Basbakan Erdogan’in 12 Temmuz tarihli Antalya Mitingi konusmasinin tam metni
Sevgili Antalyalılar, çok değerli kardeşlerim, sevgili gençler, hanımefendiler, beyefendiler; bugün bir kez daha sizleri, tüm Antalya’yı, tüm Antalyalı kardeşlerimi hasretle, muhabbetle selamlıyorum.
En başta, Antalya’ya, Antalyalı kardeşlerime 30 Mart’ta AK Parti’ye verdiğiniz o büyük destekten dolayı teşekkür ediyorum. Antalya’da Fetret Dönemi sona erdi, Antalya’da karabulutlar dağıldı, Antalya bir kez daha AK Parti dedi, bir kez daha millete hizmet siyaseti dedi. İnşallah bu yeni dönemde eskisinden çok daha farklı bir gayretle, çok daha yoğun çalışacak, Antalya’da farkımızı ortaya koyacağız.
30 Mart’taki bu güzel tercihinizden dolayı her birinizi tebrik ediyorum. 3 Kasım seçimlerinden bugüne kadar Antalya’nın bize verdiği destek için şükranlarımı sunuyorum, Allah razı olsun diyorum.
Kardeşlerim, biz Antalya’ya seçimden seçime uğrayan bir lider, bir parti değiliz. Şu meydanın dili olsa konuşsa, 10 Haziran 2012’de geldik, burada toplu açılış yaptık. 14 Aralık 2013’te geldik, yine toplu açılışlar yaptık, 1 katrilyon 211 trilyon liralık eser ve hizmet kazandırdık. 15 Mart’ta geldik seçim mitingimizi yaptık, aradan sadece 4 ay geçti, bugün bir kez daha Antalya’dayız. Bugün Antalya’da bir kez daha seçim mitingi yapıyoruz, ama bu farklı, şimdi ilk defa cumhurbaşkanını seçeceksiniz, bir kez daha Türkiye’nin geleceği hakkında kararı siz vereceksiniz.
Kardeşlerim, Cumhurbaşkanlığı seçimi için 5 Temmuz’da yola çıktık. Kardeşlerim, yolculuğa nereden başladık? Samsun’dan, istiklal mücadelesinin ilk adımının atıldığı Samsun’dan, biz de yeni Türkiye’nin ilk adımını attık. Ardından, tabi Samsun’da işi bitirmedik, ertesi gün Canik’te bir meydan mitingi yaptık, oradan Tekkeköy’e geçtik, orada da bir meydan mitingi yaptık, ama ardından biliyorsunuz kongreler silsilesinin ikinci ayağı Sivas’tı, Sivas’ı sonrası bıraktık, Erzurum Kongresine geçtik, Erzurum mitingini yaptık, ardından Denizli, ardından Tokat, Ardından Yozgat. Dün İstanbul’da muhteşem bir törenle Cumhurbaşkanlığı Vizyon Belgemizi Türkiye’ye ve dünyaya açıkladım. İzlediniz mi? ("Evet" sesleri) Takip ettiniz mi? ("Evet" sesleri) Nasıl buldunuz? Evvel Allah bunları hayata geçireceğiz, hiç endişeniz olmasın. Önümüzdeki 5 yıllık dönemde yapacaklarımız, 2023 yolunda yapacaklarımızı kamuoyuyla paylaştık. Bugün Antalya’dayız, yarın inşallah Şanlıurfa’dayız, 10 Ağustos’a kadar durmak yok yola devam, durmayacağız, ulaşabildiğimiz kadar il’e ulaşacak, bu büyük dönüşümü, bu büyük değişimi milletimizle paylaşacağız.
