Basbakan Erdogan’in 8 Temmuz tarihli Denizli Mitingi konusmasinin tam metni
Sevgili Denizlili kardeşlerim, sevgili vatandaşlarım, hanımefendiler, beyefendiler; bugün bir kez daha sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum.
Ramazan-ı Şerif’in Denizli için, Denizlili tüm kardeşlerim için hayırlı olmasını, mübarek olmasını diliyor, tuttuğunuz oruçlar, yaptığınız hayırlar ve ibadetler inşallah Hak katında kabul olsun diyorum.
Bugün bir kez daha bizi bağrınıza bastığınız, bir kez daha bizi coşkuyla kucakladığınız için sizlere sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.
En son 1 Mart’ta Denizli’ye geldik, burada yerel seçim mitingimizi yaptık, Denizli’de gerçekten tarihi bir miting gerçekleştirdik. Denizli iftiralara kulak asmadı, Denizli şer ittifaklarına aldanmadı, Denizli milli iradeye sahip çıktı, sandığa sahip çıktı, Başbakanına sahip çıktı ve bir kez daha sandıkta tarih yazdı. 30 Mart’ta Büyükşehir Belediye Başkan adayımıza verdiğiniz yüzde 45 oranındaki destekten dolayı da bu vesileyle her birinize teşekkür ediyorum.
Denizli artık büyükşehir, söz verdik, sözümüzü tuttuk, siz de 30 Mart’ta büyükşehrin başına liyakatli bir ismi getirdiniz Osman Zolan; başarılar diliyorum. İnşallah 5 yıl boyunca Denizli daha da büyüyecek, daha da güzelleşecek, merkezden en ücra köylere kadar, inşallah Denizli’nin çehresi çok daha hızla değişecek.
Kardeşlerim, 12 yıldır hem Denizli’yi, hem de diğer 80 vilayetimizi büyütmenin mücadelesini veriyoruz. Allah’a hamdolsun, 12 yılda Türkiye’yi değiştirdik, şehirlerimizi, ilçelerimizi, köylerimizi değiştirdik, Denizli’yi değiştirdik, ekonomisiyle, dış politikasıyla, demokrasisiyle çok farklı bir Türkiye’yi, yeni Türkiye’yi, büyük Türkiye’yi sizlerle birlikte inşa ettik. Çok önemli reformlar yaptık, çetelerle mücadele ettik, çetelerin hakimiyetine son verdik, vesayetle mücadele ettik, vesayetlerin hepsine son verdik. Yasaklarla, yolsuzlukla, yoksullukla mücadele ettik, hamdolsun çok büyük mesafeler kat ettik. Şu anda ekonomisiyle büyük bir Türkiye var, şu anda dış politikasıyla bölgesinde aktif bir Türkiye var, bayrağıyla, devletiyle, milletiyle, daha onurlu, daha gururlu bir Türkiye var. Bugün Grup Toplantısında da söyledim, geçmişti sürekli “ver, öl” diyen hükümetle vardı, ama şimdi “al” diyen hükümet var; fark bu, farkımız bu.
Bakın, geçtiğimiz ay içinde Almanya’nın Köln şehrine gittik, orada gurbetçilerimizle kucaklaştık, ardından Avusturya Viyana’daki gurbetçilerimizle kucaklaştık, ardından Fransa’da Lyon’daki vatandaşlarımızla kucaklaştık, hepsi de büyüyen Türkiye’den, büyük Türkiye’den gurur duyuyor, yeni Türkiye’den gurur duyuyor, büyük bir ülkenin vatandaşı olmanın haklı gururunu yaşıyorlardı. İçerideki vatandaşlarımız da, dışarıdaki vatandaşlarımız da bayraklarıyla, kimlikleriyle, pasaportlarıyla, paralarıyla, yani mensubu oldukları Türkiye Cumhuriyeti’yle gurur duyuyor, artık bu milletin evlatları dünyanın her tarafında ben Türkiyeliyim diye göğüslerini gererek bunu ifade ediyorlar.
