Yükleniyor...

Basbakan Erdogan’in Burdur Mitingi’nde yaptigi konusmanin tam metni

 

Sevgili Burdurlular, çok değerli kardeşlerim, sevgili vatandaşlarım; sizleri bu anlamlı buluşmada en kalbi duygularımla selamlıyorum.

Buradan tüm Burdur’a, Burdurlu tüm kardeşlerime selamlarımı, sevgilerimi yolluyorum.

Ağlasun’u, Altınyayla’yı, Bucak’ı, Çavdır’ı, Çeltikçi’yi, oralarda yaşayan kardeşlerimi muhabbetle selamlıyorum. Gölhisar’a, Karamanlı’ya, Kemer’e, Tefenni’ye, Yeşilova’ya buradan selam ve sevgilerimi yolluyorum.

İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un şehrine, Burdur’a ahdevefanızdan dolayı, coşkunuzdan dolayı, bunu bizden eksik etmediğiniz hayır dualarınızdan dolayı şükranlarımı sunuyorum, Rabbim sizlerden razı olsun. Rabbim kardeşliğimizi, yol arkadaşlığımızı inşallah daim eylesin.

Kardeşlerim, konuşmamın hemen başında geçtiğimiz hafta Şırnak hudut karakolunda talihsiz bir kaza sonucu şehit olan Burdur Kayış Köyü’nden piyade er Sezer Çelik’i rahmetle, minnetle yad ediyorum. Anne, babasına, tüm Burdurlu kardeşlerime, aziz milletimize sabır ve başsağlığı diliyorum.

Sevgili kardeşlerim, sevgili Burdurlular; sizlerle bugün belki de Cumhuriyet tarihimizin en önemli meydan mitinglerinden birini yapıyoruz, en hayati seçimlerinden bir tanesine gidiyoruz, Türkiye’nin istikametinin belirleneceği, Türkiye’nin rotasının çizileceği son derece kritik bir seçime giriyoruz. 30 Mart seçimlerinde sadece belediye başkanlarını, sadece meclis üyelerini, sadece muhtarları seçmeyeceğiz, 30 Mart seçimlerinde 77 milyon hep birlikte ülkemiz için, milletimiz için, Türkiye’miz için bir tercihte bulunacağız. Bakın burası son derece önemli, 30 Mart eski Türkiye’yle yeni Türkiye arasında bir tercih yapacağız.

Kardeşlerim, bakın bunu özellikle ifade ediyorum; eski Türkiye demek, yeniden koalisyon dönemleri demektir. Eski Türkiye demek, yeniden kriz demektir, kaos demektir, yeniden gerilim, bunalım demektir. Eski Türkiye demek, yolsuzluk demektir, yoksulluk demektir, yeniden yasaklara dönüş demektir. Eski Türkiye demek, içine kapanmış, iddiaları olmayan, hedefleri olmayan, projeleri olmayan, dünyada esamesi okunmayan bir Türkiye demektir.

Şöyle 10 yıl öncesine dönün, 10 yıl önce nasıl bir Türkiye vardı, bugün nasıl bir Türkiye var? Şimdi yeni Türkiye, onunla sizin karşınızdayız. Yeni Türkiye demek, büyük Türkiye demektir. Kardeşlerim, yeni Türkiye demek, istikrar demektir. Yeni Türkiye demek, güven demektir.

Bakınız, biz göreve geldiğimizde Türkiye’nin milli geliri neydi? 230 milyar dolardı, ama bugün, dikkat edin, 800 milyar dolar. Ey Burdur, 79 senede 230 milyar dolar ve 11 senede buyurun 800 milyar dolara çıkan bir Türkiye.

Kardeşlerim, başımızı iki elimizin arasına alıp düşünelim, 36 milyar ihracatı olan bir Türkiye 79 senede, ama şu anda 152 milyar dolar ihracatı olan bir Türkiye.

Ah benim Burdurlu kardeşlerim, size daha farklı bir örnek vereceğim, Türkiye’nin dış borcu neydi biliyor musunuz? Biz geldiğimizde 100 liranın 73 lirası borçtu, dış borç, şimdi 100 liranın 35 lirası borç. Nereden nereye…

Kardeşlerim, adalet denilen bir şey yoktu her konuda, yeni Türkiye inşallah adaletin tecelli ettiği bir Türkiye olacak, kalkınma olacak, ilerleme olacak.

Kardeşlerim, büyüme, hamdolsun, bütün dünyadaki ekonomik krizlere rağmen şu anda OECD raporlarına göre Türkiye ilk 5 içerisinde büyümede, buradayız.

Yeni Türkiye birlik demek, işte buyurun, beraberlik demek, kardeşlik demek. İşte bizim bu birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi kıskananlar var, bizi bölmek, parçalamak isteyenler var. İşte bu adı paralel yapı olan virüs bizi, birliğimizi bölmek için ortaya çıktı. Kardeşlerim, ama başaramayacaklar, sizin bu birliğiniz, sizin bu beraberliğiniz, sizin bu kardeşliğiniz, sizin yeniden büyük Türkiye anlayışınız buna fırsat vermeyecek.

Yeni Türkiye 2003 hedefleri demek, dünyada itibarı olan, gücü olan, sözü olan Türkiye demek.

İşte 30 Mart’ta çok net bir biçimde bir tercihte bulunacağız. Gençler, hanım kardeşlerim, beyefendiler; ne diyeceğiz 30 Mart’ta; ya eski Türkiye diyeceğiz ya da yeni Türkiye diyeceğiz? Onun için, durmak yok… yola devam. Durmak yok… Durmak yok… Yola devam. Kapı kapı dolaşmaya var mıyız?