Kardeşlerim, dün Cumhurbaşkanlığı Vizyon Belgemizi açıklarken, buraya özellikle dikkatlerinizi çekmek istiyorum, İstanbul’da Haliç Kongre Merkezinde yaklaşık 4 bin kişinin katıldığı, toplumdan farklı kesimlerin temsilcilerinin bir araya geldiği bir toplantı yaptık. Kardeşlerim, salonda hepinizin çok yakından tanıdığı çok değerli sanatçılarımız vardı, sporcular vardı, aydınlar, yazarlar, sivil toplum örgütü temsilcileri vardı, siyasetçiler vardı, o salonda aynı zamanda millet vardı. Şimdi o toplantının arından özellikle sanatçılarımıza yönelik medyada, sosyal medyada bir linç kampanyası uygulamaya başladılar, küfür, edebe, adaba uymayan, aile terbiyesinden yoksun hakaretler etmeye başladılar. Kardeşlerim, işte bunların demokratlığı bu kadar. Bu insanlar burada tercihlerini bu şeklide yapacaklar diye bir şey yok ki, davet ettik, sağ olsunlar onlar da davetimize icabet ettiler. Bunların özgürlük anlayışı bu kadar. Bunlar kendileri gibi olmayana, kendileri gibi düşünmeyene demokrasiyi hak görmezler, özgürlüğü kendi tekellerinde görür başkalarına özgürlük hakkı tanımazlar. Mahalle baskısı derler, diktatörler, kutuplaşma derler, kendileri ne yazık ki bu yalanlarının altında kalırlar, alasını başkalarına uygularlar, on yıllar boyunca bunu yaptılar. Kendileri için demokrasi istediler, Türk’ten, Kürt’ten, Laz’dan, Gürcü’den, Boşnak’tan, Roman’dan, aklınıza ne gelirse, Alevi’den, Sünni’den demokrasiyi esirgediler. Kendileri için özgürlük istediler, yoksullara, ezilmişlere, gariplere özgürlüğü çok gördüler. Artık o günler geçti, ne demokrasi, ne özgürlük, ne de siyaset artık hiç kimsenin tekelinde değildir.
Sanatçılar, sporcular, yazarlar onların toplantısına katılırlarsa iyi, bizim toplantımıza katılırlarsa kötü. Bu alışkınlıklar eski Türkiye’de kaldı, yeni Türkiye’de biz böyle linçlere, linç kampanyalarına prim vermeyiz. İstedikleri hakareti etsinler, istedikleri yalanı, iftirayı piyasaya sürsünler, yeni Türkiye’nin kuruluşunu engellemeyecek, artık değişimini önünü kesemeyecekler.
Kardeşlerim, bakınız, bunlar yıllardır hem CHP’yi destekler, bu sosyal medyadakileri söylüyorum, eski Türkiye’yi destekler, hem de Nazım Hikmet’i istismar ederek oradan prim sağlamaya çalışırlar. Peki, şimdi ben Antalya’dan Türkiye’ye sesleniyorum; Nazım Hikmeti sürgüne gönderen, sürgünde ölmesine yol açan kim? CHP. Kardeşlerim, Nazım Hikmet’e vatandaşlığını iade eden kim? AK Parti.
Kardeşlerim, malum bu Kılıçdaroğlu hem Dersim’de katliamı yapan, Dersim’in istismarını yapan CHP. Peki Dersim için özür dileyen kim? Devlet adına Tayyip Erdoğan. O katliamın benimle ne alakası vardı? Ama şu anda devlette süreklilik esastır diye bu görevi on yıllardan sonra ben yaptım. Kimin samimi olduğu, kimin de istismarcı olduğu ortada.
Şimdi ben sanatçılarımıza sesleniyorum; hiç çekinmeyin, hiç tedirgin olmayın, bize oy verip vermemek ayrı bir konu, ama bir toplumun sanatçısına kendisi gibi düşünmüyor diye bu denli hakaret edenler nasipsizdir.
Ben CHP’ye gönül veren kardeşlerime inanıyorum, MHP’ye gönül veren kardeşlerime de inanıyorum, ama Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde HDP’ye gönül veren kardeşlerime de sesleniyorum, inanıyorum ki bu ülkeye hizmet verme noktasında Başbakanlarının bugüne kadar sağladığı başarı ortada dururken, Cumhurbaşkanlığı seçiminde kendi başkanını çok daha güçlü olarak çıkarak ve bu hizmet kervanı yoluna güçlenerek devam edecektir.
("Dik dur eğilme, bu millet seninle" sesleri) Bundan endişeniz var mı? Biz kula kulluk etmeyiz, kul karşısında eğilmeyiz, biz sadece Hakk’ın karşısında rükuda eğiliriz, başka eğilme yok.
Kardeşlerim, biliyorsunuz 2007 yılında, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 11’inci cumhurbaşkanını seçmek istedik, önümüze anlamsız engeller çıkardılar. Ne dediler? Size cumhurbaşkanı seçtirmeyiz dediler. CHP yanına emekli hukukçuları aldı, yüksek mahkemeleri aldı, dönemin Cumhurbaşkanını aldı, çeteleri aldı, size cumhurbaşkanı seçtirmeyeceğiz dediler. Öyle mi dedik, o zaman biz de halka gidiyoruz dedik. Ne yaptık? Önce 22 Temmuz’da genel seçimleri yaptık, yüzde 47 oy oranıyla milletimizden tekrar yetki aldık, ardından halk oylamasına gittik, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini milletimize götürdük; milletimiz buna ne dedi? Yüzde 69’la evet dedi.
