Yükleniyor...

Basbakan Erdogan’in 18 Subat tarihli TBMM Grup Toplantisi konusmasinin tam metni

 

Çok değerli milletvekili arkadaşlarım, çok değerli misafirler, hanımefendiler, beyefendiler; haftalık Grup Toplantımızın açılışında sizleri en kalbi muhabbetlerimle selamlıyorum. Grup toplantımıza katılan tüm misafirlerimize hoş geldiniz diyor, coşku ve heyecanınız için hepinize teşekkür ediyorum.

Dün İstanbul Maltepe’de bir olaya müdahale eden polis memurlarımıza maalesef menfur bir saldırı gerçekleştirildi. Bir polisimiz şehit oldu, biri de yaralandı. Şehit polisimiz Mehmet Emin Aydın’a Rabbimden rahmet niyaz ediyor, İstanbul Emniyetine, Polis Teşkilatımıza, ailesine, yakınlarına ve çalışma arkadaşlarına sabırlar diliyorum. Yaralı polisimize de yine Rabbimden acil şifalar niyaz ediyorum.

Yine Taksim’de bir binada, dün televizyonlarda da izlemişsinizdir, meydana gelen patlama nedeniyle yaralanan 6 vatandaşımıza da geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, acil şifalar diliyorum.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, değerli misafirler; geçen haftaki Grup Toplantımızdan bugüne kadar Ankara ve İstanbul’da önemli uluslararası temaslarımız oldu. Aynı zamanda çok önemli açılış törenlerini gerçekleştirdik, bu arada temel atma törenlerini gerçekleştirdik.

Geçen hafta Salı günü İspanya Başbakanı Rajoy’u ve heyetini Ankara’da ağırladık, Türkiye-İspanya 5. Hükümetler Arası Zirveyi gerçekleştirdik. Bilindiği gibi bir yıl İspanya, bir yıl Türkiye olmak üzere başbakanlar riyasetinde bu zirveleri yapıyoruz. Çarşamba günü de İspanya Başbakanı Sayın Rajoy’la birlikte Sayın Cumhurbaşkanımızın, Sayın Meclis Başkanımızın da katıldığı bir törenle Ankara-Sincan’da Batıkent-Sincan metro hattının açılışını yaptık.

Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın Meclis Başkanımız Sayın Rajov’la birlikte Batıkent’ten metroya bindik ve Sincan’a kadar gittik. Sincan’da gerçekten büyük bir katılımın olduğu bu toplantıda yine aynı şekilde çok çok farklı bir coşku, bir farklı bir heyecan vardı. Hem devletimizin zirvesi, hem İspanya’nın konuk Başbakanı Sincan’da halkımız tarafından büyük bir coşkuyla, büyük bir heyecanla kucaklandı. Ankara Büyükşehir Belediyemizin başlattığı, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığımızın tamamladığı Batıkent-Sincan metro hattı 15,5 kilometreden oluşuyor. Metro belirlenen zamandan 11 ay önce tamamlandı ve hizmete açıldı. Şu anda Batıkent’te yolcular aktarma yaparak Sincan metrosuna biniyorlar. Ancak yapılacak düzenlemelerle bu aktarmayı da ortadan kaldıracak, Kızılay’dan Sincan’ı metroyla kesintisiz birbirine bağlamış olacağız.

Mart ayı içinde Ankara’da bir başka hattı, Kızılay-Çayyolu hattını da hizmete açıyoruz. Bu hattı da belirlenen süreden 10 ay önce tamamlamış olacağız. Kızılay-Keçiören metro hattı ise 2014 sonunda tamamlanarak o da testlerine başlanacak. Böylece Ankara’da şu anda 23,5 kilometre olan raylı sistem uzunluğunu inşallah 67,5 kilometreye yükseltmiş olacağız.

Bir kez de buradan Batıkent-Sincan metro hattının Ankaralılara, Batıkentli, Eryamanlı, Sincanlı kardeşlerimize hayırlı olmasını diliyorum.

Değerli arkadaşlarım, hafta içinde yine Ankara’da Afganistan-Pakistan-Türkiye üçlü zirvesi gerçekleşti. Afganistan ve Pakistan arasındaki meseleleri ele aldığımız bu zirve kapsamında Pakistan Başbakanı Sayın Navaz Şerif ve Afganistan Cumhurbaşkanı Sayın Karzai ile de ayrı ayrı görüşmelerimiz oldu. Yine hafta içinde Katar Emiri ile Irak Kürdistan Bölgesi Başbakanıyla görüşmelerimiz oldu. İstanbul’da bu görüşmeleri gerçekleştirdik, ülkelerimizi iki olarak ilgilendiren bölge sorunlarını ele alma fırsatını da ayrıca bulduk.

Hafta sonunda İstanbul’da açılış ve temel atma törenlerine katıldık. Cumartesi günü Yenikapı’da İstanbul’un metro ulaşımı için hayati derecede önemli olan bir hattı, bir bağlantı hattını, bir projeyi gerçekleştirdik. Çünkü, Haliç’in üzerinden bir köprüyle Şişhane’yi Yenikapı’ya bağlayan bir hattı bu. Üsküdar’dan Yenikapı’ya, Marmaray’a binerek Marmaray’ı bir kez daha tecrübe ederek bunu yaşadık. Bu heyecan veren anı İstanbullularla birlikte yaşama fırsatını bulduk. 3,5 kilometre uzunluğunda Şişhane Haliç Köprüsü ve Yenikapı olmak üzere 3 istasyondan oluşan hattı açarak Sarıyer, Maslak, Levent, Şişli, Taksim’i Marmaray hattına, oradan da Üsküdar ve Kartal’a bağlamış olduk. Bu hat İstanbul’un binlerce yıllık tarihinin olduğu bir bölgede inşa edildi. Gecikmeyi göze alarak, ek maliyeti göze alarak tarihi eserlerin ortaya çıkarılması için büyük bir hassasiyet sergiledik. Kazılar sırasında 23 antik gemi kalıntısı ve 50 binden fazla tarihi eser ortaya çıkarıldı. Bu kazılar sayesinde İstanbul’un bilinen tarihi 8500 yıl öncesine kadar belirlenmiş oldu.

