Basbakan Erdogan’in 16 Temmuz tarihli Sakarya Mitingi konusmasinin tam metni
Sevgili Sakaryalılar, sevgili kardeşlerim; bugün sizleri bir kez daha en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum. Bugün bir kez daha bizi coşkuyla bağrınıza bastığınız için sizlere sonsuz teşekkür ediyorum. Mübarek Ramazan ayının Sakarya’da da hayırlara vesile olmasını, tuttuğunuz oruçların, yaptığınız hayırların ve ibadetlerin kabul olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.
Kardeşlerim, “Sakarya; saf çocuğu masum Anadolu’nun. Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!” Evet beraber yürüdük, beraber yürüyeceğiz bu yolda. Uzun ince bir yoldayız gidiyoruz gündüz gece, gideceğiz gündüz gece.
20 Mart’ta geldik, Sakarya’da muhteşem bir buluşmayı bu meydanda gerçekleştirdik. Birisi diyor ki, buranın Belediye Başkanı buraya bir otopark bile yapmamış. Halbuki bunun altı otopark ya. Bunlar böyle işte. Kılavuzu karga olanın… Ve bu buluşmadan 10 gün sonra sizler sandığa gittiniz, Sakarya 30 Mart’ta yüzde 58 oy oranıyla bir kez daha AK Parti dedi. Bu muhteşem sonuçtan dolayı her birinize tek tek teşekkür ediyorum. Ahde vefanız için sizlere şükranlarımı sunuyorum. Allah sizlerden razı olsun, Rabbim Sakarya’daki bu uhuvveti, bu birliği, bu kardeşliği ebediyen muhafaza eylesin. (“Amin” sesleri)
Kardeşlerim, 30 mahalli seçimlerinde Türkiye yüzde 45,5 oranıyla bize destek verdi, bize güç verdi, bize özellikle Hükümetteki, belediyelerimizdeki performansımıza bir kez daha güvenoyu verdi. Ama millet 30 Mart’ta sadece bizi desteklemekle kalmadı, millet sandıkta CHP’ye de ders verdi, millet sandıkta MHP’ye de ders verdi, HDP’ye de ders verdi. En önemlisi de; bu aziz millet sandığa gitti Pensilvanya ihanet çetesine söyleyeceğini en sert şekilde söyledi. Tabii bu partiler, bu çevreler milletin sandıkta verdiği bu ibretlik dersi her zaman olduğu gibi okumadılar. Çünkü bunların hedefleri küçük, bunlar küçük olsun bizim olsun derdindeler. Onun için de belli merkezlerde, belli bölgelerde sıkışıp kaldılar. Birisi diyor ki; biz Kürtlerin partisiyiz, siyasi Kürtçülük yapıyor ve orada sıkışıp kalıyor. Ve birinci parti o mu oluyor? Yok, yine birinci parti biz oluyoruz. Birisi diyor ki; biz Türklerin partisiyiz, siyasi Türkçülük yapıyor. Peki o da Türklerin oyunu alıyor mu? Hayır, o geride nal topluyor, üçüncü parti, biz yine birinci parti oluyoruz. Biri diyor ki; biz kumsalların partisiyiz, ben demiyorum ha o diyor, CHP. Peki, o kumsallarda, sahillerde birinci parti yine AK Parti. Niye? Çünkü biz 77 milyonun partisiyiz. Çünkü biz Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Gürcü’süyle, Abhaza’sıyla, Boşnak’ıyla, Arnavut’uyla, Roman’ıyla, Pomak’ıyla velhasıl 77 milyonu yaratılanı severiz Yaratan’dan ötürü diyerek sevdik; bizim farkımız bu. Alevi-Sünni ayırt etmedik, hepsini sevdik. Niye? Çünkü beni yaratan Allah onları da yarattı, mesele bu. Yaptıkları bütün ahlak dışı saldırılara rağmen, bütün şer ittifaklarına rağmen milleti kandıramadılar, milleti aldatamadılar.
