Basbakan Erdogan’in Elazig Mitingi’nde yaptigi konusmanin tam metni
Elazığ, Gakkoşlar diyarı Elazığ, vefa şehri, mertliğin, yiğitliğin şehri Elazığ, bu ne muhteşem bir manzara Elazığ? Bu ne güzel bir tablo Elazığ? Şimdi çıkacak buna da montaj diyecekler. Medya, siz de montajları iyi görüntüleyin ha. Burada da montaj var. Gakkoş, bu meydanda montaj var mı? Burada fotoshop var mı? Burada muhabbet var muhabbet. Burada coşku var coşku. Burada heyecan var heyecan. Burada vefa var, Elazığ kabına sığmıyor. Elazığ bir kez daha demokrasiye, iradesine, ülkesine, bakanlarına, Başbakanına sahip çıkıyor. Elazığ bugün bir kez daha tarih yazıyor. Siz göynümüzün gövercinisiniz Gakkoşlar. Siz bize kucak açanlarsınız, siz dert ortağı baboşlarsınız Gakkoşlar.
Gakko babacandır, gözü de pektir, mazluma yumuşak, zalime serttir. Kalleşliği bilmez haşa merttir mert. Herkes veya herkese Gokkomsun denilmez Gakkoş.
Elaziz, seni yürekten selamlıyorum. Ağın, Alacakaya, Arıcak, Baskil, Karakoçan; sizi kalpten selamlıyorum. Karakoçan, sizi farklı görüyorum bu seçimde, coşkulu görüyorum. İnşallah Elazığ ilçeleriyle, beldeleriyle 30 Mart akşamı destan yazacak, buna inanıyorum. Keban, Kovancılar, Maden, Palu, Sivrice; sizleri muhabbetle selamlıyorum.
Kardeşlerim… Ben de Palu’yla, Elazığ ile tüm Elazığlılarla gurur duyuyorum, iftihar ediyorum. Rabbime hamd olsun sizler gibi yol arkadaşlarım var, sizler gibi can yoldaşlarım var. Onun için gerçekten bu yolda yalnız olmamanın gururunu yaşıyoruz. Mümkün mü ya, mümkün mü? İmam hatipli, bilesiniz ki Başbakanınız sizlerle dimdik ayaktadır, hiç endişe etmeyin.
Buradan tekrar… Şimdi seçimi alacaksınız, seçimden sonra teşekküre geleceğim, tamam, anlaştık mı? Hadi bakalım. Rabbim, muhabbetimizi artırsın. Rabbim yol arkadaşlığımızı inşallah muhafaza etsin. 30 Mart seçimleri inşallah Türkiye için, aziz milletimiz için, Elazığ için hayırlara vesile olsun.
Bu vesileyle eski Belediye Başkanımız, aynı zamanda milletvekili arkadaşım Hamza Yanılmaz’ı rahmetle yad ediyor, mekanı inşallah cennet olsun diyorum.
Bu arada dün akşam Şırnak’ta Uludere ilçesinde bir uzman çavuşumuz, 28 yaşındaki Musa Sumay kardeşimiz önceden döşenmiş bir mayına basmak suretiyle şehit oldu. Şehidimize Allah’tan rahmet, yakınlarına, Türk Silahlı Kuvvetlerimize ve milletimize başsağlığı diliyorum.
Kardeşlerim, bu benim bugün Elazığ’a kaçıncı gelişim biliyor musunuz, kaçıncı biliyor musunuz? 16. gelişim. Bu CHP’nin Genel Başkanı Elazığ’ın yollarını bilir mi? MHP’ninki bilir mi, kaç kere geldi buraya acaba? Bunların işi gücü de yok. Biz hem Genel Başkanlık yapıyoruz, hem Başbakanlık yapıyoruz, hem dünyayı dolaşıyoruz, Elazığ’a da 16 kere geliyoruz. Niye? Ya biz dertliyiz dertli, biz size sevdalıyız sevdalı. Elazığ’dan, Gakkoş’lardan bu kadar ayrı yaşanır mı? Bu kadar açılışlar yapılıyor, tabii ki geliyoruz, geleceğiz.
Kardeşlerim, hamd olsun, şu ana kadar bugün 16. şehirdeyiz. İnanın hiç görülmemiş bir coşku, hiç görülmemiş bir heyecanla halkımızla, vatandaşlarımızla kucaklaşıyoruz. Bakın CHP şaşkınlık içinde, MHP gözlerine inanamaz halde. Bir kısım medya zaten burnunun ucunu göremiyor, akıl erdiremiyorlar, havsalaları almıyor. Hele hele bu manzarayı hiç almıyor. İşte günlerdir ne diyorlar? Bu görüntüler montaj montaj montaj. Tekrar soruyorum, şu meydanda montaj var mı? Medya, size sesleniyorum ha, şu meydanda montaj var mı? Buradan çok açık bir çağrı yapıyorum; MHP Genel Başkanına, CHP Genel Başkanına, onların yandaş medyalarına buradan çok açık çağrı yapıyorum; bugün bu mitingimizden sonra Malatya var, buyursunlar gelsinler. Daha sonra Pazar günü Şanlıurfa’dayım, oraya da gelsinler. Kayseri’ye gelsinler, Konya’ya gelsinler, Ankara’ya gelsinler, İstanbul’a gelsinler, davet ediyorum gelsinler, İzmir’e gelsinler. Söz veriyorum, kürsüye çıkaracağım onları, kürsüden seyretsinler.
