Basbakan Erdogan’in 17 Temmuz tarihli Tekirdag Mitingi konusmasinin tam metni
Sizleri en kalbi duygularla selamlıyorum. Bugün bir kez daha Tekirdağ’la, sizinle bu mutluluğu yaşamanın bahtiyarlığı içerisindeyim. Aşkınız, sevdanız, ahde vefanız için sizlere bir kez daha sonsuz şükranlarımı sunuyorum. Ramazan-ı Şerifin Tekirdağ’da hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.
Kardeşlerim, şöyle bir kronolojik serüveni anlatacağım. 3 Kasım 2002’de Tekirdağ’da sandığa gittik. Belki o zaman biz kendimizi sizlere iyi anlatamamıştık. Oy oranı o zaman sadece yüzde 17 çıktı. Ama Tekirdağ sonradan bizi daha iyi tanıdı, bizim ne yapmak istediğimizi gördü. 2007’de oy oranımız burada yüzde 29’a çıktı. Orada da durmadı, 2011’de oy oranımız yüzde 36 oldu. 30 Mart’ta Tekirdağ Büyükşehir Belediyesinde yine bizi tercih etmedi, ama yüzde 37 ile oy oranını en yükseğe çıkardık. Görünen o ki Tekirdağ adım adım AK Parti’ye yaklaşıyor.
Bakın burada bir şey söyleyeceğim: Biz 12 yıl boyunca hiçbir ilimizde, hiçbir ilçemizde, hiçbir köyde hizmet üretirken oy oranlarına bakmadık. Burası bize ne kadar oy vermiş, ne kadar vermemiş; böyle bir değerlendirmeye asla gitmedik. 81 vilayetin tamamına aynı nazarla baktık, 77 milyon aziz vatandaşlarımızın her birine aynı nazarla baktık. Nerede yatırıma ihtiyaç varsa oraya koştuk. Tekirdağ bunu yaşadı, yaşıyor. Takdir eder veya etmez bizim için önemli değil, çünkü bu topraklara hizmet etmek, bu toprakların insanına hizmet etmek bizim asli görevimiz. Nerede eser ihtiyacı varsa oraya ulaştık, nerede hizmete ihtiyaç varsa biz orada olduk. İşte Tekirdağ bunun en güzel örneğidir. 3 Kasım seçimlerinde Tekirdağ’da ikinci parti olduk, ama hiç aldırış etmedik. Tekirdağ’a tarihinde görmediği yatırım, eser ve hizmetleri kazandırdık. 2007 seçimlerinde, 2011 seçimlerinde yine ikinci parti olduk, yine aldırış etmedik, Tekirdağ’a hizmet etmeyi sürdürdük. Çünkü biz Türkiye partisiyiz. Biz bizi sevsin ya da sevmesin, bize oy versin ya da vermesin herkesin, 77 milyonun hizmetkarıyız.
Kardeşlerim, biz 81 vilayetin her birinde varız. Ya birinci parti olarak varız, ya ikinci parti olarak varız. 780 bin kilometre karenin tamamında eserlerimizle varız, hizmetlerimizle varız, yatırımlarımızla varız.
Şimdi bakın değerli kardeşlerim; 1994 yılında İstanbul halkı bu kardeşinizi tercih etti. Büyükşehir Belediye Başkanlığı makamına getirdi. Daha seçimi kazanır kazanmaz belli çevreler, belli medya kuruluşları hakkımda kara propagandaya başladılar. Ne dediler? Yaşam tarzlarına müdahale edecek dediler. Ne dediler? Yasaklayacak, kısıtlayacak dediler. 4,5 yıl o makamda bulundum hiçbir özgürlüğü kısıtlamadım, hiç kimsenin yaşam tarzına müdahale etmedim. Tam tersine bize oy verenler kadar vermeyenlerin de yaşam tarzlarını, özgürlüklerini savundum. 12 yıl önce iktidara geldiğimizde Başbakan oldum yine aynısını söylediler. 12 yıl boyunca hiç kimsenin yaşam tarzına karışmadık, işte buyurun Tekirdağ bunu yaşıyor, Tekirdağ bunu şahidi. Başörtülü-başı açık hepsi bizim vatandaşımız, kardeşimiz. Tam tersine 12 yıl boyunca Türkiye’de her alanda özgürlükleri genişleten, demokratik adımları cesaretle atan bir iktidar olduk. Bakın bize yasakçı diyenler, otoriter diyenler, yaşam tarzlarına müdahale edecek diyenler 12 yıl boyunca verdiğimiz demokrasi ve özgürlük mücadelesinin hep karşısında durdular. Yalnız şu anda maskeleri tek tek düşüyor. Geçen hafta ne oldu? Cuma günü biliyorsunuz İstanbul’da Cumhurbaşkanlığı seçimiyle alakalı vizyon belgesini açıkladım. Toplumun her kesiminden çok değerli insanlar vardı. Yaklaşık 4 bin kişi o programa katıldı. Toplantıya tanınmış değerli sanatçılar da geldi. Toplantı bitti, bu sanatçılara karşı bir linç kampanyası başlatıldı. Vay efendim siz o toplantıya nasıl katılırsınız? Bunlar güya özgürlükçü, bunlar güya demokrat, ama özgürlük anlayışları da, demokrasi anlayışları da sadece kendilerini, kendi mahallelerini kapsıyor, başkasına özgürlük yok, başkasına demokrasi yok. Ya bunlar sanatçı be, sanatçı senin düşündüğün gibi düşünmeye mecbur mu? Yani Kılıçdaroğlu’nun davetine giderse ya ya ya şa şa şa, ee Başbakanın davetine giderse yuh; böyle bir şey olabilir mi? Bakın bunlar kendileri gibi düşünmeyenleri bir kaşık suda boğarlar, bunlar özgürlük düşmanıdır, bunlar demokrasi düşmanıdır. Bunlar geçmişlerinden itibaren hiçbir zaman özgürlüğün yanında yer almadılar. Aziz kardeşlerim, şunu açık söylüyorum: Bakınız bu ülkede geçmişine şöyle baktığımızda göreceğimiz bir şey vardır. O da sürekli olarak nerede özgürlük kısıtlandıysa arkasında CHP vardır, hep böyle olmuştur.