Durmaksızın biz yaptıklarımızı anlatacağız, onlar iftira, onlar dedikodu üretecekler, onlar montajcı montajcı. Yalancının mumu yatsıya kadar yanarmış, ama bunlarınki yatsıya kadar sürmedi, geldi bir sabah rüzgarı bunu aldı götürdü, söndü.

Sevgili kardeşlerim, eski Türkiye’nin aktörlerini görüyorsunuz değil mi? Bugünlerde yeniden iş başındalar, yeni tahriklerin, yeni provokasyonların, yeni darbe girişimlerinin mücadelesi içindeler. Eski Türkiye’de işleri tıkır tıkır yürüyenler, milleti düşünmeyenler, değerli kardeşlerim, milletin alın terine, emeğine, ekmeğine musallat olanlar, bu günlerde Türkiye’yi bir kez daha paçasından tutuyor aşağılara doğru çekmeye, geçmişe götürmeye çalışıyorlar.

Şimdi bakın, ben size burada tarihi bir belge göstereceğim, bu belge çok çok önemli. Bu belge CHP’nin Genel Müdürünün o sahte montaj belgelerine benzemez. Sizlerin, sizlerle birlikte bizi televizyonları başında izleyen aziz milletimin bu tarihi belgeyi dikkatlerine sunuyorum, zira CHP’nin bu Genel Müdürünün geçmişi de böyleydi ve zaten onların yayın organlarında bunlar özellikle yayınlaşmıştı.

Eskişehir Örfi İdare Kumandanlığı’nın tebliği bu, 27 Mayıs 1960 müdahalesinin hemen sonrasında Eskişehir’de halka dağıtılıyor bu. Eskişehir Örfi İdare; ne demek? Yani Sıkıyönetim Kumandanlığı tebliği. Diyor ki, Ankara’daki bütün Hükümet erkanı ve Demokrat Parti başkanları yabancı memlekete kaçarken yakalanmışlardır. Beraberlerinde -şuna bakın ya Allah aşkına- 12 uçak dolusu altın, mücevherat ve parayı kaçırmakta iken yakalandılar. Düşünebiliyor musunuz, 12 uçak dolusu altın, mücevheratı kaçırmakta iken yakalanmışlar.

Sabık Başbakan Adnan Menderes ve sabık Reisi Cumhurbaşkanı Celal Bayar, askeri kumandanlık tarafından tevkif edilmiştir. Eskişehir’de matbaası olan herkes bu havadisi, yani bu haberleri basıp yayınlamalarıdır, vatanseverliğinize hitap ediyoruz.

Bitmedi, Demokrat Parti il, ilçe ve bucak başkanlarının kaçmalarına mahal vermeden tevkif edilmelerini ve askeri kuvvetler gelinceye kadar salınmamalarını rica ederim.

 Eskişehir Örfi İdare Komutanı Tuğgeneral Bedii Kireçtepe.

Ah sevgili kardeşlerim ah, bu ülke hangi badirelerden geçti? Bu Cumhuriyet Halk Partisi bu ülkede ne menem işler çevirdi? Hep bunların arkasından hep bunlardan istifade ederek Türkiye’de iktidar olmaya çalıştı. Bu millet hiçbir zaman CHP’yi iktidar yapmadı. Zaten 1950’ye kadar da yine bunlar tek başına iktidar olamadılar, tek partili dönem olduğu için bunlar dayatmacı iktidardılar.

Şimdi soruyorum, yani gelip de şu güzel Burdur’umuzun yerel yönetimini bunlara teslim edecek misiniz? Soruyorum, bunlara teslim edecek misiniz?

Kardeşlerim, öyleyse çok çalışacağız. Gümbür gümbür 10 yıldır burayı yöneten Sebahattin kardeşim bizlerle gayet düzenli bir şeklide hamdolsun Burdur’umuza en güzel hizmetleri verdi, inşallah bundan sonra da vermeye devam edecek, çünkü bize icraat var.

Son günlerde televizyonlarda bazı herhalde yaptıklarımıza yönelik ilanları izliyorsunuz değil mi? Nerede neler yapıldı, 81 vilayette neler yaptık, bunları izliyorsunuz. İnşallah Burdur’umuzda da nelerin yapıldığını oralarda gördünüz, görüyorsunuz. Şu ana kadar Burdur’umuza 10 yılda 3,5 katrilyon yatırım yaptık, 3,5 katrilyon.

Sevgili Burdurlular…

Şimdi Bucak’a daha önce geldim. Eğer ben bugün Bucak’a gelmeye kalkarsam Uşak’ı ne yapacağız? Uşak var, Uşak’ta il mitingimiz var. Ama Bucak her zaman zaten gönlümde. Bak, sürekli olarak Bucak’ın salebiyle besleniyorum, misafirlerime Bucak’ın salebini ikram ediyorum, dünya Bucak’ın salebini tanıttım, tanıtıyorum. Ama inşallah seçim sonrası söz, tamam, inşallah.

Şimdi siz iyi çalışacaksınız, Bucak’ta da sakın bir yanlışa mahal vermeyeceğiz, sandıklardan gümbür gümbür Bucak’ta da çıkacağız, inşallah Burdur’un bütün ilçelerinden bu şekilde çıkacağız.

