Basbakan Erdogan’in 19 Temmuz tarihli Ordu Mitingi konusmasinin tam metni
Ordu, seni gönülden selamlıyorum Ordu. Seni hasretle, muhabbetle selamlıyorum Ordu. Bugün yine çok farklısın, bugün yine tarih yazıyorsun Ordu. Rabbim sizlerden razı olsun. Rabbim uhuvvetimizi, muhabbetimizi daim eylesin. Rabbim şu mübarek ayında kardeşliğimizi muhafaza eylesin, dualarımızı kabul eylesin.
Kardeşlerim, 8 ay önce Ordu’ya geldik. Ordu muhteşemdi, 4 ay önce 24 Mart’ta Ordu’ya geldik, Ordu yine muhteşemdi. O gün ne dedik? Maşallah Ordu Karadeniz gibi kükrüyor dedik. Ordu tıpkı dereleri gibi gürül gürül çağlıyor dedik. Ordu tarih yazmaya hazırlanıyor dedik. 30 Mart’ta Ordu kükredi mi? 30 Mart’ta Ordu çağladı mı? 30 Mart’ta Ordu tarih yazdı mı? Allah sizlerden razı olsun. Yüzde 54 oy oranıyla Ordu Büyükşehir Belediye Başkanlığına adayımızı taşıdığınız için Rabbim hepinizden razı olsun. Büyükşehir Ordu, büyük karar verdi. Biz sizlerle gurur duyuyoruz. Ordu, 20’de 20 yaptı, fire yok, firesiz maşallah. İnşallah biz de bugüne kadar Ordu’ya mahcup olmadık, bu yeni süreçte de mahcup olmayacağız, hiç endişe etmeyin. Ordu’da yine çok çalışacağız. Ordu’da kapı-kapı dolaşacağız. Bakın 2011 seçimlerinde hatırlayın Ordu bize yüzde 60 oy oranıyla destek vermişti, yüzde 60. Şimdi Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ben inanıyorum ki Ordu bu yüzde 60’ın da üzerine çıkacak. Ordu’da sadece AK Parti’ye gönül verenler bize oy vermeyecek, ben buna inanıyorum. CHP’ye gönül veren kardeşlerim de bize oy verecek, buna da inanıyorum. MHP’ye gönül veren kardeşlerim de bize oy verecek buna da inanıyorum. DSP, Saadet Partisi’ne, Büyük Birlik Partisi’ne, buralara oy veren kardeşlerim de bize oy verecek, buna da inanıyorum. Ordu inşallah yeni Türkiye diyecek. Ordu’dan dayatmayla milletin önüne konulan adaylara oy yok, ben bunu biliyorum.
Şimdi soruyorum; Ordu, yeni Türkiye’ye evet mi Ordu? Büyük Türkiye’ye evet mi Ordu? Güçlü Türkiye’ye evet mi Ordu? 2023 hedeflerine evet mi Ordu? Eski Türkiye’nin kapılarını kapatıyor muyuz ordu? Yeni Türkiye’nin kapılarını açıyor muyuz Ordu? Milletin adayını Cumhurbaşkanlığına taşıyor muyuz Ordu? Kim o aday? Maşallah, barekallah, Ordu’da evvel Allah bu iş bitmiştir. Ordu tamam inşallah diyor. Bakın Türkiye genelinde zaten bu iş bitti. Türkiye genelinde 10 Ağustos’un rengi biiznillah zaten belli. Yaptırdığımız araştırmalar, yoklamalar 10 Ağustos’ta kimin iş başına geleceğini zaten ifade ediyor, bunu kendileri de biliyor.
Kardeşlerim… (“Çankaya senindir senin olacak” sesleri) Çankaya milletindir, milletin olacak. Şimdi soruyorum; bize yüzde 51 yeter mi? Biz milletimizden çok daha güçlü bir destek bekliyoruz. Ve inanıyorum ki CHP’li, MHP’li vesaire kardeşlerimizin partilerinin dayatma adayına güçlü bir tepki vermelerini bekliyoruz.
Allah aşkına soruyorum; CHP içinden cumhurbaşkanı adayı olacak bir tane isim bulamadılar mı? Kılıçdaroğlu çıkıyor, cumhurbaşkanında aranan vasıflar diyor. Ya bu vasıflarda bir tane adamın yok muydu, niye çıkarmadın? Şecaat arz ederken sirkatin söylüyor. Peki bu vasıflar sende yok mu? Sen niye çıkmıyorsun? Yok, kendini tanımlıyor, ben buyum diyor.