Değerli kardeşlerim, maalesef bunların mesleği bu, işi bu. Bakın önceki gün Artvin Hopa’da alçakça bir saldırı yapıldı, belki duydunuz. Bir uluslararası yardım kuruluşu Artvin Hopa’da yetimlere iftar vermek istiyor. Orada vandallar toplanıyor bu yardım kuruluşuna saldırıyor. CHP’li bazı milletvekilleri de bu alçakça saldırıyı destekliyor. Pensilvanya medyası aynı şekilde bu alçakça saldırının arkasında duruyor. Niye? Çünkü farklı olana tahammülleri yok. O Hopa’da ben miting yapmak istedim, mitingi yaptım, otobüsümüzü taşladılar. Ve öndeyim, ön cam otobüsün parçalandı, Allah bizleri tabii korudu. Ve koruma görevlim arka kapıdan düştü, haftalarca yoğun bakımda kaldı. Bunlar böyle, bunlar vandal. Ve onları gitti bu Kılıçdaroğlu tebrik etti biliyor musunuz; böyle bir adam bu, böyle bir adam. Kendilerinden başkasına hayat hakkı özgürlük tanımazlar. Bunların siyaseti sadece ve sadece korkutma siyaseti, kutuplaştırma siyasetidir.
Bakınız Güneydoğu’da 2 parti var biliyorsunuz; birinci parti biziz, bir diğer parti de malum silahların desteğinde hareket eden bir parti var. Söylememe gerek var mı? ("Hayır" sesleri) Yok. Silahlar olmasa aldığı oyların yarısını bile zor alır. Ne diyor? Biz Kürtlerin temsilcisiyiz. Hadi canım sen de. Benim Kürt kardeşlerime, vatandaşlarıma sen bugüne kadar ne verdin ya, ne desteği verdin, ne yardımı verdin? Ama AK Parti onlara bugüne kadar görmedikleri destekleri verdi, Güneydoğu bizimle ayağa kalktı. Şu anda Güneydoğu’da neredeyse havaalanı kalmayan ilimiz yok. Hakkari, şu anda bütün engellemelere rağmen o havaalanını da yapıyoruz. Diyorlar ki; ya Hakkari’ye ne gerek? Orası Türkiye Cumhuriyeti’nin vatan toprakları, orada da bunu yapacağız. İsteseler de yapacağız, istemeseler de yapacağız. 780 bin kilometrekarelik bu vatan toprakları muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkacak.
Kardeşlerim, işte bunu gerçekleştirecek olan kadro bizim kadro. Bunlarda eser üretmek diye bir şey yok. Ben sürekli söylüyorum, ey Kılıçdaroğlu, ey Bahçeli; ya Sivas’tan ötesi Türkiye değil mi, oralara niye gitmiyorsunuz? Gidemezler. Geçenlerde Kılıçdaroğlu Diyarbakır’a gitmiş. Ne yaptı biliyor musunuz? Bir salon toplantısı yaptı, döndü; o kadar, o kadar, daha başkasını yapamaz, bunlar bu.
Kardeşlerim, Dersim katliamı malumunuzdur. Dersim katliamı CHP’nin döneminde olmuştur. Dersim katliamına karşı Kılıçdaroğlu’nun bir ifadesini duydunuz mu? Duyamazsınız, çünkü failleri kendileridir, onun mensubu olduğu CHP’dir. Ben bu Devletin Başbakanı olduğum için özür diledim, ama o dileyemez, o dileyemez. Niye? Çünkü onda böyle bir vefa yok, onda böyle bir idrak yok.
Kardeşlerim, “İdrak-i meali bu küçük akla gerekmez, zira bu terazi bu kadar sıkleti çekmez”; Kılıçdaroğlu bu. Bunların Türkiye’yi büyütmek, Türkiye’ye ufuk çizmek, vizyon kazandırmak gibi bir dertleri de yok. Bunlar sadece korkutuyor, toplumu geriyor, kutuplaştırıyor, o sayede değerli kardeşlerim ayakta kalmaya çalışıyorlar.
