Yükleniyor...

Basbakan Erdogan’in Gaziantep Mitingi’nde yaptigi konusmanin tam metni

 

Gaziantep, bugün bambaşkasın Gaziantep. Yiğitlerin, kahramanların, mertlerin, şühedanın ve gazilerin şehri Gaziantep. Demokrasinin şehri Gaziantep, seni yürekten selamlıyorum ey Gaziantep. Araban, Islahiye, Karkamış, Nizip; sizleri yürekten selamlıyorum. Nurdağı, Oğuzeli, Şahinbey, Şehitkamil, Yavuzeli; sizleri gönülden selamlıyorum. 

Buradan Gaziantep’in kardeş şehirlerini de selamlıyorum. Halep, İdlip, Hama, Humus, Dara, Kamışlı, Lazkiye, Şam; Gaziantep’ten sizleri selamlıyorum.

Gaziantep’in, Kilis’in, Hatay’ın kamplarında yaşayan Muhacirler, Ensar’ın şehri Gaziantep’ten sizleri selamlıyorum.

Ey Gaziantep, Hazreti Yuşa’nın şehrisin, sen Hazreti Ömer’in şehrisin, sen Ashab-ı Kiram’dan 5 şehit verdikten sonra Antep çevresinde surlarımız vardır diyen Raşit Halife Ömer’in fethine mazhar olmuş şehirsin. Sen, Ashab-ı Kiram’dan, Ukkaşe Hazretleri’nin, yani Ökkeşiye Hazretleri’nin şehrisin. Sen, Kurtuluş Savaşı kahramanı Karayılan’ın, Şehit Kamil’in, Şahin Bey’in şehrisin.

Geçtiğimiz Haziran ayında Hakk’ın rahmetine kavuşan alim ve abid insan, gönül dostu Mehmet Emin Er Hocamızın şehri Gaziantep.

Seninle iftihar ediyoruz ey Gaziantep, tarihinle, kültürünle, senin türkülerinle, senin yemeklerinle, senin Evliya Çelebi’nin söylediği gibi tatlı yediği için tatlı dillerinle iftihar ediyoruz Gaziantep. Senin sanayinle, senin ticaretinle, fabrika bacalarınla, Türkiye’ye, dünyaya örnek çalışkanlığında gururlanıyoruz Gaziantep. Ama en çok senin şu göğe yükselen minarelerinle, İslam coğrafyasında bolluğuyla tanınmış bir şehir olarak senin imanınla gururlanıyoruz Gaziantep.

Öyle olmadı mı? Siirt’te ne demiştik? Ziya Gökalp’in şiirini okumuştuk, minareler süngü, kubbeler miğfer, camiler kışlamız, müminleri asker, bunu dedik dayanamadılar, hadi dediler Pınarhisar’a. Gittik Pınarhisar’a ve medres-i yusufiyede bizi misafir ettiler, ama oradan AK Parti doğdu.

Şimdi bu gün bakıyorum sizde şunu görüyorum: Akif’in diliyle,  imandır o cevher ki İlahi ne büyüktür, imansız olan yürekten sinede yüktür. Karşımda ben böyle bir Gaziantep görüyorum. Maşallah, barekallah, bugün kabına sığmıyorsun, adeta istiklal mücadelesini yeniden yazıyorsun ey Gaziantep.

Merak etmeyin, bak gayet güzel yazmışlar, asıl montajı 30 Mart’ta Gaziantep yapacak diyorlar. Siz montajını değil, siz gerçeğini yapacaksınız.

Ne diyor şair? Bir bayrak dalgalanır Antep Kalesi üstünde, alı kanımdaki al, akı anlımdaki ak. Bayraklar içinde en güzel bayrak. Düşüncem senden yanadır. Bu kaçıncı kurşundur, bu kaçıncı bismillah, bu kaçıncı ölüdür. Bir türkü söylenir siperlerde her sabah, vurun Antepliler namus gündür. Ben Antepliyem, Şahen’em ağam, mavzer omuzuma yük. Ben yumruklarımla dövüşeceğim, yumruklarım memleket kadar büyük.

Rabbim sizlerden razı olsun, Rabbim şu coşkunuzdan, şu ahdevefanızdan, şu muhabbetinizden dolayı sizlerden razı olsun.

30 Mart seçimleri Türkiye için, milletimiz, bölgemiz, Gaziantep’imiz, demokrasimiz için hayırlara vesile olsun.

Siz bizi hiç yalnız bırakmadınız, Gaziantep bizi hiçbir zaman yalnız bırakmadı, yola çıktığımızdan bu yana hep beraber yürüdük sizinle. Aşık Veysel gibi uzun ince bir yoldayız, gidiyoruz gündüz gece dedik, hep gündüz gece yürüdük.

Sevgili Gaziantepliler, sevgili kardeşlerim; Gaziantep’in öyküsü Türkiye’nin öyküsüdür. Gittiğim her yerde Gaziantep’i örnek gösteriyorum, Doğu’da, Güneydoğu’da Gaziantep’i örnek gösteriyorum, dünyada Gaziantep’i örnek gösteriyorum, çünkü siz direndiniz, siz yoksulluğa direndiniz, ihmale direndiniz, imkansızlıklara direndiniz, siz talihinize boğun eğmediniz, siz umutsuzluğa kapılmadınız, boş vermediniz, vazgeçmediniz, hüzne kalıp başınızı öne eğmediniz.

Az önce Hüseyin Çelik kardeşim bir şiir okudu, dışarı çıkınca dedim ki, ya o bende vardı, şimdi de tam yeri geldi. Siz, kaderin üstünde bir kader vardır, göklerden gelen bir karar vardır dediniz, mücadele ettiniz, sabrettiniz ve zaferi elde ettiniz.