Ve buradan bir şey daha söylüyorum, Elazığ’dan sesleniyorum, Elaziz’den sesleniyorum; eğer dürüstseniz, eğer doğruysanız ey CHP’nin Genel Müdürü siyaset niye yapılır? MHP’nin Genel Müdürü siyaset niye yapılır? Birinci olmak için yapılır. Seçimden 1 numara çıkmak için yapılır. Batıda eğer seçimi birisi kazanamıyorsa pek durmaz, bırakır gider. Şimdi soruyorum, diyorum ki; ben eğer bu seçimlerde partim birinci olmazsa Genel Başkanlığımdan çekileceğim, evet evet, demek ki iyi yönetemedim. Ama şimdi diyorum ki CHP’nin Genel Başkanı, eğer sen birinci olmazsan partiyi bırakıp gidecek misin? MHP’nin Genel Başkanı, sen birinci olmazsan bırakıp gidecek misin? Bırakamazlar, çünkü birisi kasetle geldi kasetle gideceği günü bekliyor. Diğeri de, zaten ilk seçimlerde, yani Partimizi kurduktan 16 ay sonraki seçimde biz 34,5’la birinci olduğumuz seçimde MHP Parlamento’ya da girememişti, o zaman da başındaydı. O günden bugüne koltuk sıcak, bırakmıyor ve bırakamaz, o onun adeta oyuncağı. Bunlar siyaset nedir bilmezler, sadece hakaret ederler, hakaretle siyaset yaparlar. İşte bir iktidar oldu biliyorsunuz MHP-DSP-ANAP, 5 yıllığına geldiler, ne kadar kaldı? 3,5 yıl, bırakıp gitti, kaçtı, niye bıraktın ya, çalışsaydın ya? Niye? Bunların işi değil bu, bunların işi değil.
Kardeşlerim, Türkiye ayakta, dimdik ayakta ve üstelik AK Parti’yle ayakta. Ama bunların anlamaya niyeti yok. 81 vilayet ayağa kalktı, bunların öğrenmeye niyeti yok. Sadece 81 vilayet değil şu anda Elazığ, unutmayın Kahire bizi izliyor, Gazze bizi izliyor, Kudüs bizi izliyor, Bağdat, Şam, Halep, Humus, Saraybosna bizi izliyor. Akşamları döndüğümde inanın telefonlarla arıyorlar ve diyorlar ki bugün yine sizi izledik. Bütün bu meydanları izliyorlar. Dünyanın en doğusundan en batısına kadar kardeşlerimiz, vatandaşlarımız, mazlumlar, mağdurlar bizi izliyor bizi. Yani, sizin bu heyecanınızı izliyorlar. Hele hele ellerini semaya açıp şu anda Kabe’de bile, Medine-i Münevvere’de bile evet sizler için, bizler için dua edenler var. Öyle diyor ya şair; “dua dua eller karıncalanmış, yıldızlar avuçta, gök parçalanmış” İşte gök parça parça. Evvel Allah 30 Mart akşamı yine sadece Türkiye’de bu davaya gönül verenler değil unutmayın tüm dünya gülecek, mazlumlar gülecek, mağdurlar gülecek. Çünkü siz bir güven çıtası koyuyorsunuz ve buraya bakıyorlar. Ey MHP’nin Genel Başkanı sen bunu anlayamazsın. Ey CHP’nin Genel Müdürü sen bunu anlayamazsın. Ey bir kısım medya siz bunu hiçbir zaman anlamadınız, hiçbir zaman da anlamayacaksınız. Montaj deyip avunacaksınız, fotoshop deyip kendinizi kandıracaksınız, taşıma deyip bahaneler uyduracaksınız. Halep oradaysa Elazığ burada.
Ne yapıyorlar biliyor musunuz? Şu meydanın saatler öncesinden fotoğrafını çekiyorlar ya da bu kalabalık dağıldıktan sonra fotoğraflarını çekiyorlar ve sosyal medyada bunları dolaşıma sokup Elazığ boş, kalabalık fotoğraflarına montaj yapıyorlar diyorlar. Montaj, dublaj sizin işiniz, sizin. Burada montaj yok, burada dublaj yok, burada Başbakan var, burada onu bağrına basan millet var millet. Burada muhabbet var, muhabbetin gerçek fotoğrafı var. Burada vefanın, itimadın, aşkın, sevdanın fotoğrafı var. Şimdi ne diyecekler? 30 Mart akşamı sonuçlar gelmeye başlayınca şunu söyleyecekler: Kendi anketlerine bakıp anketlerde böyle görünmüyordu diyecekler. AK Parti’nin bu kadar oy alması mümkün değildi diyecekler, sandıkta hile yapıldı diyecekler, montaj yaptılar diyecekler, meydanlara insan taşıdı diyecekler. Kardeşlerim, bunlar daha minareyi çalmadan şimdiden kılıfı hazırlıyorlar. Yenileceklerini biliyorlar, bildikleri için de bunları uyduruyorlar. Bunlar ne diyorlar biliyor musun? Ya diyorlar, biz bu kadar iftira ürettik, bu kadar yalan ürettik, bu kadar çamur attık, ama AK Parti’nin oyu daha da yükseldi, bunu da bir türlü anlamıyorlar. Ya bu millet sizin ne yaptığınızı biliyor, siz bir şey ortaya koymadınız, bir eseriniz yok, dikili ağacınız yok. Milleti hep aldattınız, millet aldatanlara değil dürüstlere oy veriyor, sizin niyetinizi de anlıyor. Sizin nasıl yanlış bir yolda gittiğinizi de görüyor. Kardeşlerim, hep söylüyorum; 40 çürük yumurtadan bir sağlam yumurta olur mu? Bunlar bu. İki yanlış bir doğru etmez.
