Yükleniyor...

Basbakan Erdogan’in Antalya Mitingi’nde yaptigi konusmanin tam metni

 

Maşallah, sen ne kadar güzelsin bugün Antalya. Ey sevgili Antalya, seni yürekten selamlıyorum Antalya. Akseki, Aksu, Alanya, Demre, Döşemealtı, Elmalı, Finike, Gazipaşa; sizleri gönülden selamlıyorum. Gündoğmuş, İbradı, Kaş, Kemer, Kepez, Konyaaltı; sizi kalpten selamlıyorum. Korkuteli, Kumluca, Manavgat, Muratpaşa, Serik; sizleri muhabbetle selamlıyorum. Antalyalı gençler, sizleri selamlıyorum, Antalyalı hanımefendiler, sizleri selamlıyorum. Antalyalı kardeşlerim, sizleri selamlıyorum, Antalyalı çiftçi kardeşim, Antalyalı esnaf kardeşim, turizmci, sanayici kardeşim; sizleri selamlıyorum. Yörükler, kardeşlerim sizleri de selamlıyorum. Mitingimize katılan nakliyeci kardeşlerim, kamyoncu kardeşlerim, sizleri de selamlıyorum. Antalya seninle gurur duyuyoruz Antalya; tabii güzellikleriyle gurur duyuyoruz Antalya, tarımıyla, ticaretiyle, deniziyle, kumunla, güneşinle, turizminle gurur duyuyoruz Antalya. Senin hoşgörünle, senin dünyanın bütün milletlerine, bütün kültürlerine sergilediğin misafirperverliğinde gurur duyuyoruz. Sen Türkiye’nin dünyaya açılan kapısısın, Türkiye’nin ... için gurur duyuyoruz. En çok da demokrasiye sahip çıktığın için, milli iradeye sahip çıktığın için, AK Parti’ye her zaman kucak açtığın için seninle iftihar ediyoruz Antalya.

Allah sizlerden razı olsun. Rabbim, kardeşliğimizi, yol arkadaşlığımızı daim eylesin. 30 Mart seçimleri inşallah Türkiye için, milletimiz için, Antalya için, demokrasimiz için hayırla vesile olsun.

Kardeşlerim, demokrasi tarihimizin en önemli seçimlerinden birine giriyoruz 15 günümüz kaldı. 30 Mart seçimleri artık bir yerel seçim olmaktan çıktı, Türkiye’nin geleceğinin şekilleneceği bir demokrasi sınavına dönüştü. Bakın haftalardır meydanlardayız; AK Parti, CHP, MHP, BDP, diğer partiler haftalardır meydanlarda. Adana’dan geliyorum. Sabah Kocaeli Dilovası’nda Körfez Geçişinin keson tüpünü denize indirdik ve temelle bütünleştiriyoruz. İnşallah İstanbul-İzmir arasının en önemli bağlantı yeri ve bunun adımını attık, orada da on binlerce kişi vardı. Geldik Adana’ya orada bir başka ihtişam vardı, on binler oradaydı ve Antalya’yı geleceğimi söylediğim zaman Antalya’ya bizden selam dediler. Ve Antalya’ya geldim ki, burada da karşımda hamd olsun, Rabbime hamd olsun on binleri gördüm. Az önce emniyet rakamları geldi dediler ki, burada da 100 bine yakın insan var.

Şuraya dikkatlerinizi çekiyorum: 12 yıl boyunca olduğu gibi şu seçim döneminde de eser siyasetinden bahseden tek parti var AK Parti. Dikkat edin, Kılıçdaroğlu, Bahçeli; bunlar eser siyasetinden bahsediyor mu? Şunu yaptık, şunu yapıyoruz veya şunu yapacağız diyorlar mı? Dillerine doladıkları tek şey var. Bunlarda takiye var, bunlarda yalan var, bunlarda fitne var, bunlarda fesat var, bunlarda iftira var.

Kardeşlerim, biz projelerle konuşuyoruz, biz planlarla konuşuyoruz, biz gelecek vizyonuyla, gelecek hedefleriyle konuşuyoruz, küresel projelerden bahsediyoruz, Türkiye’yi bir bütün olarak kucaklıyoruz, dünya vizyonuna sahip bir tek parti olarak halkımızın karşısına çıkıyoruz. Türkiye’ye aynı dille konuşan Doğuda, batıda, kuzeyde, güneyde tek parti var, AK Parti.

Bunlar, MHP ile BDP’ye bakıyorsun kimlik siyaseti yapıyorlar. Birisi siyasal Türkçülük yapıyor, birisi siyasal Kürtçülük yapıyor. CHP, o da kumsal milliyetçiliği yapıyor, öyle mi? Yani deniz, güneş, kum olmasa CHP’nin vay haline. Biz 77 milyonu kucaklıyoruz. Biz Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Abhaza’sıyla, Roman’ıyla, Boşnak’ıyla, Arnavut’uyla 77 milyonu beni yaradan Allah yarattığı için seviyoruz. Onun için tek millet diyoruz, tek millet diyoruz.

Ardından tek bayrak diyoruz ve bizim bayrağımızın rengi şehidimizin kanı. Hilal, bağımsızlığımızın ifadesi. Yıldız şehidimizin simgesi ve bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır diyerek yola çıktık.

Şimdi geçenlerde Kılıçdaroğlu çıkmış Kırkpınar’da bayrak geçiyormuş bizim bakan arkadaşlarımız bayrak geçerken ayağa kalkmamış, bunu eleştiriyor. Biz sizlerle gurur duyuyoruz, biz sizlerle gurur duyuyoruz. Anlıyorum, 30 Mart’ın mesajını veriyorsunuz, anlıyorum. İnşallah 30 Mart Antalya’da bir başka olacak, Türkiye’de de bir başka olacak, hiç endişe etmeyin.

Kardeşlerim; diyor ki, Türk bayrağı geçerken bakanlar ayağa kalkmadı diyor. Ey Kılıçdaroğlu, ya sen bize bir defa bayrakla ilgili ders verme. Kardeşlerim, ben Kılıçdaroğlu’na buradan sesleniyorum; ey Kılıçdaroğlu, ya sen son seçimlerde Hakkari’de seçim yaptın, orada malum partiyle anlaştın, CHP bayraklarının dışında bir tane Türk bayrağı var mıydı? Anlaştığın halde orada ne ikinci parti oldun, ne üçüncü parti, dördüncü parti oldun, nal topladın nal. Zannettin ki, Türk bayrağıyla beraber olursak burada bizi linç ederler. Ama Hakkari’de biz hem Türk bayrağı, hem Partimizin bayrağıyla olduk.