Sizler, ticaretiyle örnek bir şehir oldunuz. Gaziantep, hoşgörüsüyle, kardeşliğiyle örnek bir şehir. Gaziantep, sığınmacılara evini açarak ensar olmasıyla, yardımlaşmasıyla örnek bir şehir. Gaziantep, vizyonu olan, ufku olan, projesi olan bir şehir. Siz sırtınızı devlete dayamadınız, siz birileri gibi gücünüzü kayırmacılıktan almadınız, siz haksız şekilde, adaletsiz şekilde kollanmadınız, siz fitnelere boğun eğmediniz, çalıştınız, ter döktünüz, emek verdiğiniz ve işte Gaziantep’i bugünler taşıdınız. Onun için size ne kadar teşekkür edilse azdır.

Kardeşlerim, 81 vilayetin hepsinde, ama en çok da Gaziantep’ten AK Parti ilham almış bir partidir. Şu Gaziantep’te Türk, Kürt, Arap, diğer tüm etnik kökenler, bir, beraber hoşgörü ve kardeşlik içinde yaşıyor. İşte AK Parti de Türkiye’ye tıpkı Gaziantep gibi bakıyor. Şu Gaziantep büyük düşünüyor ve büyük adımlar atıyor, işte AK Parti de hep büyük düşündü, büyük adımlar attı ve büyük adımlar atıyor. Şu Gaziantep kardeşliği huzura, refah, kalkınmaya, adalete tahvil etti, işte AK Parti de Türkiye’de kardeşliği huzura, refah, kalkınmaya, adalete tahvil etmenin mücadelesini veriyor. Siz demokrasiyle büyüdünüz, biz de Türkiye’yi demokrasiyle büyütüyoruz. Siz milli iradeye sahip çıktınız, biz de milli iradeye sahip çıkıyoruz. Siz ey Gaziantep, özgürlük diyorsunuz, biz de özgürlük diyoruz. Siz fitneye dur dediniz, teröre dur dediniz, ranta, yağmaya, yoksulluğa, yasaklara, yolsuzluğa dur dediniz, işte biz de Türkiye genelinde aynısını söylüyoruz.

Kardeşlerim, bir dönem sizin büyümenizden, sizin sanayide, ticarette öne çıkmanızdan rahatsız oldular, sadece sizin değil, Anadolu’da Kayseri’nin, Konya’nın, Çorum’un, Yozgat’ın,  Uşak’ın, Sakarya’nın, Manisa’nın büyümesinden rahatsız oldular. Sırtını devlete dayanan, ucuz kredilerle beslenen, üretimi değil rantı tercih eden elitler sizin büyümenizden, kalkınmanızdan rahatsız oldular, işte 28 Şubat’ı bunun için yaptılar. 28 Şubat’ı izin sanayideki büyümenizi, ticaretteki, istihdamdaki, ihracattaki büyümenizi engellemek için yaptılar. 28 Şubat’ı hanım kardeşlerim, sizin başörtünüzü yasaklamak için yaptılar. Genç kardeşlerim, imam hatiplilerin, meslek liselilerinin katsayıyla engellenmesi için yaptılar.

Kardeşlerim, bakınız çok enteresandır, imam hatiplerin orta kısmını kapattılar mı? Kapattılar. Katsayıyı getirdiler mi? Başörtülüyle imam hatip okuluna girmezsin dediler. Ya bir imam hatiplinin okula başörtüyle girmesinden daha doğal ne olabilir? Ama bunu bile engellemeye kalktılar. Bu çileyi benim kızlarım çekti, kızlarımı da sokmuyorlardı, üniversiteye sokmadılar, mecburen yurt dışına gönderdim ve Amerika’da düşünebiliyor musunuz başörtüsüyle orada okuyabildi, ama kendi ülkemde okuyamadı. Ben bunu yabancı ülkelerin devlet başkanlarına, başbakanlarına söylediğim zaman şaşırıyorlardı, nasıl olur bu iş? Siz halkı Müslüman bir ülke değil misiniz? Maalesef öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya, böyle bir durum vardı. Sabrettik, sabrettiniz, ama sabreden derviş muradına ermiş.

Ve ne oldu? Şimdi orta kısımlar açıldı mı? Artık katsayı kalktı mı? Başörtüsüyle okullarımıza gidiyor muyuz? Üniversiteye gidiyor muyuz? Parlamentoya giriyor muyuz? Devlet dairelerine giriyor muyuz? Aman Yarabbi, ne oldu, Türkiye bölündü mü? Tam aksine, normalleşti. Bak şimdi başı açık kızım, başı örtülü kızım, hepsi el ele, omuz omuza yürüyorlar.

Kardeşlerim, zaten sıkıntı burada. Geçenlerde Kılıçdaroğlu bir açıklama yaptı, başörtü meselesini ben çözdüm diyor, başörtü meselesini ben çözdüm diyor. Ya dürüst ol dürüst. Bu Kılıçdaroğlu’nda takiye var, yalan var, iftira var, fitne, fesat, hepsi var.

Kardeşlerim, öyle ki MHP ve biz birlikte üniversitelere başörtülü olarak girme noktasında adımı attığımızda bu konuyu Anayasa Mahkemesine götüren o, daha sonra milletvekili Danıştay’a götürdü, oradan da ret aldı. Ama biliyorsunuz, bu iş ne zaman çözüldü? Bu anayasa referandumunda çözüldü, hatırlıyorsunuz değil mi? Anayasa referandumunda CHP ne dedi? Hayır. MHP ne dedi? Hayır. BDP ne dedi? Hayır. Yüzde 58’le millet referandumda evet dedi, iş orada çözüldü. Kardeşlerim, işte siz sahip çıktınız, siz sahip oldunuz, böyle olacak dediniz böyle oldu. Çünkü AK Parti’nin rotasını millet çizdi, millet.