Kardeşlerim, sizlerin desteğiyle yeni bir Türkiye inşa ettik, 12 yıl boyunca çok çalıştık, çok çabaladık, çok mücadele ettik ve yeni Türkiye’yi hamdolsun imar ettik. Ancak burada şunu söylemek durumundayım: Eski Türkiye’nin tüm izleri henüz silinmedi. Tek parti CHP döneminin, 27 Mayıs darbesinin, 12 Eylül darbesinin izleri daha tam olarak silinmedi. O günlerden bugüne gelen sorunlardan biri anayasa, darbelerin ürünü olan anayasayı değiştirmek için çok mücadele ettik, anayasanın birçok maddesini de değiştirdik, ama yeni bir anayasa yapmak mümkün olmadı, muhalefet buna izin vermedi. Yine de eski Türkiye’nin anayasasını değiştirip yeni Türkiye’ye yakışan, demokratik bir ülkeye yakışan, dünyanın en büyük 17’nci ekonomisine yakışan bir anayasayı yapmak için mücadelemiz sürecek.
Kardeşlerim, eski Türkiye’den bugüne gelen bir başka sorun var. Nedir o biliyor musunuz? Muhalefet sorunu. Türkiye değişirken, Türkiye dönüşürken maalesef muhalefet değişemedi, dönüşemedi, yeni ve büyük Türkiye’ye uyum sağlayamadı, ekonomisiyle, demokrasisiyle, dış politikasıyla, büyük bir Türkiye’nin, maalesef büyük düşünen, vizyonu olan, ufku olan bir muhalefet olmadı, oluşamadı. CHP hala o eski CHP. CHP hala eski Türkiye’yi özlüyor, eski Türkiye’nin hayaliyle yaşıyor. CHP, darbelerin olduğu, yasakların, yoksulluğun, yolsuzluğun olduğu, kendi ayakları üzerinde zor duran, itibarı yıpranmış bir Türkiye hayal ediyor.
Kardeşlerim, ne yazık ki MHP de CHP’nin vagonu olmuş durumda, MHP kendi iradesiyle hareket edemiyor, kendi kararlarını kendisi veremiyor, CHP ne yaparsa artık MHP de onu yapıyor. Pensilvanya ne talimat veriyorsa MHP o talimata harfiyen uyuyor.
Öbür tarafta HDP’nin durumunu zaten görüyor, biliyorsunuz. Türk Bayrağını kendi kongrelerinde asamayacak kadar bu milletin bayrağına düşman bir zihniyet var maalesef.
Kardeşlerim, HDP kendi iradesiyle siyaset yapmak yerine, silahların vesayetinde siyaseti tercih ediyor. O da kendi kararlarını veremiyor, emir ve talimatla işi götürmeye çalışıyor. Soruyorum sizlere…
Gençler, ben de sizler sizleri seviyorum, Allah için seviyorum, sizleri yarınların umudu olarak görüyorum.
Kardeşlerim, bunları arazide görüyor musunuz? Niye yoklar, neredeler? Adeta saklambaç oynuyorlar. 30 Mart’tan sonra kendilerine bir çatı aradılar, gittiler o çatının altına saklandılar, hiçbir yerde yoklar. Ankara’da mahkeme kapılarını aşındırarak, oradan oraya dilekçe vererek, basın toplantısı yaparak, hakaret üreterek işi idare etmeye çalışıyorlar.
Ana Muhalefetin Genel Müdürü bugün gene bana küfürler yağdırdı. Ey Kılıçdaroğlu, benim aldığım edep dersi sana aynı dille cevap vermeye müsaade etmez. Biz siyaseti böyle öğrendik, siyaseti de böyle yaptık, böyle yaptığımız için de milletimiz 8 seçimdir bizi iktidardan indirmiyor ve sürekli büyütüyor. Ve biz biliyoruz ki, kem söz sahibine aittir.
Bunlar Gezi’de de aynı şeyleri yaptılar; varsın yapsınlar, ama biz sahibine sığındık. Hiç endişe etmeyin, dik duracağız, dikleşmeyeceğiz, biz sadece rükuda eğiliriz, başka asla. Bizde kula kulluk yok, sadece Hakk’a kulluk var, bunu böyle biliniz. Zaten kula kul olanlarla yolumuz ayrılıyor, Hakk’a kul olanlarla beraber bu yolda yürüyoruz. Onun için, bütün bunların karşısında yeni Türkiye’yi, büyük Türkiye’yi özleyen, hayal eden ve bunu gerçekleştiren bir AK Parti var. AK Parti bir vizyon partisidir, AK Parti ufku olan bir partidir.