Tarihi eserlerin yoğun olduğu bölgeden geçen bu hatta tarihi dokunun zarar görmemesi için titreşim ve gürültüyü en aza indirecek özel ray bağlantıları yapıldı. Tabii hattın en önemli yapısı ve İstasyonu Haliç üzerine inşa ettiğimiz köprü oldu. İstanbul’un hem Marmara tarafını, hem Haliç tarafını seyretme imkanını veren bu köprü, İstanbul turizmine de çok önemli katkı sağlayacak.

Değerli kardeşlerim, bu hattın da İstanbul’umuza bir kez daha hayırlı olmasını Allah’tan niyaz ediyorum.

Tabii bu arada belediyecilik nedir bilmeyen, belediyecilikten nasibini almayan birileri de bu köprüyle ilgili İstanbul’un siluetini bozuyor gibi yakıştırmalar, yapıştırmalar yapmaya kalkıyor. İşte böyle alakasız bir yaklaşım, alakasız bir yakıştırma. Yetişemedikleri üzüme koruk diyorlar, olay bu. Ve gerek trenle üzerinden geçerken, gerekse seyir terasından Haliç’i ve İstanbul’u seyretmek gerçekten bir başka insana mutluluk veriyor. Ve inanıyorum ki sadece İstanbullular için değil İstanbul’umuzu ziyaret eden turistler için o farklı bir imkan sağlayacak. Birileri de balık tutuyor köprü üzerinde, diğer köprüler üzerinde. Ben Belediye Başkanı olduğum zaman İstanbul’da bırakın oralarda balık tutmayı, kara parçalarından geçilmiyordu, Haliç bu hale gelmişti. Eğer şimdi balık tutuyorsanız, onun vesilesi, sebebi biziz biz, o Haliç’i biz temizledik.

CHP’den İstanbul’u aldığımız zaman Haliç kokudan geçilmiyordu. Haliç’te artık mikrobiyolojik noktada temizlik diye bir şey yoktu, tamamıyla Haliç bitmişti, tükenmişti, bu haldeydi, bu halde devraldık. Sizin çevrecilikle ne alakanız var ya. Şimdi tertemiz Haliç’i buldunuz, orada balık avlıyorsunuz ve bu balığı avlarken de bu balıkları nasıl tutuyoruz, buraya nasıl geldik, bunun hala farkında değilsiniz.  Bunlar bu kadar İstanbullu.

Aynı gün içinde Haliç Kongre Merkezinde İstanbul’daki halk otobüsçüleriyle biraraya geldik. Son derece coşkulu, son derece muhabbet dolu bir buluşma gerçekleştirdik. Hem sorunları istişare ettik, hem de o arkadaşlarımızla hasret giderdik. Akşam saatlerinde de İstanbul’daki Ordulu kardeşlerimizin sevgi şöleninde onlarla buluştuk ve yine orada da Ordulu kardeşlerimizle Bağcılar Kapalı Spor Salonunda birarada olduk, özlem giderdik.

Pazar günü yine İstanbul’da iki önemli törene katıldık. Türkiye genelinde inşa edeceğimiz şehir hastanelerinden birinin daha, İstanbul Başakşehir Şehir Hastanesinin temelini Pazar günü İstanbullu kardeşlerimizle birlikte attık. 790 bin metrekarelik bir alan üzerinde bu hastanenin inşası başladı. Bu alanda 2682 hasta yatağı kapasiteli, son derece modern imkan ve teçhizata sahip 6 ayrı hastaneyle dev bir teşhis ve tedavi kütlesi inşa edeceğiz ve burada aynı zamanda spor hastanesini de bulunduracağız. Sadece İstanbul ve bölgesine değil tüm Türkiye’ye, hatta dünyaya hizmet verecek bu spor hastanesi de bu alan içinde kuruluyor. İnşallah 3 yıl gibi kısa bir süre içinde bu büyük proje tamamlanacaktı, sözleşme öyleydi. Dedik ki; hayır, bunu biraz daha indireceğiz ve orada yaptığımız pazarlıkla 36 ayı 30 aya indirdik ve 30 ay içerisinde inşallah burası da teslim edilecek.

Yine İstanbul’da aynı gün bir başka hastanemizin, Bakırköy Doktor Sadi Konuk Devlet Hastanesinin A Bloğunun açılışını gerçekleştirdik. Bu yeni bina 350 polikliniğiyle, en modern tıbbi cihazlarıyla Bakırköy ve tüm İstanbul’a hizmet verecek. Aynı zamanda 12 ayrı şu anda bu blokta ameliyathanesi mevcut ve ameliyathanelerden bir tanesi de evet robot sistemiyle ameliyat yapabilecek bir zenginliğe sahip.