54 yıl önce 27 Mayıs müdahalesinin öncesinde ve sonrasında her ne yapıldıysa, işte bugün de aynı senaryo uygulanmaya, aynı tuzak kurulmaya çalışılıyor. O gün hangi manşetler atıldıysa, bugün de tıpa tıp aynı manşetler atılıyor, hiç fark yok, değişen bir şey yok. O gün merhum menderes ve arkadaşlarına hangi iftiralar atıldıysa, bugün de montaj ses kayıtlarıyla aynı iftiralar atılıyor, o gün nasıl sokaklar hareketlendirildiyse, gençler sokaklara döküldüyse, vandallık nasıl körüklendiyse bugün de tıpa tıp aynısı yapılmak isteniyor. O gün CHP nasıl ülkeyi gerileme sürüklediyse, nasıl ülkeyi tahrik ettiyse, darbeye nasıl zemin hazırladıysa, aynı CHP bugün de tıpa tıp aynı rolü oynuyor. Türkiye’ye bir kez daha ağır bir bedel ödettirmek istiyorlar, Türkiye’ye bir kez daha ağır bir fatura ödettirmek istiyorlar, Türkiye ekonomisini bir kez daha uçuruma sürüklemek, Türkiye’yi yoksullaştırmak istiyorlar; biz bunlara rağmen 230 milyar dolardan 800 milyar dolara çıkarttık. Bütün bunların yaptıklarına rağmen yatırımlarımız durdu mu? Hamdolsun durmadı.

Ah benim kardeşlerim, Cumhuriyet tarihinde, yeni dönem de dahil, bu ülkede 6100 kilometre bölünmüş yol yapıldı, biz 11 yılda 17 bin kilometre bölünmüş yol yaptık. Şimdi bu bölünmüş yolları sizler kullanıyoruz. Biraz sonra Burdur’un rakamlarını vereceğim sizlere.

Çok daha enteresan, ah benim kardeşlerim, bunlar hep karşı çıkarlar. Bu CHP İstanbul birinci köprüye karşı çıkmıştır, ikinci köprüye karşı çıkmıştır, şimdi Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne de karşı çıkıyor.  Kardeşlerim, fakat isteseler de, istemeseler de Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün 250 metrelik kuleler hamdolsun bitmek üzere, şimdi artık asma bölümü geliyor. Ve enteresan, bu köprüde 4 gidiş var, 4 geliş var, ortasından da tren, ortasından da tren.

Kardeşlerim, yine bitmedi, bakınız, bizim biliyorsunuz bir Marmaray’ımız var, 153 yıllık hayaldi bu, Sultan Abdülmecid’in hayali, çizmiş, ta o zaman çizmiş. Ve dedik ki, ecdadımızın bu hayalini biz gerçekleştireceğiz. Boğaz’ın 62 metre derinliğinde biz Marmaray’ı yaptık. Geçenlerde İstanbul’da 2 gün sis vardı, o sisisin olduğu dönemde Marmaray öyle bir iş gördü, öyle bir iş gördü ki, güde 300 bin kişi orada taşındı; ya biz buyuz be, biz buyuz.

Japonya’ya gidiyorum, ki Japonya Başbakanı açılışa da geldi sağ olsun, onlarla beraber yaptık, gidiyorum Singapur’a, onlar Marmaray’ı anlatıyor, gidiyorum Malezya’ya onlar Marmaray’ı anlatıyor. Kardeşlerim, büyük ülke, büyük devlet olmak budur ya. Lafla olur mu?

Şimdi bu CHP’lilere sorun, sizin bir birinci köprünüz var mı? Bir ikinci köprünüz var mı? Bir Yavuz Sultan Selim Köprü’nüz var mı? Bir Marmaray’ınız var mı?

Bakın şimdi Haliç’in üstüne bir köprü yaptık ya, onun üzerinden de metro geçiyor. Geçen günü bir de baktım İstanbul’un belediye başkan adayı çıkmış eksi köprünün üzerinden onu gösteriyor, bu diyor İstanbul’un siluetini bozuyor. Sorsanız ona siluet nedir anlamaz ha, zanneder ki birtakım elbise, anlamaz, çünkü bunların hayatında eser yok, bunlarda laf var, bunlarda iftira var. Çünkü Genel Müdür de müfteri. Nasıl müfteri? Bütün şu anda Parlamentoda hukuk tanımaksızın, hukuksuz bir şekilde o montaj, bütün o eserlerle oralardan rant elde etmeye çalışıyor.

Kardeşlerim, 2011 seçimleri öncesinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu Genel Müdürü çıktı, ÖSYM’de torpil yapıldı, elimde belgesi var dedi. Belgeyi açıkla dedik. Kendisine bir sahte mail gelmiş, bu sahte maili eline almış, aslı astarı olmayan, hiçbir ciddiyeti olmayan, hiçbir dayanağı olmayan bir maille Türkiye’yi ayağa kaldırmak istedi, üniversite sınavına girecek çocuklarımızı tedirgin etti. Rezil oldu mu? Peki yüzü kızardı mı? Kırmaz ya, bunların yüzü kızarır mı? Çünkü mesleği bu. Özür diledi mi? Dilemedi. O günden sonra da bu Genel Müdürün böyle sahte belgeler tutuşturdular.

Kayseri Büyükşehir Belediyemizle ilgili bir iddiayı eline verdiler, Mecliste geldi bunu açıkladı. 1 saat sonra hemen Kayseri’den bunun sahte olduğunu, asılsız olduğunu Belediye Başkanım ve arkadaşlar belgeyle bize gönderdiler. CHP Genel Müdürünün bir kez daha tuzağa düşürüldüğünü gördük, mahkemeler açıldı ve Büyükşehir Belediye Başkanımız bu Genel Müdürden bayağı para kazandı. Kazandığı paraları ne yaptı? Kayseri’de vatandaşla beraber bol bol sucuk partisi yaptılar.

Ben de kazandım ha, bende de bayağı para oluştu, açıklayacağım, şöyle biraz daha yürüsün. Ben de düşünüyorum, Ankara’da Kızılay Meydanı’nda mı vatandaşla böyle bir şey yapsak, yoksa şöyle bazı vakıflara mı buradan kazandıklarımızı göndersek diye onun hesabını yapıyorum. Ve bayağı ciddi, bütün bu mahkemelerden aldığımız rakamların boyutu yüksek.