Kardeşlerim, bizim için 780 bin kilometrekarenin her yeri aynı, fark etmez. Ama bayrak sevgisini bize Kılıçdaroğlu öğretemez. Ben çocuklarıma ta ilkokul yaşında bayrak sevgisini anlattım. İlkokulda şiir okuma yarışmasına girdiklerinde kendilerine şunu söyledim: Siz dedim Arif Nihat Asya’nın bayrak şiirini okuyun. Kızlar, biliyorsunuz değil mi o şiiri? Bugün buradan bir okuyup Kılıçdaroğlu’nun ezberlemesine fırsat tanıyalım. Onun yanındakilerde öğrenir belki. Tamamını değil, ama bir kısmını okuyalım, var mıyız buna?

 

“Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,

Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü!

Işık ışık, dalga dalga bayrağım,

Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Sana benim gözümle bakmayanın mezarını kazacağım.

Seni selamlamadan uçan kuşun yuvasını bozacağım.

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder,

Gölgende bana da, bana da yer ver!

Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar.

Yurda ay yıldızın ışığı yeter.”

Ben bunu -daha devam ediyor tabi- yavrularıma öğrettim. Bayrak sevgisi, bayrak aşkı bizde öyle başladı. Kılıçdaroğlu, kendine gel kendine. Takiyeyi bırak, yalanı bırak, iftirayı bırak, dürüst ol dürüst. Bu konularda bizimle aşık atamazsın.

Kardeşlerim, işte tek bayrak dedik, ondan sonra tek vatan. Tek vatan 780 kilometrekareyle tek vatan. Batıda ne varsa doğuda da o olacak, güneydoğuda da o olacak. Kuzeyde ne varsa güneyde de o olacak; işte biz bunu yaptık, bunu yapıyoruz ve bunu yapmaya devam edeceğiz. Çünkü Türkiye 780 bin kilometrekareyle ayağa kalkacak.

Kardeşlerim, dördüncüsü; tek devlet. Devlet içinde devlet, hayır. Değerli kardeşlerim, paralel yapılanma hayır. Öyleyse şimdi sayıyoruz; tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet, Rabia. Onun için 30 Mart çok anlamlı. Şimdi ben bu planı olmayan, projesi olmayan, vizyonu olmayan, ufukları olmayan bu siyasi partilere karşı geride bıraktıkları hiçbir eserleri yok bunların. İşte sizler, CHP 5 yıldır burada Belediye Başkanlığı yapıyor değil mi? Allah aşkına soruyorum verdiği sözlerden hangisini tuttu, hangisini yerine getirdi? Bunlar Türkiye’yi bırakın Antalya’yı bile kucaklayamadılar, sahile sıkışıp kaldılar. Belli illere, belli bölgelere sıkışıp kaldılar. 780 bin kilometrekareye, 77 milyona hiçbir zaman hitap edemediler.

Kardeşlerim, bakınız şu 30 Mart seçimlerinin öncesinde AK Parti’ye karşı bir ittifak var mı? Hepsi birleştiler mi? CHP, MHP, BDP, bir de yanlarına Pensilvanya’yı aldılar. Bir örgüt lideri var Pensilvanya’da, 99’da buradan kaçıp gitti, vatanım diyor vatanına gelmiyor. İki yıl kadar önce kendisine davet yaptım, onların malum olimpiyatları vardı, artık bitti bizim için tabii bunlar, artık bundan sonra bunların olimpiyatları molimpiyatları diye bir şey bizim dünyamızda yok bitti onlar, o defterler kapandı geçti. Çünkü bugüne kadar çok aldattılar, hatta hatta Türkçe Olimpiyatlarında İstanbul Atatürk Stadyumunda öyle bir şey söylendi ki ben de şaşırdım, neydi? O gün Peygamber Efendimiz de oradaymış, bunu söylediler. Bunlarda garip garip şeyler oluyor. Kendi televizyonlarının dizisinde Peygamber Efendimiz Miraç’tan iniyor kamyonete bindiriliyor ve o şekilde götürülüyor. Onunla da kalmadılar, Savaş Ay rahmetli bununla bir söyleşi yapıyor, sene 95. Söyleşi de ben bugüne kadar 1 oy kullandım diyor, ama bundan sonra oy kullanmayacağım Hazreti Cebrail gelse diyor parti kursa yine oy kullanmayacağım diyor, kusura bakmasın diyor. Ya bu nasıl bir meleklere iman? Yani Hazreti Cebrail’in işi gücü yok da gelip parti mi kuracak ya, böyle bir mantıksızlık olabilir mi, böyle bir benzetme olabilir mi ya soruyorum sizlere değerli kardeşlerim? Meleklere iman itikadı bir esastır, sen nasıl böyle bir benzetme yapabilirsin? Ve oraya oy vermeyeceksin, eee şimdi bütün efradına tavsiyede bulunuyorsun; oylarınızı Kılıçdaroğlu’na verin, o olmazsa Bahçeli’ye verin, o da olmazsa BDP’ye verin; yapılan bu. Fakat ben şuna inanıyorum: 15 gün var, 15 gün sonra onların abları varmış, bizim ablalarımız burada, bizim ablalarımız burada, gece-gündüz demeden çalışmaya var mıyız? Allah sizlerden razı olsun. Kapı-kapı dolaşacağız. Gelmiş ikna ediyorlar ikna, fakat bir hanım kardeşimiz yaşlı olmasına rağmen bunlara güzel cevap verdi. Ama bunlara bir cevap lazım, nedir o; ya siz değil misiniz bizim kızlarımızın başlarını açarak okula gitmesi için fetva veren siz değil misiniz ya, bunlar değil miydi? Bunlar dağıttı dağıttı, nerede durduklarının farkında değiller. Üzülüyorum ben o başörtülü kızlarımıza onun adına gelip böyle konuşurken. Önce onlara şunu söylemek lazım: Siz ubudiyet anlayışını gözden geçirin. Bakın baki hedefler için fani eserler üzerinde inşa yapılmaz; bunu böyle bilelim ve bunlar tutmayacak.