Benim aziz milletim, kardeşlerim unutmayın feraset sahibidir, basiret sahibidir. Milletim oynanan oyunu gördü, şantajları da gördü, montajları da gördü. Şimdi inşallah onların hesabını yine milletim görecek ve hukuk içinde de bunun hesabını ağır ödeyecekler, biraz sabır, biraz sabır. Türkiye’nin milli kurumlarına, milli değerlerine, milli projelerine yapılan ihaneti bu kardeşiniz çok yaşadı, çok yaşadı. Bunlar ihanet şebekesi, ihanet. Bu ülkede mafyayı nasıl çökerttiysek, çeteleri nasıl çökerttiysek, bu ihanet şebekesini de öyle çökerteceğiz Allah’ın izniyle, hiç endişeniz olmasın.
Kardeşlerim, şimdi yeni bir ittifak kurdular, 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde bir şer ittifakı. Aynı safha dizildiler, tesbih tanesi gibi yan yana geldiler. Kim var bu ittifakın içinde? CHP var, kuyruğunda MHP var, irili ufaklı oyları yüzde 1’i bile bulmayan milletten teveccüh göremeyen partiler var. Bu ittifakın içinde bir kez daha Pensilvanya ihanet çetesi var. Bu ittifakın içinde belli sermaye grupları, belli medya grupları var. AK Parti milletle yürüyor, milletin kurduğu ittifakla yürüyor. Kime karşı? Bu şer ittifakına karşı. Hiç merak etmeyin. Bu ilk kez olmuyor. 2007 halkoylamasında yine böyle şer ittifakı kuruldu. Ne yaptı milletim? Yüzde 69’la Anayasa değişikliğine evet dedi. Peki, şimdi hangi yüzle milletin karşısına gelecekler? Ya milletin cumhurbaşkanını seçmesine hayır dediniz de, şimdi hangi yüzle milletin karşısına geleceksin ey Kılıçdaroğlu, ey Bahçeli, ey bilmem diğerleri? Sakarya, o zaman ne dedi biliyorsunuz değil mi? Yüzde 77 oy oranıyla evet dedi, yüzde 77. 2010 halkoylamasında aynı şekilde yine bir şer cephesi oluşturdular. Türkiye genelinde bu defa milletim ne dedi? Yüzde 58’le bize destek verdi. Sakarya, yüzde 67 ile yine bize destek verdi. Şimdi geliyoruz 10 Ağustos’a, inşallah Sakarya’dan rekor bekliyoruz, rekor. Sakarya’ya bu yakışır. Eyvallah, ben Sakarya’nın bunu yapacağına inanıyorum. Milletim bu şer ittifakına bir kez daha gereken cevabı verecek. Çünkü CHP’ye oy vermiş kardeşlerim bu ittifaktan rahatsızlar. CHP’nin Pensilvanya ile ittifakından rahatsızlar. CHP’li kardeşlerim çatı aday diye sunulan sanal ithal adaydan rahatsızlar. Şu hale bak ya, ne diyor CHP’nin Genel Müdürü? Tıpış tıpış gideceksiniz bu aday oy vereceksiniz diyor. Böyle bir Genel Müdür olur mu? Geçenlerde A Haber’de 98-99 yıllarında bu SSK’nın Genel Müdürüyken, 6 yıl Genel Müdürlük yaptı, belki daha da fazla, değerli kardeşlerim Okmeydanı SSK ile Samatya SSK’nın halini izlediniz mi sahurda? O belgeseli gördünüz mü? ("Evet" sesleri) Arkada Ahmet Kaya’nın resmi var, ön tarafta bu oturuyor. Ya orada nasıl sırıtıyor ya, yani 3 yaşında bir yavrunun yanlış serum sebebiyle kolu kesiliyor, adam hiç rahatsız değil ya, hiç rahatsız değil. Ve hastaneden başka her şeye benzer, aman Yarabbim her taraf ne hijyeni, kan revan içinde. Tuvaletin içinde o dev çöp kutuları, çöp sandıkları, hepsi karışmış birbirine, çöp sepetleri falan, serumlar şunlar bunlar hepsi onun içinde. Yani oraya sağlam girsen hasta çıkarsın. Soruyor Savaş Ay rahmetli, adamın hiç umurunda değil, yine sırıtıyor. Nasıl sırıttığını biliyorsunuz zaten. Yani bir insanda edep olmazsa, yüz olmazsa sırıtır. Ya sen buranın Genel Müdürüsün arkadaş, ne