Basbakan Erdogan’in 9 Temmuz tarihli Tokat Mitingi konusmasinin tam metni
Sevgili Tokatlılar, sevgili kardeşlerim; sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum. Almus, Artova, Başçiftlik; sizleri gönülden selamlıyorum. Erbaa, Niksar, Pazar, Reşadiye; sizleri kalpten selamlıyorum. Sulusaray, Turhal, Yeşilyurt, Zile; sizleri muhabbetle selamlıyorum. Aşkınız, sevdanız, muhabbetiniz, ahde vefanız için sizlere sonsuz teşekkür ediyorum.
Tokat’a gelip Tokat’ın şehitlerini, Tokat’ın kahramanlarını, Tokat’ın gönül insanlarını anmamak olmaz. Plevne kahramanı Gazi Osman Paşa’yı memleketi Tokat’ta bir kez daha rahmetle, hürmetle yâd ediyoruz. Molla Hüsrev’i, Şeyhülislam İbn-i Kemal Hazretlerini, bütün gazilerimizi, bütün şehitlerimizi, minnetle yâd ediyoruz. Allah hepsinde razı olsun, mekanları inşallah cennet olsun diyorum.
Kardeşlerim, akşam iftarı inşallah Erbaa’da yapacağız. Erbaa’da kardeşlerimizle birlikte iftar edeceğiz. Ramazan-ı Şerif’in de Tokatlı tüm kardeşlerim için hayırlı, mübarek olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.
Yeter ki Reşadiyeliler doğalgaz istesin.
Kardeşlerim, Tokat bize hep destek oldu, hep güç verdi. 12 Haziran 2011 seçimlerinde yüzde 56 oy oranıyla Tokat bizi birini parti yaptı. Tokat 30 Mart’ta kendine yakışanı yaptı, sandıkları adeta patlattı, yüzde 52 oy oranıyla AK Parti adayımızı Belediye Başkanlığına taşıdı. Sadece merkez de kalmadı, ilçeleriyle birlikte 12 belediyenin tamamında AK Parti’yi tercih etti. Sözüm vardı, inşallah seçim sonrası geleceğim demiştim. Şimdi bir tevafuk oldu, Cumhurbaşkanlığı seçimiyle bu teşekkürü bir arada gerçekleştirmiş oluyoruz. Ahde vefanız için her birinize teşekkür ediyorum. Bu davaya, bu harekete sahip çıktığınız için, her birinize şükranlarımı sunuyorum.
Şimdi yeni bir milada hazırlanıyoruz, şimdi yeni bir dönüm noktasına geliyoruz. Milletin içinden geldik, milletimize büyük hizmetler kazandırdık, daha da kazandıracağız inşallah. Kardeşlerim, millete hizmet yolunda bir başka safhaya geçiyoruz. İnanıyorum ki Tokat bizim yanımızda olacak.
Kardeşlerim, Ramazan biliyorum, oruçlusunuz biliyorum, ama en gür seda ile cevap vereceğinize inanıyorum. Tokat 10 Ağustos’a hazır mıyız Tokat? Maşallah, Allah nazardan saklasın. Yeni Türkiye’ye hazır mıyız Tokat? Büyük Türkiye’ye hazır mıyız Tokat? Cumhurun başkanını seçiyor muyuz Tokat? Oy pusulasında milletin adayını tercih ediyor muyuz Tokat? Kimi seçiyoruz? Elhamdülillah Tokat’ta bu iş Allah’ın izniyle bitmiştir, bu iş Tokat’ta tamam inşallah. Hep beraber… Milli irade, milli güç, hedef 2023.
Kardeşlerim, 2001 yılında AK Parti’yi biz sizlerle kurduk. 3 Kasım 2002’de AK Parti’yi sizlerin desteğiyle iktidara taşıdık, 12 yıl boyunca da her zaman sizlerin desteğiyle, sizlerin katkısıyla, sizlerin hayır dualarıyla Türkiye’mizi büyüttük. Kardeşlerim, Tokat’ı büyüttük. Allah’a hamd olsun 12 yıl boyunca her anımızı bile gayretle daha neler yapabiliriz bunun idrakiyle değerlendirdik. Boşa zamanımız geçmedi, ülkemiz, milletimiz, bayrağımız için hem yurt içinde, hem yurt dışında koşturduk. 12 yıl önce ekonomisi çökmüş bir Türkiye vardı. Esnafı, tüccarı sokaklara dökülmüş bir Türkiye vardı. Sanayici fabrikasının kapısına kilit vuruyordu, çarklar durmuştu, esnaf kepengini siftahsız kapatıyordu. Türkiye, IMF’in kapısından borç dileniyordu borç.