Gençler, sevgili Denizlililer; AK Parti milletin kurduğu, milletin istikamet çizdiği, millete ait bir partidir.
Kardeşlerim, eski Türkiye’den bugüne gelen bir başka mesele de cumhurbaşkanlığı meselesiydi. 27 Mayıs 1960 darbesiyle birlikte Cumhurbaşkanlığı makamını milletin karşısına koydular. Siz ne yapıyorsunuz? Sandığa gidiyor…
Çok teşekkür ediyorum, sağ olasınız.
Siz ne yapıyorsunuz? Sandığa gidiyor, vekilleri belirliyor, hükümeti tayin ediyorsunuz, ama sizin bu iradenizin karşısında Cumhurbaşkanlığı makamı çıkıyor, sizin tercihlerinize, sizin iradenize sınır koyuyordu. Hükümet milleti temsil ediyor, cumhurbaşkanı ise devleti temsil ediyordu. İşte 2007 yılında biz bu ikiliye son verdik, devlet ile millet ayrı olmayacak dedik, devlet ile millet kucaklaşacak dedik, artık Türkiye’de cumhurbaşkanını da bizzat millet seçecek, bizzat halk seçecek dedik.
Kardeşlerim, Türkiye yüzde 69 oy oranıyla bunu destekledi. Denizli yüzde 59 oy oranıyla bu önemli değişikliğe evet dedi. Şimdi soruyorum, yüzde 59 oy oranıyla buna evet diyen Denizli halkının karşısına bu CHP zihniyeti, bu MHP, diğerleri nasıl gelecekler? Benim sevgili Denizlili kardeşlerimden hangi yüzle bunlar adaylarına oy isteyecekler?
Diyorlar ki, Erdoğan büyük imkanlarla bu yarışa girdi. Kardeşlerim, şu anda basın toplantısı yaptılar, 5 parti bir araya geldiler, 5 parti bir aday çıkardılar; öyle mi? Şu anda bütün medya gruplarıyla, kendi yandaşlarıyla bir araya geldiler. Mesele bu, biz de milletimizle yola çıktık.
Eski Türkiye’den kalma bir sorun daha ortadan kalkıyor, 10 Ağustos’ta cumhurbaşkanını artık millet seçiyor, millet tayin ediyor.
Kardeşlerim, bugünlerde ne diyorlar? Cumhurbaşkanı tarafsız olmalı diyorlar, cumhurbaşkanı siyasetin dışında olmalı diyorlar; niye? Cumhurbaşkanı bu cumhurun, bu milletin başkanı değil mi? Cumhurbaşkanı ayrı, cumhur, yani halk ayrı olabilir mi? Devlet ayrı, millet ayrı olabilir mi? Cumhuriyet ile cumhurun arasında mesafe olabilir mi? Allah aşkına Denizli’den soruyorum, bugüne kadar gelmiş cumhurbaşkanlarının hangisi tarafsızdı, hangisi siyasetin dışındaydı? Hepsi siyasetin üzerindeydi, hepsinin de bir siyaseti vardı, hepsinin de bir tarafı vardı. Kimileri milletin tarafını tuttular, milletin siyasetine tabi oldular, kimileri de devletin tarafında oldular, vesayet siyasetine tabi oldular. Hiç kimse kusura bakmasın, tarafsızlık adı altında siyaset üstü olmak, siyaset üstü olmak adı altında devletin tarafını, statükonun, vesayetin tarafını tutacak değiliz. Bizim tarafımız bellidir, biz milletin tarafıyız, biz milletin hizmetkarıyız. Cumhurbaşkanı statükonun bekçisi değildir, cumhurbaşkanı vesayetin koruyucusu değildir. Cumhurbaşkanı, devletle milleti kucaklaştıran, devletinin, milletinin, vatanının hizmetkarıdır. Eğer sizler destek verirseniz, oy verirseniz, bizi bu göreve tayin ederseniz, sizin tarafınızda olacak, milletin tarafında olacak yine milletim için, ülkem için koşacak ve koşturacağım.