bu hal? Hastane deyince akla ne gelir? Hijyen gelir. Ne Okmeydanı’nda, ne Samatya’da bu yok. Niye? Çünkü ruh dünyası hijyenik değil, maalesef. Ve kendisi şunu da itiraf ediyor: 10 yıl önce daha iyiydi diyor. Demek ki sen gerilettin, duman ettin, mahvettin, bundan Türkiye’ye fayda gelmez. İnşallah şimdi ben onu farklı bir şekilde haftaya Salı Grup Toplantısında yayınlayacağım, bütün Türkiye izlemeli, bir daha izlemeli. Çünkü kimin kim olduğunu herkes görmeli. Kardeşlerim, inanın üç koyun verin, üç koyun, kaybeder öyle gelir. Şimdi dün çıkmış benim kızımın yatak odasının kapısına astığı pusulayı ben örnek veriyorum bazı yerlerde, kızım ilkokula giderken o geceleri geç saatlerde eve geldiğimizden bir tanesinde, tabii beni göremiyor, biz çalışıyoruz, biz bunun gibi değiliz, bunlar sabah 9 akşam 5, böyle çalışıyorlardı, ama bizim öyle değil. Biz günde 16 saat mesai yapıyorduk, 18 saat mesai yapıyorduk. İşte bugünlere gelebilmek için bu mesaileri yaptık. İstanbul’a Belediye Başkanı olmak kolay değildi. Türkiye’ye Başbakan olmak kolay değildi, biz sürekli böyle çalıştık. Onlar yatarken biz koşturuyorduk farkımız buydu. Ve sevgili kızımın kapıya astığı, göremiyor babasını; babacığım, bir geceni de bize ayır. Ya dün bunu kullanıyor. Ya bu ne edepsizliktir be, bunu kullanıyor. Diyor ki; diyorum ya bu dürüst birisi değil. Ve üstelik ifadeyi kullanıyor bu yalancı ve hesap yapıyor kendine göre 12 Eylül’den önce diyor, halbuki ben öyle bir şey kullanmadım, onu bu söyleyebilir, ama ben söylemem. Ondan sonra diyor ki; hani Gazze’ye gidecekti şu tarihte bu tarihte. Biz bir defa kesin bir şeyi bir Başbakan olarak söylediğimizde gideriz, ama sen kalk da bakalım şu İsrail’i bir kına, kalk da şu Esad’ı bir kına. 200 bin insan öldürdü, 7 milyon insan Suriye’de şu anda maalesef sığınmacı durumunda değişik ülkelerde. Kınasana, hadi konuş, görelim bakalım. Dersim’i kınasana, çünkü Dersim’in arkasında CHP var, CHP yönetimi var, kınasana. Hani sen Dersimliydin ya, niye ağzını açmıyorsun, bir ifade kullan görelim seni. Kardeşlerim, yapamaz, çünkü bu uzaktan kumandalı. İnanıyorum ki CHP’li kardeşlerim 10 Ağustos’ta şu 12 yıllık Türkiye’ye verdiğimiz hizmeti görerek, 5 yıl İstanbul’a verdiğimiz hizmeti görerek, çünkü Sakaryalı İstanbul’da neler yaptığımızı bizim gayet iyi biliyor, bunları görerek nasıl bir CHP belediyesinden aldık, İstanbul’u nereye getirdik, bunu gayet iyi biliyor.
Ve değerli kardeşlerim, inanıyorum ki CHP’ye gönül veren kardeşlerim de bize destek verecek ve güzel bir ders verecekler bu Kılıçdaroğlu’na.
Öbür taraftan MHP tabanındaki rahatsızlık daha da büyük. MHP tabanı ne yazık ki edilgen, pasif bir hale getirildi, onlar da bizim milli değerlere nasıl sahip olduğumuzu biliyor. Kardeşlerim, Bahçeli iş başındaydı, Başbakan Yardımcısıydı, IMF’ten 23,5 milyar dolar borçla bize devretti. Aynı şekilde Merkez Bankası, bizim milli bankamız mıydı? Milli bankamızdı. Kasada ne vardı? 27,5 milyar dolar. Kardeşlerim, bakınız IMF’e olan borcu biz sıfırladık, şu anda IMF’e borç yok. Kardeşlerim, milli bankamız Merkez Bankasının döviz rezervi 27,5 milyar dolardı, geçen yıl Gezi olaylarında 135 milyar dolara çıkmıştı, o olaylardan sonra maalesef düştü, 120 milyar dolara kadar indi, şimdi tekrar 135 milyar dolara çıkardık.