Ah benim kardeşlerim, çiftçi, esnaf, işçi, memur borcun altında, hacizlerin altında, yüksek faiz oranlarının altında eziliyordu, Türkiye önünü göremiyordu, Türkiye ufkunu göremiyordu. Ne yaptık? 3 Kasım seçimleriyle geldik, ülkeye istikrar kazandırdık, güven kazandırdık. Türkiye ekonomisini yıllık ortalama yüzde 5 oranında büyüttük. Kardeşlerim milli geliri nereden aldık? 230 milyar dolardan aldık. Şimdi nerede? 820 milyar dolarda. Bizden önce kim vardı? İşte DSP-MHP-ANAP vardı. Şimdi bak çok enteresan, şimdi bu DSP, bu MHP, CHP, yanlarına bir şeyler daha bulmuşlar birlikte bir aday çıkarmışlar. Kardeşlerim al birini vur öbürüne, hiç birbirlerinden farkları yok. İhracatımız neydi? 36 milyar dolar. Şimdi ne oldu? 156 milyar dolar. Kardeşlerim, Merkez Bankası bizim milli bankamız değil mi? Biz bunu o milliyetçiyim diyen Bahçeli’nin iktidarında olduğu yönetimden ne kadarla almıştık biliyor musunuz? 27,5 milyar dolarla almıştık, şimdi ne oldu? Şimdi 131 milyar dolar. IMF’e borçlandılar, ne kadar? 23,5 milyar dolar. Şimdi IMF’e borcumuz var mı? Sıfırladık, borç falan yok. Kim milliyetçi? Bunlar mı milliyetçi, bunlar mı milletini seviyor? Biz seviyoruz, biz. İşte borcumuz o zaman milli gelire oranla yüzde 73’tü, ama şimdi hamd olsun nereye düştü biliyor musunuz? Yüzde 35. Yüzde 73 nere, yüzde 35 nere? Güçlenen bir Türkiye var, ayaklarının üzerine sağlam basan bir Türkiye var. Kardeşlerim işte bunun kıymetini bileceğiz, bunun değerini bileceğiz.
Değerli kardeşlerim, Cumhurbaşkanlığı makamını sadece oraya geldiği zaman orada monşer gibi yönetmekle bu ülke yönetilmez. Bu gayret işi, bu sevda işi, bu sevdanız olmazsa, bu derdiniz olmazsa, milletinin derdiyle dertlenme kabiliyetin olmazsa bu ülkeye bir şey veremezsin, bu millete bir şey veremezsin. Ah benim Tokatlı kardeşlerim, biz dertliyiz dertli. Bizim sevdamız var. Biz tıpkı Ferhat gibi sevdalıyız. Ferhat, Şirin’e sevdalıydı dağları deldi, biz de Şirin’e sevdalıyız, işte Şirin karşımda. Onun için dağları delerek geliyoruz, tüneller açarak geliyoruz, daha iyi olacak, daha güzel olacak inşallah.
Gençler, sevgili gençler; sizler yaşınız itibariyle belki o günleri hatırlamıyorsunuz, sizler belki de 12 yıl önce nasıl bir Türkiye vardı. Çünkü şu anda 20 yaşında olan bir genç ve ya 18 yaşında olan bir genç 12 yıl önce 6 yaşındaydı. Sizler olanları hatırlamıyor olabilirsiniz, fakat eski Türkiye’de bugün sizin hayal dahi edemeyeceğiniz yasaklar vardı, baskılar vardı. Bilir misiniz başörtüsüyle sizin kardeşleriniz okullara alınmıyordu? Bilir misiniz başörtülü kardeşlerinin başörtüleri ne yazık ki okulların kapısında polis tarafından başlarından çekilip alınıyordu? Bunların adı Ayşe’ydi, bunların adı Fatma’ydı, bunların adı Hatice’ydi, bunlar bu ülkenin kız evlatlarıydı. Bunlar bir yerden sipariş gelmemişlerdi, ama ne yazık ki onlar öz yurdunda garip, öz vatanında paryaydı. Ben de iki kız babasıydım ve kızlarım bu çileyi onlar da çekti, onları da mecburin yurt dışına göndermek durumunda kaldım. Düşünebiliyor musunuz? Amerika’da başörtüsüyle okuyabiliyor, ama benim ülkemde okuyamıyordu. Ah kardeşlerim, işte şimdi bu CHP, bu MHP tam kendilerine uygun olanı buldular, tam. Onların böyle bir derdi yok, onların böyle bir sıkıntısı yok, onların eğitim özgürlüğü, inanç özgürlüğü diye bir derdi yok. Çok sabrettik, çok sabrettiniz, ama sabreden derviş muradına ermiş. Şimdi artık kızlarımız üniversitelere başörtülü gidiyor mu? İmam hatiplere gidiyor mu? Diğer okullarda da artık bir esneme var mı? Kamuda başörtülü olarak çalışabiliyor mu?