Şimdi birisi bakıyorsun ben diyor Kürtlerin partisiyim, birisi çıkıyor ben Türklerin partisiyim, birisi çıkıyor, CHP, ben de kumsalların partisiyim. Kardeşlerim, biz ne diyoruz? Biz 77 milyonun partisiyiz, biz 780 bin kilometrekarenin partisiyiz. Onun için, Türk’üyle, Kürt’üyle, Zaza’sıyla, Arap’ıyla, Çerkez’iyle, Boşnak’ıyla, Arnavut’uyla, velhasıl Roman’ıyla biz değerli kardeşlerim, hepinizi Yaratandan ötürü seviyoruz.

Ne diyoruz? Tek millet diyoruz, tek millet.

İki; tek bayrak diyoruz, tek bayrak. Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır. Bayrağımızın rengi şehidimizin kanı, hilal bağımsızlığımın ifadesi, yıldız şehitlerimizin simgesi. Bayrağımızdan başka bayrak asla tanımıyoruz.

Üç; tek vatan, 780 bin kilometrekarede tek vatan. Batıda ne varsa güneydoğuda da, doğuda da o olacak, kuzeyde ne varsa güneyde de o olacak, 780 bin kilometrekarede hepsi olacak.

Dört; Rabia, tek devlet, tek devlet.

Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet, yolculuğumuz bu.

Ve şimdi diyorum ki, biriz, iriyiz, diriyiz, kardeşiz, hep birlikte Türkiye’yiz, bunu böyle bileceğiz.

Ne yaptılar? Gezi eylemleri yaptılar, 17 Aralık, 25 Aralık darbe girişimi yaptılar. Sanmayın ki bunların derdi ağaçtır, çevredir, sanmayın ki bunların derdi yolsuzluktur, rüşvettir. Bunların derdi sizsiniz siz, bunlar sizin iktidarınızdan rahatsız oldular, bunlar sizin iradenizden, demokrasiye sahip çıkmanızdan rahatsız oldular. Siz Başbakanınıza, Hükümetinize, partinize sahip çıktığınız için, siz çözüm sürecine, kardeşliğe sahip çıktığınız için rahatsız oldular, rahatlarını kaybettikleri için büyüyen ekonomiden rahatsız oldular, çıkarları zedelendiği için bizim aktif dış politikamızdan rahatsız oldular.  Değerli hanım kardeşlerim, bakınız sen başörtünle üniversiteye gidiyorsun ya, kamuda çalışabiliyorsun ya, bundan rahatsız oldular. Ama artık bu devir kapandı, şimdi yeni bir devir var, artık bir normalleşme süreci yaşıyoruz, bu normalleşme süreci, biliyorum, onları ciddi manada yine rahatsız edecek.

Benim özellikle imam hatipli, meslek liseli kardeşlerimden, yavrularımdan isteğim şudur: Sen okuduğun için, üniversiteye gidebildiğin için rahatsız olanlara karşı sizin başarınız en büyük cevaptır.

Ne oldu? Artık imam hatipler açıldı, meslek liseleri açıldı, ama düz liselere de Kur’an-ı Kerim seçmeli ders olarak kondu, bundan rahatsız oldu. Siyer-i Nebi, Peygamberimizin Hayatı kondu, bundan rahatsız oldular. Din kültürü ve ahlak dersi zaten vardı, bundan rahatsız oldular. Herkesin kendi anadilini öğrenmesinin, öğretmesinin önünü açtığımız için rahatsız oldular. Kan akmıyor ya, anneler ağlamıyor ya, babaların yüreği yanmıyor ya, bundan rahatsız oldular.

Ey Gaziantep, biz senin kahramanlığından ilham alarak Filistin diyoruz ya, işte ondan rahatsız oldular. Mısır’da darbeye, Suriye’de zulme başkaldırdığımız için rahatsız oldular. 700 bin Suriyeli kardeşimize sahip çıktığımız için rahatsız oldular. Mavi Marmaray’la hakkı savunduğumuz için rahatsız oldular.

Ne diyorlar biliyor musunuz? Bu Türkiye’ye ne oluyor? Bu Türkiye artı çok oluyor ha. Türkiye ekonomisi büyüyor, Türkiye küresel yatırımlar yapıyor.

Türkiye’nin kardeşlerim, biz göreve geldiğimizde Merkez Bankası’nda ne vardı? 27,5 milyar dolar. Şimdi ne var? 128 milyar dolar. Onları bu rahatsız etti.

Kardeşlerim, kim vardı iktidarda? MHP, CHP’nin yavrusu DSP, IMF’ye ne kadar borçluydular? 23,5 milyar dolar; ödedik ödedik ödedik 14 Mayıs’ta sıfırladık. Şimdi IMF bizden borç istiyor, 5 milyar dolar istedikleri zaman borç vereceğiz. İşte bunu hazmedemediler.

Kardeşlerim, milli gelir neydi biliyor musunuz? 230 milyar dolar. Şimdi milli gelir ne biliyor musunuz? 820 milyar dolar. İşte onları bu rahatsız etti.

Ah benim kardeşlerim, ihracatımız neydi? 36 milyar dolar. Şimdi ihracatımız ne? 152 milyar dolar. Onları bu rahatsız etti.

Kardeşlerim, 79 senede yapılan bölünmüş yol neydi biliyor musunuz? 6100 kilometre. Peki 11 senede biz ne yaptık? 17 bin kilometre bölünmüş yol yaptık.