Ey Bahçeli ya, sen yavru CHP’yle, yani DSP, ANAP’la beraber olduğun bu Hükümette 5 yıllığına sen iktidar değil miydin? İktidardın. Niye bırakıp kaçtın? Sakarya depreminin altında kaldı bunlar, Düzce depreminin altında kaldı bunlar, Gölcük depreminin altında kaldı bunlar. Kalkamadılar, battılar, bittiler, kaçıp gittiler. Yolsuzluk, her şey orada vardı. Ama biz değerli kardeşlerim, Van depremini yaşadık, 1 yılda 5 katrilyon harcadık ve Van’ı ayağa kaldırdık. Bingöl depremini yaşadık, 1 yılda ayağa kaldırdık. Simav depremini yaşadık, 1 yılda ayağa kaldırdık. Niye? Evvel Allah biz sağlam duruyorduk, bizim iktidarımız yolsuzlukların iktidarı değildi, biz güçlüydük. Bir taraftan borçları ödüyorduk, bir taraftan yatımlar yapıyorduk. Soruyorum; yolsuzlukların iktidarında değerli kardeşlerim 79 senede 6100 kilometre bölünmüş yol yapılan Türkiye’de, biz 12 yılda 17 bin kilometre bölünmüş yol yaptık; bizim farkımız bu, farkımız bu.
Değerli kardeşlerim, 205 bin derslik yaptık, Cumhuriyet tarihinin yarısından fazla ve hala yapmaya devam ediyoruz. Göreve geldik, 76 tane üniversitemiz vardı, şimdi 175 üniversitemiz var. Üniversite olmayan ilimiz yok, 81 vilayetin tamamında üniversite var.
Kardeşlerim, bununla da kalmadık. Türkiye’de kaç tane havaalanı vardı biliyor musunuz? 26 tane. Şimdi 52 hava alanı var. Ve İstanbul’da biliyorsunuz Karadeniz’in kıyısında şimdi yıllık yolcu kapasitesi 150 milyon olan bir havalimanı yapıyoruz. Türkiye’ye bu yakışır. Eğer milliysen, eğer milliyetçiysen ha bunu yapacaksın, öyle lafla milliyetçilik olmaz. Bunlar kafatası milliyetçisi, ben MHP’ye gönül veren kardeşlerime söylüyorum; millete hizmet yarışında Bahçeli maalesef çok çok geride kaldı, nal topluyor. Milleti sevenlerin inanıyorum ki çatısı altında toplanacağı hareket bu harekettir.
Kardeşlerim, biz yeni Türkiye mücadelesini veriyoruz. Karşımızda bir blok halinde eski Türkiye’yi savunanlar, eski Türkiye’yi isteyenler ve arzulayanlar var. Diyorlar ki çok borçlandık; yalan. Göreve geldik, milli gelirimiz neydi biliyor musunuz? 230 milyar dolar. Şu anda milli gelirimiz ne biliyor musunuz? 820 milyar dolar. Peki milli gelire borç oranı neydi? Biz göreve geldiğimiz zaman 100 liranın 73 lirası borçtu, şimdi 100 liranın 35 lirası borç, bak nereden nereye geldik. Borç yiğidin kamçısıdır, ama böyle hem ödeyeceksin, hem yatırım yapacaksın, biz bunu başardık. Enflasyon 30’du, yüzde 30, şimdi enflasyon tek haneli. Devletin borçlanma faizi yüzde 63’tü, şimdi tek haneli. Paramızın etrafında bol bol sıfırlar vardı, 6 tane sıfır koydular. Biz ne yaptık? Geldik bu 6 sıfırı attık, paramızın uluslararası piyasada değerini arttırdık.