Ömür tarafta MHP, koskoca MHP teşkilatı içinde Cumhurbaşkanlığına aday olacak bir tek kişi çıkaramadılar mı? Evet, çıkaramadılar. Niye? Çünkü bunlar talimatı seçmenlerden almazlar. Bunlar talimatı teşkilatından almazlar. Bunlar talimatı başka odaklardan, başka çevrelerden alırlar. Bunlara bir aday dayattılar, CHP-MHP yönetimi boyunlarını büktüler bu adayı kabul ettiler. Şimdi ne diyor CHP Genel Müdürü? Tıpış tıpış gideceksiniz bu adaya oy vereceksiniz diyor. Kendisi yanına da Bahçeli’yi alarak tıpış tıpış gider o adaya oy verir. Ama bu seçmene bu dayatmayı yapamaz. Seçmen bu dayatmaya rıza göstermez. Bakın göreceksiniz, 10 Ağustos’ta CHP ve MHP bir kez daha ağır yenilgi alacaklar. Ama bu sefer yüzsüzlük yapıp o koltuklarında oturamayacaklar. CHP’nin hem yönetimi rahatsız, hem tabanı rahatsız. MHP’nin hem yönetimi rahatsız, hem tabanı rahatsız. Bu iki genel başkan her seçimde ne yapıyor? Partilerinin ilkelerini ayaklar altına alıyorlar. Partilerinin iradesini ayaklar altına alıyorlar, dayatmalara boyun eğiyorlar. Pensilvanya gibi ihanet şebekelerinin dizinin dibinde oturuyorlar. Her türlü iftiraya, her türlü yalana, hakarete çanak tutuyorlar. Bütün bunları yaptıkları halde her seçimde kaybediyorlar.
Ben ne dedim burada, geldim size dedim ki; kardeşlerim, 30 Mart’ta eğer AK Parti birinci parti olmazsa ben istifa edeceğim dedim, dedim mi? Dedim. Peki dedim Kılıçdaroğlu birinci parti olamazsa istifa edecek mi? Bahçeli olamazsa istifa edecek mi? Kardeşlerim, bak her zaman vagon olduklarını biliyorlar ve bunların bu ülkede iktidar olmak gibi zaten bir dertleri yok. Hani halk arasında güzel bir ifade var, makaram sarı bağlar kız oynar, gelin ağlar; bunların durumu bu. Şimdi bunlara gereken dersi 10 Ağustos’ta bu defa çok farklı bir şekilde vereceğiz. İnşallah 10 Ağustos’ta yeni Türkiye kuruluyor. Muhalefet kendini yenilemek zorunda. CHP ve MHP’nin tabanı inşallah dayatmalara boyun eğen partilerini yenileyecekler. Bunlar milleti her zaman koyun yerine koydular. Ne dediler? Bidon kafalı dediler. Ne dediler? Karnını kaşıyan adam dediler. Şu anda kendi seçmenlerini de koyun zannediyorlar. Bu millet ne yapacağını çok iyi bilir, bu millet sandıkta sen söyleyeceğini çok iyi bilir. İnşallah 10 Ağustos’ta bu Pensilvanya Partilerine, CHP’ye, MHP’ye, onların yanındaki irili ufaklı partilere milletim gerekeni sandıkta söyleyecektir.
Kardeşlerim, bakın bir de HDP var, bu HDP’nin adayı ne yapmış? Aday belirleme sürecinde CHP ile görüşmüş. CHP’nin uygun aday çıkarması durumunda birlikte hareket edebileceklerini söylemiş. Bu CHP Doğuda, Güneydoğuda on yıllar boyunca benim Kürt kardeşlerime zulüm etti. Ama bu HDP çıkıyor, o zalimle işbirliği arayışlarına giriyor. CHP ile ittifak yapamayınca da kendisi aday oluyor. Göreceksiniz benim Doğulu, Güneydoğulu kardeşlerim de bu adaya gereken dersi vereceklerdir. HDP’nin adayı CHP ile ittifak arayışlarına girmenin, ırkçı Gezi olaylarına sahip çıkmanın bedelini göreceksiniz sandıkta ödeyecek.
Şimdi rahatsız olmuşlar, bana saldırıyorlar, hakaret ediyorlar. Niye biliyor musunuz? Dedim ya, tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet bunları rahatsız ediyor, bunları rahatsız ediyor. Niye?
Biz tek millet derken ne diyoruz? Bu ülkede Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Abhaza’sıyla, Boşnak’ıyla, Arnavut’uyla, Roman’ıyla biz Yaratılanı Yaradan’dan ötürü seviyoruz. Tek millet, kardeşlerim sizin etnik yapınız bu olabilir, ama biz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı altında tek milletiz, tek millet.
İki; tek bayrak. Bu bayrağa alternatif bayrak olamaz. Rengi şehidimizin kanı, hilal bağımsızlığımızın ifadesi, yıldız şehidimizin simgesi. Bu HDP’lileri bu bayrağımıza alternatif çıkaramazsınız, bir kongrede Türk bayrağını oraya asmaktan kaçınan HDP’lilere seslendim, sizin dedim Parlamentoda ne işiniz var ya? Türk bayrağını kongresinde asamayanların bu Parlamentoda ne işi var, bu Parlamento Türkiye Cumhuriyeti’nin Parlamentosu ya. Beyler rahatsız olmuşlar. Sağda-solda verip veriştiriyorlarmış. Kesenizde ne varsa söyleyin, bu millet hiçbir zaman sizi affetmez. Bizim millet anlayışımızı, bizim bayrak anlayışımızı, kimsin sen ya sorgulamaya kalkıyorsun.