Şimdi bu iftiralarla ilgili de arka arkaya mahkemeler açılacak, biraz sabır, çok mahkemeler açılacak. Yasaların içerisinde bu bir defa ayağa kalmayacak, o mecali dahi kendinde bulamayacak. Bunların hiçbirinden ders almadı, şimdi de okyanus ötesinden CHP’nin Hocası bu Genel Müdürün eline bir montaj ses kaydı verdi. Evet, önceki rezaletlerden ders almayan Genel Müdür, şimdi de eline tutuşturulan bu montajla işi idare etmeye çalışıyor. Çünkü bu senaryoda ona Hocası bu görevi verdi, sen belge sallayacaksın dedi, biz buradan montaj yapacağız, sen gideceksin grup toplantılarında, meydanlarda bizim montajlarımızı anlatacaksın dedi. Ey Hoca, eğer bir yanlışın yoksa, Pesilvanya’da durma, senin vatanın Türkiye’yse buyurun vatanına gel, vatanına gel. Siyaset de yapacaksan çık meydanlarda siyaset yap, ama bu ülkeyi karıştırma, bu ülkenin huzurun bozma, ulusal güvenliğimizi tehdide yönelik bir provakatif eylemlerin içerisinde bulunma. Şimdi okyanus ötesindeki Hocayla CHP Genel Müdürü el ele, kol kola şu anda Türkiye’yi bir kaosa sürüklemenin gayreti içindeler.

Çıkmış bunların yazarları diyor ki, sen Türkçe Olimpiyatları’nda hep Hocamızı övüyordun. Doğru, övüyordum, ama o zaman bu tür şeylerini görmedik, hep biz samimi davrandık, iyi niyetle davrandık. Yani biz, affedersiniz, ülkemin birliğine, beraberliğine saldırı olduğu zaman aynı tavrı devam ettirebilir miyiz? Bitti. Bunun tarihte çok örnekleri var.  Şimdi kendileri o çizgiyi saptılar, ülkemizi bölmeye gayret ediyorlar. Şimdi ne geliyorsa bizler de elimizden hukuk içerisinde, yasalar çerçevesinde onlara gereğini yapacağız. Bu işin hiç öyle sağa-sola gidecek yanı yok. Bu mücadele artık bir istiklal mücadelesidir, bir milli mücadeledir. Onun için diyorum ki, 30 Mart için kardeşlerim, bir olacağız, beraber olacağız, iri olacağız, diri olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız.

Sevgili kardeşlerim, bakın çok ciddi saldırıyla karşı karşıyayız. Bunu özellikle dinlemenizi, bunun üzerinde özellikle düşünmenizi istiyorum. Kardeşlerim, bu saldırı sadece benim şahsıma yönelik bir saldırı değildir, benim aileme, benim arkadaşlarıma yönelik bir saldırı değildir, Hükümetimize yönelik bir saldırı değildir, bu saldırı, bakın altını çizerek söylüyorum, Türkiye Cumhuriyeti’ne, Türkiye’nin istiklaline, Türkiye’nin bağımsızlığına yapılıyor.

Selam bir örgüt uydurmuşlar, gazetelerde gördünüz değil mi? (“Evet” sesleri) Tamamen hukuksuz biçimde 3 yıldan fazla bir süre Türkiye genelinde binlerce kişinin kendileri dışında, kendileri hariç, binlerce kişinin telefonunu dinlemişler. Birbiriyle ilgisi olmayan, irtibatı olmayan, alakası olmayan binlerce kişinin, siyasetçi, sanatçı, iş adamı, Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay, aklınıza ne gelirse, hepsini dinlemişler. Şantaj, vakti saati geldiğinde hemen bunu yayına sokup oradan tehdit etmek.

Düşünebiliyor musunuz, Türkiye Cumhuriyeti’nin Enerji Bakanını Selam Örgütünün üyesidir diye dosyaya alıyor, telefonunu dinliyorlar. Bir ülkenin enerji bakanı yurt dışında birçok ülkenin başbakanlarıyla, bakanlarıyla, enerji şirketleriyle çok gizli görüşmeler yapar. Bir ülkenin enerji bakanı o ülkenin istikbalini ilgilendiren, enerji güvenliğini ilgilendiren konularda gizli görüşmeler yapar. Bir ülkenin enerji bakanı değişik firmalarla Türkiye’nin lehine olacak enerji anlaşmalarını, pazarlıklarını çok gizli şekilde görüşür. Selam Örgütü üyesidir diye Türkiye Cumhuriyeti’nin Enerji Bakanını dinliyor, kayıtlarını depoluyor, bunları da çok büyük bir ihtimalle bir yerlere servis ediyorlar.

Bu ülkenin milletvekilleri, üst düzey bürokratları, hatta CHP olmak üzere MHP, CHP ne diyorlar, bizi de dinlediler. MHP ne dedi? Bizi de dinlediler. Peki, sizi dinlediler de biz İnternet Yasasını getirince niye karşı çıktınız, neden karşına dikildiniz? Çünkü hesap başka.

Şimdi ben buradan açık açık savcıya soruyorum; sen hangi ülke adına bu dinlemeleri yaptın? Polise de soruyorum, tabi polis derken tüm polisleri kastetmiyorum, bu iyi yapanları kastediyorum, o dinlemeleri ey polis, sen hangi ülke adına yaptın? Benim ülkemin, Türkiye Cumhuriyeti’nin en mahrem bilgileri, başka ülkelerin adına çalışan casuslar tarafından dinleniyor, servis ediliyor ve bu ülkenin savcısı, hakimi hala buna kayıtsız kalıyor.