Kardeşlerim, işte çıkıyor Kılıçdaroğlu ne diyor? Yolsuzluk yolsuzluk yolsuzluk. Eline, diline dursun be. Diyor ki, hırsızdan başbakan olmaz. Doğru, 4 yıldır Genel Başkansın,  3 tane seçime girdin, bu millet seni ne yaptı? Gömdü gömdü. Niye? Seni bu millet SSK’dan iyi tanıyor, SSK’nın Genel Müdürüyken yaptıklarından iyi tanıyor, hastane kapılarında benim vatandaşlarımı nasıl süründürdüğünü çok iyi biliyor. Hastanelerin eczanelerinden ilacımızı alamıyorduk, ilacımızı. Niye? İşte orada senin gibi bir Genel Müdür vardı da onun için.

Şimdi benim vatandaşım istediği hastaneye gidiyor mu? İstediği eczaneden ilaçlarını alıyor mu? Mesele bu. Halk içinde muteber bir nesne yok devlet, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi. Bunları biz getirdik. Daha önce bunlar niye yoktu?

Şu anda Türkiye Cumhuriyeti’nin kamu net borç stoku ne biliyor musunuz?  Biz göreve geldiğimizde 100 liranın 73 lirası borçtu, şimdi 100 liranın 35 lirası borç.

Devlet yüzde 63 faizle borçlanıyordu, şimdi tek haneli rakama düştük.

Enflasyon yüzde 30’du, canavar, ama şimdi enflasyon yüzde 8. Aradaki farklar kimin cebinde kalıyor? Benim vatandaşımın cebinde kalıyor.

Kardeşlerim, şimdi bu ara malum, baktım demin orada pankartı koymuşlar. Neydi o? Kardeşlerim, 30 Mart’ta birilerinin maşası haline gelen bir Pensilvanya olayı çıktı. CHP Pensilvanya’nın maşası, MHP aynı şeklide, BDP aynı şekilde. Sevgili kardeşlerim, kimin kimlerle ittifak yaptığına lütfen dikkat edin. CHP ve MHP şu anda Pensilvanya ile ittifak yapıyor, Pensilvanya CHP’ye ve MHP’ye kaset servis ediyor, montaj servis ediyor, bu partileri adeta maşa olarak kullanıyor.

Bakın burada bir kez daha altını çiziyorum; yaşadığımız hadiseler sadece AK Parti’yi, sadece Hükümeti, sadece beni, arkadaşlarımı ilgilendiren meseleler değil, yaşadığımız hadiseler Türkiye’yi, devletimizi, ulusal güvenliğimizi hedef alıyor.

Kardeşlerim, bir başbakanın telefonları dinlenemez, hele hele kriptolu denilen, güvenli hat denilen telefonları hiç dinlenemez. Mahkeme başbakanın telefonlarının dinlenmesiyle ilgili karar alamaz. Ama bunlar bunu yaptılar, montaj da yaptılar, dinleme de yaptılar. Cumhurbaşkanıyla, Genelkurmay Başkanıyla, bakanlarımla yaptığım görüşmeleri dinleyecek kadar bunlar alçak, bunlar adi, bunlar karakter itibarıyla bu kadar bozuk. Bu bir casusluktur, bu bir ajanlıktır, bu milli güvenliğe meydan okumaktır. Bu içeriden yapılıyorsa kesinlikle apaçık vatana ihanettir.

Bunlar sadece bizi dinlemiyor ha, kendi yanlarındaki yol arkadaşlarının bile telefonlarını dinleyecek kadar haysiyetsizle. Hakim, savcıları dinleyecek kadar alçaklar. Kendilerinden olmayan polisi, askeri, bürokratı dinleyecek kadar hainler.

Onun için, ben polis kardeşlerime sesleniyorum, Silahlı Kuvvetler’deki kardeşlerime sesleniyorum, kesinlikle bunlara bulaşmayanları tenzih ederek sesleniyorum; aman dikkat diyorum, aman dikkat ediyorum.

Hatta şu anda ittifak yaptıkları malum partiler, onları da dinliyorlar, dinlediler. Bunlar ikiyüzlüdür, güvenilmezdir. Ama görüyorsunuz, CHP bu illegal dinlemelere sesini çıkarmıyor, MHP sesini çıkarmıyor, diyet ödüyorlar diyet, bedel ödüyorlar, şantaja ve tehdide boğun eğiyorlar. CHP’nin Genel Müdürü zaten kasetle geldi, şu anda da kaset siyaseti yapıyor; şu hale bakın ya.

Pensilvanya’daki zat ne diyor? Soruyorlar, rüyada Peygamber Efendimizi görmüş ve Peygamber Efendimiz tweetleri 2 kat artırın demiş. Hocam, ne dersiniz diyor? Hoca Efendi de diyor ki, öyle demişse aynen yapın. Bunları dinlediniz değil mi?

Televizyonlarında Peygamber Efendimizi biliyorsunuz bir dizide Miraç’tan indiriyorlar, kamyonete bindiriyorlar. Ya bu çok tehlikeli bir şey, bu itikadi bir şey. Bunlar tamamen istikameti kaybetmiş vaziyetteler.

Bunun yanında, bitmedi, ne diyor? Savaş Ay’la 95 yılında bir röportaj yapıyor, bu röportajında değerli kardeşlerim, ben bir kere hayatımda oy kullandım diyor, Hazreti Cebrail parti kursa Hazreti Cebrail’in kurduğu partiye de oy vermem diyor. Yahu bizde meleklere iman var, sen bunu nasıl söylersin? Hazreti Cebrail’in işi gücü yok da parti mi kuracak ya? Bu nasıl bir benzetme? Ve ondan sonra sene 99, kaçıp gidiyorsun Pensilvanya’ya. Tamam, sen dürüst adamsın, suçun-muçun yok, niye kaçıp gittin? Tamam, siyaseti şu anda görüyoruz ki çok seviyorsun, bu kadar sevdiğine göre, dön, vatanına gel, vatanseversen, bu ülkeyi seviyorsan dön gel, partini de kur, partinin de başına geç, o zaman senin boyunun, posunun ölçüsünü bu millet verir. Gel bakalım, niye gelmiyorsun?