Ah kardeşlerim, buralara durup dururken gelmedik, azimle geldik, dikkatle geldik, sabırla geldik, kararlılıkla geldik, hamd olsun bugünleri gördük. Bugün olduğu gibi gazetelerde, televizyonlarda isteyenin istediğini söylemesi yasaktı, ifade özgürlüğü yoktu. Ama şu anda Ana Muhalefetin başına bakıyorsun, yavru muhalefete bakıyorsun, Başbakana her gün küfrediyorlar, her gün hakaret ediyorlar. Dertleri ne? Söyleyeyim; adaylarına dediler ki, sen kibar ol, diğer yanını bize bırak. Adaylarına onu söylediler; sen kibar ol, diğer yanını bize bırak. Biz Başbakanı şöyle bir köpürtelim, onu gerelim. Evet, Pensilvanya’dan da öyle bir nasihat aldılar. Kardeşlerim, hamd olsun ömrümüzün 40 yılı siyasetin içinde geçti. Kimin nerede, neyi, nasıl yapacağını biliyoruz. Biz ağzımızdan çıkan ifadeleri kolektif bir aklın ürünü olarak çıkarıyoruz, istişareye dayalı olarak çıkarıyoruz ve bununla bu yola çıktık, onun için de Rabbim bize bu başarıları nasip etti. 8 seçimde hep birinci parti olduk. Burası önemli, Cumhuriyet tarihinde bunun örnekleri yok. Ama sizler kurdunuz AK Parti’yi, taşıdınız iktidara ve yine devam ettiriyorsunuz iktidarı.
Kardeşlerim, AK Parti milletin partisi, egemen güçlerin değil, milletin. Siz kurdunuz ve şimdi de siz yürü diyorsunuz. Ne diyor Arif Nihat Asya: Yürüyeceksin, millet yürüyecek arkandan” diyor, mesele bu. İşte şimdi biz de yürüyoruz, elhamdülillah siz de bizimle beraber yürüyorsunuz. Gücümüzü halktan ve Hakk’tan alarak yürüyoruz.
Kardeşlerim, insanların kendi ana dillerinde konuşmaları yasaktı. İnsanların kendilerini, etnik kökenlerini, inançlarını, değerlerini ifade etmeleri yasaktı. Öyle çıkıp da serbestçe ben Alevi’yim, ben Sünni’yim demek, kültürünü, inançlarını yaşatmak yasaktı. O eski Türkiye’de bütün yasakları biz kaldırdık biz. Eğer bugün bir Alevi rahatlıkla ben Alevi’yim diyorsa, işte bunun arkasındaki gerçek biziz, bunu herkesin bilmesi lazım. Sünni’yim diyorsa arkasındaki gerçek biziz. İnancını istediği gibi yaşıyorsa arkasındaki gerçek biziz. Demokrasinin standartlarını biz yükselttik, özgürlükleri genişlettik. Baskılara, kısıtlamalara son verdik. İnançların, değerlerin, kültürlerin, tüm özgürlüklerin önündeki engelleri tek tek kaldırdık. Dış politikada aynı şekilde içine kapanmış bir Türkiye vardı, artık böyle bir Türkiye yok. Komşularına karşı, bölgesine karşı, dünyadaki gelişmelere karşı sessiz, duyarsız bir Türkiye vardı. İşte şimdi çıkmış adayların bir tanesi ne diyor? Aman Yarabbi, Filistin meselesinde Türkiye tarafsız kalması gerekir diyor. Şu hale bak ya, şu hale bak. CHP’nin, MHP’nin adayı bunu söylüyor. Kardeşlerim, İsrail bombaları yağdırıyor, savunmasız insanlar ölüyor, hala Filistin meselesinde tarafsız olacaksın diyor ya, bu ne anlayıştır. Kardeşlerim, işte görev yaptığı yerdeki mantığı da buydu, anlayışı da buydu. Onun içinde maalesef girdikleri hiçbir girişimde gelişme olmuyordu, netice olmuyordu. Kardeşlerim, biz iş bilenin, kılıç kuşananın diyoruz, bu yola böyle çıktık böyle devam ediyoruz. Kendi gölgesinden, kendi milletinden korkan, uluslararası meselelerde egemen güçlerin arkasına takılıp giden bir Türkiye vardı, o eski Türkiye’ydi. Şimdi de eski Türkiye’nin markasıyla dolaşanlar inanıyorum ki bizim milletimizin adayı olamaz. Çünkü bu millete o yakışmıyor. Benim ecdadım farklıydı be, buradan Açe’ye donanma gönderiyordu orada zulüm var diye. Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz. Gelmişiz dünyaya millet, milliyet nedir öğretmişiz; biz böyle bir milletiz. Bunun bir kenara koyabilir miyiz? Koyamayız. Türkiye’nin dış politikasına işte biz itibarı böyle kazandırdık. Türkiye’nin ay-yıldızlı bayrağının gururuna gurur kattık. Türkiye’nin dünyadaki konumunu, dünyadaki değerini yükselttik, yücelttik, dünya mazlumlarının sesi olduk. Mısır’ın mazlumlarının, Suriye’nin mazlumlarının, Irak’ın, Afganistan’ın, Filistin’in, Myanmar’ın, Patani’nin mazlumlarının sesi olduk, Somali’deki yoksulların umudu olduk.