Şimdi bu CHP yıllarca ne yaptı? Millete tepeden baktı, bunu yaptı. Bunlarda gurur var, bunlarda kibir var, aman Yarabbi, zaten onunla ayakta duruyorlar ve dikkat edin bunlar kaymak takımın partisidir. Masumların, mağdurların, mazlumların değil, kendilerine oy vermeyenlere hakaret ederler. Hatırlıyorsunuz değil mi? Ne diyorlar? Bidon kafalı dediler, göbeğini kaşıyan adam dediler, koyun sürüsü dediler, makarnacı dediler, kömürcü dediler, yıllardır bunu söyleyen CHP şimdi çıkmış kendi seçmenine ne diyor, kendi arkadaşlarına ne diyor? Tıpış tıpış sandığa gideceksiniz diyor. Kürsüye de vuruyor ha. Tıpış tıpış sandığa gideceksiniz diyor. CHP kendi seçmenine koyun muamelesi yapıyor. Hiç kimseye danışmadan, istişare etmeden tepeden inme bir şekilde dayatma bir aday çıkarttılar; işte aday bu, gidip buna oy vereceksiniz dediler. Oy vermeyeceğiz diyenlere de kaba bir dille tıpış tıpış gidip oy vereceksiniz. Benim CHP’li kardeşim inşallah 10 Ağustos’ta bu dayatmaya, bu kaba üsluba sandıkta gereken cevabı verecektir, ben buna inanıyorum.
Sevgili Tekirdağ, salon sosyeteleriyle bu ülke yönetilmez. Toprağı eşeliye eşeliye o nasırlı ellerle el ele omuz omuza yürüyenlerle biz bu ayağa kaldırdık Türkiye’yi. Ve biz milletin içinden çıktık. Onun için de hamd olsun 12 yıl 8 seçim hepsinde büyüyerek geldik. Niye? Milletimiz bizi iyi takdir etti. Milletimiz bizi layık olduğu yere taşıdı. İnşallah Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden de içinden biri olarak Erdoğan evladını oraya taşıyacaktır ben buna inanıyorum. MHP’li kardeşim de bunu yapacaktır, ben buna da inanıyorum. (“Türkiye seninle gurur duyuyor” sesleri) Biz sizlerle gurur duyuyoruz.
Kardeşlerim, Kılıçdaroğlu her türlü hakareti yapıyor mu? Yapıyor. Bahçeli her türlü hakareti yapıyor mu? ("Evet" sesleri) Şimdi bir tane daha çıkmış şimdi, o da baktım hakaret etmeye başladı. Fakat benim aldığım edep dersi bunlara aynı dille cevap vermeme manidir. Vermedim, vermem de. Aslında yetiştiğim yer Kasımpaşa, gereğini yaparım, ama aldığım ders buna müsaade etmez. Benim ahlak anlayışım buna müsaade etmez. Çünkü biz milletimizle bu yolda bu şekilde yürüdük, bu şekilde yürümeye devam edeceğiz. Bakınız şu anda hiçbir konuda karar almıyorlar, hiçbir konuda kalkıp da bu milletin derdiyle dertlenmiyorlar. Ne diyor adayları? Çok enteresan, ben icraatın başı değilim diyor. Nesin ya? Yani cumhurbaşkanı, orası affedersiniz orası vitrin saksılarının olduğu bir yer değil. Orası icra makamı ya, orada yan gelip yatamazsın, çalışacaksın. Bu milletin birliği, beraberliği, bütünlüğü, neredeyiz, nereye gidiyoruz, bunun takipçisi olacaksın. Ama haberi yok bu işlerden. Bizler işte şu son dönemde Sayın Gül’le beraber el ele verdik, omuz omuza verdik, hamd olsun bir sıçramayı yakaladık. Ama ondan önce maalesef işte yine aynen böyle bir yapı vardı, istediğimiz gibi bir sıçramayı o dönemde zar-zor yürüttük.
Kardeşlerim, öyle de olsa, böyle de olsa milletim inanıyorum ki 10 Ağustos’ta birinci turda gereken cevabı bu CHP’nin üst yönetimine, MHP’nin üst yönetimine, HDP’nin üst yönetimine verecektir. Çünkü biz farklıyız. Biz de Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Gürcü, Abhaza, Boşnak, Arnavut, Pomak, Roman, böyle bir ayrım yok. Kardeşlerim, biz yaratılanı Yaradan’dan ötürü sevdik. Onun için biz hatırlayın Afyonkarahisar’dan yola çıkarken ne dedik?
Tek millet dedik, 77 milyon tek milletiz.
İki, ne dedik? Tek bayrak dedik, çünkü bu bayrak rengiyle şehidimizin kanı, hilaliyle bağımsızlığımızın ifadesi, yıldızı şehidimizin simgesi. Şair ne diyor: “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır. Bu bayrak benzer, eş, böyle bir şeyi kabul etmez. Bu HDP’ye de gereken cevabı vermemiz lazım. Çünkü son zamanlarda bayrağımıza yönelik yapılan bazı uygulamalar gereken cevabını bulmaya başladı, daha ileri giderse bunun bedeli ağır olur, bunu bilmeleri lazım.