Kardeşlerim, imam hatip okullarının orta kısmını kapatanlar bunlar değil miydi? Bu CHP değil miydi? Değerli kardeşlerim, üniversitelere başörtüyle gidişin önünü kesenler bunlar değil miydi? Kardeşlerim, şimdi imam hatiplerin ortak kısmı açıldı mı? Üniversitelere başörtülü girebiliyor muyuz? Katsayı kalktı mı? İstediğimiz üniversiteye gidebiliyor muyuz? Devlet dairelerinde başörtülü çalışabiliyor muyuz? Ne oldu? Sabrettiniz, zafere erdiniz. Ne kadar güzel bir söz, men sabera zafera, sabreden zafere ulaşır ve bu sabrın sonunda bu oldu, ne oldu? Türkiye bölündü mü? Başı örtülü-başı açık beraber şu anda okuyorlar, devlet dairesinde çalışıyorlar, var mı bir şey? Var mı bir sıkıntı? Ya normalleşme bu, normalleşme bu. Ya neler çektirdiler ya, ben kızlarımı bu ülkede okutamadım ve uluslararası toplantılarda bana devlet başkanları, başbakanlar bunu sorduğunda ben deyince böyle böyle diye bana sordukları soru şuydu: Yahu sizin ülkenin çoğunluğu Müslüman değil mi? Evet Müslüman. Nasıl oluyor da olmuyor? Dedim maalesef böyle. Şaşırıyorlardı. Ama hamd olsun öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya oldu, ama sonunda iş aslına rücu etti. Fakat Said-i Nursi’nin şu ifadesini unutmayın: Zalimler için yaşasın cehennem. Evet, alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste, çıkacak, hepsi bunun hesabını verecekler. Şimdi ben merak ediyorum; ey Pensilvanya, sen bu adamların peşine nasıl takılıyorsun ya? Tabi böyle bir ittifakın içinde çok kişiler var, bir kısım medya var, ama bizim de burada ağabeylerimiz var. Ağabeyler, 15 gün gece-gündüz demeden çalışmaya var mıyız? Kapı-kapı dolaşmaya var mıyız?Ve inşallah 30 Mart’ı inşallah o zaferi beraber kutlayacağız inşallah.

Bazı holdingler, bazı iş adamları, onlar da rahat durmuyor. İşveren örgüleri, onlar da rahat durmuyorlar, onlar da bu ara dolaşıyorlar ve sokakları karıştırıyorlar. Hepsi bir hizaya geçtiler, aynı safta buluştular. Türkiye’nin huzuruna, istikrarına, istikrarının dışında gelecek hedeflerine, hatta Türkiye’nin istiklaline saldırı başlattılar. Şimdi biz MHP eli kanlı terör örgütüne sempati gösteriyor deyince MHP Genel Başkanı ispat et diyor. İspata ne gerek var? Attığın tweetleri gözün görmüyor mu ey Bahçeli. Genel Başkan yardımcılarının, milletvekillerinin örgütün ekmek yalanına inanıp yaptıkları açıklamaları duymuyor musun ey Bahçeli? Ne ekmeği be, ne ekmeği, kimi aldatıyorsunuz? Elinde sapanla, yüzü poşulu kişiyi görmüyor musun? Ondan sonra benim polisime hakaret ediyorsun ve diyorsun ki bunun katilini bulun. Benim polisimin orada yaptığı ney? Biber gazı kullanmak. Bu tür eylemlerde biber gazı kullanmak güvenlik güçlerinin en doğal, en tabii hakkıdır. Toplumun huzuru için bunu yapıyor. Dolayısıyla biz orada polisimizin attığı adımı kalkıp da kınayamayız. Fakat… Tabii maalesef bu Pensilvanya polisimizin içine de fitneyi soktu, orayı da karıştırdı, orada da tabii sıkıntılar meydana getirdi, maalesef onun da bedelini ağır ödüyoruz, onu da söyleyeyim. Bunlar aileleri birbirine düşürdüler ya, aileleri böldüler, parçaladılar ya.

Kardeşlerim, Gezi olaylarına CHP’nin Genel Başkanına avukatlık yapan sen değil misin ey Bahçeli? Ankara’da Türk bayrağını yakanlara, Taksim’e kızıl bayrak asanlara, camilerimize saygısızlık yapanlara, başörtülülere saldıranlara avukatlık yapan sen değil misin ey Bahçeli? Sayın Bahçeli, CHP Genel Başkanına avukatlık yapıyorsun, peki CHP’nin Tunceli milletvekillerini de savunacak mısın? Onların eylemlerine, onların tweetlerine de sahip çıkacak mısın?

Kardeşlerim, Türkiye’de çok çirkin, çok tehlikeli bir oyun oynanıyor. Yıllarca Türkiye’de en üst düzey devlet adamlarını, bürokratları, siyasetçileri dinleyen, bunları kaydeden Pensilvanya tehditle, şantajla, şu anda siyaseti dizayn etmeye çalışıyor. Maalesef CHP ve MHP bu ihanet tuzağına düştüler, medya ve iş çevreleri bu ihanet tuzağına su taşıyorlar.

Şimdi bakın Antalya geçtiğimiz yerel seçimlerde buraya bir Büyükşehir Belediye Başkanı seçti, aradan 5 yıl geçti. Geride ne kaldı, söyleyeyim mi? Geride bira festivali kaldı, geride ölüleri yakma projesi kaldı. Kafaya bak kafaya ya, ölüleri yakarak arsa kazanacakmış, kafaya bak.