Ve tek vatan diyoruz, 780 bin kilometrekareyle tek vatan. Kendilerine göre bakıyorsunuz ameliyat, operasyon, asla ve asla bu ülkede bu yola tevessül edenler bunun bedelini çok ağır öderler. İşte bayrak direklerine tırmananlar vardı, şimdi direklerden iniyorlar mı? Ha iniyorlar. Devam ederlerse, inmeye devam edecekler, bunun bedelini ağır öderler. Çünkü, bu bayrak hiçbir zaman yere inmedi, inmeyecek, mahzun olmayacak, bunun bedelini ağır öderler.
Ve 780 bin kilometrede batı neyse doğu, güneydoğu da o, kuzey neyse güney de o. Biz 780 bin kilometrekarenin tamamına aynı gözle bakıyoruz: Hakkari’ye havalimanı yapacağız, adamlar havalimanı yaptırmıyor ya. Müteahhit firmaları tehdit ediyorlar. Biri gidiyor, biri geliyor. Ama buna rağmen yapıyoruz ve yapacağız. Çünkü biz onlara havaalanı yapmıyoruz, Türkiye Cumhuriyeti’nin vatan topraklarına yapıyoruz, vatandaşlarımıza yapıyoruz. Iğdır’da havalimanı var mı? Var. Kars’ta var mı? Var. Ağrı’da var mı? Var. Bunları hep biz yaptık. Kars’ta, hepsinde biz yaptık. Niye? İstiyoruz ki benim vatandaşım artık otobüslerle aynı fiyatta uçakla gidebilsin. Hamd olsun ona yakın fiyatlarla şu anda gidiyor. 26 tane havaalanımız vardı, şimdi 52 tane havaalanımız var. İşte bak şimdi Ordu-Giresun Havaalanı da yapılıyor, dünyada dördüncü burası. Denizin üzerinde yapılan havaalanı olarak burası dördüncü. İnşallah senede 3 milyon yolcu kapasiteli bir havalimanı. Bak nereden nereye geldik. İstersen Çarşamba’yı kullan, istersen Ordu-Giresun Havalimanını kullan, istersen Trabzon’u kullan, nereyi kullanırsan kullan, alternatifler çoğaldı. Benim vatandaşıma bu yakışmaz mı ya, bu topraklara bu yakışmaz mı ya?
Şimdi çıkmış adayın bir tanesi ne diyor? Benim görevim o işlerle uğraşmak değil diyor. Ya bu millet 10 Ağustos’ta Çankaya’ya saksı seçmiyor, vazo seçmiyor ya, kendi başkanını seçiyor, başkanını. Bu devletin başı. Bu devletin başı olmanın yanında Başkomutan. Aynı zamanda yürütmeye istediği zaman müdahale edebilecek. Anayasanın verdiği yetkiler var, bu yetkileri kullanacak. Ama hayatında en ufak bir mesuliyet almamış kişilerden bu ülkeye cumhurbaşkanı olur mu ya? Bunların hayatı kardeşlerim, monşer olarak geçmiş. Yok şunu yaptım diyor, yok bunu yaptım; ya yaptığın hiçbir şey yok ya.
Kardeşlerim, sırtında yumurta küfesi taşımayanlardan bir şey olmaz. Damdan düşmedikleri sürece bunlardan bir şey olmaz. Biz damdan düştük. Biz bu toprakları eşeleye eşeleye geldik. Ömrümüz 40 yıl siyasette geçti. İşte İstanbul’a Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Ordulu kardeşlerim İstanbul’u iyi bilirler. 90’lı yıllardaki susuz İstanbul’u bilirler. Çöp dağlarının yükseldiği İstanbul’u bilirler, hava kirliliğinin olduğu İstanbul’u bilirler. Biz Belediye Başkanı olduktan sonra susuzluk kaldı mı? Çöp dağları kaldı mı? Hava kirliliği kaldı mı?İşimiz bu, dertliyiz dertli. Millete sevdalıyız sevdalı; bizim farkımız bu.
Sevgili kardeşlerim, sevgili Ordulular; şu mübarek Ramazan günlerinde dertliyiz, mahzunuz, Filistin’den maalesef içimizi acıtan haberler alıyoruz.
Müsaade ederseniz şu ceketimi bir çıkarabilir miyim?