Değerli kardeşlerim, kongrelerinde Türk bayrağını asmayı kendileri için zillet kabul eden bu parti, aslında bu ülkenin demokratik parlamenter sistemi içerisinde dahi yer alamaz, almamalıdır; bu kadar açık söylüyorum. Ve alacakları, yapacakları hiçbir şey de yok, bunu da bilesiniz.
Üç; tek vatan. 780 bin kilometrekareyle tek vatan. Ve bu vatan toprakları içinde bizim için batı neyse doğu da, güneydoğu da odur, kuzey neyse güney de odur, ayrım yok. 780 bin kilometrekareye aynı hizmeti götüreceğiz, niye? Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkaracağız.
Dört; tek devlet. Devletin içinde devlet olmaz. İşte son zamanlarda birileri çıktı paralel devlet. Göreceksiniz paralel devleti, eğer oylarınızla Çankaya’ya çıkarsam şunu biliniz; benim için paralel devletle, paralel yapıyla mücadele bitmeyecektir, aynı kararlılıkla devam edecektir, aynı kararlılıkla devam edecektir. Çünkü bizim ulusal güvenliğimizi tehdit eden bu yapıyı kesinlikle bitireceğiz, bunun hiç lamı cimi yok. Çünkü, devlet içinde devlet asla olamaz.
Kardeşlerim, bakın bu CHP ve MHP’nin ithal adayına İstanbul’da Taksim’de bir oyun oynadılar. Ne yaptılar? Bu adayın eline üzerinde kendi resminin olduğu bir dergi tutuşturdular, o dergiyle poz verdi. Acemilik çok kötü bir şey, hele siyasetin acemisi olmak çok çok kötü bir şey. Peki bu dergi neyin nesi, bilmeyenler vardır, duymayanlar vardır, görmeyenler vardır, onlar da bu derginin ne olduğunu bilsinler. CHP ve MHP adayının elinde tuttuğu dergi bir sayısında kapaktan Bediüzzaman Saidi Nursi’ye çok ağır hakaret etti. Yetmedi, bir başka kapağında CHP’nin şu andaki Genel Müdürüne çok ağır hakaret etti, yani Kılıçdaroğlu’na. Yetmedi, bu dergi birkaç kapağında ırkçı bir dille Hitler’i aratmayan bir söylemle Kürt kardeşlerimize hakaret etti. Yine bitmedi, bu dergi çeşitli kapaklarında açık açık darbeyi savundu, darbe istedi. Şahsıma da çok hakaretleri oldu, bir değil, iki değil devamlı. Bir kapağında da değerli merhum siyasetçi kardeşimiz, Muhsin Yazıcıoğlu’na da çok ağır hakaret etti. Fakat söylemek istemezdim, bugün söyleyeceğim; Muhsin Yazıcıoğlu kardeşimin mirasını taşıyan parti gitmiş şimdi bu adaya destek vereceğini açıklamış. Allah aşkına bu nasıl bir karnı genişliktir, bu nasıl bir ilkesizliktir. 30 Mart seçimleri öncesinde merhum Yazıcıoğlu’nun kemiklerini sızlattılar, şimdi bir kez daha onun hatırasını ayaklar altına alıyorlar. Yatıyorlar kalkıyorlar söyledikleri bir şey var, neymiş? Bu Hükümet Yazıcıoğlu’nun faizlerini bulmamış. Bu aczdir, bu ne zavallılıktır, bizim karşımızda bu tür şeyleri konuşamıyorlar. Ziyaretlerine gittiğimizde bu tür şeyleri söyleyemiyorlar. Hiç olmazsa merhum Yazıcıoğlu’nun artık ölümünün üzerinden oy devşirmeyi bırak, bir şey alamazsın ya, alabileceğin bir şey yok. Geçen seçimde işte ölüm anıydı ve kendisine vefayı halkımız birinci derecede Sivas’ta gösterdi. Şimdi ne yaptın? Hiçbir şey alamadın. Sivas’ta neredeyse yok denecek noktaya geldin. Bu millet, bu tür duygu sömürülerine bir kere prim verir, iki kere prim verir, ama ondan sonra def eder. Büyük Birlik Partisine gönül veren kardeşlerim inşallah bu ihaneti görecekler. Onlar da partilerinin yönetimine inşallah gereken cevabı verecekler.
Kardeşlerim, şu anda yeni Türkiye karşısında eski Türkiye’nin cılız ortakları var, ittifak yapmışlar. Ne diyor aday? Çok enteresan, hakikaten çok komik. Ne diyor biliyor musunuz? 7 partiydik, şimdi 8’incisi de geliyor diyor. Kardeşlerim, 40 çürük yumurta 1 sağlam yumurta etmez; bunu biliniz, bu iş budur. Bunlar benim milletimi ne zannediyorlar ya? Allah’ın izniyle 10 Ağustos’ta gereken dersi halkım sandıkta kendilerine verecektir. Eski Türkiye’nin karanlığından beslendiler şu ana kadar. Eski Türkiye’yi geri getirmek için ittifak yapıyorlar. Allah’ın izniyle eski Türkiye geri gelmeyecek. Yasakların, baskıların, yolsuzlukların olduğu Türkiye geri gelmeyecek. Millet buna izin vermeyecek. İnanıyorum siz buna izin vermeyeceksiniz. Şimdi soruyorum, ey Tekirdağ 10 Ağustos’ta yeni Türkiye’ye evet mi Tekirdağ? ("Evet" sesleri) 10 Ağustos’ta büyük Türkiye’ye evet mi Tekirdağ? ("Evet" sesleri) Milletin adayını cumhurbaşkanı yapıyor muyuz Tekirdağ? Kim bu aday? Kim? (“Recep Tayyip Erdoğan” sesleri) Maşallah, Tekirdağ kararını vermiş. Tekirdağ’dan bu sefer inşallah farklı bir sonuç bekliyoruz. Tekirdağ’dan yeni Türkiye’ye, büyük Türkiye’ye, öncü Türkiye’ye güçlü bir destek bekliyoruz.