Kardeşlerim, geride ne kaldı? Başörtüsü düşmanlığı kaldı. Peki bu zat ne yaptı? İcazet almak için Pensilvanya’ya gitti. Paralel örgütün liderinin dizinin önüne çöktü, elini öptü ondan icazeti aldı. Şimdi bu ortaya çıkınca da inkara başladı. Tabii CHP Genel Başkanı Pensilvanya’nın müridi olunca, CHP Pensilvanya’daki zatın eline geçince, bu sefer gittiğini itiraf ediyor. Ama işi abartıyor, televizyonda, canlı yayında Pensilvanya’daki o zatın Kur’an tefsirini başucumdan ayırmadım diyor. Duydunuz değil mi? Yahu sen kim, Kur’an tefsiri kim ya? Bu arada o zatın Kur’an tefsiri de yok zaten, yani Pensilvanya’daki zatın Kur’an tefsiri yok. Başörtüsüne karşı devrim der, şu hale bak, başörtüsüne hakaret eder, bira festivalleri yapar, ölüleri yakmaktan bahseder, sonra da olmayan Kur’an tefsiriyle istismar yapıp komik olur. Kardeşlerim, Antalya bunu hak etmiyor.

Bakınız şurada biliyorsunuz o bira festivalinde 23 yaşındaki bir üniversite öğrencisi ölmüştü, hatırlıyorsunuz değil mi? Ne diyor bu Belediye Başkanı, çok enteresan; “içmeyi bilmiyorsa ben ne yapayım?” Şu hale bakın ya, ya bir genç bunu içerken ölüyor, zaten sen güya doktorsun, ya senin yapman gereken insanın sağlığını tehdit eden şeylerle meşgul olmak değil, tam aksine insanın sağlığını tehdit etmeyen şeylerle uğraşmandır. Senin doktorluğun da batsın ya, ne doktorluğu? Şu hale bak, içmeyi bilmiyorsa ben ne yapayım diyor? Vekaleten sen onun yerine de içseydin bari.

Kardeşlerim, bununla da iş tabi bitmiyor ve üstelik bu adam terbiyeden muaf bir adam, o da ne biliyor musunuz? Benim eşim GATA’ya Allah rahmet etsin Nejat Uygur’u eşiyle aralarındaki dostluğu sebebiyle ziyarete gidiyor ve GATA’nın içine eşimi almıyorlar. Neden? Başörtüsü olduğu için. Ve düşünebiliyor musunuz, bir Başbakanın eşini başı örtülü olduğu için GATA’ya almıyorlar. Ve bu adam burayla ilgili ne diyor biliyor musunuz? Bak bak, şu benzetmeye bak, burada nerede yazıyor biliyor musun? Heh, ey ben ona Zaman demeyeceğim, Saman diyeceğim, Saman. Çünkü 3 yıl önce 6 Şubat 2010 bu haberi veriyor, verdiği haber şu: Camiye ayakkabıyla giriliyor mu ki GATA’ya türbanla girilsin. Şu benzetmeye bak ya, ama sen camiye ayakkabıyla da girersin. Çünkü sende o noktada öyle bir edep yok, öyle bir adap yok, sen cami adabını bilmezsin zaten. Çünkü sizin alışkanlıklarınız daha çok bunun üzerinedir. İşte Gezi Olaylarında Bezmi Âlem Valide Sultan Camine Dolmabahçe’de girilen, o olayları makul gösterenler kimlerdi? Bunlardı. Ve ne diyor? GATA’ya nasıl olur da türbanla girilir? Ama bak devran değişti. Şimdi giriliyor, şimdi giriliyor.

Şimdi diyorum ki ben 30 Mart’ta Antalya bu zata da dersini vermeli, çünkü bu zata dersi verdiğiniz zaman aynı anda Pensilvanya’ya da ders vermiş olacaksınız. Ey Pensilvanya, kimle yatıyorsun, kimle kalkıyorsun be, hale bak. Ne günlere kaldık. Kardeşlerim, Antalya’dan devletimize, milli güvenliğimize yönelik bu çok tehlikeli saldırıya dur demesini bekliyoruz. Antalya’nın yeni Türkiye’ye, büyük Türkiye’ye, yeniden istiklal mücadelesine sahip çıkmasını istiyoruz. 30 Mart’ta işte bu oyunu sizler bozacaksınız, ben buna inanıyorum. 30 Mart’ta sadece belediye başkanı seçmeyeceksiniz, yeni Türkiye’nin, kardeşliğin, birliğin, büyük Türkiye’nin kapılarını ardına kadar aralayacaksınız, bunu görüyorum. Antalya her zaman büyük düşündü, Antalya her zaman küresel vizyona sahip oldu. Antakya’nın büyük Türkiye vizyonuna, küresel bir güç olan Türkiye vizyonuna sahip çıkacağına ben gönülden inanıyorum.

Kardeşlerim, biz hiçbir zaman gerilimden yana olmadık, hiçbir zaman gerilimin dilini kullanmadık. Bakın bu CHP, bu MHP, Pensilvanya, medya, işverenler şu anda İstanbul’da sokak eylemlerini her gün tahrik ediyorlar. Sandığa gölge düşürmek için her gün yeni bir çirkin komployla ortaya çıkıyorlar. Bunlar mert değiller, bunlar cesur değiller. Bunlar yurt dışına kaçıp oradan korkakça saldırı yapıyorlar. Bunlar sosyal medyada saklanıp oradan alçakça ses kayıtları, montajlar yayınlıyorlar.

Kardeşlerim, bir Cumhurbaşkanını dinlemek suçtur, casusluktur. Başbakanı dinlemek suçtur, casusluktur, bakın o kadar ileri bir suçtur. Ve bir Genelkurmay Başkanı’nı, bakanları dinleyemezsiniz suçtur. Bu ahlaksızlar günlerce, haftalarca bunları, ama montaj, ama doğru, bunları yayınlıyorlar. Ya bunlar casusluk suçundan yargılanacaklar zaten. Ben bunlara inanmadığınızı biliyorum. Ama bununla kalmayacak bu iş, bunlar casusluk suçundan yargılanacaklar, çünkü bunun bedelini ödemeleri lazım. Biz bu devleti sokakta bulmadık. Böyle geleceksin, sızacaksın, örgütleneceksin, ondan sonra da milleti birbirine düşüreceksin; yok öyle 25 kuruşa simit, bunun bedelini ödeyecekler bunlar. İnsan gibi, adam gibi ortaya çıkıp mertçe mücadele vermediler, veremediler. Ben Pensilvanya diyorum; hadi bakalım yüreğin varsa gel parti kur, siyasete atıl, cesaretle sandıkta hesaplaşmayı göze al. Hadi bakalım gel. Dürüst ol, bırak takiyeyi, bırak yalanı, bırak iftirayı. Zaten çapulcuların gereğini yapıyor. Onlarla sen bu işi götüreceğini zannediyorsan, onlarla bu iş yürümez. Onlar bunun bedelini sana çok ağır ödetecekler. Bunu da göreceksiniz. Onlarla bu iş yürümez. Bizim bu mücadelemiz milletimize, bayrağımıza, vatanımıza, devletimize sahip çıkma mücadelesidir, bunu böyle biliniz.