Düşünebiliyor musunuz, benim yanıma polis olarak gelen, bizim yetiştirdiğimiz Emniyet Amiri, Komiseri benim ofisimin bakıyorsunuz en mahrem yerine böcek yerleştiriyor ve beni dinliyor. Şimdi CHP’nin Genel Müdürü ikide bir çıkıyor diyor ki, sen Hükümetsin, kontrol et. Casusluk denilen bir olay var, ajanlık denilen bir olay. Adam yargıda yapılanmış, polisin içinde yapılanmış, sen diyorsun ki, devletin bu resmi polisi, bu da yargıda. Ona güvenmeyeceksin, buna güvenmeyeceksin, gerekli müdahaleyi yaptığın zaman da, o zaman kalkıp bağırıp çağırıyorsun. İşte buyurun, şimdi yakaladık, tespit ettik ve bununla ilgili yargı sürecini başlattık. Bakın bir tanesi kaçtı, öbürü gidip geldi, hala aynı şeyde. Ve bunların sayısı artacak, onu söyleyeyim.

Şimdi bakın, klasörler çoğalmaya başladı. İstanbul Başsavcısı açıklama yaptı bu sayılar daha da artabilir diye. Şimdi bütün bunlara karşı bizler sessiz durabilir miyiz?

Bakın, burada bir skandalı daha hatırlatıyorum. 3 yıldan fazla bir süre Selam Örgütü adı altında Mavi Marmara şehitlerinin ailelerinin telefonları da dinleniyor. Şu alçaklığa bakar mısınız, şu ihanete bakar mısınız, bunlar Mavi Marmara şehitlerinin ailelerini dinliyorlar. Bunu niye dinlerler, soruyorum, niye dinlerler? Sizden bunları dinlemenizi, takip etmenizi kim istedi, ne adına dinlediniz? Neye hizmet etmek için dinlediniz?

Bakın buradan işte o paralel yapının mensubu olan tabandaki o samimi, halis çok insanlar var, zekatını veriyor ya, bunlara veriyor. Ne diye? Çocuklarımızı yetiştiriyorlar, samimiler, işte dinimizi öğretiyorlar, bunlara böyle inandılar; ama olay öyle çıkmadı.

Geçenlerde gençler, büyük bir iş adamı geldi, çok önemli, değerli bir dostuma gelmiş diyor ki, ya ben diyor bütün zekatımı bunlara veriyorum, kardeşleriyle beraber geliyor, şimdi diyor benim zekatımın yerine gitmediğine inanıyorum, ben bunu yeniden ödemem gerekir mi? Yıllarca adamcağız zekatlarını oraya vermiş; öyle ufak tefek paralar değil. Düşünebiliyor musunuz, şu hale bakın.

Halis niyetli, hizmet gayreti içindeki kardeşlerime sesleniyorum; bu paralel yapı gerçekten çok büyük bir ihanetin içine girmiş. Bu paralel yapı Türkiye için değil, başka ülkeler için, uluslararası bazı istihbarat örgütleri için, uluslararası bazı odaklar için çalışmış. Ortada çok büyük bir ihanet var, ortada çok büyük bir ajanlık var, casusluk faaliyeti var. Bu yapının tabanındaki kardeşlerimin bu ihaneti, Türkiye’nin sırtına saplamak istenen bu hançeri artık görmelerini rica ediyorum, bu korkunç girişimi görmelerini, ülkeleri adına, milleti adına, çocuklarımızın istikbali ve istiklali adına bu ihaneti sorgulamalarını rica ediyorum.

Buradan ben MHP’nin tabanını da sesleniyorum, ey MHP’ye gönül vermiş kardeşlerim, Türkiye’ye karşı, aziz milletimize karşı yapılan bu apaçık saldırının karşısında artık, milliyetçi olduğunu kabul ettiğim o tabandaki samimi kardeşlerime sesleniyorum, siz de tavrınızı ortaya koymanız lazım.  MHP bu kirli komplonun aracı olmamalıdır, MHP Türkiye’nin istiklaline yönelik bu alacakça girişimde paydaş olmamalıdır.

Türkiye’nin Enerji Bakanı dinleniyorsa, MİT Müsteşarı, İçişleri Bakanı dinleniyorsa, Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları dinleniyorsa, hatta Başbakanı, Cumhurbaşkanı dinleniyorsa, hiçbir siyasi parti susamaz, özellikle MHP susamaz, bu ihanete karşı sessiz kalamaz.

Buradan CHP’ye gönül vermiş olan sağduyulu vekillere ve vatandaşlarıma da sesleniyorum; Cumhuriyet Halk Partisi’nin şu andaki Genel Müdürü bir kaset ürünü Genel Müdürdür, Genel Başkandır. Eski Genel Başkan bir kasetle gönderildi. Geçen gün çıkmış bana çağrı yapıyor, çıksın açıklasın diyor. Ben niye açıklayayım ya? Anayasa tartışmalarının olduğu anda, bu sosyal medyaya düştüğü anda Ulaştırma Bakanıma hemen talimat verip sosyal medyada onu durduran ben oldum ya. Daha sana ne anlatayım ben? Ve sen bununla gittin ya, CHP’nin başından seni böyle indirdiler ya.

Seni ziyarete gelen bu adam, seni ziyaretten döndüğünde gazeteciler kendisine sorduğunda, hayır, ben genel başkan adayı olmuyorum demesine rağmen, 24 saat sonra geldi Genel Başkan oldu. Neyle? İşte bu kasetle. CHP içinde kasetle, şantajla sonuç alabildiğini gören CHP Genel Müdürü, şimdi de Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini, Türkiye’nin istiklalini kasetle esir almaya çalışıyor. Fakat CHP içinden sağduyulu sesler yükselmeye başladı, bu kaset siyasetinin ne kadar çirkin, ne kadar aşağılık olduğunu CHP içinden de seslendirmeye başladılar.