Kardeşlerim, önce hanım kardeşlerime soruyorum, şurada 23-24 gün kaldı. Ablalar, kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? ("Evet" sesleri) Bir de biliyorsunuz bayramın bereketi var, Ramazan Bayramını da gayet güzel değerlendirmeye var mıyız? ("Evet" sesleri) Abiler; kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? ("Evet" sesleri) Pensilvanya’nın ablaları var ya, geliyorlar mı? Gelmiyorlar. Abiler, geliyorlar mı? Şimdi ablalar, abiler; inşallah kapı-kapı dolaşacak ve Allah’ın izniyle inanıyorum ki 10 Ağustos’ta Türkiye yeni bir tarih yazıyor. Biz Türkiye’yi bugüne kadar hep bir bütün olarak kucakladık, kucaklamaya devam edeceğiz. Türkiye’yi kardeşlikle büyüttük, kardeşlikle büyütmeye devam edeceğiz.
Bakın ben sizlere bir şey hatırlatacağım; 2007 yılında biz Meclis’te cumhurbaşkanı seçmek istediğimizde bu CHP ne yaptı biliyor musunuz? Hayır, seçemezsiniz dedi. Önümüze hukuku katlederek engeller getirdiler. Öyle mi dedik, o zaman halka gideriz. 2007’de halkımız bize yüzde 47 ile destek verdi. Onun öncesinde de Cumhurbaşkanını artık halk seçsin dedik ve Anayasa değişikliği yaptık. Öyle mi diyorsun? Gökten ne yağar ki yer kabul etmez. CHP, Meclis’te bu Anayasa değişikliğine da karşı çıktı. Şimdi ben Tekirdağ’a sesleniyorum; diyorlar ki, halk seçmesin. Peki hangi yüzle bu Kılıçdaroğlu, bu Bahçeli halkın karşısına gelecek. Yani madem halk seçmesin diyorsun, halka kendi başkanını seçmesini layık görmüyorsun, hangi yüzle buraya geleceksin ya, öyle mi? Onun için 10 Ağustos çok önemli. Gereken dersi vermek lazım, sandıkta, demokratik bir şekilde. Benim irademi ipotek altına alamazsın Kılıçdaroğlu. Benim irademi ipotek altına alamazsın ey Bahçeli. Ben irademi kullanırım kimden yana istersem öyle kullanırım. Biz ne dedik? Millet seçer. Dönemin Cumhurbaşkanı anayasa değişikliğini ret edince konu halkın önüne geldi. CHP halk oylamasında da değişikliğin karşısında durdu, hayır dedi, MHP hayır dedi. Millet ne dedi? Yüzde 69’la evet dedi. Hatırlayın, yüzde 69’la evet dedi. Ne dedi? Cumhurbaşkanını biz seçeceğiz dedi.
Kardeşlerim, 10 Ağustos’ta da şimdi işte kendi başkanını seçecek. Millet seçecek, vekiller değil millet. 2007’de karşı çıktıkları değişikliğin şu anda meyvesini yemeye çalışıyorlar utanmadan, sıkılmadan. Biz o Anayasa değişikliğini kendimiz için yapmadık, millet için yaptık millet.
Kardeşlerim, şu anda bakınız bizim hatırladığımız o ortamda, şu anda bakıyorsunuz işte buldular bir monşer onunla beraber milletin karşısına çıkıyorlar. Öbür tarafta işte HDP’nin adayı, bizim sağladığımız özgürlük ortamında o da rahatça propagandasını yapıyor. Biz işte buyuz. Biz hiçbir zaman kendimiz için çalışmadık, her zaman millet için çalıştık. CHP’li için de çalışan biz olduk, MHP için de çalışan biz olduk, HDP’li için de çalışan biz olduk. Bakın şu anda özgürce manşet atan, özgürce yazı yazan, haber yapan, hatta özgürce bu kardeşinize, ailesine hakaret eden medya bizim her reformumuza karşı çıktı. Bize karşı çıkıyor, ama bizim inşa ettiğimiz özgürlük iklimini doya doya yaşıyorlar. Olsun, biz ne yaptıysak millet için, ne yaptıysak 7 7 milyon için yaptık. Önümüzdeki süreçte de bu şekilde devam edeceğiz, 77 milyon için hizmet üretmeye, eser üretmeye devam edeceğiz. Ekonomiyi inşallah çok daha büyüteceğiz, özgürlükleri daha da genişletecek, demokrasinin standartlarını daha üst seviyelere çekeceğiz. Muhalefetin gerilim ve korkutma siyasetine rağmen biz kucaklayıcı ve kucaklaştırıcı olacağız. Bugüne kadar olduğu gibi bölgemizde ve dünyada barışı, dostluğu, dayanışmayı savunacak, her zaman mazlumun mağdurun yanında olacağız.