Unutmayın 10 Ağustos’ta eski Türkiye ile yeni Türkiye arasında bir tercih yapacaksınız. İnanıyorum ki yeni Türkiye diyenler Erdoğan diyecek, eski Türkiye diyenler diğerleri diyecek. Eski Türkiye’de ne var? Ekonomik krizler var. Eski Türkiye’de ne var? Yolsuzluk var, yoksulluk var, yasaklar var. Eski Türkiye’de ne var? Koalisyonlar var. Kendi çıkarından başka hiçbir şeyi düşünmeyen zümreler var. Eski Türkiye’de başörtüsü yasağı var. Kimliklere yasak var, kültürlere yasak var. Ah ah, benim hanım kardeşlerim üniversiteye başörtüsüyle girebiliyor muydu? ("Hayır" sesleri) Nerede o CHP? Yok muydu? Vardı. MHP de vardı, ne yaptılar? Ama biz ne dedik? Sabır. Hallettik mi? Hallettik. Meslek liselerinin önünü açtık mı? Açtık. Katsayı engelini kaldırdık mı? Kaldırdık. Şimdi artık üniversitelere beni kızım başörtülü giriyor mu? ("Evet" sesleri) İstediği üniversiteye giriyor mu? ("Evet" sesleri) Devlet dairelerinde dahi başı örtülü olarak çalışabiliyor mu? ("Evet" sesleri) Mesele bu, işte yeni Türkiye bu. Bunu sizler zaten görüyorsunuz, yaşıyorsunuz.
Kardeşlerim, yeni Türkiye’de demokrasi var, yeni Türkiye’de özgürlükler var, yeni Türkiye’de toplumsal barış var. Yeni Türkiye’de büyük, ama daha da büyüyen ekonomi var. Eğer bugün dünyanın ekonomide 17. büyük ülkesiysek buraya yatarak gelmedik, çalışarak geldik. Ve şu anda G-20 ülkesiysek durup dururken buraya girmedik. Kardeşlerim, yeni Türkiye’de özgüven var, yeni Türkiye’de heyecan var, umut var, yeni Türkiye’de bölünmüş yollar var, yeni Türkiye’de yüksek hızlı tren var, yeni Türkiye’de yeni okullar, hastaneler, şehir hastaneleri var. Kardeşlerim, yeni Türkiye’de istikrar var. Yeni Türkiye’de güven, yeni Türkiye’de dürüstlük, yeni Türkiye’de istikrar var. Yeni Türkiye’de değerli kardeşlerim, bölgesinde öncü, bölgesinde örnek mazlumlara el uzatan alan değil veren el olan bir Türkiye var.
Göreve geldik Türkiye fakir ülkelere ne ödüyordu biliyor musunuz? 45 milyon dolar. Şimdi ne ödüyoruz biliyor musunuz? 3.5 milyar dolar. Şimdi artık kabuğunun içine sıkışmış bir Türkiye yok, nerede bir mazlum sesi varsa Türkiye orada. Filistin’den ses mi geliyor Filistin, Mısır Mısır, Libya Libya, Suriye Suriye, Irak Irak. Bak son günlerde yine birileri Suriye’den ülkemize iltica eden, buraya gelen kardeşlerimize yönelik maalesef bazı yerlerde provokatif eylemler var. Ben kimler tarafından bunların yapıldığını biliyorum, ama bu süreçte bunu seslendirmeyeceğim. Ama gerekirse açıklarım, şu anda seslendirmeyeceğim. Kardeşlerim, biz ecdadımızdan gördüğümüzde ensar bir milletiz. Muhacirin ne olduğunu, ensarın ne olduğunu çok iyi biliriz. Ve bombalardan kaçan, el aman diyenlere biz kapımızı kapayamayız. Düşünebiliyor musunuz? Şimdi burada yaşama mücadelesi veren, bize sığınarak yardım isteyen 1 milyon 150 bin insan var. Biz bunları bombalara mı terk edelim? Onun için biz ensar olmaya devam edeceğiz. Ben vatandaşlarıma, bu kardeşlerimize sahip çıkmalarını tavsiye ediyorum.
Kardeşlerim, bazıları sadece karanlığı severler, sadece karanlıkta yaşayabilirler. Bazıları sadece bataklığı severler, sadece bataklıkta yaşayabilirler. İşte karşımızda oluşan statüko cephesi eski Türkiye’yi savunarak ait oldukları yere dönmek istiyorlar. Dikkat edin, bu ittifak yapan cephe hiçbir ilkede, hiçbir politikada birbirlerine benzemiyorlar. Üstü Şişhane, altı kaval diye bir söz var; bunlar böyle. Ama bunların tek bir ortak yanı var, bunların hepsi de statükodan yanalar. Bunların hepsi de eski Türkiye’den yanalar. Siz buna izin vermeyeceksiniz ben bunu biliyorum. Allah’ın izniyle, sizin destek ve kararınızla eski Türkiye’nin kapıları kapandı ve inşallah bir daha açılmayacak.