Şimdi bir tane cumhurbaşkanı adayına soruyorlar, siz bu kara yollarını ne yapacaksınız? Gençler, duydunuz mu bunu? Soruyorlar bir tane cumhurbaşkanı adayına, bu kara yollarını ne yapacaksınız diyorlar. Verdiği cevap ne biliyor musunuz? O benim işim değil diyor. Niye? Çünkü siyasetin insan yönetme sanatı olduğunu, insana hizmetkar olma sanatı olduğunu bilmeyenden cumhurbaşkanı olmaz.
Sevgili kardeşlerim, anayasamızda cumhurbaşkanı tanımlanırken ne diyor? Yürütmenin başıdır diyor. Bu ne demek? Bu ülkede kuş uçsa cumhurbaşkanının bundan haberi olacak. Yani sen Babadağ’ın yolları nedir, Çivril’in yolları nedir, Denizli-Manisa bağlantısı nedir, Aydın-Denizli bağlantısı nedir, eğer bunu bilmiyorsan senden bir şey olmaz. Onun için biz koşacağız, suyuyla da ilgileneceğiz, yoluyla da ilgileneceğiz, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün bitirilmesiyle de ilgileneceğiz. Kocaeli Dilovası’ndan Karamürsel’e köprünün yapımıyla da ilgileneceğiz. Yeni köprüler, Boğaz’ın altından yeni çift katlı tüp geçitlerin yapımıyla da ilgileneceğiz. Hava limanlarının sayısını 26’ydı 52 yaptık, inşallah bunların sayısını daha arttıracağız, bunlara da devam edeceğiz.
Kardeşlerim, 12 yıl boyunca yaptığımız hiçbir yatırım, hiçbir eser ve hizmet yarım kalmayacak, yola devam edeceğiz.
Biz Cumhurbaşkanlığı makamını bir dinlenme makamı olarak görmüyoruz, orası istirahat makamı değil, hizmet makamı. Türkiye’nin ekonomi politikalarında, dış politikada, demokratikleşme adımlarında, Avrupa Birliği adaylık sürecinde hiçbir değişiklik olmayacak. Tam aksine, seçilmiş bir cumhurbaşkanı, seçilmiş bir başbakan uyum içinde Türkiye’yi inşallah şaha kaldıracağız.
Bugüne kadar Başbakan olarak Denizli’nin tüm meseleleriyle ilgilendim. Sizler belediye başkanlıklarını hep bize verdiniz, şimdi de Büyükşehri verdiniz. İnşallah cumhurbaşkanı seçilirsek, hem şahsım cumhurbaşkanı olarak, hem de yerimize gelecek başbakan yine Denizli için, yine 81 vilayet için çalışacağız.
Bakın kardeşlerim, AK Parti Hükümetleri olarak son 12 yılda hem ülkemize, hem Denizli’ye çok büyük eserler, çok büyük projeler kazandırdık. Denizli’ye 12 yılda kazandırdığımız eserlerin toplam maliyeti ne biliyor musunuz? Eski rakamla söyleyeyim, 9 katrilyon Türk Lirası, 9 katrilyon. Orman ve su işlerinde -küsuratları söylemiyorum- 2 katrilyon lira yatırım yaptık, ulaştırma ve haberleşmede 809 trilyon yatırım yaptık, eğitimde, üniversite dahil, 853 trilyon yatırım yaptık, gıda, tarım ve hayvancılıkta değerli kardeşlerim 1 katrilyon yatırım yaptık, toplu konutta 553 trilyon yatırım yaptık, sağlıkta 205 trilyon yatırım yaptık, enerji de 517 trilyon yatırım yaptık; eğitimden sağlığa, ulaştırmadan adalete, tarımdan enerjiye her alanda Denizli’yi büyüttük.
Sadece 2013-2014 eğitim-öğretim yılında Denizli’ye toplam 500 derslikli 29 okul inşa ettik. Denizli’de okullarımıza 13 bin adet bilgisayar gönderdik, 748 okula internet bağlantısı kurduk, 427 bilişim teknolojisini sınıfı kurduk.