Değerli milletvekili arkadaşlarım; dün Ankara’da bir başka önemli töreni son derece anlamlı, tarihi ehemmiyeti olan bir töreni gerçekleştirdik. Evet, dün Ankara’da yaptığımız törenle Türkiye genelinde 81 vilayetimizde 100 bin öğrencimize daha tablet bilgisayarlarını teslim ettik. Şu an itibariyle dağıttığımız tablet bilgisayar sayısı 163 bine ulaştı. Mart ayı sonunda bu sayıyı inşallah 675 bin daha ilave edeceğiz ve böylece yayılarak tablet bilgisayarlar yavrularımızın eline ulaşacak. Bu arada tabii arkadan şimdi yeni ihale geliyor, orada 10 milyon tablet bilgisayar var. Bununla birlikte süratle ülkemizde yavrularımızın ellerine bu tablet bilgisayarları ulaştırmış olacağız. Yine şu an itibariyle meslek liseleri hariç tüm liselerimizdeki sınıflara 85 bin adet etkileşimli tahta kurulması işlemini gerçekleştirdik. Meslek liseleri ve diğer okullarımızı kapsayacak şekilde 40 bin okula daha etkileşimli tahta yerleştireceğiz. Önümüzdeki 18 ay içinde etkileşimli tahtası olan sınıf sayımız 350 bine ulaşacak. Bilgisayar ve internet tabanlı eğitimde dünyanın ilgiyle ve hayranlıkla izlediği bir değişimi-dönüşümü yaşıyoruz. Hem öğrencilerimiz, hem de öğretmenlerimiz yeni sisteme ayak uydurdular ve bu yeni eğitimi başarıyla şu anda sürdürüyorlar. Şu anda 5 bin eğitim videosu, 3200 metin ve ses kaydı oluşturuldu. 54 bine yakın konularına uygun ve tarihi arşiv niteliğinde görsel malzeme hazırlandı. 100 bin öğretmenimiz FATİH Projesinin eğitimini aldı ve bu malzemeleri kullanacak donanımı kazandı. Şu rakamın altını özellikle çiziyorum; önümüzdeki aylar itibariyle geniş bant internet erişimine sahip okul sayımız 50 bine ulaşacak. 11 yıl önce görevi devraldığımızda okullarımızda bilgisayar ve internet yok denecek kadar azdı. Şu anda okullarımızda 1 milyon bilgisayar, 30 bin bilişim teknolojisi sınıfı, yakında sayısı 50 bine ulaşacak olan geniş bant internet imkanı bulunuyor.

Şimdi bir kısım medyada, şurada-burada Hükümet interneti yasaklıyor, internete sansür getiriyor diye affedersiniz yaygara koparanlar var. Öbür yanda milletim kimin ne yaptığını bizzat yaşayarak görüyor.

Değerli kardeşlerim, ekranları başında bizi izleyen vatandaşlarıma sesleniyorum; bakın biz laf üretmiyoruz, biz icraat üretiyoruz. Dün 100 bin çocuğumuz, 100 bin öğrencimiz evlerine ellerinde tablet bilgisayarlarla gitti. Yaklaşık 163 bin öğrencimiz şu anda etkileşimli tahtayla, yani internetle eğitim görüyor. Bu iktidara nasıl oluyor da internete karşısınız yakıştırması, yaftası yapıştırılmaya çalışılıyor? Bu medyanın İstanbul’da plazalarda attığı manşetlerle Anadolu’da Trakya’da milletin gördüğü, yaşadığı birbirini tutmuyor. Okullara 1 milyon bilgisayar gönderen, 30 bin bilişim teknolojisi sınıfı kuran bir Hükümete interneti engelliyor diye bir ithamda bulursanız, size dünyanın her yerinde gülerler. Ama maalesef dünyanın da belli odakları işte bu medya gruplarıyla oraları kaynak kabul ederek haberler yapıyorlar. İşin aslı farklı, kendi yayınladıkları haberler farklı. 163 bin çocuğa tablet bilgisayar dağıtan, bütün öğrencilere de bunu verecek olan bir iktidara interneti yasaklıyor iftirasını atarsanız ve dünya da bunun farkına vardığı zaman herkes sizinle alay eder. Geniş bant internet aboneliği sayısı, bakın burası çok önemli, biz göreve geldiğimizde 20 bin idi. Değerli kardeşlerim, şu anda geniş bant internet sayısı bugün 34 milyona ulaşmıştır. Yani 20 bin nire, 34 milyon nire? Bunu göremeyecek kadar gözler körelmiş. Okullara geniş bant internet erişimi sağlayan bir kadroya siz yasakçı derseniz, sansürcü derseniz, diktatör diye çamur atarsanız, hiç kusura bakmayın o çamur döner bu çamuru atanların yüzüne çarpar. Ancak burada bir çizgiyi net olarak ortaya koyacağız. Geçen hafta yine burada ifade ettim, dün tablet dağıtım töreninde çocuklarımıza da tavsiyede bulundum; internet ve bilgisayar eğer uygun şekilde kullanılmazsa, eğer denetim ve düzen altında olmazsa yararlı bir araç olmaktan, bir eğitim aracı olmaktan çıkıyor, çok acı sonuçları olan bir tehlikeye dönüşebiliyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde bu tehdidi önlemeye dönük çok sıkı tedbirler var, Avrupa’da aynı şekilde alınmış tedbirler var, düzenlemeler var. Bakın burada internetin kimi zaman nasıl bir tehdit olduğunun görülmesi bakımından bir çalışma arkadaşımızın çocuklarının başına gelen hadiseyi de özellikle anlatmak istiyorum. 12-13 yaşlarında iki çocuk evdeki bilgisayarda internette gezinirken karşılarına bir ekran görüntüsü çıkıyor. Ekran görüntüsünde çocuklardan birinin resmi var, bilgisayarın kamerasından çekilmiş. Yani birileri bilgisayara girmiş. Kamerasını kontrol altına almış ve evin içindeki görüntüyü çekmiş. Sonra o görüntüyü bir sayfaya yerleştiriyor. Burası çok enteresan; sizi tanıyoruz, sizi biliyoruz, adresiniz elimizde, biz jandarmayız, polisiz diyerek jandarmanın, polisin, MİT’in logolarını da sayfaya yerleştirerek çocuklardan verilen hesaba para yatırımları isteniyor. Bakın, inanın birçok çocuk anne-babaları duymasın diye korkuyla kendilerine ekrandan emredileni yapıyorlar. Bizim arkadaşımızın çocuklarıyla korkuyla ağlayarak babalarını arıyorlar. Babaları çocukları teskin ediyor. İşte bu internette yapılan belki de en basit dolandırıcılık şeklidir. Şimdi biz bunlara karşı bir tedbir alınca, bir düzenleme getirince belli çevreler koro halinde sansür türküsü söylemeye başlıyor. Bizi anne babalar anlıyor, bizi öğretmenler anlıyor. 2011’de güvenli internete geçerken işte bu çevreler sokağa döküldüler. Çocuk yaştaki kızın eline o ahlaksız pankartı tutuşturup sokakta eylem yaptılar. O zaman da işte bu CHP tıpkı bugün olduğu gibi bu ahlaksızlara destek verdi. Çocuklara, gençlere nesillere sahip çıkmak bizim anayasal görevimizdir. Bunlara ben kaç kere Anayasa maddesini okudum, ama bunların anlamak diye bir derdi yok. Bu bizim görevimizdir, biz bu görevi gençliğin korunması maddesinde ne emrediyorsa bunu yapmakla mükellefiz. 2011’te internete sansür geliyor diye sokağa dökülenler bugün de aynısını yapıyorlar. Hayır arkadaşlar, internete sansür gelmiyor, özgürlük kısıtlanmıyor. Sadece ahlaksızlığa, şantaja, tehdide karşı tedbir alınıyor. Neşter doktorun elinde hayat kurtarır, ama katilin elinde can alır; bu ayrıcalığı iyi tefrik etmemiz lazım. Bugün tekrar söylüyorum; bu yeni yasadan en fazla istifade edecek olan CHP’dir, MHP’dir. Çünkü en fazla kaset saldırısına uğrayan, kayıtlarla en fazla tehdit edilen, dizayn edilen CHP ve MHP’dir. Biz yeni internet düzenlemesiyle sadece çocukları değil CHP’yi, MHP’yi, diğer partileri de alçakça tehdit ve şantaj karşısında koruma altına alıyoruz. İnanın CHP de, MHP de içten içe bu düzenlemeyi sonuna kadar savunuyorlar. Ama bunlara şantaj yapan, bunları artık esaret altına alan o paralel yapıya şirin görünmek için seslerini çıkaramıyorlar.