Şimdi bunlara üçüncü bir yanlış daha eklendi; MHP, CHP, bir de Pensilvanya, şimdi biraraya geldiler. MHP’nin Genel Başkanı bu arada yeniden matematik derslerine başladı. Yine enteresan hesaplar yapıyor. İktidar yüzde 51’le geldi, yüzde 51’le gidebilir diyor; bilmiyorum bunu anlıyor musunuz? Ve şu anda bizim bir yerel seçim yaptığımızın da farkında değil. Geçen öyle diyor, bu diyor Cumhurbaşkanı olamayacak. Ya biz Cumhurbaşkanlığı seçimi yapmıyoruz ki biz şu anda yerel seçim yapıyoruz. Gel 30 Mart’ı konuş sen şimdi, bırak o işi. Şu 30 Mart’ı bir atlatalım, ha ondan sonra onları da konuşuruz. Ayağının bağları çözülecek, Çankaya’ya çıkamayacak. Ya bırak o işi sen şimdi, kimin ayağının bağı çözülür, kimin çözülmez belli. Tayyip Erdoğan, 40 yıldır siyasetin içinde koşuyor. Tayyip Erdoğan, maraton koşucusu maraton. Geçenlerde diyor ki; hep havada, hiç yere inmiyor diyor. Sen şimdi uçma özürlüysen ben ne yapayım ya. Biz dünyayı dolaşıyoruz, dünyaya gidiyoruz Türkiye’yi anlatıyoruz, artık dünya Türkiye’yi konuşuyoruz. Ve Türkiye artık gündemi belirlenen bir ülke değil gündem belirleyen bir ülke, böyle bir farkımız var. Yıllarca kalktınız Batının karşısında el pençe divan durdunuz, bunlar bunu yaptı. Batı ne yaptı? Talimat verdi, bunlar da o talimata uydular. Ama şimdi böyle bir durum yok. Oturuyoruz, konuşuyoruz, kararımızı veriyoruz, ama biz veriyoruz, artık böyle bir Türkiye var. Kardeşlerim, azimle, kararlılıkla yola devam edeceğiz, bunların matematiği şusu-busu bunlar bizi ilgilendirmiyor. Biz siyasetin matematiğini çok iyi kavramışız ve bu hesabın da mimarı karşımda, millet. Millet bunlara daima matematik dersi veriyor ama cehalet çok kötü bir şey. 12 yıldır anlayamadılar, bundan sonra da anlayamayacaklar. Böyle giderse zaten okul bitmeden tasdiknameyi alıp gidecekler.
Kardeşlerim, tabii Elazığ’da bu seçimde bir karar vermemiz lazım. Bu karar şu: Diyorum ki artık zaman daraldı, süre itibariyle 24 günümüz var. 24 gün. Gençler, hanım kardeşlerim, beyler; kapı kapı dolaşarak bu davayı anlatmaya var mıyız? Var mıyız? Durmak yok… Aman ha, hiç ara vermeksizin dolaşacağız. Biliyorsunuz son zamanlarda bazı kapıları ablalar çalıyormuş. Bu ablaları zaten sizler tanıyorsunuz. Bunlara gereken cevabı da veriyorsunuz. Fakat hepsinden öte bizim ablalarımız burada, bizim ablalarımız burada. Bizim gençlerimiz de burada, bizim abilerimiz de burada. Ama bunlara şunu söyleyin, kardeşlerim onlara bunu söylemek çok çok önemli: AK Parti iktidarında Türkiye’ye yapılan yatırımlar ortada, ama Elazığ’a 6 katrilyon yatırım yapıldı, 6 katrilyon. Bu ne demek? Her yıl 500 trilyon yatırım yapıldı.
Değerli kardeşlerim, 6 katrilyon yatırımı yapan AK Parti iktidarı bunun yanında eğitimde, sağlıkta, adalette, emniyette, ulaşımda, enerjide attığı adımlarla ortada. Ya siz bizi başımızın örtüsünü çıkarmak suretiyle okumaya mahkum ettiniz. Ve bundan dolayı binlerce, onbinlerce kızımız okullara gidemedi ya. Sizin başınızdaki Hocanız başörtüsü için füruattır dedi, başınızı açın okullara öyle gidin dedi. Şaşırmayın, size ağır bir şey daha söyleyeceğim; yeri geldi alkol de alabilirsiniz dedi, evet. Yeri geldi, daha ileri, bunları söylemek edebim buna müsaade etmiyor. Değerli kardeşlerim, ilke şu: Amaç için her şey meşrudur, her şey mubahtır, bunlarda bu var. Ama benim kardeşlerim saf, temiz, buraya gönül vermiş olan kardeşlerim bunun farkında değil. Diyorum ki, artık uyanma vaktidir. Biz iyi niyetimizden maalesef bu oyuna geldik, çünkü Müslüman iyi niyetle davranmak zorundadır, biz böyle davrandık. Ama şimdi baktık ki kazın ayağı böyle değilmiş. Artık mızrak çuvala sığmıyor. Dolayısıyla, atılması gereken adım neyse bunu atıyoruz ve atmaya devam edeceğiz.