Sağlıkta diğer 80 ilimiz gibi Denizli adeta çağ atladı. Kardeşlerim, şimdi inşallah Denizli Büyükşehir olması sebebiyle şehir hastanesine de kavuşacak, şehir hastanesi.
Kara yolu oluşumunda Denizli’yi büyük yatırımlarla buluşturduk. Denizli-Uşak kara yolu hariç, Denizli’yi komşu olduğu bütün illere bölünmüş yollarla bağladık, bağlıyoruz. Biz görevi devraldığımızda Denizli’de toplam, burası çok önemli ha çok, 79 senede ne kadar bölünmüş yol yapılmış biliyor musunuz? 65 kilometre. Değerli kardeşlerim, biz 4 katın üstünde 12 yılda 302 kilometreye çıkardık bunu; aramızdaki fark bu. İş bilenin kılıç kuşananındır, bunu böyle biliniz.
İşte 28 Eylül 2013’te yine burada, Denizli’deydim, o gün Uşak-Denizli kara yolunun kalan 36 kilometrelik kısmında da çalışmalara başlanması talimatını vermiştim, hemen çalışmalara başlandı, inşallah yılsonunda orayı da bitiriyoruz, böylece Denizli’nin kendisine komşu olan bütün illerle bölünmüş yol bağlantısı sağlanmış olacak.
İzmir ve Ankara yollarını Muğla ve Antalya’ya bağlayan çevre yolu inşaatına başladık, 2520 metre uzunluğunda iki gidiş-iki geliş Honaz Tüneli’nin yapımı için de şu anda çalışmalar başlıyor.
Kardeşlerim, 30 yıldır beklediğiniz 17 kilometrelik Denizli-Pamukkale turizm yolunu bölünmüş yol alarak tamamlamak da yine bize nasip oldu.
Size burada bir müjde vermiştim 1 Mart’ta hatırlayın, demiştim ki, Ankara-Eskişehir, Antalya-Afyonkarahisar’la birlikte 10 ilik kapsayan hızlı tren hattına Denizli’yi de dahil ediyoruz demiştim. Antalya-Denizli hızlı tren projesinin şu anda çalışmalarına başladık, inşallah Denizli’mizi hızlı trenle buluşturacağız.
Değerli kardeşlerim, Denizli 12 yıl içinde makus talihini aştı, büyük bir değişim ve dönüşüm yaşadı, vizyonu genişledi, yeni umutlara doğru ilerlemeye başladı. Denizli’ye 12 yılda Başbakanlık dönemimizde yaptıklarımızı saymaya kalksak inanın saatler alır. Eğitimden sağlığa, adaletten emniyete, ulaştırmadan konuta, tarımdan hayvancılığa, kültürden vakıflara kadar hemen her alanda Denizli’ye büyük yatırımlar yaptık.
Size söz veriyorum, cumhurbaşkanlığı görevim boyunca Denizli’deki tüm yatırımların, tüm hizmetlerin takipçisi olacağım, hiçbir hizmet yarım kalmayacak, hiçbir yatırım, hiçbir proje, hiçbir eser atıl kalmayacak. Cumhurun başkanı millete hizmet yolunda terlemeli, koşmalı, hizmet üretmeli. Bizim hizmet sevdamız bitmeyecek. İnşallah bu can bu tende oldukça bu millete hizmet yolunda, bu ülkeye hizmet yolunda, bu davaya hizmet yolunda devam edeceğiz.
Kardeşlerim, bakınız göreve geldik, Türkiye’nin milli geliri neydi biliyor musunuz? 230 milyar dolar. Şimdi Türkiye’nin milli geliri ne oldu biliyor musunuz? 820 milyar dolar. Bak 230 milyar dolar nire, 820 milyar dolar nire; nereden nereye. Kardeşlerim, 79 senede 820 milyar dolara gelemediler, 230’a geldiler.
Değerli kardeşlerim, bakınız ihracatımız neydi biliyor musunuz? Denizli bunu iyi bilmesi lazım, 36 milyar dolar. Şimdi ne biliyor musunuz? 156 milyar dolar; nereden nereye.