Şimdi ben buradan sesleniyorum, ey benim Gaziantepli kardeşlerim, bunların dershanelerinde çocuklarınız varsa çekin alın, bunların okullarında çocuklarınız varsa çekin alın. Biz gerekli her türlü desteği size vermeye hazırız. Devletin okulları var, hafta sonlarında ücretsiz olarak takviye kursları vermeye Milli Eğitim Bakanlığı hazır.

Bunların evlerinden çocuklarımızı atıyorlar, çünkü geceleri beddua seansları yapıyorlar biliyorsunuz, bu beddua seanslarında Başbakana beddualarda bulunuyorlar. 

Bunların ağabeyleri var, bizim ağabeylerimiz burada, işte Gaziantep’in ağabeyleri. Bunların ablaları var, bizim ablalarımız da burada. Sizin dualarınız bize yeter, sizin teheccüd dualarınız bize yeter, Suriye’deki mazlumların duaları bize yeter, Filistin’deki mağdurların duaları bize yeter, Mısır’daki kardeşlerimizin duaları bize yeter. Kardeşlerim, dünyanın her yerinden hamdolsun gelen dualar bize yeter. Bumerang gibi onların bedduaları kendilerini vurur, hiç bundan rahatsız olmayın, rahatsız olmayın.

Kardeşlerim, biz bunlara boğun eğmedik, eğmeyeceğiz, bu tehditlere, bu şantajlara pabuç bırakmadık bırakmayacağız.

Ya bunlar vatandaşı makbuzsuz olarak çeşitli yardım adı altında dolandırdılar, vatandaşın zekatlarını aldılar, zekat nereye harcandı belli değil. Koyunlarını aldılar, koyunlar kesilmedi. Şimdi bunların peşindeyiz, bunları takip edeceğiz, nerede ne var bunları meydana çıkaracağız. Niye? Ulusal güvenliği tehdit eden bu mekanizmalar gücünü nereden alıyor, bunların güç kaynaklarını Allah’ın izniyle bitireceğiz, hiç endişeniz olmasın, hiç endişeniz olmasın. Çünkü biz kasetlerin, montajların Türkiye’yi esir almasını izin vermeyeceğiz. Yeter ki kardeşlerim şurada 30 Mart’a 16 gün var.

Ablalar, ablalar; kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? Bir daha, kapı-kapı dolaşmaya var mıyız?

Bildiklerinizi bilmeyenlere anlatın. Bunlar çok ahlaksız, bunlar çok ahlaksız. Ne diyorlar? Başbakanın Avrupa’nın değişik ülkelerinde milyarlarca dolar parası var. Bu adiliktir, bu ahlaksızlıktır, bu alçaklıktır. Varsa çıkar göster, onu ben senin Pensilvanya’daki hocana göndereyim. Bakın tezgah aynı. Yine birkaç gün önce Kılıçdaroğlu da benzer şeyi söyledi. İsviçre’nin bankalarında 13 tane benim ayrı hesabım varmış. Siirt’te söyledim; ey Kılıçdaroğlu, sen garip-gureba, fakir-fukara bir insansın. O hesaplar neredeyse çıkar o hesapları, gel o parayı o bankalardan tahsil edelim, ben o paraları fakir-fukara, garip-gureba Kılıçdaroğlu’na vereceğim. Ya bunlarda diyorum ya, takiye var, yalan var, iftira var, fitne var, fesat var. Ondan sonra kalkıp ailemle uğraşmaları. Hepsi yalan, hepsi iftira. Kardeşlerim, işte 30 Mart onun için çok önemli.

Abiler, 30 Mart’a 16 gün var, kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? Var mıyız? Allah’ın izniyle Gaziantep yeni bir ders verecek. Bu ülke Şahin Beyin, Şehit Kamil’in, nice şehit ve gazinin kanlarıyla kuruldu, şehitlerin kanıyla kurulan bu ülkeyi kasetlere teslim etmeyeceğiz. O kasetler, o montajlar CHP’yi, MHP’yi, BDP’yi tanzim edebilir, ama AK Parti’yi tanzim edemez, Hükümete boyun eğdiremez. Hele hele Türkiye’ye, Türkiye ekonomisine, milli iradeye asla istikamet çizemez.

Kardeşlerim, bu oyun artık bozuldu.

Kardeşlerim, CHP sokak karışıklıklarından rant devşirmeye çalışıyor. Holding patronları, marjinal lojistik sağlıyor bunlara, CHP’ye. İşte geçenlerde bir tane holding kapılarını açmış diyor ki; kaçanlar bizim mağazalara gelsin. Kardeşlerim, bakınız işte geçenlerde İstanbul’da bir cenaze yaşandı. Maalesef terör örgütlerinin içine aldığı, terör örgütlerinin içinde ne yazık ki yüzü poşulu, eline sapan verilmiş, cebinde demir bilyelerle olan bir çocuk orada maalesef bir biber gazına o da muhatap oluyor. Kardeşlerim, polis orada yüzü poşulu, elinde sapanla demir bilyeleri savuran o kişinin kaç yaşında olduğunu nereden ayıracak? Ama bu Kılıçdaroğlu her zamanki gibi yalanını söylüyor, ne diyor? Ekmek almaya giden çocuk diyor. Dürüst ol, dürüst, ne ekmek alması, ne alakası var? Ve çok enteresan, annesi diyor ki; evladımın katili Başbakan diyor. Ben evlada sevgiyi-muhabbeti bilirim ama, sizin evladınızın mezarına karanfil ve demir bilye atışınızı pek anlamadım. O demir bilyeyi acaba niçin atıyorsun evladının mezarına, neyin mesajını veriyorsun? Aynı şeyi baba söylüyor.