Kardeşlerim, şimdi ben merak ediyorum, o zaman milletin cumhurbaşkanını seçmesine hayır diyenler, acaba şimdi milletin karşısına nasıl çıkacaklar? Bu Kılıçdaroğlu halkın karşısına nasıl gelecek? Bu Bahçeli halkın karşısına nasıl gelecek? Bu HDP nasıl gelecek? Ya siz halkı inkar ediyorsunuz, halkı ret ediyorsunuz, ama biz diyoruz ki, bu hareketi halk başlatmıştır, halkımızla devam ediyoruz. Ve ilk kez Cumhuriyet tarihimizde cumhurbaşkanını sandıkta belirleyeceğiz, siz belirleyeceksiniz siz, vekiller değil asıllar, siz belirleyeceksiniz.
Cumhurbaşkanının sandıkta belirlenmesi ne anlama geliyor? Bakın, 1945 yılında İkinci Dünya Savaşı sona erdi, Almanya yerle bir oldu, Japonya’ya iki atom bombası atıldı, Belçika, Avusturya, Fransa, İngiltere, daha nice ülke yıkıldı, yakıldı. Peki onlar sonra ne yaptılar? Çalıştılar, didindiler, mücadele ettiler, şu anda çok güçlü ülkeler, ekonomiler inşa ettiler. Peki, o süreçte Türkiye ne yaptı? Değerli kardeşlerim, Türkiye maalesef tribünden izlemekle yetindi, Türkiye uzaktan takip etti. Evet, 50 yıl önce AK Parti olsaydı Türkiye bugün böyle olmazdı. Avrupa’da öyle diyorlar, Avrupa’da son yaptığım gezilerde pankartlar açıyorlar, 50 yıl önce gelseydiniz biz bugün burada olmayacaktık diyorlar. Güzel yakalamışlar değil mi? ("Evet" sesleri)
Türkiye de Avrupa’da olup bitene hayranlıkla bakmak zorunda kaldı. Avrupa yeniden ayağa kalkarken, büyük yatırımlar yaparken, dünya ticaretinden büyük paylar alırken, Türkiye’de devlet neyle uğraştı? Maalesef Türkiye’de devlet camilerle uğraştı, devlet Kur’an öğretilmesiyle, öğrenmesiyle uğraştı, devlet ezan Türkçe mi okunsun, aslıyla mı okunsun, bununla uğraştı, milletin diliyle uğraştı, kültürüyle uğraştı, yazarlarla, sanatçılarla uğraştı, devlet Alevinin haklarıyla, Sünnilerin haklarıyla uğraştı. Avrupa ekonomileri hızla büyürken, bizde darbe üstüne darbeler yaşandı. Avrupa ülkelerinin iş gücü kendilerine yetmedi, dışarıdan iş gücü ithal ettiler, biz büyük ülke olmak yerine o ülkelere iş gücü göndermek zorunda kaldık. Şu anda Avrupa’da yaklaşık 6 milyon insanımız var, 6 milyon.
Ne zaman millet hükümetini seçtiyse, darbelerle o hükümetleri görevden uzaklaştırdılar, komplolarla, tuzaklarla, mafya eliyle, manşetlerle milletin hükümetlerini görevden uzaklaştırdılar. Millet bir şeyden anlamaz dediler, millet iyi seçim yapamaz dediler, millet kendi idarecisini seçemez dediler, her şeyi en iyi biz biliriz dediler, biz ne dersek o olacak dediler, millete söz hakkı vermediler, Türkiye’yi yerinde saydırdılar. İşte şimdi biz de diyoruz ki, size millete tepeden kapma yetkisini kim verdi? Bunlara bu hesabı soracak mıyız? ("Evet" sesleri) Soracak mıyız? ("Evet" sesleri) Milleti aşağılama yetkisini bunlara kim verdi? Millet adına karar verme yetkisini, onlara sesleniyorum, kimden aldınız? İşte onun için diyoruz ki, çekilin aradan, milletle bizim aramıza girmeyin, kararı millet verecek diyoruz. 3 Kasım seçimlerine giderken ne dedik? Yeter dedik, yeter, söz de, karar da milletindir dedik. Çeteleri aradan çektik, o karanlık manşetleri aradan çektik, kendisini milletin üzerinde gören, o zorba, o ceberut kesimleri aradan çektik. 12 yıl boyunca milleti her şeyin üzerinde tuttuk. Siz siz, karar verici sizsiniz, sizin yetkinizi kimse alamaz.