Kardeşlerim, bütün bu süre içerisinde bu korkakların, bu hainlerin arkasına saklanıp oradan işi irade etmeye çalışanlar 30 Mart’ta cevabını alacaklar. Kardeşlerim, İstanbul’da bir cenaze törenini bahane ettiler. 22 yaşında kardeşlerim daha yeni askerden gelmiş, Giresun Alucra’dan Burak Can’ı şehit ettiler, yanında iki kişiyi yaraladılar, bir tanesi ağır. Terör örgütü, bunu biz yaptık dedi, DHKPC cinayeti üstlendi. Dikkat edin, 2 gündür CHP Genel Başkanı o örgütü kolluyor, o örgütü gizliyor, suçu başka yerlere atmaya çalışıyor. Bu siyaset değil sevgili kardeşlerim, bu mertlik değil, bu demokratik bir tavır değil.

Buradan tüm Türkiye’ye, tüm siyasi partilere, 77 milyona açık ve samimi şekilde sesleniyorum; bizimle kimin ne hesabı varsa onu gelsin sandıkta görsün sokakta değil, kan damlayan manşetlerde değil. İftiraların, yalanların, kasetlerin, montajların arkasına saklanarak bizimle hesaba girmesinler. Sandık, sandık, sandık. Sandık er meydanıdır, sandık demokrasi meydanıdır. Yüreği yeten gelsin sandıkta kozunu bizimle paylaşsın.

Kardeşlerim, sandıktan kaçanları sizlerin de görmenizi istiyorum. Sandık öncesinde sokakları tahrik edenleri görmenizi istiyorum. Namertçe kasetlerin, montajların, iftiraların ardından siyaset yapmaya çalışanları görmenizi istiyorum. Bunlar sizin iradenizi hiçe sayıyor. Sizin sandıkta vereceğiniz kararı gölgelemek istiyor. Bunlar inşallah 30 Mart’ta dersi alacaklar.

Kardeşlerim, ama şunu unutmayın ha, şunu unutmayın: Bunların dershanelerinde olan çocuklarınız varsa bu yavrularınızı çekip alın. Buna var mıyız? Buna var mıyız? Bunların okullarında okuyan çocuklarınız varsa çekip alın. Buna var mıyız? Hazırlık için hafta sonlarında Cumartesi-Pazar Milli Eğitim Bakanlığımız ücretsiz olarak takviye kurslarını verecek, takviye kurslarını verecek. Devletimizin okulları bize yeter. Hem para vereceğiz, hem hakaret işiteceğiz. Ablaları var bunların, gece seanslarında beddua seansları yapıyor. Başbakana beddua. Siz samimi değilsiniz, sizin beddualarınız tutmaz, bumerang gibi onları vurur. Sami olanlar burada, samimi olanlar burada. Suriye’den gelen dualar bize yeter, Filistin’den gelen dualar bize yeter, Myanmar’dan gelen dualar bize yeter, Libya’dan gelen dualar bize yeter. Kardeşlerim, işte bak İsrail bombalama yapıyor, İsrail teröristleri bombaladı diye bunların televizyonu yayın yapıyor; bunlar bu ya. Mavi Marmara’da bunu yaptılar. Ama inşallah 30 Mart’ta ümitlerini kaybedecekler.

Kardeşlerim, bizim Antalya’ya 12 yılda yaptığımız yatırım ne biliyor musunuz? 14 katrilyon, 14 katrilyon. Kardeşlerim, Antalya turizmini 3 milyon turistten aldık. Şimdi Antalya’ya ne kadar turist geliyor? 12 milyon turist geliyor. Bakınız nereden nereye geldi. Türkiye turizmini 13 milyondan aldık, şimdi 36 milyona çıktık. Çünkü siyasi istikrar ekonomik gelişme getiriyor. Kardeşlerim, biz Türkiye’yi güvenli bir ülke yaptık. Hatırlayın 1990’larda terör en çok turizmi vurdu. Turizmi vurunca o da nereyi vurdu? Antalya’yı vurdu.

Kardeşlerim, biz geldiğimizde Antalya Havalimanı yolculara cevap veremiyordu hatırlayın. Ne yaptık? Anında müdahaleyle 1 yıl bile sürmedi yenisini kurduk, bir pist ilave ettik ve Antalya Havalimanı’nın bugünkü hale getirdik. İş bilenin kılıç kuşananın. 26 havalimanı vardı, şimdi 52 hava limanı var Türkiye’de. Değerli kardeşlerim, bütün bunların yanında turizmde KDV’yi biz düşürdük, tanıtım bütçesini biz arttırdık. Bu arada Gazipaşa Havalimanı’nı yaptık, geçenlerde gittim açılışını yaptım. Alanya bölünmüş yolunu biz yaptık, biz bitirdik. Alanya’dan, Manavgat’tan Kemer’e, Kumluca’ya, Kaş’a kadar, içeride Korkuteli, Elmalı bölünmüş yollarını şu muhteşem Kemer Tünellerini biz yaptık, biz.