Terör devleti İsrail bir kez daha Gazze’ye saldırdı. Bir kez daha masum çocukları, plajda oynayan çocukları vurdu. Masum kadınları, masum insanları katletmeye başladı. Bunların gözü o kadar dönmüş ki bir İsrail kadın milletvekili çıktı, bütün Filistinli anneler ölmeli dedi. Sen ne biçim kadınsın ya, sen ne biçim kadınsın ya. Kardeşlerim, kadın hakları derneklerinden ses çıkıyor mu? Çıkmadı. Niye çıkmıyor? Çünkü, aynı zihniyetin mensupları bunlar. Bunlar analığa da karşı olanlar biliyor musunuz? Ben hani her zaman söylüyorum ya, annelik bambaşka kutsiyeti olan bir makamdır. İstanbul’da bir toplantıda bir bayan çıktı ikide bir dedi anne anne diyorsunuz, niye kadın demiyorsunuz dedi. Ben o yüce makamı konuşuyorum dedim. Kadın için en önemli makam analıktır dedim. Ve bizim değerlerimizde cennet, annelerin ayakları altında, babaların değil. Ve hep hayatımda anacığımın ayağının altını öpe öpe büyüdüm. O öptürmezdi, ama ben sarılır öperdim. Niye? Anacığım çekme ayağını derdim, orada cennetin kokusu var, böyle yetiştim. Ama bu makamın kıymetini bilmeyenler var, anlamayanlar var, varsın anlamasınlar. İşte bu kadın bunu bilmez, ama biz biliriz. Şimdi bir tişört yaptırmışlar, üzerinde hamile çarşaflı bir Müslüman kadının resmi var. Altında ne yazıyor biliyor musunuz; bir atış, iki vuruş. Yani Müslüman kadının karnına ateş et, bir kurşunla iki can al diye tişört yaptırmışlar. Bunların insanlıktan nasibi yok, bu adiliktir, bu alçaklıktır, bu namussuzluktur, insanlık adına nefret ediyorum, lanet ediyorum. Bunlarda vicdan yok, bunlarda şeref, izzet, haysiyet yok. Sabah akşam Hitler’e söverler, ama şu anda barbarlıkta Hitler’i dahi geçtiler.
Amerikalıların bazıları, Sayın Başbakan niye Hitler’le böyle bir benzetme yapıyor? Size ne, size ne? Sen Amerika’sın ya, Hitler’le sana ne, ne alakan var? Yani bu insanlar öldürülecek, sen koskoca Amerika adaleti arayacağın yerde kalkacaksın hala İsrail’in savunma hakkı var. Ne savunması? Orantısız güç kullanıyor. Soruyorum, kaç tane İsrailli öldü şu ana kadar? 1 kişi. Peki kaç tane Gazzeli öldü? 300’ü aştı. Neyin savunmasını kullanıyor? Atom bombasına varıncaya kadar her şey bu İsrail’de var, uçak dersen uçak, füze dersen füze, hepsi var. Ama ne diyor? Ey Filistinli senin silahın olmayacak diyor. Ee o neyle kendini savunacak. Onun için tünelleri bombalayarak kaldıracağız. Böyle adaleti olmayan bir dünya olur mu ya? Onun için Orhan Baba’ya diyorum ki, diyor ya, “batsın bu dünya.” Niçin söylüyor? İşte adaleti olmayan bir dünya için söylüyor, batsın bu dünya.
Kardeşlerim, İsrail meşrebinin gereğini yapıyor. Fakat ben vatandaşlarıma sesleniyorum; vatandaşımız olan Türkiye’deki Musevilere yönelik herhangi bir tavrı ben doğru bulmuyorum, bakın bütün bunlara rağmen. Niye? Onlar bu ülkenin vatandaşıdır, bu ülkenin vatandaşı olmaları hasebiyle onlar şu anda bizim güvencemiz altındadır. Bizim hedefimiz, İsrail’in zalim yönetimidir, terör estiren yönetimidir, biz onu hedef alarak konuşmalıyız, onu hedef alarak uluslararası çalışmalarımızı yürütmeliyiz. Ve İsrail halkını kendi yönetimine karşı tavır almaya davet etmeliyiz.
Kardeşlerim, bundan daha da acısı bu vahşet, bu barbarlık karşısında Batı susuyor, Amerika susuyor, medeni olduğunu söyleyen dünya susuyor. Özellikle de içim kan ağlayarak söylüyorum; İslam ülkelerinin çoğu susuyor. Hatta bunların bir kısmı susmanın ötesinde bu insanlık suçuna destek veriyor. Biz konuşunca, biz sesimizi yükseltince de, bu susanlar, zalime destek verenler rahatsız oluyor. Ekmel de rahatsız oluyormuş, bayramdan sonra sesini yükseltecekmiş. Sesi fazla yükselmezmiş ama yükseltecekmiş. Geç kaldın Ekmel, hadi sesini bir an önce yükselt. Tayyip Erdoğan 20’sinde neyse 60’ında da o. 20’sinde de böyle konuşuyordum, bugün de böyle konuşuyorum. Dün başka bugün başka değil, ben sanal değilim, olduğum gibiyim. Ama bizim de susmamızı, bizim de zulme rıza göstermemizi bekleyenler varsa boşuna bekliyor. Yumuşak başlı isem kim dedi uysal koyunum, kesilir belki fakat çekmeye gelmez boynum. Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim, onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim. Adam aldırma da geç git diyemem, aldırırım, çiğnerim, çiğnenirim. Hakkı tutar kaldırırım, zalimin hasmıyım ama… İrticaın şu sizin lehçede manası bu mu?