Kardeşlerim, biz Tokatlı Gazi Osman Paşa’nın torunlarıyız, bizim tarihimizde böyle büyük kahramanlar var. Ne diyor o güzel marş? “Tuna Nehri akmam diyor, etrafımı yıkmam diyor. Şanı büyük Osman Paşa Plevne’den çıkmam diyor”; biz buyuz be. Evet, bu millet içine kapanacak bir millet değil. Bu millet komşularındaki zulme, bölgesindeki mezalime sessiz kalacak bir millet değil. Bu millet Gazi Osman Paşa’dan aldığı ilhamla Suriye’ye, Irak’a, Mısır’a, Filistin’e, her gün bombalanan mazlumların, gariplerin, şehitlerin diyarı Gazze’ye sırtını dönecek bir millet değildir. Benim dedelerim, atalarım, ecdadım at sırtında Malazgirt’ten yola çıkıp Avrupa içlerine kadar, Yemen’e kadar, Tunus’a kadar gidecek, ama ben yanı başımdaki Irak’ı, Suriye’yi, Mısır’ı, Gazze’yi görmeyeceğim, duymayacağım öyle mi? Ey CHP, ey MHP; siz adayınızla beraber gidin Esad’ın yanında oturun, siz geçin orada oturun. Kardeşlerim, biz zalimlerle el ele olmayız. O insanlarla biz de görüştük, ortada o zaman bu yoktu, ama zulüm başladığı anda her şey bitti. Tarih bize bunun hesabını sorar, ecdat bize bunun hesabını sorar. Gazi Osman Paşa’nın o aziz hatırası bize bunu sorar. Tarih boyunca hakkın, adaletin, barışın, mazlumun ve mağdurun yanında durduk. Allah’ın izniyle yeni Türkiye tarihinde olduğu gibi istikbalinde de, inşallah hakkın yanında durmaya devam edecektir.
Kardeşlerim, bize dengelerden bahsediyorlar, konjonktür diyorlar, strateji diyorlar. Gazze’den her gün çocuk ölümlerinin sesi geliyor, batsın sizin şu konjonktürünüz. Irak’ta kardeş kardeşi katlediyorsa, batsın sizin bu stratejiniz. Biz vicdanı olan bir milletiz, her zaman vicdanımızla hareket ettik, her zaman da vicdanımızla hareket edeceğiz. Büyük devlet olmanın gereği neyse her zaman cesaretle onu yapacağız.
Kardeşlerim, sevgili Tokatlılar; Türkiye 12 yılda yaptığımız reformlarla artık yeni bir yola girdi, bu yol yeni bir yol, ama bu yolda durmak yok…
Türkiye zincirlerini kırdı, Türkiye prangalarından kurtuldu. Türkiye’yi artık hiç kimse aza mahkum edemez. Hiç kimse Türkiye’ye istikamet çizemez. Hiç kimse Türkiye’ye gündem dayatamaz. Biz büyük bir devletiz, büyük bir milletiz ve bu bölgede, bu coğrafyada tüm denklemlerde artık biz de varız.
Bakın sevgili kardeşlerim, 1945 yılında 2. Dünya Savaşı sona erdi, Almanya yıkıldı, Japonya yıkıldı, Avrupa ülkelerinin, Avrupa şehirlerinin birçoğu harabeye döndü. Ama ne yaptılar? 1945’den itibaren çalışmaya başladılar. Ülkelerini, şehirlerini yeniden inşa ettiler, bugün dünyanın süper güçleri oldular. Onlar çalışırken, onlar ülkelerini büyütürken Türkiye ne yaptı? 1940’lı yıllarda tek parti CHP iradesi ezanla uğraşıyordu, tek parti CHP idaresi Kur’an’la uğraşıyordu, tek parti CHP idaresi camilerle uğraşıyordu. Sadece Tokat’ta 33 camiyi yıktılar, arsalarını sattılar. Basınla uğraştılar, yazarlarla uğraştılar, demokrasiye düşman oldular. Ne dediler? Açık oy, gizli tasnif dediler; seçim komedisi. Almanya, Japonya küllerinden yeniden doğarken, Türkiye’de işte bu CHP zihniyeti darbe üstüne darbe yapıyor, Türkiye’nin geri kalması için içeriden her türlü çirkefliği, çirkinliği ifa ediyordu. İşte o gün ne yaptılarsa bugün de aynısını yapıyorlar. Zihniyetleri hiç değişmedi, alışkanlıklarından hiç vazgeçmediler. Türkiye büyürken, Türkiye güçlenirken, Türkiye bölgesinde iddia sahibi olurken, işte bu CHP zihniyeti Türkiye’yi durdurmak, küçültmek, yavaşlatmak için yine elinden geleni yapıyor.
Bakın şu Tokat’ta CHP’nin ve MHP’nin yüzde 30-35 oyu var, öyle mi? Allah aşkına soruyorum, şu CHP’nin Genel Başkanı Tokat’a kaç kez geldi? Ya bir kere, ya iki kere değil mi? Peki, Bahçeli kaç kere geldi? Gelmedi mi? Gelmez. Kardeşlerim, bunlar bizden daha mı meşguller? Bunların bizden daha mı çok işi var? Ankara’da yalan üretmeyi, iftira üretmeyi, hakaret etmeyi, küfretmeyi bırakıp şu Tokat’a niye gelmezler? Şu Tokat’ın sorunlarıyla niye ilgilenmezler? Tokat’ı büyütmenin mücadelesini niye vermezler?