Geçen hafta CHP Genel Başkanı Grup salonuna ses sistemi kurdurmuş. Yayınlanması yasa dışı olan ses kayıtlarını milletvekillerine dinletiyor. Bakın bu dinlemeler tamamen hukuksuz şekilde yapılmıştır. Bu dinlemeler hukuk çiğnenmek suretiyle dosyalara konulmuştur. Bu dinlemeler tamamen hukuksuz şekilde kamuoyuna sızdırılmıştır. Ortada bırakın hukuku çiğnemeyi, bırakın suç işlemeyi, çok açık ve net bir şekilde ihanet vardır. Madem öyle, madem ahlaksızlık, kuralsızlık bu boyutlara kadar ulaştı, CHP’ye şimdi ben buradan bir çağrı yapıyorum; bugün de arkanızdaki perdeden CHP eski Genel Başkanıyla ilgili internete verilen bizim engellediğimiz o görüntüleri de yayınlayın. Aynı şekilde yine Genel Başkan Yardımcı veya şu an da Grup Başkanvekili midir bilemiyorum, onunla ilgili de yine yayınlar yapıldı, onu da biz yine anında engelledik, onu da yayınlayın. Madem bu kadar ahlakı ayaklar altına aldınız, bu kadar yasaları hiçe saydınız. Bugün de Grup Salonunda CHP’li belediye başkanlarının rüşvet pazarlıklarını, yamyam itiraflarını, bunların ses kayıtlarını da yayınlayın. Eğer cesaretiniz varsa bugün de patronunuzun ananaslı, tespihli, Ugandalı ses kayıtlarını da yayınlayın. Hâkimlere, savcılara verilen ihanet talimatlarını yayınlayın. Hatta açın o beddua görüntülerini, Hocanız beddua etsin, siz de salondan CHP’liler olarak hep birlikte âmin deyin.

Bugün baktım bir tane şöyle karikatür var bir yerde. Malum medya diyeceğiz artık, işe alınmada veya memur alımında jüri karşısında imtihana girecek olan güya 3 tane önünde AK Parti, kendilerine göre kartı koymuşlar, 3 tane AK Partili, dolayısıyla onları devlete alıyor. Ya bunu siz yaptınız, siz. Şecaat arz ederken sirkatin söylüyorsunuz. Siz paralel devleti oluştururken sizin zihniyetinizde olmayan kimseyi devlete almak istemediniz, bunun adımlarını attınız. Şimdi elinizden bu güç, bu kuvvet gidiyor diye çılgına döndünüz, onun için şimdi bu kadar bağırıp çağırıyorsunuz. Bu ülkede bunları yaptınız ve şimdi de bunlar elinizden gidince hoplamaya, zıplamaya başladınız. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, işinizi de bundan dolayı sadece bedduaya kaldı. Biz bedduayla değil, biz duayla yürüyoruz, biz milletin duasıyla yürüyoruz. Hamdolsun, bizim arkamızda 77 milyonun duası var, bizi arkamızda Filistinli, Mısırlı, Somalili, Açelili, Myanmarlı mazlumun duası var. Bizim arkamızda, önünde parçalanmış bebeğini başında ellerini havaya açarak, Rabbe açarak feryat eden, aynı zamanda da bize hayır duaları eden o tertemiz,  samimi, yüreği paramparça Suriyeli annelerin duaları var.