Bakın biz başka baba da tanıdık ve DHKP-C terör örgütü o akşam geliyorlar benim eski muhitim, oradan geçerken gecenin karanlığında, daha 3 ay oldu askerden geleli, Burak yavrumuzu maalesef orada şehit ediyorlar. Burak Can’ın elinde sapan yoktu, Burak Can’ın elinde silah yoktu, sadece evinin önünde olan bu yavruyu orada şehit ediyorlar ve sokakta toplanan kovan sayısı 42, 42. Bunlar bu teröristlerle el ele iş tutuyorlar. Ve o yavrumuzu öldürenler işte Kılıçdaroğlu’nun gayri resmi, illegal cellatlarıdır, bunu böyle biliniz. Evet, illegal cellatları.

Kardeşlerim ve Burak Can’ın babası ortam iyice gerilmesin diye kalkıyor İstanbul-Kasımpaşa’daki o cenaze namazından sonra alıyor yavrusunu Giresun Alucra’ya götürüyor memleketlerine, orada defnediyor, bu da baba, bu da baba. Ama bu kalkıp da öyle bir beyanda bulunmuyor. Ülkem gerilmesin diyor, vatan sağ olsun diyor, ben bu acıya katlanacağım diyor. Buyur. Kim gerilimden yana, kim barıştan yana? Bakın şu anda o olayda Burak Can gidiyor, iki tane yaralı var, bir tanesi çıktı, bir diğeri ağır yaralı. Rabbim şifalar versin, durumu kötü.

Tunceli’de aynı şekilde bir polisimiz sokak olayları neticesinde 30 yaşında, daha 8 ay oldu evleneli ve bu yavrumuz da, bu polisimiz de maalesef bu olaylar içerisinde şehit oluyor.

Çevreye, dükkanlara, esnafa yine zarar verdiler. MHP çıkmış, bu militanları teşvik eden mesajlar veriyor. CHP zaten rant devşirmeye çalışıyor. Holding patronları böyle, hepsi el ele. Malum medya manşetlerinden adeta kan döküyor, kan, kin fışkırtıyor. Sanmayın ki bunlar bir çocuğun cenazesi için bir araya geldiler. Hayır, bunlar maşa, Türkiye’yi, ekonomiyi, huzuru, çözüm sürecini yıpratmak isteyenlerin maşası bunlar.

Kardeşlerim, bakın ben burada bir şeyi açık açık söyleyeceğim; Reyhanlı’da biliyorsunuz bir patlama oldu, 53 masum vatandaşımızı kaybettik. Olayı Emniyet ve İstihbarat birimlerimiz araştırdı. Ne çıktı biliyor musunuz? Patlamanın emrini verenler CHP Heyetini Suriye’ye, zalim Esad’a götüren kişiler çıktı. Olayın içinde CHP’ye yakın kişiler var, olayın içinde CHP milletvekillerinin akrabaları var. Olayın içinde CHP’li medya var. Günlerce sorduk, bunu izah edin; çıt çıkmadı. Yetmedi, bu CHP bütün dünyada terörist bilinen, Türkiye’de kanlı eylemler yapan silahlı terör örgütünü teşvik etti. Suratlarına çarptık. Bugüne kadar tek kelime söylemediler. Bu silahlı terör örgütünü daha hala eleştiremediler, kınamadılar. Bu nedir Allah aşkına? Ey Gaziantep soruyorum, bu nedir? Türkiye düşmanı Esad’la kol kola gezeceksin, devlet düşmanı terör örgütlerine kol kanat gereceksin, Milli Güvenliği tehdit eden Pensilvanya’nın dizinin dibine oturacaksın, sokakları tahrik edeceksin, Alevi-Sünni çatışmasını, kardeş kavgasını körükleyeceksin, sonra hiçbir şey olmamış gibi yüzsüzce, pişkince ortalıkta dolaşacaksın.

Kardeşlerim, buradan bir şey daha soruyorum; bakın bu Pensilvanya’daki zat, çok önemli burası; bir tane Filistinli çocuk için gözyaşı dökmedi, dökemez. Patronları zaten buna izin vermez. Bir tane Mısırlı Suriyeli çocuk için gözyaşı dökmedi. Mavi Marmara şehitleri için gözyaşı dökmedi, hatta ruhlarını muazzep etti. Şimdi kalkmış oradan buraya, hem de mezhep ayrımcılığını körükleyen, sokakları tahrik eden taziye mesajları gönderiyor; yazıklar olsun sana. Aynını MHP Yönetimi yapıyor, onlara da yazıklar olsun. O Pensilvanya, o MHP şimdi gitsinler de İstanbul’da katledilen Burak kardeşimizin hesabını versinler, gitsinler de kendi Tunceli Milletvekillerinin attıkları alçakça tweet’lerin hesabını versinler.

Hiç merak etmeyin, biz bu ülkeyi sokakta bulmadık. Bu sokak, vandallara teslim edilmez. Gaziantep kaygısız ol, kaygısız ol Gaziantep, biz bunun hesabını soracağız, sen hiç merak etme. Başını asla yere eğmeyeceksin. Ümitsiz olma, bunun hesabını 30 Mart’ta inşallah soracağız.