CHP’li kardeşlerimin tamamı oynanan oyunu lütfen görsün. CHP’liye gönül vermiş kardeşlerim, CHP yönetiminin neye hizmet ettiğini, nasıl bir ihanet kumpasının içinde olduğunu görsün.

Sizin Hükümetiniz olarak bizler, en başta değerli vatandaşlarım, sizler işte bu saldırıya, bu darbe girişimine, istiklalimize yönelik bu alçakça taarruza karşı tek yürek olacağız, tek yürek. Bütün Türkiye’de AK Partili, CHP’li, MHP’li, BDP’li, velhasıl tüm partilerden kardeşlerimin, Türk, Kürt, Çerkez, Laz, Gürcü, ülkemizdeki ne kadar etnik unsur varsa, biz birimizi seviyor muyuz? Niçin seviyoruz? Biz yaratılanı Yaratandan ötürü sevdik ya; öyle mi? Türk’ü de seviyorum, Kürt’ü de seviyorum, Laz’ı da, Çerkez’i de, Gürcü’sünü de, Muhacir’ini de, Roman’ını da, Boşnak’ını da, Arnavut’unu da, aklınıza ne gelirse, 77 milyon benim canımdır, ciğerimdir ya, hepsini seviyorum ve bu yeni istiklal mücadelesine herkesin omuz vermesini bekliyorum.

Sokağa dökülmek istenen gençlere de sesleniyorum; bu paralel yapının tuzağına düşmeyin, okyanus ötesinin oyuncağı olmayın, ülkenize karşı oynanan haince oyunda lütfen figüran olmayın.

Biz bu saldırıyı Allah’ın izniyle, sizlerin de desteğiyle inşallah def edeceğiz, hiç bundan endişeniz olmasın. Bu hayasızca saldırıya göğsümüzü siper edecek, siyaseti, sandığı, istiklalimizi canımız pahasına hep birlikte koruyacağız.

Bir tane gazete, sosyal medya çıkmış bugün bir haber yapmış, dudunuz mu? Neydi? Ben yoğun bakımdaymışım. Duymadınız mı? İşte yoğun bakımda buraya geldim. Dün Milli Güvenlik Kurulu’ndaydım, hemen bir yoğun bakıma soktular beni, yoğun bakımdan çıktım, şimdi buradayım, buradan da Uşak’a gidiyorum ve Uşak’ta da aynı şekilde bekliyor beni vatandaşlarım.

Artık nelerden medet umuyorlar, ya montaj, ya iftira, işte ya öldürecekler, ya kaldıracaklar kendilerine göre. Allah’ın verdiği canı kimse Allah’tan başka alamaz, bunu biliniz.

Ve biz bu mücadeleyi böyle sürdüreceğiz, onlara rağmen sürdüreceğiz, hiç endişeniz olmasın. Şu can şu tende olduğu sürece biz milletimize, vatanımıza hizmet etmeye devam edeceğiz.

Kardeşlerim, 30 Mart’ta Burdur’da, diğer 80 vilayette sandığa gidecek, Türkiye’nin geleceğini, istiklaline mührü basacağız mührü. Ama ben sizden gayret istiyorum, çok koşacağız, çalışacağız. Burdur merkez, tüm ilçeler, hep birlikte inşallah 30 Mart’ta sandıkları AK Parti’nin şu ampulüyle aydınlatacağız.

Kardeşlerim, hukuk içinde yargı yoluyla bu ihanetin, bu hukuksuzluğun hesabını da birlikte soracağız.

Tekrar ediyorum sevgili kardeşlerim; 30 Mart’ta çok önemli bir tercihte bulunacaksınız, inanıyorum ki 30 Mart’ta eski Türkiye, kaos, gerilim, yoksulluk değil, 30 Mart’ta yeni Türkiye, büyük Türkiye, geleceği aydınlık Türkiye bir kez daha kazanacak, hiç endişeniz olmasın.

Kardeşlerim, sevgili Burdurlular, beyler; özellikle sizlere de hitap ediyorum, 12 yılda yaklaşık 3,5 katrilyon lira yatırım yaparak Burdur’u marka şehir haline dönüştürecek adımlar attık. Ulaştırma ve haberleşmede 459 trilyonluk yatırım yaptık, eğitimde Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’yle birlikte 291 trilyonluk yatırım yaptık.

Gençler, biz geldiğimizde burs olarak ne alıyordunuz? 45 liracık, öyle mi? Kredi Yurtlar Kurumu’nda kalan gençlerimiz şu anda 500 liranın üzerinde alıyorlar beslenme yardımıyla beraber. Biz buyuz be.

Sıraların üzerinde ücretsiz olarak kitapları alıyor muyuz? Daha önce niye yoktu bunlar? Ama şimdi var.

Bakın, FATİH Projesiyle ilgili olarak şu anda tablet bilgisayarlar dağıtılmaya başladı. İnşallah şimdi yeni bir adım daha atıyoruz, 675 bin tablet bilgisayar inşallah bu ay sonuna kadar onlar da dağıtılacak.

Kardeşlerim, geçen günü, bu paralel yapının bir tane gazetesi var, böyle dayatmayla, zorla satarlar, dayatmayla, dershaneye üye olacaksın, gazete almak mecburiyetindesin derler; öyle değil mi?

Ben şimdi size bir şey söyleyeceğim, bırakın bunların dershanelerini filan, bırakın bunların okullarını filan, bize devletin okulları yeter deyin, devletin okulları yeter. Biz burada her türlü hizmeti vereceğiz. Hafta sonlarında anne-baba eğer yavrusuna takviye istiyorsa, hafta sonlarında da takviye dersler vereceğiz ücretsiz olarak. Takviye dersine giren öğretmenlerimiz ayrıca bedellerini alacaklar.