Kardeşlerim, şimdi bir kez daha aradaki aracıları kaldırıyoruz, cumhurbaşkanıyla milletin arasındaki aracıları ortadan kaldırıyoruz. Millet, yani cumhur artık kendi cumhurbaşkanını seçiyor. 10 Ağustos’ta inşallah milletle devlet artık tam manasıyla, tam bir muhabbetle kucaklaşıyor, aracılar aradan çekiliyor, vekiller aradan çekiliyor, asıllar devreye giriyor, millet artık cumhurbaşkanını kendisi tayin ediyor.
Kardeşlerim, çok büyük bir değişim yaşıyoruz, on yıllardır hasretini çektiğimiz bir büyük dönüşümü yaşıyoruz. Türkiye’nin önündeki tüm engelleri, tek tek kaldırıyor, Türkiye’nin ayağındaki zincirleri söküp atıyor, Türkiye’yi prangalarından koparıyoruz ve bu prangalardan Türkiye’yi kurtarıyoruz.
Bakın burada, Antalya’da şu noktanın altını özellikle çiziyorum: 10 Ağustos’ta yeni Türkiye’nin kapıları ardına kadar açılacak, yeni Türkiye sadece bize oy verenlerin, sadece bizi sevenlerin Türkiye’si değil, yeni Türkiye 77 milyonun Türkiye’si olacak. Bu Türkiye’de herkese özgürlük var, bu yeni Türkiye’de herkese iş var, bu yeni Türkiye’de herkesin hakkı muhafaza edilecek, bu yeni Türkiye’de herkesin yaşam tarzı çok daha güçlü şekilde korunacak.
Ah kardeşlerim, bundan 12 yıl önce benim başörtülü kızım, kardeşim, okula gidebiliyor muydu? ("Hayır" sesleri) Devlette çalışabiliyor muydu? ("Hayır" sesleri) Peki şimdi gidebiliyor mu? ("Evet" sesleri) Devlette çalışabiliyor mu? ("Evet" sesleri) Ülke bölündü mü? ("Hayır" sesleri) Devlet çöktü mü? ("Hayır" sesleri) Buyurun, tablo burada, başı açık kardeşim de var, başı örtülü kardeşim de var, el ele, omuz omuza yarınlara yürüyoruz. Neydi bu zulüm? Bunların hepsi bizim yavrularımız. Ama bunlar ne dediler? Sen başörtülü müsün, senden ancak olsa olsa kapıcı olur dediler, senden ancak tarlada, bahçede çalışan olur, senden avukat olmaz, senden doktor olmaz, senden öğretmen olmaz dediler; biz de olur dedik ve bunu gerçekleştirdik.
Katsayı koydular önünü kesmek istediler, katsayıyı da kaldırdık. Niye? Bu prangalar sökülüp atılacak. Bu bir yarıştır, bu yarışa hep birlikte girecekler, girdiler, hamdolsun, bak her taraf gayet iyi. Ama niyeti bozuk olanlar var, bunlar hala eski Türkiye’nin ürünleri ha, yeni Türkiye’den bunların haberi yok; isteseler de, istemeseler de olacak. İşte dün bizim
Vizyon Belgesini takip etmeye gelen bu sanatçılarımıza saldıran zihniyet neyse, onlar da o. Hani siz sanatçıları seviyordunuz ya, niçin böyle edep dışı, ahlak dışı yollara başvuruyorsunuz? Sizin gibi düşünmeye veyahut da gidecekleri yeri sizin belirlemenize bunlar tabi mi? Bunlar bu ülkenin en önde gelen sanatçıları. Siz bu hakkı kendinizde nereden buluyorsunuz? Hani siz mahalle baskısı yapmıyordunuz, nedir bu mahalle baskısı? Yıllardır ben buna maruz kaldım, ailemle maruz kaldım, ölümle tehdit edildi, cezaevinde tehdit edildim, hep bunu yaptılar, ama biz kefenimizi giyerek yola çıktığımız için bunlara aslı prim vermedik. Çünkü Allah’ın takdir ettiği ömrü bir an ne ileri, ne geri kimsenin almaya gücü yetmez, biz böyle inandık, böyle inandığımız için de bu yolda hizmete devam ediyoruz. Bize neler söylediler aman ha, ne olur dikkat et, buralarda böyle çıkıp da konuşma, ne olur olmaz. Ne olacaksa o olur.
Biz bu hizmet yolunda, ama millete hizmet ha, hani var ya bir malum Pensilvanya, o değil. Yeni Türkiye daha demokrat olacak. Yeni Türkiye daha müreffeh, daha özgür, daha bir kardeş olacak. Yeni Türkiye hem bölgesinde, hem dünyada öncü olacak, lider olacak. Artık Türkiye gündeminin içi boş meselelerle, sanal sorunlarla meşgul edilmesine izin vermeyeceğiz, bizim yapacak çok daha önemli işlerimiz var.