Kardeşlerim, biz vicdanlara seslendikçe bunlar ciddi şekilde rahatsız oluyorlar. Bakın önceki gece İsrail kara harekatını başlatınca Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde dört parti ortak bir bildiri yayınladı. Son derece güzel bir gelişme, takdirle karşıladık. Ama Parti yönetimlerine baktığınızda Meclis’teki o cesareti göremiyorsunuz. Hatta CHP’nin getirdiği teklif çok manidar, İsrail’in savunma hakkı var, teklifi böyle yapıyor, ne demek ya, ne demek? Mağdur durumda olan Gazze, mazlum durumda olan Gazze, bu ifadeyle metni teklif ediyor. Kabul edilmedi tabii, o ayrı mesele. Dikkat edin ne yapıyorlar? Yarım ağızla Gazze’ye destek veriyormuş gibi yapıyor, ardından Hükümete, bize veryansın ediyorlar. Bir cümle Gazze için söylüyorlar, 10 cümleyle Hükümeti eleştiriyorlar. Çünkü bunlar İsrail’e ses çıkaramazlar. Bu CHP tarihi boyunca İsrail’in yanında yer almış, İsrail politikalarını desteklemiştir, bugün de aynısını yapıyor. Niye? Korkuyorlar. Bunlarda büyük bir devletin refleksini gösterecek cesaret yok, korktukları için İsrail’e bir çift söz söyleyemiyor. AK Parti’ye, AK Parti Hükümetine saldırıyor. Aynısını bunların Pensilvanya’daki akıl hocası da yapıyor, o da aynı ha. İsrailli çocuklara ağlıyordu, İsrailli çocuklar için taziye yayınlıyordu ya. Mavi Marmara’nın Gazze’ye gidişini eleştiriyordu. Kim? O Pensilvanya’daki zat. Ne dedi? Otoriteden izin almalıydılar dedi. Kim otorite? Otorite biziz, bizden izin aldı. Ama onlar onu düşünerek söylemedi, ya? İsrail’den izin alacak. Şimdi ne yapıyor? Gazzeli çocuklar için ağladığını duydunuz mu, gördünüz mü? Gazzeli çocuklar için taziye yayınladığını duydunuz mu? İsrail’i eleştirdiğini gördünüz mü? Yapamaz, işini tutan efendisini eleştiremez. Onun medyası da İsrail için, Gazze için hiçbir şey söylemiyor. Hükümete saldırarak sıvışmaya çalışıyor. Bu ihanet, benim Ordulu kardeşimin gözünden kaçmaz. Milletim bu ihaneti affetmedi-affetmez.
Kardeşlerim, biz Ortadoğu’ya her zaman barış istedik, huzur istedik ve bunun mücadelesini verdik. Ortadoğu’da hem kardeş kavgalarını bitirmenin, hem de İsrail zulmünü sona erdirmenin mücadelesini verdik. Kardeşlerim, büyük devlet susan, oturan, oturduğu yerden hadiseleri izleyen devlet değildir. Büyük devlet, olaylara müdahil olan, arabulucu olan, barış için mücadele eden devlettir. Bakın ben bu gece sahurda eve gittim. Dışişleri Bakanım, tüm ekiplerimiz beraber, sürekli değişik ülkelerle telefon görüşmelerimizi yaptık. Ne yapabiliriz, ne gibi adımlar atabiliriz. Dün öyle, evvelsi gün öyle, sürekli telefon diplomasisi. Bugün özel temsilcimi aynı şekilde ilgili ülkelere gönderdim. Neden? Acaba biz ne yapabiliriz? Türkiye’yi bu ateşin içine atmayacak, ama ateşin sönmesi için, yaraların sarılması için elimizden ne geliyorsa onu yapacağız. Şu anda insani yardımlar olarak Kızılay’ımızla Gazze’deyiz, TİKA’mızla Gazze’deyiz, onlara bir şeyler yapalım, bunun gayreti içerisindeyiz. Ve utanmadan sıkılmadan çıkıyorlar ne diyorlar? Türkiye ve Katar ateşkesi engelledi diyorlar. Ya biz ateşkes için gayret ediyoruz, gayret ediyoruz da 2012’de de ateşkes yapıldı, Mısır’ın öncülüğünde yapıldı, ama İsrail ateşkese uymadı. Şu anda olay Batı Şeria’da başladı. Gazze herhangi bir şey atmadı ki, havan topu, herhangi bir şey atmadı ki. Ama İsrail bir bahane uyduruyordu, neydi hedefi? Hamas’la El Fetih birleşti ya, ortak hükümet kurdular ya şimdi bu hükümeti yıkmak istiyor, derdi o, onun için bu adımı attılar. Çünkü Müslümanın Müslümanla bütünleşmesini istemiyorlar, bölmek istiyorlar, parçalamak istiyorlar, ondan sonra bitirmek istiyorlar. Şunu unutmayın kardeşlerim: Ortadoğu huzurlu olursa Türkiye daha çok huzurlu olur. Balkanlar, Kafkasya, Kuzey Afrika huzurlu olursa Türkiye daha da büyür. İçimize kapanarak büyüyemeyiz. On yıllar boyunca Türkiye içine kapandı ve adeta yerinde saydı. Şu anda çıkmış adaylardan bir tanesi ne diyor? İşte 10 bin dolarda Türkiye kaldı diyor. Ya sen şimdi bizim 10 bin dolarda kalmamızı bırak, biz kaçtan aldık bunu onu söyle. Biz bunu 3400 dolardan aldık 11 bin dolara çıkardık. Ya biz IMF’e şu anda seni destekleyen partilerden MHP’nin iktidarda olduğu, CHP’nin yavrusu, DSP’nin iktidarda olduğu 23,5 milyar dolar IMF’e borcu vardı Türkiye’nin, bu borcu biz ödedik biz. Senin ağaların ödemedi.