Ben burada bir şey söyleyeceğim kardeşlerim; öyle enteresan şeyler var ki, bakınız çok çok ilginçtir; yalan bunlarda meşru, takiye bunlarda meşru, iftira bunlarda meşru, fesat-fitne bunlarda meşru. Şimdi yurtlarda, evlerde gece seansları yapıyorlar. Bu gece seanslarında abiler-ablalar Başbakana beddua ettiriyorlar. Eşime, çocuklarıma beddualar ettiriyorlar. Bu nasıl Müslümanlık ya. Bitmedi, bunlara dayanamayanlar, ya olur mu böyle şey diyorlar, onları da yurtlardan dışarı atıyorlar. Bakınız Sivas’ta aynı şeyi yaptılar, Düzce’de aynı şeyi yaptılar, yapmaya devam ediyorlar. Biz de şu anda tabii tedbirlerimizi alıyoruz. Kredi Yurtlar Kurumuna talimatı verdim, süratle bu atılan yavrularımızı hemen yurtlara alacaksınız, tespitleri de yapacaksınız, bunların hesabını soracağız bunlara. Siz bu evlerde, bu yurtlarda hem parayı alıp ondan sonra kendinize kurşun asker mi yetiştireceksiniz? Bu ülkede bölücülüğe, ayrımcılığa yer yok. Siz bir çete oldunuz, çete, bir örgüt oldunuz, örgüt. Dolayısıyla da bunun hesabını vereceksiniz. Sizin adınıza, verdiğiniz bu emaneti koruma adına bunun hesabını soracağız. Ne yaparlarsa yapsınlar, milletim bunları artık çok iyi tanıyor, biz de çok iyi anladık. Ama şunu unutmayın kardeşlerim; Elazığlıların tam bunlar için söylenmiş güzel bir sözü var, nedir o? Yine ben hatırlatayım size; kargayla oturanın burnu pislikten kurtulmaz, öyle mi? Gakkoşlar söylüyor işte. Güveç gıldırlanmış kapağını bulmuş, tamam mı?
Dün CHP’nin Genel Müdürü Rize’ye gitmiş. Rize’de AK Parti’nin, yani bizim bayrak hassasiyetimizi soruşturuyor, sorguluyor. Bu CHP Genel Müdürünün değerli kardeşlerim, ya bizimle bayrak konusunda yarış etmesi mümkün mü? Neymiş? Edirne’de Kırkpınar’da bayrak önden geçerken bakan arkadaşlarımız bir taraftan Onuncu Yıl Marşı çalıyor, bakan arkadaşlarımız ayağa kalkmamış. Bahane bu. Ya bayrak önden geçerken ayağa kalkılmaz mı diyor. Sen şimdi dur dur CHP’nin Genel Müdürü. Sana ben şimdi burada enteresan bir fotoğraf göstereceğim. 2011 yılı Mayıs ayında Hakkari’de bunlar BDP ile bir anlaşma yapıyorlar ve bu anlaşma neticesinde, çünkü Hakkari’ye giremiyor, çok enteresan. Onlar da diyor ki; tamam biz seni Hakkari’de destekleriz gel, gel ama Türk bayrağıyla gelmeyeceksin. Partinin bayrağını sallandırabilirsin, ama Türk bayrağını sallandıramazsın. Değerli kardeşlerim, bu CHP’nin Genel Müdürü bunu kabul ediyor biliyor musunuz? Şimdi ey medya, bak şimdi ben buradan fotoğrafı gösteriyorum; şurada 1 tane Türk bayrağı var mı? 1 tane Türk bayrağı var mı? Meydanı görüyor musun, meydanı, bak bu meydana bak. İşte bir de Hakkari’de 2011 seçimlerinde CHP’nin meydan mitingindeki meydana bak. Sanki Türk bayrağımızı orada dalgalandırmamak suretiyle zannediyor ki orada ben derece alacağım. Kaçıncı oldu biliyor musunuz? O seçimlerde orada dördüncü parti oldu. dördüncü parti oldu, Türk bayrağını sallandırmadığı halde zannetti ki BDP’liler bana oy verecek. Biz yine orada ikinci parti olduk, ama o dört oldu, nal topluyor nal. Bunlar siyasetin acemisi, hala bu işi anlayamadılar, öğrenemediler. Kimin bayrak dostu, kimin bayrak karşıtı olduğunu anlayın.
Şimdi ben size burada bir şey söyleyeceğim; kardeşlerim, elhamdülillah bayağı mesafe alıyoruz. Nedir diyeceksiniz. Rabia’yı öğrendi biliyor musunuz? Bu ara baktım ikisi de Rabia işareti yapıyor. Bunun içeriğinde ne var diye sor, bilmezler. Ama Tayyip Erdoğan’ın Rabia işaretinin içinde bir anlam var. Ne var? Bir; tek millet var. Afyonkarahisar’dan çıkarken bu 4 başlığımızı açıkladım. Tek millet, nedir o? Türk’üyle, Kürt’üyle, Zaza’sıyla, Gürcü’süyle, Abhaza’sıyla, öyle mi, Arnavut’uyla, Boşnak’ıyla velhasıl yaratılanı Yaradan’dan ötürü severiz. Bizde ayrım yok. 77 milyon tek millet.
Kardeşlerim, iki; tek bayrak. Bayrağımızın rengi şehidimizin kanıdır. Hilal, bağımsızlığımızın ifadesidir. Yıldız, şehidimizin simgesidir. Ve baktım ki ya aynen okuduğum şiiri o da okudu. Ya patenti bize ait, bir sor be. Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır. Biz, evet bunun şairiyle doğduk ve bunun şairiyle büyüdük. Ben büyük kızıma ilkokuldayken şiir yarışması var, baba dedi ben hangi şiiri okuyayım. Ben de kızıma dedim ki; kızım, Arif Nihat Asya’nın Bayrak şiiri var, sen Arif Nihat Asya’nın Bayrak şiirini okuyacaksın. Biz bayrak idrakini, bayrak şuurunu böyle aldık ve bugünlere de böyle geldik. Ey CHP’nin Genel Müdürü, sen bunu yakalayamazsın.
Ve üç; değerli kardeşlerim tek vatan. Dedik ya, bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır. İşte burada uğrunda ölebilecek insanların olduğu bir Gakkoşlar diyarı var. Tek vatan, onun için 780 bin kilometrekareyle tek vatan.