Yıllarca bu kardeşlerime, başörtülü kardeşlerime nasıl zulmettilerse, bundan sonra zulmedemeyecekler. Meslek liseleri dediler, imam hatip okulları dediler, milleti katmanlara böldüler. Türk dediler, Kürt dediler, Arap, Gürcü, Çerkez, Roman, Pomak dediler, Alevi dediler, Sünni dediler, doğulu, batılı dediler, Türkiye’nin kaynaklarını çarçur ettiler. Bizim artık böyle sana sorunlara ayıracak vaktimiz yok, bunların hepsini çözdük, çözüyoruz. İnşallah artık enerjimizi, kaynaklarımız, uhuvvetimizi ve muhabbetimizi yeni Türkiye için, büyük Türkiye için sarf edeceğiz, on yıllardır ertelenen büyük değişimi, büyük dönüşümü artık çok kararlı şekilde gerçekleştireceğiz.
Kardeşlerim, bakın Antalya’da Antalyalı kardeşlerime bir şey sormak istiyorum; Allah aşkına, şu Antalya’da CHP’nin ne hizmeti var? ("Hizmeti yok" sesleri) Şu Antalya’da Allah aşkına MHP’nin ne hizmeti var? ("Hizmeti yok" sesleri) Hizmeti koy bir kenara, bu CHP’nin, bu MHP’nin Antalya için hangi hayali varsa, hangi projesi, hangi hedefi var? Bunlar yapmayı bilmezler, bunlar sadece ve sadece yıkmayı bilirler. İşte şu anda Ankara’da mahkeme kapılarında siyaset yapmaya çalışıyorlar, milletin içinde değiller. Neredeler? YSK’nın önündeler, Anayasa Mahkemesi’nin önündeler, eski Türkiye’nin özlemi içindeler.
Bakın, CHP kendi içinden bir cumhurbaşkanı adayı çıkaramadı. 2010 yılında mevcut Genel Müdür eski Genel Başkanı ziyaret etti, çıktı, Sayın Baykal’ın yanından ayrılınca ben aday olmayacağım dedi, 24 saat sonra hemen aday oldu. O sırada ne dedi? CHP’nin eski Genel Başkanını cumhurbaşkanı seçeriz dedi, hatırlıyor musunuz? Ama aday yapmadılar, CHP içinden kendi ürettikleri vasıflara uyan bir tane aday çıkaramadılar. Dedim ki, ya Sayın Kılıçdaroğlu, senin bu saydığın vasıflara sen uymuyor musun, sen uymuyor musun ya? Gel sen aday ol. Madem Başbakan uymuyor, sen aday ol, gel. Niye çıkmadı? Aynı şekilde Bahçeli vasıflar sayıyor, tamam, partinizin içinde bu vasıflara uygun kimse yok mu ya, sende de yok mu? Sende varsa bu vasıflar sen aday ol. O da olamadı. Niye? Görüyor sandığı, sandığı gördüğü için. Doğruyu millet söyler millet; ama bunların millete inancı yok, millete saygısı da yok. İşte 30 Mart seçimlerinde gördük, ikisinin toplam oyu AK Parti’nin oyu kadar etmiyor.
Kardeşlerim, bakınız 99’da MHP Hükümet ortağı oldu, ne denildiyse harfiyen onu yerine getirdi, bir kez olsun çıkıp masaya yumruğunu vuramadı. Bunları suratına biliyorsunuz Milli Güvenlik Kurulunda anayasa kitapçığı fırlatıldı, Türkiye alt-üst oldu. Neredeydiniz ya, niye kalkıp da bu anayasa kitapçığı sizin suratınıza fırlatıldığı zaman cevabını veremediniz? 2000 yılında cumhurbaşkanı seçilecek, MHP’ye bir aday dayattılar, buna oy vereceksin dediler, boynunu büktü kabul etti. Kendi içinden aday çıktı, Meclis içinde o MHP’li adayı dövdüler MHP’liler ve Bahçeli’nin sesi çıkmadı. 30 Mart’ta MHP yine iradesini başka yerlere teslim etti. Geldik Cumhurbaşkanlığı seçimlerine, Sayın Bahçeli’nin iradesi yok.
Antalya’daki MHP’ye gönül veren kardeşlerime tekrar sesleniyorum; bunu sineye çekecek misiniz? ("Hayır" sesleri) Bu iradesizliğe sessiz kalacak mısınız? ("Hayır" sesleri) Tekrar CHP’li kardeşlerime de sesleniyorum; iradenizi Pensilvanya’ya teslim etmiş bu Genel Müdüre sessiz, tepkisiz kalacak mısınız? ("Hayır" sesleri) Ben inanıyorum ki, Antalya’da CHP’li kardeşim de, MHP’li kardeşim de, HDP’li kardeşim de yapay adaylara değil, ithal adaylara değil, milletin adayına oy verecek, ben bunu görüyorum. Antalya inanıyorum ki 10 Ağustos’ta yeni Türkiye diyecek, büyük Türkiye diyecek, güçlü Türkiye diyecek.