Kardeşlerim, milli bankamız Merkez Bankası, bunlar milliyetçiyiz diyorlar değil mi? Ne milliyetçisi ya, bunlar kafatası milliyetçisi. Milliyetçi olan biziz. Bakın 27,5 milyar dolardan Merkez Bankası’nın şu andaki döviz rezervi 135 milyar dolara çıktı. Bunu biz yaptık, onlar batırdı, biz çıkardık. Bak şimdi daha da güçleniyoruz. 6100 kilometre bölünmüş yol yapıldı 79 senede, biz 12 senede 17 bin kilometre bölünmüş yol yaptık. Hiçbir şeye gerek yok, Samsun-Sarp arasındaki şu Karadeniz Sahil Yolu bunun en büyük ispatıdır. Dağları kim deldi ya? Biz deldik, biz. Biz Ferhat’ız, siz Şirin. Size ulaşmak öyle kolay mı, dağları dele dele geldik, ama sizinle kucaklaştık. Bizim için aslolan bu.
Kardeşlerim, eğer sizler takdir ederseniz, 10 Ağustos’ta Cumhurbaşkanlığı makamını şahsıma emanet ederseniz bütün tecrübemle Türkiye’yi daha da büyütmenin gayreti içerisinde olacağım. Her zaman 77 milyonu kucakladık, yine 77 milyonla beraber hareket edeceğiz. Biz 77 milyona efendi olmaya değil hizmetkâr olmaya geldik. Her zaman barışın, uzlaşmanın, kardeşliğin yanında olduk, yine bu şekilde devam edeceğiz. Demokrasiyi daha ileri standartlara kavuşturacağız. Ekonomiyi 12 yılda 3 kattan fazla büyüttük, daha da büyüteceğiz. Toplumsal barışı daha güçlendireceğiz. Bak şimdi çözüm süreci yasalaştırdık görüyorsunuz, elhamdülillah 1,5 yıldır şehit geliyor mu? ("Hayır" sesleri) Bunlar durup dururken olmadı, attığımız adımlarla oldu. Şimdi 6 maddelik bir yasa geçirdik Meclis’ten, Cumhurbaşkanımız da onadı. Kim muhalefet etti? MHP. Niye? İstiyor ki şehitler gelsin. Şehitler gelsin ki onu istismar etsin. İki yer bu işi istismar eder. Bir tarafta siyasal Kürtçülük yapanlar, diğer tarafta siyasal Türkçülük yapanlar. Ama biz kardeşlerim, 77 milyonun tamamını seviyoruz ve yavrularımızın hakikaten bu bayrağımıza sarılı tabutlarla gelmesini istemiyoruz.
Kardeşlerim, 12 yıl boyunca Ordu’yla, Ordulu kardeşlerimin sorunlarıyla yakından ilgilendim. Ordu’yu daha da kalkındırmak, Ordu’yu daha da güzelleştirmek için belediyelerimizle, Hükümetimizle her zaman Ordu’nun yanında olduk. Şimdi Ordu’ya tarihinin en büyük yatırımlarını, en büyük hizmetlerini kazandırdık. Fakat şimdi siz 20’de 20 dediniz, 20’de 20 dediniz. Şimdi inşallah bir tarafta Hükümet, bir tarafta 20’de 20 yerel yönetimler el ele verecek ve inşallah Ordu’yu uçuracağız.