MHP, DSP -yavru biliyorsunuz- bak şimdi hepsi bir araya geldi, toplandılar, ANAP yok zaten şimdi biliyorsunuz, hepsinin ortaklaşa IMF’e borcumuz neydi biliyor musunuz? 23,5 milyar dolar. Şimdi IMF’e olan borç geçen 14 Mayıs’ta sıfırlandı, bitti, artık borcumuz yok; biz böyle bir iktidarız. Hamdolsun bugünleri de gördük.
Bitmedi, Merkez Bankası bizim milli bankamız değil mi? Milli bankamız Merkez Bankası’nın döviz rezervi neydi biliyor musunuz? 27,5 milyar dolar. Şimdi Merkez Bankamızın döviz rezervi ne oldu biliyor musunuz? 131 milyar dolar. Ah ah kılı kırk yaran yolsuzlukların iktidarları olsaydık geçmişteki iktidarlar gibi olurduk. O zaman işte Merkez Bankası 27,5 milyar dolarda kalırdı.
Bu MHP, bu DSP, CHP şimdi beraberler, zaten onlar birbirinin aynı, farkı yok. Çok enteresan değerli kardeşlerim, hepsinin ortaklaşa Ziraat Bankası’nı getirdikleri yer neresiydi biliyor musunuz? İflas. Ziraat Bankası’yla Halk Bankası’nı birleştirdiler, çünkü batmıştı. Ne gösterdiler? Görev zararı. Biz geldik o batmış olan bankaları ayırdık ve şu anda Ziraat Avrupa’nın, dünyanın sayılı bankalarından biri, aynı şekilde Halk Bankası.
Ah benim Denizlili çiftçi kardeşim, Ziraat Bankası yüzde 59 faizle kredi veriyordu, şimdi 0-5 aralığında, bak nereden nereye. Halk Bankası benim esnaf kardeşime yüzde 47 faizle kredi veriyordu, şimdi 0-5 aralığında, bak nereden nereye. Faizle inim inim inlettiler vatandaşımı, şimdi düşürdük.
Onu soruyorum ben, diyorum ki, yahu Amerika yüzde 1 faizle bu işi yapıyor da, Japonya sıfırla yapıyor da, İsrail 1’le yapıyor da, 2’yle yapıyor da biz niye düşürmüyoruz aşağıya? Burada sıkıntımız var, ama aşacağız, onu da aşacağız inşallah. Çünkü biz faizi yatırımların karşısındaki en büyük engel olarak görüyoruz, eğer faiz düşük olursa yatırımlar artacaktır, yatırımlar arttıkça istihdam artacaktır, istihdam arttıkça işsizlik yavaş yavaş azalacaktır ve bunun neticesinde de üretim daha da artacaktır ve büyüyen Türkiye böyle olacaktır.
Bakın şimdi Avrupa’da bakıyorsunuz büyüme oranları çok düşük, 0.4, 2, 1, 8, sıfır, bu kadar. Ama Türkiye ilk çeyrekte 4,3 büyüme gösterdi, biz buradayız.
Kardeşlerim, yüzde 63 devlet faiz ödüyordu borçlanmada, ama şimdi tek haneli rakama düştü. Enflasyon yüzde 30’du, şimdi tek haneli rakamda. Faiz daha düşsün enflasyon da düşecek. Ama bunu biz maalesef birilerine anlatamadık, anlayamıyorlar, ama inşallah er-geç onlar da anlayacak.
Kardeşlerim, bitmedi, bakın çok önemli bir şey daha var, o da şu: Türkiye artık dünyada 17’nci büyük ekonomi, burası çok önemli, Avrupa’da 6’ncı büyük ekonomi, buradayız. Buraya durup dururken gelmedik, koştuk, koşturduk, çalıştık, ürettik ve hamdolsun buraya geldik.
Efendim, Türkiye’nin çok borcu var; yalan söylüyorlar. Türkiye’nin gayrisafi milli hasılaya, eski ifadeyle milli gelire borç oranı biz geldiğimizde yüzde 73’tü. Şimdi ne biliyor musunuz? Yüzde 35. Bakınız nereden nereye geldi. Yoksa, bu Gezi olaylarında, bu 17 Aralık olaylarında, bu 25 Aralık olaylarında bizi duman ederlerdi, ama güçlü olduğumuz için Allah’ın izniyle bir şey yapamadılar, kendileri kaybettiler, rezil oldular ve daha da rezil olacaklar.