Kardeşlerim, bakınız göreve geldik. Türkiye’nin IMF’e borcu neydi? 23,5 milyar dolar. Kim vardı iktidarda MHP. Yanında kim vardı? CHP’nin yavrusu DSP. Kim vardı? ANAP. 23,5 milyar dolar IMF’ye borçluydular bize öyle devrettiler. Şimdi geçen 14 Mayıs’ta biz bu borcu ödedik, sıfırladık bitirdik. Biz ödedik, biz. Kim milliyetçi? Kim milli? Biz. Bitmedi, Merkez Bankası bizim milli bankamız değil mi? Merkez Bankası’nın döviz rezervi neydi biliyor musunuz? 27.5 milyar dolar. Kardeşlerim, geçen Gezi olaylarında bu rakam 135’e çıkmıştı, olaylar sebebiyle 120’ye kadar indi. Şimdi nerede biliyor musunuz? Tekrar 135 milyar doları aştık. 27,5 milyar dolar nere, 135 milyar dolar nere. Türkiye’yi büyüten biziz ya. Kardeşlerim, IMF bizden şimdi borç istiyor ha. Tamam dedik, biz size 5 milyar dolar borç verebiliriz. Niye? Veren el alan elden üstündür.
Ve biz göreve geldiğimizde dünya mazlumlarına mağdurlarına Türkiye’nin verdiği destek neydi biliyor musunuz? 45 milyon dolar. Şimdi ne biliyor musunuz? 3,5 milyar dolar. Nerede mazlum varsa, nerede mağdur varsa biz oradayız. Filistin’de oradayız, Mısır’da oradayız, Suriye’de oradayız, Irak’ta oradayız, Myanmar’da oradayız, Patani’de oradayız, Afganistan’da oradayız, Pakistan’da, nerede varsa biz oradayız. Niye? Çünkü bize o yakışır, bize o yakışır. Biz ta Hint Yarımadası’na orada zulüm var diye, ta Açe’ye zulüm var diye donanma gönderen Osmanlı’nın torunlarıyız. Bu sıradan bir olay değil. Niye? Çünkü mülk ve adalet ancak ona sahip çıkmakla olur. Allah’ın izniyle, sizlerin desteğiyle büyük hedeflere ulaşacağız.
Sevgili kardeşlerim, bitmedi. Enflasyon neydi? Yüzde 30. Şimdi tek haneli rakamda. Devletin borçlanma faizi neydi? Yüzde 63. Şimdi bak nereye indi? 8,5. Değerli kardeşlerim, şunu da söyleyeyim: Bakınız devletin milli geliri neydi biliyor musunuz biz geldiğimizde? 230 milyar dolar. Şimdi ne? 820 milyar dolar. Halep oradaysa, arşın Tekirdağ’da. Düşünebiliyor musunuz? 79 senelik Türkiye Cumhuriyet’inde 6100 kilometre bölünmüş yol yaptılar, 79 senede. 12 senede 17 bin kilometre bölünmüş yol yaptık. Biz buyuz, biz bu vatana sevdalıyız ya, biz bu millete sevdalıyız. Bizim bir aşkımız var, heyecanımız var, coşkumuz var.
İşte Tekirdağ, İstanbul doğumlu bir kardeşiniz olarak benim gönlümde farklı bir yeri var. Tekirdağ’ımızı kalkındırmak, Tekirdağ’ımızı bölgesinin gözde şehirlerinden biri haline getirmek için var gücümüzle çalıştık. Büyükşehir yapacağız dedik, yaptık mı? ("Evet" sesleri) Niye bugüne kadar kimse yapmadı? Üniversite kuracağız dedik, kurduk mu? ("Evet" sesleri) Biz yaptık ya, niye bizden öncekiler yapmadı, niye bu CHP yapmadı? Yani Büyükşehir’i bize vermiş-vermemiş böyle bir şeyi dert edinmedik. Ha üzgün müsünüz? Üzgünüm tabii, o ayrı bir konu. 12 yılda Tekirdağ’a yaptığımız yatırım ne biliyor musunuz? 7,5 katrilyon, 7,5 katrilyon. Tarım ve hayvancılıkta 1 katrilyon 800 trilyon, ulaştırma ve haberleşmede 1,5 katrilyon, eğitimde 550 trilyon, toplu konutta 354 trilyon, orman ve su işlerinde 312 trilyon, adalette 270 trilyon, sağlıkta 210 trilyon lira yatırım yaptık.