Sevgili Gaziantepliler, 11 yılda biz Gaziantep’e ne kadar yatırım yaptık biliyor musunuz? 12,5 katrilyon, 12,5 katrilyon. Yani, her yıl ortalama 1 katrilyon 100 trilyon yatırım yaptık Gaziantep’e. Niye? Gaziantep bizi sevdi, biz de Gaziantep’i seviyoruz. Yeterli mi? Değil. Daha yapacağımız çok iş var. Ve sevgili kardeşlerim, sadece İller Bankası olarak 3 katrilyon 100 trilyon yatırım. Ulaştırma ve haberleşme olarak yaklaşık 2 katrilyon. Değerli kardeşlerim, bununla kalmadık, orman ve su işlerinde 1,5 katrilyon. Eğitimde 1,3 katrilyon. Orman ve su işlerinde 1,4 katrilyon. Aile ve sosyal politikalarda 936 trilyon. TOKİ’de 1 katrilyon. Gıda ve tarımda 744 trilyon. Sağlıkta 351 trilyon yatırım yaptık.

Kardeşlerim, bizler eser siyaseti yapıyoruz, ama diğerleri ya gerilim, ya hakaret, bundan öte bir şey yaptıkları yok. Bakın şimdi Gaziantep’te kardeşlerim eğitimde 6092 yeni derslik inşa ettik. Okullarımızda 14 bin bilgisayar gönderdik. Şimdi tabii hepsinden öte Gaziantep’e evet eğitimde attığımız bu adımların yanında inşallah biliyorsunuz FATİH Projesiyle etkileşimli tahtalar monte ediliyor. 1646 sınıfa etkileşimli tahta yerleştirdik. 689 adet tablet bilgisayarı dağıttık. Türkiye genelinde 163 bin. İnşallah bu ay içinde 675 bin adet daha tablet bilgisayarı öğrencilerimizle buluşturuyoruz.

Kardeşlerim, şimdi yavrularımız kitaplarını ücretsiz alıyor değil mi? Bir sıkıntı yok elhamdülillah. Ve burslar noktasında biz gelmeden önce 45 lira burs alınıyordu. Şimdi 300 lira burs, 200 lira da beslenme yardımı veriyoruz. Bakın üç tane üniversite var Gaziantep’te, nereden nereye geldik. Biz geldiğimizde 76 üniversite vardı Türkiye’de, 99 ilave ettik, şimdi 175 üniversite var.

Kardeşlerim, sağlıkta önemli adımlar attık ve en önemlisi çok önemli yatırımları Gaziantep aldı. Şu anda Gaziantep’te biz geldiğimizde 12 hastane vardı şimdi 24’e ulaştık. Hastane yatak sayısı 2154’tü, şimdi 4442’ye çıktı. Kardeşlerim ve şimdi Gaziantep tabii en önemlisi, şehir hastanesine kavuşuyor. Şehir hastanesi, 7 hastaneden oluşacak. Hastaneye girdiğiniz zaman her şey orada hallolacak, orada bitecek, tamam?

Toplu konutta 12506 konut inşa ettik, hak sahiplerine teslim ettik. Ve geleneksel mimariye mümkün olduğunca dikkat ettik. Adalet sarayları inşa ettik. Gaziantep, İslahiye ve Nizip adalet saraylarını bitirdik, ilimize kazandırdık.

Ve Gaziantep’te 2002’ye kadar 116 kilometre bölünmüş yol vardı, biz 230 kilometre bölünmüş yol yaptık, 346 kilometreye çıktık. Gaziantep ilimizin Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Kilis ve Osmaniye’yle olan karayolu bağlantılarını bölünmüş yollarla artık çözdük.

Kardeşlerim, 196 kilometre uzunluğundaki Gaziantep-Hatay Karayolu bağlantısının 183 kilometresini bölünmüş yol olarak tamamladık. Kalan 13 kilometrelik kesimini de bu yıl içinde inşallah tamamladık bitiriyoruz. Kardeşlerim, 150 kilometre uzunluğundaki Adıyaman Karayolu bağlantısının 107 kilometresini de bölünmüş yol olarak tamamladık. Kalan 43 kilometreyi de inşallah önümüzdeki yıl ve 2016 bitiriyoruz.

Gaziantep-Şanlıurfa Otoyolu, Gaziantep Çevre Yolu kesimini, Gaziantep-Birecik kesimini otoyol standardında yaptık. Kardeşlerim, Kahramanmaraş-Narlı-Gaziantep Yolunun büyük çoğunluğunu da tamamladık. Uzunluğu 45 kilometre olan Nurdağı-İslahiye-Hassa Yolunun 32 kilometresini de bölünmüş yol olarak tamamladık, kalan kısmını 2015’te bitiriyoruz. Dutlu Köprülü Kavşağın da çalışmaları süratle devam ediyor, bu yıl içinde bitireceğiz. Başpınar kavşağı ve Şehirgösteren kavşağındaki çalışmalar bu yıl içinde tamamlıyoruz.

Kardeşlerim, Gaziantep’in demiryollarını ülkemizde üreterek adeta sıfırdan yapmışçasına yeniledik. Sadece yolları değil yol üzerinde bulunan gar ve istasyonları da aslına uygun yeniledik.

Kardeşlerim, Gaziantep Havalimanında yolcu neydi biliyor musunuz? 2003 yılında 223 bindi, bu çok önemli, 223 bin. Şimdi ne oldu biliyor musunuz? Kardeşlerim, 1 milyon 443 bin. Havalimanı dış hat yolcu trafiğine açıldı.

GAP illerimizden biri olan Gaziantep’te 12 yılda büyük sulama projelerini hayata geçirdik. 160 bin dönüm araziyi sulamaya açtık. Kayacık Barajını hizmete aldık. Sacır Suyu üzerindeki Doğanpınar Barajının yapımına başladık. Kayacık ve Doğanpınar Barajı ile Gaziantep ve Kilis ovalarındaki toplam 200 bin dönüm araziyi suya kavuşturacağız.