Kardeşlerim, paralel yapıyla mücadele yeni dönemde çok daha güçlü, çok daha kararlı, azimli bir şekilde devam edecektir. Ne yaptınız, çocukları paralel yapının okullarından aldınız mı? Alın ha, sakın oralarda bırakmayın, devletin okulları bize yeter. Onlar hem parayı alıyor, hem de maalesef bu millete ihanette kullanıyor. Ben sizden bunu özellikle rica ediyorum, varsa o okullarda çocuklarınız alın, verin devletin okullarına. Ve hafta sonlarında Cumartesi-Pazar özel kurslar vereceğiz ücretsiz olarak, devlet olarak bunu yapacağız.
Ve sevgili kardeşlerim, bunun yanında sakın ha hayırlarınızı mayırlarınızı bunlara vermeyin, aman dikkat edin, kurbanlarınızı filan sakın ha, çükü bunlar kurbanı alır başka yere kullanırlar, bunlarda da çok dikkatli olun. Paralel yapıya müsamaha yok, siz bize yetki verdiniz, destek verdiniz, biz de bu mücadeleyi kararlılıkla sürdürüyoruz ve sürdüreceğiz.
Kardeşlerim, Türkiye’ye, millete kumpas kurmaya çalışan bu kirli yapıya, bu hain yapıya gereken dersi zaten siz 30 Mart’ta verdiniz, biz de sizden aldığımız talimatla, sizden aldığımız yetkiyle bunlara karşı hukuk içinde gereğini yapıyoruz ve yapacağız.
Kardeşlerim, çözüm süreci, kardeşlik süreci aynı kararlılıkla devam edecek. Tahriklere, sabotajlara karşı lütfen çok dikkatli olun. Bayrağımız üzerinden, ortak değerlerimiz üzerinden tahrik ve sabotajlara girmek isteyenlere, gerilimlerden beslenenlere geçit vermeyeceğiz, onların tuzağına düşmeyeceğiz, onların tahriklerin aldanmayacağız. İnşallah çözüm sürecini ilerletecek, Türkiye’nin 77 milyon kardeş olarak geleceğe ilerlemesine temin edeceğiz.
Kardeşlerim, şimdi ben burada bir şey söylüyorum, buna hazır mıyız? Diyorum ki, hep birlikte bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız; bundan taviz yok. Biz Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Abhazya’sıyla, Roman’ıyla, yaratılanı Yaratandan ötürü seveceğiz.
Neymiş o ya, birisi bakıyorsun siyasal Türkçülük yapıyor, birisi bakıyorsun siyasal Kürtçülük yapıyor; Türkiye’yi böyle böldüler. Birisi diyor ki, ben kumsalların partisiyim, kumsallarda devam et, ama biz milletin partisiyiz, 77 milyonun partisiyiz, 77 milyonun hizmetkarıyız. 81 vilayetin tamamında biz varız, ama bakıyorsun CHP Sivas’tan öte gidemiyor. Söyledim söyledim, sonunda bir Diyarbakır’a uğrayı verdi, orada bir salon toplantısı yaptı ama, böyle meydanda filan değil, gidemedi daha ileri.
Bir ara Hakkari’ye gitti, anlaşma yaptılar, dediler ki, orada biz Türk Bayrağı kaldırmayacağız ve Hakkari’de Türk Bayrağı sallayamadı. Niye? Yapamaz, onun böyle bir derdi yok, böyle bir sıkıntısı yok, ama bizim derdimiz var. Biz diyoruz ki, bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır, biz onun için bu yoldayız.
Kardeşlerim, onun için ne dedik? Rabia. Ne var bunda? Tek millet. Ne var? Tek bayrak. Ne var? Tek vatan. Ne var? Tek devlet. Gençler, unutmayın, tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet, böyle yürüyeceğiz bu yolda.
780 bin kilometrekareyle tek vatan, 77 milyonla tek millet.