İşte onun için burada bir kez daha açık açık ifade ediyorum, kimin elinde ne varsa hiç çekinmesin ortalığa döksün, hangi görüntü, hangi ses kaydı varsa hepsini ortalığa saçsınlar. CHP’nin, MHP’nin siyaset yapmak için zaten kırıntılara ihtiyacı var, buyursunlar CHP ve MHP’nin önüne o kırıntıları, o yemleri atsınlar.

Bir kez daha söylüyorum, korkaklar zafer anıtı dikemezler.  Bizim içimizde korkaklar var, bizim içimizde zor zamanda dik duramayanlar vardı; bu partinin içinde korkaklara yer yoktur.

Şunu da lütfen unutmayın değerli kardeşlerim: Biz bu makamlara medyanın üfürmesiyle değil, sermayenin desteğiyle değil, milletin mührüyle geldik, üstelik buraya biz medyaya rağmen geldik. 28 Şubat döneminde işte bu medya bize biliyorsunuz en alçakça saldırıları yaptı, ceza aldığımda muhtar bile olamaz diyerek adeta zil takıp oynadılar. Onların muhtar bile olamaz diye alay ettiklerini bu millet Başbakanlık makamına yükseltti.

Çok daha enteresanı, 411 el kaosa kalktı diyerek milli iradeyi aşağılayanlara AK Parti’nin kapatılması için ellerinden gelini yapanlara rağmen biz bugün buradayız. Şu anda o malum medya koro halinde tek bir ağızdan bize saldırıyor. 28 Şubat’ta yaptılar, milletten cevabını aldılar. Partimize açılan dava sürecinde yaptılar, milletten cevabını aldılar. Başörtüsü oylaması sırasında yaptılar, cevabı aldılar. Her seçim koro halinde saldırdılar, cevabını aldılar. Hiç endişe etmeyin, işte bu medya 30 Mart’ta da gereken cevabı milletten alacak. hiç şüpheniz olmasın. Bunlar hangi manşeti atarsa atsınlar, son manşeti sandıkta millet atacak, ekranları başında bizi izleyen aziz vatandaşlarım atacak.

Şimdi bakın, son günlerde Türkiye’de medya tarihin en aşağılık, en alçakça, en müptezel linç girişimi yapılıyor. İnanın tarihte bunun bir başka örneğini göremezsiniz. Bir kadıncağız, açık söyleyeceğim, bizim Bahçelievler Belediye Başkanımızın gelini bu, Kabataş’ta yanındaki 6 aylık çocuğuyla linç girişimine maruz kalıyor. Bunu  ifade vererek izah ediyor, yetmedi, adli tıp raporuyla kendisinin ve bebeğinin vücudundaki darp izlerini belgeliyor. Haziran ayındaki bu alçakça girişimi yetmezmiş gibi, 8 ay sonra bu sefer de medya yeniden linç girişimine başlıyor, o malum gazeteler, malum televizyonlar aynı yerden emir ve talimat alarak aynı cümlelerle, aynı manşetlerle genç bir kadın üzerinden linç kampanyası başlatıyor. Ya Allah aşkına, sizin insanlığınız öldü mü be? Sizin vicdanınız bu kadar mı karardı? Akşam eve gidince çocuklarınızın, eşinizin, anne-babanızın yüzüne nasıl bakabiliyorsunuz? Aynı hadise, Allah korusun, sizin çocuklarınızın başına gelseydi böyle mi davranırdınız?

Şimdi 2 hafta sonra 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlanacak, hangi yüzle kadın haklarından bahsedeceksiniz? Hangi yüzle kadına şiddete hayır diyeceksiniz? Bundan sonra her tecavüze uğrayan kadın bunları ikna etmek için elinde görüntü kaydıyla mı dolaşacak veya öyle mi gelecek? Kocasından şiddet gören, eli-yüzü kan içindeki kadın iddiasını ispat etmek için elinde kayıtla mı gelecek? Sokakta kurşunlanarak öldürülmüş kadın cesedinin yanına artık görüntü kaydı mı koyacak? Ortada ifade tutanağı var, adli tıp raporu var, linç edilmiş bir kadın var, darp edilmiş bir bebek var, bunlar çıkmışlar olayın nasıl olmadığını ispat etmeye çalışıyorlar. Vicdan vicdan vicdan…

Bunu şuradan açık açık ifade edeceğim: Eğer o kadıncağız başörtülü olmasaydı bu linç olur muydu? Dün başörtüsüne füruat diyenler işte bugün başörtülü bir kadın üzerinden başörtüsü düşmanlığını sürdürüyorlar.

Kardeşlerim, bunu yapanların ilkeleri yok, sınırları yok, bunlar için helal yok, haram yok, bunlar her işi meşru görüyor. Çünkü anlayış şu, ilke şu: Amaca ulaşmak için her yol meşrudur. Gerektiğinde Hazreti Peygamberi miraçtan indirip kamyonete bindiriyorlar, o şekilde her şekilde her istediklerini meşru hale getiriyorlar.