10 Ağustos’ta eski Türkiye’nin kapılarını kapamaya var mıyız? (“Varız sesleri) Yeni Türkiye’nin kapılarını ardına kadar açmaya var mıyız? ("Evet" sesleri) Kardeşlerim, fazla bir gün yok ha, bakın burada artık 24 gün kaldı, 24 gün. Siz ağabeyler, kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? (“Varız” sesleri)Ablalar, kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? ("Evet" sesleri) Bunları anlatacağız. Bu şer cephesi her alanda gerilimi tırmandırmak, Türkiye’yi kutuplaştırmak istiyor. Bugüne kadar gerilimi bunlar beslediler, kutuplaşmayı arttırdılar. Milleti korkutarak ve sindirerek ayakta kaldılar. Şu anda da aynı politikayla ayakta kalmaya çalışıyorlar. Dilleri, söylemleri, hal ve hareketleri hep gerilim üzerine, hep kutuplaşma üzerine. Ama ben şunu söylüyorum, Ey Kılıçdaroğlu, ey Bahçeli, ey diğeri, bak şunu söyleyeyim: Sizin dilinizle size hitap etmeyeceğim. Çünkü benim aldığım edep dersi size sizin dilinizle hitap etmeye müsaade etmiyor. Nasıl hakaretler savurduklarını dinliyorsunuz değil mi, görüyorsunuz? Nasıl kolayca yalan söylediklerini, iftira attıklarını görüyorsunuz değil mi? Bununla kalmıyor, bir kez daha sokakta, caddede gerilimi tırmandırmanın mücadelesini veriyorlar. İşte en son dün Artvin Hopa’da bir yardım kuruluşunun, İHH’nın yetimlere iftar vermek için yaptığı hazırlığa alçakça saldırdılar, adice saldırdılar. CHP’nin bazı milletvekilleri de bu insanlık dışı saldırıyı alçakça övdüler. Kardeşlerim, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı sağda solda din pazarlıyor. Ama CHP ve yandaşları iftar sofralarına saldırıyor. Pensilvanya medyası da dostu CHP’yle birlikte bu saldırıya övgüler düzüyor. Hadi şimdi söylüyorum; bu üçlünün adayı İsrail’in aleyhinde konuşsana, konuşsana, hadi çık şöyle yiğitçe konuş bakayım. Şu hale bakın, düştükleri şu hale bakın. Hopa’da biliyorsunuz seçimleri 30 Mart’ta AK Parti’nin adayı kazandı, belli ki buna hazmedemediler. Bana da saldırdılar. Bulunduğum otobüsün camını-çerçevesini indirdiler. Yanımdaki Emniyet görevlilerinden bir tanesi haftalarca yoğun bakımda kaldı. Ve bunlar her zaman böyle, bunlar şiddetle netice almaya çalışırlar. CHP aynı zihniyettir, MHP aynı zihniyettir, BDP, yeni adıyla HDP aynı zihniyettir. Hınçlarını bir insani yardım kuruluşundan çıkarmaya çalışıyorlar, hale bak. Kimdir bu insani yardım kuruluşu? Mavi Marmara ile Gazzeli bebeklere ilaç götürün, mama götüren, gıda götüren, bunun için de ölümü göze alan bir yardım örgütü. Somali’de, Filistin’de, Irak’ta, Suriye’de, Afganistan’da ta Açe’de, Myanmar’da bütün tehlikeleri göze alarak insanlara el uzatan bir insani yardım örgütü. Dünyanın her yerinde mazlumların, yoksulların bu yardım kuruluşunu görünce yürekleri ferahlıyor. Ama Hopa’da vandallar bu yardım örgütüne alçakça saldırıyorlar. Bakalım dini duyguları istismar eden CHP bu alçakça saldırıya ne diyecek? Acaba CHP bu vandallığı öven milletvekillerine ne yapacak, ne diyecek? Bakalım MHP yönetimi bunu nasıl izah edecek? Biz Türkiye’yi bu vandallara bırakmadık ve bırakmayacağız. Hopa’da işte bu şer cephesinin maskesi düştü. Her türlü değerin istismarını yapan bu cephenin gerçek niyeti ortaya çıktı. Bunun altından kalkamayacaklar. Ve milletim bu saldırıya sandıkta gereken cevabı verecektir.