Kardeşlerim, yolsuzluğun olduğu bir Türkiye’de soruyorum Allah aşkına, 79 senede 6 bin kilometre bölünmüş yol yapıldı. Biz 11 senede 17 bin kilometre bölünmüş yol yaptık; farkımız bu. Ve bu arada 122 tane tünel yaptık, 122. Dağları deldik ya dağları. Çünkü Ferhat olursan delersin. Şirin’e âşık ya, millet Şirin biz Ferhat, dağları dele dele bu yolları yaptık. Buradan Antalya’nın turizmcilerine, çalışanlarına sesleniyorum; işte şimdi bunun için Antalya turizminin önünde ne var? 2016 Expo var, bu Expo 2016 Antalya’ya nasıl geldi? Durup dururken mi geldi? Bu konuyu ilk gündeme getiren sağ olsun milletvekili arkadaşlarım oldu. Sahip çıkan yine biz olduk. Hükümet olarak gerekli garantileri verdik. Neredesin sen bakalım Belediye Başkanı ya, sen ne yapıyorsun, nal topluyor nal, onun böyle bir derdi yok ki, doğru, doğru… Kanunu çıkardık. İnşallah Expo ile Antalya turizmi yeni bir cazibe merkezi daha kazanmış olacak. İşte bunlarla, bu CHP zihniyetiyle burada bunlar olmaz. 12 yılda 80 il kalkınırken Antalya payına düşen yatırımları, destekleri aldı. 1851 yılından beri çok sayıda ülkenin katılımıyla gerçekleşen dünyanın en büyük sergi etkinliği olan Expo’yu 2016 yılında inşallah Antalya’da gerçekleştiriyoruz. 2016 Expo Antalya, 112 hektarlık alanda düzenlenecek ve Nisan-Ekim ayları arasında 6 ay boyunca açık kalacak. Botanik Expo Antalya’nın yanında çevre illere, ülke genelindeki turizm ve ticaretin gelişmesine de büyük katkı sağlayacak. Bu sergi vesilesiyle dünyanın her yerinden insanlar Antalya’ya akın edecekler. Şimdiden Antalya’mıza hayırlı olsun diyoruz.

Kardeşlerim, Antalya’ya bir müjdem var; Antalya’ya 1000 yatak kapasiteli toplamda 6 hastaneden oluşan bir şehir hastanesi yapıyoruz. Kamu-özel ortaklığıyla yapılacak şehir hastanesinin toplam proje bedeli ne biliyor musunuz? 430 trilyon.

Ayrıca bir müjdem daha var; Antalya’ya 250 derslikli yaklaşık 280 bin metrekare alan üzerinde bir eğitim kampüsü kuruyoruz. Burası spor salonları, yüzme havuzu, kütüphaneleri, konferans salonları, bilim merkezi, kreşi ve anaokuluyla çocuklarımızın her türlü ihtiyacını karşılayacak dev bir eğitim kurumu olacak. Projesi hazır, inşallah bu yıl içinde ihalesini yapıyoruz. Antalya’ya bir müjdem daha var; UEFA kriterlerinde bir stadyum yakışır dedik ve çalışmalara başladık. Aslında bu Menderes Beyin Belediye Başkanlığı dönemindeki adımıydı. Ama bu beyefendi geldi, bunun önünü kesti ve bu işi yaptırtmadı. Ya bunlar yıkmak için var ya, bunlar yapmak için yok. Allah aşkına şu Antalya’ya bakın. Karayolları ve Menderes Beyin Belediye Başkanlığından sonra yapılmış bir alt geçit-üst geçit var mı yok mu? Bakınız şehir içindeki raylı sistem biraz esnafı inşa edilirken üzmüş olabilir, kırmış olabilir, ama şu anda o raylı sistemden benim Antalyalı kardeşlerim en güzel şekilde istifade ediyor mu? Ya bunlar yapmaz, bu CHP zihniyetinde yapmak yok. İstanbul’da birinci köprü yapıldı karşı çıktılar, ikinci köprü yapıldı karşı çıktılar. Şimdi biz Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü yapıyoruz, ona da karşı çıktılar. İsteseler de-istemeseler de yapıyoruz ve yapacağız. Bakınız Marmaray’ı yaptık. Marmaray, iyi ki Marmaray’ı görmediler ha, denizin altından gidiyor ya, 62 metre denizin derinliğinden gidiyor ya, görmediler biz bu arada Marmaray’ı bitirdik. Bakın geçenlerde 2 gün sis oldu İstanbul’da, ağır bir sis ve o Marmaray’dan günde 300 bin kişi geçti, 300 bin kişi. Ne kadar hayırlı bir iş olmuş. Şimdi yine denizin altından bir tüp geçit daha yapıyoruz 2 katlı, buradan da otomobiller geçecek. Biz buyuz. İstanbul’a havalimanı yaptık. 46 milyon dolara mal olacak. Değerli kardeşlerim, 2017’de bitecek. Dünyanın ilk üçü içinde olan en büyük havalimanlarından bir tanesi. Ya buna karşı çıkıyorlar, düşünebiliyor musunuz? İsteseler de-istemeseler de onu da yapacağız, o da bitecek.

Kardeşlerim, işte şimdi Menderes Bey’in adımını attığı bu 33 bin seyirci kapasiteli stadyumun inşası sürüyor, inşallah 2015 yılında tamamlayacağız. Antalya’yı spor turizminin de başkenti haline getirecek büyük projeleri yakında hizmete sunuyoruz. Kardeşlerim, toplam maliyeti 30 trilyon lira olan 3 bin seyirci kapasiteli Antalya tam olimpik yüzme havuzunun alt yapı çalışmaları devam ediyor.

Değerli kardeşlerim, bütün bunların yanında eğitimde attığımız adımlara bakınca çocuklarımız ücretsiz kitaplarını almaya devam ediyor, öyle mi? Kardeşlerim, üniversitede aynı şekilde biz göreve geldiğimizde verilen burs neydi? 45 liracık, 3 ayda bir veriyorlardı biliyorsunuz. Şimdi biz ne veriyoruz? 300 lira veriyoruz. Eğer Kredi Yurtlar’da kalıyorsa 200 de beslenme yardımı veriyoruz 500 lira; ya biz buyuz, biz buyuz.

Ah benim kardeşlerim, ya biz göreve geldiğimizde sağlıkta çileyi biliyorsunuz değil mi? Bu Genel Müdür var ya, bu Genel Müdür, SSK’nın Genel Müdürüydü. Hastanelerde o kuyrukta beklediğimiz günleri hatırlıyorsunuz değil mi? Doktorun verdiği ilaçları alabiliyor muyduk hastaneden? Ne diyorlardı bize, git dışarıdaki eczaneden al. Öyle mi? Şimdi istediğin hastanede tedavi olabiliyor musun? İstediğin eczaneden ilaçlarını alabiliyor musun? Daha ne yapacağız ya? Ya bu CHP’nin böyle bir şeyi yok, bu tür şeyleri yapmamış. Diyoruz ki biz işte merkezi yönetimde yaptıklarımızı yerel yönetimlerle birleştirelim ve Antalya’yı layık olduğu yere ulaştıralım.