Kardeşlerim, bunlarda ufuk yok, bunlarda vizyon yok. Bu CHP’de, MHP’de, HDP’de Türkiye’yi büyütmek gibi, Türkiye’nin itibarına itibar katmak gibi bir dert yok.
Kardeşlerim, bakıyorsun HDP siyasi Kürtçülük yapıyor, MHP siyasi Türkçülük yapıyor. CHP, o da diyor ki; ben kumsalların partisiyim. Peki AK Parti ne yapıyor? Biz 77 milyonun partisiyiz. Kardeşlerim, bizim bir farklılığımız var; Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Abhaza’sıyla, Roman’ıyla, Boşnak’ıyla 77 milyon bizim canımız ciğerimizdir. Alevi-Sünni ayrımı bizde yok. Kardeşlerim, biz yaratılanı Yaradan’dan ötürü sevdik, bu yola böyle koyulduk. Onun için de milletimiz 8 seçimde bizi hep birinci parti olarak çıkardı.
Şimdi hani diyorum ya, ben tarafım. Ama nerenin tarafıyım? Milletin tarafıyım. Bunu anlamakta zorlanan bazı zavallılar var, garipler var. Diyor ki, bak hemen ayrımcılığa başladı. İşte bu ifadeyi anlayamayacak kadar zavallısın. Milletin tarafında olan ayrımcı olur mu be? Millet kim? 77 milyon. Ama bunlara sorarsan millet, onlar gibi düşünenler millet. Biz bu ülkede 77 milyonun tamamına 12 yıldır hizmet veriyoruz ayrım yapmadan. 780 bin kilometrekarenin tamamına ayrım yapmadan hizmet veriyoruz, ayrım yapmadan; bunlar çok önemli.
Kardeşlerim, şunu çok iyi biliyorum: Tokat’ta, diğer 80 vilayette de CHP’ye, MHP’ye, HDP’ye oy vermiş kardeşlerim partilerinden rahatsızlar. Mevcut yönetimler bu partilere tarihlerinin en sefil dönemlerini yaşatıyorlar. Koltuklarından kalkamıyorlar. CHP gitti, Pensilvanya’nın dizinin dibine çöktü, halen oradan işi idare etmeye çalışıyor. 30 Mart’ta milletten çok büyük ders aldılar, ama ibret almadılar. MHP, kendi iradesi yokmuş gibi, kendi politikası yokmuş gibi CHP’nin gölgesinde hareket ediyor, CHP’nin ve Pensilvanya’nın oyuncağı olmayı içine sindiriyor. Bakın burada bir kez daha soracağım. İşlerine gelince biz Atatürk’ün kurduğu partiyiz derler, işlerine gelince biz 91 yıllık partiyiz derler. Allah aşkına CHP içinden 1 tane cumhurbaşkanı adayı bulamadın mı ya? Aynısı MHP için geçerli. Her Cumhurbaşkanlığı seçiminde MHP kendisine verilen emri yerine getirdi, kendi içinden aday çıkaramadı. Kendi içinden çıkan adayları dövdüler, dövdüler. Allah aşkına ülkücü camia kendi içinden, MHP içinden bir tane cumhurbaşkanı adayı çıkaramadı ya? Ben ülkücü kardeşlerime sesleniyorum, MHP’ye gönül veren kardeşlerime sesleniyorum, CHP’ye gönül veren kardeşlerime sesleniyorum, HDP’ye gönül veren kardeşlerime sesleniyorum; Erdoğan bu milletin tamamının cumhurbaşkanı adayıdır, bunu böyle biliniz. Hizmeti verirken asla şu ile git-bu ile gitme, şunlara hizmet et-şunlara etme, 12 yıl içerisinde böyle şey var mı? Olmadı. İşte buyurun, şu Tokat’a bizim verdiğimiz hizmetin toplam miktarı ne biliyor musunuz? 8 katrilyon, 8 katrilyon. Eğitimden sağlığa, adaletten emniyete, ulaşım, enerji, aklınıza ne gelirse, gıda tarım, barajlar, aklınıza ne gelirse 8 katrilyon. Cumhuriyet tarihinde bu hizmetleri görmedi Tokat.
Şimdi kardeşlerim, bunlar izzetiyle yenilmeyi öğrenmemişler. Bunlar hem yeniliyor, hem de izzetlerini kaybediyorlar. Bakın şu anda Pensilvanya’nın rezillikleri ortaya çıktıkça, o leke CHP’nin de, MHP’nin de alnına yapışıyor, çünkü birlikte hareket ettiler, çünkü yol arkadaşlığı yaptılar, bu lekeyi hiçbir zaman silemeyecekler, bu lekeden hiçbir zaman kurtulamayacaklar. Pensilvanya’nın daha çok pisliği ortaya dökülecek. O pisliğin altında sadece Pensilvanya ihanet çetesi değil, göreceksiniz CHP de, MHP de kalacak.
