgi aldım CHP’nin cevabı üzerine, yapacağımız husus bu çerçevede anayasa değişikliği geçici anayasa maddesi de içinde olmak üzere yaparak süreci başlatmak. Ve biz karar verdiğimiz, söz verdiğimiz hiçbir konuda geri adım atmadık, bu konuda da süreci derhal başlatma talimatını arkadaşlara verdik.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.