Kardeşlerim, yeni süreçte hem Antalya için, hem tüm Türkiye için inşallah çok daha güzel, çok daha iddialı hedeflerimiz var, 12 yıl boyunca yaptığımız büyük hizmetleri bir üst aşamaya çıkaracağız. Halkın oylarıyla seçilmiş bir cumhurbaşkanı, halkın oylarıyla belirlenmiş bir hükümet inşallah Türkiye’yi daha da ilerlere, inşallah şaha kaldıracaktır. Özgürlükler daha da genişleyecek, demokrasinin standartları daha da yükselecek. Avrupa Birliği’nin yolu daha da hızlanacak. Çözüm süreci, milli birlik ve kardeşlik süreci, kararlıkla ilerleyecek. Kim ne yaparsa yapsın, ne derse desin, bu bölgede, bu dünyada artık Türkiye ben de varım dedi, demeye devam edecek. Bu dünyada, bu bölgede artık güçlü bir Türkiye var, ekonomisiyle güçlü, demokrasisiyle örnek, toplumuyla kardeş bir Türkiye inşallah 21. yüzyılı şekillendirecek.
Şimdi sizlere bir müjde veriyorum, dün açıkladım, Merkez Bankası milli bankamız değil mi? ("Evet" sesleri) Merkez Bankası biliyorsunuz geçen gezi olaylarında 135 milyar dolardan döviz rezervi 120 milyar dolara düşmüştü. Biz göreve geldiğimizde neydi biliyor musunuz? 27,5 milyar dolar. Kim vardı iş başında? MHP, DSP, ANAP vardı, döviz rezervi 27,5 milyar dolar. Şimdi ne oldu biliyor musunuz? Tekrar 135 milyar dolara döviz rezervini çıkardık.
IMF’e borcumuz vardı biliyorsunuz, 23,5 milyar dolar. Şimdi IMF’e borcumuz kaldı mı? ("Hayır" sesleri) Onu da sıfırladık, bütün borcu ödedik, o da bitti, ama bunlar rahatsız.
Antalya’da turizm çok önemli değil mi? Kardeşlerim, 2002 yılında Türkiye dünyanın en çok ziyaret edilen kaçıncı ülkesiydi biliyor musunuz? 17’nci. Şu anda kaçıncı ülke biliyor musunuz? 6’ncı ülke. Bak, 17’den 6’ya çıktık.
Kongre turizminde 2002’de 31’inci sıradaydık, şu anda 18’inci sıradayız; bak nereden nereye geldik.
Türkiye’ye gelen turist sayısı neydi biliyor musunuz? 13 milyon, şimdi 35 milyon. 2023’te inşallah bu nereye çıkacak biliyor musunuz? 50 milyon turist, 50 milyar dolar gelir, buraya çıkacak. Turizm gelirimiz biz geldiğimizde 8,5 milyar dolardı, 2013 sonunda 32 milyar dolara çıktı. İnşallah bu ivmeyi devam ettireceğiz, Türkiye’yi 2023’te dünyada ilk 5’in arasına yükselteceğiz turizmde.
Kardeşlerim, Antalya’nın benim nezdimde çok ayrı bir yeri var. Antalya’nın yatırımlarıyla, ihtiyaçlarıyla, projeleriyle her zaman çok yakından ilgilendim, belediyesi bizde olsun olmasın, oy versin vermesin, Antalya için projelerimiz kesintisiz sürdürdük. Antalya’yı turizmde, tarımda, sanayide, ticarette büyültmek için çok büyük mücadele verdik. Antalya’yı marka şehir yapacağız dedik, hamdolsun, bunu da başardık.
Antalya’ya 12 yılda ne kadar yatırım yaptık biliyor musunuz? 14,5 katrilyon. Ulaştırma ve haberleşmede 2,5 katrilyon, eğitimde 1,5 katrilyon, enerjide 679 trilyon, toplu konutta 628 trilyon, aile ve sosyal politikalarda 660 trilyon, tarım ve hayvancılıkta 548 trilyon, sağlıkta 459 trilyon yatırım yaptık.