Kardeşlerim, bu Pensilvanya’nın okullarından çocuklarınızı aldınız değil mi? Aldınız. Sakın bunların dershanelerine filan çocukları göndermeyin ha, devletin okulları bize yeter, devletin okulları bize yeter. Her Cumartesi-Pazar ücretsiz olarak yavrularımıza inşallah kurslar vereceğiz, her Cumartesi-Pazar. Bunlar takviye kursları olacak, bunları yapacağız. Onun için de paralarınızı bunlara vermeyin. Bunlar hem paralarımızı aldılar, hem de ihanet ettiler. İnşallah bu oyunu artık 2014-2015 eğitim-öğretim yılında bozuyorsunuz, ben buna inanıyorum. Bunun yayın organlarını, gazetelerini filan kapılarınıza sakın yaklaştırmayın, geldikleri zaman gönderin. Bunların gene ablaları gelir ha. Geliyorlar mı? Gereken dersi veriyor musunuz? Bizim ablalarımız burada, biz de ablalarımızla beraber yürüyoruz. Ağabeylerimiz de burada, beraber yürüyoruz. Ama bak şurada fazla bir şey kalmadı, bayramı bir kenara koyarsak 1 ay, 1 ay. 1 ay kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? Anlatmaya var mıyız?
Kardeşlerim, bunların adaylarının filan ne siyasetle, ne millete hizmetle alakası yok, kardeşlerim bunların böyle bir derdi de yok. Biz bu ülkenin 81 vilayetinin nerede ne olduğunu gayet iyi biliriz. Ya bir insan kardeşlerim, babasının memleketini bilmez mi ya, bir kere oraya uğramaz mı ya? Kardeşlerim, bakıyorsun Yozgat’a aday olunca ve adaylığından önce de bizim Adalet Bakanımızın ricasıyla gidiyor, bu kadar. Benim memleketim Rize, ama ben Rize’ye bir gün olsun bir yılı geçirmeden gitmemek gibi bir şey yapmadım. Rahmetli babam zaten sürekli her yaz götürür orada gereken dersleri alırdım, orada kurslara giderdim vesaire, öyle yetiştik. Bu vatanın topraklarını, bu toprakları eşmek, eşelemek böyledir. Buranın çamurunda biz büyüdük, öyle yetiştik. Hiçbir zaman iğrenmedik. Ve bundan sonra da aynı şekilde yola devam edeceğiz. Biz sizi seviyoruz, seviyoruz. Biz size efendi olmaya değil hizmetkâr olmaya geliyoruz.
CHP’li kardeşim, 10 Ağustos’ta CHP’ye güçlü bir ders ver. MHP’li kardeşim, 10 Ağustos’ta MHP’nin bu yönetimine güçlü bir ders ver. HDP’li kardeşim, 10 Ağustos’ta Doğu ve Güneydoğu’nun CHP’si olan HDP’ye güçlü bir ders ver. Ben inanıyorum ki sadece AK Partililer değil bütün siyasi görüşlerden, Saadet Partisi’nden, Büyük Birlik Partisi’nden bu sürece, bu yolculuğa güçlü bir destek gelecektir.
Kardeşlerim, 12 yıl önce büyük Türkiye’nin, yeni Türkiye’nin hayalini kurduk. Bugün Allah’a hamd olsun bu hayalimize artık çok yaklaştık. Cumhurbaşkanlığı seçimi artık yeni Türkiye’nin ilanı olacak. Halkın seçtiği bir cumhurbaşkanıyla inşallah Türkiye şaha kalkacak, Tokat şaha kalkacak.
10 yıllar boyunca halk anlamaz dediler, halk bilmez dediler, halk seçemez dediler. Halk bal gibi her şeyi anlar, bal gibi her şeyi bilir. Halk seçerse en iyisini seçer. Bakın siz 10 Ağustos’ta sadece bir cumhurbaşkanı seçmeyeceksiniz, 10 Ağustos’ta artık devletin yüzde 100 sahibi siz olacaksınız. Vekiller konuşmayacak, asıllar konuşacak, asıllar. 10 Ağustos’ta sizlerin oyuyla devlet ve millet kucaklaşacak. 10 Ağustos’ta artık devlet-millet ayrımı ortadan kalkacak, devletle millet bütünleşecek. Halkın seçtiği bir hükümet, halkın seçtiği bir cumhurbaşkanı inşallah Türkiye’yi çok daha büyük hedeflere uçuracak.
Bakın kardeşlerim, 10 Ağustos’ta Türkiye için, değerli kardeşlerim milletimiz için hayalleri olan, millet için hayalleri olan, milletin içinden birini cumhurun başkanı tayin edeceksiniz.