Bunlara hep birlikte milletçe bir ders verilmesi gerekiyor, milletimizin huzurunu bozmaya hakkınız yok diyelim, birliğimizi bozmaya hakkınız yok diyelim ve bunları gereğini gösterelim.

Kardeşlerim, bütün bunlarla beraber sağlıkta şu anda yaptığımız yatırım ne biliyor musunuz? 140 trilyon. İstediğin hastaneye gidiyor musun? İstediğin eczaneden ilacını alıyor musun? Hani şu CHP’nin Genel Müdürü var ya, o bir zamanlar SSK’nın da Genel Müdürüydü biliyor musunuz gençler, biliyor musunuz? Siz tabi o zamanlar yoktunuz, ah kızlarım, yoktunuz siz, ama biz çok çile çektik. Ben sabahın erken saatinde Okmeydanı SSK Hastanesi’ne gider numara alırdım numara. Size de anneniz anlatmıştır, babalarınız anlatmıştır. Giderdik hastanenin altında eczaneye, eczanede ilaç yok, doktorun yazdığı ilaçların yarısını alırsın, yarısını alamazsın; öyle mi? Ve gidin eczaneden alın derlerdi ve giderdik paramızla oradan alırdık. Ben SSK primi ödüyorum, niye oraya gideyim? Giderdik oradan alırdık.

Sizin bu idrakiniz, sizin bu şuurunuz Allah’ın izniyle 30 Mart’ı Esma’ların zaferi olarak bize getirecek, hiç endişeniz olmasın, Esma’ların zaferi. Onların ruhu bizim aramızda evvel Allah, hiç endişeniz olmasın.

Orman ve su işlerinde ne kadar yatırım yaptık biliyor musunuz? 481 trilyonluk yatırım yaptık Burdur’a, barajlar, göletler, her şeyiyle.

Tarımda 549 trilyon yatırım yaptık.

Aile ve sosyal politikalarda 180 trilyonluk yatırım yaptık. Bunlar sadece bunun özeti, özet bu özet, liste uzayıp gidiyor.

Kardeşlerim, kentsel dönüşümle ilgili olarak muhalefet tarafından burada bazı asılsız söylentilerin yayıldığını duyuyorum. Örneğin Karasenir Mahallesi’nde, Tepe Mahallesi’nde, Sinan Mahallesi’nde, Bozkurt ve Deprem Evleri Mahallesi’nde kentsel dönüşüm Bakanlar Kurulumuzda onaylandı. Hiç kimseyi mağdur etmeden, hiç kimseyi zarara asla uğratmadan bu kentsel dönüşümü gerçekleştirecek, bu mahallelerdeki kardeşlerimizi sağlıklı evlere kavuşturacağız.

Bakınız kardeşlerim, kentsel dönüşüm denince akla biz geliriz, modern evler denince akla biz geliriz.

Hepiniz bir ağızdan konuşunca anlayamıyorum.

Dedim ya, Bucak’a seçimden sonra geleceğim. Ama Uşak, Uşak’a yetişemem, Uşak’a yetişemezsek duman oluruz. Şimdi artık illeri yapıyoruz, ama seçim sonrası söz, tamam, söz. Hem salep içeceğiz, hem de orada inşallah sizlerle bu seçimlerin başarı mitingini teşekkür için yapacağız.

Kardeşlerim, bakınız 2023 hedeflerimiz kapsamında Eskişehir’i Antalya Limanı’na bağlayacak hızlı tren hattının etüt çalışmaları devam ediyor. İnşallah hızlı tren Burdur’dan geçerek buradan Antalya’ya ulaşacak.

Türkiye’nin en önemli ulaşım kavşağı olan Burdur’u inşallah çok daha kaliteli, çok daha güvenli yollara kavuşturuyoruz, yeni projelerle Burdur’un bu özelliğini de güçlendireceğiz.

Kardeşlerim, Burdur’un bedelli askerlikten dolayı bazı şikâyetleri olduğunu biliyorum. Ancak, üniversitemiz Türkiye’nin en önemli üniversitelerinden biri olarak inşallah bu açığı fazlasıyla kapatacak. Burdur’da yılların özlemi olan Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’ni kurduk, biliyorsunuz bünyesinde 6 fakülte, 6 yüksekokul ve 10 meslek yüksekokulu, 4 enstitüyle üniversitemizde şu anda 18 bin öğrencimiz eğitim-öğrenim görüyorlar. Bu artacak, daha da artacak, üniversitemiz daha da büyüyecek. Ve 2006 yılında kuruldu dikkat edin…

Dünya düşman olsa da Allah bizden yanadır.

Burdur’daki öğrencilere 110 trilyon lira tutarında burs ve öğrenim kredisi vererek hem öğrencilerimize destek olduk, hem şehrimizin ekonomisine katkı yaptık.

Kardeşlerim, gençler; yurt kapasitesini bin adet biliyorsunuz arttırdık, daha da artacak, burada kalmayacak. Şu anda 2750 kapasite, ama artık bakın ranzalar yok, değil mi? Artık 3 yataklı odalar, tuvaleti, banyosu, her şeyiyle modern yurtlarımız var.

Burdur’da okul öncesinden ortaöğretime kadar her düzeydeki okul sayısını 232’den 405’e yükselttik.

Bizler sizlerin bu ilgi ve nezaketi karşısında yola çıktığımızdan bugüne ne dedik? Biz milletimize efendi olmaya değil, hizmetkâr olmaya geldik, yine aynen böyle devam ediyoruz.