Kepez Belediyesi AK Partili diye Kepez Belediye’sinde yapması gereken görevleri bile yapmadı bu adam. Bakın Kepez’de Büyükşehir Belediyenin ana arterleri asfaltlaması gerekir, kanalizasyon, bunları yapması gerekir. Bir parça asfaltı dahi Kepez’de yok, böyle bir Büyükşehir olabilir mi ya? Kardeşlerim, ben Büyükşehir Belediye Başkanlığından geliyorum, İstanbul’da CHP’den almıştım Belediyeyi. 2,5 milyar dolar borçla almıştım, bunun 1,3 milyar dolarını ödedim, 1,2’yle bıraktım yaptığım yatırımların dışında. Ve yaptığımız yatırımlarla pırıl pırıl bir İstanbul. Hava kirliliği olmayan bir İstanbul. Suyu yoktu, dağları deldik, 180 kilometreden İstanbul’a su getirdik. Kardeşlerim, kavşak düzenlemeleriyle, her şeyiyle farklı bir İstanbul’u inşa ettik. Aynı şekilde o günden bugüne İstanbullu bakın İstanbul’u başka bir partiye vermedi. Hep bizim zihniyetimiz orada iktidar oldu. İnşallah Antalya 30 Mart’ta bu fetret devrini aşacak, yeniden AK Parti’yle yoluna durmak yok… diyecek.

Kardeşlerim, Antalya’da balıkçı barınağı projesini hayata geçirdik. 586 adet balıkçı teknesine hizmet verecek balıkçı barınağının inşası sürüyor, 2 yıl içinde onu tamamlayacağız. Kardeşlerim, tabii Antalya’da ulaşıma baktığımızda Antalya’da acaba bugüne kadar bölünmüş yol ne kadar, buna baktığımızda da şunu görüyoruz: Değerli kardeşlerim, hakikaten kimse Antalya’yı şöyle ele alıp da bir hizmet vermedi. Ama biz göreve geldik ve göreve geldiğimizde Antalya’ya bir defa hemen şunu dedik bir ele alalım. Baktık ki Antalya’da sıkıntı var, öyleyse ne yapmamız lazım?  Ne kadar ihtiyacımız var bunu bulalım. Biz gelene kadar 195 kilometre bölünmüş yol yapılmıştı. Biz buna 309 kilometre daha ilave ettik. Ve toplam bölünmüş yolu 504 kilometreye ulaştırdık. Kardeşlerim, 6 bin kilometreye yakın asfalt yol çalışması yaptık Antalya’da. Ve bütün bu yatırımların şöyle bir dağılımına baktığımız zaman şunu görüyoruz: Kardeşlerim, İller Bankası 4 katrilyon 200 trilyon… Kardeşlerim, Antalya-Burdur arasını bölünmüş yolla bağladık. Antalya-Alanya yolunu, Kızılkaya ayrımı Antalya yolunu, Side-Gündoğdu yolunu biz tamamladık. Antalya’da bulunan 2 uluslararası hava limanı son 12 yılda yaptığımız yatırımlarla artık daha fazla yolcuya hizmet veriyor. Yıllık 30 milyon yolcu kapasitesi olan Antalya hava limanında 2003 yılında 10 milyon 371 bin olan yolcu trafiği bugün neye ulaştı biliyor musunuz? 25 milyonu aştı. 14 Aralık 2003’te Gazipaşa Havalimanının resmi açılışını yaptım. 1994 yılında temeli atılan, ancak tamamlanamayan Gazipaşa Havalimanı’nı biz açtık ve hizmete sunduk. Kardeşlerim, şu anda uçakların ineceği bir seviyeye geldi. Şimdi bu havalimanını daha da büyütüyoruz. Yıllık 500 bin olan yolcu kapasitesini 1,5 milyona çıkarıyoruz, bununla ilgili proje çalışmaları devam ediyor. Son 12 yılda inşa ettiğimiz sulama projeleriyle, Antalya’da 303 bin dönüm zirai alanı sulamaya açtık. Kardeşlerim, 12 adet yer üstü ve dört adet yer altı sulamasını hizmete aldık. 2009 yılında hizmete aldığımız Dim Barajı ile hem enerji üretiyoruz, hem içme suyu sağlıyoruz, hem de 36 bin dönüm arazinin sulamasını yapıyoruz. Karacaören-2 Barajı isale hattı ile Antalya’nın 2045 yılına kadar içme, kullanma ve sanayi suyu ihtiyacını inşallah karşılayacak. Yine Alanya’nın 2045 yılına kadar içme suyu ihtiyacını karşılayacak isale hattı ve içme suyu arıtma tesisi çalışmalarımız süratle devam ediyor. Gökçeler Çayı üzerine inşa ettiğimiz Gökçeler Barajı ile de hem enerji üreteceğiz, hem 10 adet yerleşim yerinin içme suyu ihtiyacını karşılayacağız. Bu arada Gazipaşa Ovasını da sulayacağız. Bu önemli barajı bu yıl Ekim ayında inşallah hizmetinize sunuyoruz. Bir turizm şehri olduğu kadar tarım şehri de olan Antalya’da sulama projelerimiz bitmiyor. İşte Manavgat Ovası’nı sulayacak Naras Barajının inşaatında sona geliyoruz, 23 adet gölet ve sulaması inşa ediyoruz. Bu tesislerin 7’sini hizmete aldık, 16’sının inşaatı devam ediyor. Sadece sulama projeleriyle değil dere ıslah çalışmalarımızla da hem taşkınları önlüyor, hem de çevreyi güzelleştiriyoruz.

Kardeşlerim, 12 yılda Antalya’da toplam 33 adet dereyi ıslah ettik, 8 adet dere ıslah çalışmamız devam ediyor. 125 trilyon lira maliyetle Aksu Çayı’nın 70 kilometrelik bölümünde dere ıslahına başladık. Antalya’nın kanayan yarası olan 2B meselesini CHP’nin bütün engellemelerine rağmen çözüme kavuşturduk.