Kardeşlerim, şu anda Türkiye’nin 4 bir yanını demir ağlarla örüyoruz, yüksek hızlı tren ağlarıyla örüyoruz. İnşallah önümüzdeki hafta Ankara-İstanbul yüksek hızlı treni geliyor. İstanbul-Tekirdağ-Kırklareli-Edirne çift hatlı elektrikli sinyalli hızlı trenin projelerini hazırladık. 25 Temmuz’da açılışını yapacağımız yüksek hızlı treni Tekirdağ üzerinden Edirne’ye kadar uzatacağız. Biliyorsunuz Tekirdağ-Muratlı hattını tamamladık, geldim açılışını yaptım, işletmeye açtım. Bu yolun bir ucunda ne var biliyor musunuz? Marmaray. Diğer ucunda 12 bin kilometrelik Türkiye Demiryolları var. Avrupa’dan gelen yükler veya Avrupa’ya giden yüklerin dağıtımı artık Tekirdağ üzerinden yapılıyor. Asrın projesi Marmaray, sadece İstanbul’un değil aynı zamanda Tekirdağ’ın da projesidir. Bakınız 2 yıl sonra yük trenleri gündüz Tekirdağ-Muratlı hattından Derince ve Bandırma Limanlarına ulaşarak Avrupa bağlantısını sağlayacak, gece saatlerinde ise Marmaray’dan geçecek.
Bitmiyor, Tekirdağ’a 175 yat kapasiteli bir liman yapıyoruz. Şu an ihale değerlendirme süreci devam ediyor, değerlendirmenin ardından kazananı açıklayacağız. Avrupa’ya taşınan ve Avrupa’dan gelen yükler için Tekirdağ’da modern bir yük depolama merkezinin yapılması için projeler sürüyor. Tekirdağ’ı ülkemizin saygın liman şehirlerinden birisi haline getirdik.
Tekirdağ’da 2002 yılına kadar bölünmüş yol neydi biliyor musunuz? Bakın çok dikkat edin buraya hanım kardeşlerim, 87 kilometre. Biz 12 yılda ne kadar yaptık biliyor musunuz? 226 kilometre. Tekirdağ’ın toplam bölünmüş yol uzunluğu şu anda 313 kilometre oldu. Yaptığımız projelerimizle, devam eden projelerimizle Tekirdağ bir ulaşım şehri, bir ticaret şehri haline getireceğiz. Ah benim Tekirdağlı kardeşlerim, şöyle bir 10-15 yıl geriye gidelim, İstanbul’dan Tekirdağ’a bu rahatlıkta gidip gelebiliyor muyduk? Var mıydı böyle duble yollarımız? ("Hayır" sesleri) Şimdi kaza riski iyice minimize olmuş, yollar gayet güzel bastırıp gidiyoruz, bastırıp geliyoruz.
Bitmiyor, şimdi size bir müjde daha veriyorum; sağlıkta Tekirdağ bölgesinin parlayan yıldızı oluyor. Tekirdağ’a 480 yataklı bir şehir hastanesi kazandırıyoruz. Yapacağımız sağlık tesisinin alt yapı çalışmaları süratle devam ediyor.
Değerli kardeşlerim, Trakya’da muhteşem bir projeyi ki bu gelişim projedir, bir çevre projesidir TRAGEP, bunu uygulamaya koyduk. Bu proje sulamadan ağaçlandırmaya, dere ıslahından taşkın erken uyarı sistemine, içme suyu temininden erozyon kontrolüne kadar pek çok alanda yürütülecek dev bir bölgesel gelişme projesi. TRAGEP’i hayata geçirmek için toplam ne kadar yatırım yapacağız biliyor musunuz? 10 katrilyon. Proje kapsamında Ergene Havzası’nda 12 belediyenin evsel ileri atık su arıtma tesisi DSİ tarafından inşa ediliyor.
Şuraya bir şöyle koridor açalım, şuraya bir koridor açalım arkadaşlar. Evet sağlıkçılar, aslan gibi delikanlı ya onda bir şey olmaz evvel Allah değil mi? Değil mi? Evvel Allah, sağlam dur.
Katı atık bertaraf tesislerini kuruyoruz. Tıpkı Haliç gibi Ergene’yi de temizleyerek eski günlerine kavuşturacağız. Haliç’ten 2,5 milyar metreküp çamuru biz çıkardık. Kokudan geçilmiyordu. Ben o Haliç’in kenarında yaşayan birisiydim. Öyle değil mi? Halledeceğiz, bunlar bizim işimiz, hiç merak etmeyin, evvel Allah ve şimdi Haliç 50’ye yakın balık çeşidinin girdiği bir yer oldu. Ve kenarındaki düzenlemeler süratle gelişiyor ve hamd olsun daha güzel olacak. Şimdi Pierre Loti’den, oraları belediye başkanıyken yapmıştım, Kongre Merkezinin temelini atmıştım, şimdiki Belediye Başkanımız Kadir Bey bunu bitirdi; bize bunlar yakışır ve biz bunları yapıyoruz. Daha güzelleri de olacak. Çünkü biz dünyayla yarışan bir ülkeyiz.
İşte bakın 26 tane havalimanı vardı biz geldiğimizde, şimdi 52 havalimanımız var Türkiye’de. İstanbul’daki üçüncü büyük havalimanı, yılda 150 milyon yolcu kapasiteli hava limanının temelini attım biliyorsunuz. İnşallah 2017’de ilk etabını açıyoruz ve dünyada ilk üç içinde yer alıyor. Ya birinci olacak ya ikinci olacak. Niye? Bu millete yakışır ya, bu millete yakışmaz mı?