Kardeşlerim, geldik 26 tane havaalanı, havalimanı vardı. Ama şimdi 52 tane havaalanı, havalimanı var. 11 yıl önce deseydik ki Elaziz’in havalimanı bu kadar güzel olacak, buna inanır mıydınız? Biraz sonra rakam vereceğim size, hepten şaşıracaksınız. Şırnak’a havalimanı olacak dense inanır mıydınız? Ağrı’ya, Iğdır’a, Kars’a, Hakkari’ye havalimanı olacak dense inanır mıydınız? Şimdi değerli kardeşlerim, Hakkari hariç –kendileri engelliyor yalnız, onu da söyleyeyim- hepsine havalimanını yaptık, havaalanlarını açtık. 26’dan 52’ye çıkardık; biz buyuz be.
Ve değerli kardeşlerim, sevgili Gakkoşlar, bitmedi, dördüncüsü; tek devlet. Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. İşte Kılıçdaroğlu, bu işaret bu anlama gelir, sen bunu anla, sen bunu öğren. Böyle durup dururken yapılmış bir işaret değil. Ama o bunları söylemekte zorlanır. İçeriğini bu şekilde dolduramaz.
Değerli kardeşlerim, şunu unutmayın: 30 Mart akşamı bu sandıklarda siz kutlu bir mücadelenin huzurunu yaşayacaksınız. Ama unutmayın, yine 30 Mart akşamı bu sandıkta sizin o yaşadığınız sevinci inanıyorum ki Kahire Meydanında şehit olan Esma kızımızın da ruhaniyeti yaşayacak. O kadar önemli bu mücadele, bu mücadelenin uzantıları o kadar önemli. Onun için bunu dirayetle vereceğiz, gayretle vereceğiz. 24 gün durmak yok, yola devam diyeceğiz. Bildiklerimizi bilmeyenlere anlatacağız.
Bakınız, şurada bizim 12 yılda Elaziz’e yaptığımız bütün yatırımların kitapçığı var. Bunları teşkilatımızdan almak suretiyle, temin etmek suretiyle bunları anlatmanızda çok büyük fayda var. Kardeşlerim, tabii Elazığ’a çok hizmetler kazandırdık. Elazığ’ın mevcut sıkıntılarını, sorunlarını da gayet yakından biliyoruz.
Ama benim sizden bir ricam var. Bu Pensilvanya’nın buradaki dershanelerine çocuklarınızı gönderiyorsanız çocuklarınızı alın, ne olur alın. Bunlar yavrularımıza, çocuklarımıza maalesef sadece hassasiyetlerimizin, kutsallarımızın dışında eğitim öğretim veriyorlar, bunu görüyoruz. Neden? Çünkü, farklı bir yaklaşımla bakıyorsunuz ki inanın yeni yeni tabular inşa ediliyor. Bunu siz yıkacaksınız, siz. Bakınız, bunların okulları var mı-yok mu bilmiyorum Elaziz’de, varsa bunların okullarından da çocuklarınızı alın, devletin okulları bize yeter. Hem para vereceksiniz, hem de sizin bütün değerlerinize hakaret edilecek. Ya düşünebiliyor musunuz neler deniliyor neler? Miraç gecesi Sevgili Peygamberimiz Miraç’tan iniyor, kamyonete bindiriyorlar ve arkasından da birileri bir şeyler söyleyip duruyor. Bunlar dağıtmış ya, bunlar dağıtmış. Bunlara gereken dersin 30 Mart’ta verilmesi lazım. Bunlar itikadi meselelerdir, sıradan olaylar değil. İşte bakın merhum Savaş Ay 95’te bu zatla bir söyleşi yapıyor ve bu söyleşide ne diyor? Hazreti Cebrail gelse parti kursa ben ona da oy vermem diyor. Ona oy vermem diyen bu zat, kalkıyor ne diyor? Çok enteresan, çarkçı Kemal’e oy veriyor, öyle mi? Öbür tarafta MHP’ye de oy veriyor. Şimdi bunlara gereken derki 30 Mart’ta vermek için çok çalışmamız gerekmiyor mu? Çok kenetleneceğiz birbirimize, çok ama. Bu millet için, bu hak yolda verdiğimiz mücadele için çok kenetleneceğiz. Ben size inanıyorum ve bu can bu tende oldukça bilesiniz ki bu mücadelemiz kararlılıkla devam edecek.
Kardeşlerim, bugün de kravatın rengiyle Elazığ’ın rengi birbirine uymuş yani; tevafuk.
Kardeşlerim, Şorşor deresiyle ilgili yaşadığınız sorunları biliyorum. Derenin ıslah edilmesiyle ilgili projeyi DSİ hazırlıyor, içiniz rahat olsun. Proje çalışmalarının tamamlanmasının ardından inşallah derenin ıslah çalışmalarına başlıyoruz. Biliyorsunuz Elazığ’a 1038 yataklı bir devlet hastanesi kazandırıyoruz. Toplamda 4 hastaneden oluşacak sağlık kampüsünün toplam maliyeti ne biliyor musunuz? 446 trilyon. Doğukent Mahallesinde kurulan devlet hastanesinin geçtiğimiz Aralık ayında temelini attık, inşallah en kısa sürede tamamlayıp hizmete alacağız. Elazığ’a 20 bin kapasiteli bir stadyum yapıyoruz. Bu stadı TOKİ vasıtasıyla inşa edecektik, ancak birtakım sıkıntılar, engeller çıktı gecikti. Gerekirse yeni formüller üretiyoruz şimdi, bu stadı süratle mutlaka inşa edecek ve Elazığspor’umuza kazandıracağız. Bu tesis Doğu Anadolu’muzun Süper Lig’deki tek temsilcisi Elazığspor’umuza yakışan inşallah bir stat olacak.