Ama benim sizden bir ricam var, benim sizden bir ricam var; çirkin yapılaşmaya karşı kentsel dönüşüm-değişim projelerimizde ne olur bize destek olun, bize yardımcı olun. Bunu sizi mağdur etmek için söylemiyorum. El ele verelim modern binalarda Ordulu hemşerilerimi inşallah oturtalım; derdimiz bu. Güzel bir şehir, yeşiliyle, inşallah modern binalarıyla Ordu Karadeniz’de örnek şehirlerimizden bir tanesi olsun.
12 yılda Ordu’ya ne kadar yatırım yaptık biliyor musunuz? Biliyor musunuz? Söyleyeyim; 9 katrilyon yatırıp yaptık. Ulaştırma ve haberleşmede 2 katrilyon, tarım ve hayvancılıkta 2 katrilyon, eğitimde 615 trilyon, orman ve su işlerinde 632 trilyon, aile ve sosyal politikalarda 585 trilyon, sağlıkta 243 trilyon yatırım yaptık.
Sevgili kardeşlerim, şimdi Ordu’ya 600 yataklı bir şehir hastanesi yapıyoruz. Yapacağımız hastane şu anda ihale sürecinde. Neticelenir neticelenmez yapımına başlıyoruz. Ayrıca 300’er yataklı biliyorsunuz Fatsa ve Ünye Devlet Hastaneleri’nin yapımı devam ediyor.
Dünyada sadece üç tane olan denizin üstünde hava limanının dördüncüsünü de inşallah biz Ordu-Giresun ortak yapım oraya yapıyoruz. Ordu-Giresun Havaalanımızın yapımı da hızla devam ediyor. Ve az önce de söyledim, 3 milyon yolcu kapasiteli, maliyeti ne biliyor musunuz? 290 trilyon havalimanımızın maliyeti. Ama size bu yakışır, yakışır. İnşallah bundan sonra geldiğimizde Ordu-Giresun Havalimanına ineceğiz, oradan buraya geleceğiz.
Kardeşlerim, Ordu-Giresun Havalimanı’nın tamamlanmasıyla ekonomi, turizm, ticaret diğer alanlarda burası bölgenin gözbebeği olacak. 3 kilometrelik pistiyle Türkiye’nin en konforlu inişi yapılacak, havalimanı sadece Ordu’yu değil tüm bölgeyi de değiştirecek.
Şimdi bir şeye daha geliyorum; Karadeniz-Akdeniz Yolunun yapım çalışmalarını sürdürüyoruz. Ordu’yu Sivas üzerinden Hatay ve İskenderun’a bağlıyoruz, yani Karadeniz’le Akdeniz’i birbirine bağlıyoruz. Bu yol ile Ordu, İç Anadolu ve Akdeniz’in Karadeniz’e açılan kapısı olacak. Tam 144 yıl önce Sultan Abdülhamit Han’ın projelendirdiği Karadeniz-Akdeniz Yolunun toplam uzunluğu ne biliyor musunuz? 600 kilometre. İnşallah bunu yapmak da bize nasip olacak.
Biz gelmeden önce Ordu’da duble yol ne kadardı biliyor musunuz? 88 kilometre. Kardeşlerim, pardon 50 kilometre yol yapılmıştı, biz geldik 12 yılda 74 kilometre yaptık. Böylece Ordu’nun toplam bölünmüş yol miktarı 124 kilometreye çıktı.
Kardeşlerim, Ordu ekonomisi fındığa bağlı, Ordu ekonomisiyle fındık üretimi birbirine paralel. Ama bak paralel yapı değil ha, o başka bir şey. Fındık veriminin düştüğü yıllarda Ordu ekonomisi de yara alıyor. Ordu fındığını dünyaya pazarlıyor, ama dünyada sadece o fındığı kullanan markalar biliniyor. Şimdi biz bunu değiştirmek için hem fındıkta hem de turizmde Ordu için yeni geçim alanları oluşturmaya gayret sarf ediyoruz. İnşa ettiğimiz Ordu-Giresun Havalimanına yakın bir bölgede toplam 61 dönüm alan üzerine bir çikolata park kuruyoruz. Çikolatanın ana maddesi fındığa katma değer kazandırmayı, markalaştırmayı hedefliyoruz. Çikolata parkta; çikolata fabrikası, otel, üretilen ürünlerin teşhir ve satış yerleri, tematik parklar gibi alanların yer alacağı bir kompleks kuruyoruz.
Ordu ekonomisini canlandırmaya yönelik projelerimiz bunlarla sınırlı değil. Kabadüz ilçesi sınırları içerisindeki Çambaşı Yaylası’nda yaptığımız Çambaşı Kayak Merkezi de bunlardan biri. 1 kilometre uzunluğundaki profesyonel kayak pistinin yapımını bitirerek biliyorsunuz hizmete açtık. Kayak tesisinin inşaatı devam ediyor, onu da önümüzdeki yıl tamamlıyoruz. Aynı şekilde
Ordu’ya Karadeniz’den bir ilk, ne yapıyoruz? Botanik Bahçesi’ni kuruyoruz Ordu’da. Botanik bahçesinde 1650 değişik türde bitki olacak, böyle bir botanik bahçesi, Eskipazar’da inşa ettiğimiz bahçe tamamlandığında Ordu yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeri olacak.