Kardeşlerim, bu CHP’nin, bu MHP’nin hayalleri bile bizim yaptıklarımıza erişemez. Ve inşallah Trakya’nın çeşitli bölgelerinde inşa edilecek yeni barajlar ve sulama tesisleriyle verimli araziler suya kavuşacak. Şehirlere içme suyu temini işte TRAGEP Trakya’nın refah projesi olacak. TRAGEP’le Trakya’nın yıllarca ihmal edilmiş meselelerini çözecek, Trakya’mızı hak ettiği gelişmişlik düzeyine ulaştıracağız.
Ben burada şunu da bilmenizi istiyorum: Allah nasip eder de milletimin teveccühüyle, oylarınızla Cumhurbaşkanlığına seçilirsem size söz veriyorum; Tekirdağ’da devam eden tüm yatırımların, tüm hizmetlerin takipçisi olacağım. Hiçbir hizmet yarım kalmayacak, hiçbir yatırım, hiçbir proje, hiçbir eser atıl kalmayacak. Eğer seçilirsem başlanmış tüm projeler, yatırımlar takibimde olacaktır. Zira bizim anlayışımıza göre cumhurun başı cumhurun her ihtiyacıyla ilgilenir. Bizim işimiz eser üretmek, hizmet üretmek, yatırım yapmak, bu ülkeyi kalkındırmak, bu ülkeyi hak ettiği muasır medeniyet seviyesine ulaştırmaktır. İşte bunun için bizim hizmet sevdamız asla bitmeyecektir. Bu sevda inşallah Cumhurbaşkanlığında da süratle devam edecek. Başladığımız tüm projeleri bitireceğiz, yeni yeni dev projeler hayata geçireceğiz.
Kardeşlerim, 10 Ağustos’ta unutmayın bir ilk yaşanacak bu ülkede. Sandıklarda tarih yazılacak. Sizlerden özellikle rica ediyorum. Bakınız biz CHP’nin Genel Müdürü gibi tıpış tıpış sandığa gideceksiniz demiyoruz. Yerel seçimde söyledikleri gibi bas geç de demiyoruz, o üslup bize yakışmaz. Üslubu beyan ayniyle insan demiş atalarımız; bu budur. Bizim milletimizle aramızda sahici, samimi bir dil var. Bir gönül diliyle konuşuruz. Onun için bütün şehirlerde yaptığımız gibi burada da Tekirdağlı kardeşlerimden ricada bulunuyorum; ne olur lütfen sandığa gidin. Yeni Türkiye’nin kuruluşu için mutlaka oy pusulasına mührünüzü basın. Bu oy pusulası yerel seçimdeki gibi büyük bir oy pusulası değil, ufak, orada üç tane resim var biliyorsunuz, 3 tane resim var, 3 adayın resmi biliyorsunuz. Orada bu milletin hizmetkârı olarak kimi görüyorsanız onun altına oyunuzu basın. Bu kardeşiniz bu millete efendi olmaya değil, hizmetkâr olmaya geldik, böyle devam edeceğiz. Yarın çocuklarınıza, torunlarınıza anlatacak bir hikâyeniz olacak. Biz 10 Ağustos 2014’te tarih yazdık diyeceksiniz. Halkın oylarıyla belirlenen ilk cumhurbaşkanı seçiminde ben de oy kullandım diyeceksiniz. Vesayete, statükoya son verdik diyeceksiniz. Ben inanıyorum ki Tekirdağlı kardeşlerim 10 Ağustos’ta Türkiye’nin 2023 hedeflerine güçlü destek verecektir, hiç şüphem yok. Tekirdağ, Türkiye’nin medeniyet yolculuğuna güçlü bir destek verecektir. Tekirdağ, Türkiye’nin istikbal mücadelesine güçlü bir destek verecektir.
Kardeşlerim inşallah bu güçlü destek hep beraber olacak. Kardeşlerim, biz yeni Türkiye’yi sizlerle inşa edeceğiz, hep birlikte inşa edeceğiz. Destek verin yeni Türkiye’yi hep birlikte inşa edelim. Destek verin güçlü Türkiye’yi hep birlikte inşa edelim.
Evet, 10 Ağustos seçimleri ülkemiz için, milletimiz için, demokrasimiz için hayırlara vesile olsun diyorum. Ramazan-ı Şerif bir kez daha kutlu olsun, mübarek olsun diyorum. Artık iyice yaklaşan Kadir Gecesi ve Ramazan Bayramınız şimdiden hayırlara vesile olsun diyorum. Allah bizi hak yoldan, doğru yoldan ayırmasın. Allah bize millete hizmet yolundan ayırmasın. Rabbim bizi utandırmasın, mahcup etmesin. Bize Allah yeter, bize millet yeter, bize Türkiye yeter.
Şimdi hep beraber haykıralım. Milli irade, milli güç, hedef 2023.
Şimdi hazır mıyız? (“Hazırız” sesleri)
(Halkla Beraber Söyleniyor)
Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda, bana her şey Tekirdağ’ı hatırlatıyor, bana her Türkiye’yi hatırlatıyor.
10 Ağustos hayırlı olsun, Ramazan-ı Şerif mübarek olsun. Geleceğimiz aydın olsun. Allah yar ve yardımcımız olsun.