Kardeşlerim, 1851 yılından bu yana çok sayıda ülkenin katılımıyla gerçekleşen dünyanın en büyük sergi etkinliği olan Expo’ya Türkiye ilk defa Antalya’da ev sahipliği yapacak. Expo Antalya 23 Nisan 2016 yılında başlayacak ve 6 ya boyunca açık kalacak. Botanik Expo’yla Antalya tam 1 katrilyon 2 trilyon liralık yatırıma kavuşacak.
Expo alanında bulunan Aksu ve Tehnelli Çaylarını ıslah ettik.
Expo’ya çıkan bütün yoları, alt ve üst geçitleri yapıyoruz, 54 kilometrelik kuzey çevre yolunun ihalesini yaptık, yapımına hemen başlıyoruz.
Expo çerçevesinde toplamda 9500 kişilik bir kongre merkezi, bir adet 5 bin kişilik, 1 adet 1500 kişilik 2 tane amfi tiyatro yapıyoruz.
Bitmiyor, Türkiye’de bir ilk olacak, tarım ve çevre müzesi, 98 metre yüksekliğinde bir Expo kulesi yapacağımız kalıcı yatırımlar arasında.
Expo için bölgeye 25 bin ağaç dikiyoruz, dünyanın her yerinde çeşitli bitki ve çiçeklerin olacağı, 100 ülkenin katılacağı bir kültür festivalini Antalya’yla buluşturacağız. Böylece, dünyanın önemli turizm merkezi olan Antalya’mıza, denizi, kumu, güneşi, golf turizmini, bir de kültürel alanı kazandırmış oluyoruz.
Yıllardır beklenen Antalya-Mersin Yolunun, yani Akdeniz Sahil Yolunun Antalya tarafını yüzde 90 oranında tamamladık, kalan kesimlerde çalışmalar süratle devam ediyor.
Kamu-özel ortaklığıyla Antalya’ya, burası çok önemli, bin yatak kapasiteli toplamda 6 hastaneden oluşan bir şehir hastanesi yapmak için çalışmalarımızı başlattık ve bu hastanede, evvel Allah eksik biiznillah olmayacak, burada derde deva.
Antalya için söz verdiğimiz 33 bin seyirci kapasiteli stadyumun yapımı sürüyor.
Antalya’ya hızlı tren projemiz devam ediyor. İnşallah şu anda Expo Antalya ile ilgi de biz bu noktada çalışmamız raylı sistem olarak var, şu anda Ulaştırma Bakanlığımız bunun çalışmasını da yürütüyor, bu yıl içerisinde Eskişehir-Kütahya kesimini yatırım programına alıyoruz.
Mahalli seçimler dolayısıyla 15 Mart’ta gerçekleştirdiğimiz mitingimizde Antalya’ya kazandığımız hizmetleri, projeleri, eserleri detaylı bir şekilde sizlere anlatmıştım, onun için burada, Antalya’da gerçekleştirdiğimiz hizmet ve projelerin tamamını saymaya gerek görmüyorum.
Burada şunu bilmenizi istiyorum: Allah nasip eder de milletimin teveccühüyle cumhurbaşkanı seçilersem, size söz veriyorum, Antalya’da devam eden tüm yatırımların, tüm hizmetlerin takipçisi olacağım, hiçbir hizmet yarım kalmayacak, hiçbir yatırım, hiçbir proje, hiçbir eser atıl kalamayacak, başlanmış bütün projeler bitecektir, takibimde olacaktır.
Cumhurun başı cumhurun her ihtiyacıyla ilgilenir. Adaylardan bir tanesi ne diyor? Ben icranın başı değilim diyor, benim yolla, köprüyle ne işim var diyor; öğrenecek öğrenecek, onları da öğrenecek. Ya bu ülkenin başı olacaksın, köprüyle, yolla alakan olmayacak, suyla alakan olmayacak; olur mu böyle bir şey ya? Devletin başı deniyor, bu sıradan bir olay değil, anayasa bunu böyle söylüyor. Bizim işimiz eser üretmek eser, hizmet üretmek, yatırım yapmak, bu ülkeyi kaldırmak, bu ülkeyi hak ettiği muhasır medeniyet seviyesine ulaştırmaktır. Bir taraftan ekmek diyeceksin, bir taraftan benim icrayla alakam yok diyeceksin; nasıl iş bu? İşte bunun için, bizim hizmet sevdamız asla bitmeyecek, bu sevda inşallah cumhurbaşkanlığı süresinde de devam edecek, başlattığımız projeleri bitireceğiz.
Gençler, bakınız, Boğaz’ın altından Marmaray’ı yaptık mı? ("Evet" sesleri) Ecdadımız Fatih gemileri karadan yürüttü, biz de denizin altından şimdi halkımızı yürütüyoruz.