Kardeşlerim, bizim bu millete aşkımız var, tutkumuz var. 12 yıl boyunca Başbakanlık makamında ülke için, millet için, bayrak için çalıştık. İnşallah cumhurbaşkanı seçilirsek, bu sefer de o makamda vatanımız, milletimiz, bayrağımız için ter dökmeye devam edeceğiz. Kardeşlerim, 12 yılda Tokat’ta çok büyük eserler meydana getirdik. Ulaştırma ve Haberleşmede 1 katrilyonu aştı yaptığımız yatırımlar, Eğitimde 537 trilyon, Sağlıkta 291 trilyon, Orman ve Su İşlerinde 865 trilyon, Toplu Konutta 308 trilyon, Tarım ve Hayvancılıkta 520 trilyon yatırım yaptık.
Kardeşlerim, Tokat’a 12 yılda toplam 6,2 katrilyon lira değerli kardeşlerim inşallah yeni eserler yapmanın hedefi içindeyiz. Şuraya özellikle dikkatinizi çekmek istiyorum: 2003 yılına kadar Tokat’a sadece 16 kilometre bölünmüş yol yapılmıştı. Biz buna 12 yılda ne kadar bölünmüş yol ilave ettik biliyor musunuz? 233 kilometre. 3668 konut inşa ettik. Turhal Barajı’nın temelini 2013 yılı Ekim ayında attık. Bu barajın inşaatı hızla devam ediyor. Baraj devreye girdiğinde Turhal ilçemizin içme suyu meselesini çözmüş olacağız. İnşaatı devam eden bir barajımız var, Alpu Barajı, artık bitme safhasına geldi.
Kardeşlerim, eğitimde kitaplarınızı ücretsiz alıyor musunuz? Etkileşimli tahtalar okullarımıza yerleşmeye başladı mı? Tablet bilgisayarlar sizlere verilmeye başladı mı? Devam. Artık üniversitesi olmayan ilimiz kalmadı. 69 üniversite vardı Türkiye’de, şimdi 175 üniversite var 81 vilayetin tamamında; biz buyuz.
Kardeşlerim, üniversite öğrenciler 45 lira burs alıyordu ya, 45 liracık. Bak şimdi 300 lira, beslenme yardımıyla rakam daha da artıyor. Kardeşlerim, Kredi Yurtlar Kurumu yurtların sayısını arttırıyor. İnşallah paralelcilerin evlerinde, yurtlarında kalanların karşısında şimdi süratle yeni yerler kiralanıyor. İnşallah bütün illerimizde o açığı da gidermeye çalışacağız. Oralarda biliyorsunuz Başbakanınıza beddua seansları yapılıyordu. Ablalar bütün işleri bitirmişler Başbakanları için beddua seansları. Neler demiyorlardı, ne tür yalanlar uydurmuyorlardı; bunlarda takiye var, bunlarda yalan var, bunlarda iftira var, her şey var. Ah değerli kardeşlerim, bunları söylemeye edebim müsaade etmiyor, o denli ileri.
Kardeşlerim 4149 kişiye 8 adet yükseköğrenim yurdu açtık. Sağlık alanında sessiz devrimleri hayata geçirdik. Artık her eczaneden ilacımızı alıyor muyuz? Her hastaneye gidebiliyor muyuz? Erbaa’ya şimdi inşallah 150 yataklı, Turhal’a 200 yataklı devlet hastanelerini inşa edeceğiz, şimdi planımızda o var. Tokat’ta doğalgaz yoktu, 2008 yılında Tokat’ı doğalgazla buluşturduk. Şimdi Reşadiye diyor ki, artık kömürden bıktık, bize de doğalgaz. Kardeşlerim, eğer bir ilçe doğalgazı istiyorsa, doğalgazı orada yapacak, şebekesini kuracak firma kesinlikle oraya gider doğalgazı götürür, hiç endişeniz olmasın. Ben şimdi bu konuyla ilgili de EPDK’ya ve Enerji Bakanıma gerekli olanları söyleyeceğim, inşallah bunları da takip edeceğiz.
Kardeşlerim, 12 yıl boyunca yaptığımız eserlerin tamamını tek tek saymaya kalksak inanın saatler yetmez. Ama şunu özellikle bilmenizi istiyorum: Allah nasip eder de sizin desteğinizle, sizin oylarınızla, sizin teveccühünüzle cumhurbaşkanı seçilirsem Tokat’ta yapılan tüm yatırımların da takipçisi olacağım, hiçbir yatırım yarım kalmayacak. Hiçbir yatırım, hiçbir proje, hiçbir eser atıl kalmayacak.
Kardeşlerim, cumhurun başkanı cumhura hizmet yolunda, millete hizmet yolunda terlemelidir, koşmalıdır, hizmet üretmelidir. Bizim millete hizmet sevdamız asla bitmeyecek. Bu sevda inşallah cumhurbaşkanlığımızda da sürekli devam edecektir. Başlattığımız projeleri tamamlayacağız. Yeni dev projeleri tek tek hayata getireceğiz.