Şuraya şöyle bir koridor yapalım, bir koridor yapalım; sağlıkçı arkadaşlar.
Kardeşlerim, 12 yılda sizlerin desteğiyle, sizlerin hayır dualarıyla her alanda güçlü bir Türkiye inşa ettik. 12 yılımızı her an, her saniye size hizmette değerlendirdik. Şimdi 10 Ağustos’ta bu hizmet kulvarını bir üst basamağa çıkarıyoruz. İnşallah milletim takdir ederse cumhurbaşkanı olarak da sizlere, ülkeme, bayrağıma hizmet etmeye devam edeceğim. Birlikte çok güzel işler başardık, inşallah önümüzdeki dönemde de çok çok başarılı işler yapacağız.
Bakın dün Nisan ayı işsizlik rakamları açıklandı. Nisan ayında işsizlik yüzde 9 oranına geriledi ve son 10 ayın en düşük rakamını gördük. Bütün dünyada işsizlik artarken biz hem ekonomiyi istikrarla büyütüyoruz, hem de işsizliği rekor seviyelere düşürüyoruz.
Kardeşlerim, demin Merkez Bankası’nı söyledim, rekor seviyeye yükseldi. Kardeşlerim, aynen bu artış devam edecek. Bakın Avrupa’da tamamıyla büyüme oranları iyice düşerken, sıfır ve altında olurken, bizim büyüme oranımız ilk çeyrekte 4.3. Bak nereden nereye geldik, 4.3. Devam ediyoruz, durmak yok yola devam. 12 yıl boyunca Sakarya’yla Sakaryalı kardeşlerimin sorunları, Sakarya’ya yapılan yatırımlarla, hizmetlerle her zaman çok yakından ilgilendim. Sakarya’nın benim nezdimde her zaman çok özel bir yeri oldu. Sakarya’yı her alanda kalkındırmak, bölgesinin, Türkiye’nin gözdesi haline getirmek için var gücümüzle çalıştık. 12 yılda Sakarya’ya toplamda ne kadar yatırım yaptık biliyor musunuz? 10 katrilyon, yani yaklaşık her yıl 1 katrilyon. Şimdi Ankara-İstanbul yüksek hızlı trenini önümüzdeki hafta inşallah hizmete alıyoruz. Sadece Ankara ile İstanbul’u birbirine bağlamayacak, Sakarya’yı da içine alacak. Kardeşlerim, Ankara-İstanbul yüksek hızlı treni Sakarya’nın, onun da ötesinde tüm Türkiye’nin projesi olacak.
Karşılaştığımız birçok sıkıntılar oldu biliyorsunuz, elektrik hatlarını kestiler, fiber hatları maalesef, hainler çok. Ama buna rağmen hallediyoruz, önümüzdeki hafta da inşallah bitireceğiz. 25 Temmuz’da, hazırlanın 25 Temmuz’da açılışını yapıyoruz.
Sakarya’ya yaptığımız 25 bin seyirci kapasiteli şu anda devam ediyor inşaatı, hızla devam ediyor, inşallah önümüzdeki yıl tamamlıyoruz, tamam? Karasu’ya yeni bir liman kazandırıyoruz; kargo, konteynır, ro-ro gemilerine hizmet verecek Karasu Limanının ana mendirek, tali mendirek ve korunan su alanının yapımı bitti. Toplam maliyeti ne biliyor musunuz? 205 trilyon. Kardeşlerim, 2 yıl içinde de orayı tamamlayacağız. Bu limanla Adapazarı arasına 62 kilometrelik bir demiryolu da yapıyoruz, bunu da özellikle duyurmak istiyorum. Bunun maliyeti ne? 550 trilyon. Bunun da alt yapı inşaatı sürüyor, 2 yıl içinde bunu da tamamlıyoruz. Demiryoluyla Karadeniz’e açılan kapımız Karasu Limanı ulusal demiryolu ağına bağlanacak, bu da Sakarya ekonomisine çok olumlu bir tesir yapacak.