İki; bakın şimdi 2 katlı bir tüp geçit yapıyoruz, önümüzdeki yıl açacağız, oradan da otomobiller geçecek. Bak biz yapıyoruz, niye? Ya biz yaparız be, bizim ecdadımız yaptıysa biz de yaparız. Ama çıkmış sağ olsun diğer aday arkadaşlardan bir tanesi diyor ki, bunu zaten Süleyman Bey, Ecevit, onlar başlatmıştı. Kendine iyi kılavuz seç, yanlış iş yapıyorsun. Biz göreve geldik ortada böyle bir şey yoktu. Sultan Abdülmecid, Sultan Abdülhamid’in böyle bir projesi vardı, biz o projeyi raftan indirdik, başladık ve bitirdik; bu bize ati bize.
Bak şimdi Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü yapıyoruz Boğaz’ın üstüne, 3’üncü köprü, 4 gidiş-4 geliş, ortadan da tren geçecek tren ve şu anda kuleler yükseldi hamdolsun. Ya Türkiye’ye bunlar yakışır, Türkiye’ye hızlı tren yakışır, Türkiye’ye bölünmüş yollar yakışır.
Kardeşlerim, 79 sene 6 bin kilometre yol yaptılar, 12 senede 17 bin kilometre bölünmüş yol yaptık; farkımız bu.
Biz geldiğimizde devletin borçlanma faizi yüzde 63’tü, şimdi tek haneli. Enflasyon yüzde 30’du, şimdi tek haneli, bak nereden nereye geldik. Bunlar durup dururken olmadı, çalışarak oldu, işi bilerek oldu.
Kardeşlerim, 10 Ağustos’ta bir ilk yaşanacak, 10 Ağustos’ta sandıklarda tarih yazılacak tarih. Sizin evlatlarınız, sizin torunlarınız yarın ne diyecek biliyor musunuz? Benim annem, benim anneannem ilk defa cumhurbaşkanı seçilirken gitti oy kullandı diyecekler; bu çok önemli, siz bu tarihin yazarları olacaksınız. Onun için sizlerden özellikle rica ediyorum, mutlaka sandığa gidin, yeni Türkiye’nin kuruluşu için mutlaka oy pusulasına mührünüzü basın. Antalya’ya tatile gelen kardeşlerimden de rica ediyorum, 10 Ağustos’ta tatillerine ara versinler, gitsinler oylarını kullansınlar, sandığa sahip çıksınlar, bu tarihi hadiseyi hiç kimse kaçırmasın. Yarın çocuklarımız bunun hesabını bize sorar ha, onun için bunu kaçırmayalım.
10 Ağustos seçimleri ülkemiz için, demokrasimiz için hayırlara vesile olsun, Ramazan-ı Şerif’iniz mübarek olsun. ("Amin" sesleri)
Şimdi ablalar, biliyorsunuz bizim bu Pensilvanya ile mücadelemiz bitmeyecek, buna devam edeceğiz, çünkü ulusal güvenliğimizi tehdit edenlere asla prim yok. Onun için kapı kapı dolaşmaya var mıyız? ("Evet" sesleri) Durmak yok… ("Yola devam" sesleri)
Ağabeyler, kapı kapı dolaşmaya var mıyız? ("Evet" sesleri) Çok çalışacağız, fazla bir zaman kalmadı görüyorsunuz, artık 1 ay bile yok, şöyle iftar sohbetlerinde, sahur sohbetlerinde bu konuları anlatalım, işleyelim.
Ve milletin içinden bir kardeşiniz olarak, biz size efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik, yine buna devam edeceğiz.
Allah bizleri iyi yoldan, doğru yoldan ayırmasın. ("Amin" sesleri) Rabbim bizi millet hizmet yolundan ayırmasın. ("Amin" sesleri) Rabim bizleri utandırmasın, mahcup etmesin. ("Amin" sesleri) 10 Ağustos yeni Türkiye yolunda, büyük Türkiye yolunda inşallah bir milat olsun diyorum. ("Amin" sesleri)
Ramazan-ı Şerif’in Antalya için, ülkemiz için, İslam dünyası için kutlu ve mübarek olmasını diliyorum. ("Amin" sesleri) Şimdiden Ramazan Bayramınızı tebrik ediyorum.
Allah bize yeter, millet bize yeter, Türkiye bize yeter. Milli irade, milli güç, hedef 2023.
Sağ olun, var olun.
Ve şarkımız, hazır mıyız? ("Evet" sesleri)
(Halkla Beraber Söyleniyor)
Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor, ban her şey Antalya’yı hatırlatıyor, bana her şey Türkiye’yi hatırlatıyor.
Hep beraber, tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet.
Teşekkür ediyorum, kalın sağlıcakla.