Bitmedi, Gaziantep’in hasretle beklediği Ardıl Barajının da temelini attık. Ardıl Barajı ile de Araban Ovasında 26 bin dönüm arazinin sulamasını sağlayacağız. Bütün bu sulama projeleriyle Gaziantep’te çiftçimizin geliri artacak, yüzü gülecek.

Geliyorum içme suyu meselesine. Gaziantep gibi büyük bir şehrimizin içme suyu sıkıntısı çekmesini asla kabul edemeyiz dedik, bu problemi çözmek için Adıyaman Göksun Çayı üzerinde Çetintepe Barajını yapıyoruz. Çetintepe Barajının temelini geçtiğimiz Eylül ayında attık, inşallah süratle tamamlayacağız.

Bir sanayi şehri olan ilimize merkez 4. Organize Sanayi Bölgesini ve Nizip Organize Sanayi Bölgesini kazandırdık. Organize Sanayi Bölgelerinde 2002 yılına kadar 53 bin kişi istihdam edilirken Hükümetlerimiz dönemlerinde ilave 47 bin 450 kişi daha istihdam edildi. İstihdam sayısı bugün 100.450 kişiye ulaştı.

Kardeşlerim, hizmet ve ticaret sektörlerinde KOBİ’lerin, KOSGEB desteklerinden yararlanmasının önünü açtık. Gaziantep’teki 6126 KOBİ ve girişimciye 45 trilyon hibe desteği verdik. 300 trilyon kredi sağladık.

Kardeşlerim, doğalgaza sizleri kavuşturduk mu? 2005 yılında. Artık modern bir yaşamı Gaziantep evlerinde yaşıyor mu? Yaşıyor. Dairelerinde her taraf sıcak mı? Mutfakta sıcak su var mı? Banyoda sıcak su var mı? Ne çileler çektiniz ya, o kömürlerle, o küllerle, o kokularla modern dünya ne istiyorsa biz onu yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz.

Kardeşlerim, şimdi TOKİ kanalıyla Gaziantep’imize 33 bin seyirci kapasiteli bir stadyum yapıyoruz, inşası sürüyor. 96 trilyon lira yatırım bedeli olan stadyumu inşallah 2015 yılı sonunda tamamlayıp gençliğimizin hizmetine vereceğiz.

Ve bildiğiniz gibi önceki gün Ulaştırma Bakanımız Konya-Karaman arası hızlı tren projesinin temelini Karaman’da attı. Bu hızlı tren nereye kadar geliyor biliyor musunuz? Gaziantep’e kadar geliyor. Hızlı tren, Karaman-Ulukışla-Mersin-Adana-Osmaniye güzergahını takip ederek Gaziantep’e kadar gelecek. Burada kalmayacak, Şanlıurfa-Mardin, devam ettik sınıra kadar ulaşacak. Bir de Gaziantep-Halep hızlı tren projesini de hazırlamıştık. İnşallah Suriye’de bu olaylar durulduğunda, orada akan kan durduğunda bu projeyi de hayata geçireceğiz. Tabii bir de Gaziray projemiz var. Türkiye’nin en özgün kent içi raylı sistem projelerinden biri Gaziantep’te yapılıyor. 18 kilometrelik 4 hatlı, 7 kilometrelik 5 hatlı modern banliyö sistemini kurmak için bu yıl içerisinde ihaleye çıkıyoruz. Devam eden demiryolu projelerinin tutarı 3 katrilyon 200 trilyondur.

Değerli kardeşlerim, Türkiye’de inşallah Gaziantep her yönüyle bir örnek olacak. İnşallah vakıflar aracılığıyla 96 eserde restorasyon yaptık. Bunları tek tek anlatacak değilim. Nizip Molla Ahmet Camiinden, Gaziantep Bostancı Camiine, Şehitkamil Sarp Köy Camiinden Gaziantep Salihağa Çeşmesine kadar medeniyet tarihimizin en güzide eserlerini yeniden ihya ettik. İşte Zeugma’yı biliyorsunuz, Zeugma’yı buraya kazandırdık, dünyaya açtık.

Şimdi Gaziantep’te bir kan değişimine ihtiyaç var dedik. Değerli yine çalışma arkadaşım, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanım ve Fatma Şahin kardeşimizle beraber inşallah bu yeni dönemi daha da taçlandıracağız. Asım kardeşimizden iki dönem burada verdiği hizmetler sebebiyle kendisine teşekkür ediyorum. O da inanıyorum ki tecrübesiyle, her şeyiyle Fatma kardeşime yardımcı olacak. Ve artık Gaziantep’e kadın eli değiyor. Merkezde biz varız, tabii şimdi Fatma kardeşimizi maalesef kaybediyoruz. 9 milletvekilimizden tabii 8’e düşüyoruz. Ama diyoruz ki, Gaziantep için bu feda olsun. Çünkü burada bir kadın eliyle neler yapılabileceğini göstermesi bakımından çok anlamlı. Ve göreceksiniz Gaziantep Hükümet yatırımlarımızla, yereldeki vizyon ve projelerle Türkiye’ye, dünyaya örnek olmaya devam edecek.

Unutmayın, 30 Mart çok önemli, 30 Mart Gaziantep ve Türkiye için çok önemli. Onun için bir kez daha Gaziantep’ten rekor bir netice bekliyoruz. Gaziantep’in Türkiye’ye örnek olmasını bekliyoruz.

Yolumuz, bahtımız açık olsun. Hazır mıyız? Öyle gür söyleyelim ki bütün Türkiye duysun. Tamam? Galiba yordum sizi, yorulmadık değil mi? Peki.

Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey Gaziantep’i hatırlatıyor, bana her şey Türkiye’yi hatırlatıyor.

Gününüz kutlu olsun. 30 Mart hayırlı olsun, Allah yar ve yardımcımız olsun.

Kalın sağlıcakla.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.