Kardeşlerim, Hükümet olarak üzerimize düşen görevleri yapıyoruz, yapacağız. 12 yıldır Ordu’yu büyütmeye, geliştirmeye Ordulu kardeşlerimin cebine giren parayı, sofrasındaki ekmeği, aşını arttırmaya çalıştık, çalışıyoruz. Size buradan söz veriyorum; bu hizmet aşkı bitmiyor, inşallah sizlerin desteğinizle seçilirsem 10 Ağustos sonrası da yapımı devam eden ve başlayacak projelerin takipçisi olacağım.
Kardeşlerim, Allah nasip eder de milletimin teveccühüyle, sizin teveccühünüzle, oylarınızla Cumhurbaşkanlığına seçilirsem Ordu’da devam eden hiçbir hizmet yarım kalmayacak. Hiçbir yatırım, hiçbir proje, hiçbir eser atıl kalmayacak. Seçilmiş bir cumhurbaşkanı, seçilmiş bir başbakan ve kabine el ele vereceğiz, omuz omuza vereceğiz ve Türkiye’mizi uçuracağız inşallah.
Kardeşlerim, bütün bunlarla beraber kim ne derse desin şunu hiç unutmayın: Biz bu topraklara olan aşkımızı eserlerimizle taçlandırdık, eserlerimizle taçlandırmaya devam edeceğiz. Bizim işimiz eser üretmek, hizmet üretmek, yatırım yapmak, bu ülkeyi kalkındırmak, bu ülkeyi hak ettiği muasır medeniyetler seviyesine ulaştırmaktır. İşte bunun için bizim hizmet sevdamız asla bitmeyecek.
Kardeşlerim, her yerde ifade ediyorum; 10 Ağustos’ta Türkiye’de bir ilk yaşanacak, 10 Ağustos’ta sandıklarda tarih yazılacak. Onun için sizlerden özellikle rica ediyorum; 10 Ağustos’ta sandığa gitmeyi ihmal etmeyelim, tamam? Siz bizim ablalarımızsınız. Ablalar kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? Ağabeyler, kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? Herkesi sandığa teşvik edelim. Bakın CHP’nin Genel Müdürü gibi tıpış tıpış sandığa gideceksiniz demiyorum, o üslup bize yakışmaz. Üslubu beyan ayniyle insan diyor büyüklerimiz. Biz milletimizle sahici bir dil kullanıyoruz, samimi bir dil kullanıyoruz. Biz gönül diliyle konuşuyoruz. Bütün şehirlerde yaptığımız gibi burada da Ordulu kardeşlerimden ricada bulunuyorum; mutlaka sandığa gidin. Yeni Türkiye’nin kuruluşu için mutlaka oy pusulasına mührünüzü basın. Yarın çocuklarınıza, torunlarınıza, inşallah anlatacak güzel bir hikâyeniz olsun. Biz 10 Ağustos’ta, 10 Ağustos 2014’te tarih yazdık diyeceksiniz. Ve torunlarınız bununla övünecek, evlatlar bununla övünecek. Halkın oylarıyla belirlenen ilk cumhurbaşkanının seçiminde ben de oy kullandım diyeceksiniz. Vesayete, statükoya son verdik diyeceksiniz. Tatile gidenler orada oy kullanamıyorlarsa lütfen dönsünler, bu tarihi günde oylarını kullansınlar, tatillerine sonra devam etsinler.
10 Ağustos seçimleri ülkemiz için, milletimiz için, demokrasimiz için hayırlara vesile olsun. Ramazan-ı Şerif bir kez daha kutlu olsun, mübarek olsun. Artık iyice yaklaşan Kadir Gece’miz ve Ramazan Bayramı’mız şimdiden hayırlara vesile olsun.
Kardeşlerim, dualarınızda Filistin’i unutmayın, dualarınızda Gazze’yi unutmayın, Suriyeli mazlumları unutmayın, Irak’taki mazlumları unutmayın. Rabbim bizi iyi yoldan, doğru yoldan ayırmasın. (“Amin” sesleri) Allah bizi millete hizmet yolundan ayırmasın. Allah bizi utandırmasın, mahcup etmesin.
Kardeşlerim, bize Allah yeter, bize millet yeter, bize Türkiye yeter. Hazır mıyız? Hep beraber, coşkulu.
Milli irade, milli güç, hedef 2023.
Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda, bana her şey Ordu’yu hatırlatıyor, bana her şey Türkiye’yi hatırlatıyor.
10 Ağustos hayırlı olsun, günümüz mübarek olsun. Bayramımız barışla dolsun inşallah. Allah yar ve yardımcımız olsun.