Ama ben diğerlerine sormak istiyorum, ya siz bunların arkasına niye takıldınız, sizin bunlarla ne işiniz var? Cevabı çok basit, gezicilerle paralel örgütün patronu bir, bunlar zaten ezelden kardeştirler. İşte şimdi de dayanışma içinde millete karşı, milli iradeye karşı birlikte operasyon yürütüyorlar. Biz bunları 28 Şubat’taki manşetlerinden, aynı zamanda 28 Şubat’taki ihanetlerinden de tanırız. Bakın, atıyorum o başlıklardan bir tanesini, beceremediniz, artık bırakın manşetini bu millet unutmadı ve unutmayacak. O ihaneti, o hançeri 28 Şubat’çılarla yapılan o işbirlikçi tavrı bu millet unutmadı ve asla unutmayacak.

Hazreti Yusuf’u kuyuya kardeşleri atmıştı, Allah o Yusuf’u kuyudan çıkardı, Mısır’a vezir yaptı. Kardeşlerinin kuyuya attığı Yusuf’u kör kuyulardan çıkaran Allah kadiri mutlaktır.

Unutmayın, manşetlerin dediği gibi, milletin dediği olur, Allah’ın dediği olur. Bu alçaklığın, bu ihanetin hesabı da er ya da geç bu hainlerden sorulur. İşte onun için bir an bile olsun rehavet içinde olmayacağız, bir an bile olsun boş bulunmayacağız.

Şunu özellikle bilmenizi istiyorum değerli kardeşlerim: 17 Aralık darbe girişimi tam anlamıyla çökmüştür, tam anlamıyla geri tepmiştir, ekonomiye, milli kurumlara, istikrara yönelik saldırı tamamen püskürtülmüştür. İşte şu anda şu kısa sürede bakın 4 milyar dolar yaklaşık tekrar Türkiye’ye döndü. Şimdi bu onları rahatsız ediyor tabi, bu onları rahatsız ediyor.

Şu anda paralel yapının başını çektiği ittifakın 2 hedefi kaldı; bunlardan biri 30 Mart seçimleri, diğeri de çözüm sürecidir. 30 Mart seçimlerine AK Parti olarak bir kez daha gümbür gümbür giriyoruz. Yaptığımız kamuoyu anketlerinin tamamında AK Parti’nin 2011 seçimlerindeki oy oranını muhafaza ettiğini görüyoruz.

Ancak şuraya dikkatlerinizi çekiyorum: Şu anda CHP’ye gönül veren kardeşlerimiz, MHP’ye gönül veren kardeşlerimiz, yaşanan bu darbe girişiminden ve partilerinin tutumundan biliyorum ki çok ciddi şekilde rahatsızlar. CHP ve MHP’nin paralel örgütün maşası haline gelmesi, paralel örgütün attığı kırıntılarla siyaset yapıyor olması, bu partilerin tabanlarını rahatsız ediyor.

2010 halk oylamasında CHP ve MHP bütün marjinal örgütlerle bir araya gelmiş bir ittifak oluşturmuşlardı. Bu ittifaktan rahatsız olan CHP ve MHP’liler de halk oylamasında evet oyu vermiş, oy oranının değerli kardeşlerim, yüzde 58’e kadar yükselmesini sağlamışlardı. Şu anda CHP, MHP, Geziciler ve paralel örgüt ittifakı da inanın bu partilerin tabanını AK Parti’ye taşıyacaktır, işte bunun için hep birlikte çok çalışacağız. Bütün teşkilatımızın cadde cadde, sokak sokak çok çalışması gerekiyor, ulaşılmadık tek bir kişi bile inşallah bırakmayacağız.

Biliyorsunuz, bu hafta sonu Sivas’tan yola çıkıyoruz, inşallah ilk meydan mitingimizi Sivas’ta yapacağız, aynı gün Sivas’tan Yozgat’a geçeceğiz, Pazar günü de inşallah Afyonkarahisar ve Kütahya mitinglerimizi yapacağız ve bu hafta 4 ilimizi bu şekilde inşallah ziyaret ederek orada halkımızla kucaklaşacağız.

Bu kirli darbe girişimini, bu ihanet girişimini ulaştığımız her bir kardeşimize anlatacağız, meydanlarda anlatacağız, evlerde anlatacağız. Burada ana kademe, kadın kollarımız, gençlik kollarımız yoğun bir şekilde çalışmaları lazım, çok farklı bir şekilde çalışmaları lazım. İnşallah 30 Mart akşamı hep birlikte milletçe sevineceğiz.

Bakın, geçtiğimiz hafta Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu yasasının iyi niyetle ertelediğimiz maddelerinin oylaması yapıldı. Söylemiştim, eğer iyi niyetimiz karşılığını bulmazsa biz bu kanunu geçirmek zorundayız demiştim. CHP, MHP ve BDP bir kez daha Genel Kurul salonunu terörize ettiler. Ne oldu? Sonuçta çıka çıka 28 tane ret oyu çıktı. Ya arkadaş, siz samimiyseniz bu samimiyetinizi Mecliste niye ortaya koymuyorsunuz? Ey CHP, ey MHP, ey BDP, niye Mecliste yoksunuz? 28 tane ret oyu. Yaptıkları şey ne? Şiddet, terörize etmek. Karşılığını da bulunca feryat ediyorlar malum medyayla beraber; bunların ciddiyeti bu.

Değerli kardeşlerim, biz tabi bu yasaların Parlamentodan geçmesi için elimizden gelen bütün gayreti göstereceğiz. Hele hele o akşam milletvekili arkadaşlarımın o dik duruşları, sabaha kadar orada verdikleri mücadele sebebiyle kendilerine şahsım, partim adıma çok çok teşekkür ediyorum, sağ olsunlar, var olsunlar. İşte mesele bu, demokrasi mücadelesi böyle verilir arkadaşlar. Bu mücadeleyi sonuna kadar hep böyle sürdürmek durumundayız. Bu mücadeleyi böyle verelim, bu millet hep bizim arkamızda olacaktır, hiç endişeniz olmasın.