Ya enteresan, kardeşlerim; İstanbul’da denizin altından biliyorsunuz Marmaray’ı yaptık, bunu yapan biziz. Bununla ilgili ne Demirel’in, ne Ecevit’in burayla ilgili en ufak bir katkısı yok. Biz başladık, biz bitirdik ya, insan biraz hayâ eder. Ama cumhurbaşkanı adayı beyefendinin bundan bile haberi yok. Şimdi 2 katlı tüp yine boğazın altından otomobiller için bunu da biz yapıyoruz, başladık, önümüzdeki yıl onu da bitireceğiz. Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü başladık, inşallah onu da bitireceğiz önümüzdeki yılın sonunda; bize bu yakışır. Şimdi üçüncü havalimanını yapıyoruz, başladık, o da hızla devam ediyor. Birileri engellemeye çalışıyor, biz ise bitirmeye çalışıyoruz; farkımız bu.
Kardeşlerim, bu iş takip etmeden olmaz, koşturmadan olmaz. Yapacağız. İnşallah 6 bin kilometre bölünmüş yol yapıldı 79 senede. Gençler, bunları iyi bilin ha, 79 senede 6 bin kilometre. Biz ise 12 yılda 17 bin kilometre bölünmüş yol yaptık; farkımız bu. Yüzde 63 faizle devlet borçlanıyordu, şimdi tek haneli rakamlarda. Aradaki fark kimin cebinde? Benim vatandaşımın cebinde.
Tokat’ın çiftçisi, ah benim kardeşim; Ziraat Bankası yüzde 59 faizle size kredi veriyordu, şimdi 0-5 aralığında. Esnaf Halk Bankası’ndan yüzde 47’yle ne yazık ki kredi alıyordu, şimdi 0-5 aralığında; biz buyuz ya. Biz esnafımızı çiftçimizi ezmedik, ezdirmedik. Bundan sonra da böyle gidecek inşallah. Kardeşlerim, detaylarla sizleri bu Ramazan ayı içerisinde oruçlusunuz daha fazla meşgul etmeyeceğim. Ancak paralel yapıyla Cumhurbaşkanlığı makamına da çıksam asla mücadeleden taviz vermeyeceğim. Bu kirli yapıya, millete kumpas kurmaya çalışan bu yapıya gereken dersi siz 30 Mart’ta verdiniz. 30 Mart’ta siz bize yetki verdiniz, siz bize destek verdiniz. Paralel yapıyla mücadeleyi sonuna kadar götürmemiz için bize talimat verdiniz. Biz de sizden aldığımız bu yetkiyle bu yola devam edeceğiz. Ne diyorum ben? Diyorum ki, Pensilvanya’daki zata sesleniyorum; eğer senin herhangi bir suçun yoksa niye Türkiye’ye gelmiyorsun? Çık gel Türkiye’ye, niye gelmiyorsun? Yandaşları diyor ki inzivaya çekildi. Ya inzivaya çekilecek olan yer Pensilvanya mı? Gel Tokat’ta inzivaya çekil, gel Bursa’da çekil, gel İstanbul’da çekil, gel Erzurum’da çekil, niye buralara gelmiyorsun, gel Konya’da çekil. Ah kardeşlerim ah, oyun içinde oyun, tuzak içinde tuzak. Dert başka, dert başka, ama bunu inanıyorum benim milletim en güzel şekliyle fark etti ve gereken dersi de 30 Mart’ta verdi. Şimdi 10 Ağustos’ta en büyük dersi verecek, buna inanıyorum.
Kardeşlerim, Türkiye’nin yolu kardeşlik yoludur. Biz ne dedik? Tek millet dedik. Hiç endişeniz olmasın, fakat şunu biliniz: Biz kulların karşısında eğilmeyiz, sadece rükûda eğiliriz. Bunun dışında asla eğilmedik, eğilmiyoruz, eğilmeyeceğiz, sadece Hakk’ın karşısında rükûda eğiliriz, başka yok.
Kardeşlerim tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet, 780 bin kilometrekarede tek vatan. Kardeşlerim, 77 milyon tek millet. Bayrağımız ortada, başka bayrak asla kabul etmiyoruz. “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak eğer uğrunda ölürse varsa vatandır.” Ve tek devlet. Rabia. Esma’yı unutmuyorsunuz değil mi? Esma’ya dualarınızı gönderiyorsunuz değil mi?
Bu vesileyle değerli kardeşlerim, bizim biliyorsunuz bir uzun adam şarkımız da var. Onun bestekârı Murat Göğebakan. Rahatsız, onun için de sizden dualar istiyorum. Allah şifalar versin inşallah.
Kardeşlerim, toplumsal barışımızı güçlü kılacağız. Birbirimizi Allah için seveceğiz. Bu bizim mezheptendir, bu değildir, bu bizim etnik yapımızdandır, bu değildir; yok yok, beni yaradan Allah onu da yarattığı için seveceğiz.
Kardeşlerim işin geldim sonuna, hazır mıyız? Gür seda ile Türkiye duysun.
Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda, bana her şey Tokat’ı hatırlatıyor, bana her şey Türkiye’yi hatırlatıyor.
10 Ağustos ülkemiz, milletimiz, demokrasimiz için hayırlı olsun diyorum. Şimdiden Ramazan Bayramınızı tebrik ediyorum. Allah yar yardımcımız olsun diyorum.
Kalın sağlıcakla.