Kardeşlerim, biz gelene kadar Sakarya’daki bölünmüş yol neydi biliyor musunuz? 133 kilometre. Peki biz ne yaptık? 190 kilometre bölünmüş yol biz yaptık. Şu anda 323 kilometre. Söz vermiştim sizlere, bu ülkeyi, 81 vilayetimizi 4 temel üzerinde yükselteceğiz; eğitim, sağlık, adalet, emniyet. İşte 80 vilayetimizde olduğu gibi Sakarya’nın da çıtasını eğitimden sağlığa, tarımdan sanayiye, ulaştırmadan enerjiye her alanda yükselttik. Kalabalık derslikler artık tarih oldu. Kardeşlerim, anlatacak çok şey var, fakat ben de tabii İstanbul’da bir iftira yetişeceğim. Sizler de evlerinizde iftara yetişeceksiniz.
İstanbul’da geçen Mart seçimleri öncesi biliyorsunuz o muhteşem mitingi yaptığımız alanda bu akşam bir iftar sofrası kuruluyor, o alanda iftiramızı yapacağız. Sizlerin selamını ileteceğim. Kardeşlerim, tabii anlatacak çok şeyler var. Fakat artık Sakarya tüm belediyeleriyle, başta Büyükşehir olmak üzere Sakarya yeni Türkiye’nin yeni bir Sakarya’sı olarak büyüyor. Hiçbir hizmet geri kalmayacak. Cumhurbaşkanı olmam halinde bilesiniz ki Çankaya’da yatan bir cumhurbaşkanı görmeyeceksiniz. Yine aranızda olacağım, yine geleceğim, yatırımları takip edeceğim. Seçilmiş bir cumhurbaşkanı, seçilmiş bir başbakan, kabine el ele vereceğiz, omuz omuza vereceğiz ve Türkiye’mizi uçuracağız, hiç endişeniz olmasın evvel Allah. Ama sizden ricam; bu kalan süre içinde kapı-kapı dolaşarak duyduklarınızı duymayanlara anlatın. Ve sandıkları hep beraber patlatalım inşallah, tamam? Zaten üç aday var, oy pusulasındaki yerler belli. Evet, mührünü nereye vuracağınız da belli.
Bak rahmet geliyor. Tam şarkımıza uygun bir an. 10 Ağustos’ta Türkiye’de bir ilk yaşanacak, sandıklarda tarih yazılacak.
Kardeşlerim, sizden ricam şu: Durmadan koşturalım, CHP Genel Müdürü gibi tıpış tıpış sandığa gideceksiniz demiyorum. Bu demokratik hakkınızı en güzel şekilde kullanın. 30 Mart seçimlerinde seçmenlerine tatava yapma diyorlardı, şimdi tıpış tıpış gideceksiniz diyorlar; o üslup bize yakışmaz. Biz de bir söz vardır, üslubu beyan ayniyle insan diye. Öyle, üslubunuz sizin insan olarak göstergenizdir. Biz milletimizde sahici bir dil kullanıyoruz, samimi bir dil kullanıyoruz ve sizleri sadece Allah için seviyoruz.
Kardeşlerim hazır mıyız? (“Hazırız” sesleri) Sakarya duysun, Türkiye duysun. Rahmet de geldi.
(Halkla Beraber Söyleniyor)
Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda, bana her şey Sakarya’yı hatırlatıyor, bana her şey Türkiye’yi hatırlatıyor. Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet; böyle yürüyeceğiz. Yolumuz açık olsun.
Kardeşlerim, dualarınızda bu mübarek Ramazan’da Filistin’i unutmayın, Gazze’yi unutmayın, Suriyeli mazlumları unutmayın. Allah bizi Hakk yoldan, doğru yoldan ayırmasın. (“Amin” sesleri) Allah bizi milletimize hizmet yolundan ayırmasın. Rabbim bizleri utandırmasın, mahcup etmesin. Allah bize yeter, bize millet yeter, Bize Türkiye yeter. Hep beraber; milli irade, milli güç, hedef 2023.
Sağ olun, var olun. Kadir Geceniz mübarek olsun, Ramazan Bayramınız mübarek olsun diyorum. Kalın sağlıcakla.