CHP, MHP ve BDP tabanları işte burada da görüyorsunuz samimiyetsizliklerini ortaya koydular. Bir yandan yasaya karşıymış gibi yapıyorlar, bir yandan Genel Kurulu şiddetle teslim almaya çalışıyorlar, ama diğer yandan sadece 28 ret oyu çıkıyor. Ya sonunda bu ret oyu eğer belli sayıyı aşmazsa zaten netice alamazsın, buranın başka çıkış yolu yok. Bunu başarmak için de buraya gelmen lazım, ama buraya gelmeyip de başka yerlerde gezip dolaşıyorsan onu bilemeyiz.

Ana Muhalefetin, yavru muhalefetin genel başkanları çıkmışlar bu yasayı eleştiriyorlar. Neredesiniz siz? Gelin de önce grubunuzu Parlamentoya getirin Parlamentoya. Ben grubuma inanıyorum, güveniyorum, ama sizin grubunuz nerede? Neden oylama sırasında orada bulunmadınız da grubunuzu oraya taşıyamadınız? Silivri önünde bulunuyorsunuz, Türkiye’nin hakimlerine, savcılarına en ağır hakaretleri yapan CHP’nin Genel Müdürüne soruyorum, daha 2 ay öncesine kadar hukuku, hakim ve savcıları ayaklarının altına alıyordun, 17 Aralık’ta ne oldu da hukukun üstünlüğüne inanmaya başladın? 25 Aralık’ta hukukun üstünlüğüne inanmaya başladın? 17 Aralık paralel hukukunu kabul ediyorsun da, şimdi verilen kararları neden hazmedemiyorsun? Bunlar inanın CHP’yi, MHP’yi de paralel güçlerin oyuncağı haline getirdiler. Her iki parti de tarihleri boyunca hiç böyle acınacak bir duruma düşmemişti. Bir kez daha CHP’ye, MHP’ye gönül vermiş kardeşlerime Allah sabır versin diye dua ediyorum.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, son günlerde bu paralel yapı ve onun arkasına taktığı kesimler tarafından çözüm süreci de hedef alındı, Doğu ve Güneydoğu’da silahların tekrar konuşması için kışkırtmalar yapılıyor. Diğer bölgelerde de Hükümetin tavizler verdiği iftirasını işleyerek bu tarafı kışkırtmanın mücadelesini veriyorlar. Allah’a hamdolsun, benim Türk kardeşlerim de, Kürt kardeşlerim de bu kışkırtmalara gelmiyor, bu alçakları zaten okumuyor, dinlemiyor.

Bakın, çatışmasız ortamda 1 yılı artık geride bıraktık. 30 yıldır devam eden acılı, çileli süreç son 1 yıldır can almıyor, canlara kıymıyor. Hiçbir taviz vermedik, hiçbir ilkemizden vazgeçmedik, bir tek bile anayasa, yasa maddesini çiğnemedik, meşruiyetten bir nebze olsun ayrılmadık. Siyasete devreye aldık ve meselenin siyaset zemininde demokrasiyle çözülmesi için samimi gayret sarf ettik, sarf etmeye de devam ediyoruz. Oluşan bu kalıcı bahar havasından 77 milyonun tamamı da çok büyük bir memnuniyet içinde, bunu yaptırdığımız kamuoyu araştırmalarında çok açık ve net görüyoruz.  Türkiye genelinde olayı etnik unsurlar bazında da inceledik ve burada da hamdolsun güzel gelişmeler var. İnanın, Doğu’da, Güneydoğu’da hayatlar değişti, sokaklar, caddeler değişti, iklim, atmosfer tamamen değişti, doğuda da, batıda da, kuzeyde de, güneyde de 77 milyon tebessüm etmeye, gülümsemeye, umutlarını çoğaltmaya başladılar.

Bakın buradan bir kez daha tekrar ediyorum: Türkiye’de demokratikleşmenin önündeki en büyük engel, unutmayın, 11 yıl öncesine gidelim, çeteler olmuştur, mafyatik yapılanmalar olmuştur, cuntalar olmuştur, hükümetler kurmuşlardır, hükümetler indirmişlerdir. 11 yıl boyunca çetelerle mücadelemizde sağladığımız başarı oranında demokratik hamleler gerçekleştirdik, şimdi artık son çeteyle mücadele ediyoruz. Bu çete de tarihe karıştığında, bu paralel yapı da çöktüğünde inanın demokrasinin önünde hiçbir engel kalmayacak. Ekonomiye saldırdılar, güçlü ekonomiyi yıkmadılar. İstikrara saldırdılar, istikrarı bozamadılar. Demokrasiye saldırıyorlar, hiç kuşkunuz olmasın demokrasiyi de yıpratamayacaklar, tam tersine demokrasi buradan da güçlenerek çıkacak.

Değerli arkadaşlarım, dik duracağız, ama diklenmeyeceğiz. Emniyet içindeki kardeşlerim dik duracak, yargı mensupları dik duracak, siyaset dik durmaya devam edecek, bu aziz millet zaten bunlara da geçit vermeyecek.