Değerli kardeşlerim, bu arada Atatürk Stadyumunun tadilat ve onarımı için de 4 trilyon harcadık. İlave olarak şehrimize gençlik merkezleri, spor salonları, olimpik yüzme havuzları gibi farklı branşlarda pek çok spor tesisi kazandırdık. Şimdi de Elazığ’da bir eğitim kampüsü yapmak için hazırlıklarımıza başladık. 210 bin metrekare alan üzerinde kurulacak bu eğitim kampüsü 210 dersliği, spor salonları, kütüphaneleri, konferans salonları, bilim merkeziyle muhteşem bir eser olacak, belki de Türkiye’de bir ilk olacak. Kamu-özel ortaklığıyla yapacağımız eğitim kampüsünün projesi muhteşem. Yapım ihalesine Ağustos ayında çıkmayı planlıyoruz.
Harput, sadece Elazığ’ının değil, ülkemizin en önemli değerlerinden biri. Kentsel dönüşüm yoluyla Harput’taki yerleşim yerlerimizi hak ettiği hizmetlere kavuşturuyoruz.
Kardeşlerim, Hazar Gölü’nü yeniden tertemiz, mavi bayraklı bir göl haline getirmekte kararlıyız.
Elazığ şehir merkezinin 2040 yılına kadar içme ve kullanma suyu ihtiyacını temin etmek için Caro Çayı üzerinde Hamzabey Barajını inşa ediyoruz.
Şimdi Elazığ’a bir baraj daha geliyor, Gevla Çayı üzerinde inşa edeceğimiz Kanatlı Barajı’yla Demirci ve Kuşçular ovalarında yaklaşık 68 bin dönüm araziyi sulayacağız. Barajın inşaat ihalesini yaptık, en kısa sürede inşaatına başlıyoruz.
48 bin dönüm araziyi suya kavuşturacağımız Kuzova pompa sulamasını bu yıl Elazığlı çiftçilerimizin hizmetine sunuyoruz.
Uluova sulama projesinin ihale hazırlıklarını da tamamladık, inşallah en kısa sürede neticelendirip inşaatına başlıyoruz.
Yıllardır beklenen Ağın Köprüsünü bu yıl, Gülüşkür Köprüsünü de 2015 yılında inşallah tamamlıyoruz.
Elazığ-Malatya yolundaki Kömürhan Köprüsü ve bağlantı tünellerinin yapımıyla ilgili proje çalışmalarımız sürüyor. Hani o meşhur Türkiye’de diyor ya, Kömürhan Köprüsü Harput’a bakar, kör olası Fırat gelmiş ocaklar yıkar. İşte Fırat artık ocaklar yıkmayacak bununla birlikte, çünkü biz Fırat’ın üzerini köprülerle donatıyoruz, Fırat’ı kolayca aşılır, geçilir hale getiriyoruz. 242 trilyon lira yatırım bedeli olan Kömürhan Köprüsünün ihalesi tamamlandı, o iş bitti, onun da inşasına inşallah bu yıl başlıyoruz.
Değerli kardeşlerim, son 12 yılda Elazığ’a 6 katrilyon lira yatırım yaptık dedim; ulaştırma ve haberleşmede 1.3 katrilyon, eğitimde 312 trilyon, gençlik ve sporda 418 trilyon, toplu konutta 651 trilyon yaptırım yaptık, orman ve su işlerinde 220 trilyon, tarım ve hayvancılıkta 327 trilyon lira, aile ve sosyal politikalarda 473 trilyon lira yatırımla Elazığ’ın çehresini değiştirdik.
Kardeşlerim, eğitimde Elazığ’da 3468 yeni derslik inşa ettik, 9 bin adet bilgisayar gönderdik, 391 okula internet bağlantısı sağladık, 66 okula uydu yayınlarını almaya yarayan bağlantı kurduk. Bir şey daha söyleyeceğim, bakın burası önemli, 428 adet bilişim teknolojisi sınıfı kurduk.
Şimdi yeni bir adım atıyoruz, gençler, FATİH Projesi kapsamında şu ana kadar 486 sınıfa etkileşimli tahtaları yerleştirdi, yani halk arasında akıllı tahta. Öğrencilerimize tablet bilgisayarları dağıtmaya başladık, şu ana kadar 460 tablet bilgisayarı öğrencilerimize gönderdik. Türkiye genelinde FATİH Projesinin başladığı günden bugüne kadar toplam 163 bin talep bilgisayar dağıttık, şimdi önümüzde 675 bin tablet bilgisayarın dağıtımı var, ardından 10 milyon tablet bilgisayarın ihalesini yapacağız.
Kardeşlerim, 12 yılda Fırat Üniversitesi büyük atılım yaptı, 6 fakülte, 1 yüksekokul ve 1 enstitü kazandırdık.
Elazığ’daki üniversite öğrencilerimize biliyorsunuz biz geldiğimizde 45 liracık burs veriyorlardı. Biz şu anda 300 lira veriyoruz, 200 lira da beslenme yardımı veriyoruz. Ne yapıyor? 500 lira, yani 1’e 11 arttı. Biz buyuz, farkımız bu.
Kitapları sıraların üzerinde ücretsiz dağıtıyor muyuz? Dağıtıyoruz; biz buyuz.
Dedim ya, Karakoçan, sizden özel bir şey istiyorum, bu seçimde evvel Allah Karakoçan’da seçimi kazanmaya var mıyız? Her türlü destekle yanınızda olacağız ama, Karakoçan’ı da inşallah 30 Mart akşamı müjdesini bekliyoruz; tamam? Sizden müjdeler bekliyoruz. Bütün ilçeleri, beldeleriyle beraber Elazığ Türkiye’de bir numara olacak inşallah. Ben bunu sizde görüyorum, bu heyecanı sizde görüyorum.
Sevgili kardeşlerim, bakınız, Elazığ, Harput ve Fırat yurtları olmak üzere Elazığ’a 3 tane yeni yurt açtık. Ranzalı sistem değil ha, karyola, odaya giriyorsun, 3 karyola, tuvaleti, banyosu, her şeyi içinde, bunları yaptık.