Bakınız, okullarımıza şu ana kadar 5358 adet bilgisayar gönderdik, 190 adet bilişim teknolojisi sınıfı kurduk, 238 okula internet bağlantısı sağladık, FATİH Projesi kapsamında 480 sınıfa etkileşimli tahtayı kurduk, bunları getirdik, tablet bilgisayarların dağıtımı başladı.

Kardeşlerim, yeni sağlık tesislerinin yanı sıra hastanelerimizin cihaz, araç- gereç, personel eksikliklerini büyük ölçüde giderdik, artık otel konforunda hastane odalarımız var.

Toplu konut noktasında 2096 toplu konut inşa ettik şu süre içerisinde Burdur’da.  Kardeşlerim, bütün bunlara 183 trilyon yatırım yaptık.

Ve bölünmüş yollarda, biz geldiğimizde kaç kilometre bölünmüş yol vardı biliyor musunuz? Gençler, bu çok önemli, arkadaşlarınıza da bunu anlatın. 45 kilometre bölünmüş yol vardı. Şimdi ne kadar var biliyor musunuz? 206 kilometre bölünmüş yol var. 79 senede 45 kilometre, şu anda ise 10 senede ise 206 kilometre; biz buyuz.

Ve 12 yılda baraj ve sulama projeleriyle tarım arazilerimizi sulamaya açtık, topraklarımıza bereket getirdik. Belkaya Barajını, Bucak Onaç-2 Barajı’nı, Çavdır Barajını, Karaçal Barajını ve göletlerini biz inşa ettik biz. Şu anda 31 adet göledi ve sulamasını da inşa ediyoruz.

Ve tarımda çiftçilerimize verdiğimiz desteklerin yelpazesini geliştirdik; makine ve ekipman destekleri sağladık, prim ödemelerinin kapsamını genişlettik ve prim desteği verilen ürün sayısını 4’ten 17’ye çıkarttık.

Kardeşlerim, 12 yılda Burdur’a toplamda 361 trilyon hayvancılık desteği verdik, bunları biz yaptık.

2005 yılında biliyorsunuz Burdur’u doğalgazla tanıştırdık. Ah analar ah, sizin ne çileler çektiğinizi ben anamdan bilirim anamdan. 5 katlı apartmanın bodrumundan o kömürleri taşıyıp sadece bir odayı ısıttığını, ondan sonra o külleri nasıl temizlediğini ben bilirim. Ah anam ah, neler çekti neler. Sizler de aynı çileyi çekiyorsunuz. Ama şimdi kombinin düğmesine bas, sadece bir oda değil bütün daire ne yapıyor?  Isınıyor. Sıcak su mutfağında, banyonda akıyor. Ne çileler çektik değil mi? Yani bizim Ayşe bacımıza, Fatma, Hatice bacımıza bu layık mıydı ya? Hamdolsun şu anda göreve geldiğimde 9 vilayette doğalgaz vardı, şimdi 73 vilayette doğalgazımız var; bu kadar ya. Yani modern dünya bunu kullanıyor da Türkiye niye kullanmasın, neden olmasın bu?

Modern dünya, artık Türkiye geri kalmış ülke değil. Göreve geldiğimde en az gelişmişti, ama şimdi dünyanın ilk 16’sı içinde, hedef 2023’te ilk 10, buna yürüyoruz, hedef bu. Onun için de 30 Mart bizim için dönüm noktası gençler. Bütün hanım kardeşlerime sesleniyorum, 30 Mart dönüm noktası. Fazla bir şey kalmadı, 1 ay, 1 ay çalışacağız, yoğun çalışacağız ve Allah’ın izniyle de sandıklardan gümbür gümbür biz çıkacağız inşallah.

Evet beyler, sizin sesiniz pek gelmiyor. Hanım kardeşlerim maşallah burayı gümbürdetiyorlar.

Şimdi biliyorsunuz, eşi vefat etmiş olan hanım kardeşlerimize, Burdur’da 1777 hanım kardeşimize 2 ayda bir 500 lira ödüyoruz. Eşi vefat etmiş, yalnız mı bırakalım? 2 ayda bir onlara 500’er lira veriyoruz. İşte sosyal devlet bu, biz bunu da yerine getirdik.

Değerli kardeşlerim, genel sağlık sigortası dedik. Bakınız, her doğan genel sağlık sigortasıyla doğuyor, sigortası var, yok, hiç önemli değil, doğduğu andan itibaren 18 yaşına kadar genel sağlık sigortasından istifade ediyor.

Ve şu anda Burdur’da 13 bin kişinin primlerini biz ödüyoruz, Burdur’a inşallah çok daha fazlasını kazandıracağız. Burdur’u hem Hükümet yatırımlarıyla, hem yerel yönetim yatırımlarıyla inşallah daha da büyüteceğiz.

Sebahattin kardeşimi de şöyle bir alayım,  şimdi 10 yıllık tecrübe burada. 10 yıl hamdolsun elinden gelen bütün gayretiyle Burdur’a bütün hizmetleri veren Sebahattin kardeşimle inşallah bu dönemde de; çünkü yaptırdığımız kamuoyu araştırmalarında Burdurlu Sebahattin kardeşimizin bize başarısından bahsetti. Şimdi kamuoyu araştırmasında başarılı görünce biz de dedik ki, Sebahattin kardeşimizle yola devam. Eğer siz bize kamuoyu araştırmalarında hayır deseydiniz, biz de devam edemezdik, şimdi beraber yürüyoruz.

Şarkımıza hazır mıyız? Ama gür sedayla, arka tarafın da sesini duymak istiyorum.

Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda, Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor.

Gününüz kutlu olsun, 30 Mart ülkemiz için birlik, beraberlik, bütünleşmenin inşallah bir günü olsun.

Allah yar ve yardımcımız olsun.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.