Bakın arkadaşlar, bir gazete Milli İstihbarat Teşkilatımızın tırlarına, MİT mensuplarına yapılan saldırının görüntülerini yayınladı. Tırları sanki düşman tırlarıymış gibi durduruyorlar, MİT mensuplarının aracını durduruyor, içindeki yüzbaşıyı, üsteğmeni çıkarıp darp ediyor, kelepçe takıyorlar. Meselenin ne kadar ciddi olduğunu, hangi boyutlara vardığını işte bu görüntüler tartışmaya yer bırakmayacak şekilde ortaya koyuyor. Sadece AK Partili değil, CHP’li, MHP’li, BDP’li, diğer tüm kardeşlerimin, vatandaşlarımın işte bu görüntülere bakıp, bu manzaraya bakıp işin ciddiyetini görmelerini rica ediyorum. İnsan sorar, ya bu hangi ülke? Kim bunlar, bu kimin jandarması? Saldıranlar kim? Yargı içindeki paralel yapı jandarmadaki uzantılarını da yanına alarak bu ülkenin Milli İstihbarat Teşkilatı’na yasa dışı operasyon yapıyor. İşte bu süreç bu görüntülerden dolayı bir istiklal mücadelesi sürecidir. İnanın, İstanbul işgal edildiği dönemin mütareke basınında dahi bu derece bir hıyanet sergilenmemiştir. Bu operasyon, altını çizerek ifade ediyorum, düpedüz bir casusluk operasyonudur. Buradaki ayrıntılar ortaya çıktığında, o operasyonda kimlerin yer aldığı, kimlerin kimlere talimat verdiği, ihbarda bulunduğu ortaya çıktığında milletim ihanetin derecesini daha net olarak görecek.

Burada tabi şunu birbirinden ayırmamız lazım: Malum, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin özellikle o nezih yapısı farklı, ama oraya da bunlar bu sızmalarını ne yazık ki yapmış durumda; işte onun için dik duracağız.

Buradan aziz milletime de bir hususu özellikle vurgulamak istiyorum; biz 17 Aralık’tan itibaren ortaya atılan tüm iddialara, tüm iftiralara tek tek cevap vereceğiz, Allah’a şükür verilemeyecek hiçbir hesabımız, cevabı olmayan hiçbir soru yok.

Ancak, aziz milletimin de, Teşkilatımın da şunu bilmesini özelikle isterim: Bu hainlerin, bu paralel yapının Türkiye’de gündemi belirlemesine, gündemi esir almasına da izin vermeyeceğiz. Bu paralel yapı CHP’nin, MHP’nin önüne yem atıyor, onları besliyor ve onları kendi gündemleri haline getiriyor; ama AK Parti’yi böyle yapay gündemler esir almaz.

Hatırlayın değerli kardeşlerim, Gezi olayları sırasında vandallar sokakları ateşe verirken, yakarken, yıkarken, Türkiye’nin her yerinde huzuru bozarken, inançlı kesime karşı alçakça hakaretler, saldırılar yaparken, işte bu medya bir palalı militanın peşine takıldı, günlerce manşetten bunu gördü; hatırlıyorsunuz değil mi? Haftalar sonra kendi kurdukları tuzağa kendileri düştüler, o palalının bir CHP organizasyonu olduğunu bizzat CHP’liler itiraf ettiler. Bugün de kendi kurdukları tuzaklara kendileri düşecekler. Göreceksiniz, kendi attıkları manşetler dönecek, dolaşacak ve kendilerini vuracaktır. Biz eğer bu iftiraların, bu ithamların peşine takılırsak, ülkemize, milletimize hizmet üretemeyiz.

Sadece 2 hafta içinde Ankara’da, İstanbul’da metro hatlarını açtık, hastane temelleri attık, hastaneleri hizmete açtık, 100 bin öğrenciye tablet bilgisayar dağıttık.

Geçen hafta Kazakistan’ın Baykonur Uzay Üssünden Ulaştırma Bakanım ve milletvekili arkadaşlarımızın da katıldığı bir törenle TÜRSAT-4A uydumuzu başarıyla uzaya fırlattık.

Bizim gündemimizde bunlar var, peki bunların gündeminde ne var? Laf var, iftira var, başka hiçbir şey bulamazsınız. Ama bunların çektiği tuzağa biz düşmeyeceğiz, bunların manşetlerine aldırıp gündem değiştirmeyeceğiz, bunların değil, milletimizin istikametine ram olacak, o istikamette yürümeye devam edeceğiz. Süreç bizim haklılığımızı ortaya koyacak, vakti zamanı geldiğinde her hadise aydınlanacak. Milletimizin feraseti her meseleyi aydınlatacak, her meselede, unutmayın, şaşmaz terazi olacak.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, yarın inşallah Ankara’da 30 Mart seçimleri için hazırladığımız seçim beyannamesini, seçim malzemelerini, hazırladığımız sloganları, şarkıları hep birlikte inşallah Ankara Arena’da sizlerle paylaşacağız, önemli bir tanıtım toplantısı yapacağız. Adaylarımızı belirleme sürecimiz tamamlandı, belediye meclis listelerini, biliyorsunuz artık bugün son gün, teslimatı yapılıyor. Meclis çalışmalarımız önümüzdeki hafta sonuna kadar devam edecek, daha sonra bütün enerjimizi sahaya yoğunlaştıracağız.

Tekrar ediyorum; kendi gündemimizle ve milletin gerçek gündemiyle sahalarda olacağız. Açılışlar yapacağız, yaptıklarımızı anlatacak, yapacaklarımızı milletimizle paylaşacağız. Yıkım ekibi arkadan koro halinde istediği iftirayı atsın, istediği çamuru atsın, biz sadece Türkiye’nin ve aziz milletimizin gündemiyle meşgul olacağız.

Meclis çalışmalarınızdaki sabır için, dirayet için, kararlılık için sizlere bir kez daha şahsım, milletim ve Grubum adına şükranlarımı sunuyorum.

Bu hafta ve öbür hafta yapacağınız çalışmalardan dolayı başarılar diliyorum, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyor, Allah’a emanet ediyorum.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.