Ve değerli kardeşlerim, eğitimde benim başörtülü kızım üniversiteye gidebiliyor muydu? Ya bırak üniversiteyi, imam hatiplere almıyorlardı. Benim iki kızım, iki oğlum var, kızlarım imam hatibin kapısından döndürüldü, 4 çocuğumun 4’ü de imam hatipte okudular, ama kapıdan döndürülüyorlardı. Üniversiteye girmediler, mecburen yurt dışında okuttum. Düşünebiliyor musunuz, yurt dışında başörtüsüyle okuyabildi, ama benim ülkemde okuyamadı. Yani öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya dediler.
Peki, şimdi başörtüsü diye bir sorun kaldı mı? Elhamdülillah. Devlette çalışmaya başladı mı? Çalışıyor. Ne oldu, başı açık kızımla, başörtülü kızım birbirine mi girdi? Türkiye mi bölündü? Parçalandı mı? Tam aksine şimdi normalleşti ya, şimdi normalleşti, normale döndü.
Ya bu ülkede başı açık kızla başı örtülüyü birine düşman gibi baktırdınız ya, değil mi, böyle oldu? Bak şimdi görüyorsun işte, sevgiyi beraber inşa ediyorlar; olay bu. Derdimiz buydu bizim, elhamdülillah, bu başarıldı, daha iyi olacak inşallah, daha güzel günler var önümüzde, hiç endişeniz olmasın.
Bakınız, geldik, Türkiye’de 76 üniversite vardı, buna 99 üniversite ilave ettik, şu anda 175 üniversite var Türkiye’de, 81 vilayetimizde, üniversitesi olmayan ilimiz yok. Bu biz yaptık, niye bunlar yapamadılar? Bugüne kadar neden bunlar yapamadılar? Dertleri yoktu.
Kardeşlerim, sağlıkta Elazığ’a kazandırdığımız yeni hastanelerin, sağlık merkezlerinin yanı sıra hastanelerimizin MR, tomografi, ultrason, diyaliz cihazı gibi ihtiyaçlarını giderdik. Hastanelerde değerli kardeşlerim, nitelikli yatak sistemini geliştirdik.
Ve çok önemli bir şey söyleyeceğim, biz geldiğimizde Elazığ’daki bölünmüş yol ne kadardı biliyor musunuz? 33 kilometre. Kardeşlerim, biz bunu 10 kat arttırdık, şu anda 304 kilometre bölünmüş yolu biz yaptık, 304 kilometre. Şimdi gelirken, gurur bize yakışmaz ama, yine de ben ekibimle, arkadaşlarımla gururlandım, çünkü havalimanından buraya kadar bu bölünmüş yoldan gelirken ta gençlik yıllarımda Elazığ’a geldiğimde nasıl bir Elazığ vardı, elhamdülillah, şimdi nasıl bir Elazığ var. Ya sanki o zaman kasabaya geliyorduk ya, öyleydi. O otobüslerle yolculuğumuz, hepsi çile yolculuğuydu. Yani bu 16 taneyi söylerken bunlar Başbakanlık dönemi ha, ben gençlik yıllarını filan katmıyorum, gençlik yılları ayrı.
Biz Elazığ’ın öyle yabancısı değiliz, buralarda sağ olsun dava arkadaşlarımın, yol arkadaşlarımın evlerinde çok misafir oldum, o günlerimiz var. Onun için bu işin telemi sağlam, endişemiz yok.
Güney çevre yolunu köprülü kavşağıyla beraber tamamladık, Kekliktepe köprülü kavşağı, Çaydaçıra kavşağı bitti.
Elazığ’ın bütün demir yollarını, rayını yerli üreterek, traversini, makasını yerli üreterek, her türlü malzemesini hamdolsun yerli üreterek adeta sıfırdan yapmışçasına yeniledik. Demir yolları üzerinde bulunan kültürel mirasımız olan gar ve istasyonları da aslına uygun şekilde restore ettik.
Elazığ-Bingöl-Muş güzergahında yapılan barajlar nedeniyle su altında kalan demir yolunun yerine 115 kilometre yeni demir yolu yapıyoruz, bunun da müjdesini veriyorum.
Son 12 yılda Elazığ demir yolu için ne harcadık biliyor musunuz? 235 trilyon ve e şu anda yapımı devam eden demir yolu projelerinin bedeli 700 trilyon.
Geliyorum şimdi hava yollarına. Elazığ Havalimanına yeni terminal binası ve pist inşası başta olmak üzere 12 yılda 104 trilyon harcadık. Elazığ Havalimanı artık uluslararası trafiğe de açık olarak hizmet veriyor. Elazığ’a ulaşmak da, Elazığ’dan Türkiye’nin her köşesine ve dünyaya ulaşmak da artık çok kolay.
12 yılda 7150 konut yaptık Elazığ’a TOKİ olarak.
Kardeşlerim, bunları çoğaltmak mümkün.
Ama ben bir şey söylüyorum, biz bu ülkede 230 milyar dolar milli gelirle devraldık, şimdi 800 milyar dolardayız. Yolsuzlukların olduğu bir Hükümet buraya gelebilir mi? Bunlarda vicdan yok ya, bunlarda insaf yok.
Kardeşlerim, bakınız ben size daha başkasını söyleyeceğim, 36 milyar dolar ihracatımız varken, şimdi 152 milyar dolar ihracatımız var.
79 senede 6100 kilometre bu ülkede bölünmüş yol yapıldı, biz 11 senede 17 bin kilometre bölünmüş yaptık. Yolsuzlukların olduğu bir iktidar bunları yapabilir mi?