Bayrağımız belli, ikinci bir bayrak asla kabul etmiyoruz. Bayrağımız şehidimizin kanı, bağımsızlığımızın ifadesi ve şehidimizin simgesi yıldız, bu kadar.
Ve devlet içinde devlet, paralel yapılanma, bunlara da müsaade etmiyoruz.
Türkiye’yi birlik içinde, beraberlik içinde, bütünlük içinde 2023 hedeflerine sağ salim ulaştıracağız. Tek bir davamız olacak, o da millete hizmet davasıdır. Oturan değil, koşturan bir cumhurbaşkanımız olacak. Hak için, halk için, Hakk’a ve halka hizmet için çalışan, didinen bir cumhurbaşkanı göreceksiniz, çünkü bizim kutlu davamızın adı millete hizmet davasıdır, bizim kutlu yolcuğumuz millete hizmet yolculuğudur. Ne dedik yola çıkarken? Gençler, ne dedik? Uzun ince bir yoldayız, gidiyoruz gündüz gece, gideceğiz gündüz gece.
İster belediye başkanı, ister bakan, ister başbakan, ister cumhurbaşkanı, bizim için makamların, koltukların, unvanların değeri yok, nerede olursak olalım, hangi makamda olursak olalım, her makamda, her koltukta bu ülkeye sevdalı bir hizmet neferi olarak çalışacağız. Ne olacak? Kardeşlerim, eninde sonunda gideceğimiz 2 metreküp, 2,5 metreküplük bir mezar değil mi? Cumhurbaşkanı olsan ne yazar? Hoca efendi musalla taşına koyduğu zaman, cumhurbaşkanı niyetine mi diyecek? Başbakan olsan ne yazar? Başbakan niyetine mi diyecek? Trilyarder olsan ne yazar? Trilyarder niyetine mi diyecek? Er kişi niyetine diyecek, namazınızı kılacaklar veya hatun kişi niyetine, götürüp mezara koyacaklar. Ondan sonra seni orada unuturlar zaten, daha kolay kolay da gelip gitmezler ha. Eğer şöyle hayırlı bir evlat varsa, arkadan sana hayırla hizmet gönderirler, Kur’an okurlar gönderirler, ama bir de hayırsızsa zaten bir şey bekleme.
Onun için, baki kalan bu kubbede hoş bir seda imiş meğer diyeceğiz, yola devam edeceğiz, yolumuz bu. Bizim davamız bu vatana hizmet davasıdır, yolumuz hizmete yoludur. Onun için ne diyoruz? Milli irade, milli güç, hedef 2023.
Kardeşlerim, 10 Ağustos’ta Türkiye’de bir ilk yaşanacak, 10 Ağustos’ta sandıklarda adeta tarih yazılacak. Her birinizin sandığa gitmesini istiyorum; buna var mıyız? Ablalar, çalışacak mıyız? Kapı kapı dolaşacak mıyız? Ağabeyler, çalışacak mıyız? Kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Tatilde olanları da çağırın ha, orada kayıtları yaptırdıysalar ne ala, yoksa çağırın, muhakkak gelsinler, bu çok önemli bir şey. Onun için sizlerden bunu özellikle rica ediyorum, bu büyük, bu tarihi olaya şahitlik etmenizi, yarın evlatlarınıza o tarihi olayda o sandıkta benim de oyum var deyin. Torunlarınıza aynı şey söylensin, evet, babam, anneannem, babaannem o tarihi olayda gittiler oy kullandılar, bize de bunu anlatılar desinler; o kadar önemli bu. Yeni Türkiye’nin kuruluşunda sizin de mührünüzün olmasını özellikle rica ediyorum.
Kardeşlerim, şimdi var mıyız şarkımızı, ahdimizi söylemeye, var mıyız? Denizli duysun.
Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey Denizli’yi hatırlatıyor, ban her şey Türkiye’yi hatırlatıyor.
Günümüz kutlu olsun, oruçlarımız makbul olsun, Rabbim bizleri inşallah Ramazan Bayramına da ulaştırsın.
Kalın sağlıcakla diyorum, sizleri Allah’a emanet ediyorum.