Kardeşlerim, her zaman çiftçimizin yanında olduk. Bakınız biz gelmeden önce Ziraat Bankası çiftçiye yüzde kaç faizle kredi veriyordu? Yüzde 59. Esnafa yüzde 46. Şimdi çiftçi, esnaf yüzde kaç faizle alıyor krediyi? Yüzde 5. Kardeşlerim, ödenen desteklere bakıyorsunuz, bizim verdiklerimizin yanında esamesi okunmaz. Kardeşlerim, çiftçi denince akla AK Parti gelir, esnaf denince akla AK Parti gelir.

Ve hepsinin yanında hanım kardeşlerim 2005’e kadar Antalya’da doğalgaz var mıydı? Şimdi doğalgazımız var mı? Şu anda Antalya nüfusunun yüzde 75’i merkezde tabii doğalgaz kullanıyor. Nasıl memnun musunuz? Butona bastığınız anda dairenin her yeri sıcak mı? Mutfakta, banyoda sıcak suyumuz var mı? Ya benim hanım kardeşimin, tüm beyefendi kardeşlerimin modern bir şekilde yaşamak hakkı değil miydi? Medeni bir şekilde yaşamak hakkı değil miydi? Elhamdülillah bunu da biz hallettik.

Kültür ve turizmde Antalya’ya 433 trilyon yatırım yaptık. Kardeşlerim, ulaştırma ve haberleşme de 2,5 katrilyon yatırım yaptık, eğitimde üniversite dahil 1,5 katrilyon yatırım yaptık.

Değerli kardeşlerim, toplu konutta 628 trilyon yatırım yaptık, aile ve sosyal politikalarda 660 trilyon yatırım yaptık, Tarım ve hayvancılıkta 488 trilyon yatırım yaptık. Sağlıkta 459 trilyon yatırım yaptık, enerjide 614 trilyon yatırım yaptık. Eğitimde yaptıklarımızı daha geniş anlatacak değilim, 5835 derslik inşa ettik. Kardeşlerim, FATİH Projesiyle hamd olsun Antalya’mıza 2285 etkileşimli tahta, yani akıllı tahtayı sınıflara yerleştirdik, 503 tablet bilgisayarı Antalya’mıza gönderdik, bol miktarda gelecek. 675 bin adet bu ay bilgisayar geliyor, tablet bilgisayar.

Kardeşlerim, bütün bunlardan sonra özellikle artık bir konunun üzerinde durarak konuşmamı toparlamak istiyorum, o da şudur: Biliyorum ki artık Antalya bir kararın arifesinde. Bu karar inşallah kaldığımız yerden yolumuza devam edeceğimiz karar.

Şimdi değerli arkadaşlar, Sayın Baykal’ın damadıyla ilgili bir konuyu arkadaşlar bize ilettiler ve kıdem tazminatlarımızı arkadaşlar diyor ki vermiyorlar, şirketi boşaltıyorlar, kaçıp gidecekler, bize yardım edin diyorlar ve 20 trilyon gibi de bir rakamdan bahsediyorlar. Biz bunu değerli arkadaşlar, müsaadenizle bir inceletelim, böyle ayaküstü olmasın, inceletelim, ona göre de yapılabilecek ne varsa onu yapmaya çalışalım.

Kardeşlerim, sevgili Antalyalılar; Antalya belediyecilik noktasında bir kesinti yaşadı, bir fetret dönemi yaşadı. Şimdi bu kesintiye, bu fetret dönemine inşallah son vermeye hazır mıyız? Kapı-kapı dolaşmaya hazır mıyız? Ama bakın durmak yok ha, durmak yok…

Şimdi ne diyorum biliyor musunuz? Şimdi Menderes Türel kardeşim tabii Belediye Başkanlığından sonra bu dönemde milletvekili olarak Parlamento’daydı. Benim aynı zamanda Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcımdı. Şimdi tecrübeyle sabit, işinin sevdalısı olan, Antalya’nın sevdalısı olan Türel kardeşimle yeni bir dönemi Antalya’da başlatalım diyorum. Fakat ben sizden bir şey daha istiyorum nedir o? İlçelerle beraber Büyükşehir Antalya. Kardeşlerim, bu CHP Büyükşehir Yasasına bile karşı çıktı biliyor musunuz, karşı çıktı. Biz mülki sınırlar dedik, karşı çıktı; anlamazlar bunlar, anlamaz. Belediyecilik nedir bunlar bilmez ve bunlara anlatana kadar inanın deveye hendek atlattık biz.

Şimdi kardeşlerim, bakınız bunların bu hali ortada. Biz gerek tecrübeyle, gerek bu sevdayla ilçelerle beraber, mülki sınırlarda tüm ilçelerle artık Büyükşehir Menderes Bey buradan en ücra köşedeki ilçeye kadar hizmetini götürebilecek. Şimdi bir tarafta Kaş, bir tarafta Gazipaşa, bütün bunlara Büyükşehrin hizmeti gidebilecek. Alt yapısıyla, kanalizasyonuyla, asfaltıyla, her şeyiyle gidebilecek. Bir modern Antalya meydana getireceğiz. Ah kardeşlerim, Başbakan olduğum zaman Belek tarafında bir toplantıya gidiyordum, giderken o arka sokaklardan filan bizi dolaştırdılar, o zaman şimdiki gibi yollar yoktu tabii, bu asfaltlar falan yoktu ve ben hemen Vali Beyi çağırdım. Dedim Vali Bey, bak bir dahaki gelişimde artık ben buralardan gitmeyeceğim, hemen süratle biz buradan Belek’e asfalt yolu bölünmüş yol olarak yapacağız ve süratle başladık, bölünmüş yolu yaptık işte bugünkü Belek yolu oldu. Ya bunları biz yaptık ya, bunlardan bir şey olmaz. Ben diyorum ki, Antalya bu seçimde eser siyasetine oy verecek eser, hizmet siyasetine oy verecek.

Değerli kardeşlerim, öyleyse durmak yok…

Hazır mıyız?

Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey Antalya’yı hatırlatıyor, bana her şey Türkiye’yi hatırlatıyor.

Günümüz kutlu olsun, 30 Mart hayırlı olsun. Allah yar ve yardımcımız olsun. İlginize, nezaketinize, gayretinize çok teşekkür ediyorum.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.