Ah kardeşlerim, daha enteresanı, bu MHP iktidar olduğu o dönemde 23,5 milyar dolar IMF’e borçlandı. O borçları kim ödedi? Biz ödedik ya, biz. Şu anda bizim IMF’ye borcumuz yok ve şimdi IMF bizden borç istiyor, 5 milyar dolar borç verebiliriz dedik kendilerine ve bu duruma geldik.
Merkez Bankası bizim milli bankamız değil mi? Bunlar da milliyetçiyiz diye geçinmiyor mu? Laf milliyetçisi bunlar ya, laf. Milli bankamız Merkez Bankası’nın kasasında 27,5 milyar dolar vardı. Şimdi ne var? 124 milyar dolar var. Nereden nereye…
Devletin borcuna bakıyoruz, kardeşlerim, 100 liranın 73 lirası borçtu, şimdi 100 liranın 35 lirası borç. Bak nereden nereye geldik.
Devletin borçlanma faizi neydi biliyor musunuz? Yüzde 63, şimdi değerli kardeşlerim, tek haneli rakama düştük. Ve reel faiz yüzde 2 şu anda. Bakınız, nereden nereye.
Enflasyon yüzde 30’du biz geldiğimizde, şimdi enflasyon 8. Bu farklar kimin cebinde kalıyor? Gakkoşumun cebinde kalıyor, Elazığ’ın cebinde kalıyor. Ama bunlar bunu anlamaz, hala kalkıyor yalan yanlış ifadelerle bizi karalamaya, yok yolsuzluk diyor, yok şu.
İsim vermeyecektim ama, burada vereceğim, ey Bahçeli, sizin takımınız yolsuzluklarla yargılandı, unutmayın, o Sakarya depremi, Düzce depremi vesaire, bunlardan dolayı yargılandı. Ve siz o depremlerde oraları ihya edemediniz, biz Van depremini 1 yılda yeni Van’ı inşa ederek yaptık. Bingöl depreminde 1 yılda yeni Bingöl meydana getirdik. Simav depreminde 1 yılda yeni bir Simav inşa ettik. Bu bizim işimiz ya, siz yapamazsınız. Yolsuzlukların olmadığı iktidarlar bunu yapar, biz bunları yaptık.
Değerli kardeşlerim, aynı şeyi Kılıçdaroğlu için söylüyorum, senin SSK’ya Genel Müdür olduğun zamanlarda biz hastanelerin kapısında çok çileler çektik çok. Sabahtan kuyruğa gir, aman Yarabbim ne çile. Doktor reçete verir, inersin hastanenin eczanesine, ilacın yarısı var, yarısı var. Şimdi Gakkoşlar soruyorum sizlere, istediğin hastaneye gidiyor musun? İstediğin eczaneye gidiyor musun? İlaçlarının tamamını alıyor musun? Olay bu ya, olay bu.
Kardeşlerim, işçi, memur kardeşim; senden 13,5 katrilyon Zorunlu Tasarruf adı altında para kesmediler mi? Ve değerli kardeşlerim, bu parayı size kim ödedi? Biz ödedik, biz. 3,5 katrilyon ayrıca Konut Edindirme Yardımı adı altında kestiler, onu da biz ödedik. Onlar yediler, onlar götürdüler, biz ödedik değil mi?
Amca diyor ki, bizi çok üzdüler diyor, acılıyız acılı diyor. Tabi çok çile çektiler, asıl çileyi onlar çektiler. Yeni kuşak, yeni nesil bunları bilmez, Geziciler bunları bilmez.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı ODTÜ Üniversitesi’nin orada bir yol yapıyor, önünü kesiyorlar. Ama şimdi yol yapıldı, bitti 8 ayda, şimdi Ankaralı huzur içinde. Onlar geldiler oralarda molotoflarla önümüzü kesmek istediler, bunlar molotofçu, bunlar elinde taşlarla, affedersiniz, cam çerçeve indirenler, esnafın dükkanı yakıp yıkanlar, bunların aydınlık yarını yok. İşte bu Kılıçdaroğlu bunların sevgili büyüğü.
Biz elinde molotofla dolaşanları değil, biz elinde tablet bilgisayarla, bilgisayarla dolaşan gençliği yetiştiriyoruz; farkımız bu.
Kardeşlerim, inşallah daha iyi olacak, ama çok çalışacağız.
İstiyorum ki Elazığ sandıkları patlatsın; bu hazırız değil mi? 24 gün durmuyoruz, çok koşturuyoruz. Gençler, öyle mi? Beyler, öyle mi? Hanımlardan sözü aldım, ona göre.
Şimdi Mücahit kardeşimi bir alalım bakalım, Süleyman Beyi de alalım.
Şimdi bu seçimlerde huzurlarınıza inşallah merhum Hamza kardeşimizin kardeşi Mücahit Yanılmaz kardeşimizle, makine mühendisi, inşallah beraber yürüyeceğiz ve mühendislikteki bütün birikimini, deneyimini inşallah siyasetteki deneyimiyle bütünleştirerek Elazığ’da sizlere hizmetkar olmaya devam edecek.
İnşallah Süleyman kardeşimden devraldığı bu emaneti daha başarılı bir şekilde, daha ileri götürmek üzere inşallah Elazığ’ımız, Gakkoşlar diyarı çok daha farklı günleri yakalayacak el ele, omuz omuza.
Ve ben Süleyman kardeşimize de bugüne kadar verdiği hizmetler sebebiyle teşekkür ediyorum.
Allah yar ve yardımcımız olsun.
Rabbim inşallah Elazığ’ımızı ve yerel ve genel hizmetlerle çok iyi günlere taşımamızı bizlere nasip etsin.
Şimdi hazır mıyız?
Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor, bize her şey Elazığ’ı hatırlatıyor…